Tam Sürümü Görüntüle : Türk Ebru Sanatı..
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
Ebru yoğunlaştırılmış sıvı üzerine renklerin sınırsız değişimlerle birbirleriyle kucaklaşması, kaynaşması, dansetmesidir. Ebru Sanatını yüzyıllar boyu gizemli kılan, Sanatçıyı ebru teknesinin başında dünyanın bütün gizlerini, kaoslarını aşmaya iten; akıcı tekniği, daima dinamik, değişken, kendini aşan sonsuz teknikleri deneme fırsatı veren bir kağıt boyama Sanatı olan ebru, tezhib ve hat ile birlikte kitap sayfalarında, murakka kenarlarında, ciltlerde, yazı boşluklarında ve koltuklarında kullanılmakla birlikte günümüzde başlı başına bir sanat eseri olarak düşünülmekte ve sergilenmektedir.
Orta Asya Sanatı ve kağıt bezeme Sanatlarının en mühimlerinden biri olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek bugün için imkansızdır Böyle bir belgeden mahrumuz. Eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebruyu görmekteyiz. Yine eski bir murakkanın (albüm) içindeki yazı kıtalarının etrafında pervazlara yapıştırılmış ebru kağıtlarına da rastlamamız mümkündür Ancak, bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için ebruya dair bir belge sayılmaz. Çünkü böyle eski yazmalar bir kaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Tarihi en eski olan ebru kağıdı 962. H.(1554) yılına ait bir malik-i Deylemi yazısıdır. Yazı hafif ebru üzerine yazıldığı için yazı tarihinden ebru kağıdının tarihi öğrenilmiştir.
Ebru Sanatı batıda Türk Kağıdı veya Türk Mermer kağıdı adını almıştır. Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı (pupier marbre, marmar pupier, marbled paper..) demektedirler. Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu, bulut gibi manasına gelen Ebri kelimesi kullanılmıştır. Tarihimizde bilinen meşhur ebrucular, Ayasofya hatibi Mehmet Efendi, (Nisan 1773) Şeyh Sadık Efendi (11 Temmuz 1846), Hezarfen Edhem Efendi (1829-1904) Necmeddin Okyay (1883-1976)...
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
Ebruculukta Kullanılan Malzemeler
Boyalar: Eskiden beri ebruculukta toprak boya dediğimiz tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen madeni boyalarla, nebati asıllı bazı suda erimez boyalar kullanılmıştır.
Kitre Üstüne boya serpilecek suyun içine lüzucet (yapışkan bir koyuluk) vermek için kullanılan bitkisel zamk.
Sığır Ödü Kitreli suyun yüzeyindeki boyaların çökmeden yayılmasını temin için, Satıhta aktif (yüzde gerilim sağlayan) safra asitleri ihtiva eden hayvansal madde kullanılır Bozulmasına engel olmak üzere, öd suyu önceden kaynatılır ve bu şekilde saklanır.
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
Ebrunun Çeşitleri
Tarzı kadim (eski tarz) battal ebrusu, tarama ebrusu (gelgit ebrusu) , şal örneği, bülbül yuvası, somaki ebrusu, taraklı ebru (geniş taraklı ebru, ince taraklı ebru), hafif ebru, serpmeli ebru, kumlu ebru, kılçıklı ebru, hatip ebrusu ebrunun çeşitlerindendir.
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
Ebru' nun felsefesi
Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsanız; kırmızı, sarı, laciverd ve mavi renklerin en ilahi tonları ile, bulutlardan bir ebru'nun daha doğrusu ebri' nin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı *******de, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın, usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüanslarını serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte sanatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzellikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içinde Rabbine boyun kesen sanatkarın “benlik” ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o Zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata döner Ebru'cunun gönlü gibi Hz. Ali ne güzel buyurmuş “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün alem sende dürülüp bükülmüştür” Ebru bir düştür, bir özlemdir. Ona bakan her gözde yeni anlamlar kazanan bir akıştır.
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_calisirken.jpg
Ebru Ustasi Hikmet Barutcugil
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_gelincik.jpg
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_nasreddin.jpghttp://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_ebru.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_menekse.jpg
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_devinim.jpg
http://lightmillennium.org/spring01/image/balanyali_hb_cicek.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/01.jpg
http://abone.turk.net/oktayeres/05.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:07 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/05.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/02.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/04.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/06.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://abone.turk.net/oktayeres/08.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.istanbul.gov.tr/Modules/EKart/images/Cat5/big/ebru2.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b14.gif
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b15.gif
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b16.gif
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b13.gif
jockeя
02-14-2008, 07:08 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b12.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b10.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b9.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b8.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b7.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b6.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b5.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b4.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b3.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b2.gif
jockeя
02-14-2008, 07:09 PM
http://www.security.ece.orst.edu/koc/favorites/ebru/images/b1.gif
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
Ebru,Osmanlilarin en cok onem verdikleri Husn-i Hat'a (Guzel Yazi) yardimci bir sanattir. Kuran ve diger kitap ciltlerinin icinde yan kagidi olarak, ciltlerin disinda ve hatlarin tezhip yerine ebru ile suslenmesi amaci ile kullanilmistir.
Bir ara unutulmaya yuz tutmusken, bu gunlerde ozellikle hanimlarin hayli ilgi gosterdigi bir konu haline gelmis, kullanim alanini genisletmis, tek basina bir sanat olarak kabul gormeye baslamistir. Artik ebrulu camlar, kravatlar, perdeler, kumaslar yapildigi gibi, cesitli cicek desenleri, peyzajlar uc boyutlu intabai veren tablolar ve soyut resimlerle, daha ileri denemeler yapanlarin sayisi hizla artmaktadir.
Gunumuzde bu sanat icin kullanilan "Ebru" teriminin, Farsca "ebr", "ebri"den geldigi ileri surulur. Bulut, bulutumsu anlamindadir. Ancak "ab" ve "ru"nun, yani "su" ve "yuzey" kelimelerinin birlesmesi de isin tarifine uygun dusmektedir. Hangi kokten gelirse gelsin, su ustundeki boyalarin bir baska yuzeye alinmasiyla olusan ebru sanati, dunyanin bir cok yerinde "Turk Kagidi" olarak biliniyor ve "Turkish Marbled Paper",
"Turkisch Papier" diye isimlendiriliyor. Kiz cocuklarina cok yakisan bir ismin, bu kadar bizden olduguna farkina varmadigimiz gibi, su ustunde boyalar anlamina geldiginin de pek arastirilmadan benimsendigi kanisindayim.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
TEKNIK
Ilk basarilmasi gereken, boyalarin su ustunde kalmasini saglamaktir. Daha sonra renklerin birbirlerine nufuz etmeden dagilmamasi, en sonunda da su uzerinde meydana gelen-getirilen seklin kagit uzerine alinabilmesidir.
Bu islemin yapilmasi icin yurtdisinda cesitli kimyasal maddeler hazir olarak bulunmaktadir.
Ancak Turk ebrusu dedigimiz uslubun korunmasi ve ozelliklerin ortaya cikmasi icin bazi dikkat edilmesi gereken kosullari vardir. Bunlara tam anlamiyla uyulmasi halinde ebru mesakketli bir istir.
Soyle ki:
Ebrucu boyalarini kendi yapmalidir. Dag-tas dolasarak cesitli topraklar toplayip bunlari ezerek (eskiden Destseng=eltasi ile ezilirmis) kullanilacak hale getirmeli, deneme yanilma yolu ile daha uygun renkleri kendi bulmalidir.
Boyanin su uzerinde yuzerken dagilmamasi icin "sigir odu" kullanilmalidir. Sigir odu bulmak mezbahalardan ahbap edinmekle munkundur. Olur olmaz yerde satilmaz. Pis kokuludur. Muhafazasi zordur.
Boyalarin yuzebilmesi icin teknedeki suyun kivami, kitre ile saglanmalidir.
Ebrucu, boyalari tekneye atmaya yarayan firca ile sekillendirmelerde kullanilan taraklari da kendisi yapar.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
Tekneden alinan her kagit kabul edilmemelidir. Ozellikle zemin iyice doldurulmali bosluklar birakilmamalidir. Turk ebrusu uslubu ile yapilan kagitlarin yuzeyi kadifemsi bir goruntu ile digerlerinden ayrilirlar.
Ebrunun son ustalarindan Mustafa Duzgunman ebru ogrenmek isteyenleri yanina kabul etmedigi icin elestirilir. Ebruyu kolay bir sanat olarak gorenler coktur. Sonuc olarak "Su ustunde boyalar, aman beni ne guzel oyalar"
anlayisli ebrucu olmaya kalkan cok olmustur.
Bunlar bir tekne edindiklerinde hemen Mustafa Duzgunman'a kosuyorlardi. Merhum bu isin ne kadar mesakkatli (en iyi bu kelime ifade ediyor) oldugunu anlatmis olsa da iki uc ay icinde vazgecenleri bildiginden, biraz daha once baslayip birakanlara kizginligindan, biraz da yeni gelenin sebat kapasitesini bilemeyeceginden kolay kolay ogrenci kabul etmezdi.
Ancak olumunde iki ogrencisine elini vermistir. Alparslan Babaoglu ve Fuat Basar.
Ebrunun goruldugu kadar kolay olamadigi ve epey bir zaman emek istedigi ile ilgili su olayi anlatmak istiyorum:
Etiler'de bir ilkokulda 1988 yili sonunda Turk Kulturune Hizmet Vakfi'nin organize ettigi 4 aylik bir kurs verilmis, kurs ogretmenligini Nusret Hepgul ustlenmisti. Bu kurstan 67 ogrenci istifade etmis, hatta aralarinda salt ebru yapip satan dukkanlar acanlar bile olmustur. "Biz artik ebruyu tam anlamiyla ogrendik" diyorlardi. Isi sevenler ebru yapmaya devam ettiler. Bir kismi da birakti.
Aradan alti,yedi ay gectikten sonra Sultanahmet'teki Caferaga Medresesi'nde Nusret Hepgul eski ogrencilerine bir ust kurs verecegini duyurdu. Yirmiye yakin ogrenci grubu uc aylik kursa devam ettiler.
Bu kurs sonrasinda acilan sergiye gittigimizde cok degisik ve guzel yeni ebrular izlerken, hemen butun kursiyerlerin bir istegine tanik oluyorduk: Yeni bir kurs.
Soyle diyorlardi: "Biz ilk kurstan sonra ne kadar cok sey ogrendik diye seviniyor ve ovunuyorduk. Ancak bir ikinci kurs sonrasinda ne kadar az sey biliyormusuz. Simdi bilmediklerimizi fark edebilme noktasina geldik. Ne olur! Yeni bir kurs daha duzenleyin".
Istedikleri gerceklesmedi ama, bu ebru tutkunlari, kendi aralarinda meydana gelen dostluklari ile bir topluluk olusturdular. Yaptiklari ebrulari her ay bir veya iki kez bir araya gelerek birbirlerine gosterdiler. Uyguladiklari teknik ve yenilikleri arkadaslariyla tartisarak paylastilar. Bu grup calismalarina devam etmektedir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
Su ustundeki boyalarin kagida alinmasi ile olusan bu sanatin eski uygulayicilari, ebruda ilahi bir nitelik aramislardir. Cunku her hazirlanan tekneden, her zaman ebru almak munkun olmamaktadir. Eger ortam uygun degilse ya da kivam tutmamissa, boyalar yuzmeyecek birbirlerine karisacak, dagilacak, kagida alinan boyalar sekiller olusturmayacaktir.
Hava sicakligi, nem orani bile nemlidir. Ancak tum kosullar uygun oldugunda ebru vermeye baslayacaktir tekne.
Ve her ortaya cikan ebru, bir oncekinden veye bir sonrakinden farkli olacaktir. Iste bu zorluklar ve ozellikler yuzunden ebru, "ustun bir gucun izni ile gerceklesebilir" izleniminin edinilmesine neden oluyordu. Bugun bile battal ebru, yani hic mudahale edilmemis olan sekli, boyle dusunenler icin daha saygin, daha makbul addedilir.
EBRU CESITLERI
Ebru icin ozel tekne yapilir. Kullanilacak kagidin buyuklugu tekne icin olcu kabul edilir.
Teknedeki su, kitre ile istenilen kivama getirilir. Sigir oduilave edilerek suyun ustunde yuzmesi saglanan boyalar, ozel fircalarla suya serpilir. Teknenin icine yatirilan kagit meydana gelen sekilleri emerek uzerine alir. Iste "ebru" veya "ebrulu kagit" boylece olusur.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
ESKI VE YENI EBRU USTALARI
Kitap ciltlerine yan kagidi olarak yapilan ebru cesitli ustalarin sabirla
gelistirdikleri sekil ve usullerle gunumuzde uc boyutlu resimlerin yapildigi bir sanat haline geldi.
Akbank yayinlari arasinda cikan "Turk Sanatinda Ebru" adli kitabin yazari unlu hat uzmani Ugur Derman'in kitabindan edindigimiz bilgilere gore ismen tespit edilen onemli ustalar sirasiyle soyle: Sebek Mehmed Efendi (ol.1608'deen once), Hatip Mehmed Efendi (ol. 1773), Seyh Sadik Efendi (ol. 1846), Seyh Ibrahim Efendi (1829-1904), Sami Efendi (1838-1912), Hezarfu Necmeddin Okyay (1883-1976), Abdulkadir Kadri Efendi (1875-1942), Sami Okyay (1910-1933), Sacit Okyay (1915-?).
Bilinen en eski usta Sebek Mehmed Efendi, "Tertibi Risalei Ebri" isimli kitabiyla ebru yapimini vesika haline getiren kisidir. Ayasofya Camii'nin hatibi oldugu icin "Hatip"on adiyla anilan Mehmed Efendi'nin ic ice renklerle buyuk nokta ve yildiz benzeri sekillerler meydana getirdigi ebrulara bugun "Hatip Ebrusu" denir. Daha sonra Uskudar'da Ozbekler Dergahi olarak bilinen tekkenin ebruculukta onemli bir yeri olmustur. Seyh Sadik Efendi ile baslayan ebruculuk Necmeddin Okyayin yegeni Mustafa Duzgunman'a kadar bu dergahin devam ettirdigi bir sanat olmustur.
Ozbekler Tekkesinin seyhi Sadik Efendi iki ogluna da ebru ogretmis. (Nazif ve Ibrahim Edhem). Ibrahim Edhem efendi babasindan sonra tekkenin seyhi oldugu gibi guzel sanatlardaki basarisiyla "Hezarfen" sifatina hak kazanmis, ebrunun da buyuk ustalarindan biri olmustur.
Edhem Efendi'nin arkadasi Sami Efendi ve ograncisi Aziz Efendi (o da seyh olmustur) den sonra ebrunun buyuk ismi Necmeddin Okyay gelir. Cicekli ebrularin babasi ve ustasidir.
Gunumuzde ebru sanatcilari arasinda en onemli isimleri soyle siralayabiliriz: Basta 12 Eylul 1990'da vefat eden Mustafa Duzgunman; sonra, Alparslan Baabaoglu, Fuat Basar, Sabri Mandiraci, Ankara'da yasayan ve girdigi yarismalarda birincilikler kazandiktan sonra Misir ve Avustralya'da sergiler acan Timucin Tanarslan, yurtdisinda yasamini ebru ile butunlestiren, cesitli kitaplar yazan ve hazirlayan, ebru teknigiyle resim yapan Nedim Sonmez, ebruyu hemen her malzemeye uygulayarak alanini genisleten Hikmet Barutcugil ve ebru alaninda arastirmalari suren ve cok onemli bir kolleksiyona sahip olan Emekli Albay Nusret Hepgul. bu sanatcilarla birlikte, Amerika'da yasayan ve ebruyu unlu neyzen Niyazi Sayin'dan ogrendigini ifade eden Feridun Ozgoren'i de saymak gerekir.
Halen ebru calismalarinda basarilarini gozledigimiz isimler ise sunlardir; Taskin Savas, Ufuk Isbasar, Nail Kesova, M. Sevket Eygi,
Aydin Gulan, Turan Turkmenoglu, Meliha Erdogan, Muzaffer Karasu, Beki Almelek, Sukriye Oylupinar, Nur Taviloglu, Ayse Furtun, Ahmet Coktan. Suphesiz, bu isimlerin disinda basarili ebrucular da vardir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
GUNUMUZUN UNLULERI
EBRU'NUN USTADI MUSTAFA DUZGUNMAN (1920-1990)
Uskudar'da dogup Uskudar'da hayata gozlerini
yumdu. Babadan kalma aktar dukkanini isleterek gecimini surdururken annesinin dayisi olan Necmeddin Okyay'dan ebru ve cilt sanatlarini ogrendi. Guzel Sanatlar Akademisi'ne misafir ogrenci olarak devam etmis; hem hocasi, hem dayisi olan Necmeddin Okyay'in gelistirdigi "cicekli ebrulari" daha ileri goturerek, ozellikle "papatya ve menekse"lerde cok guzel eserler vermistir. Yasadigi donemde butun ebrucularin "Pir" olarak kabul ettigi Duzgunman, klasik Turk ebrusunun en iyi sekilde yapilmasini arzu eder, yenilik kabul edilen denemeleri hos karsilamazdi.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
FUAT BASER
Mustafa Duzgunman'in yetistirdigi iki unlu ebrucudan biridir. (digeri Alparslan Babaoglu) 1953 Erzurum dogumludur. Hamid Aytac'in talebesi olmus, hattat olarak un yapmistir. 1981'den bu yana ebru yapan sanatci profesyonel olarak calismalarini surdurmekte cesitli materyaller uzerine ebru almaktadir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
ALPARSLAN BABAOGLU
1957 Ankara dogumludur. Elektronik yuksek muhendisi olan sanatci klasik Turk
ebrusunda cok basarili olmustur. Ozellikle cicekleri bir harikadir. Mustafa Duzgunman olmeden once "Alparslan benden daha iyi cicek yapiyor" demistir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
NUSRET HEPGUL
1920 Istanbul dogumludur. Emekli Dz. Albayi olan sanatci ebru tarihi arastirmasi, ebru ile ilgili kitap, risale ve dokuman arsivi, yabanci ve Turk ebrucularin kolleksiyonunu yapar. Istanbul'da pek cok ograncisi vardir. Meliha Erdogan, Muzaffer Karasu, Sukriye Oylupinar, Beki Almelek'in ve daha bir cok ebrucunun yetismesini saglamistir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
FERIDUN OZGOREN
1942 Istanbul dogumludur. 1973'ten beri Amerika'da yasiyor. 1981 yilinda ebruya basladi. Ustasi, Niyazi Sayin'dir. Buyuk boy kagitlara cesitli tekniklerde calismaktadir. Ozellikle Akkase denilen yazili ebrulari cok basarilidir.
TASKIN SAVAS
1947 Istanbul dogumludur. Muzisyen ve profesyonel ebrucudur. Sahaflar carsisinda ebru ticreti yapan sanatci ebruyu kumas ve "kece"ye uygulamistir.
jockeя
02-14-2008, 07:10 PM
NEDIM SONMEZ
1980 yilindan beri Almanya'da yasayan sanatci 1957 yilinda Havsa Edirne)'de dogmustur.
Istanbul Universitesi Isletme Fakultesi mezunudur. Sanatci esi ile birlikte ebru calismalarini surdurmektedir. Ebru teknigi ile resim yapan Sonmez, Almanya, Amerika, Isvicre ve Isvec'de sergiler acti. Ebru ile ucuncu boyut goruntuleri elde etmektedir. Esi Yvonne Jackie Sonmez'in kendine has cok guzel cicekli ebrulari vardir. Sonmez cifti ebru konulu bir kac kitap hazirlamis, kendi imkanlariyla bunlari yayinlamislardir. Yasamlarini ebru ile birlestirmis olan sanatci cift, ebru tarifi uzerine calismalarini surdurmektedir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
TIMUCIN TANARSLAN
1943 yilinda adan'da dogan Timucin Tanarslan 1981'de ebruya basladi. Mustafa duzgunman'dan "icazeti" bulunan sanatci 1986 ve 1987 yillarinda katildigi Kultur ve Turizm Bakanligi'nin Turk Sanatlari "Ebru" dalindaki yarismalarda ust uste birincilik kazandi. Misir'da Turk Sanatlari Kongresi'nde gosteri yaparak sergi acan sanatcinin, Avrupa'da da sergileri olmustur. Halen Ankara'da calismalarini surdurmektedir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
AHMET COKTAN
1962 yilinda Istanbul'da dogdu. Mustafa Duzgunman, Alparslan Babaoglu ve Fuat Basar'den ebru dersleri aldi. Caferaga Medresesi ve Istanbul Sanatlari Carsisi'nda iki yil ders verdi.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
NIYAZI SAYIN
Neyzen olarak un yapan Niyazi Sayin 1927 Istanbul dogumludur. Turk muziginin en usta ney yorumcusu olmasinin yaninda geleneksel sanatlarimizin bir cogu ile ilgilenmis ebru calismalarina Mustafa duzgunman'la baslamis yeni teknikler gelistirmistir. 1980-81 yillarinda A.B.D.'de Washington Universitesi'nde Turk muzigi ve ney dersleri verirken Amerikalilara
Turk ebrusunu tanitan calismalari olmustur. Feridun Ozgoren'in hocasidir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
HIKMET BARUTCUGIL
Guzel Sanatlar Akademisi Uygulamali Endustri Sanatlari Yuksek Okulu mezunudur. Unlu hattat ve cilt sanatkari Prof. Emin Barin'in tesvikiyle ebruya baslayan Barutcugil, halen ebru sanatini profesyonelce degerlendirebilen bir sanatcidir. Cesitli teknikler denemektedir. Otellere perdeler, elbiselik kumaslar, kravatlar yapmis bunlarin yaninda Kutahyali cini ustasi Sitki Olcar'la birlikte ebruyu ciniye uygulamis basarili olmuslardir. A.B.D., Kanada, Almanya, Avusturya, Isvicre ve daha bir cok ulkede ebru gosterileri yapmistir. Universitede dersler vermektedir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
Ebru yapımına başlanılmadan evvel yoğunluğu kitre ile artırılarak boza kıvamında bir su hazırlanır, tekne bu kitreli su ile doldurulur. Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) bulunabilir. Silme bir avuç veya tepeleme iki çorba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavasça (köpürtmeden) boşaltılır.
Ebruda toprak boyalar kullanılır. Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü ilave edilerek 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boya sulandırılmış toprağın öd asidiyle pişmesi ile elde edilir. 15 günlük bu bekleme süresinden elde edilen boya sulandırılarak kullanılır. Boyanın kitre üzerinde açılmaması durumunda (boyanın dağılmaması) bir miktar daha öd ilave edilerek yoğunluğu ayarlanır. Boyanın rengini açmak amacıyla su kullanılır.
Boyalar bu suyun üzerine fırçalar yahut metal çubuklar vasıtası ile ile serpiştirilir. Boyaların kitre üzerinde nasıl açılacağını bilemeyiz bu nedenle yapacağımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını bilemeyiz ancak neye benzeyeceğini tahmin edebiliriz. Kitre üzerine bırakılan boyalar çeşitli sivri uçlar(biz) ve taraklarla sekil verilerek, motifler çizilir. Daha sonra üzerine kağıt, kumaş, cam vs. serilir. Serilen nesne suyun üzerinden kaldıldığında hazırlanan deseni tamamen alır. Kullanılan malzeme temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
Böylece Ebru gerçekleştirilmiş olur. Ortaya çıkan bu iş tektir. Yeni bir Ebru için aynı işlemler tekrarlanır. Her seferinde farklı bir görüntü ortaya çıkar. Çünkü Ebru yapımında havanın sıcaklığı, nemi, kullanılan malzemenin birbiri ile uyumu ve ebru sanatçısının ruh hali, elektrik yükü alınan sonuçları etkiler. Teknede yer alan kitreli sudan yüzlerce ebru alınabilir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
Bellibaşlı bilinen ebru çeşitleri şu şekilde sınıflandırılabilir.
BATTAL EBRU : En basit ve en eski ebru çeşididir, tekneye atılan boyaların olduğu gibi kağıda geçirilmesiyle elde edilir.
GELGİT EBRU : Telin kitrenin üstündeki boyalara batırılıp sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru hareket ettirilmesi ile yapılır.
TARAKLI EBRU : Gelgit ebrunun tarakla soldan sağa doğru çekilmesiyle "Tarakli Ebru", diyagonal bir şekilde çizilmesiyle "Şal Ebru" , Sarmal biçimler verilmesiyle "Bülbül Yuvası Ebru" elde edilir.
SOMAKİ EBRU : Boyalara mermer görünümü verilerek yapılan ebrudur
HAFİF EBRU : Şal ebru ve taraklı ebrunun açık renklerle yapılanına denilmektedir.
HATİP EBRUSU : Kitreli suda hafif bir renk elde ettikten sonra iç içe damlatılan bir kaç renk damlatılan boyaların oluşturduğu daireler biz ile saga sola, yukarıya aşağıya dogru çekilip biçimlendirilmesiyle elde edilir. Bu biçimlere "Çarki Felek", "Yürek", "Taraklı Yürek" gibi adlar verilir. Hatip ebrusunun Ayasofya Camisi hatibi Mehmed Efendi (ö. 1773) bulmustur.
KUMLU EBRU : Teknedeki kitreli su bitmesine yakın kirlenir, boya kumlu bir görünüm alır bu kitreli su ile yapılan ebruya denilir.
ÇİÇEKLİ EBRU : Hafif bir zemin üzerinde telle(biz) lale, menekşe, karanfil, sümbül, gelincik, gül gibi çiçek desenleri oluşturularak yapılır. Ilk kez ünlü hattat ve ebru ustası Necmeddin Okyay yaptığı için çiçeklii ebruya "Necmeddin Ebrusu" da denir. Yapılışı çiçekli ebruya benzeyen ve genellikle küçük lale desenleri içeren "Koltuk Ebrusu", yazı kenarlarını süslemekte kullanılmaktadır.
ZEREFŞANLI EBRU : Herhangi bir ebrunun zeminine altın serpiştirilmesiyle elde edilir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
Ebru sanatının nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, ilk kez Çin, Türkistan ya da Hindistan'da yapıldığını ileri sürenler vardır. XI. yüzyıl sonlarında Türkiye'ye gelen tüccarlar, diplomatlar ve seyyahlar bu sanatı Avrupa'ya taşımışlar ve adına "Türk kağıdı" demişlerdir. İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere'de yaygın olarak kullanılmıştır.
Ebru, geleneksel bir Türk sanatıdır. Yoğunluğu artırılmış su hazırlanır. Boyalar bu suyun üzerinde yüzdürülür, çeşitli sivri uçlar ve taraklarla şekil verilip motifler çizilir. Daha sonra üzerine kağıt, kumaş cam vs. serilir. Serilen nesne suyun üzerinden kaldırıldığında hazırlanan deseni tamamen alır. Böylece ebru gerçekleştirilmiş olur. Yeni bir ebru için aynı işlemler tekrarlanır. Her seferinde farklı bir görüntü ortaya çıkar. Çünkü ebru yapımında havanın sıcaklığı, nemi, kullanılan malzemenin birbiriyle uyumu sonucu etkiler.
Kitre gibi kıvamlaştırıcı maddeler katılarak yoğunluğu artırılan suya serpilen boyalarla bir desen elde edilmesi, suyun üstüne kapatılan kağıda geçirilmesi ebru sanatıdır. Sözcüğün aslının "bulut gibi", "bulutumsu" anlamlarına gelen Farsça ‘ebri'den ya da ‘abru’ "su yüzü" sözcüğünden geldiği kabul edilir. Fransızlar bu desenlerin mermere benzeyen damarlarından ötürü ebruya ‘papier marbre’; İngilizler de ‘marbled paper’ adını verirler. Araplar ise ebru yerine, damarlı kağıt anlamına gelen ’varakü'l-mücezza’ sözcüğünü kullanırlar.
Osmanlı'da ebru sanatı, ilk zamanlarda resmi devlet belgeleri ve çeşitli anlaşmaların yazıldığı, özellikle ince desenli kağıtların zemin olarak tercih edildiği bir kullanım alanı bulmuştur. Bunun yapılmasındaki amaç, belge üzerinde tahrifatın önlenmeye çalışılmasıdır ki, bu da tıpkı günümüzdeki banknot ve çek defterlerindeki fon desenlerinin silinti girişimlerini belli etmesi mantığına uymaktadır.
Ebru sanatı, daha sonra İslam sanatları arasında önemli bir yer tutmuştur.Türkler, her konuda olduğu gibi, sanatın da hemen tüm dallarında "ilâhî" güzellikleri ifade etmeye çalışmışlardır. Mimaride, müzikte, süslemede hep mistik güzelliklerin arayışı içindedirler. O dönemde birçok tekkeler usta-çırak yöntemi ile öğrenci yetiştiren "sanat atölyeleri" haline gelmiştir. Mükemmellik derecesindeki birçok eserin altında, "derviş terbiyesi"nin verdiği alçak gönüllülük ile imza bile atılmamıştır.
Kuran-ı Kerim ile önem kazanan hattatlığı da, Türkler bir ana sanat dalı olarak kabul etmiş ve Arap alfabesine birçok yeni biçimler getirerek mükemmelliğe ulaştırmışlardır. Bu arada, yazıları süslemek için ebru kağıdını, zemin veya pervaz olarak kullanmışlardır. Bu kullanım alanı bize açıkça gösteriyor ki, Türkler ebruyu öncelikle bir sanat eseri olarak görmüşlerdir. Cilt işinde kullanılan renkli kağıt anlayışı, ikinci planda kalmıştır. Bu anlayış içinde, eskiden beri bir tablo gibi çerçevelenip duvara asılmıştır.
Ebru yapılırken kullanılan araçların başında "tekne" gelir. Teknedeki suya boyalar fırçalarla serpilir. Tekne boyundaki bir çıtanın üstüne bir sıra dikine teltaraklar çakılır, çeşitli aralıktaki taraklardan, "taraklı" adı verilen ebru türü elde edilir. "Hatip" ve "çiçekli" denen ebruları hazırlamak içinse tahta bir sapın ucuna tek bir tel geçirilir.
Ebruda her çeşit kağıt kullanılabilirse de, genellikle perle ya da birinci hamur kağıt yeğlenir. Renkli desenler, suda erimeyen toprak boyalarla elde edilir.
Billur ya da mermerden, "desteseng" (el taşı) adı verilen bir mermer parçası ile iyice ezilerek inceltilen boyalar ayrı kaplarda saklanır. Plaka ya da şerit halinde bir çeşit zamk olan "kitre", su ile karıştırılarak eritilir. Kitre yerine salep, keten tohumu, deniz kadayifi, hilbe de (boytohumu) kullanılır. Kitreli suya, üstünde boyanın dibe çökmeden dağılması, yayılması için "öd suyu" katılır. Bu iş için sığır ödü kullanılır. Ebrulu kağıdı düzeltmeye ve parlatmaya yarayan ve "mühre" adı verilen el presi de kullanılan araçlar arasındadır.
Malzemenin hazırlanmasından sonra, ilk etapta kitre su içinde erimeye bırakılır, ardından 1-2 kere süzülerek tekneye boşaltılır. Üstüne fırçayla boya serpilerek tel aracılığıyla istenen desenler oluşturulur. Kağıt, teknenin üstüne yatırılıp sudaki deseni üstüne alması için 10-15 saniye bekletiltikten sonra kaldırılır. Kağıt tekneye yatırıldıktan sonra suyla arasında hava boşluğu kaldığı görülürse, bu toplu iğneyle delinerek alınır.
Kitre: Anadolu, İran ve Türkistan dağlarında kendiliğinden yetişen ve "geven" adı verilen dikensi bir bitkinin gövdesinden elde edilir. Yaz aylarında çizilen dallarından akan süt, daha sonra kurur ve kemik rengi beyaz parçacıklar halinde toplanır. Sertliği olmayan su içinde iki gün bekletilir. İyice erimiş olan kitre, bez torbalardan süzülüp tekneye alınır.
Kitre, şifalı bitki olarak (boğaz ve mide hastalıklarında), kozmatik ve tekstil saniyiinde geniş ölçüde kullanılan bir maddedir.
Boya: Geleneksel yöntemde "toprak boya" diye adlandırılan ve metal oksitlerden elde edilen boyalar kullanılmaktadır. Türkiye, doğal renkler bakımından zengin bir ülkedir. Herhangi bir toprağı çamur haline getirip iyice süzdükten sonra (filtre edip) ezerek boya haline getirmek mümkündür.
Fırçalar: Ortası boş kalacak biçimde gül dalına sarılmış at kılından yapılmış fırçalar kullanılmaktadır. Gül dalı, küflenmeyi engellediği için tercih edilmektedir.
Değişik kalınlıkta ve uzunlukta fırçaların kullanılması ile, istenilen ölçüde tekneye boya koymak ve boyaları kontrol etmek mümkün olur.
Tekne: Yapılmak istenen kağıt boyundan birkaç santimetre daha büyük (kağıt ıslanınca şiştiği için bu gerekli), tahta veya herhangi bir metalden yapılmış 4-6cm derinliğinde kap kullanılır. Genellikle 35x50 veya 25x35 cm. boyutlarında kağıtlar kullanılır.
Su: Sertliği olmayan su tercih edilmelidir. Damıtılmış su en idealidir. Eskiden yağmur suyu kullanılırdı, fakat günümüzde, asit yağmurları sebebiyle tavsiye edilmemektedir.
Kağıt: İdeal kağıt, el ile yapılan ve emici özelliği fazla olan asitsiz kağıtlardır. Parlak veya laklı yüzeyi olmayan herhangi bir kağıt da rahatlıkla kullanılabilir. Kağıtların emici özelliğini artırmak için bir miktar şap eriyici kağıda sünger aracılığıyla sürülür. Böylece boyaların akması önlenmiş olur.
Öd: Ebru yapımını gerçekleştiren en önemli maddedir. Ebru yapan kişinin, ödü ve yaptığı işi çok iyi anlaması gerekmektedir. Aslında ebrunun sırrı "öd"dür
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
Öd başlıca şu görevleri yapar:
1. Yüzeysel gerilimi sağlar. Boyanın suyun yüzeyinde açılmasını gerçekleştirir. Aksi takdirde boyalar dibe çöker.
2. Renklerin birbirine karışmasını önler. Mesela; mavi ile sarı üst üste konsa ve karıştırılsa (ne kadar karıştırılırsa karıştırılsın) asla yeşil renk elde edilemez.
3. Boyanın kağıda yapışmasına yardımcı olur.
4. Aynı rengin tonlarını ve değişik büyüklükteki lekelerin elde edilmesi yine öd sayesinde gerçekleşir.
Ebruda çok değişik ve çeşitli desenler oluşturma imkanı vardır; "Battal Ebru", en basit ve en eski ebru çeşididir; tekneye atılan boyaların olduğu gibi kağıda geçirilmesiyle elde edilir.
"Gelgit ebru", telin kitrenin üstündeki boyalara batırılıp sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru hareket ettirilmesi ile yapılır. Gelgit ebrunun tarakla soldan sağa doğru çekilmesiyle "taraklı ebru", diyagonal çizilmesiyle "şal ebru", sarmal biçimler verilmesiyle "bülbül yuvası ebru" elde edilir. Mermer görünümü verilmiş ebruya "somaki ebru", şal ebru ve taraklı ebrunun açık renklerle yapılanına "hafif ebru" denir.
"Hatip ebrusu", kitreli suda hafif bir renk elde ettikten sonra iç içe damlatılan birkaç renk damlatılan boyaların oluşturduğu daireler telle sağa sola ,yukarıya aşağıya doğru çekilip biçimlendirilerek elde edilir. Bu biçimlere "çarkı felek", "yürek", "taraklı yürek" gibi adlar verilir.
Hatip ebrusunu, Ayasofya Camii hatibi Mehmed Efendi (Ö. 1773) bulmuştur. Teknedeki kitreli su bitmesine yakın kirlenir, boya kumlu bir görünüm alır; bununla yapılan ebruya "kumlu ebru" denir. Hafif bir zemin üstünde telli lale, menekşe, karanfil, sümbül, gelincik, gül gibi çiçek desenleri oluşturularak "çiçekli ebru" yapılır.
İlk kez ünlü hattat ve ebru ustası Necmeddin Okyay yaptığı için çiçekli ebruya "Necmeddin ebrusu" da denir. Yapılışı çiçekli ebruya benzeyen ve genellikle küçük lale desenleri içeren "koltuk ebrusu", yazı kenarlarını süslemekte kullanılır. Herhangi bir ebrunun zeminine altın serpilmesiyle "zerefşanlı ebru" elde edilir.
Ebru ciltçilikte ve hattatlıkta çok kullanılır. Bazen tek başına, bir tablo olarak da değerlendirilir.
jockeя
02-14-2008, 07:11 PM
Bu sanatın başlıca büyük ustaları;
Şebek (Ö. 1608'den önce),
Hatip Mehmed Efendi (Ö. 1773),
Şeyh Sadık Efendi (Ö. 1846),
Hezarfen Edhem Efendi (1829-1904),
Bekir Efendi (20.yy başları)
Necmeddin Okyay (1883-1976).
Necmeddin Okyay'ın oğulları Sami Okyay (1910-33) ve Sacid Okyay (Doğ. 1922)
Neyzen Niyazi Sayın (Doğ. 1927),
Mustafa Düzgünman (1921/1990)
Günümüzde ise Fuat Başer ve Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları öğretim üyesi Hikmet Barutcugil "barut ebrusu" ile ebruya yeni bir renk ve desen zevki getirmiştir
jockeя
02-14-2008, 07:12 PM
Ebru kelimesi farsça bulut anlamına gelen "Ebr"den gelir.
Türkçe su üzerine resim yapmak denebilir.Geniş ağızlı bir kap içerisinde belli ölçülerde hazırlanan "kitre" (çalıdan çıkarılan bir tür zamk) su karışımı üzerine serpilen özel toz boyaların, "biz" adı verilen ince bir çubukla şekillendirilmesiyle hazırlanan ebru deseni, üzerine yatırılan kağıda aktarılır.
Türkiye'de cilt sanatının yanı sıra, hat sanatında zemin ve pervaz olarak kullanılmıştır. Hat sanatının, sanat atölyelerinde çoğalmasıyla birlikte, fonda kullanılan bu desenli kağıdın da değeri artmış, çerçevelenecek kadar önemsenmiştir.
Çift Lale
http://img529.imageshack.us/img529/2634/iftlale17da.jpg
Çift Lale_2
http://img529.imageshack.us/img529/4145/iftlale2rq.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:12 PM
Gelincik
http://img529.imageshack.us/img529/8232/gelincik15ig.jpg
Gelincik_2
http://img529.imageshack.us/img529/3010/gelincik7yt.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:12 PM
Karanfil
http://img529.imageshack.us/img529/5469/karanfil17zx.jpg
Karanfil_2
http://img529.imageshack.us/img529/552/karanfil8kh.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:12 PM
Lale
http://img529.imageshack.us/img529/2454/lale12sm.jpg
Lale_2
http://img529.imageshack.us/img529/7135/lalekatzeriebru7up.jpg
jockeя
02-14-2008, 07:12 PM
Menekşe
http://img529.imageshack.us/img529/6056/meneke10rc.jpg
Menekşe_2
http://img529.imageshack.us/img529/3269/meneke23sr.jpg
vBulletin® v3.8.11, Copyright ©2000-2026, vBulletin Solutions Inc.