PDA

Tam Sürümü Görüntüle : Ünal Beşkese


Sayfa : [1] 2

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
('K) nın ardından şiirler;

Boyacıköy sırtlarında,salaş bir kırkahvesinde,can çekişen bir sonbahar güneşi altında ve inceden esen bir Boğaziçi rüzgârı eşliğinde,topal bir
tahta masa üzerinde titreyip duran bir bardak çayla paylaştım sensizliği;
öyle zor gitti ki,bilsen...
Kâh yalnızlığımı hissedip karamsar düşlere daldım,kâh ürperiverdim üşümüşcesine...
Oysa,bu rüzgâr,sadece senin saçlarını uçuştururdu hafiften,beni hiç
üşütmezdi ve bu güneş,daha bir parlak ışırdı seninle beraberken.
..........Neden yoksun ki? ....

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
(O) 'na

-I-

Kara bulutlar sarmışken âfâkını
Bir kıvılcım düştü Anadolu'mun taa bağrına.
Dağlar,etrafına dizildi,
Yeşillikler,altına serildi (O) 'nun,
Mavilikler üstüne
Ve havaya bir barut kokusu doldu,
Büyüdü o kıvılcım,ateş oldu,volkan oldu

-II-

Sonra,bir rüzgâr patladı İzmir'e doğru,
Önünde tezek dumanlarını sürükleyerek,
Ege'nin suları bulandı.
Ve rüzgâr erişti İzmir'e,
Gözlerini görünce,Ege,renginden utandı...

-III-

Bayraklar eğildi adımlarında,
Bir benim bayrağım yüceldikçe yüceliyordu;
Dünya,eğildi önünde,
Dünya,(O'na selâm durdu...

-IV-

Sonra,
Bir güneş grub etti Boğaz'ın sularında;
Mavi dalgalarında alev alev tutuştu deniz,
Bütün sahiller,kıpkızıl gözyaşına bulandı
Bir ay,bir yıldız beyaz kaldı.

-V-

Soluklarında yüceldik,
Bakışlarında ilerledik,
Gürleştik büsbütün,çatık kaşlarında,
Açık alnın,bize bir başka güven verdi.
Bir coştuk sesinde,hâlâ coşkunuz,
Sesin hep kulaklarımızda,
Hâlâ
Bakışların yolumuz...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
...Dün Gece

Hoş geldiniz,
Sefalar getirdiniz,
Bir huzur akşamıma
Güzellikler verdiniz.
Kızıl saçlarınızla,kızıl dudaklarınızla
Bir kızıl gül yaprağında titreyen bir jale gibiydiniz.
Mehtapla cilveleşirken koyda deniz,
Siz
Ayın ondördünden dudaklarıma düşen
Bir hâleydiniz.
Beni sarhoş ettiniz.
Keşke hiç bitmeseydi akşam,
Ve hiç gitmeseydiniz.

Dün gece
Mehtap ve siz
Ne kadar güzeldiniz...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
...Gurbet Mektupları-1-

Gurbet; neyden bir uzun nefes,
Her günbatışında hasret; turuncu ufuk,
Ve bir yaprak ucunda titreyen damladır yüreğim...
Yangınlarımı söndüren yağmurdu dudakların,
Dindi...
Her kanun taksimi; İstanbul
Ve İstanbul,sensin şimdi...

(28/06/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
2000 li Yıllar Masalı

Not; '2000'li yıllar,Türklerin şahlanışı.....'
'21.Yüzyıl,Adriyatik'ten Ortaasya'ya kadar....'
Turgut Özal(Başbakan-Cumhurbaşkanı)

Trenyolunun kenarında bir sürü otluyordu
Ve başında iri,beyaz bir köpek
-Aslan gibi yelelerine güvenerek-
Bekçilik yapıyordu.

Derken;
-Tıpkı medeniyet gibi-hızlı ve gürültülü bir tren
Geçmeye başladı yanıbaşlarından.
Köpek cesurdu,görevini biliyordu;
Gümbür gümbür yolunda koşarken tren
Köpek kızmıştı,ateş püskürüyordu
Ve trenyolunun hemen yanında
Bağıra bağıra koşup,treni kovalıyordu(!) .

Çok kısa sürdü kovalamaca,
Tren -medeniyet gibi hızlı ve gürültülü-.uzaklaşıp gitti.
Köpek yorgundu fakat mağrurdu;
'Korkuttum,kaçırdım onu' diye düşündü.
Gerçekten de haklıydı;
Tren çok hızlıydı ve o yavaş kalmıştı,
TRENİ KAÇIRMIŞTI...

(1991)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
27 Mayıs

Gökten üç armut düşmüş;
Birinin içi geçmiş,
Birisi çürük çıkmış,
Biri,ihtilâl yapmış...

(1960)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:57 PM
60 Yaş

60 Yaş; yüzümde derin çizgiler,
60 Yaş; gözümde sönmüş bir ışık,
60 Yaş; üstümde kara bir bulut,
60 Yaş; binlerce körelmiş umut...

Tek yönlü bir yola zorunlu giriş,
Karanlık tünelin gözüken ucu,
60 Yıl yaşanmış güzelliklerin
Ödenmesi şart olan birikmiş borcu.

60 Yaş; gelecek beklentisinin,
Umutların,hırsların tümden bitişi,
Yeşillikler içinde akan bir suyun
Bir çöle varışı ve tükenişi...

Geçmişin bugünü bölüştüğü yaş,
Aşkların,şefkate dönüştüğü yaş,
Şiir yazmakta bile haz duymadığım,
Beynime kurtların üşüştüğü yaş...

60 Yıl; dopdolu koca bir ömür,
Yücelere varan ulu bir söğüt...
Yazık ki geç kaldım ben anlamakta;
60 Yıl; yaşanmış altmışbin öğüt...

Her yüzü 'yek' olan hileli bir zar,
Kazancı olmayan hain bir kumar...
60 Yaş; durdurup bu pis oyunu
Gerçeği yüzümde patlatan şamar...

60 Yaş; bir çığ gibi çöküşü yaşlılığın,
Gözlerin kararması, bellerin bükülüşü
60 Yıldan yadigâr kalan birkaç tel saçın
Takvim yapraklarıyla beraber dökülüşü...

Yolculuk öncesi,savruk bir telâş,
Yorgun ve hayâlsiz, tükenmiş bir baş...
Ardımdan geliyor, bak,yavaş yavaş
Aç gözlü bir cellat gibi 60 yaş...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Ada Vapuru Gibi Olurdu Masam

Ada vapuru gibi olurdu masam;
Bir yanda çiçekçi Madam Marika ve eşi Yorgo,
Karşımda meyhaneci Aleko,
Bir yanımda Balıkçı Hüseyinle udu
Ve bir de sen vardın,masamın çiçeği gibi,
Yanıbaşımda oturur,
Bütün gece tek bir kadeh içerdin,
Başını omzuma dayar,gözlerini kapatır,
Sanki kendinden geçerdin...

Hep,açık-saçık fıkralar anlatırdı Marika
Ve sonunda Rum şuhluğuyla bir kahkaha atardı.
Hiç oralı olmazdı Yorgo,durmadan atıştırırdı,
Onu ancak iki şişe 'papazkarası' yatıştırırdı.
Alekonun rakı bardağı hep dolu dururdu,
Arada mezeleri tazeler,
Sonra karşıma otururdu
Ve armonikasıyla
Ya bir 'Fehmi Ege' tangosu
Ya da bir 'sirtaki' çalardı;
Ne düşünürdü bilmem ama
Çalarken hep gözleri dolardı.
Hüseyin'e 'Balıkçı' derlerdi ama
Udu,oltasından çok daha hünerliydi;
Hep üçüncü kadehte alıp eline
Mutlaka 'Selâhattin Pınar'dan başlardı;
'Ud ağlar mı' demeyin,udu ağlatırdı...
İşte, o zaman,şöyle bir dikilerek Yorgo
Osmanlı'dan kalma sesiyle
Ve hafif bir 'Adalı Rum' şivesiyle
Başladı mı,susardı tüm Ada,hattâ deniz;
'Bir bahâr akşamı rastlasdım size,
Sevinçli bir telâş içindeydiniz.
Uzaktan bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz? '

Seninle geçen o yaz,her akşam
Yemek üstüne içilen köpüklü kahve misâli
'Ada Vapuru' keyfindeydi masam...
Ah! ...Keşke hiç hatırlamasam...

Güz başlarıydı,
Bir sabah uyandığımda
Sanki vurgun yemiş gibiydi bütün Ada...
Çamlar boynunu bükmüş,
Dil,benden yüzünü gizler gibiydi utancından.
Marika'nın vitrininde sadece siyah güller vardı,
Yorgo henüz uyanmamış,
Aleko dükkânı açmamıştı.
Deniz, sanki başını taştan taşa vuruyordu,
Hüseyin'in teknesi,çaresiz
Sallanıp duruyordu.
Anladım; Ada öksüz,masam çiçeksiz kalmıştı,
..........Sen,gitmiştin...

Ben,o akşam
Ada Vapurumun cankurtaran sandalı gibi
Evimde kurdum masamı.
Ne Marika'nın kahkahalarını dinlemeyi,
Ne Hüseyin'in udu eşliğinde inlemeyi
Gözüm kesmemişti.
Kadehime rakı diye seni doldurdum,
Rakıma,su diye seni ekledim
Ve sen diye götürdüm kadehi dudaklarıma
Doldurup doldurup seni içtim sabaha kadar;
İçime ecelim gibi aktın.
Sabaha kadar durmadan haykırdım adını
Ve o bed sesimle mırıldandım;
'Nereden sevdim ah! Ben o zâlim kadını,
Bana zehretti hayatın tadını...'

Yıllar,yıllar geçti aradan;
Yorgo'nun vefatından sonra
Madam Marika,içine kapanmış,
Aleko,dükkânı kapatıp Ada'dan gitmişti
Yolsuz kalan Hüseyin,
Önce teknesini,sonunda udunu da satmıştı;
'Ada Vapurum' batmıştı....

Ben,şimödi
Yaz-kış,sabah-akşam demeden
Hep sahilde dolaşıyorum.
Çakıl taşlarıyla,yosunlarla konuşup
Bıkmadan,usanmadan tekrar tekrar
O yazın anılarını yaşıyorum.
Martılara,karabataklara,
Uzak sahillerden gelen dalgalara rüzgâra
Halâ,ümitle seni soruyorum.
Ve Yorgo'nun sesini taklide çalışıp
Bir şarkı tutturdum,gidiyorum.
Bu kez,bestekâr farklı,ama makam yine 'hüzün'
(Zaten,şarkıların hüznü Ada vapurundan hiç inmedi.)
'Yine bu yıl,Ada sensiz içime hiç sinmedi,
Dilde yalnız dolaştım hep,gözyaşlarım dinmedi...'

Oysa,bir zamanlar
Ada Vapuru gibi olurdu masam,
Keşke,hiç hatırlamasam...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Âfiyet Olsun

Aşkın katık olmasa
Bu haltları yer miydim? ...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Ak Saçlı Adam

Yağmurlarla geldi bana hep bahar,
Çatlamış bir toprak bırakıp gitti.
Mutluluk yağdıran nice sağnaklar,
Gönlümü,hep kurak bırakıp gitti.

'İlk sevgim','büyük aşk','son sevdam' derken,
İçimdeki kaynak tükendi erken...
Her sevgili,bir bir çekip giderken,
Ellerimi sıcak bırakıp gitti.

Anılar bir resim; soluk ve yırtık,
Sonbahar geçiyor,kış geldi artık.
Her çağım,bende boş,sevgiye açık
Özlemli bir kucak bırakıp gitti.

Birkaç dize kaldı yıllara sırdaş,
Bir masal bitiyor bak,yavaş yavaş!
Her sevda,gözümde iki damla yaş,
Saçlarımda bir ak bırakıp gitti.

(1993)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Akşam

O ışık perdesini derleyip üzerinden,
Bir karaltı kapladı suları,taa derinden.
Akşam,yine içime yokluğun gibi çöktü,
Akşam,yine içime ılık damlalar döktü...

(1959)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Akşam Günesim

Senin sevdanın yolu hem uzun hem de pek dar,
Taşırlar mı ki beni şu ihtiyar ayaklar? .
Vuslata varmak için daha nice mevsim var,
O kadar kalmasa da takvimimde yapraklar;

Yine de deli gönlüm,yâr diye seni seçsin;
Varsın şu kalan ömrüm seni sevmekle geçsin...


Ömrümü,akşam vakti bir pembe bulut sardı,
Âşık oldum rengine,sürüklendim peşinde.
İçinde neş’e,hüzün,sıcak bir sevgi vardı,
Sonra,sîman belirdi o akşam güneşinde.

Bırak akşamlar boyu,gönül,aşkını çeksin,
Varsın şu kalan ömrüm,seni sevmekle geçsin...


Sevdân,uzun bir cümle; sonunda hiç nokta yok,
O,yaşama bağlayan gücüm,umudum benim
Ve sen,canımdan parça,sevgiliden daha çok
Düşlerinde uçtuğum pembe bulutum benim...

Sevilirken şeytansın,severken bir meleksin,
Varsın,şu kalan ömrüm seni sevmekle geçsin.

(27/04/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Anılar

... 'Pazıl'ın parçaları gibidir tüm anılar
Birleşince,ortaya bütün bir yaşam çıkar'

Yerleşirler beynimizde,yüreğimizde
Ve onları her özlediğimizde
Beliriverirler bir anda
Gözkapaklarımızın ardında.

... 'Yıllanmış şarap gibi,yudum yudum içeriz,
Bir tatlı sarhoşlukla,kendimizden geçeriz....

'Geçen zaman geri gelmez' derler hep,
Oysa,yazık olmaz mı,şu kısacık ömürde
Güzellikleri bir kez yaşayıp bitirmek? ..
Anılarla mümkündür
Geçmiş zamanı bin kez bile geri getirmek...

... 'Bazen tebessüm eder,bazen sessiz ağlarlar;
Geçmiş yılları,dantel örer gibi bağlarlar...'

Birşeyler alabilmişsek yaşamdan
Ve birşeyler kalmışsa bize yaşanmışlıklardan,
Anılar,hep dolarlar kumbaraya;
Yaşadıkça artar birikimimiz,
Gerçekten zenginleşiriz.

... 'Geçmişin çiçek dolu bahçesinde gezilir,
Eski sevdalar,bir bir önümüze dizilir.'

'Bir sigara içişte,nice yıllar aşarız,
Ömrün kış mevsiminde,anılarla yaşarız! '

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Anne

Allaha mahsustur almadan vermek,
Bir de senin sevgin var buna örnek.
Kucağın,bana hep bir düğün-dernek,
Sevgin,dağı,taşı inletir anne!

Kavrulsam sıcakta,serin gölgeni,
Ne zaman daralsam bulurum seni.
İlâhî bir güçle korursun beni;
Duaların gökleri çınlatır anne!

Her zerremde senin bin emeğin var.
Dünyada başka kim böyle fedakâr?
Hangi büyük solist,hangi bestekâr
Senin sıcak ninnini dinletir anne? ...

Seninle kavuştum anadilime,
Değen ilk sıcaklık sendin elime.
ANNE! ...Bundan başka hangi kelime
Senin yüceliğini anlatıt anne? ...

(1973)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Ardıç'a akşam geliyor

('ARDIÇ',Karaburun'da,önünde Ege'nin,Midilli'ye kadar açık olduğu küçük ve şirin bir koy...)

Esmer güzeli bir akşam gelir Yunan Adalarından,
Ardında,gecemavisi tülden bir etek
Gibi,Ege'yi sürükleyerek...
Saçlarında,imbatlardan kalma iyot kokusu,
Alnında; eflâtundan mor'a dek
Bulutlardan kâkülü,rengârenk,
Ayaklarının altında yumuşak bir halı gibi
Sâkin ve mûnis dalgacıklar;
Ardıç Kumsalı'na
'Portofino' melodisiyle kavuşacaklar...

Ve Ardıç Sahili,
Yükselmeye başlayan ay'ın altında
Beyaz,pembe,kırmızı zakkumları,ardıç ağaçları,
Buram buram yasemin kokan havası
Ve ağustos böceklerinin hiç bitmeyen serenatları ile
Bir düğün evi gibi
Akşamı bekliyor;
Ardiç'a uzak sahillerden
Görkemli bir gelin gibi
Esmer güzeli bir akşam geliyor...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Ardından

Akşamdan kalma gönlüm,sarhoş belleğim,
İçimde sırça gibi anılar,
Kadeh kadeh içtiğimiz İstanbul akşamları...

Bir yer var içimde; akşamdan kalma,
Sarhoşluktan kalma,senden kalma;
Nefretle sevginin karıştığı yer,
Özlemin,içimde tutuştuğu yer...
Dudaklarım,ismine hasret,
Ellerimi geri ver,gözlerimi geri ver!

Bakma artık ardına
Ve çek sırça anılarını artık içimden,
Ben,seni sevdiğim kadar mahkûmdun sana!

Ben,böyle gerekli gereksiz şeyler yazar oldum.
Düşünür,dolaşırım,dolaşır düşünürüm seni.
Bakmam bile; mehtaplı mı,mehtapsız mı *******.
Her köşesinde İstanbul'un
Üstünde boyasız dudaklarının âşina kırmızısı canlı
Paramparça kadehler...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:58 PM
Asker

Yeşil bahçeler tüterdi gözlerinde
Bozkırlar gibi düşlerine girdiği zaman.
Nasıl içi titrerdi,her söz edişte
'Emmim kızı'diye yavuklusundan...

Her 'bizim oralar'dedikçe
Bir gülüş gelirdi yüzüne; nur gibi
V bir ak neş'eyle,bir ak ak sırıtırdı
Her izinden,terhisten bahsedildikçe...

Birgün,'cepheye gidiyorsun'dediler;
'Emmim kızı'derken kızaran yanakları
Bir başka kızarış kızardı,
Bir başka ak ak güldü ki
Bayrak gibi oldu yüzü;
Selâm durasım geldi...

(1957)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aslan Demokrasi

Bizim gibi düşünmeyenelr
Ya komünisttirler ya da gerici,
Hepsini asmalı...
Bize ters konuşanlar
Mutlaka bölücüdürler,
Hepsini kesmeli...

Asmalı,kesmeli,
Yağmasak da, esmeli...

Bize uyarsa “hak-hukuk” tur,
Uymazsa da “gak-guguk”tur...
Böylece çözülür sorunların hepsi;
Bir artıya,iki eksi,
Yaşasın demokrasi.....
(10/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Âşık oldum

İlk 'cemre' havaya,ikincisi toprağa
Ve sonuncusu suya düşer diye bilirdim.
Bu yıl hepsi birden yüreğime düştüler...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aşk Tablosu (Tuval'den)

Puslu bir İstanbul öğleden sonrası,
Beyhude satın alınmış güneşi uzakların,
Bir Madonna şarkısı;
Arenada bir matador,bir boğa ve kan kırmızısı
Dudakların...

Boğaz'ın lâcivert denizinde turuncu bir mavna,
Kenarda rızklarını paylaşan kediyle köpek,
Bir yaprak ucunda can çekişen yağmur damlası,
Derinden bir keman konçertosu rüzgârda,
Akşamın alkôl kokan nefesi,
Martı çığlıkları,şaha kalkmış bir at
Ve doymuş bir kadın sesi...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aşk

Biraz umut,biraz keder
Böyle gelmiş, böyle gider;
Hicran,sevenlere kader,
Vuslat,şarkılarda kalsın! ...

Aşkta bazen vefa olmaz;
Bir çiledir,kolay dolmaz.
Aşk hastası şifa bulmaz;
Varsın,can'ı canân alsın! ...

Leylâ,Mecnun,Kerem,Aslı
Hepsi mahzun,hepsi yaslı.
Aşk,şu ömrün hüzzam faslı,
İş ki,sazlar güzel çalsın...

(1998)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aşk Sahtekârı

Yalan doluydu gözleri,
Saçlarının dibinde yalanlar gizliydi.
Zehirli bir çiçek gibi
Günah dökülürdü mâsum bakışlarından,
Kalbinde,şeytanlar bir günah müziğine tempo tutardı,
Yalan kokardı solukları.

Kolları,
Düşlerini sarardı boynumda,
Parmakları,
Göğsümde yarım kalmış emellerini arardı.
Aldatışından sevinçli,gülerdi gözleri
Dudaklarıma uzanırken dudakları.

Kâkülü,
Çocukluğundan değil,
Bizans'ın meşhur bir kadınından kalma
Ve boşuna çekik değildi gözleri.
Bir dişi kedi gibi yatarken kucağımda
Omzumda pek masum sayılmazdı tırnakları.

Birgün,sakin bakışları gerginleşti,
Alt-üst oldu o masum yüz;
Ardındaki günah yüküne
İsyan etmişti gözkapakları.

O,simsiyah kalbinin altın boyası döküldü;
Aç bir sırtlan gibi,önüne gelene saldırabilirdi
Fakat,korkmuş bir kedi gibi,ardına bakamadı.
Nefretim,zehir edecekti İstanbul'u ona;
...............
Sessiz kaldı Aksaray sokakları...

(1962)


;

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aşkımız

Büyük lâflar gelmiyor içimden,
Büyük lâflardan değildi aşkımız;
Yeşil çayırlardandı,ağaç diplerindendi,
Denizin mavisinden,havanın kokusundan...
Ellerimizle değerdik; ılık,
Daraldıkça solurduk,
Öyle birşeydi...
Çocuksu bir şımarışla kaybederdik isteyerek
Ve sevinirdik bulunca.
Gel de anlat şimdi Boğaz vapurlarına
'Yağmur' de, 'çamur' de,
'O uzaklarda' de,
Kem-küm et gel de...

Ünal Beşkese (1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 04:59 PM
Aşkın Kanatları (Sevgi Bulutu)

Aşkın kanatları varmış,bilmezdim,
Takınca anladım
Ve sen
Sevgi dolu bir bulutmuşsun üzerimde,
Göklere çıkınca anladım.

Yağdır yağmurlarını üstüme,üstüme,
Yeşert şu kurumuş yüreği,
Damlaların gözpınarlarımda kalsın;
Ağlamam,gözlerimi sensiz bırakmamak için.
Boşalt sevgi sağnaklarını;
Sırılsıklam olayım varsın...

Fırtınalar,hep bana doğru getirsin seni;
Soluklarımda ciğerlerime dol,
Ölüm bile mutlu eder beni,inan,
İş ki
Ecelim sen ol.....


(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Avrupa Birliği

AK Partili Beylerbeyi haykırdı:'İlerle! '
Tüm yabancı talimat,yasalaşıp geçti kafilelerle.

Avrupa 'almam' diyor,yine de umutluyuz,
Kötü yola düşmüş gibiyiz,öpüldükçe(!) mutluyuz...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Ayrılık (1-1=0)

Gittin,bir boşluk kaldı içimde;
Senin biçiminde...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Babama

Not; Annelerin sevgi ve şevkat simgesi olarak bilinmesi,biraz da,babaların vakur vr özverili duruşlarından kaynaklanmaktadır...



Küçükken,seni hep bir ilâh gibi görürdüm,
Sen yanımda oldukça,hep kaygısız yürürdüm.

Sanırdım; dünyadaki en güçlü kollar sende,
Dilediğim her yere varan tüm yollar sende.

Herşeyi sen bilirdin,sen herşeyi görendin,
Evi koruyan sendin,ekmeği getirendin.

Annem kadar yumuşak olmasa da dokusu,
Bir başkaydı,unutmam,yanağının kokusu.

xxxxx

Sonra, biraz büyüdüm,erkek yanım oluştu,
Dudağımın üstüne esmer tüyler doluştu.

Ben toydum,ölçüsüzdüm,sen dengemizdin baba,
Ekmeğimiz,gücümüz,güvencemizdin baba!

Yorgun yaşında bile,yükü hep sen taşıdın,
Rahat edelim diye,ırgat gibi yaşadın.

En zor zamanlarında,bir destek veremedim,
Dede olmak zevkini bile,sana gösteremedim.

xxxxx

Çok geç anladım ama,her sözün bir kuralmış,
Her öğüdün içinde binlerce gerçek varmış.

Ne büyük mutlulukmuş o bayram sabahları,
Ve ne zormuş geç görmek işlenen günahları...

Ne vermem ki bir daha öpmek için elini,
Kokunu duymak için,sarmak için belini? ...

Her zor ânımda halâ yolunu gözlüyorum.
Babacığım! ..Seni çok,ama çok özlüyorum...

(14/06/1997)

YARIN 'BABALAR GÜNÜ' NUR İÇİNDE YAT BABAMM!

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Bağdat'ta Bahar

Bağdat'ta da çocuklar vardı önceden.
Gerçi onlar demokrasiyi bilmezdi,
Saddam şarkıları öğrenirken okullarında
Ölüm akıllarına bile gelmezdi.

Sonra,yüzyılın zebanisi acıdı onlara,
Bombalar dolusu demokrasi getirdi;
Ne okul,ne şarkı,ne ana,baba,kardeş,
Ne kadar dertleri(!) varsa bitirdi.

Bağdat'ta bu mevsimde önceleri
Kuş ve çocuk cıvıltıları dolardı bahçelere,
Şimdi,Vahşi Batı'dan gelme demokrasi(!) var.
Zulüm,herzamankinden çok,
Üstelik,Bağdat'ta bu ilkbahar
Kuşlar ve çocuklar yok...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Bana Geldiğin Zaman

Sen bana geldiğin zaman
Önce bahçemdeki çiçeklerin yüzü gülerdi,
Sonra kapının zili mutluluk şarkılarıyla çalardı
Ve ürkek adımlarla girerken içeri
Bir gülüşün vururdu yüzüne ışık gibi,
Kaldırıp başını uzatırdın dudaklarını
Dudaklarıma alışık gibi...

Önce, saçlarını koklardım doyasıya
Bir umutsuz özlemi dindirircesine,
Sarılır, bastırıdım seni göğsüme
Sıcaklığınla doldurmak için yüreğimi.
Gerçi, gözlerin halâ ürkek
Fakat sevgiyle bakarlardı, sanki sessizce gülerek...

Sonra, bir nisan yağmuru
Düşerdi yüreğimize bereket bereket,
Derken sağnak olurdu, tufan olurdu
Ve aşk coşardı damarlarımızda...
Şahlanan atlara hükmedemezdi dizginler;
Ellerim umutluydu, dudaklarım sarhoş,;
Sensiz geçen yıllarım için üzgünler...
Ve aşk coşardı damarlarımızda
On sekiz yaşında gibiydik
Bu kısacık rüyâlarımızda...

Odamın havasına kokun sinerdi
Ve dudaklarıma dudaklarının tadı,
Duvarlara, çıkmaz boyalarla işlenirdi
Yüzünde utanmanın kaybolduğu anların tabloları
Ve bastıkca acıtırdı yüreklerimizi
Yerlere dökülmüş günah kırıntıları...

Sen, hep geç kalmanın telâşında olurdun,
Ben sensiz kalmanın ölümcül acısında;
Gözlerim''gitme'' diye yalvarırdı
Anlardın,
Bir daha, bir daha...

Sonunda, ayrılık, bir cellât gibi dikilip başımıza
''Vakit tamam'' derdi;
''Gitme kal'' diyememek, içime taş gibi çökerdi.
Kapının önünde, son kez öperken saçlarını
Gözlerim yenik ve çâresiz bakardı
Ve saçların
Hüzün şiirleri kokardı...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Bari Sen Anla Beni (şarkı sözü niyetine)

Hiç düşürme dilinden, kendi şarkınla beni,
Eller anlamaz ama, bâri sen anla beni...
Yaşat hep yüreğinde, o hâtıranla beni,
Eller anlamaz ama, bâri sen anla beni...

Bir ümitsiz sevdâ ki,sürükler hep cânımı,
Bir tatlı dert ki sarmış, kaplamış her yanımı...
Bir kızıl saç dolanmış, zaptetmiş encâmımı,
Eller beni anlamaz, bâri sen anla beni...

Başımda esip durur şaşkın bir sevdâ yeli.
Okşar,okşar ruhumu hep o sevdânın eli.
Acep gönlüm mü deli,yoksa ben miyim deli?
Eller beni anlamaz,bari sen anla beni...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Bayram Çocuğu

Elâ bakışlar düşmüş yollara,
Toplaya toplaya,bak,sana geldim
Gülüşün çiçekler açmış dallara
Koklaya koklaya, bak,sana geldim

Bilmeceler kurdun,bilmeyim diye
Vuslatı tadıp da gülmeyim diye,
Hançerler savurdun gelmeyim diye;
Saplaya saplaya,bak,sana geldim.

Sevdân,yüreğimde yaşar,övünçle
Belki bilinçsizce,belki bilinçle...
Bir bayram çocuğu gibi,sevinçle
Hoplaya zıplaya,bak,sana geldim...

(14/08/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Ben

İnandığım doğrularım var;
Eğilip bükülsem de
Onları eğmem sonuna kadar.
Onlarla kazanmışım,
Onlarla kaybetmişim,
Yenmişim,yenilmişim
Fakat,gönlümden ve onurumdan
Hiç ödün vermemişim.

Doğulu yobazlığına da,
Batılı hokkabazlığına da
İtibar etmemişim,
İstanbullu çizgimi
Hiç değiştirmemişim.

Çiğ süt emmemişim,
Çiğ yememişim.
Çiğ yanım kalmamış pek.
Çünki,ben
CUMHURİYET ÇAĞINDA,
OSMANLI MUTFAĞINDA
KISIK ATEŞTE PİŞMİŞİM!

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:00 PM
Ben,Ençok Seni Sevdim

Ben ençok seni sevdim...
Gökyüzünün duru mavisini de
Denizlerin coşkun dalgalarını da sevdim,
İlkbaharın yağmur kokan havasını,
Sonbaharda bakır rengi yapraklardaki hüznü de sevdim.
Güneşin can katan sıcaklığını,
Karın bembeyaz saflığını
Tüm çiçekleri,kuşları sevdim.
Şiirleri sevdim,şarkıları sevdim
Yıllar sonra yeniden 'yaşamı' sevdim.
Fakat tüm bunları
Hep sende sevdim,seninle sevdim.
Çünki ben,en çok seni sevdim.

Sevdiğim her şey,sende bütünleşmişti,
Saf yüreğim,seni böyle hayâl etmişti.
Sonra sen,gerçekleri koyuverdin önüme
Üzüldüm,çünki gerçekler,düşlerimi delmişti...
Geç anladım;
Sevgim,
Yüreğine bir numara büyük gelmişti.

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Ben,Hüznü Sevdim

Siz,hiç hüzün meyvaları topladınız mı kurumuş dallardan,
Hiç hüzün yağdırdı mı bahar yağmurları,sizin bahçelerinize?
Ya da,hüzün şarkıları dinlediniz mi,
Kumsalda sönen dalgaların sesinden?
Hiç nem vurdu mu gözlerinize
Kırık bir telekle dökülmüş darılar yadigâr kalmış
Boş bir kuş kafesinden? ...

Ben,her akşamüstü,güneşle beraber kaybolurum
Hüzün rengi bulutların ardında,
Trenler,hasret kokan hüzünler taşır bana düdük düdük,
Sigaramın her nefesinde.hüzün çekerim çiğerlerime,
Hüzün kokar benim karanfillerim,güllerim,
Düşlerimde hep,hüznü okşar
Senin yanakların diye,ellerim...

Benim şiirlerimde,sevdâlarımda,gözlerimde hep hüzün var
Yüreğimi dağlar durur,sönmeyen bir kor gibi hüzün
Ve her hercâi menekşede
Bana bakan
Mahzun yüzün......

(09/05/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bendeniz

Ben;
Çocukluğumun uslu ev kedisi,
Gençliğimin haylaz üniversitelisi
Ve daha sonraların
Mühendis bozuntusu
Aile reisi...
Saçsız başlı,göbekli
Tembel emeklisi,
İstanbullu eskisi,
Torunlarıyla arkadaş
Şair müsveddesi..

Böylesine yozlaşmış olsa da günlerim,
Bunca yaşım boyunca sırrını öğrendiğim
Ve istediğim herşeyi yapabildiğim
Gizemli bir dünyam daha var benim;

Eski Beyoğlu güzelliğini özlerim bazen;
Cahide Sonku'yla birlikte Markiz'e giderim.
O.lâcivert şapkasının altından
Altın sarısı saçları dökülmüş,
Çayını yudumlarken,
Ben,
Bir düş âleminde,dalgın
Onu seyrederim...

Bazen,
Kadıköy vapurunun ardında
Kanat çırpmadan süzülen
Bembeyaz martılardan biri oluveririm.
Ya da,
Kuğugölü balesinde maystro olur,
Parmakları ucunda yükselirken balerinler,
Orkestrayı yönetirim.

Kâh,
Bir 'Hafız Burhan Bey gazeli' olurum;
Mehtaplı bir yaz gecesi
Boğazı
Bebek'ten Beylerbeyi'ne
Yıldızlar arasından seyrederek geçerim.
Kâh,
Rindlerin dünyasında,
Rübailer eşliğinde
Hayyam'la beraber içewrim.

Bazen,
Tertemiz ve buz gibi bir kar suyu olurum;
Coşar,köpürürüm yücelerden akarken
Ya da
Lâ Jakond'un tebessümü olurum
Dünyaya bakarken...

Bazen,titreyen bir çiğ damlası
Goncalarla dolu bir gül dalında,
Bazen yanık bir türkü
Garip bir çoban kavalında...

Gün olur,
Vistül boyunca
Leh kızlarına mutluluk taşıyan
Akıncıların bir süvarisi,
Gün olur,
Peşte'de
Tuna kıyılarında
Kulağıma takılıp kalmış
Bir çigan müziğinde
Keman sesi...

Bazen,
Dev dalgalar arasında
Fırtına bulutlarına meydan okuyan
Bir ahşap teknenin reisi,
Ya da
9 Eylül günü,İzmir'e varışta
Atatürk'e sunulan yorgunluk kahvesi...

Bir de,
Bir deli rüzgâr olurum bazen;
Sevgilisinin saçlarını
Özgürce öpüp okşarken
Hiçbirşeyden çekinmeyen
Ve...Hiç dinmeyen...

Ben,
Saçsız başlı,göbekli
Mühendis emeklisi,
Torunlarının arkadaşı
Ve mutlu dedesi,
Sahipsiz kedilerin,köpeklerin sevgilisi,
İstanbul'lu eskisi
Sigara tiryakisi
Bir şair müsveddesi
Ve
Hayâl dünyamın tek efendisi! ...

Ne isterim ki başka
Var mı benim gibisi? ....

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bilânço

Heveslerim vardı; içimde kaldı hep,
Sevgilerim vardı-yürekten-; tükendi.
Aşklarım vardı -delicesine-; bitti.
Sevdiklerim,sevenlerim vardı; hepsi gitti.

Düşlerimin hep en güzel yerinde uyandım,
Beklentilerimden -çok erken- kendim usandım.
Umutlarım vardı; kırıldı,
Doğru çizgilerim vardı; büküldü,
Gözyaşlarım vardı; döküldü.

Ömrümce hep
Gönlümün gösterdiği yönde yürüdüm;
Kaybettiğim çok oldu,fakat
Kaybederken de büyüdüm...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bilimin Ulaşamadığı Yer

İnsan kopyalayabildiniz.
Protez organlar imal ettiniz.
Belki,kalbin ve ciğerin bile
Sun'isini yapabilirsiniz.
Fakat siz
Hiç 'gönül' yaratabilir misiniz? ...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bir 'K' Vardı

İstanbul,yine seviştiğimiz günlerdeki gibi,biliyorum,
Güneşin rengindeki hüzün,benim kuruntum.
Bana öyle geliyor,yoksa neden ağlasın
Sabah akşam beraber gülüştüğümüz kuşlar? ..

Ben,ömrümün en güzel baharını yitirdim,
Sen,yeryüzündeki sevgilerin en umutlusunu.
Bir yol vardı; elele koşardık,
Bir ağaç vardı; her derdimizden anlar,
Bir yer vardı; karanlık mı karanlık
Koca şehrin ortasında biz bize kalırdık...

Sana 'Neden gittin? ' diyebilirim;
Gitmek benim hakkımdı biliyorsun
Ama ben gitmemeliydim;
Sen,'şiir yazamam' diyorsun...

Bakma böyle şeyler karaladığıma,
Sevmekten falan değil bu lâflar.
İstanbul'u sorarsan; eski hamam,eski tas,
Beni sorarsan...
Sorabilir misin ki? ...

Güvertede yıldızları seyrediyorum...
Her gece,bilsen kaç posta sokağından geçiyorum.
..........İnanma sakın,geçemem;
Geçememeye mahkûm edildim.
Bilmem,bilir misin,'utanmak' derler;
Benimki,kendi kendimden,
Seninki,bütün bu şehirden olsa gerek...

Güvertede yıldızları seyrediyorum...
Denizlerin dibine adını yazdım.
Adını yazdığım kuru değnekten
Aklıma ne geldi,bilir misin? ;
Ada'da sana kopardığım bahar açmış badem dalı...
Bütün bademlere,bütün baharlara ve sana
Lânet mi bilmem,birşey geldi aklıma.
Dibine adını yazdığım denizlerin üstüne
Katran gibi döktüm lânetimi,
Üstüne adını yazdım...

Sahil görünmez oldu artık,
Nereye baksam,o katranlanmış deniz.
Her soluğumda,katran kokusuyla karışık
-Utanıyorum taşımaya-sevginden bir iz...
Neden böyle öldüresiye dikleşti yokuşlar?

İstanbul,yine seviştiğimiz günlerdeki gibi,biliyorum,
Güneşin rengindeki hüzün benim kuruntum.
Bana öyle geliyor,yoksa neden ağlasın
Sabah akşam beraber gülüştüğümüz kuşlar? ...


(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bir aşk hikâyesi (Histoire d'un amour)

Odalar,yine karanlığında,
Yalnızlığınla beraber can çekişiyoruz.
Aynalar ağlamaklı,
Pikap boşuna dönüyor,
Bir zamanlar birlikte yaşadığımız
'Histoire d'un amour' sancılar içinde...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:01 PM
Bir Düş (Hayırdır İnşallah)

Üsküdar'da bir minare gölgesinde
Defne yaprakları topladım dün gece.
Etrafımda gri,yeşil lâleler
-Yeşil lâle olur mu,deli miyim ben? -
Yeşil lâleler yedim gözlerinden,
Çekirdeklerinden sana bir kolye yaptım,
Takamadım beyazlığına kıyıp göğsünün.
Sonra tramvaya bindim Üsküdar'dan,
Kaf Dağı'nda indim,
Doğru size geldim,
Parça parça ettim evinizi
Senin odanı bir anı olarak yanıma aldım.
Kaf Dağı'ndan denize daldım
Üçbin kulaç dipten seni çıkardım
-Balıklara göz ediyordun-
Güneşe serdim seni,
Saçını dudağımla kurladım,
Orucumu tuzla bozdum.
Sana hediyeler aldım Paris'ten,
Viyana'da operaya götürdüm;
Müzikten sıkıldın.
Seni odama getirdim;
Odamda iki tane sen oldun
İki tane sen! ...
Bayramım benim! ...
Seni soydum;
Mantonla kalıncaya kadar soydum.
Dışarıda yağmur vardı,
Damım akıyordu...
Seni koynuma aldım,
Koynumu öptüm,öptüm,öptüm...
...............
Minarenin gölgesi sırf ışıktandı,
Koynum defne kokuyordu...

(1960)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Ölüye

Beyaz yakışmaz sana,yanakların sarı mı?
Mâtem demek olmasın yüzündeki karanlık...
Kokusu bitmiş tenin,yeşili solmuş gözler,
Senin dudakların mı o beyaz şeyler? ...

Yeşil giy yeşil gözlüm,yeşersin yeşillikler!
Bir pembe gülüş gül ki,kızarsın yanakların!
Kalk o beyaz yataktan,
Kollarıma gel! ...
..................
Ben,'gel'derken,o gitti....

Aklımda hep o mâsum neş'esiyle gülüşün
Ve siyah kâkülünle içime dökülüşün,
Gözlerimin ucunda biriken tek damla yaş
Derdimle koyup beni,gidiyor yavaş yavaş...

Bir ömür verdim anılarına.
Anılar ki; her an duyduğum,düşündüğüm,yaşadığım...
Bir ömür vermişim sana çok mu,
Eline her deyişte ayrı bir ömür yaşadığım?

.....................
Belki hâlâ gözlerinde o ışık,
Belki hâlâ dudağında o gülüş,
Belki hâlâ ellerin öyle ılık....

(1954)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Ömür Yetmez

Kızıl saçlarını rüzgâr savurmuş,
Çıplak omuzları güneş kavurmuş,
Gurubun renkleri, yüzüne vurmuş;
Seni seyretmeye bir ömür yetmez.

Küsüşün, mum gibi söndürür beni,
Barışman,sevinçten öldürür beni.
Bir bûsen,deliye döndürür beni;
Onu beklemeye bir ömür yetmez.

Nazınla yaktığın zâlim *******,
İşveler,cilveler,daha niceler...
Cevabı olmayan zor bilmeceler;
Çalışsam çözmeye,bir ömür yetmez...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Pavyon Kızı'nın İlk Aşk Hikâyesi

Pavyon kızlarının en genci,en güzeli
İlk aşkını anlattı bana dün gece.
Dumanlıydı gözleri ve lîme lîmeydi dudakları,
Aralık kapıda mahmur bir ışık vardı- çekingen-içeri girmemeliydİ
Ve yüzünü gizleyerek anlatıyordu kız;
Lîme lîme dudaklarında çürükler vardı, görülmemeliydi.

Pavyon kılarının en güzeli
En güzel şarkısından daha güzel,
En güzel şarkısından daha nağmeli
Bir isim söyleyerek başladı hikâyesine.
Yemin ettim benden sır çıkmaz diye.
Baktım; o ismi her söylediği zaman
Bir dertli bulut gibi yoğuşuyordu gözlerindeki duman

Gözlerimle dinliyordum artık onu;
Sarı çiçeklerden bahsetti, güzel sözlerden.
Çürük dudaklarını ısıra ısıra
'Bırakmam seni demişti' diyordu,
Aşikâr... Seviyordu.

Uzunca sürdü hikâyesi,
Hem, hep aynı sözlerdendi belki;
'O gün' diyordu, 'bilemedim' diyordu,
Gözlerimle gördüm; sesi titriyordu.

Bir pavyon kızıydı o bugün,
Hem lîme lîmeydi dudakları,
Her gece satın alınabilirdi belki
Fakat, çürük dudakları arasında
Kutsal bir sır gibi saklayabiliyordu bir ismi;
Kötülükler, onu halâ yutmamıştı
Belliydi, unutmamıştı...

(1969)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Şarkı Söyle

Bembeyaz köpüklerinle dökül üzerime yücelerden,kar suyum,
Sen,susamışlığımsın sıcak yaz günlerimde,
Yanmışlığım,kavrulmuşluğumsun...

Sen,kabuk tutmamış yaralarısın yüreğimin
Uzat ellerini,okşa yumuşak yumuşak
İlâcım ol...

Baharda,çiçeklerle donanmış bir badem ağacından
Çiçek çiçek toplayım ellerini,gülüşünü,dudaklarını,
Varsın,yaz gelmesin...

Zifîri *******imde,gökyüzümde uçuşan beyaz atlarla gel bana,
Bırak,olmayacak şeyler isteyim senden; deli değilim,
Sadece,aklımı esir vermişim sana...

Ya da bir şarkı söyle uzaklardan,
İçinde aşk olsun,sen ol,varsın yalan da olsun
Buğulu sesinle söyle,doyumsuz,sonsuz
Ve sonra sus...

(18/05/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Vedâ Şiiri

Kâh dilimden hece hece,
Kâh gözümden damla damla akıttın
Yine de:bitmediydi sevgim;
Şimdi 'tamam' diyorsun,
Vedâ ediyorsun...

Nice sevdâ savaşından sağ çıkmış ihtiyar gönlüm
Esir mi olacak sandın? Şaşarım...
Gönlümü pençelemiş sevdânsa güvendiğin,
Al,git;
Ben, onsuz da yaşarım

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bir Yaz Gecesi Rüyası

Akşamın,eflâtundan menekşeye döndüğü zamanlar gelirdin,
Yudumlanmadan koklanan şarap kadehi gibi
Sarhoşluğun başlangıcıydı bu,bilirdim.
Ellerin hep 'haziran güneşi' gibi olurdu ellerimde,
Gözlerİn,kumsala vuran dalgalardı gözlerimde; vurup vurup çekilen...
Sesin çıkmaz mıydı,ben mi duymazdım
Ve bir sevdâ,haykırır,dururdu içimde...

.....'Mümkün mü unutmak güzelim,neydi o akşam...'

Ve yıldızlar sarhoş olmaya başlayınca
Ellerin.'temmuz'a dönerdi,dudakların bana...
Sarışın değildi vakit,esmer de değildi,
İnce bir rüzgâr kıpırdanırdı saçlarında,
Birtek onu tanırdım,kumraldı
Ve ne zâlim bir kumraldı hem...
Sesin yine duyulmazdı ama bilirdim; sevdâlıydı...

.....'Rüyâ gibi,hülyâ gibi bir şeydi o akşam...'

Gök,mor bulutlarını sererdi altımıza
Ve yıldızlarını dökerdi üzerimize,
Güller ve karanfiller,göğe doğru yükselir,
Sevgiyle sararlardı her yanımızı,
'Ağustos',ellerinde ısınırdı artık,
Sesin,rüzgâra mı karışırdı bilmem,yine duymazdım;
Rüzgâr,bir şarkıyla eserdi şimdi:

.....'İçtik kanarak,bir ezelî mey'di o akşam,
.....Rüya gibi,hülyâ gibi bir şeydi o akşam...'

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Birzamanlar İstanbul

İstanbul,İstanbul gibiydı o zamanlar;
Gökyüzü mavi,deniz maviydi,
İnsanlar,İstanbullu gibiydi.
Fıstık çamlı koruları,cumbalı konakları,
Sakaların,yoğurtçuların çıngırakları,
Yağlı boyalı görkemli köşkleri,dut ağaçlı sokakları,
Evlerin güller,karanfiller açan bahçeleri vardı.
...Ve sabahlar,limon kolonyası gibi manolya kokardı...

Gün batışında
Kızıl kiremitli damlardan aşağı
Hanımeli,akasya ve hüzün kokan akşamlar inerdi
Ve bir sokak fenerinin soluk ışığında
El-ayak çekilir,sesler dinerdi.
Sonra ağustos böceklerinin konseri başlar,
Arnavutkaldırımı sokaklarda eğri-büğrü,güngörmüş taşlar,
Bir pencereden; 'yurttan sesler' korosu,
Bir pencereden; közlenmiş çiroz kokusu,
Ve bir başka pencereden
Buram buram sessizlik sızardı.
Alman harbi daha yeni bitmişti,
Bir lira,dört mark'tı ve bir simit beş kuruş,
O zamanlar gazeteler bile hep güzel şeyler yazardı...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Biz; Tanrının Yaramaz Çocukları

Gerçekler,Güneş gibi doğar her günümüze;
İstemez,karanlıkta kördüğümler sararız.
Tanrı,koca bir umman koymuş da önümüze,
Biz,yine mutluluğu sığ sularda ararız.

Bazen sahte zevklere aldanırız,kanarız,
Bazen helâli teper,haram aşa banarız.
Bazen deymez şeylere üzülürüz,yanarız;
Hayatın değerini,kaybederken anlarız.

Zamanı ziyan eder,istemeyiz kaybolsun;
Biz boşa akıtalım,o,gelsin,yine dolsun.
Herşeyin en güzeli,kolayca bizim olsun.
İlm'e bile, hep bunun bir yolunu sorarız.

İsteriz,her koşulda keyfimizi bulalım;
Güneş ısıtsın ama,biz gölgede kalalım,
Kar yağsın lâpa lâpa,biz sıcakta olalım,
Tanrı Buyruğnu bile,keyfe göre yorarız.

İlâhî yasalarla sulanmazsak kururuz.
Burnumuzun dikine gider,dibe vururuz.
Bir fâsit dairede,döner döner dururuz;
'Kâmil kul' da olmazsak,biz ne işe yararız?

14/09/2007

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:02 PM
Bor'dan Niğde'ye Doğru

Bir canlansa ne olur içimde o heyecan,
Yine sıcacık gelse ellerime ellerin...
O,otuz yıl önceki çocuksu bakışların
Dolaşsa gözlerinde bir kez daha ne olur?

Ne olur,koyuverip başını omuzuma
Otuz yıl önce gibi kapatsan gözlerini...
O,pıtrak gibi açan beyaz badem baharı
Şu kış günü bir daha açıverse ne olur? ...

(1990)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Bu Şehre.Bu Limana Son Bakışlarım

Ben,bu şehirde doğdum,bu şehirde yaşadım,
İlk sevincim,ilk üzüntüm,ilk aşkım hep burdadır.
Seni,bu şehirde tanıdım
Gözlerinde,onun havası,
Yüzünde onun çiçeklerinin rengi,kokusu vardı.
Ondan başkası anlamazdı sevgimizden;
Yağmuruyla sevinirdik,güneşiyle sevinirdik,
Yaz-kış kucaklardı bizi bu şehir,
Hem,halden de anlardı...

Seni,bu şehirde öptüm ilk defa,
Vapurlarında dolaştık,kırlarında seviştik,
Çiçeklerinden topladık,
Bu şehir,bizim gibiydi.

Bu limanda hiç gözüm yaşlı dolaşmamıştım,
Bu gemiler,böyle 'gidelim' demezdi bana.
Ay ışığında türküler söylerdim bu limanda,
Ay ışığı ve sesim böyle titremezdi...

Bu liman,gündüzleri aydınlık olurdu,
Hiç durmadan motorlar gelip geçerdi,
Seninle büyük gemiler beğenirdik,
Güneş dolardı içimize kış-yaz.

Köprüde,balık tutardı insanlar,
Kâh,Haliç'ten bir duman dağılır,
Kâh,Sirkeci'den kalın bir düdük sesi,
Bu liman,gündüzleri hep aydınlık olurdu.

Akşamları senden burda ayrılırdım,
Bir garip gelirdi bu liman,
Bu ışıklar bir dertli gelirdi bana.
Vapurun kalkışı,ölüm gibi çökerdi içime,
İskelenin yüzü buruşurdu,
Işıklar belirsiz ağlardı
Ama severdim bu limanı;
Bu şehrindi,bu şehirdendi,
Ertesi sabah,yine güler yüzlü,
Bizi beklerdi...

Şimdi,sen bu şehirden çok uzaktasın,
Hem,benden kaçtın.
Bu liman,bana yabancı bakıyor şimdi.
Bu şehir,sensiz yaşatmıyor beni.
Kuşlar susmuş,ağaçlar küsmüş,
Kırlar,istemez olmuş beni.
Sokaklarında yürüyemez oldum bu şehrin.
Adımlarımda,ayak seslerini arıyorum hep,
Koluma asılışını arıyorum,
Arsız gülüşünü,gözyaşlarını özledim.
Sensizlik çöküveriyor içime,
Sensiz edemiyorum bu şehirde;
Yapamıyorum....

Bu liman,böylesine mahzun durmazdı,
Böylesine komazdı bana bu şehir,
Bu gemiler,böyle hain yüzlü değildi
Ve türküler kahredici...

Şu duvar ki,önünde sigaramı içiyorum,
Şu duvar ki,şimdi dibine bir damla gözyaşı düştü,
Bu rıhtımın duvarlarıdır,
Lâf anlar sanırdım bunları,
Bu gemilerin sesi beni böyle korkutmazdı
Bu halat, böyle ürpertmezdi beni
Bu liman,böylesine mahzun durmazdı...

Bu,ilk vapura binişim değil buradan
Ama bu kadar garipsemezdi içim.
İskelenin yüzüne bakamadım,
Fakat köprü,böyle titremezdi,
Işıklar,bağıra bağıra ağlamazlardı böyle
Rıhtım,bu kadar mahzun durmazdı.

'Gidip de gelmemek var' derler.
Bu şehir ki,her şeyini canım gibi severim,
Bu şehir ki,her köşesi bin anıyla bağlı içimde,
Çocukluk günlerim,gençlik hayallerim,bu şehir
Hepsi burada kaldı;
Rıhtım duvarının dibinde büyüdü bir damla,
Işıklar....
.........Ufaldı.....

(1963)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Bu Şiir Sana Yazıldı

Yazılmamış şiirler...Her dizede sen varsın,
Söyleyemem kıyıp da,şu ihtiyar sesimle.
Ben içimden okurum,sen gönlünde duyarsın,
Rüzgârlarla yollarım,sevdâlı nefesimle...

Her nihâvent şarkıda,sanki seni dinlerim,
Hicazkâr taksimlerde hep hayâlin belirir.
Yokluğun,'hüzzam' çalar,ud inler,ben inlerim;
Dayanamaz yüreğim,isyân eder,delirir...

'Nisan ağaçlarım'da,bahar olur,açarsın,
Ömrüme düşen cemre gibi düşledim seni.
Güz yapraklarıyla hep,hüzün olur,uçarsın,
Bahtıma el oyası gibi işledim seni...

Gecemin tek ışığı; senin mahmur gözlerin,
'Kasvet sabahlarım'a güneş olur,doğarsın.
Bir ilâhî vezinden şiir sanki sözlerin,
Çatlamış yüreğime,yağmur olur,yağarsın...

Yüreğimi okşayan bir kadife dokusu,
Şu ihtiyar gönlüme,Tanrının ödülüsün.
Sevdân,soluklarıma dolan bir gül kokusu,
Bin gülistâna bedel,kokladığım son gülsün...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Buğday

Ekmeği kutsal yapan
'Buğday' mucizesidir.
Güneşin sonsuz sabrı
Ve toprağın analık özverisidir.
'Buğday', İlâhî gücün yüce felsefesidir,
Yaratan'ın kuluna rızk olan nefesidir.

Cefakâr bir öküz,bir karasaban,
Ardında,rızkını emeğiyle azminden çıkaran
Bir köylü
Ve kadını ve oğlu ve kızı ve yakını,
Köşede bir çınar,
Dibinde azık çıkını
Ve kırık kulbuyla bir toprak testi...
Ne zaman ki,inceden bir rüzgâr esti;
Azığın yanında yatan Karabaş,
'Biz görevdeyiz' dercesine
Sessiz ve yavaş
Gerinerek kalkar,dolanır bir tur
Gerçekten,tarlada kaytaran yoktur.

Ve ekim başlar;
Nasırlı avuçlar
Toprağın çileli bağrı üstünde
Sabanın açtığı yolları izler.
Bir mutlu gülümserken yanık benizler,
Tohumlarla birlikte umut savrulur
Ve güneşin acımasız sıcağında
Alınlardaki çizgiler
Derinleşir,
Kavrulur...

Derken,kış geliverir;
Kar,beyaz bir yorgan gibi toprağı örter.
Yoksul bacalarda titrek bir tezek dumanı
Ve doğaya karşı çaresiz köylünün gönlünde
Bahar özlemi tüter.

Kış zâlimdir,fakat yasa değişmez;
Devran döner,bahar gelir,kış biter
Ne beyaz yorgan kalır,ne kara toprak...
Şimdi,yaşam simgesidir her yeşil yaprak,,,
Nasıl da göğe doğru uzanır o genç filizler,
Sanki,Allah,buğdayda 'inanç'ı gizler.

Ve güneş şaşmaz,bilir işini;
Özenle doldurup herbir dişini,
Başağı,günlerce,gelinlik kız gibi besler.
Bütün kış tedirgin kalmış nefesler
Rahatlar,çünki
Allah,emekleri boş çevirmemiştir,
Dolu,sapları devirmemiştir.

Başaklar,Allah'ın lûtfuyla şimdi
Dolgunlaşmış
Ve üzerlerinde madalya gibi
Alınlardan dökülmüş altın damlalar,
Her 'dane'de emek var,sabır var,nur var...

Sonra,şenlik başlar harman zamanı
Gerçi 'mutlu son'la biter 'buğday'ın romanı
Fakat,hep böyle sürüp gider köylü'nün hikâyesi;
Dertli bir uzun hava,yanık bir çocuk sesi...

Ekmeğimin buğdayını üreten köylü kardeş!
Emeğin,bence ibadete eş...
Seni de buğday kadar kutsal bilirim,
O,nasırlı ve tertemiz ellerinden öperim...

(1996)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Büyücü

Küçücük bir gülüşünle
Esmer bakışından bir parça
Ve kâkülünden bir tutam
Yüreğime doldurup
İki damla gözyaşımdan ekledim
Ve iyice karıştırdım
Uykusuz ******* boyu...

Çok güçlü oldu bu büyü,
Formülünü herkezden gizledim.
Böylece,
Yalnız kendim büyülendim...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Cebir (Yalnızlığın karesi)

Ben vardım bu yalnızlığında gecenin.
Yalnız değildim,ben'de sen vardın;
Bu yalnızlığında gecenin
Sen vardın...

(1955)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Cemre'me

Bu ilkbahar yüreğime elâ bir cemre düştü,
Nergisler açtı gönlümde, renk renk kelebekler üşüştü.
İstemem, bir mevsim gibi geçme ömrümden,
Bu, gördüğüm en uzun ve mutlu düş'tü.

(12/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Cimri

Sevgimden saraylar yarattım sana;
İçinde bir lâhza kalıvermedin.
Özenle petekler örüp durdum da,
İçine,bir damla bal'ı vermedin.

Yılmadım; büyüttüm öksüz sevgimi;
Kuru fakat dimdik bir ağaç gibi.
Umutla geçirdim hep dört mesimi;
Çiçeği,yaprağı,dal'ı vermedin.

İçimden neş'eyi,umudu attın
Aydınlık günlermi hep sen kararttın.
Gecemden,mehtabı çekip koparttın;
Yıldızları bile salıvermedin.

Sevgiyle büyümüş çiçekler derdim,
Sevgiyle bağlanmış buketler verdm.
Ayağının altına bahçeler serdim;
Sen,bana bir kuru çalı vermedin.

Feleğin tasından kaderi içtim;
Yazgım 'hicran' çıktı...Ben,seni seçtim.
Yürekten sevmenden çoktan vazgeçtim;
Yalandan,gönlümü alıvermedin...

(1995)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Çilingir Sofram

Anason kokan bir taksim,rakı tadında bir ud,
Karşımda,meze gibi,kavuniçi bir bulut,
Alaturka şarkılarda şişeler dolusu 'siz',
Masam; uçsuz bucaksız bir deniz...
Çilingir sofram,ne hoş...
Akşam,'sâki',
Ben sarhoş...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Çingâne

(Dünyanın en zengin gönüllü insanlarına)

Ben bir garip çingâneyim;
Yersiz,yurtsuz,âvareyim.
Bugün orda,yarın burda
Dönüp duran divâneyim.

Beş bebem var; biri yetim,
Bir beygirim,iki itim
Budur benim tüm servetim;
Maldan,mülkten bigâneyim.

Darbukayla bir de keman,
Zurnacımız da pek yaman
Üçü de coştuğu zaman
Ben,ayaklı meyhâneyim.

Güzel 'göbecik' atarım,
Bakla atar,fal bakarım;
Neş'e,ümit,zevk satarım
Ne yapayım? Bîçâreyim.

Hep dışlanmış,ezilmişim
Önceleri üzülmüşüm,
Kabuğuma büzülmüşüm;
Fakir,harap,virâneyim.

Tüm bunlara göğüs gerdim,
Sonra,bir 'erdem'e erdim;
Ben de dünyaya boş verdim.
Hem bilge, hem divâneyim;
Ben,bir garip çingâneyim! ..

(2006)


.

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Daraçılı Hayat

Bu şehrin tüm rüzgârlarına sinmiş solukların,
Anıların,sararmış çınar yapraklarında asılı...
Sigaramın avare dumanlarında sen,
Baktığım her yerde,duyduğum her seste sen.
Gökyüzümde bulutlar dolusu yüzün;
Daraçılı bir hayat
...............
Ve hüzün...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:03 PM
Davet

Gel,gurubu seyredeyim kirpiklernin ardında,
Çünki,güneş,gözlerinde daha mutlu batıyor.

Sonra,akşam,bir ilâhî zevkle çırpıp yedi rengi
Rengârenk bir çatkı gibi saçlarına çatıyor.

Gece,deniz,öpüp çıplak ayaklarnı,sarhoşken
Suda aksin,mehtâp ile sarmaş dolaş yatıyor.

Sen,başını omuzuma yaslayarak durunca
İnan,kalbim,sana şiir söyleyerek atıyor.

Bir kez olsun,sevdiğini söyle bana,ne olur,
Söyle,yalan olsa bile,canıma can katıyor...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Deniz Ve Kumsal

Deniz,gizemli fısıltılarla sokulur kumsala,
Yavaşca uzanır;
Yumuşak okşayışlarla öper kumları
Ve sonra çekilir,gider;
Bir ıslaklık kalır kumsalda; parlak...

Sen,deniz gibisin,ben,kumsal;
Gözlerim ıslak...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Denizdibi Meyhaneleri

Denizdibi meyhanelerinde
İstiridye kabukları; pırıl,pırıl,
Yalancı gözlerinde uskumruların; şehvet
Yakamozlar sarhoş,yakamozlar ayyaş,yakamozlar mağrur;
Tanımazlıktan geldiler beni,
Yengeçler üşüştü düşlerime,
İstakozlar ciğerlerime doldu,
Trakonyalar kalbimi parçaladı.
Ya o gümüş balıkları,
Ya o bir sürü gardiyan;
Seni düşündürmediler bana,
'Suyumuz zehirlenir' 'dediler,
'Ölürüz''dediler,
Kattılar beni önlerine,
Kapıdışarı ettiler.
Lânet ettim denizdibi meyhanelerine...

Yalnız,
Esmer bir balık vardı;
Bir dişi balıktı,dertliydi
Tuzlu şarap içiyordu tek başına,
Gözleri kocaman kocaman oluyordu ay ışığında
O, bir garip baktı ardımdan,
Bir utangaç,bir dertli parladı gözleri.
Acıdı mı bana,bilmem.
Gümüş balıklarına adını sordum;
Kıpkırmızı oldular,
Suları zehirlendi,
Öldüler...

Denizdibi meyhanelerinde
Üçbin kulaçtan gelen ayın ışığı
Dertli gözlerinde parlayan
O esmer balık için şiirler yazdım.
İstakozlar halâ ciğerlerimde,
Yengeçler beynimi yiyor,
Trakonyalar,kalbimi bitirdi,
Gümüş balıkları sizlere ömür,
Uskumrularla arkadaş olduk,
Yakamozlar,zaten baba dostu,
Dişiler,alabildiğine dişi,
Erkekler alabildiğine sarhoş,
Alkol kokusu eksik olmasın,
Buğulu hava sağ olsun,
Yeşil rengi denizin,
Şu kalem,
Şu kâğıt...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dertli Sefine

Yıldızları sen topladın,kapkaranlık oldu gecem,
Yarım kalmış şarkılara güfte oldu her bir hecem.
Ümidimdin,oysa şimdi; çözülmeyen bir bilmecem;

...............Sitemlerle hebâ olan her gecenin seherinde
...............Yaralar var,kanar-durur,yüreğimin her yerinde...

Gönül bahçem,bir harâbat; ne bir çiçek,ne hayat var,
Bakır rengi yaprakların gözyaşıdır şu damlalar.
Ümitsiz bir günışığı,kendisine bir yol arar....

...............Gözyaşından çiyler var hep,bahçendeki güllerinde,
...............Bir bakışın sızlar durur,boş gönlümde,en derinde...


Bir umman ki,tüm ufkunu baştanbaşa sis bürümüş,
Yelken yırtık,borda çatlak,güverteye su yürümüş.
Şaşıyorum; bunca zaman bu rotayı kim korumuş?

...............Tekne yaşlı,deniz hain,geminin son seferinde
...............Ben yoruldum,sıra sende,dümen,senin ellerinde...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dilencin

Yenicami avlusunda ellerim
Ellerini dilenir...

(1958)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri -1-

Bir gönlün son isteği,belki son nefesinde
Sevdasından hatıra; bu şarkı kalacaktır.
Bir masalın sonu var bu hüzün bestesinde,
Sazlar,onu en hazin perdeden çalacaktır.
Taş plâkta,Yesâri Âsım Bey'in sesinde;
'Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır.'

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri'

'Dinleyici İstekleri'nde ben,bir takım şiircikler yazmaya değil,sadece bir-kaç
mütevazi sözcükle,'Klâsik Türk Müziği' şarkılarını, muhteşem güftelerine 1-2 dize ekleyerek sunmaya çalıştım.
.Bu şarkıların güfteleri,hep bizim için yazılmış gibi,bestelerinde hep yüreğimizden damlalar kokuyor...Biz,hep,bu şarkıların içinde gibiyiz.
Benim yaptığım,sadece bir sunuculuk özentisi...
Hani,bir zamanlar,radyolarda severek dinlediğimiz 'Dinleyici İstekleri'
programları vardı.Sunucu,şarkıyı isteyenlerin ve kimler için istediklerinin isimlerini sayar,sonra anons ederdi şarkıyı...İşte....Klâsik Türk Müziğini sevenler, hep yüreklerinde olanlar için istiyorlar sıradaki şarkıyı...'
Saygılarımla,

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri-16-

Yüreğime yangınlar düşürdü her bakışı,
Hiç güldürmedi zâlim,isyan dolu her âhım.
Firâkıyla zeh'roldu ömrümün yazı,kışı,
Tat vermiyor gönlüme,ne gecem,ne sabâhım;

'Bir dâme düşürdü ki beni baht-ı siyâhım;
Billâhi bu sevdâda benim yoktur günâhım...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri-27-

Ne kadar güzel olsa,her şarkı biter er-geç
Makâmı Tanrı seçer,güfteyi kader yazar.
Sen,'fasl'ın içindesin,istediğin sesi seç...

...............'Dönülmez akşamın ufkundayız,vakit çok geç
............... Bu son fasıldır ey ömrüm,nasıl geçersen geç...'

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri -10-

Unutmak mümkün mü hiç,senle geçen günleri?
Aşkı,unutmak için yaşamamıştım ki ben...
Zamana hançer sokan vedâ ânından beri
Elinin sıcaklığı ellerimde dururken

'Unutturamaz seni hiçbirşey,unutulsam da ben'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri -11-

Gönlümü mesken tutmuş hüsran,bu nasıl iştir?
Kader,bir güfte olmuş,dolanıyor dilime.
Bu,kaçıncı tövbeden,kaçıncı vazgeçiştir?
Yine bir sevdâ sebep,perişan ahvâlime;

'Kimseye etmem şikâyet,ağlarım ben hâlime,
Titrerim mücrim gibi,baktıkça istikbâlime..'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:04 PM
Dinleyici İstekleri -12-

Öyle bir şarkı söyle; her nağmesi aşk olsun,
Sarıl ban****arışsın nefesim nefesinle...
Kendimizden geçelim; öylesi bir meşk olsun
Bu benim şarkım olsun; sevdâmızdan esin'le

'Al sâzını sevdiceğim,şen hevesinle,
Çal,söyle benim şarkımı sevdâlı sesinle'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -13-

Gurubun renkleri düşmüş denize,
Sanki,alev alev yanıyor deniz.
Pembelik aksetmiş gül benzinize;
Akşamın hüznünde,çok güzeldiniz.

'Bir bahâr akşamı rastladım size,
Sevinçli bir telâş içindeydiniz.
Uzaktan bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eydiniz? '

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -14-

Bir-kaç yağmur damlası,-ılık- düştü yüzlere,
Yoksa ağlamadılar,ne yolcu,ne de hancı.
Bir demet anı kaldı baharlardan güzlere;
Bozulmuş bahçelerde,bir sevdanın utancı...
Hasretle kavuştu hep ******* gündüzlere;
Ne selâm,ne bir haber...Bu ne zâlim bir sancı...

'Ayrılmak ne kadar zor,unutulmak çok acı,
Dün gülen bakışların,bugün bana yabancı...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -15-

Gönlümün baharında düşen ilk cemreydin sen,
Sevmek,kaderdi seni,gözlerin bahânedir.
Nice baharlar geçti,saçlara ak düşerken,
Can,sevdâ yangınında,cânan'sa bigânedir;

'Sormadın hâlimi hiç,kâlbimin esrarı nedir,
Çekerim derdini çılgın gibi ben,kaç senedir...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -17-

Vuslatınla hayatsın,firkatinle ecelsin,
Gönlümü,yüreğimi,ömrümü verdim sana.
Gülüşünle mest eder,bakışınla üzersin,
Tükendim,bittim artık! Duysana,anlasana;
Boşunadır feryadım,sen,duymazsın,gidersin...
'Bir ihtimâl daha var; o da ölmek mi dersin?
Söyle cânım,ne dersin?
Vuslatın başka âlem,sen bir ömre bedelsin..'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -18-

Bîr sevdâdan hâtırâdır,benle hemdem kederim,
Bir tesellî umdu gönül,şimdi târumâr oldu,
Yine firkat,yine hicran,yine hüsrân kaderim,
Bir kıvılcım düştü derken, o, serâpâ nâr oldu;

'Ayrı düştüm sevdiğimden,dünya bana dâr oldu,
Gurbet elde kimsesizim,buna sebep yâr oldu.'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -19-

Ne zaman,yarım kalmış bir aşk şarkısı duysam
Gözlerimin önüne eski bir resim gelir.
Sevdâlar hep hercâi,gerçek seveni bulsam
Ayaklarnın altına,ömrü seresim gelir;

'Gönül nedir bilene,gönül veresim gelir'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -20-

Düştü bir kez sîneme,nigâh-ı sûzânın senin,
Râzıyım bu yangına; derdinle püryân olayım.
Bedeli gözyaşıysa,tâlibim,o gül bûsenin;
Çağlasın varsın eşk'im,aşkınla giryân olayım.

'Benzemez kimse sana,tavrına hayrân olayım,
Bakışından süzülen işvene kurbân olayım..'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:05 PM
Dinleyici İstekleri -21-

Ayrılık,bizim değil,kaderin bir günâhı;
Bir sevdâ denizinde,her kulaç,dibe batmak...
Sevgiyle büyütüp de,bir ilkbahar sabahı
Çiçeklerle donanmış bir ağacı kurutmak...

'Yalan değil,pek kolay olmayacak unutmak,
Öyle zor...Öyle zor ki,seni içimden atmak'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -22-

Bir efsun'du bağlayan bizi birbirimize,
Birgün bozulur sihir,biter bu sevdâ ergeç.
'Yaşanmış bir masaldı' diyelim sevgimize,
Şimdi,karar zamânı,bu en zâlim dönemeç;

'Ben,gamlı hazan,sense bahar,dinle de vaz geç,
Sen,kendine,kendin gibi bir tâze bahar seç...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -23- '

Sen ve sevdâm...Ömrümde tek şâheserim...
Dudağımda gülüşüm,gözümde fer'im
Gözlerinde ümîdi,aşkı sezerim;

'Seni,sevdâ çiçeğim,tâc-ı zer'im
Bilemezsin,ne kadar çok severim...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -24-

Gönüllerde taht kurmuş bir aşk ilâhesiydin;
O çılgın gururunla,kimseye yâr olmadın.
Notaya isyân edip coşan keman sesiydin,
Yıllar girdi araya,hâlâ unutulmadın...

'Şarkılar,seni söyler,dillerde nağme adın,
Aşk gibi,sevdâ gibi,huysuz ve tatlı kadın...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -25-

Sevgine,yalan da girmiş,bilmedim;
'Hiç gitmem' demiştin,bak,gidiyorsun...
Hep sen gül istedim,ben hiç gülmedim
'Herşey bitti artık,unut' diyorsun;

'Ben,seni,unutmak için sevmedim,
Gülmen,ayrılık demekmiş,bilmedim...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -26-

Bir,'akşamın hüznü' var,bir ben vardım kimsesiz...
Sensizlik,yüreğime zehir gibi işlendi.
Kuru bir yaprak düştü ağaçtan, sessiz sessiz;
Gözlerimde bir damla,sanki menevişlendi,
'Menekşelendi sular,sular menekşelendi
Hasretinle 'âh' edip,inledim yine sensiz
Esmer yüzlü akşamı dinledim yine sensiz'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:06 PM
Dinleyici İstekleri -28-

Ömrümü resmetmeye,baht-ı siyâhım yeter...
Söyle Felek,bu ezâya hangi günâhım yeter?
Dîde giryân,dil perişan,nâz etme mâhım,yeter!

..........'Sine-i sûzanıma âhım yeter,
.......... Pek perişân oldum Allâhım,
.......... Allâhım,yeter! ...'

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -31-

Gün olur,virân eder bîgünah hâbgâhımı,
..........Vuslat terânesine pek bigâne olurum.
Bir sitemkâr nigâhı,deler can dergâhımı,
..........Dil şâd olmak umarken,ben,divâne olurum.
Gün olur bir tebessüm esîr eder cânımı,
..........Şem'inin etrafında bir pervâne olurum.
Bir bûselik lûtfuna,terk edip encâmımı,
..........Leb'ine varmak için,ben,peymâne olurum.

'Zamân olur ki,ânın hacle-i visâlinde
..........Bir inzivâ ve o canânı bî vefâ bulurum.
Zamân olur ki,gözümden kaçan hayâlinde
..........Hayât-ı rûhuma müşfik bir âşina bulurum.'

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -32-'

Es nesîm-i nevbahârım,sînemde es,durma hiç,
Tâze sürgündür şu sevdâm,rengini soldurma hiç.
Sevdân ile hemdem gönlüm,hicranla doldurma hiç,
Aşkın ile çarpan kalbi üzme artık,yorma hiç...

'Hançer-i aşkınla ey yâr,gönlüm üzre vurma hiç
Öyle bir derde giriftârım ki,hâlim sorma hiç'

(04/06/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -34-

Yüreğimdeki yangın,leblerinden eserdir,
Gamzeleri, Tanrının işlediği güherdir.
Onsuz kararır Dünyam,Âlemi görmez gözüm;
Gül cemâlinin aksi,gözlerimdeki ferdir;

............ 'Her tel saçı bir ter dudağın değdiği yerdir,
..............Uslanmadı, yaşlanmadı, hayret, senelerdir.
..............Bir gül ki henüz gonca iken rayiha-verdir,
..............Uslanmadı, yaşlanmadı, hayret senelerdir'

(29/0872008)


Leb................; dudak
Güher.............; mücevher
Cemâl............; yüz,sîma
Fer.................; parlaklık,gözde canlılık
Ter..................; taze,
Rayiha............; güzel koku

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -5-

Çatılıverdi kaşlar,tam sohbet sırasında,
Hayâl oldu tebessüm bahtımın karasında.
Muhabbete, ağyarın gözü deydi,aşikâr,
Sitemler sızlar şimdi,gönlümün yarasında;

'Bir hâdise var,cân ile canân arasında,
Kaldım yine bir âteş-i suzân arasında'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -6-

Şâd olmayı diledi,yıllar yılı bu yürek,
Yeşermeden kurudu oysa bu mâsum dilek...
Hasreti çekmek için,vuslat ümidi gerek,
İsyan ettikçe gönül, 'Sabır,sabır' diyerek

'Dil şâd olacak diye kaç yıl avuttu Felek
Saçıma karlar yağdı,boşuna yaz beklemek...'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:07 PM
Dinleyici İstekleri -7-

Felek,özenmiş,öyle bir sûret vermiş sana;
Sevmemek günah olur,sevmek ise eceldir.
Selvi endam,bir taraftan süzülürken bir yana
Gözlerde nakşolan hep,ince,kıvrak bir beldir.
Yaşmağın kenarından bir göz süzüver bana;

'Mahmur bakışın,âşıka bin lûtfa bedeldir,
Vallâhi güzel gözlerin,billâhi güzeldir'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -8-

Gözü zümrüt,saçı sırma,bülbülden şakrak sesi,
O beyaz ten,gül dudaklar; güzellikler destesi.
Endâmı hoş,sohbeti hoş,bir Tanrı mucizesi...
Dilimden hiç düşmez şimdi,bir şarkının güftesi;

'Sırma saçlı yârimin can bahşederken işvesi,
Bâdeye revnâk verir canlar yakan gül bûsesi'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -9-

Hüzün yağar gönlüme her günün seherinden,
Sanki,âsuman bile ağlıyor kederinden.
Bir gönül kalmış bende; kırık binbir yerinden,
Umut dilenir,bıkmaz,umutsuz kaderinden;

'Kâlbim yine üzgün,seni andım da derinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -2-

Bir hayâl akşamında,rüyadaydık biz,
Güzellikler,hep senin izindeydi o akşam
Yarı sarhoş ellerim,ellerinden habersiz
Gözlerim,gözlerine deydi o akşam
Sanki, kıskanıp,sudan çıkmış mehtap izinsiz
Aylâlar,gözlerinin içindeydi o akşam;

'Mümkün mü unutmak güzelim,neydi o akşam?
Rüya gibi,hülya gibi bir şeydi o akşam....'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -29 -

Mehtâbın nûrundan bir cânan seçtim,
Sevgime misâl var pervânelerde.
Sevdâma,hicrandan bir kader biçtim;
Derdim,gönlümdeki kâşanelerde...

'Dün gece ye's ile kendimden geçtim,
Tesellî aradım meyhânelerde;
Baht-ı dûn elinden bir dolu içtim;
O neşve kalmamış peymânelerde...'

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -30 -

Esir ettin gönlümü,ettiğin bir yeminle,
Sevdâma zincir vurdun,hem de kendi elinle.
Ziyan olan yıllarım,isyan ediyor.dinle;

'Gündüzüm seninle,gecem seninle
Beyhûde geçti bu ömrüm derdinle,
Aşkını bir sır gibi,senelerce sakladım,
*******i,rüyamda,hep seni sayıkladım'

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -33' - (Bir Esinlenme)

Umut rengi gözlere,mahzûn bakışlar takma,
Canımdın,cânânımdın,şimdi el gibi bakma.
Bir sevdâ gibi kal gözümde,yaş olup akma;

'Gel,gitme kadın,rûhumu hicranına yakma,
İnlet beni,öldür beni,ağyâre bırakma'

(09/08/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İstekleri -4-

Tükendi fasl-ı bahar,sevdâ; dem-i hazanda,
Firak düştü muhabbete,şimdi sazı şer aldı.
Dîde giryan,dil pür üryan...Kader böyle yazanda; .
Yüreğimde ne bir arzu,ne yanmadık bir yer kaldı..

'Ne dökmek istesem yaş var,ne çeşmânımda fer kaldı,
Bu sevdâdan,bana bitmez tükenmez gam,keder kaldı'

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dinleyici İzstekleri -35-

Bir duman var hazan rengi Eylüller içinde,
Yanmış da gönül,sevdân tüter küller içinde...
Bir bahçe ki,lâleler,sümbüller içinde,
Gurubun renginden bir perde örtmüş üstünü,
Güller ve yüzün,hep eflâtun tüller içinde;

...............'Sen, nazla gezerken güzelim,güller içinde
............... Ben,şiir okusam hüsnüne,bülbüller içinde.
............... Yaslan şu yetim kollara,bir kerrecik olsun,
............... Ben can vereyim şevk ile,kâküller,içinde...'

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Direniş

Gözlerim,yıllardır aynaya dargın,
Saçlarım tükenmiş,bakışım yorgun.
Nerde o coşkulu gençlik günlerim?
Şimdi herşey nekadar anlamsız,durgun...

Yüreğimde; için için tüten bir sevda,
Ufkumda; kapkara,hain bir bulut...
Yine de bıkmadan can çekişiyor
Bir yerde; umutsuz bir buruk umut...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dönüş

Akşamlar dertli dertli inerdi,derken
Gözüm arkada dönerdim Aksaray sokaklarından
Kabataş'ta bir vapur dururdu,
Işıkları yanar,dururdu,
Üsküdar,bir uzak gelirdi bilsen...

Kadınlar görürdüm yollarda,
Gülüşler,bakışlar görürdüm; anlamsız,
Hep sen tüterdin aklımda,gözlerin tüterdi.
Birkaç damla yağmur düşerdi yanaklarıma bazı,
Tırnaklarımın ucuna kadar seni isterdim,
Saçına dokunmak,sana sokulmak isterdim,
Çok bir şey miydi yanımda olman?

Ve bazen bir sağnak boşanırdı beynimde;
Kıskanırdım açıkçası kızım,suç mu?
Uyurdum,uyumazdım,******* biterdi,
Gözümde hep sen tüterdin,gözlerin tüterdi.
Kabataş'ta bir vapur dururdu,
Işıkları yanar,dururdu,
Aksaray yolları bensiz kalırdı,
Ellerim! ...Ellerim sensiz kalırdı...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dua

Nefis,bazen yanlış şeyler isterdi,
Emirlerin doğru yolu gösterdi.
Saygı,sevgi,dostluk kaynağı verdi,
Sevginden bize de lûtfet Allahım!

Hak yolunda,kula sevgi yaraşır,
Hasretler kavuşur,küsler barışır,
Sevgisiz her işe şeytan karışır
Zulmü,kini,hırsı mahvet Allahım!

Hatalarla doluyuz,hidayet senden,
Çaresiz kalırsak,selamet senden,
Dualar bizdendir,merhamet senden,
Kuluz,günahkârız,affet Allahım!

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:08 PM
Dünyanın En Zengin İnsanı

'Dünyanın en zengin insanı benim'diyorum.
Servetim tükenmez, iddia ediyorum;
Gelinciklerle,papatyalarla bezenmiş tüm kırlar benim,
Güneş benim,rüzgâr benim,
Altında şiirler mırıldandığım bulutlar benim,
Biri bitse,birçoğu yeniden fışkıran umutlar benim.

Gerçi,ne param,pulum,
Ne de altınlarım,gümüşlerim var
Fakat,herşeyi sevebilen bir yüreğim,
Sevdiklerim,sevenlerim,inancım
Ve mutluluk dolu düşlerim var,,,

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Ellerin

Yavru kumrular gibidir ellerin,elime konduğunda
Ellerinde bir yürek çarpar,duyarım;
Can verir ellerime...
Öpmek isterim avcunu parmaklarını; çekinirim.
Sanırım ürküp kaçacak,
Ellerin narin,ellerin yumuşak,ellerin sıcak...
Korkarım birgün,aklımı başımdan alacak,
Ellerin
Sebebim olacak...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Emekli

'İşveren' belledim seni,
Seni sevmek,'işim' oldu.
Şimdi 'emekli' ye ayırdın;
Bu benim 'bitişim' oldu,,,

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Eski Bir Aşka Dair

*******i şeytan girerdi düşlerime,
Gündüzleri sen...
*******imi sensizlik yer,bitirirdi,
Gündüzlerimi sen...
Susamak gibi,acıkmak gibi birşeydi seni özlemek,
Kavuşmamız da doyasıya olsun isterdim,
Seninle olmak isterdim kana kana.
Oysa sen,
Damla damla gelirdin bana
İlâç gibi
Ve koynunda sıcacık saklardın dudak izlerimi
Muhtaç gibi...

Gençtim,toydum;
Hiç bilmezdim sevdanın cinliklerini.
Ben,aşkı kar gibi beyaz sanırdım,
Tırnakların omzumda,'canım' derdin bana,
İnanırdım...

Bir küser,bir barışırdık çocuklar gibi;
Ateş parçaları dolaşırken damarlarımızda
Küsmek mi dayanırdı bize? Hemen barışırdık.
Bir azgın ata binerdik seninle;
Dizginsiz,eğersiz,gemsiz;
Utanç kaybolurdu bakışlarında,
Dudakların arsız,gözlerin gizemsiz...
Zamanla yarışırdık,
Küsmek mi dayanırdı bize? Hemen barışırdık.

Sonra,yine ayrılık vakti gelirdi;
Bir cenaze gibi dönerdim Üsküdar'a.
*******i şeytan girerdi düşlerime,
Gündüzleri sen,
*******imi sensizlik yer,bitirirdi,
Gündüzlerimi sen...
Sevmek...Durmadan,yorulmadan,bıkmadan sevmek
Ne güzeldi...Bilsen...


(1998)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Eski Mektuplar

Dün,eski mektuplar geçti elime.
İçinde âşina birkaç kelime,
Kurumuş bir çiçek,bir tel sarı saç,
Satırlar,umutlar hep lîme lîme...

Yaşadım onlarca yıl öncesini,
Ömrümün engüzel yaz gecesini.
O güzel isminin her hecesini
Tesbih çeker gibi taktım dilime.

Her satır,ruhumda yeller savurdu.
Anılar,gözümde dizildi,durdu.
Yıllar öncesinden bir ışık vurdu
Işığı tükenmiş kör kandilime...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Eski Şarkılardaki Kadın (Gurbet Mektupları -6-)

Hani,eski şarkılar vardır; güftesi hüzün,bestesi hüzün...
'Bir bahâr akşamı' der,'Nereden sevdim ben o zâlim kadını'der,
O şarkılardan damlar yüreğime hep,akşam olurken...
Bir garipliği vardır gurbette gün batımlarının,
Hani,pembe bulutların eflâtuna,eflâtunların mora çaldığı demler
Hani,hasret kokar,buram buram yâr kokar
Hasreti,zâten gurbet yazmıştır alnınıza,silinmez
Eski şarkılar düşer dilinize; yarım yarım,
Gerisi hiç bilinmez...

Sen! ..Ey,sihrini çözemediğim efsunlu kadın! ..
İşte,o zaman
O renk renk bulutlara tül gibi sarınarak
Akşamın içinden bir masal perisi gibi çıkmalısın...
Daralmış soluklarıma
Umut gibi,sevdâ gibi,hayat gibi dolmalısın.

Gaipten,bir ud sesi inlerken kulaklarımda
Ve yüreğimde bir taş plâk dönüp dururken
Anladım; Sen,o eski şarkılardaki kadın olmalısın...

(17/08/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Eskiyi Özleyen Şiirler;

Eski bir konsolun,buram buram lâvantaçiçeği kokan çekmecesinde,itina ile devşirilmiş,kar gibi beyaz çamaşırlar arasında saklı kalmış bir günlüğün,kenarları yaldız çerçeveli sayfalarında özenle yazılmış satırlar...
Yıllar,mürekkebin rengini soldurmuş,ayrıca,yer yer bazı harfler ıslanmış ve silinmiş gibi...Sayfalar arasında kurutulmuş bir gül...Sayfadaki tarih,gülün
neden bu kadar fazla,dağılırcasına kurumuş olduğunu açıkça gösteriyor.
Satırlara şöyle bir göz gezdirmeye başladığınızda,o harflerin siliniş nedenini,yanaklarınızda duyduğunuz ılık bir ıslaklıkla hemen anlayabiliyor-
sunuz ve o zaman,o kupkuru ve renksiz gül,öylesine kıpkırmızı oluveriyor ki birden...
O da,bunca yıl öncesini yeniden yaşıyor gibi...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:09 PM
Eşek

Keşke biraz düşünüp,senden örnek alsınlar
Sana 'eşşek' diyenler,o utanmaz insanlar.
Üzülme garip eşek! Bu senin alın yazın,
Dinlenmek yasak sana; ne kışın,ne de yazın.

Onun da canı ister sevgiyle kaynaşmayı,
Güneşli bir çayırda sıpayla oynaşmayı.
Bir ömür boyunca o, hep bu hayâlle gider,
Bir eşek,ancak birgün ölünce rahat eder.

Onun o kalın sesi,tek sevimsiz yanıdır,
Belki o ses,eşeğin kadere isyanıdır.
Aldırma sen bunlara,mahsunlaşmasın yüzün,
Herşeyi anlatıyor gözlerindeki hüzün.

Adı inatçı çıkmış,yalan,hem büyük yalan.
Sırtına vurdunuz mu öylesine bir palan
Kim görmüş bir eşeğin,yüke 'olmaz' dediğni,
Üstelik,çok görürler üç-beş diken yediğni.

Bacak kadar merkebe yarım ton yük yüklerler,
Yokuş yukarı bir de kendileri binerler,
Ses etmez yine garip,tırmanmaya çalışır
Yanında,yavrusu da,bu hayata alışır.

Halâ medet umar o zâlim adam sopadan,
Belki,eşek utanır yanındaki sıpadan.
Sabır ve tevekkülün sembolüdür eşekler,
Biraz acıyın ona,insan tipli eşşekler!

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Eşime

Kırk yıl önce 'Liseli küçük sevgilim'din sen
Sonra,bir bıçak gibi giriverdin ömrüme;
'Büyük aşkım'
'Ömür törpüm'
'Cahil başımın cezası'
Derken 'Helâlim' oldun,'Alnımın yazısı'
Zor günlerde 'Dert ortağım',dahası,
'İki güzel evlâdımın anası'...

Yaşlandık yavaş yavaş,bir koşuşma durmadan,
Bunca yıl nasıl geçti,hiç farkına varmadan...
Sen; her sabah hazır çayım,her akşam sıcak aşım,
Yuvada 'Temel taşım'
'sırdaşım'
'Can yoldaşım'! ...
Gören gözüm,tutan elim,yürüyen ayağımsın,
İhtiyar günlerimin sabahı,akşamısın.

Dualarım; birlikte günlerimiz sona ermesin,
Senin yokluğunu,Allah bana hiç göstermesin.

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Fal

'Sen adam olmazsın''demişlerdi.
Hâlâ şaşıyorum;
Nerden bilmişlerdi? ...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Fâsit Daire

Doğduk,
“Bu Dünya sizindir” dediler.
Masmavi gök, rüzgârlar, yağmurlar bizimdi;
Sevindik...
“Şunlar iyidir”, “bunlar kötüdür” dediler;
İnandık.
Bizim olanlarla avunduk,
Gerisini unuttuk.
Çocuktuk, mutluyduk...

Büyüdük sonra, genç olduk.
Gördük ki gök,hep masmavi değildi,
Bulutlar da vardı.
Yağmur bizimdi ama,
Çamur da vardı.
“Özgürsünüz” dediler,
Ama,özgürlüğümüz,bize verildiği kadardı.
İmkânsızlıklar,ayaklarımızda prangalardı....
Ne bulduysak, onunla yetindik,
İmkânsızlara imrendik.
Yine de, umut vardı yüreklerimizde,
Direndik...

Sonra,daha büyüdük, olgunlaştık.
Bir Dünya vardı,bize öğretilenlerden başka;
Şaştık...
Özgürlük,yine verilmişti bize
Hem yasalarla;
O yasalarla öğrendik susmayı
Ve bir türlü beceremedik
O yasalara tükürmeyi, kusmayı...
En aptal rüzgârlarla hepimiz bir yana savrulduk,
Yağımız yoktu ama
Kendi yağımızla kavrulduk...

Sonra,çocuklarımız oldu;
Onlara iyiyi, kötüyü (!) öğrettik biz de,
İyilerimizi sevdirdik, kötülerimizi unutturduk;
“Gök masmavidir” dedik,
“Yağmur berekettir” dedik,
“Özgürlük sizin olacak” dedik;
Yutturduk! ..

Yine de anlatır dururuz bazen
“Ulusal egemenlik,kişisel özgürlük,insan hakları” diye
Bir sürü hikâye...
.................................
Umut fakirin ekmeği
Ye Mehmet ye...

(08/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Final

Dudaklarım,sizleri son defa kandırıyor,
Dibe doğru gidiyor mecalsiz kulaçlarım.
Gözlerim,tükenen bir kandili andırıyor,
Yorgunluktan ağarmış geri kalan saçlarım...

İçimde; açılmamış sevgi tomurcukları
Ve ömür tesbihinin anıdan boncukları,
Gidiyorum; önümde bilmediğim bir âlem,
Geride,yarım kalmış düşlerim,amaçlarım...

................
................

Beni,eski bir mezar taşına bağlamışlar;
Ölüm dansı yapıyor akbabalar,baykuşlar.
Bir günah yağmurunda sırılsıklam olmuşlar
Dua için açılan günahsız avuçlarım...

(1993)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Fizik

Dünyanın bütün karakedileri
Aramızdan geçip ayırsalar da bizi,
İki zıt kutupta olsak bile ne çıkar?
Düşünsene,
Nasıl çeker birbirini zıt kutuplar...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Fok Avcısı

Beyninde sevgi dolu bir fok
Karşıdan gelen adamı dost sandı.
Oysa o,
Sadece şekil olarak bir insandı...
Adam,elinde bir lâbutla,foka yaklaştı,
Fok da,sevgi dolu bakışlarla ona sırnaştı.
Adam labutu indirdi o sevgi dolu beyne,
Fok,şaşırmıştı...
Sonra bir daha,bir daha,bir daha..
Fok,buzun üstüne cansız uzanmıştı.
Adam sevindi,
Bir can almış,bir sevgi öldürmüş,bir kürk kazanmıştı...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Gariban

KARGASEKMEZ'den gelirler,
ETYEMEZ'de otururlar,
KUŞKONMAZ yetiştirirler.

Ne yapsınlar? ...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:10 PM
Garip Bir Aşk Hikâyesi

...........Henüz öğrencilik yıllarımdayken tanışmıştım seninle.Önceleri,hep kuytu köşelerde,küçük kaçamaklar şeklinde başladı ilişkimiz.
Sen yanımda olduğun zamanlar,seninle beraber görünmekten âdeta gurur duyuyor ve arkadaşlarımın arasında daha saygın,daha olgun görüldüğümü sanıyordum.
Yaşım ilerledikçe, birlikteliğimizi gizlemek zorunluğu duymadan,daha rahat,daha sık beraber olmaya başladık.Artık,benim için,bir tutku olmuştun.
Dudaklarım sana değdikçe,tüm sıkıntılarımdan kurtuluyordum sanki.Sensiz duramıyor,sensiz olamıyordum.Soluklarımla ciğerlerime sinmiştin, damarlarımda dolaşıyordun sanki. Ve bu tutku,yıllar yılı hep böyle sürdü,gitti.
Derken,ben yaşlandığımı hissetmeye başladım,oysa sen halâ ilk tanıştığımız günlerdeki halindeydin.Bu durum,zoruma gitmeye başlamıştı. Beni sevenler,hep seni terk etmemi söylüyorlardı.Artık,dudaklarımın sana her değişi,yeni bir izdirabın başlangıcı oluyordu benim için.
Birlikteliğimizin bitmesi gerektiğine,artık ben de inanıyordum.Ancak,
yarım asırlık bir sevgim vardı sana ve seni terk edemiyordum.
Çünki, ben sâdık bir âşıktım ve sen sâdık bir düşmandın SİGARA! ..

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Garip şiir

'Gurbet oyunları' oynanır tiyatrolarda,
'Hasret' geçer güftelerde hep
Kuşlar,ayrılıktan konuşur sabah akşam
Trenler bir garip öter,

Çekilmez olur bu yerler;
Güneş büker boynunu
İstanbul mahzun,
Sabahlar yetim olur,
Bacalar bir garip tüter.

Bu şehir,sokak sokak,
Bu yağmur neler anlatır bana kaldırımlarda...
Küçüklerin aklı pek ermez,
İhtiyar ninelerin gözleri yaşarır mangal başında;
Masallar bir garip biter...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gel

Gel,dudaklarında o en mâsum, gündoğuşu handelerle gel!
Gel,gözlerinde kandil kandil müjdelerle gel...

Gel, o kıvrılmış gül yaprağı dudaklarının üzerine
Çiy gibi düşsün dudaklarım gel.
Çiğne çıplak ayaklarınla, arzularımı isyân ettir, gel...
Bir çeşmeden su içer gibi uzat ve aç avcunu,
Özlemle akıp, doluvereyim içine...
Bir şarkı ol, bir şiir ol, dokun yüreğime,
Ellerin mızrabın olsun, çalsın gönül tellerimde;
Dinle ve hisset coşan arzularımın çığlığını her hücrende,
Gel...

Koy dudaklarını göğsüme,aşkın kokusunu duy,
Bırak, ellerim de söylesin kendi şarkılarını
O şarkılara âşinâ tenine... Gel! ..
Gel, hiç bitirmeyelim *******i,
Kıskansın bizi yıldızlar, dökülsünler koynumuza,
Yılların özlemiyle gibi, sarılsın mutluluk boynumuza,
Gel! ..

Dudaklarında, o en mâsum,gündoğuşu handelerle gel,
Gözlerinde, kandil kandil müjdelerle gel...

(28/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Geometri (Stres-)

Yaşamda,eğriler veya doğrular boyunca
Özgürce dolaşmak varken,
Bin dairenin merkezindeyim ben...

(1956)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gibiyim

Sevdan,gönlümde sızı,
İsmin,alnımda yazı.
Yaktın kâfirin kızı
Küllenmiş köz gibiyim.

Kavuşmuşken sevgiye
Gam-keder bilmem,niye?
Hüzünlü bir şarkıya
Yazılmış söz gibiyim.

Sende işve desteyle,
Bir gül,beni mest eyle.
Bir nihavent besteyle
Çalınmış saz gibiyim.

Sevdam; bitmeyen konu,
Unutamadım onu.
Pembe baharlar sonu
Sararmış yaz gibiyim.

(2002)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Git Varsın...

Ben,geceyi,teninin kokusunda,
Ben,güneşi,gözlerinde gülerken sevmiştim.
Ben,rüzgârı,saçlarında esişinde,
Ben,hayatı seninle ve hep sende sevmiştim.

Şimdi yoksun;
Gece,sensiz,simsiyah bir yalnızlık,
Gözlerinde gülmeyen güneşlerden bena ne?
Acırım saçlarında esmeyen rüzgârlara.
Sensizlik,yaşam dışı bir hiç'lik oldu bana...

Şarkıların en hazin güftesinde sen varsın.
Kadehlerden yudum yudum yüreğime akarsın.
Senden hatıra bana; düşlerim,umutlarım,
Ben onlarla yaşarım,artık gelme,git varsın! ...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gitme (Eşimin hastalığı nedeniyle)

Bir gözyaşı bulutu çöküverdi üstüme,
Anıların yükünü çekemem sensiz,gitme!
Korumasızım Tanrım,boşalmasın bu bulut,
Bir umut ver ne olur,hayat veren bir umut.

Kırk yıldır hep seninle başladı sabahlarım,
Seninle dualarım,düşlerim,günahlarım.
Beni böyle umarsız bir sensizliğe itme,
Dönüşü yok bu yolun,gitme,ne olur gitme! ...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gölge oyunu

Kör bir kandil gibi astım seni *******imin karanlığına;
Büyüdükçe büyüdü gölgeler.
Ilık ılık gözyaşlarını duydum,
Kendimle konuştum deliler gibi
Gölgeler korkup kaçana kadar...

Bir 'Bafra' dumanıyla tırmandın düşlerime
Katran gibi,zift gibi
Soluklarıma doldun,çöktün ciğerlerime;
Ardında sallanan bir el mi,bakmadan...

Hani,o güneşli günleri var İstanbul'un,
Hani,kocaman gölgeli ağaçları var deniz kıyılarında,
Kır çiçekleri,
Bebek sırtlarında ninni gibi rüzgârları var;
Başbaşa dalıp gittiğimiz,
Yakamozlar var küreklerde,pırıl pırıl;
'Unutmam' diyordun hani,
Gözgöze gelmeyelim sakın;
Ağlamıyordun hani..

Bir plâk dönüyor kafamda -bomboş-
Belki bir kadeh elimde;
İçinde sen misin,ben miyim,birkaç yılımız mı?
Üzerimde kör bir kandil sallanıp duruyor
Bir 'Bafra' dumanı sırnaşıyor orama,burama
Ve gölgem büyüdükçe büyüyor...

'Unutma' demiyorum sana; kediler bile unutmaz
Ve korkum yok unutulmaktan yana;
Büyüyen şeyler unutulamaz...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gönlümde Kum Fırtınaları

Yalnızlığın kum fırtınaları eserdi hep
Çöle dönmüş yüreğimde,sabahları,erken
Ve kaktüsler parçalardı tabanlarımı
Yalnız *******imde samanyolunda gezerken.
Umutlarım kayıptı;
Hep,o fırtınalarla savrulmuştu,
İnsanı,insan yapan,yaşam gücü veren duygular
Kurumuş,kavrulmuştu...

Oysa, bir sevda bahçesi gibiydi,
O çölde ne şiirler,ne aşklar filizlenirdi,
Cennet ağaçları vardı;
Gölgelerinde,masal sevdaları gizlenirdi.
Havuz kenarlarında su içen kumruların kanat çırpışlarında
En güzel aşk şarkılarının notalarını bulurdum,
Huzur doluydu o bahçe,
Orda,hep mutlu olurdum.
Elele gezerken Samayolu'nda sevgililerle
Ayaklarıma dikenler de batmazdı,
Hem,o zamanlar
Aşklar da beni unutmazdı...
..................................
Böyle üzgün ve bezgin,
Yüreğimi çöle çeviren yılların kuraklığına lânetler edip
Bir damla su özlemiyle çırpınırken şiirlerim,
Bir 'muson yağmuru' boşalıverdi üzerime;
Yemyeşil,
Gökten mi,gözlerinden mi,bilmem...
O,kupkuru yürek,
Nasıl oburca emdi suyuı
Ve nasıl sarılıverdi ayaklarına yeniden var olmanın...
Çöle hayat veriyordu sevgi
Ya da,çölde hayat buluyordu,
Şimdi, esmer akşamlar
Nihaventten çalıyordu.
Bülbül sesleri geliyordu sanki kulağıma,derinden
Ve çaresizlikler
Kopmuş,gidiyordu yüreğimden...
Duyuyordum damarlarıma suyun yürüdüğünü,
Bir yoklar vâdisinde var oluveren ağacın
Yeşeren yapraklarında
Çiy daneleri titretiyordu şimdi buğulu sabahlar
Ve can çekişiyordu
Tüm ihtiyar günahlar...
Güller,lâleler fışkırıyordu yerden,
İklimler değişmiş,mevsimler dönmüştü sanki,birden...
...........................
Heyhat! ..Sonra çabuk anladım;
Mevsimler falan değişmemişti,
Sadece üzerimden
Yolunu şaşırmış,yeşil gözlü bir bulut geçmişti...,
Yaşadıklarım,meğer
Aç düşlerimin,gerçeğe saldırmasıymış
Ve umutsuzluğun
Bir garip umutsuzu kandırmasıymış.
Ne esmer akşamlar var artık,ne nihavent'in tadı;
'Hüzün' makamında şimdi hep şarkılar...
Hicran; kaybolan bülbüllerin sesinden
Ve dertli bir ney;
Rüzgârın nefesinden...
O güller,o lâleler
Meğer hepsi serapmış,
Bir gelmiş-bir geçmiş üzerimden
Şaşkın ve kalleş bir bulut;
Çöl,artık umarsız ve harapmış...

Şimdi,kaderde yine yalnız başına yürümek var
Sızlayan ayaklarım dayanabildiğince
Samanyolunun sonuna kadar...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gözler

Gözlerim,gözlerinin içine dalsın, bırak,
Gözlerin,gözlerimin içinde kalsın, bırak.
Ebrûli menevişler oynaşır gözlerinde,
Gözlerim.gözlerinden hepsini alsın, bırak...

Gözlerine,o çapkın bakışını taksana,
Gözlerim,gözlerine vurulmuş,anlasana! ..
Ben,zâten yüreğimi çoktan açmışım sana;
Güzel gözlerin,varsın,gönlümü çalsın, bırak..

Elâ bakışlarından yazmıştım güftesni,
Nasıl özledim bilsen,o buğulu sesini.
Beni mest etmek için, o sevdâ bestesini
Dudakların söylesin,gözlerin çalsın,bırak..

(23/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gözlerin

Ne kömür gibi karaydı gözlerin,
Ne deniz mavisi,;
Ne de zümrüt yeşili
Fakat öyle sıcak,öyle bir sevgiyle bakardı;
Bakışında,gökkuşağının tüm renkleri vardı...

(1959)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:11 PM
Gözlerinde Dört Mevsim

Kandil kandil yıldızlar kıpırdar gözlerinde,
Bir yanar, bir söner,
Sanırım; mevsimler döner...

Bazen,umut rengine döner gözlerinde yıldızlar,
Bahar gibi bakarsın
Cemreler düşer yüreğime bakışlarından,
Su yürür damarlarıma,
Taze sürgünler filizlenir,fışkırır
Sevdâ,bir sarmaşık olur; coşar,sarar bedenimi...
Aşk şarkılarıyla cıvıldaşır gümüş kanatlı kuşlar,
Kıraç topraklar,gözümde hep yeşilcesine;
Yaşımdan,yıllar eksilircesine...

Bazen,bir Temmuz bakar gözlerinden; sıcak,
Huzur renginde,
Mavisi,denizler kadar engin.gökler kadar sonsuz
Isınıverir yüreğim,
Yaz günleri düşer gönlüme,dudaklarının özlemi düşer,
Yanar...yanar yüreğim,kavrulur
Gözlerimden,seninle dolu anılar akar;
Gözlerim dalgın,
Gözlerim baygın,
Gözlerim sarhoş bakar...

Bazen,bir sis kaplar bakışlarını,
Hüzün rengine bürünür gözlerin.
Sararır yapraklar birden,
Geçmişten kalma bakır rengi güzler depreşir gönlümde
Diyemem “Başını dayayıp omzuma.bir deniz kıyısında
Birlikte Eylül mehtapları seyredelim” diyemem...
Acılar duyarım derin,
Beni sensiz koyan kadere kahrederim,
Kaybolurum,giderim...

Ve bazen şimşekler çakar gözlerinde,
Fırtınalar kopar bakışlarında,
Karlar yağar, buz kesilir yüreğim,
Gözümde yaşlar donar.
Kar tutmuş dallarıma,üşümüş kuşlar konar, okşayamam,
Gözlerin,buz tutmuş çaresizlikler döker üstüme,
Karakış,karabasan gibi çöker üstüme...

Acırım sensiz geçen mevsimlere,
Gözlerinde yanmayan yıldızlara şaşarım;
Ömrümün dört mevsimini
Gözlerinde yaşarım...

(02/08/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:12 PM
Gurbet Mektupları -2-

Gurbet hiç çekilmiyor ellerine değmeden,
Sen yoksun,kokun da yok; dudaklarım yok sanki
Sigaramın dumanı, özlem özlem tütüyor.

...............Karşımda gibi sen de bir sigara yaksana
...............Saçlarında mı kalmış dudaklarım? Baksana.
.
Bir yasaklı tutkuydu,bir günahtı aşkımız,
Göçmen kuşlar gibiydik,uçardık yersiz,yurtsuz
Bir semtti ki sevdâmız,İstanbul,dar gelirdi

...............Şimdi gölgem iner de, semtin sokaklarına,
...............Elâ bir damla hasret düşer yanaklarına

Gurup vakti, ufukta can çekişiyorken gün
Boş sokaklar,ölmeden mâtemini tutmakta.
Bir sessizlik mâbedi gibidir öksüz evler...

..............Güneşin yangınları sinerken damlarına
..............Kızıl hüzünler çöker,gurbet akşamlarına.

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:12 PM
Gurbet Mektupları -3-

Başaklar diş diş sevdâ ile dolmuştu bu yıl,
Hasadı beklemeden, hepsini ziyan ettik;
Sevmesine sevdik de, sevilmeyi bilmeden
Boşuna çapaladık hep sevdâ tarlasını...

..........Tarlayı dolu vurdu, sevdâ boynunu büktü,
..........Saplar başaksız kaldı, gurbet hepsini döktü.

Âşinâ bir rüzgâra bırakıp da kendini,
Tertemiz, saf bir yağmur damlası olarak gel;
Nasıl özledim bilsen, yüzümü ıslatmanı...
Nasıl savurulur saplar, harman zamânı bilsen...

..........Bir bulut, rüzgârının hasretinde ağlıyor,
..........Ellerim, ellerinin gurbetinde, ağlııyor...

(06/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:12 PM
Gurbet Mektupları -4-

Gurbet düşlerime tutam tutam serperim seni
Onsekiz yaş gelinliğinle;
Papatya bahçesi gibi olur düşlerim.
Ve her gece bit tane sen koparıp
Öper,okşar,koklarım koynumda.

Ben,dalar,giderim gözlerinin derinlerine,
Sen,avuçlarımda erirsin
Teninin kokusu koynumdan gitmez
Düşlerim kızarır,kızarır,
******* biter;
Düşlerim bitmez...

(14/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:18 PM
Gül bahçem

Resminden binlerce kopya aldım,
Ve doldurdum odamın tüm duvarlarına,
Odam,gül bahçesi gibi oldu...

Kokun içime doldu...

(17/07/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:18 PM
Güleryüz

Güleryüz; insanın dostça duruşu,
Sevginin,gönülden dışa vuruşu.

Ne iltifat gerek, ne hoş bir kelâm,
Küçük bir tebessüm; en güzel selâm.

İnsana yakışan en değerli süs;
Tanrı armağanı kula 'gülerryüz.'...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Günah Bende mi?

Doğabilsem yeniden o mayıs günlerine,
Bir sabah kalktığımda gülse aynada yüzüm,
Fenerbahçe'de deniz,yine hep iyot koksa...
Görsem bir buğu gibi indiğini baharın
Kayaların üstünden Adalara bakarken,
Hele bir de elimde,ellerin sıcak olsa...

Heyhat! Bunlar yok artık,aynaya bakan kim ki?
Mayıs çoktan geçmiş de,farkına varmamışım.
Yağmurda -sırılsıklam -yanan avuçlarımız
Nasıl da nasırlaşmış; sevgiyi iletmiyor.
Pislik dolmuş denizin o masmavi yüzüne,
Yıllarca sırdaşımız olan o koca çınar
Salaş bir gazinoya köhne bir masa olmuş,
Bir zamanlar şiirler söyleşen gözlerimiz
Kirlenmiş,donuklaşmış,kaygı ve nefret dolmuş...

Eline deymek için yol arayan ellerim,
Sana dokunmak için çırpınan dudaklarım
Şimdi senin yanında ve senden uzaktalar.
'Doymak' bu ise eğer,'aç kalmak' ne güzelmiş,
Ne güzelmiş bir rüzgâr olup saçInda esmek
Ve her gece bir şiir yaratmak sokağında
Ya da her sabah bir başka şarkı ile uyanmak...

Oysa,bende mi günah mayıslar yozlaştıysa,
Ben mi yazmışım sanki doğa'nın kaderini?
Ellerim artık sana şiir yazamıyorsa
Ve bu kırk yaş,omzuma çökmüşse bir yük gibi
Günah bende mi? ...

(1977)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Günaydın'ım

Mutluluk,çözümü zor bir bilmece;
Gönlüm,cevabını sende buluyor.
Ezanla,güneşle bitmiyor gece;
Seni gördüğüm an sabah oluyor! ...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
günAyten

Sabahları; 'günaydın''diyorlar bana,
Ben de 'günAyten' diyorum.
Kahvaltım;
İki dilim Ayten,bir kaşık 'Ayten balı'
Ve biraz da gözlerin...
Sonra. işe gidiyorum.
İşim; gün boyu seni düşünmek
Ve duvarlara.ağaçlara ve bulutlara 'Ayten' yazmak...
Yemekler,tam bir ziyafet;
Tabağımda 'Ayten',bardağımda 'Ayten',karşımda 'Ayten'...
Akşamları da,
İki kadeh 'Ayten' patlattım mı,
Gece,sabaha kadar,hep güzel 'Ayten'ler görüyorum.
.....Ben,Ayten'i ölesiye seviyorum!

Yalnız,
Ayten,bu sevgimde bir tat bulmadı.
Çünki benim
Hiç Ayten adında sevgilim olmadı....

(2007)




...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Günüm

Gecenin yırtıklarını yamarım sabaha dek
Karanlıkta
Göz nuru
Ve bazen de gözyaşı dökerek...
Gündüzleri;
Doğuşundan,battığı yere kadar güneşi kovalarım
Hiç istemiyerek...
Bütün ağaçların dallarını,yapraklarını deşer,
Söylediğin bir şarkı ararım,belki takılıp kalmıştır diye;
Bana hediye....
Ve bol bol sigara içerim
Dumanında seni tüttürerek
Ne güzel olursun,bilsen
Ah,
Bir de havaya karışıp gidivermesen...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Güzel Günlerdi

Bir zamanlar,bizim de delirmişti kanımız;
Bir sevda nöbetiydi,kendimizden geçerdik.
Âvâre kuşlar gibi,kaygısız ve sorumsuz
İstanbul kazan,biz kepçe
Dolaşır dururduk güz yağmurlarında, elele;
Saçlarımız -ıslak- düşerdi yüzümüze,
-Benim de saçlarım vardı o zamanlar-
Islansak da iliklerimize kadar
Sırılsıklam avuçlarımız
Nasıl da sıcak gelirdi birbirimize...
Kuytu ağaç diplerine sığınır,çakan şimşeklerle ürperirdik
Ve zıt elektrikler vardı dudaklarımızda;
Yıldırımlar hep benden sana düşerdi.
Sağnaklar,söndüremezdi yangınımızı,
Kâh Emirgân'da,kâh Kanlıca'da
Fakat hep,yalnız bize ait bir dünyada
Sırılsıklam ıslak,sırılsıklam âşık
Dolaşır,dururduk,
Sonra,küçük,eski ve sıcak bir Boğaz vapurunda
Sokulup birbirimize,ısınır,kururduk;
Onbeş kuruş vapur,onbeş kuruş çay;
OTUZ KURUŞTU MUTLULUK.....

Derken;
Ayrılık gelip çatardı kapının önünde.
Bir gariplik çökerdi içime birden;
Yapayalnız kalırdım koca şehrin ortasında,
Yumruklarımı sıkardım,ellerinin sıcaklığı gitmesin diye
Ve tutardım soluklarımı
Kokunu kaçırmamak için içimden.
Öylece dolanırdım sokağınızda,dolanır,dururdum.
Kaldırımlara dert yanar,gazoz kapaklarına tekmeler vururdum.
Sonra,hep aynı hikaye;
Son otobüs,son vapur,son dolmuş parası
Uzadıkça uzardı Lâleli'yle Üsküdar'ın arası...

Ve o soğuk yatakta
Her gece yepyeni şiirler söyleyip
Ellerime sinmiş tenini koklar,
Yeniden yaşamaya çalışırdım o güzel anları
Ve ihtiyar konağın güngörmüş tavanları
Halden anlar,******* boyu beni dinlerdi.
.............
Ne güzel günlerdi......

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Harabat

Kasvetli bir hazan vakti;
Yıpranmış anılarla nemlenmiş gözlerin,
Kıskanç gölgelerin gizlediği yüzün,
Ve bozulmuş bahçelerde
Buram buram hüzün...

Geçmiş güzelliklerin üstüne bir sis inmiş;
Sanki,yaşanmış mutluluklar,hep yalan...
Sararmış yapraklara birkaç masum cıvıltı sinmiş
Göçmen kuşlardan kalan...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:19 PM
Hasat Zamânı

Kekik kokan sabahlar getir bana
Ağlarken gözlerimde aç çocuklar,
Bal rengi gözlerinle bak, doyur.

Sağnak sağnak yağsın yağmur,;
Lâpa lâpa yağsın kar;
Kurumuş dudaklarım,çatlamış bu topraklar...

Artık,sürgün başaklardır ellerim; içi boş,
Doğsun güneş ellerinden, doldursun diş diş,
Mutluluk tütsün tüm bacalardan

Hasat zamanıdır güzelim şimdi;
Varsın essin rüzgârlar üzerimize üzerimize
Uzaklardan,âşina türküler getirsin
Yarım kalmış şarkılar var dudaklarımda,
Dudakların bitirsin...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
Hatıra (Eski bir sevgiliye)

Yaşadığım engüzel şiirdin sen ömrümde,
Kalbim sanki hep senden dizelerle vuruyor.
Bir kor parçası gibi,gönlümün bir yerinde
Yeşil gözlü,sırma saçlı bir hâtıra duruyor.

Hicrânı kendim yazdım bu masalın sonuna;
Belki de kader,şimdi benden hesap soruyor.
Yangınyeri yüreğimde,küllerin arasında
Yeşil gözlü,sırma saçlı bir hatıra duruyor...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
Hüsn-ü Kuruntu

Güneş,bazen *******i de doğa biliyor,
Ya da,bana öyle geliyor....

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
Hüsrân (Bir deneme)

Bir nigâhı; nâr-ı hicrân, bir nigâhı; sanki ferhân,
Her handesi nazdan üryân.her sitemi eyler giryân.
Sînede hep dumân dumân tüter durur bû-i cânân.
Öyle bir yâr; cânımda cân,bir gülendâm ol mihribân...

Dil haraptır,eyler figân,vurmuş ânı tîr-i müjgân.
Vuslatıdır âşıka şân,firâkında dil perîşân,
Görmek ister gönül her ân.Heyhât! Ol yâr dilde nihân...
Sevdâda yok artık dermân; hüsrân,hüsrân, yine hüsrân...

(01/06/2008)

Kelimeler;

Hicrân ; Ayrılık
Nigâh ; Bakış
Nâr ; Ateş
Nâr-ı hicrân ; Hicran ateşi
Ferhân ; Sevinçli
Hande ; Gülüş
Üryan ; Çıplak
Nazdan üryân ; Nazdan arınmış
Giryân ; Ağlayan
Bû :Koku,güzel koku
Bû-i cânân ; Sevgilinin kokusu
Mihribân ; İyi huylu,uysal,güzel
Dil ; Gönül
Figân :Feryat,inlemek
Ânı ; Onu
Tir ; Ok
Müjgân ; Kirpik
Tîr-i müjgân ; Kirpiklerin oku
Vuslat ; Kavuşmak
Firâk ; Ayrılık
Nihân ; Gizli
Hüsrân ; Hayâlkırıklığı

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İçiçe

Öyle bir 'sen' ol ki içimde;
İçinde hep 'ben' olayım...

(17/4/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İçimdeki Düşman; 'Hüzün'

Yıllardır,içimde yüzsüz bir hüzün,
Gönlü mesken tutmuş,oturur,durur
Dostça bir bakışı,bir güzel gözün
Yönelse,kıskanır,hemen durdurur,
Sevdâsına özensem bir güzel yüzün
Yaşımı,örs gibi başa vurdurur.
Söndüğünü görse,yaktığı köz'ün
Durdurur zamanı,geri döndürür.
Hiç tadı kalmadı şarkının,sazın;
Ne keyif aldırır,ne tat aldırır,
Mutluluğu bulsam,hiç vermez izin,
Kiniyle,hıncıyla ona saldırır.
Düşmanıdır sanki baharın,yazın,
Yalnız 'kara kış'a selâm verdirir.
Tek dostu,sararmış yaprağı güz'ün
O da,zâten bana 'hüzn'ü andırır.
Hasretinde kaldım sohbetin,sözün,
Ne kendi güler ne beni güldürür.
Bir zâlim yanı var ondaki öz'ün
Kendi ölmez,ama beni öldürür...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İçinde Hep Ben Olayım

Öyle şarkılar söyle, içinde hep ben olayım.
Öyle pembe düşler gör ki, içinde hep ben olayım...
Yum gözlerini, gözkapaklarının içinde hep ben olayım,
Hüzün şiirleri yaz,aşk tabloları yap, içinde hep ben olayım.
Bir kadeh sevdâ doldur; içinde ben olayım.
Bir yudumda iç varsın, ben yeniden dolayım...
Gözyaşında ben, gülüşünde ben,
İçinde hep ben olayım...

'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)

(*) son dize,'İçiçe'şiirimdendir.
(18/04/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
Îdam

Gece,bir kanun taksimiyle girerken hicazkâra,
Ay ışığı,mavi mavi parlıyordu saçlarında.
İnce bir rüzgâr esiyordu eski bahçelerden,yasemin yasemin
Ellerin üşüyordu belki,ürperiyordun
Ve boyasız dudakların giderek kızıllaşıyordu...

Sonra,Ay,bir bulutun ardında peçelendi,
Saçlarındaki mavilik,dudaklarındaki kızıllık kayboldu.
Hicakârdan şarkılar beklerken
Taksim,susmuştu erken...

Ben,sigaramın dumanından bir darağacına asılmıştım,
Gözlerin,boynumda ilmiklenmişti,çırpınıyordum
Ve çok uzaklarda,başka *******de
Hicazkâr şarkılar söyleniyordu,duyuyordum.

Îdamlar,hep gün doğuşunda yapılır diye bilirdim,
Oysa ben
Ay ışığında îdam edildim...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İhanetin Romanı Arenada Yazıldı

Endülüs akşamları,kızıl saçların gibi,
Arena kumundaki kan,dudakların gibi...

Oysa,matador sendin,kılıç senin elinde,
'Olle',ölüm demekti,arenanın dilinde...
Al bir şalla kandırıp çektin beni ölüme,
Bir kurşunla vursaydın,yanmazdım öldüğüme...
Manikürlü bir kılıç alıyorken canımı,
Ben,dudakların sandım yerde kendi kanımı...
'Olle'lerle coşarak o zafer gecesinde
Topuk vurup raks ettin Roman Meyhanesinde.
Aşkın sonsuz yaşamdı,sanma ki orda öldüm
Ben,raksında saçına taktığın kırık gül'düm.

İhanetin romanı arenada yazıldı,
Endülüste o akşam,saçlarınca kızıldı...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İhtilâl

Ağustosböcekleri; 'Hakkımızı isteriz' dediler,
Kaplumbağalar isyan etti:'İşler yavaş gidiyor'diye...
Kediler,nankörlükten şikâyetçioldu
Ve kargalar çare buldu bu kötü gidişe;
'Dumanlı dağ,az beri gel,
Kara bulut,sen de şöyle...'

İhtilâl güneşi(!) ,karanlıkları boğdu;
Aslan hükümdarı parçaladılar,
Çakallara gün doğdu...

(Haziran/1960)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İhtiyar Şiirler

Boşaldı duygularım yıllarca şiirlerde;
Yozlaştıkça yüreğim,şiirler de yozlaştı.
O aşk dolu dizeler,o coşku şimdi nerde?
70 yaş,balçık gibi,paçalarma bulaştı.

Gönlüm,yüce dağlara yaslı bir 'Çamlı Bel'di.
Dizeler,yüreğimden dökülüp akan seldi.
Yabancı iklimlerden siyah bir yağmur geldi;
Söğütlü derelerden kapkara sular taştı.

Zaman,dağıttı bütün duygu bulutlarımı,
Kurak bir mevsim yuttu kalan umutlarımı.
'Somut'lar,yok edince güzel 'soyut'larımı
İçi boş dizelerde,beylik sözler dolaştı.

Kiralık dizelerde aşk,duygu,coşku dindi.
Uyuklayan sözcükler var dizelerde şimdi.
Şiirime,gönlümün kısır dünyası sindi;
Yürekten fışkırmayan söze,riya ulaştı.

Şiiri şiir yapan duygular,hep bittiler,
'İhtiyar Şiirler'im, benden nefret ettiler
Aşk,huzur,neş'e,hüzün; hepsi bir bir gittiler
Beni en son terk eden; ılık bir damla yaştı...

Yüreğimde kaktüsler,beynimde örümcekler,
Soluklarıma dolmuş binbir çeşit böcekler...
Şiirlerimden geçtim,beni bitirecekler;
Ben kaçtıkça zamandan,zaman bana sataştı.

Sonunda,sözler bitti,şiir haddini aştı,
Kâğıtlar ziyan oldu,kalem boşa dolaştı.
Yaşlı şair, 'İhtiyar Şiirler'le uğraştı;
Şiirler,artık onun başucundaki taş'tı....

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:20 PM
İhtiyarlık Aşkı

Mevsimlerde mi günah, ağarmış saçlarda mı;
Seni hep ilk baharlar, beni kışlar kucaklar?

'Aşk çağım geçti' derken tattım kara sevdayı;
Düşlerimde sen varsın, gözümde gözlerin var.

Şu yorgun yüreğimde çırpınırken bu sevda;
Yüreğim bana âsi, ben kadere isyankâr...

Ne bülbül gülü sevmiş, ne de Mecnun Leylâ'yı
Şu ihtiyar gönlümle seni sevdiğim kadar.

(2005)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İlk Aşk *******i

Kızıl *******e sinen parfüm kokusu
Ve çıplak teninin tarifsiz tadı
Ve çürük dudakların...
Omzuma batan tırnakların
Ve yirmili yaşlarımın doyumsuz gücü,
Aç ve coşkun ellerim,
Odada sokak fenerlerinin şiirsel lôşluğu
Ve ilk aşk deneyiminin acemî sarhoşluğu;
İki günahsız bedenin saf günahları,
Sonra,
O ateş *******in kül sabahları...
Geri kalanlar;
Damakta tat,biraz gurur ve zorunlu yalanlar...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İlkbahar Şiirim

Sadece senin adını yazacağım
Ve üzerine
'İlkbahar şiirim' diye
Bir başlık koyacağım...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İmlâ

Parantez içine alabilsem seni,kollarımla;
Nokta,nokta doldururdum iki parantez arasını
Dudaklarımla....

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İnkisar

Cemrelerin dişi olduğunu anladım
Bu yaşa gelince;
Çok bekletmeye başladılar...

(2005)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İrşad

Sevgiyle dolmalı için
Gönlünü açmadan önce.
Bir kez düşün; 'yalan nîçin? '
Hileye kaçmadan önce...

Bak da ders al; çılgın ateş
sönünce kül...Sakin bir leş....
Tüm gece sabreder güneş
Nurunu saçmadan önce.

Sabr'a devam,hırs dinmeli,
Gurur yanlış,baş inmeli.
Çok dikkatli düşünmeli
Yolunu seçmeden önce.

Ne balolar,ne dâvetler...
Smokinler,tuvaletler,
Neler kesmiş bu âletler
'Kefen'i biçmeden önce...

Kimler gelmiş,kimler gitmiş...
Nice nesillere yetmiş,
Kimse bilmez,ne şerbetmiş
'Ecel'i içmeden önce.

Bir ilâhi yasa ölmek,
Yok bunun dışında kalmak
Asl'olan doğruyu bulmak
İş,işten geçmeden önce...

(1996)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İstanbul'lu Şiirler;

Ben,Nedim'in İstanbul'una yetişemedim.Fakat,1950 lerde başlayıp 1960 larda yükselişe geçen 'İstanbul'u tahrip kampanyası'na kadar en az bir çeyrek yüzyıl,henüz yokedilememiş güzellikleriyle,Yahya Kemâl'in İstanbul'unu içime sindire sindire yaşadım.
Ömrümce İstanbul'da yaşamış olmak,İstanbul'u doya doya ve gönlümce
yaşamış olmak,hayatımın en uzun süren mutluluğu olmuştur.En az son 60 yıldır İstanbul kökenli,İstanbullu zevkine ve kültürüne vâkıf hiçbir Belediye
Başkanına sahip olamayan bu şehir,sevmesini bilen gönüller için halâ kutsal bir sevgili olarak kalabilmişse,bunun sırrı,kanımca Yüce Tanrı'nın da bu şehri
çok sevmesi olmalıdır...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İstanbul'u Seyrediyorum (nazire)

İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı;
Kurşûni gökyüzünde kalorifer dumanları,
Bir araba geçiyor caddeden gümbede-güm bas yaparak,
Havalı kornalar,
Kasetçilerden avaz avaz'Küçük Bilmemkim'in uzun havaları;
İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı;
Ne deniz kalmış,ne martılar,ne dalyanlar.
Eğri-büğrü asfalt yollarda birikmiş yağmur suları,
Bir kadının suya değiyor ayakları;
Ayakkabısı delik olmalı...

İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı;
Ne Markiz kalmış,ne Lebon,ne Atlantik,ne Piknik,
Hepsinin yerinde lâhmacuncular,kebap salonları...
Nerede Beyoğlu,hani Nişantaşlılar,Modalılar?
İstanbulla beraber İstanbullular da bitmiş olmalı,
İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı...

İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı;
Bir Romen kızı geçiyor kaldırımdan;
Lâf atmalar,el atmalar,bıyık burmalar, pazarlıklar
Birşey düşüyor elinden yere;
Gururu olmalı,
İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı...

Ben,bu şehrin elli yıl önceki halini bilirim.
Açamam gözlerimi,mümkün değil,ölürüm!
Artık İstanbul bana kapalı,gözlerim İstanbul'a kapalı;
İstanbul'u seyrediyorum gözlerim kapalı...

(1992)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:21 PM
İstanbul'umu Özlüyorum

Bir rüzgâr esiyor Çamlıca'dan
Ve martılar geçiyor üzerimden
Eski zamanlara doğru...

Bindirip özlemlerimi onların kanatlarına,
Ben de eskilere gidiyorum,
Çocukluğumun İstanbul'una;
Cumbalı ahşap konakları,
Bahçe duvarlarından sarkan mor salkımlarıyla,
Yol kenarlarında erik ve dut ağaçlarıyla
Arnavut kaldırımlı
Üsküdar sokaklarını özlüyorum.

Sonra,gençliğim geçiyor gözlerimden,
Her ânını İstanbul'la sarmaş dolaş yaşadığım;
Caddebostan Plâjını,Opera Sinemasını,
Kurbağlı'da sandal sefasını,
Moda İskelesini,
'Atlantik'li,'Piknik'li İstiklâl Caddesi'ni,
Beyoğlu'nu özlüyorum;
'Atlas'lı,'Yeni Melek'li günlerini
Ve 'Dame de Sion'lu kızlarıyla akşam üzerlerini....

İyot kokusunu özlüyorum,
Kadıköy vapurlarının kıç üstünü,
Boğaz'ın mavi havasını özlüyorum.
Emirgân'da 'Çınaraltı'nı,
Küçüksu'da mısır yemeyi,
Dolmabahçe Stadında,çamurda
Lefter'leri,Metin'leri seyretmeyi...

Bir de,
Nice aşklara sağdıçlık yapmış
İstanbul Tramvaylarını özlüyorum;
Elimin ilk kez eline deydiği
Ve aklımın başımdan gittiği...

Ve ilk sevgiliyi özlüyorum;
Kalamış mehtabında
Karşılıklı şiirler söylediğimiz
Ve ******* boyu elele Samanyolu'nda gezdiğimiz...

İstanbul'umu özlüyorum;
Bir İstanbul vardı hani...

Bir İstanbul Rüzgârı esiyor Çamlıca Sırtlarında
Ve İstanbul doluyor gözlerime,damla damla
Martı kanatlarında...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İstanbul Dün Yine Hep Seni Andı

Gülüşünden konuştuk,
Gözlerinden dertleştik,
Saçının kokusundan içtik kadeh,kadeh
Karşı karşıya
İstanbul ve ben...
Bir garip sofraydı bilsen...
Ben,eskilerden söz ettim,
O yokluğundan yandı;
İstanbul,dün yine hep seni andı...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İstemem

Sana 'gitme' diyorum,
Yabancı gözlerle bakışmayalım birgün!
'Sensiz edemem' diyorum sana.
Anılar inceltecek soluklarımı,gideceksin;
Bir damla yaşım var gözümde
Kara günüme sakladığım,
Beni, ondan edeceksin...
..............................

'Sensiz edemem' demiştim sana,
İstanbul,bana böyle,semt semt komazdı,
Bu mevsim,böylesine kahretmezdi beni,
Yeryüzünde sevmekten yana ne varsa
Böyle,üstüme yüklenmezdi.

İstemem,bir bahar günü
Hiçbirşey olmamışcasına
İçimde ısınan o ilk gülüşünle gelme,istemem!

Sana 'istemem' diyorum;
Bu,isteyişimdir,bilirsin.
'Gelmem' deme boşuna,
Biliyorum,gelirsin...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İsterim...

Saçına solacak çiçekler takmam,
Sevgimden bir çelenk örmek isterim.
İnan ki,gözünün rengine bakmam,
Gözünde,kendimi görmek isterim.

Ellerimi yakan kor ellerini,
Uzat sinendeki yaz güllerini.
Gör diye,yaktığın yangın yerini
Gönlümü,önüne sermek isterim.

Sensiz geçen her an,ömrümden kayıp.
O güzel başını,şöyle yaslayıp,
Kızıl saçlarını göğsüme yayıp
Severek,öperek dermek isterim.

'Aşk' için derler ki; 'bir küçük hece',
Oysa,senin sevdân,çok zor bilmece...
Çözüp bu bilmeceyi,her gün,her gece
Seninle vuslata ermek isterim.

Şarkı olmuş,dinle,her nefesimden,
İsminin şiiri,kendi sesimden.
Vaz geçip uğrunda her hevesimden,
Sevdâna bir ömür vermek,isterim...

(26/05/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İsyan

Beni tutsağı yapan yeşil gözlere isyan,
İnandığım, kandığım güzel sözlere isyan.

İsyanım sana değil,sana isyan edemem;
Tutsağın olmak yazgım,azat etsen gidemem.

ÖMÜR BOYU HEP SENİ ÇALAN SAZIMA İSYAN!
SENİ SEVMEYİ YAZAN ALINYAZIMA İSYAN!

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İşportacı

İstanbul'u satıyorum işportada;
Ne alırsan üç-beş kuruş...
Yemyeşil Boğaz sırtları satıyorum,Yemyeşil Çamlıca,
Florya,Caddebostan,masmavi Kalamış Koyu,
Erenköyde bahçeli köşkler,
Üsküdar'da cumbalı konaklar satıyorum.
Beyoğlu'nda Atlas,Yeni Melek,Ses Opereti,
Küçüksu'da mısır satıyorum.
Moda İskelesini satıyorum;
Parfüm kokuları promosyon.
Bahçe Sinemaları satıyorum;
Gazozlar benden...
İstanbul dolu anılar satıyorum,
Üstelik Belediye de kovalamıyor beni
Çünki;
Ayıplarını kapatıyorum...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
İzin

,
Nice sevdâlar yitirmiş gönlüm! Sev sevebildiğince,
Sevmek,senin işin,
Ve sen sevgili,git gideceksen,
Varsın,kader de yapsın kendi işini;
Nice günbatışları seyretmiş gözlerim;
Yadırgamazlar gidişini...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
Kader Mahkûmu

Yüreğim,sevdânın esiri artık
İstese de kurtulmaz,dolanmış saçlarına,
Ve hüzün,gözlerinin derinliğinden
Dolmuş gönlümün yamaçlarına..
Ellerinin sıcağı ısıtır düşlerimi,
Şarkıların,hücremin parmaklıkları
Ve dudağında bulduğum tatlar
Sevgimin prangaları...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
Karasevda

Karabahtım,kaderim,karasevdâmsın benim.
Uyunmamış ******* gördüğüm düşlerimsin
Ve yaşanmamış günlerin mutluluk umudumsun.
Mutluluk ki; bir defa eline değebilmek,
Rüzgâr olup okşamak saçlarını gönlümce,
Ay ışığıyla dolup odanıza gizlice
Soluklarını solumak doya doya her gece...

Oysa siz
'Karasevdâ' ne demek,anlamaz,bilmezsiniz,
Bu gönül yangınına boş bakar gözleriniz.
...........
Kirpiklerime asılı bir tablo kadar cansız,
......Ne kadar güzelsiniz...

(2002)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:22 PM
Karasevda Düşleri

Gözlerim,bir tatlı bakışını dilenirdi bıkmadan,
Ellerim,ne tuzaklar kurardı ellerine değebilmek için,
Aklım,-hangi bir karış-bin karış havada
Sırnaşık bir bulut olmuş,dolanırdı hep senin üzerinde
Ve yüreğim kavrulup dururdu bir karasevdayla,sabah akşam.

Fakat o uçsuz bucaksız ve uykusuz ******* boyu
Hiç bitmeyen düşlerimde yaşamın en yüce hazzını duydum;
Ellerin-ılık-ellerimde,başın göğsüme yaslı,
Saçlarını dudağımla okşarken ne kadar mutluydum!

Karasevdanın zâlim yükünü,o düşlerle taşıdım,
Ben,o düşlerde
Rengârenk ve kocaman bir sevda yaşadım...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Karışık

Kocamış bir ağaç; kurumuş,bitmiş,
Ne dal,ne yaprak,
Tüm yeşilleri onu terk etmiş....
Doymaz kurtlar dolmuş gövdesine; sırnaşık
Ve sarmış her yanını
Yaşamın ihaneti gibi
Kocaman,arsız bir sarmaşık...

Ağaç mı onu taşıyor,
Sarmaşık mı ağacı;
Durum karmaşık.....

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kem-Küm

İsmini sordular:
'Ka' dedim, 'Ku' dedim.
'Sen halâ seviyorsun' dediler;
'Kem' dedim, 'küm' dedim...

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Keriz (Bendeniz)

En büyük servetim,sevebilmekti;
Sayende sevmeye tövbeler ettim.
Öyle bir oyun ettin ki bana;
İki mars-bir oyun,ütüldüm,bittim...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kimya

İki Hidrojen,bir Oksijen'e âşık olmuşlar,
Üçlü bir aşk yaşamışlar.
Sonra,hepsi,bu hayattan bıkmış;
Aşkın 'SU'yu çıkmış......

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Klâsik

Not;
Bu şiir,altına tarih koymadığım tek şiirimdir.Hernekadar; bir 'böyyük'ümüzün
Cumhurbaşkanı olduğu,Türkçe özürlü bir bacımızın Başbakan olduğu,hayalî
ihracatın,orman yağmasının azdığı,siyasete ''Çürük','.Yavşak', 'Paket' sözcüklerinin girdiği,Kardak Kayalarının ve 'Asala'nın gündemde olduğu bir zamanda yazıldığı anlaşılıyorsa da,her dönemde geçerli olduğundan,
tarih koymadım ve adını 'KLÂSİK' olarak belirledim

.
Yunan,adalardan bağrıma sızmış,
Ermeni kudurmuş,Sırp zulmü azmış,
'Bölücü',koynumda kuyular kazmış;
Bu gidişle ne bahar,ne de yaz gelir,

Nazi dölü,bize 'İşkenceci' der,
İngiliz,Fransız hep sinsi gider,
Arada 'Sam Amca' bir selâm eder
Ondan 'tavuk' gelse,bizden 'kaz' gelir.

İçeride durum,dışardan acı;
Vatandaş; kenarda,gazoz ağacı
Tüm 'ham'larla 'çürükler' olmuş baş tacı;
Onların motoruna güçlü gaz gelir.

Hayâlî ihracat,vergi kaçağı,
Yazlıkları,yatı,özel uçağı...
Benim gırtlağımda 'zam'mın bıçağı
Ona sıcak,bize hep ayaz gelir.

Kimisi,rüşveti yasal hak sayar,
Devleti yer,sırtı devlete dayar.
Kimisi ormanı dozer'le oyar
Nasılsa,ona da bir cevaz gelir.

Kiminin göbeğni sarmaz ceketi,
Kiminin,dillere destan paketi
Kimi 'Yavşak',elinde tenis raketi
Utanmadan sırıtmak,ona haz gelir.

Çankaya; murada ermiş de, hazda,
Yeniköy; 'fular'da,cilvede,nazda
Sivrisinekler meşk ederken sazda
Mebuslara,davul-zurna az gelir.

K.D.V'ye zam yap,K.İ.T'leri de sat;
Kurtardın Vatanı(!) ,artık rahat yat.
Bir tek tesellimiz; hep ana-avrat
Sövüşümüz,onlara cilve,naz gelir.

Gelini,geliniiii! Kürdün gelini;
Sokmuş cebimize,çekmez elini.
Meclis Kürsüsünde ana dilini
Konuşan,Millete 'ince saz' gelir.

Ozanım! Üzülme,yeter bu çile
Ne söylersen söyle,ne geçer ele?
Bu düzende.bakarsın Cami'ye bile
Birgün 'İmam' diye,bir 'Papaz' gelir...

(YOK)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Körfezde Yalnız Akşam

Güfteler 'hicrân' üstüne,
Besteler 'hüzzam' üstüne,
Eflâtun bir bulut iner
Körfezde akşam üstüne...

Elimde bir sıcaklık; senden kalma,
Son mutlu yaz *******inden kalma
Ve isyan dolu gözlerimde
Titrek bir mum ışığı gibi
Kahverengi boş bir dünya,
Gözlerinden kalma...

Bu ne ilk,ne de son yalnız akşamım;
Karşımda mahsun körfez,
Kulağımda alaturka şarkılar;
Güfteler 'hicrân' üstüne,
Besteler 'hüzzam' üstüne,
Eflâtun bir bulut iniyor
Körfezde akşam üstüne...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kötü Masallar Mevsimi

Hüzün yağmurları yağdı hep
Sonsuz bir mevsim boyunca,
Masallar hiç'mutlu son'la bitmedi.
Ne 'onlar erdi muratlarına',,
Ne 'biz kerevetlere çıktık'.
Gökten düşen üç elmayı
Üç zâlim cadı aldı;
Taş plaklarda sevdâlar,
Çeyizler sandıkta,mektuplar postada,
Ve gözler yollarda kaldı...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Köy

'Orda bir köy var' hani; ne gidilmiş,ne gelinmiş,
İnsanları,buğday gibi,tarlalarda kavrulmuş,
Her yıl harman zamanı, 'kader' diye bilinmiş;
Tırpanların ucunda kaderleri savrulmuş...

'Okul'; uzak bir umut, 'yol'; 'Hökümat'ın sözü',
'Tohtur,abukat' hepsi; 'şeher görmüş' yaşlılar...
Çalışmak,sabır,çile; köyde yaşamın özü,
Dertlerle mutlu sanki,bu çok dertli başlılar...

Hepsi içiçe yaşar; çivit mavi duvarlar,
Samanlıklar,ahırlar,tavukların kümesi.
Mağrur olan bir o var; bir anıt gibi parlar
Meydanın ortasında,mermer taşlı çeşmesi...

Yine de,köyde yaşam,hiç de mutsuz değildir,
Çünki onlar,mutluluk için çokşey istemez.
Hiçbirşeyi yokken de, o umutsuz değildir
Aç karnına yatsa da; gözü tok,haram yemez.

*******i,dağlardan delice esen rüzgâr
Sabaha ulaşmadan dağıtır yıldızları,
Sonra; Güneş uyanır,horoz sesi,ilk kuşlar,
Süt sağmaya koşarlar köyün güzel kızları.

Yanmış da susuzluktan,bir damla sevgi bekler
Gözyaşından sağnaklar görmüş köy toprakları.
Rüzgârla ürperirken kan rengi gelincikler,
Güneş,binbir umutla parlatır yaprakları.

Gün başlamıştır artık tozlu köy yollarında.
Elma gibi yanaklı,yalın ayak çocuklar;
Kimi davar peşinde,azığı kollarında,
Kim bilir,belki birgün 'okullu' olacaklar...

Kadınlar çamaşırı teperlerken derede,
Erkekler,tarlalarda,öküzle sarmaş-dolaş,
Makinalar,aletler, 'medeniyet' nerede?
Kaderidir köylünün,yaşamla süren savaş.

Kekik kokan yaylada dertli bir kaval sesi,
'Kangallar' gözlerini şimdi dört açacaklar.
Sessizliğe renk katan bir kuzu melemesi
Ve rüzgârla 'Huu' çekip, 'sema' yapan başaklar...

Gün batarken dönerler,köy halkı,teker teker,
Buram buram ter kokar şimdi çeşmenin başı.
Akşamların hüznüyle,sanki boynunu büker
Tepenin eteğinde garip bir mezar taşı.

Yorgun köy kadınları; ellerinde nasırlar,
Akşam,maltız yakarlar evlerin bahçesinde,
'Yatsı'dan hemen sonra,serilince hasırlar
Tüm yorgunluklar geçer bir 'akşam kahvesi'nde...

KÖY; sessiz insanların göğe yükselen sesi,
Hiç uçmamış kuşların, 'kuşkonmaz'dan kafesi.
KÖY; güneşin altında,kavakların gölgesi,
Yaşananlardan yüce bir yaşam felsefesi....

'Medeniyet' ölse de,her zaman diridir 'köy',
Saftır,temiz,dürüsttür,sözünün eridir 'köy'.
Son kalan 'iyi'lerin barınma yeridir 'köy',
Hiç tanımasak bile,bizlerden biridir 'köy'...

(1996)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kristof Kolomb'un Azabı

Benim adım; Kristof Kolomb,
Ben büyük bir kâşifmişim.
Bilmeden ve istemeden
Amerika'yı keşfetmişim.
Meğer,ben ne büyük bir halt etmişim!

Benim bulduğum bu kıt'ada
Geçmişi ve tarihi bulunmayan,
Ortak bir dili bile olmayan
Nesebi belirsiz bir millet türemiş.
Ve zaman içinde
Kovboylar,gangsterler,ku-klus-klanlar
Tüm virüsler burada üremiş.

Önce,kızılderili ırkını yok etmişler,
Sonra,zavallı zenciler;
Hem ırzlarına geçmişler,
Hem de öldürmüşler.
Daha sonraları
Atom bombası,
Derken; Kore,Vietnam vak'ası,
Afganistan,Irak vesaire...
Bunların zulmü
Fâsit daire...

Keşke,ben kötü bir denizci olsaydım.
Yelkenli ve ahşap gemilerle
Okyanusları geçip
Bu uzak topraklara hiç ulaşmasaydım.
Keşke,direkleri kırılıp
Ve de yelkenleri yırtılıp
Batsaydı gemilerim
Ve
Dünyayı insanlığa haram eden bu çorbada
Benim de tuzum bulunmasaydı,
İsmim
'Amerika' ile birlikte anılmasaydı...

Benim adım; Kristof Kolomb,
Ben,büyük bir kâşifmişim.
Bilmeden ve istemeden
Amerika'yı keşfetmişim
Ve nereden bilebilirdim ki
Günün birinde
Bir 'Bush oğlu Bush'u
Dünyanın başına musallat etmişim.
Meğer ben
Bilmeden ve istemeden
Ne büyük bir halt etmişim! ...

(2005)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kumarbaz

Ne 'et' zevki,ne 'ut' zevki,
Onda yalnız 'barbut' zevki...

(1958)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:23 PM
Kül

Bir sevda rüzgârıydı,yıkıp geçti gönlümü,
Bir enkaz var; kapılmış gidiyor arkasından.
Gözlerindeki efsun,cezbediyor ölümü;
Ecelimdi içtiğim bu sevdanın tasından.

Bir günah ormanını aşka mesken belledim,
Önümü hiç görmeden peşinde ilerledim.
Satır satır okudum,her harfi ezberledim
Hüzün ve hicran dolu bir ömür sayfasından.

Gözlerinde engine dalıp gittiğim zaman
Ufkumu sis kaplardı,gözlerimi bir duman...
Kalmadı sığınacak ne bir koy,ne bir liman;
Paramparça olmuştum sevda fırtınasından.

Gerçek mutluluk sandım; oysa,o bir masaldı;
Sonu hüzünlü bitti,sazlar 'hüzzam'dan çaldı.
Beş parmağın değdiği beş sıcak anı kaldı;
Sağ elimde sakladım,o zâlim vedasından

Gönül,düş âleminde,vuslat gelir sanıyor,
Yüreğimde bir yara,hiç durmadan kanıyor.
Sana gelen tüm yollar,alev alev yanıyor;
Bu,son feryadım sana,ateşin ortasından...

Feryadıma cevap yok,ne bir ses, ne bir kelâm
Ne de çok uzaklardan ümit veren bir selâm...
Deli gönül vazgeçmez,devam,yanmaya devam;
Ümitlerim hep sürgün,şu ümit dünyasından

Sanma ki güller açar böyle yangın yerinde.
Belki gözün dolacak,belki daha derinde
Yüreğin sızlayacak her günün seherinde
Sana da pay düşecek bu sevdanın yasından!

not: Bülbül,kül oldu,bitti,gülünün sevdasından;
Gül,bir damla vermedi,o sevgi deryasından...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:24 PM
Lâbirent

Dünyayı küçücük bir odadan gözlüyorum;
Odam, 'iğneli fıçı'...
Keder,neş'e,sevgi,kin...Hepsini özlüyorum;
Duygular, 'arap saçı'...

Beynimde helezôni vehimler kuruyorum,
Oysa,düz çizgiler çok...
Aynaya her bakışta,bir boşluk görüyorum;
Akılla izahı yok...

Beynimdeki karanlık,ışığa göz yumuyor;
Hiç Güneş görmemiş ki...
Çözüm diye,ölümden bile medet umuyor;
Oysa,hiç ölmemiş ki...

Gün,batarken mağripten çapkınca göz kırpıyor
'Benimle gel' der gibi,
Yolculuk zamanını suratıma çarpıyor
Hep,alay eder gibi...

Çan sesleri,ezanlar ve dualarla dolu
Bir yere girmekteyim;
Günah ağaçlarıyla tıkamışlar bu yolu;
Sanki delirmekteyim...

Beynimde; çivi-çekiç,yüreğimde; bir matkap
Durmadan çalışıyor,
Plâklar paramparça,boşa dönüyor pikap;
Ebed'e alışıyor...

Bataklık kenarında,bir 'felsefe sorusu';
Boynu bükük bir kamış,
O çamur deryasından umudu; bir yudum su! ..
Çaresiz,çok susamış...

.............................
Dünyayı,kör gözlerle,odamdan görüyorum,
Odam; 'iğneli fıçı',
Uçsuz,bucaksız çölde,hep suya yürüyorum;
Lâbirent, 'arap saçı'...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:24 PM
Lôdos Balığı

Not; Güçlü lôdoslar,küçük balıkları sersemletir.Dalgalarla yarı baygın,bilinçsiz
bir halde sahile sürüklenen balıklar,bazen elle bile toplanabilirler.
Ancak,etleri çok gevşektir ve makbul değildir...


' 'Seni ilk gördüğüm sahildeyim;
Lôdosun uğultusu kulaklarımda,
Gözlerin yine kıyıya vurmuş...'

Ben,hep o uğultularla sağır kulaklarım,
Amaçsız kulaçlarla
Denizlerin dibinde seni arıyorum.

Suda kabarcıklar görürsen;
Soluklarımdır,yaklaşma!
Ve bir bulanıklık sararsa etrafını;
Kinimdir,soluma!
Yakamozlar...Hele onlar...
Onlara hiç dokunma;
Onlar benim anılarımdır,fânuslarda sakladığım
Bırak,temiz kalsınlar.
Sen,yine gözlerinin dışında yaşa,
Aç balıkçılar için nefes al,
Bırak,arayım seni hep
Ama hiç bulmayayım...

Sen,bana gözlerinin dışıyla baktın hep,
Bense,gözkapaklarının içini istemiştim...
Oysa,neler verebilirdim sana...
Sevgimden bir akvaryumda
Sana bahar çiçekleri açan yosunlar getirirdim,
İyot kokan bir hava bulurdum isteseydin;
Akvaryumda saklanmazmış 'lôdos balıkları'...

Belki seni yine uğultulu bir lôdosta
O kıyılara vurmuş göre bilirim,
Deme 'bir selâm bile vermeden yürüdü',
Belki bir bakar,belki hiç bakmadan geçebilirim;
Alnımdaki boşluklar,üç yaşdaha büyüdü...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:24 PM
Mahkeme

Alın yazım; SANIK,
Tüm yaşantım; TANIK,
DÂVÂCIyım beyler....

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:24 PM
Mahkum

Duruşma sona erdi;
Sana mahkûm edildim.
Cezam 'sürgün' olmasın;
'Müebbet'e talibim...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:24 PM
Malaga'lı Kankvah

(Bilmem,küçükken bir masalda mı dinledim,bir kitapta mı
rastladım,yoksa ben mi uyduruyorum; Malaga,İspanyanın
güneyinde bir yermiş ve ora bahçelerinde kocaman yap-
raklı,şatafatlı bir çiçek yetişirmiş:
KANKVAH veya KAHKAHA ÇİÇEĞİ...)

Sen,
Kahkaha çiçekleri yetişen bir diyarda
Yağmurlu günlerde bazen,gülümseyen bir gonca gibi yüzün
Ve ekseri,kötümser ışıklarında gündüzün
Tozlu yapraklarınla
Kavrulmuş bir çiçeksin.
Sessizce sevilip sevmeyi
Ve yalnız gözlerinle gülmeyi
Bilmezsin.

Bütün günler ve *******
Uyunurken...Ne mümkün,
Uyunmazken düşünülürsün;
Değmezsin.

Malaga,
Çok uzaktır benim evime.
Gidemem;
Ayaklarım bağlıdır seni tanımanın zincirleriyle,
Çağırsam
Gelmezsin.

Sen,
Malaga kankvahlarının en küçüğüsün
Ve kır çiçeklerinden olmayı
Beğenmezsin.

Bütün son vapurlarda,
Bütün geceyarılarında
Karanlıkta birden açılıveren Kankvah'ım,
Bilmediğim Malaga akşamlarını yaşarım penceremde;
Uzaksın,
Görmezsin.

Gözlerimdeki o çiçeklerde yaz *******i
Kırağı gibi damlacıklar belirir;
Herbirinde aldatılmanın kahrı
Ve bir yalan rüzgârıyla uçup giderler,
Kapamak isterim gözkapaklarımı,
Atmak isterim o bitmiş çiçekleri gözlerimden;
Gitmezsin...

Sonum gibi korktuğum çiçek,
Sonum kadar sevdiğim çiçek!
Tut ki herşeyimsin benim
Her zerresinde hayata bin kin duyduğum çiçek,
Uzak iklimlerin çiçeği,
MALAGA'LI KANKVAH! ...
Kahkahalar duyarım ardımda,
Dönerim;
Gülmezsin...

(1960)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:25 PM
Mavili

Bir ses asılı kaldı kulaklarımda;
Sevda dolu,nağmeli,
Bir gülüş serpildi içime;
Pembeli,eflâtunlu hâreli,
Ve bir sîma,çakıldı,kaldı yüreğimde;
Papatyalı,karanfilli,lâleli...
....................
Ahh! İllede mavili,ille de mavili...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:25 PM
Medeniyet Dediğin....

Batı'da 'insan hakları' var,
'Demokrasi','Teknoloji','Zenginlik' var,
İnsanlar çok medenî.
Ancak,Bu düzeye ulaşmalarının nedeni;
Başkalarına ödetilen diyet,
'Sömürü', 'İşkence', 'Tecavüz','Ölüm'...
Bu mudur 'Medeniyet'? .....

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:25 PM
Mektup

Bir mektubum ben
Sana gelen;
Hiç duyulmamış sözlerle,
Hiç yaşanmamış bir sevgi anlatan,
Pembe parşömenlere îtinayla yazılmış
Ve.....
Hiç okunmadan atılmış....

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:25 PM
Melekler Günahkâr Olduğu Zaman

Bir zâlim sevdâydı,boynumu büktü,
Taş gibi,kor gibi içime çöktü,
Yüreğime hüzün sağnağı döktü
Yaş olup,gözüme dolduğu zaman.

Umudu,gönlüme gömdüm,sakladım,
Bu yıl da,hüznüme hüzün ekledim.
Cemreler düşmedi,boşa bekledim
Baharlar açmadan solduğu zaman.

Sensiz öksüz kalmş,harap bahçeler,
Firkatin acımaz,beni kahreder...
Belki,ancak bir an vuslata erer
Gönül,hayallere daldığı zaman...

Senin yıldızını gecemden sildim,
Boş bir karanlığa mahkûm edildim.
Ben,seni kaderim,ecelim bildim
Yıldızlar,yerini bulduğu zaman..

İsminde öyle hoş nağmeler var ki,
Gönül başka beste neden arar ki?
Şarkılar,makamlar neye yarar ki
Kemanlar,hep “hüzün” çaldığı zaman?

Kader,hükmü “hicran” biçmiş demektir,
Gönül,yine “hüznü” içmiş demektir.
Sevdâların çağı geçmiş demektir;
Melekler,günahkâr olduğu zaman...

(17/01/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Meyhane

Bir dumanlı hava,kısık soluklar,
Buğulu cam,ardında ıslak sokaklar...
Sarmaş-dolaş gözler ve kör ümitler,
Nazlı gelinler gibi beyaz kadehler
Öyle bir sihirle dolu;
İçtikçe yaşarız,yaşadıkça ölürüz,
Kadeh kadeh içeriz hatıraları.

Değince dudaklara bu sihirli kadeh
-Çözülür de içimizdeki bağları-
Dağıtır demet demet eski hatıraları.
O, herbiri bir masal taşıyan hatıralar...
O,herbiri bir ömür yaşıyan hatıralar...

O kadehteki sihir bilmem ki nedir,
Giden sevgiliden bir haber verir.
Rakı sofrasıdır bu,elem yakışmaz;
Ağlatmaz bu haber bizi,güldürür,
Güleriz,bu gülüş bizi öldürür...

Sonra birden titretir o dumanlı havayı
Fî tarihinden kalma bir sevdanın şarkısı,
Bir mısra dolanır dudağına yarım-yamalak,
Ölsen,çatlasan gelmez arkası.
O yarım mısralar,ne şiirlerdir,
Ne anılarla doludur herbiri;
Ne,sevgiliyle geçen o renkli günler,
Ne,şarkılar kadar ahenkli günler
Ne veda sahneleri,ne vefasız sevgililer,
Neler yaşarız o yarım mısrada,neler...

Değildir içkinin sarhoşluğundan
Dilin dolaşması,ellerin şaşırması,
Kime sorsan; gözlerin yaşarması
Bir pişmanlık acısından değildir.
Bir yağmur bulutudur o kadeh,
Ne getireceği hiç belli olmaz;
Kahkahalarla güler de içen,
Derdinden öleceği hiç belli olmaz.

O kadeh,o bulut,o meyhane havası
Âşinasına âh! ...Ne hoş gider.
Ayık gelir gelmesine de kadeh,
Değince dudaklara hep sarhoş gider.

Coşar,içeriz-içer,coşarız,
Öldürür bizi bu,ama yaşarız...

Tekrar tekrar geçeriz hatıraları,
Kadeh kadeh içeriz hatıraları

(1961)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Mihriban (Vuslatı Bekleyiş)

Her ümidin ardından, mutlak hüsran geliyor,
Tam vuslatı beklerken, yine hicran geliyor.
Sabır,sabır,yâ sabır...Artık isyan geliyor...

Derken,sabrımı ölçen bir imtihan geliyor
Sonra sabrın ödülü, o armağan geliyor;
'Sabrın sonu selâmet' diye ferman geliyor.

Tükenmişken tahammül,aşka derman geliyor,
Şu ihtiyar gönlüme bir heyecan geliyor,
Ömrümce beklediğim kutlu zaman geliyor.

VUSLATIN,KANDİL KANDİL YANDIĞI AN GELİYOR,
EFSUNLAR DİYARINDAN BİR MİHRİBAN GELİYOR;
MÜJDELER; BANA BAYRAM,CANA CANÂN GELİYOR! ...


(2007)

Not:Mihriban:güler yüzlü,sevecen,uysal....

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Moda'da Teşrin Akşamları

Yerlerde bakır renkli çınar yaprakları yatardı,baygın
Ve buram buram iyot kokusu dolardı soluklara;
Bir başka olurdu 'teşrin'lerin gurubu
Moda'da...

Akşam,
Moda İskelesi'ne al ipekten bir şal gibi inerken
Burundaki ağaçların üzerinden bir duman görünür,
Derken,
Beyaz atlı bir kral gibidir 'Suvat' vapuru
Burnu dönerken.

İskelede eşlerini bekler İstanbul'un en şık ve güzel hanımları;
'Chanel'in,'Arpej'in,'Soir de Paris'nin iyotu bastıran kokuları,
Ve
Binbir hayâl içinde
Yeni yetme delikanlılar;
Bu defilenin hayran figüranları...

Kavuniçi'den eflâtuna dönerken ufkun rengi
Sakin denizin üstünde başlar maviyle kurşûninin cengi.
Bir kuraldır ki,hiç bozulmaz; bu cengi hep kurşûni kazanır
Sonra,
Yavaş yavaş o da kaybolur;
Deniz,lâciverte boyanır.

Şimdi,
Akşamın efsanesi başlar Moda'da
Bir yanda 'Koço'dan anason kokuları,şuh kahkahalar,
Bir yanda 'Deniz Klübü'; papyonlu beyler,tuvaletli hanımlar
Ve denizin üzerinde yakamozlar gibi kaynaşan sandallar,
Gülüşmeler,fısıldaşmalar,bakışmalar,selâm laşmalar...

Sâkin denizde,yalnız küreklerin ürkek sesi
Ve Fenerbahçe'den yankılanan bir 'Münir Nurettin' nağmesi...
Sanki tüm güzellikler rol almış bu efsunlu oyunda.
Hele,
Bir de mehtap varsa Kalamış Koyu'nda;
Hiç bitmeyen bir rüya,binbir gece masalları,
Bir ömre bedeldi Moda'da teşrin akşamları...

(1994)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Mutluluk Reçetesi

Bir gül koparıp gönül bahçenden
Değdir dudaklarına,
Ve sıcacık bir gülümseyişle
Usulca bırak yüreğime.
Sonra
Huzur içinde dinle
Yüreğimden yükselen sesi...
...........................
Bence,budur
'Mutluluk reçetesi'...

(26/12/2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
My Heart Çıkmazı

My Heart Çıkmazı'nda bir viranesin;
Damı çökmüş,canı çıkmış,
My Heart Çıkmazı'nda 'bir tane'sin...
Londra'nın tüm sisiyle,kasvetiyle
My Heart Çıkmazı'ndasın,kâlbimdesin.

Londra kan ağlıyor bu gece;
My Heart Çıkmazı'nda,bir sokak fenerinin dibinde
Kraliçeyi vurdular,
Hem,kendi elleriyle....

(1062)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Narçiçeğim,Yaban gülüm,Buram Buram Mor Menekşem

Kaybolmuş yollardaydık,gecenin bir vaktinde
Sokak fenerlerinin loş ışığında,elele yürürdük şarkılar söyleyerek.
Yürüdüğümüz,bilmediğimiz yollardı,fakat umursamazdık
Çünki hep sevdiğimiz şarkılardı söylediklerimiz
Narçiçeğim,yaban gülüm,buram buram mor menekşem!
Bütün çitleri yıkar,özgürlüğe salardık içimizdeki atları,
Senin gözlerinde zeytin yeşili umutlar,dudaklarında elma baharı bir gülüş,
Benim yüreğimde martı kanatları...

' Bir dalga çarpar sahile,ışıl ışıl parlar taşlar
Sonra çekilir deniz; her taşın gözünde yaşlar;
Belki,ayrılığın hüznü,hep bu sahillerde başlar...'

Sonra,aydınlanınca gün,sen sevmedin yürüdüğümüz yolu
Bıraktın elimi,şarkılar yarım kaldı;
Bir çocuk, büzülmüştü bir duvar dibinde,sevgiye hasret,
Bir bulut üşütüyordu güneşi,
Üşüyordu çiçekler, kelimeler üşüyordu dudaklarımda,
Ve bir adam yıkılıyordu,bitiyordu
Nar çiçeğm,yaban gülüm,buram buram mor menekşem!
Bir adam yıkılıyordu,bitiyordu....

' Bir rüzgâr vurdu başıma,adı 'sevdâ' mıydı,neydi,
Korunmasız yakalandım,eserken şöyle bir deydi;
Garip gönlüm, o rüzgâra,kaderine boyun eydi...'

Sen şimdi ya uzak bir denizde dalga,ya da uzak bir iklimin rüzgârısın.
Ben yine o kaybolmuş yollardayım,
O,beraber söylediğimiz şarkılar sinmiş havaya,
Ve ne zâlim bir cezâ ki; duyarım,söyleyemem,
Artık sana 'nar çiçeğim,yaban gülüm,mor menekşem' diyemem...
Diyemem nar çiçeğim,
Diyemem yaban gülüm,
Diyemem mor menekşem,
Diyemem....

Nar çiçeğim...Yaban gülüm...Buram buram mor menekşem....

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:26 PM
Nasıl Unuturum Sizi (sevdiklerime)

Çıkış; beşik,mezar; varış;
Ömür boyu,karış karış
Hiç bitmedi bu zor yarış.
Ne demişti koca Barış:
'Nasıl unuturum sizi
Can bedenden çıkmadıkca'

Can,bedenden çıksa bile,
Ecel,beni yıksa bile,
Şahdamardan sıksa bile
Dünya,benden bıksa bile
Nasıl unuturum sizi,
Sizler,benden bıkmadıkca? ...

Başucumda bir mermer taş,
Selvilerdir tek arkadaş...
Cansız gözde bir damla yaş
Toplanır da yavaş yavaş
Nasıl unuturum sizi
O yaş,gözden akmadıkca? ...

(2001)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nasihat-kendime-

Beynine emretmelisin;
Karar verirken
Sadece aklını ve mantığını dinlemesin!
Davranışlarında
Önsezilerine,içgüdülerine
Ve hislerine de yer vermelisin.
Çünki sen,
Metâl parçalarıyla çiplerden oluşan
Ve bilgisayarla yönetilen
Bir robot değilsin.

Sevecek,sevilecek
Gülecek,ağlayacaksın.
Bazen hatalar yapacak,
Pişman da olacaksın.
Çünki;
SEN BİR İNSANSIN! ...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Naz Gelin

Nazlı bir çiçekti,yaz güneşinde
Erkenden açılmış onbeş yaşında.
Köydeki tüm gençler onun peşinde
Arasında,çekinerek Naz Gelin.

Allı, morlu güller takar saçına,
Mavi boncuk,kâkülünün ucuna...
Yıldızları gözlerinin içine
Kandil gibi takınarak Naz Gelin.

Çeyizinden,el oyası yazma'da,
Pembe şalvar dalgalanır gezmede.
Çok can yakar gözlerini süzmede
Bin işveyle bakınarak Naz Gelin.

Sabah davar güder,dağda seğirir,
Akşam nakış işler,ya yün eğirir.
Bir de yanık sesle türkü çağırır
Kaderinden yakınarak Naz Gelin...

(2002)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nâzım'a

'Şimdi İstanbul'da olmak vardı'
Demişti koca Nâzım.
Yok be Nâzım! ...
Nene lâzım.
Şimdiki İstanbulda olma,
Görme İstanbul'un şimdiki halini.
Bırak bu şehir
Şimdi onda yaşayanların olsun varsın,
İstanbul anılarında
Senin bildiğin haliyle kalsın...

(2002)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Ne olur?

Selâm yollamıştım,'almam' demişsin;
Almasan ne olur,alsan ne olur?
'Şiirlerde bile kalmam' demişsin;
Kalmasan ne olur,kalsan ne olur?

Gökten yıldızları dermiştim sana,
İçinde gönlümü vermiştim sana,
Vuslatın yolunu sormuştum sana;
Bilmesen ne olur,bilsen ne olur?

Sevdanın çölünde yolu şaşırdın,
Güneşi bulutla örttün,başardın.
Gözümden bir damla yaşı düşürdün;
Silmesen ne olur,silsen ne olur?

Mazide kalanlar öyle bir düş ki,
Geri dönmek mümkün olaydı keşki.
Yılların ardında kaybolan aşkı
Bulmasan ne olur,bulsan ne olur?

Gönlümü saz diye aldın eline;
Yıllarca deymedin hiçbir teline.
Şimdi eski şarkılar düşmüş diline;
Çalmasan ne olur,çalsan ne olur?

Gönlüm,sonbaharda kuru bir yaprak,
Saçlarım dökülmüş,sakallarım ak...
Bu saatten sonra hatırlayarak
Gelmesen ne olur,gelsen ne olur?

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nefret

Seninle bitmeliydi düşlerim,
Hep 'sen' olmalıydın şiirlerimde,
Kadehlerimde,bir dikişte bitirmeliydim seni
Ve sen,
Hemen,kendiliğinden dolmalıydın.

Sen,gözkapaklarını kaldırıp,
Ben,kirpiklerinin gölgesine dalınca
Bütün şarkılar benim olmalıydı.
Sık sık kaybede bilmeliydim seni,
Kâh Fildişi Sahillerinin beyaz mehtabında,
Kâh Mercan Adalarının ter kokan şehvet *******inde
Geceyarıları seni aramalıydım;
Unutulmak korkusu olmamalıydı içimde...

Beraber götürmemeliydin dünyamızı,
Böyle,hepten yalnız koymamalıydın beni;
Birşeyler bırakmalıydın bana
Ya gözyaşlarını,ya İstanbul'u,ya bir selâm...

Yabancı gözlerle bakışmamalıydık birgün,
Seninle bitmeliydi diyorum seninle başlayan düşlerim.
Yudum yudum yokluğunu içiyorum şimdi kadehlerden
Ve seni hatırlatan tüm çiçeklerden
Nefret ediyorum...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Neredeydik-Nerelere Geldik

'Sevdalanmak'; eflâtun akşamüzerlerinde,
'Hüzün'; sararıp düşmüş bir çınar yaprağında,
'Mutluluk'; gelincikler,papatyalar ve cânan
Ve 'Gençlik'; mimozalı Ada Vapurlarında...

Coştuk alaturkalı şiir kadehlerinde,
Sevdik,bir kaynaktı o,tükendi azar-azar.
Ne sevda,ne de coşku son yaz *******inde;
Bu saatten sonra biz,coşsak bile ne yazar? ...

(2001)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nisanlar

Nasıl yaşlı bir çınarın kuru gövdesinde
Filîzi sürgünler çıkarsa bir anda,
Kocamış gönlümde de bir sevgi özlemi yeşerir her baharda.
Çatlamış topraklara yağan bereket yağmuru gibi gelince 'Nisan'lar,
Önce bulanıp,sonra berraklaşan belleklerinde
En güzel anıları yeniden yaşar insanlar.
Gençlik günlerinin o umut dolu,o karanfil kokan sabahlarını
Yorgun yüreğinizin gücünce yeniden yaşarsınız,
Ardından kurak yazlar,sararmış güzler gelir,bilirim
Ve ihtiyar omuzlarıma ağır gelen paltolar içinde soğuk kış,
Sonra yine bir 'Nisan' varsa kaderde
Umutsuz olmak...Ne büyük yanlış! ...

(1963)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nôra

Aşk getirdim sana Nôra;
Gözlerim dolusu,yüreğim dolusu aşk...
Aşk getirdim sana Nôra
Lôdos akşamlarından Üsküdar'ın.

Aşk şarkıları dinledim gözlerinden;
Onlar,benim şarkılarımdı,
Gözlerin bana'ydı,benimdi,
Dudakların,ellerin benimdi Nôra...

(1953)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:27 PM
Nostalji

Hani,bir güneşli baharı olurdu İstanbul'un;
Boğaz sırtları erguvan rengi
Ve masmavi bir rüzgâr eserdi denizden ince,ince
Ve bir ılık yumuşaklığı vardı ellerinin;
Ürperirdim ellerime değince...

Yaşım; işte,o yaşlardı,toydum,
Severdim; ekmek gibi,su gibi sevmeye mecburdum.
Ve bilmediğim bir tadı vardı dudaklarının;
Tattıkça acıkıyordum...

Sonra,yıllar girdi araya,
Evlendik,çocuklarımız oldu-şiirlerdeki gibi-,
Kötü bitmedi hikâye,ayrılmadı yollar
Fakat
Ne bende o kaynayan kan,
Ne senin ellerinde o ılık yumuşaklık,
Ne Boğaz sırtlarında erguvanlar var...

(1988)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
O Yer

Ne ister ki ölüm bizden
Ne hanımız,hamamımız,ne topumuz,tüfeğimiz var
Yine da sevinçliyiz yaşamaktan yana,
Çok ağrımadıkça başımız
Ve çok yüklenmedikçe kader üstümüze
Hep,şükretmişiz halimize...

Bir kelebeğin kanatlarında
Doyasıya yaşayabilmişiz özgürlüğü
Ve-isterseniz inanmayın-
Elimizle su vermişiz örümceklere,
Kâh,bir yaz gecesi esintisine,
Kâh,bir yağmur sonrası çimen kokusuna
Ya da bir yavru kedinin şirinliğine tav olmuşuz.
Kim sever bizi,kim sevmez; bilmem ama,
Görebildiğimiz herşeye,yüreğimizin alabildiğince
Sevgiyle dolmuşuz;
Mutluluğu,sevmekte bulmuşuz.

Tümen tümen gelse de üzerimize tüm karanlıklar,
Yüreğimizde sevginin o sıcak ışığı var.
Sürecek bu yürüyüşümüz
Yolun biteceği 'o yer'e kadar.

(1994)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Oğluma Öğüt

Oğlum,ömrün boyu,sahteyi sevme,
Ham kalmış insana boynunu eğme.
Allah,doğru olandan yanadır,inan;
Geçici zevk için harama deyme.

Yere düşenlere,bir de sen vurma.
Zalimden,gaddardan yana,hiç durma.
Senden kuvvetliden dayak da yesen
Hıncını,kendinden zayıftan alma.

Âlem ilerlerken,yerinde kalma.
Rahatı,dünyadan kopmakta bulma.
En çirkini bile sevmesini bil,
En güzele bile müptelâ olma...

Vakur ol,değerini birgün anlarsın.
Cümlenin sonunda nokta ol,varsın.
Öne geçmek için boynunu eğip
'Kambur ve değersiz bir virgül' olma! (x)

Ne, çirkin yanlarına maskeler giydir,
Ne,yılışıp zorla kendini sevdir.
OLDUĞUN GİBİ GÖZÜKTÜĞÜN YER
ÇIKABİLECEĞİN EN YÜKSEK YERDİR!

Bunlara uyarsan,dimdik durursun.
Gerçek mutluluğu bunda bulursun.
'Öğüdünle başarı gelmedi' deme;
Zengin olmasan da,İNSAN olursun...

(x) : Nâzım'ın deyişidir.
(1983)

Not; Oğlumun ortaokul öğrenciliği döneminde,o'na yazmıştım.Şükür Allah'ıma ki,bugün,o bana öğüt verecek düzgünlüğe ulaştı...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Olmazsa Olmaz'ım

Hayatı gözlerinden içerim ben, mey gibi,
Sensiz tüm mevsimler kış,baharımsın,yaz'ımsın.
Kaybolmuş bir âlemde inleyen bir ney gibi,
Hüzün veren bir sesle,aşkı çalan sazımsın.

Gittin; sustu güfteler,sazlar gözyaşı çaldı.
Hüzün dolu bir bulut,Güneşi esir aldı.
Bu gönül öksüz kaldı,şiirler sensiz kaldı;
Çatlamış topraklara yağmur gibi lâzımsın.

Sensiz sevda olur mu? Yaşamadım,bilemem.
Kader, 'hicran' yazmışsa,gücüm yetmez,silemem.
Senle,her dert kabulüm,kurtulmayı dilemem;
Sonu hicran da olsa,benim alın yazımsın.

Sevdanın mahkûmuyum,çilem dolmuyor sensiz.
Gönül yaralı,hasta,şifa bulmuyor sensiz.
Yaşamak da, ölmek de,inan; olmuyor sensiz;
Umudum,dileğimsin,Tanrı'dan niyazımsın.

Güfteyi ziyan ettin,besteyi haram ettin,
Mızrabımı,sazının tellerinde inlettin.
Bana hep yarım kalmış şarkıları dinlettin,
Sensiz bitiremem ki; 'olmazsa olmaz' ımsın...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Öğüt

Umut tarlasına lânet ekersen
Bil ki,hasat vakti pişman olursun.
Sevgi yağmurundan sakınıp kaçma;
Islanmazsın ama, hepten kurursun!

Zayıfı ezmekle güçlü olunmaz,
Zayıfa yardımla göster gücünü.
Bir ilâhi güç var; karşı koyulmaz;
Ezilenin ergeç alır öcünü.

Kula mahsus değil 'gurur' ve 'kibir',
'Ben büyüğüm' diyen,gerçek ahmaktır.
Alçak gönüllülük,küçültmez seni;
'Tevazu', yücelten ilk basamaktır!

Sabırlı,sevecen,özverili ol,
Yüreğin,hoşgörü ve inanç dolsun.
Hakkına razı ol,zulme isyan et,
Bu öğüt,herzaman yanında olsun,
Allahın rızası seninle olsun!

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Ölümcül Akşam

Sigaramda seni içip,
Tüm düşlerimden vazgeçip
Ecel diye seni seçip
Ölmek istediğim akşam...

Varlığımın ötesinde
Bir yokluğun içersinde
Üsküdar İskelesinde
Seni beklediğim akşam...

(1965)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Ölümü Yaşamak

Alınyazım durmadan 'vakit tamamdır' diyor,
Elvedâ sevdiklerim,elvedâ mavi gökler.
Yaşanmış güzellikler bana veda ediyor,
Kuşların cıvıltısı,elvedâ tüm çiçekler...

Nerde gençlik yılları,o coşku,o heyecan?
Ayaklarmın üstünde bir ceset taşıyorum.
Koruması kahreden bir emanet olmuş can;
Yaşama sarılmışım,ölümü yaşıyorum!

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Ömrüm

Gülüşünde sabah,
Dudaklarında gün,
Saçlarında gece
Ve gözlerinde mehtap...
'Ömür'sün kâfir kız...

(1955)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Ömrümce Fenerbahçe

İlkokula orda başladım.
İlk heyecanlarım,
Sevinçlerim,mutluluğum,
Fenerbahçe’de geçti tüm çocukluğum.

O zamanlar
Çayırda ebegümeci toplardı insanlar,
Gelincikler,papatyalar...
Ve kıyıdan karides toplardık ellerimizle.
Marina falan yoktu, fakat
Mendireğin içinde boy boy tekneler dururdu;
Haşim Bey’in ‘Rüya’sı. İpar’ların kotrası
Ve sarılı,yeşilli tramvayları vardı Fenerbahçe’nin
O güzelim günlerin nostaljik ‘posta’sı...

Sadece yedi tane köşk vardı Fenerbahçe’de;
Kocaman bahçelerinde
Rengârenk aristokrat çiçekler,
Heykeller,kameryalar...
Kimi kule’li,kimi ahşap,kimi mermer
Ve kaldırım kenarlarında
Sarı papatyalar biterdi yer yer..

Kırmızı çakarıyla mendirek ve sakallı fenercisi,
Karşısında ‘Belvü Oteli’
İstanbul’un nadide incisi...

Gözlerimdew nem,burnumda sızı oluyor şimdi
Çocukluğumun o güzel günler,;
40’lı yılların Fenerbahçe’si...

Sonra 50’li,60’lı yıllar;
Talebe bütçesiyle hovardalık hevesinde
Gençliğimin mâsum günleri;
Yine Fenerbahçe,
El ele,yanak yanağa ağaç dipleri,
Plâjda saf çapkınlıklar,
Sonra,kaçak girdiğimiz ‘kamp’ günleri
Ve mehtaplı,yakamozlu yaz *******i;
Sevgiliyle sandal sefaları,
Sessiz bakışlarda sevda bilmeceleri...

Kalamış’ta denize girer,
Mendirek’ten midye toplardık
Ve Kurbağlı’dan sandal tutardık
Saati ikibuçuk liraya...
Hey gidi ‘ikibuçuk lira’
Ve hey gidi Kurbağlı Dere
Onlar da yok artık...

Derken,70’li,80’li yıllar geldi;
Başımda saçlar azalıyordu hızla
Ve Fenerbahçe’de güzellikler...
O cânım köşkler,gece klübüoldu,restoran oldu,
Münir Nurettin’in Kalamış’ına
Arabesk sesler
Ve o masmavi koya
Lâğım kokusu doldu...

Ben,yine de,yorgun hafta sonlarımda
Kendimi kollarına atardım Fenerbahçe’min,
Bir sigara yakar,
Geçmiş güzellikleri içerdim duman duman.
Göğün mavisine sığınırdı anılarım.
Birkaç âşina ağaç
Ve hep aynı kayalar,
Yalnız onlardı,yalnız onlar
Benim Fenerbahçe’mden geri kalanlar...
Bu,bir çaresiz kaybedişti,bilirdim,
Yine de,kalanla yetinirdim.

Şimdi,90’lı yılların sonları;
Ömrümün kış mevsimi;
Emeklilik,yaşlılık,
Tükenişin kaçınılmaz kaygısı
Ve yine yanıbaşımda Fenerbahçe,
Gençlik günlerimin anısı...

Batılı bilinciyle bir güzel insan,
-Ki,ona minnet,ona şükran-
Gerçek bir İstanbul’lu zevkiyle
Yeniden güldürüp çehresini
Kurtarmıştı yılların bitkin Fenerbahçe’sini

Ve ciğerlerimin
Kırk yıllık duman birikintilerine isyan ettiği
Ve insanı insan yapan
Tüm zevklerin bir bir bittiği
Bu puslu günlerimde,
Bir vefa borcudur,biliyorum;
Yorgun adımlarımla
Sana geliyorum
İçim daraldıkça,aklıma estikçe,
Selâm sana eski dost,
Selâm Fenerbahçe...

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Ömür Biter,Yol Bitmez

Karabasan misâli çöker üstüme akşam,
Kasvet yağmurlarını döker üstüme akşam,
Zift gibi,katran gibi akar üstüme akşam;
Kurduğum hayâllerden, beni almadan gitmez.

Güneş,doğudan doğmaz benim sabahlarımda;
Sen doğarsın her sabah hayâl berzahlarımda.
Her gün hüznü yaşarım meçhul günahlarımda,
Hüzün doluysa zaman; sabah-akşam fark etmez.

Her seher,bülbüllerle birlikte ağlar gönül;
Bülbülün figânını duymaz oysa hiçbir gül.
Öyle bir gönül var ki,dibi ateş,üstü kül;
İçin için yanar da,dumanı dışa tütmez.

Bu ne zâlim kaderdir,bu ne tükenmez çile?
Ne 'hüzün', ne 'gözyaşı',getirmez onu dile.
İsyan edip,derdimi dökmek istesem bile;
Şiirler âciz kalır,ummanlar bile yetmez.

Felek,duymazdan gelir duamı,niyazımı,
Bir dinleyen çıkmaz hiç,kan ağlayan sazımı.
Kader öyle bir YOL'a çizmiş alın yazımı;
Umut yolun sonunda,ömür biter,YOL BİTMEZ...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Örgü

'Birlikte bir mutluluk örelim 'dedik,
Bâzı şeyleri eksik görmüşüz..
Bilmiyorum,hangimiz 'şiş',hangimiz 'yün'üz,
Yanlışlıkla hep 'lâstik' örmüşüz;
İki ters-bir düz...

(22/01/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Öyl Bir Sevgililer Günü

Sensizliği, ecel diye kadehlere doldurup
Zehir gibi anılarla,bir dikişte bitirdim.
Gelincikli,papatyalı çayırları soldurup,
Sana hüzün bahçesinden siyah güller getirdim...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Öyle Bir Sevgili

Benim bir sevgilim var;
Bir damla olup geliverir gözlerime,özledikçe
Sigaramın dumanında tüter,
Ciğerlerime siner soluklarımla,
Damarlarımda ateş gibi yanar;
Öyle bir sevgilim var....

Ne uzaklık ne zaman
Elimden alamaz onu.
Ne yeşildir gözleri,ne siyah
Ama,zümrüt gibidir,zeytin gibidir.
Sevgisi; yüreğimde çarpıntı
Ve dişimin kovuğundadır dudakları.
Her seslenişimde-nerede olursa olsun-beni duyar
Öyle bir sevgilim var...

(1963)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:28 PM
Özet

Ben,kısa pantolonumla,tahta atımla;
Kurşun askerlerimin 'Harbiye Nazırı',
Ben,Çamlıca yolunda,sevdiğim kolumda,
Ben mühendis,ben şair,ben dalgacı,
Ben;
Karacaahmet'te
Selvi ağacı.....

(1957)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Papatya Falı

'Seviyor' diye başlar hep fallar.
Ne olurdu tüm papatyalar
Tek yapraklı olsalar....

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Pes

Beynimden-yüreğime gedik açtı o bakış;
Ben yenildim,siz kazandınız...Alkış...

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Pire ve Sevgi Yorganı

Kimi,kıyamaz pireyi atmaya,
Alışır,pireli yorganla yatar.
Kimi de,bile bile yorgansız üşüyeceğini
Pire için yorgan yakar...

Gerçi,şimdi ucuz ucuz yeni yorganlar var
Ama nerde o eski elişi pamuk yorganlar...

Yorgan gider,
Kavga biter,
Perde iner;
İyi akşamlar! ...

(05/03/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Postada Gecikme

Artık Niğde yolundayım,çoktan geçti zâten Bor,
Son takvimin yaprakları,birer birer gidiyor,
Bir sevdayı doya doya yaşamadan gitmek zor,
Gönül,belki kaderine,ondan isyan ediyor.

Ne zâlim bir kader ki bu,gönül geniş-vakit dar,
Mutluluğun müjdesini geç aldı bu ihtiyar,
Ya postacı çok geç gelmiş,ya adreste hatâ var,
Ya da Tanrı,giderayak kula ihsân ediyor...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Problem Sevgilim

Kader seni nerden taktı peşime?
Şeytan olup giriverdin düşüme.
Tuz,biber,tat oldun yavan aşıma,
Arada, taş olup vurdun dişime.

Bazen gülüşünde güller açılır,
Bazen bakışından hiddet saçılır.
Bilmem bu sevdadan nasıl kaçılır?
Dert oldun,girdin dertsiz başıma.

'Git' desem gitmezsin,kovsam aldırmaz,
'Gel' desem, gelmezsin,gelse de durmaz,
Göğsü gül bahçesi; bir gonca vermez,
Konacak dal vermez gönül kuşuma.

Bir göz süzüşü var; beni mest eder,
Ya surat asışı...Küfürden beter...
Kızdı mı, ne desen dinlemez,gider
Ne feryadıma bakar,ne gözyaşıma.

Belki birgün aşkı öğrenir dedim,
*******i gündüzlere ekledim.
İnsafa gelirsin diye bekledim;
Çatlaklar doluştu sabır taşıma.

Yanmışım,başımı taşa vururum,
Yine de ardından koşar dururum.
Tükendi umudum,bitti gururum,
Aklım ermiyor bu gönül işime

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Rest

Dudaklarında ben yanardım kor misâli,
Avuçlarında ben erirdim damla damla,
Bakışlarında ben kızarır,bozarırdım.
Gülüşünde ben vardım; gamzelerinde,
Ağlarken,gözyaşlarında ben,
Soluklarında ellerim dolardı göğsüne,
Şarkılarında,düşlerinde ben! ..

Gideceksen git şimdi...
Git ve unut
Becerebilirsen....

(1965)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
S.o.s

Gözlerin, şafağıdır umudumun,
Kaybolursa, kapkara bir gece kalır.
Uçsuz,bucaksız bir denizdeyim;
Senin için yazdığım şiirlerimdir rotam,
Ben,bu pusulasız sevdâ teknemde
Sabah onlarla aydınlanırım, gece onlarla yatarım...
Çekme rüzgârlarını benden,
Dolmazsa yelkenlerim,kaybolurum, batarım...

(02/09/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Saklambaç

'Elma' dersem; gel bana,
'Armut' dersem; yine gel.
Hiçbirşey demesem de...

Gel ki; şu sevda dolu gönlüm öksüz kalmasın,
Gel ki; Güneş batmadan gökyüzüm kararmasın...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Sana Geldiğim Zaman

Sana geldiğim zaman
Menekşeler,lâleler,güller dökülürdü yollarıma,
Güneş,bir başka parlak olurdu sanki
Ve mevsimler hep bahar gibi;
Gök,hep huzur mavisi
Ve saat kaç olursa olsun,vakit hep yeşildi;
Umut rengi...

Önce saçlarının kızılı parlardı uzaktan,
Sonra dudaklarının kor kırmızısı,
Mevsim ne olursa olsun
Gün üzerimizde bahar,
Mayıs avcumuzda sıcak olurdu hep...
Sarılır,kucaklardım seni;
Sen,kucağımda hafif,
Sevdân içimde ağırdı.
Gözlerin ışık ışık,
Sen,öldüresiye güzel,
Ben,ölesiye âşık...

Sana geldiğim zaman
Ufkum hep masmavi olurdu,vakit hep yeşil,
Saçların kızıldı,
Dudakların,öpüldükçe daha bir kızıllaşırdı.
Tabloyu sen yapardın,ressam sendin;
İki fırça pembeye,bir fırça mor vururdun,
Bir eflâtun bulurdun;
Sevdâmızın rengi,
Şaşardım...
Sana geldiğim zaman
Tüm yaşanmışlıklarıma denk
Ve tüm yaşadıklarımdan farklı
Bir ömür yaşardım...

Sana geldiğim zaman
Eflâtun bir sevdâ içinde
Seni yaşardım...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Sanal Dönüş

Bu sahilde seninle elele
Coşkun dalgaların şarkısını dinlerdik bıkmadan;
Elinin sıcaklığı,bakışların
En güzel şiirlerin dizeleri gibiydi,
Ben mutluydum,ben şaşkındım,ben âşıktım,
Sen; Hercaâi...

Şimdi,
Tükenmiş bir denizden arta kalan kumsalda
Çakıl taşları,yosun parçaları
Ve ufkumda gözlerin var.

Eski şarkılardan mırıldandım kâh,
Kâh sigaramın dumanını seyrettim dalgın,
Senin için yazdığım şiirleri okudum haykırarak;
Onlarda; sana isyan,aşka isyan,vefaya isyan vardı...
Sonra duydum; çok uzaklarda bir limandan
Bana doğru hüzün ve pişmanlık yüklü
Bir gemi kalktı,
....Baktım; kumsal ve gözlerin ıslaktı...

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:29 PM
Sapanca'dan Geçerken (Bir Gençlik Aşkı Yaşadığım Yer)

Bir kış günü geçerken göl kıyısından
Duygularım,birden aklımı çeldi;
Sıyrulıp bu yaşam vesvesesinden
Yıllar sonra aklıma 'şairlik' geldi.

Kıyıda,çepçevre,düzgün ve bezgin
Savaş esiri gibi sıralanmışlar
İncecik bedenli,sarı benizli
Sessizliğe âşık,garip kamışlar...

Yalnız,bir-kaç ördek gölün sahibi;
Muntazam halkalar çevrelerinde,
Eski bir güneşten kalma bir ışık
Yemyeşil parlıyor teleklerinde.

Kurşûni gökyüzü,kurşûni sular...
Sonsuz huzur,burada gizlenmektedir.
'Hüzün ve sessizlik gölü'nde şimdi,
Rüzgâr bile,sanki dinlenmektedir.

Dalıp gittim böyle,taa derinlere
Gönlümü,çaresiz bir özlem sardı;
Gördüm; yaşlı gölün dibine sinmiş
Gençlik günlerimden anılar vardı...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Sarhoş Zaman

'Artık içme''diyorsun...Haklısın,biliyorum;
Dilim yalpalamaya başlıyor yavaş yavaş...
..........
Bırak,sarhoş olayım; ayık gitmiyor bu yaş...

Bırak,dalıp gideyim taa kırk yıl gerilere;
Atlantik'te biraya bir küçük votka katıp
Beyoğlu'nda Dünyanın anasını satayım,
Tramvaydan atlayıp düşeyim varsın,n'olur;
Moda'da bısıkletle biraz hava atayım.
Kurbağlı'dan bir sandal tutup iki liraya
Kalamış'ın masmavi denizinde yüzeyim
Ve iki düğmesini açıp ipek gömleğin
Erenköy'de yırtmaçlı pantolonla gezeyim.

Ya da bir pazar günü,saatin yedisinde
Bin ümitle bekleyim Ada İskelesinde.
Gün boyu kucak kucak mimozalar toplayıp
Verecek hiç kimseyi varsın bulamayayım,
Kırılmış ümitlerle,dönüşte kıçüstünde
Akordiyonla coşan çiftleri kıskanayım.

Sigaramın dumanı genzime kaçtı diye
Bırak,gülsünler bana,kimin umurunda ki?
Erguvanlar açarken Hisar'ın sırtlarında
İlkbahar güneşiyle çimenlere yatayım,
Sarı bluzlu kızın simsiyah saçlarına
Taze papatyalardan çelenk örüp takayım.
Yanımda sevdiğimle bir Boğaz Vapurunda
Elele ve başbaşa hayâllere dalayım,
En kalantor pozumda,otuz kuruşa kıyıp
Emirgân Gezisi'nde kâğıt helva alayım.

Göz edeyim liseli kızlara saf saf bırak,
Saçlarımı ıslatıp aynada poz vereyim,
Beş kuruşsuz ve yorgun dönsem bile,evimde
Annemin ve babamın beklediğni bileyim.

Açık tirbünde varsın bassınlar ayağıma,
Ezilerek,ezerek Lefter'i seyredeyim.
Yeni Melek'te balkon,Opera'da yan loca
Bırak,ne olur bırak,kırk yıl geri gideyim.

'Artık içme' diyorsun,haklısın,biliyorum;
Birazdan başlayacak ellerim titremeye
Ve dilim dolaşacak acemî sarhoş gibi
Yine de bırak n'olur,zaten şişenin dibi...

Bırak,zâlim zamanı biraz sarhoş edeyim,
Bırak,ne olur bırak,kırk yıl geri gideyim! ...

(1998)







,

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Sen Bilirsin

Körler,karanlıktan etkilenmezmiş, bilirsin;
Alıştım sensizliğe,artık gidebilirsin!

'İstersen git'diyorum,hissetmem yokluğunu;
Gülüşün bende zaten,gözlerimde sakladım.
Gökyüzümde, yıldızlar dolusu gözlerin var,
Şiirlerim dolusu sen varsın ezberimde...

Sana muhtaç değilim,artık gidebilirsin,
Birkez düşün istersen,yine de sen bilirsin;
İster git, özlendikçe yaş ol,gözlerime dol,
İster yazıl alnıma, hiç gitme, ecelim ol! ...


(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Sen Gittiğin Zaman

Sen gittiğin zaman
Tutuşurdu denizlerim,yangın yangın
Çiçeklerim,bükerlerdi boyunlarını
Mavi,kaybolurdu gökte,
Havasız kalırdım,yokluğunu solurdum,
Sen gittiğin zaman
Kahrolurdum.

Sen gittiğin zaman
Susardı tüm şarkılar,
Öksüz kalırdı ellerim,avuçlarım,
Penceremdeki kuşlar uçar,giderlerdi uzaklara,
Uğur böcekleri kollarıma konmazdı.
Senin gittiğin zamanlardan nefret ederdim;
Sen gittiğin zaman
Ben de biterdim.

Sen gittiğin zaman
Yarım kalmış şiirler yarım kalmış mutluluklar
Ve sigara dumanlarında tüten hasretin kalırdı.
Ağlayamazdım,'ağladım' diyemezdim,
Gidişin içimden birşeyler sökerdi,
Hani su dökerler gidenin ardından,tez gelsin diye;
Ben dökemezdim ama gözlerim dökerdi

(18/05/2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Senden dönerken

Birlikte binerdik trene hep,
Önce sen inerdin;
Bir yarım çevirerek başını
Selâm verir gibi bakardın.
Günüm,ömrüm orda biterdi,inan...
Sonra tren yine giderdi;
Fakat ben dönemezdim evime,
Bir cenaze dönerdi,,,

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Seni

Dertli dertli bakar gözün,
Neden öyle mahzun yüzün?
Geceye dönmüş gündüzün,
Söyle kimler üzmüş seni

Ya gözünün karasından
Ya saçının sarısından
Onca güzel arasından
Gönlüm hemen sezmiş seni.

Mis kokundur beni çeken,
Sanki seni yaratırken,
Ayıklayıp diken diken
Tanrı,gülle bezmiş seni...

Bildim bu güzellik nerden,
Çamlık dağdan,eteklerden,
Yayladaki peteklerden
Annen balla süzmüş seni...

Gözlerim tek seni seçer,
Gözlerinden sevgi içer.
Yüreğime hançer hançer
Felek, aşkla kazmış seni...

Atmış beni terkisine,
Takılmışım arkasına,
Alnımın tam ortasına
Kader seni yazmış,seni...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Seni tekrar görürsem

.....Ve günlerden sonra seni tekrar görürsem,
Sensiz üç mevsim süren kışımdan sonra
Kollarımı açıp bekleyeceğim,
İlk cemremsin,düşeceksin,
Bu kış,dört mevsim sürmeyecek.
Bir bahar rüzgârı gibi dolacaksın içime,
Gözlerimde umutlar filizlenecek,
Değişecek mevsimler,
Bu kış bitecek.

.....Ve günlerden sonra seni tekrar görürsem
Gözlerinin içine bakarak okumak için
Şiirler yaratacağım;
Biliyorum,gözlerinin içine bakınca
Hepsini unutacağım
Senin hiç bitmeyen şiirin başlayacak,
Senin şiirini okuyacağım.

.....Ve günlerden sonra seni tekrar görürsem
Bütün benliğimle kucaklayacağım;
Bütün açlar,çatlayasıya doyacaklar,
Bütün mutsuzlar,mutluluğu tadacak,
Bütün tutsak kuşlar özgür olacak
O sensiz,o karanlık,o acımasız günlerden sonra
Seni tekrar görürsem..

(1961) .

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Senin Gönlün-Kalp Banknot

Üzerinde sadece bol sıfırlar bulunan
Kocaman bir banknot gibiydi gönlün.
Sıfırların önüne birşeyler yazıp değer katmak istedim;
Fakat,elden ele dolaşıp öyle yıpra nmıştı ki,
Beceremedim.
Hem hor kullanılmış
Hem de geç anladım; zaten kalpmış...

Şimdi,sadece
Kiloyla satılan hurda kâğıt değerinde
Ve tam,gerçekten hak ettiği yerinde...

Biraz zorlanacağım
Fakat mutlaka
Tedâvülden kaldıracağım...

(2008)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Serzeniş

Bu,rakıma mehtabını meze yaptığım,
Bu,rüzgârında, teninin kokusuna yandığım şehirde
Seni çokca mı koyuyorlar kadehlerime,bilmem;
Bir başka sarhoş oluveriyorum...

Tedirginse soluklarım,bir 'K' takılmıştır gırtlağıma,
Dilim dolaşıyorsa konuşurken; sarhoşluk halidir,anlarsın.
Gözlerim dumanlıysa,
Gözkapaklarımın ardına girmişliğin var; bilirsin...

Ben,kumar masasında gibi makasa gelmişsem;
Aşkta adam satıldığını bilmediğimdendir
Ve acımasızca boşaltıyorsam şişeleri;
Aklıma,seni unutmak geldiğindendir!

(1962)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:30 PM
Sevdâ Dediğin

'Sevdâ'dediğin,
Öyle,su içer gibi kolay yaşanmamalı,
Damakta bir lezzet bırakmalı;
Kavuşmalarla tatlandırılmalı,
Öyleyse,küçük ayrılıklar da olmalı.
Biraz da yakmalı genzi,tarçın tadında;
İçine birkaç damla 'hüzün' damlatmalı,
Küçük dargınlıklar ve sonra barışmalar
Sevginin değerini anlatmalı.
Bir de,temiz korunması şart,
Onun için,hep yürekte saklanmalı...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sevdik

Sevgiliden ziyade,biz hep 'sevgi'yi sevdik,
Sevilmek beklemeden,yalnız 'sevme'yi sevdik.

Selâmsız geçenlere selâm vermeyi sevdik,
Kaş çatmadık kimseye,içten gülmeyi sevdik.

Ne makam,ne zenginlik istememeyi sevdik,
Kaderin götürdüğü yolda gitmeyi sevdik.

Bir dilim ekmek olsa,hep bölüşmeyi sevdik,
Yokluk çekerken bile 'şükür'demeyi sevdik.

Kimin gözü yaşarsa,koşup silmeyi sevdik,
Göze girmeyi değil,kalbe girmeyi sevdik.

Gönül kırmaktan kaçtık,gönül almayı sevdik,
Kubbede hoş bir seda gibi kalmayı sevdik.

(2003)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sevgi

Gözlerdeki kıvılcım,yanakta bir kızarış,
Gülüşte bir sıcaklık,yürekte heyecandır;
Yaratanın kuluna verdiği yüce duygu,
Sevgi; her derde deva,cana katılan candır.

Çirkinliklerle dolu bir yaşam denizinde
Huzuru bulmak için sığınılan limandır.
Sevgi; hem seven için hem de sevilen için
Koskoca bir yaşamda tek geriye kalandır.

Annenin yavrusuna,bir çiçeğe,bir kuşa...
Karşılık beklenmeyen sevgi kutsal olandır.
Sevgi,beyinden değil,yürekten kopup gelir;
Bir beklentisi varsa,sevgi zaten yalandır.

Bazen sonsuz bir sükûn,bazen korkunç fırtına,
Kâh en güzel paylaşım,kâh tek yanlı talandır.
Karşılıksız olsa da; almadan vermek gibi
Sevgi bitmez,tükenmez; kaynağı Tanrıdandır.

(1997)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sevgi Pınarı

Bir garip pınar vardı,ıssız bir dağ başında;
Sanki hüzün taşırdı suyunun akışında.

Yüreğinden kaynardı suyu,saftı,temizdi,
Yıllarca çağladı hep,ne yoruldu,ne bezdi.

Susuz bir yolcu bekler,hep yollara bakardı,
Heyhat! Kimse geçmezdi,o su boşa akardı.

Sonunda,birgün biri geldi; perişan ve aç
Yaşamak için sanki bir yudum suya muhtaç.

Öylesine içti ki,pınarın suyu bitti,
Sürünerek gelmişti,selâm vermeden gitti.

Pınar,küstü dünyaya,o gür kaynak kurudu.
.................................................. ....................
(Benim 'Sevgi Pınarı' gönlümün masalı bu....)

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sevgiliye Şiirler

Yaşamak arzusunu ; bir beton çatlağından başını hayata uzatarak fışkıran
yemyeşil bir bitkiden öğrene bilirsiniz
Mutluluğu ,okşadığınız bir sokak kedisinin gözlerini kapatıp mırıl-
danışında kulaklarınızla duya bilirsiniz.
Hayâl kurmaya ; belki de,bir yağmur sonrası yol kenarında oluşan su
akıntısında,kâğıttan yapılmış kayıklarnızı yüzdürürken
başlamış ola bilirsiniz.
Özveriyi ; tüm yavrularını birden emzirebilmek için,herbirinin ağ-
zına bir memesini denkleştirip,canının yanmasına al-
dırmayarak sabreden bir anne köpek anlatabilir size.
Coşkuyu,canlılığı ; bir kardelende,
Güzelliği ; bir lâlede veya gülde,
Asaleti ; manôlyalarda bula bilirsiniz.
Sükûnu ve huzuru ; bir ilkbahar güneşinde,papatyalar ve gelinciklerle do-
lu bir çayırda sırtüstü uzanıp,masmavi gökyüzünü sey-
rederken doya doya yaşaya bilirsiniz.
Ve Aşkı..... ; Onu bulmak için sakın telâşlanmayın.Aşkı taşıyabile-
cek kadar büyük ve sevgiye açık bir yüreğiniz varsa,o
zaten sizi mutlaka bulacaktır...
Hem,o zaman,şiir yazmak da geliyor içinizden...

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sılam ; İstanbul

İstanbul,şimdi renk renktir;
Sırtlar; baştan başa yeşil,pembe,mor,erguvan,leylâk
Boğazın suları lâcivert,
Güneş pırıl pırıldır,bilirim,
İstanbul,şimdi masallar kadar güzeldir
Ve masallar kadar uzak...

Mayıs,çapkın çapkın dolaşır İstanbul'da
İnsanlar,çiçekler bir başka güzelleşir,açılır
Ve damla damla gözyaşlarında
Anılar vardır,dağılır...

Elele sevgililer,papatya falları,
Yosun kokan deniz kıyılarında aşk şarkıları,
Bembeyaz kanatlarıyla martılar süzülüp geçer aklımdan,
Kubbeler,minareler,avluda güvercinler...

Bir İstanbul yağmuru,ıslatır, geçer düşümü,
İçimde kurumuş bir çamur kalır,çatlak...
Sen,ey İstanbul! Ey uzaktaki sevgili!
Ne kadar zormuş meğer günleri saymak...

(VAN/1968)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sobalı Odalar

Dedem,sedirin ot minderine yaslayıp arkasını,
Tabakasından bir tutam tütün alır,
İtinayla ve keyifle sararken 'cıgara'sını;
Ninem,bağdaş kurup yer minderine,
Sürerdi 'ikilik' bakır cezveyi
Mangala,külün kıvılcımlı yerine.
Külde pişen kahvenin
Köpüğü daha bir koyu olurdu.
Kestaneler çıtırdarken sobanın üstünde,
Bir de 'Radyo Tiyatrosu' denk gelirse-kısmete-
Mutluluk,aile boyu olurdu...

Dışarıda ister tipi olsun,ister fırtına;
Parmağımla yazılar yazdığım buğulu camlar izin vermezdi;
Huzuru bozacak hiçbirşey
İçeri girmezdi.

Kaloriferli apartmanlar icat edilmeden önce,
'Sobalı Odalar' ısıtırdı gönüllerde sevgiyi, bence...

(2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sohbet

Sohbetin,âşıka doyumsuz bir tat,
Başka bir mutluluk vermezsin,heyhat!
Ne şarkı,ne şiir,ne bir iltifat;
Ara-sıra hoş bir kelâm et yeter...

Beni mest eden o tatlı gülüş,
Kâkülü,alnına işveyle döküş,
Gereksiz gözünü çapkınca süzüş;
Beni delirtmeyi meram et,yeter.

Ne bende bir ümit,ne sende vefa,
Böyle öksüz sevgi; sonsuz bir cefa.
Yine de dilerim senden son defa;
Sevginden vaz geçtim,selâm et yeter!

Aşktan anlamazsın; 'aşkım' diyemem,
Sevdândan tutuşsam; hiç söyleyemem.
Küçücük bir bûse de isteyemem;
Sen,yine sohbete devam et yeter...

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Son

Gönlümüz,gam-keder nedir,bilmezdi
Ocaklar sağlıkla tüttüğü zaman.
Ayrılık,aklımıza bile gelmezdi
Trenler hüzünlü öttüğü zaman.

Ömür takvimine düşünce kışlar,
Etrafta hazin bir sessizlik başlar;
Her sabah şarkılar söyleyen kuşlar
Uzak diyarlara gittiği zaman.

Yaşlılık,hastalık,sıkıntı derken,
Fark etmedik gemi dibe giderken.
Perdeler,bir gece kapandı erken
Can,bedene veda ettiği zaman.

Kefenin başucu az açılacak;
Bu,dünyaya son bir bakış olacak.
Belki de bir dostun gözü dolacak
İki kürek toprak attığı zaman...

Bu,son isteğimdir; Unutma beni!
Hiç görmesem de gelip gideni
Ara sıra uğra...Duyarım seni
Üzerimde otlar bittiği zaman.

(2006)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Son Sonbahar

Çatal çatal kaygılar saplanır yüreğime,
Beynimde kırık dökük umutlar kımıldaşır.
Saman rengi bir güneş.bulutların ardında
Kurumuş yapraklara can vermeye uğraşır.

Oysa,ecel bağrımda özümle halvet olmuş.
Bir daha su yürümez kurumuş yapraklara
Bozulmuş bahçelere sonbahar hüznü dolmuş;
Bir güç çekiyor beni çatlamış topraklara..

Dertli bir ney gibidir şimdi rüzgârın sesi,
Zorlanan soluklarım gerçek,gerisi yalan.
Çırpınışım boşuna,kıramam bu kafesi,
Yerde bir-kaç parlak tüy; göçmen kuşlardan kalan...

Bir ezan sesi mi bu,bir kilise çanı mı?
Kulağıma gaipten böyle sesler geliyor.
Bir el,sanki sımsıkı kavramış da canımı,
Koparıp gitmek için benden izin istiyor.

Ölümden değil korkum,sevdiklerimden geçmek;
Oğlum,kızım,torunlar ve bunca yıllık eşim...
Bir ağaç gölgrsinde durup sigara içmek....
'Bulutların ardından çıkmam''diyor güneşim...

(2004)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Sonbahar Yaprakları (Autumn Leaves)

Serilmiş,bir hüzün yorganı gibi
Sonbaharın yorgun topraklarında,
Yaşamın ilâhi yasası gizli
O,sararmış çınar yapraklarında.

Tanrıya açılmış eller gibidir,
Solgun,bitkin,sarı benizler gibi.
Rüzgârla kıpırdar,sessiz titreşir;
Kumsalda can veren denizler gibi.

Ayaklar altında hışırtıları
Sanki,bir hastanın son nefesidir.
Dikkatle dinleyin! Belki de o ses
'Bas-ül bâd-el mevt'in felsefesidir.

Gerçekten,o ölü,sarı yapraklar
Toprağa karışıp, gelecek bahar
Taze bir sürgünde,yemyeşil,canlı
'Yeniden doğuş'ta var olacaklar.

Oysa,şu,savrulan yaprağa bakıp
Hüzünle titreyen gönül tellerim,
Gelecek baharda nerde,kim bilir
Şu kalem,şu kâğıt....Ve de ellerim....

(1995)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Soykırım Hokkabazları

Şöyle bir göz attım dünya'ya;
Kimi,sahte Demokrasi Havârisi,
Kimi,güya İnsan Hakları'nın bânisi,
Biri,Balkanların kâtil ruhlu divânesi,
Biri,Filistin cânisi,
Yetmezmiş gibi bir de
Barzâni'si,Talabânisi;
Dünya'nın en sefil iki yabânisi....

Şimdi,hepiniz için fırsattır,kafanızı kullanın;
Tüm 'soykırımlar' için Türklere çullanın:

Amerika Parlamentosu,bir karar alır;
'Kızılderili Soykırımı' Türklerin üstüne kalır.
'Atom'u da Japonya'ya Türkler atmıştı',derler,
'Kimse yemez' demeyin,
Zevkle,keyifle yerler...

Fransa,'Cezayir Soykırımını da Türkler yapmıştır' derse
Ve kim buna itiraz ederse,
'Fikir Özgürlüğü' diye bile kabul edilmez,
Hapse atılır,Fransa'ya giderse...

Ya,Almanya'nın ne günâhı var?
Nasıl olsa,gerçekler ve tarih bir kez sapmıştır.
O zaman,utanmayın,söyleyin:
'Mûsevî Soykırımını da Türkler yapmıştır'...

Durmayın,yetmedi mi?
Bosna'da müslümanları,
Kudüs'te Filistinlileri
Türkler kat'letmediler mi?

Bu hâin (!) Türkler,
Şimdi de
Türk topraklarını istemekten
Ve Türk askerlerini öldürmekten
Başka hiç bir suçu,günahı olmayan
Mâsum (!) P.K.K lılara göz dikecekler,
Onları öldürecekler!
Oysa,
'1000 yıldır sizin olan bu toprakları
Ne olur,biraz da başkalarına verseniz?
Hem,siz 70 milyonsunuz,
Öyle,yirmişer otuzar öldürülmekle bitmezsiniz.
Verin istediklerini,gitsin,
Bu kavga,gürültü bitsin,
Âlem de rahat etsin...'

Ey Soykırım Hokkabazları!
Lâfın bu kısmı bitti,
Hoşunuza mı gitti?
Hemen heveslenmeyin o kadar,
Size bir de îkazım var:
Haksızlık ettiniz,gaddarlık ettiniz,*********lik ettiniz
Bâri akılsızlık etmeyin,
Bu milletin üstüne daha fazla gitmeyin!
Politikacılarına bakıp,
Türkleri âciz sanmayın,
Uyuıyan aslanı uyandırmayın!
Gerçi, bu millet
Sessizlikte,uysallıkta dünya'da tektir,
Fakat unutmayın ki;
Yavaş atın tekmesi pek'tir.

Dedeleriniz bilirler adını,
Mezarlarında bile unutmamışlardır tadını,
Cumhuriyet Ordusu,daha da geliştirdi şimdi
'Osmanlı Tokadı'nı...

Sizin gücünüz,paradan,silâhtan gelir,
Bizde yürek var. gücümüz Allah'tan gelir....

(30/10/2007)

Ünal Beşkese

GooD aNd EvıL
09-23-2008, 05:31 PM
Susma

Gözlerin uyku dolmuş,beynin örümcek ağı,
Üzerine serpilmiş sanki ölü toprağı.

Hırsızlar,kaçakçılar ve palyaço liderler
Sen sustukça,ülkede böyle sürüp giderler.

Üstüne sülük gibi yapışan canavarlar
Senin kanını emip,sana beylik taslarlar.

Kaderci bir korkuyla tutarak nefesini,
Dikmedikçe başını,bastırdıkça sesini,

Savrulan her orağa uzatıp boyununu
Bozamazsın düzenin aşşağlık oyununu.

Her tarla bozumunda nasibini alırsın;
Hayvan yemi olacak ot olarak kalırsın.

Nedir bu umutsuzluk,bu teslim oluş niye?
Hiç bekleme boşuna, biri kurtarsın diye...

Bir düşün; neden bu baş böyle kolay eğilsin?
Sen,Allah'ın kulusun,kulun kulu değilsin

Bırak artık susmayı,en gür sesinle haykır!
Şu, kader bellediğin ahlâksız zinciri kır!

Bil ki,sesinden sonra soluğun kesilecek,
Susma! Çünki sustukça sıra sana gelecek! ...

(1997)

Ünal Beşkese