PDA

Tam Sürümü Görüntüle : Murat Tali


Sayfa : [1] 2

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:14 PM
... (Adı yok bu şiirin)

Belirsizliğin içindeki
Zamanlardan
Geliyoruz

Hesaplanmamış ve
Neticesi belli olmayan
Anlar
Yaşıyoruz

Sonsuzluğu arıyoruz
İfadesiz kelimeler
Ve zincirsiz
Yarınları
Düşleyerek

Sonuca ulaştığımızda
Gördüğümüz
Tek şey
Görüntüler dünyasında ki
Yalnızlığımız
Oluyor

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Acabalara...

Yitik bir ülkenin son şarkısıdır çalınan
bir marşa dönüşür gidişine adanan tüm sözler
kelimeler anlamını yitirir
göndere çekilen yalnızlığıdır
öykülerimin
rüzgarla savrulurken
tutar ya bedeni ipler
yaralanır gidemeyişine gökyüzü
sımsıkı sarar seni direkler ve halatlar
kalıverirsin orada *******e katılarak
kimi zaman üşüyerek
kimi zaman ıslanarak

kaybolan gidişlere dair ya herşey
sen yinede sımsıkı sarılan iplerden ve direklerden kurtul
gittiğin adreslerde
seni bekleyenler olduğunu göreceksin...
bir İstanbul/Hasret şarkısıdır çalınır
denizden bir rüzgar gelir
ve sen dalga dalga sahile vurursun...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Acı

Sorun yaşamak değil acıları birer birer
Sineye çekerek
Sorun
Acıları
Birdenbire / ansızın yaşamakta

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Adı Aşk mı?

gözlerim kan çanağı
uykusuz *******imin devşirmesi bir kaypaklık yaşıyor, gün
ağır ve miladi bir koku seriliyor üzerime
bir çamur sıçraması mesafedeyim tüm yollara
çıplaklığımı çamurla örterken
antik kent kazılarında bulunan heykellere dönüyorum
kırılan kollarım ve kanatlarıma fırça telleri değiyor
acıyorum asırların dinginliğine rağmen
zamanımdan hiç bir şey yitirmeden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Adressiz Sevgiler Çağı

Sevginin özünde adres yoktur.
Bu yüzden gideceği yerde belli olmaz
aslında sevginin adresinin hem olması hemde olmaması gerekiyor.
Çelişkili bir cümle oldu biliyorum ama yaşam içinde hep aynı yerde duramıyor artık insanlar
bu yüzden adressiz sevgiler çağında yaşamak zorunda kalıyoruz.
Evet Adressiz Sevgiler Çağı...
Böyle bir zaman diliminde birşeyleri açıklamak artık çok kolay/zor olmaya başladı.
Bazen kendine anlatamadığın duyguların içinde kürek çekmeye başladığını hissediyorsun
Bazen de kayığı sürüklemeye çalışan nehir oluyorsun.
Karmaşa içinden çıkılmaz bir hal alıyor böyle durumlarda.
Kolaylıkla ifade edebileceğin şeyleri bile kendine anlatmakta zorlanmaya başlıyorsun
sonra
karanlıklar senin en yakın dostun oluyor.
Kendini karanlıklarda anlatmaya başlıyorsun.
Gündüzünde başkalarına ait olunca
seni sadece gece anlayabiliyor
o da kendine o çok fazla anlam yüklediğinden
ve
kendini gece bulmaya çalıştığından karşına yine sen çıkmış oluyorsun...

Al işte bir çelişkili durumda daha...

Sonra

Bir şarkı dinlersin dayanağı kendin olursun
bir ara yıkılacağını hissedersin ağırlığı kaldıramaz olur benliğin
sebebi içinde yıkılmak üzere olan sütunlar ve duvarlardan kaynaklıdır
böyle durumlarda yapacak tek şey kalıyor müziği değiştirmek.
Yolları açmak için mücadele etmek yada
müziği kapatmak.

yaşamda dolması gereken çok fazla çukur var
ve akmanın en güzel şekli neyse o şekilde akıp doldurmak gerekiyor
ayaklar o çukurlara düştüğünde incinmemek için
bunu her an yapmaya hazır olmak gerek...
yaşadığımız çağ
Adressiz Sevgiler Çağı
Düşünce kimse kaldırmıyor artık

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Akşama Doğru

Bir gün daha sona eriyor
Ve yine sensizlik başlayacak
Yine karanlık olacak
Ve ben
Yine seni özleyeceğim
Seni isteyeceğim
Delicesine
Seni arayacağım hayallerimde
Sarılıp yorganıma ve yastığıma
Sıcaklığını hissedeceğim teninin


Ben derin bir uçurum olurum
Düş tarlalarında
Sen ise
Serçe olup konarsın
Küçük bir dal parçasına

Ben boğarım kederlerimi
Senin kanatlarında
Sen uçar durursun
Sabahlara kadar hiç bıkmadan
Uçurumlarda yankılanır sesin
Kendini ararsın beni aradığın yerde...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Alacak

bir sessiz geceden uyandım
kelimeler dizilmişti ufuğa,
tanyeri kızıllığıyla.
ürpertiyordu sabah
üşütüyordu
pegasus'un kanatlarından gelen rüzgar,
ıslandım
gündüze dökülen çiğ damlalarıyla,

aşk
tapınaklarda görsel bir şölenle yapılıyordu
tanrılar oturmuş paylaşıyorlardı
Kaz Dağındaki
güzel çoban kızlarını.

bir mızrak pegasus'un düşünden ayaklarıma saplandı
ve ayaklarım toprak oldu
unutmamış beni toprak
unutur mu kendinden olanı yaşam..

hüzün kimin adresi
alacağı varsa ben'in benlikten
sevinç yüklü
gökkuşakları olsun,
alınacak olan

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Allah Aşkına

Allah aşkına kılıyorsan,
Namazına saygım var

Allah aşkına tutuyorsan,
Orucuna saygım var

Allah aşkına takıyorsan,
Örtüne saygım var

Allah aşkına söylüyorsan,
Duana saygım var

Allah aşkına yaşıyorsan,
Benim inancımı sorgulama

Allah aşkına yapıyorsan,
Kulun kitabını yazmaya kalkma

Allah aşkına yürüyorsan,
Allah’ın kelamını söz yapıp cana kılıcı çalma

Allah aşkına,
Hayalinin bile alamayacağı
Şeylerle anıp beni konuşma.

Allah aşkıyla yanıyorsan
ALEVİ(yi) mde yanan benim
Kibritinle beni yakma
Beni ateşlere salma

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Arş’ın ve Arz’ın içinden

ah gecikmişliğin acemi teslimiyeti
ne zaman seni görsem
pencerede
hep
aynı görüntüyü
getirirsin karşıma
acımsıtrak
gülüşünün o aydınlık
ve parıldayan yüzünü
ve öksüz kalan düşlerimi

zamana teslim olmuşluğum belirler
tenimi saran kefenin boyutunu
yaşanmamışlıkların toplamı kadardır
mezarımın boyutu
enine değil dikine kazdırdım yatağımı
yüzüm her türlü dönüktür Kabe’ye
bu vesileyle dünya döner etrafımda
orta yerinde tenimi taşıyarak

tenimden kopan parçalar
doluşuyor
karıncaların, kurtçukların ağzına
kefenim kanıyor
işlediği günahlardan
daha bir sıkı sarıyor
kemiklerimi.

Gözlerimin göremediği
Tenimin hissedemediği
Acılarda bedenim

dünya döndükçe alır içine beni
oysa ben
kandırdım onu
bedenimi verip ruhumu aldım
ondan

Ruhum

Ruhum
şirin bir çocuk
salıncakta sallanan
rüzgar işliyor içime
bulutlar sarıyor
aklımın üşüyen kaoslarını
bedenimin acılarına inat
daha bir sevecen oluyor
ruhum
kahkahalarıyla
gökyüzünde

bir yanım toprak
bir yanım gökyüzü şimdi
hem arşta hem arz’dayım
içime üflenen ışık ile

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Artık Aşklar Zamanı

çok uzaklarda
uzaklarda ki bir kentin sokaklarında
uzaklarda ki bir kentin sokaklarında ki sabahın ayazında
bir aşk doğmuş
kimi zaman çöpçüler
kimi zaman çöpleri karıştıran çingeneler görmüş
kimi süpürgesiyle küreğine
kimi elleriyle çuvalına atmış
gelip geçmiş zaman
aşk günün ilerleyen saatlerinde kendini göstermeye başlamış
bu sefer yollardan geçenler görmüş
kalabalık caddelerdeki insanlar çarpmış
her çarpanda bir parça kalmış aşk
bitmeye başlamış yavaş yavaş
gün olmuş geceye devşirmiş kendini aşk
neon ışıklarıyla dansetmiş
kahkahalar atmış sokaklarda
derken sabah olmuş
aşk yorgun argın yığılmış bir sokak başına
bir çöpçü süpürgesiyle küreğine değil
çöp arabasının arkasına atmış aşkı
ve aşkı ayrıştırmışlar
bir parçasını cebine koymuş işçilerden biri
şimdi onun vitrininde kalakalmış bir eski görüntü olarak

Artık aşklar zamanında.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:15 PM
Aşk

Kaç savaştan çıktık,
kaç ölümden döndük
asırlarca kılıçlar kesemedi bileklerimizi,
mancınıklar yıkamadı bedenimizi,

binlerce atın terkisine atıp ölümü
dalıvermiştik meydanlara
gökgürültüleri yaratarak

hiç bir savaş
hiç bir ölüm
yıkmadı bizi
aşkın ve ayrılığın yıktığı kadar.

ölüm,
kendi seyrinde bir yolcu sadece
zamansızlığın içinde.

AŞK zamansızlığın kendisi
tüm yollarda...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşk beyaz bir şal

aşk
bir beyaz şal
kirlendikçe yıkanır
yıkandıkça solar
soldukça yırtılır
yırtıldıkça
değerini yitirir
değerini yitirdikçe
kenara atılır
ve
yeni bir şal alınır.

Aşk beyaz bir şal
ama ben seni kızıl sevdim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşk Oyunu

yanar göl,
güneşin doğuşundaki kızıllıkla
an gelir düşüverir içine bir çiğ damlası yapraktan
an gelir bir taş yuvarlanır içeri
patlatır,
suyun durgun bakışlarını
orta yerinden,
sekerek geçen taş

sevda yüklü gözlerinden akan yaşın
doldurduğu göz kapakların
kaç acıdan yanıp yanıp kapanıvermiştir
şimdi
bütün aşk acıları kanatır
terk edilen yada terk eden olmak değil
bedenin susamışlığına sıcak bir dokunuştan uzaklaşmak
çok koyar kalana ve gidene
acıtıyorsa kalmanın acıyorsa gitmenin anlamı yok
en iyisi yaşamamak mıdır
aşk denen çetrefilli bu oyunu

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşk ve Aşık Olmak Üzerine...

Aşk ve aşık olmak üzerine...

zamansızlığın içinden çıkıp gelen düşler vardır,
gecikmişliğe dair olur herşey birden,
keşkelere devşirir kendini
oysa
bir süre sonra keşkelerden devralır kendini yalnızlık
ve
alır başını gider
adresi belli olmayan ülkelere.

düştüğüm yerde bulabildiğim her dala tutunurum
dalın sağlam olması veya çürük olması
tutunma zamanın kısa veya uzun olması
hiçbirşeyi değiştirmiyor
sadece düşmeyi yavaşlatıyor o kadar
düşme devam ediyor.
düştüğüm yer
kimi zaman deniz
kimi zaman bulut
kimi zaman toprak
oluyor,
düştüğümde karıştığım ise kendim...

bana sorsan aşk nedir diye
belki hiçbirşey
belki de bir kitap dolusu düşünce yumağı derim,
aslında aşk ait olmaktan öte bir duygudur
sahiplendiğin zaman solacak bir çiçektir
çünkü aitlikler terkedilmişlikleri ve yitiklikleri doğurur.
aşk sokulmaktan ve sevişmektende öte bir duygudur,
paylaşmaktır,
özümsemektir,
aynı düşü ayrı ayrı zaman ve mekanlarda görmek demektir.
aşk sessizliktir,
duymayı özlemektir,
duyunca mesafeleri yitirmektir.
aşk kayıp bir şehir krallığında olmaktır,
aşk anlaşılmamaktır
çünkü aşk anlaşılmaz ve ulaşılmazlık ifade eder,
aşk teslim olmamaktır
teslim olduğunda başlayacak bir esaret demektir aşk,
oysa özgürlük arar insan,
bağımsızlık ister,
zamana dair olmak ister
hem zamana dair olup hem aşık olamaz insan
ya zaman kavramını yitirip kaybolur aşkın kollarında
yada adayıp kendini güneşin doğuşuna ve batışına,
katılır her yeni gün ve geceyle bir başka yaşama

tüm birliktelikler bedenlerin kenetlenmesiyle sonlanmamalı
bedenlerin birleştiği yerde tatmin olma vardır
belkide tatminsizlik
ve belkide aradığını bulup bulamama sorunu
oysa aranan şey bir tatmin olma ve ait olma duygusu değil...
herkes denizde balık gibidir
mevsimliktir ve gelip gider,
kimi zaman oltaya takılır
kimi zaman ağa
sonuçta göreceğin kısacık bir zaman diliminden ibaret,
bazılarını zaman geçirmek için,
bazılarını ise açlığını gidermek için kullanırsın
oysa aşk balıklar gibi değil
deniz gibi olmaktır.
kimi zaman sen balıklarla
kimi zaman ben balıklarla
ama hep denizle ve deniz olarak ayrı ama birlikte olmak demektir AŞK..

özlemek dostluktandır
bu yüzden özletir aşk,
özlemek beklemenin uzunluğundandır
bu yüzden bekletir aşk,
özlemek ait olmak demek değildir
bu yüzden aşk ait olmanın ötesinde
yalnızlıktır,
özlemek sınırları kaldırmak demektir
bu yüzden tüm geçişleri engellenir
bu kentin ve gecenin..

yinelerim ve derim ki
*******e birlikte katılmak değildir aşk,
aşk
tüm zamanlarda paylaşmaktır bir kitabın içindeki kelimelerden oluşan cümleleri,
ve
cümlelerden oluşan paragrafları..
gerisi,
kendine çekilmiş zamanın içindeki yalnızlıklarla ölçülen
bir terkedilmişlik hikayesidir.
gel katıl düşlerime

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşk yanmaktır

şiir aşktır
aşk yanmaktır
yanmak varmaktır
varmak bir olmaktır
bir olmak
sönmektir

sönüp
tekrar
alevlenmektir aşk,
asla sönmez ateş,
közü kalır,
tekrar
tekrar
alevlenir

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşka dair sorular

Çokluk aslında hiçliğin içinden gelmiştir ve tüm çokluklar nihayetinde hiç’liktir.
Elde edersin ve değerini yitirir

Âşık olmak?
Nedir âşık olmak?
Birini becermek ya a birine becerilmek midir? Dokunmak, hissetmek aşk mıdır?
Aşk nedir?
Âşık olunca neden insanın bedenide istenir?
Bedeni istemek aşkın kuralımıdır
Sevgi aşkı vermez mi? insana

Gerçek sevgi, şehvete kurban edilmeden, kirletilmeden çıkarsız, hilesiz karşı tarafa sunulandır. Dil ucuyla sevgi edebiyatı yapmak, mevsimlik, günlük, gecelik aşk yaşamak, sevişmeyi sevgi yada aşk sanmak, aymazlık ve sevgiye ihanet etmekten başka bir şey değildir. Bu sevgiye yapılan en büyük vefasızlık, haksızlık ve kötülüktür.

Demiş bir yazar

Bedensiz bir aşk yaşamak ister aşkı ve sevgiyi bilen insan oysa yaşam bedenler üzerine inşa edilmiştir doğru mudur?

Sevgi varken ve bedenler yokken böyle bir şey mümkün olabilir mi?
Mesafelerin büyüttüğü anlamlı kıldığı coşkulu bir aşk olamaz mı?
Sevginin olduğu yerde beden olmayabilir mi?
Beden tatmin için mi ister bedeni

Aşk ve sevgi tatmin edilmek değildir anlamlı olmak mıdır?

İnsanlar sevgiyi ve aşkı himayesine almak, ona sahip olmak, onu başkalarına vermemek, onda tek olmak, onun üzerinde kendini anlamlandırmak, onurlandırmak ister bunun adı aşk mıdır? Sevgi midir?
Sahip olmak için girilen egoizm midir?
Nedir AŞK,,,

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşkı şahane

olmaya devri cihanda kamer gözlü yar
senin gibi bir dilber
şems ile alazlanır gönül
bir akşam vakti

goncaya düşen bir çiğ damlası ile
söner
yangın yeri bakışlarım
gel bozma asude gönlümün hicranını
Nağmelerinle mesut eyle
mekanımı

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aşkın adresi

Bizler yaşama erken başladık
ve anlamadan girdik bu raylara
şimdi güzergahımızı değiştirmek için çok çaba harcamamız gerekiyor
çünkü makinistlerimizi yitirdik
sadece ateşi besleyen kazancı sayesinde gidiyoruz raylarda
ve o raylara yön verenlerin yönlendirmesiyle hareket ediyoruz
offfffffffff çekiyoruz
duman tütüyor
ama biz yokuz
bedenlerimiz dışındayız
bedenlerimiz raylarda
ve aşkın adresi yok bizde
onları hep tünellerde görüyoruz
kendi karanlığımıza sakladığımız için.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Avare

hangi kelime anlatır senide
bende bulunmaz
hangi gül kokunu verirde
toprağa düşmez

hangi zaman kendinde yaratır senide
beni almaz gidişine
bu yüzdendir sensizliğin
o sırçaköşklü yalnızlığındaki
sergüzeştliğim
bu yüzdendir
avareliğim...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Ay Tutulması

Bir küçük damla kopar
kenarından günün,
hecelemeye başlamadan zaman
in gün-eş-e...
sonrası
bir ay tutulması
ve
önü barajlarla kesilen
bir deli nehir coşkusu

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Ayıp düşler kuruyorum

Ayıp düşler kuruyorum
karanlıklara inat düşüyorum koltuğun sırtlanmış yüksekliğine
kasıklarıma düşüyor bin türlü sancı
cevizin dudaklara verdiği renge dönüşüyor düşlerim
secdeye varamadığım ibadetlerimin rükuya durmuş halleriyle çöküyorum dizlerime
kancık bir uzaklığın acısı saplanıyor böğrüme
güllerin kanattığı yerdeyim
okunan tüm duaların varamadığı iyiliklerdeyim.
Kaprisli bir saatin akıp gitmez yelkovanındayım,
An be an beyazlayan saç tellerimle.
Ve bir enstrümana takılıveriyorum
Çığlığımla.
Okunan dualar varıyor kimliğime
Kimliğim iki heceli bir kelime
Adımı zikrediyor dünyaya
Kaybolmuşluğumu hatırlatmak adına
Dudağımı ısırıyorum kanayan yanımla
İçten içe akışımı seyrediyorum
Garip bir haz duyuyor göğüs kafesim
Oysa kan kokuyor nefesim
İşgal edilmiş sokaklar, şehirler, ülkeler gibi
Tutuklanıyorum kendime
Kabuk bağlıyor sevdam
Memleket türkülerine kapılarak
Son rükuya vararak emaneti teslim ediyorum
Duvarlara
Duvarlar
Tırnaklarımla haritalaştırdığım hasretlerimin
Kitapları
Tırnaklarım
Harç harç birikmişliğim
Oysa yeşil vadilerde ağaç kovuklarındaydı varışlarım
Varışlarım tümcesiz ve zamirsiz bir cümle
Öykünmesiz gitmelerin adresleri
Duaların melodilere yüklenmiş seslerinde
Zikir eyliyor
Kızıl kızıl düşlerim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:16 PM
Aylardan Ekim

HazAN sarmış yüreği
mevsim sonbahar,
bilindik günlerden bir gün değil bu,
öykülerin satır aralarına dizildiği
kalabalık ve iğne delikleriyle kanamış kanatılmış bir gün...
Aylardan Ekim olmuş ne yazar
gün kanadıktan
yaprak döküldükten sonra.
İlmek ilmek işlenen gökyüzüyse,
yıldızları şeffaf iptenmi yaptın
gecede yıldız yok,
yıldızların sesi geliyor bu şiirde
yıldızlar seninle mi çıktı yola?
bırak gecenin soluğunu
ölmesin artık yalnızlıkları...
Yıldızların

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Ayrıkotu düşünceler

elekten sardunyalar eledim
tel tel çiğdem çiçekleri döküldü

leğende kardelenler yıkadım
sıktığımda menekşeler damladı

bardağıma kenger doldurdum
içtiğimde ısırganotu oldu

tabağımda papatyalar
çatalımda ayrıkotları
kaşığımda baldıran otu
bıçağımda dermansız dertleriyle böğürtlenler

ve
tereciye tere satmak için bohçamda
deste deste tere

derdimi döktüm ortalığa
binlerce çiçek açtı
ya sevinçlerimi dökseydim
ne olurdu acep

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Banadır dönüşleri yalnızlıkların

bir gün
düşerse yalnızlığa iklimler
kutuplardan düşen bir buz saplanır okyanus
derinliğine
balinaların püskürttüğü su donar havada
üşür eskimo gülüşleri
üşür kutup ayıları
üşür foklar ve penguenler
tutunurum ellerine
sıcaklığınla dönerim ekvator kızgınlığına ve çöl yalnızlığıma

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Başak

Zaman bir değirmen
Bense buğday başağı
Öğütülüp öğütülüp
Savruluyorum
Avuçlarından gökyüzüne
Rüzgarla dağılıyorum
Karışıyorum saçlarına

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Başlıksız. (adını koyamadığım düşlerime...)

Sessizliğinle sarsılır bu kent hıçkırıklara bürünerek,
oysa zamansızlığıyla ne özlemler birktirmiştir içinde şimdiye kadar.
sokak lambalarının ışıklarından kaçarak
gizlenirdi köşelerine dar sokakların
özlemleri

devrilen çöp kovalarından kaçan kedinin ürpermesini
hissederdi tüm teninde
teni dönüverirdi titrek ışıklarına sokak lambasının
sonrasında açıverirdi bir balkon kenarına konulmuş vazoda
menekşe olarak

ilk güneşte parlardı ve gülümserdi yüzü
yüzünü verirdi güneşe
güneşte kendini menekşeye
su yürürdü köklerine
kökleri sarardı toprağı
sarardı ıslaklığıyla toprak,
vazoyu
vazo çiçek açardı
ben bakardım vazoya

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Beklemek

Bir sevgiliyi beklemek
hemde bilinmeyen bir sevgiliyi beklemek

beklerken nasıl düşler kurar insan,
hele gece düşlere dalmışken,
uzanır bir el inceden inceye,

sessizliği bozan,
pencerenin kenarına düşen bir gül olur.
yada,
bir kuş kanatlanır gece karanlığı içinde
beyaz aydınlığıyla.

geleni beklemek *******e mahsustur.
gecede,
gelmeyenleri saklar koynunda
bu yüzden gece yalnızlıktır.

beklerken sevgiliyi
ince belli bir bardaktan çay yudumlar,
ve
pencereden dışarı bakakalır gözler..

Gözler;
sevgili hasretinde sislere batmış,
ay doğuşu özlemlerle yüklü
gemiler gibi..

Nuh'ûn gemisine yüklenerek gelecekse
sevgi
yağmuru şiddetlendirki
kasırgalara dönsün zaman...
gelecekse o vakit gelsin
sevgili

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Bekliyorum

hüznün nerede yitmiş sevgili,
hangi yıldız takılı kalmış
gözlerinin ışıltısına,
bu kaçıncı sensizliktir güneş tutulması günde,
nedensiz mi çarpar pencerene
yağmur damlaları,
silmek istersen yanaklarımdan özlemini
bir mendil ile gel
bekliyorum
penceremde seni

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Ben Geldim

içimde deniz yüklü fırtınalarla
ben geldim
hani an olur tarifsiz kalırsın ya
idam edilmiş düşlerin kıyısında
koşarsın koşarsın
ne sen yetişirsin
ne kovalayan yakalar seni
kan revandır tenin
kalbin
dinamitlenir
en büyük kayaları koparırcasına
bir kuş kanat çırpar
kuşlar kanat çırpar
ürperir
yalnızlık
işte böyle bir yitiştir
sensizlik

ve
ben gelirim
deniz yüklü yalnızlıklarla

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Ben seni Bir Mayıs gibi sevdim

ben seni bir mayıs gibi sevdim
sokaklara dökülüp haykırırcasına
kalabalıklaşarak ve coşarak
ben seni bir mayıs gibi sevdim
sokaklara dolarcasına
pankart pankart, afiş afiş,
slogan slogan büyüyerek
ben seni bir mayıs gibi sevdim
birlikte kuvvet doğururcasına
işçilerin kardeşliğini türküleştirircesine
ben seni bir mayıs gibi sevdim sesim kısılırcasına
ayaklarım yorulurcasına

ben seni bir mayıs gibi sevdim
yüzbinler olup seni haykırırcasına
türküler söyleyip halaya katılırcasına
ben seni bir mayıs gibi sevdim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Biliyorum

Biliyorum

bir şeyi çok iyi biliyorum

bu dünyanın

nereye

nasıl

gittiğini

bilmediğimi

biliyorum

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Bin Ölüm

Bin ölüm bir doğum
Tadında
Pusuya yatan
Katillerin
Ellerinde
Yaşam buluyor
Ölüm denen terk ediş

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Bir Aşk Masalı

kabız olmuş görev atamalarıyla
sürdüm seni gövdemden
ve atmak için
içimden
bardak bardak
zeytinyağı içtim
üzerine iki kere çekip
şifonu
gülüverdim gidişine

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:17 PM
Bir damla gözyaşına değmeyen hayatın içinden

Büyümeyen düşlerimiz
Yarınlarımız vardı
Biz
Çocukluğumuzun çocuklarıyla büyüdük
“tüm hayatın toplamı
bir damla gözyaşına değmiyor”
haklısın
sevinçlerimiz bile acımsıtrak tatlar bıraktı
toplamın tüm birimlerinde

sağlaması olmayan
bir yaşamın
bir damla gözyaşı etmeyeceğini bilse
onu toplamak için anneler ve babalar yaratır mıydı
yaratan

ahlaksızlığın ve onursuzluğun
dış tabirlerle kol gezdiği
zaman dilimlerinde
budalaca teslimiyetler arasında
düşüverdik
kollarımıza

köpekleşerek süregelen yaşam
açlığın dayatmalarıyla
ihanete teslim ediyor kendini
ihanet
terk edip gitmenin diğer adı
sebepsiz terk edişlerin sözlüğümüzdeki
tanımı
yamalı yörüngelerle devredilen günler, *******, yıllar
eğikliğin yitirdiği mevsimler
gözün görüp
fikrin idrak edemediği anlar
paylaşmanın sevişmeden geçtiği
her sevişmede aşkın
her aşkta sevişmenin olmadığı
orta oyunlarla yönetilen bir yaşamın
oyuncaklaşan oyuncularıyız

değmiyor bir hayatın toplamı
bir damla gözyaşına

Ederim
Tenimin, tartıdaki ağırlığı
Ruhumu çoktan salıvermiştim
Senin gözünde bir damla yaşa değmeye değil
Kendi yaşamımda bir damla yaş olamamak
çok koyuyor bana

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:18 PM
Bir Delinin Güncesinden Notlar

bir deli
belki de hep deli
aklımdan geçenleri düşündümde
ne zaman akıllıydım
diye
cevapsız kaldım

derler ki kim akıllıki dünyada
hepimizde var bir parça delilik
benimki tam delilik sanırım

öyle ya karşılıksız sevilmezmiş
karşılıksız iyilik yapılmazmış
karşılıksız paylaşılmazmış
sevgiler

başkalarına üzülmekde neymiş
kimin umurunda düşenin çektiği acı
benim olduğunda acı
ben deli oluyorsam
en koyusundan bir deliyim o vakit

bir delinin attığı taşı kırk akıllı çıkartamamış kuyudan
akıllı kalmışmı ki dünyada
kuyuya atılan taş değildi üstelik
kuyuya atılan
sevgiydi
kuyuya atılan
paylaşmaktı
acımaydı
bir an önce yitmesi için çıkarmadılar
kuyudan onları
bu yüzden onlarla kuyuya inenler
Delirdi

Delilik hergün bayram
delilik sevgi çünkü
delilik paylaşmak çünkü
delilik karşılık beklememek çünkü
eğer beklersen akıllı olursun
Ben deli kalayım

bir delinin güncesinden notları dinlediniz

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:20 PM
Bir Göç Masalı

Rivayet odur ki
sürgün Tunceli'de boy vermiş
kesmişler dallarından
savurmuşlar
bir hasat mevsiminde
göçmen bir kuşun kanatlarında
düşüvermişiz
Bingöl'ün eteklerine
ve olmuşuz
Erzurum'un bir yaban gülü
sonra
orası da olmamış
olamamış yuva
yeniden hasada vermiş kendini
bedenler
yine bir sürgün
yine bir göçmen kuş gidişi
ve şehri İstanbul.
şimdi gidecek bir yer yok
binlerce sürgün çiçekle
bir aradayız işte
herkes yabancı
herkes bir göçmen kuşun kanadında düşüverdi
buraya
üzerimizde biçerdöverler
biz her gün yeniden yeniden doğuyoruz
bir göçmen kuşa özlem devam ediyor
halen
kim bilir
bir gün
geriye döneceğiz
bizi getiren o kuşun
kanadında

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:20 PM
Bir Günün Yansıması

pencereme yağmur damlıyor
hüzün akıyor günün içinde
fonda ruhumun derinliklerini inciten bir müzik
bacalarda tüten soba dumanı
ağaçlar yeşil kalmış
solmamışlar inadına,
yazımı yitirdik yoksa sonbahar mı gelmeyi unuttu
mevsimler nereye çağırır yalnızlığımızı
bir garip melodi işler zamanı
geçmişin sırmalı dikişleri sızlar tende
geriye kalan bir damla yaş olur
pencerelerde
pencerem döngüsünü yitirmiş gitmelere açılır
ayaklarımın çektiği yerlere düşer hasret sözcüklerim
bir iğne düşer geçmişin iz bırakan sancılarını taşıyan
tenim tenime değer işledikçe zamanı
öykülerim kanar
susarım
kanat çırpan bir kuşun kanadına takılır gözlerim.
pençesinde son nevalesi açlığımın
gitmeler başka türlü bugün
kalmalarınsa haddi hesabı yok
bir sessizlik yürür
susuverir parmaklarım
bitiverir şiir

uzun süren sessizliğimi bozacak bir karalama sanırım şiir yazmayı unutuyorum...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:20 PM
Bir Resim Yaptım

pembeye boyanmış bir duvar
kırmızıyla işlenmiş pencereler
beyaz bir çatı
camsız bir kapı
bacasız bir ev
sağa sola yatmış
uzun upuzun çimenler
güneşini yitirmiş bir gökyüzü
bulutsuz bir ana düşmüş gün

bir resim yaptım
yaşım 10
güneşsiz

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:20 PM
Bir Sevgi Büyüttüm

bir sevgi büyüttüm susuz ve güneşsiz
bir sevgi büyüttüm saksısız ve topraksız
bir sevgi büyüttüm aysız ve yıldızsız *******den

bir sevgi büyüttüm karşılıksız ve çıkarsız
bir sevgi büyüttüm parasız ve çeksiz

bir sevgi büyüttüm sessiz ve derinden
bir sevgi büyüttüm ıraksamalardan
bir sevgi büyüttüm duraksamalardan
bir sevgi büyüttüm özlemlerden türkülere dönerek

bir sevgi büyüttüm büyümeyen yanımla
bir sevgi büyüttüm adressiz ve çoğullaşarak
bir sevgi büyüttüm büyüdükçe çocuklaşarak
bir sevgi büyüttüm kollarımı açtığımda büyüyerek

bir sevgi büyüttüm bitmeyecek bitirilmeyecek

bir sevgi büyüttüm büyüdüğünde sana varacak

bir sevgi büyüttüm büyüdüğünde sana varacak

büyüdüğünde sana varacak

Büyüde gel

Büyüde gel

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:20 PM
Bir yalnızlık türküsü

tutuklu bir notanın
dinmez yakarışlarıyla ses veriyor hasretliğin
bu kaçıncı seni çalışım kendime
yinede tekil yalnızlıklara gidiyor saatler

yüreğim
yuvasından düşen yavru bir kuşun çırpınışında
kuş kanadı kopmalar yaşıyor rüzgarlar bedenimden
Yine hüzünlü bir parça çalıyor
“ve aynı yolda yürüdükçe gün gelir yine ellerimiz
dostça birleşir.. ayrılsak bile kopamayız ….. Arkadaş”

yine kaybedilmiş anlar içinde bir türkü sesi bu sefer
dinleyen değil söyleyen oluyorum.
Voltalarken yolları…

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bir Yol Uzanır

Bir yol uzanır
Uzun ince tozla kaplı
Bir yol uzanır
Kenarında
Selvi boylu kavaklar ile
Yüzleri kirli
Elleri kirli
Çocuklar oyun oynar
Ortasında tozların

Bir yol uzanır
Uzun ince bir yol
Her yanı tozla kaplı
Her yanı çocuk gülüşleri ile dolu
Bir yol uzanır
Uzun ince bir yol
Umutsuzluğun
Doğduğu yere
Umut ve sevgi ile

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bittim kokusuna yandığım saçlarının yokluğundan

ah annem ah
kaçıncı
gitmenin
eşiğindesin

gözlerime
yaş
bana hasret
var
bu
gidişlerden.

bittim kokusuna yandığım saçlarının yokluğundan

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Boy Sürgünleri

eskiden böyle değildik
sonradan acımsı tatlar bırakmaya başladı hayat ağzımızda
şimdi kuru topraklara talim edilmiş boy sürgünlerindeyiz
bir sırık dikilir yanı başımıza
ona göre boy verir ona göre şekilleniriz.
özümüzü toprakta koruruz
bedenimizi sapa sararız
yoruluruz
çıktıkça yukarılara.
dik gelir gitmeler
bir ter damlar
acımsı tatlar dolar ağzımıza

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bu kentin *******i

Salkım saçak sevdalar yaşıyorduk
Tanımlanmamış teoriler arasında
Bütün kuramları kodlayıp tahtaya
Sokak isimleri oluverdik
Ücra kentlerin.
Sireni patlamış kurtarıcılar
Geçiyordu içimizden
Biz tutunacak dal olmaya çalışıyorduk
Verandası yıkık konaklara

Leş kokulu rüzgarlar dönerken
İçimizde
Ayyuka çıkmış dağılmışlığı düzeltiyordu
Genç dülgerler
Bir pandül salınıverdi bükülmüş belimizin kamburunu
Örtbas edercesine
Sokak aralarında çatışmalarda seslendirildi
Kahpeliğin kurşuna çalan teslimiyeti
Aydınlatılmış pencereler arkasına mahkum
İki göz ve bir çift kulak dikkat kesiliyor
fahişe pazarlıklarına

Son araç geçti karanlığın içinden
Farlarıyla güneş gibi doğarak
Kediler ürperdi şarapçıların yere düşen
Şişesinden

Keskin bir koku yaraladı
Kumpasa gelmiş açlığı
Bir yanda gece
Bir yanda sessizlik sarıyordu
Sloganlar atan mideyi
İzinsiz bir gösterinin mağduru oluverdi
Üzerine inen yumruk darbeleriyle
Devriliverdi açlığına

Şişenin kırık ağzı
Sızmış herife benzedi
Gözlere mühür yüreklere şükür oluverdi
Halimiz nice güzeldir dualarıyla
Ne dua bilirdi
Nede anayasa
Sokaklar kimliğiydi şişe aralarına toplanmış

Kağıttan gemiler yürütüyordu çocuklar
Gözyaşlarının toplandığı su birikintilerinden
Çimen kokuyordu kaldırım kenarlarına toplanan otlar
Yolundukça tırnak aralarına giriyordu
Yeşil kokulu ayrılıklar
Dünyanın merkezine ulaşmak için kazılan kanallara
Düşerken bozuk paralar
Son bir hamleden daha kurtarıyordu kendini
Bakır rengi pazarlıklar
Kurbağalar düşüyordu
Tekerleklerin kancık dalaşmalarına
Ve gözyaşları savruluyordu kaldırımlara
Hilebaz paylaşımların aksak aksanları
Şifrelenmiş bilgileri yayıyordu duvar yazılarında
Özgürlük haykırıyordu kelimeler
Pazarlıklar yapılıyordu gecesi 10 YTL’den
Puslu bir gece sarıyordu bu kenti
Ve şişeler devriliyordu
Hayatları da kendisiyle alarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bugün günlerden Perşembe

Göçmen hüzünler ekledim
Takvim yapraklarına
Tek günlerde sen yoksun
Çift günlerde ben
Bugün günlerden Perşembe
Cuma’ya elli dakika var
Babam
Sabah olmadan önceki günü bitirmezdi
Doğru değil mi?
Güneş doğmadan
Gün başlamıyor işte

Annem bir yaş daha eklerdi yaşıma
Şimdi onun hesabıyla
Yolu yarıladım
“Yaş otuzbeş yolun yarısı”
O da gelmeyen yılları sayardı hep

Hangi yıllar artan oluyor
Ömrüme bir gün daha ekledim
Elde kalan koskoca bir sıfır
Bugün günlerden Perşembe

Ve şimdi
Bir melodi radyoda
… … …. Gitme gitme gitme kal bu şehirde
günlerden halen Perşembe
bir yanım
suskun
diğer yanım fırtınalarda
kaçıncı gidişi yaşamak ister aklım
bilemem

ya
ya’sı olmayan kalmaların
hesabı verilmeden
dönmeli yoldan
yada
Ya’sı olmayan gitmelerin
Hesabı verilmeden
Çıkmalı yola

Mor bir sümbül açar
Henüz ıslanmamış toprağında vazonun
Yaprakları yok
kızıla çalıyor bedeni

Kapı açıldı
Şimdi açmak zamanı mıdır?
Günlerden halen Perşembe
Cuma’ya oniki dakika var

Duyunca tarihin gün atan sesini
Gelen güne mi sevinmeli
Giden güne mi üzülmeli
En güzeli anı yaşamak derler
AN nerede
Bugün günlerden inadına Perşembe
Saat Cuma’ya sekiz dakika var

25.11.2004

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bulutlar arasında

günlerin döşünden
akışını seyrettim
kehribar rengi acılardan
sıyrılarak geliyordun bana

göğsüme saplanan
bir gül dikeni gibiydi gözlerin
çıtalarla korkuluklar ördüm
mermerler döşedim
saray yalnızlığında ki
gecekondu pencerelerine

bulutlar arasında
kalan iki damla yağmura
verdim iklimsiz
katıklarımızı
bayatlamış ekmekleri
ısladım
dudaklarına
usulca sürdüm

açlığımızı bastırmak için
yürüdüm çölün kuma batmış
sıcaklığında
kaya ovuklarlarına sinmiş
sürüngenler aradım

denize düştüm
dalgalara kapılarak
boğazıma kaçan binlerce ton suyla
yitiverdim okyanus derinliğinde
bulutlar arasında olmak
ve
bulutlara dönmek
için yeniden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Buz keser zaman

Benim acılarımla
hüzünlerim beslenir
karla karışık yağan yağmurda
kar tanelerini sayarım
yağmuru içine çekerken saçlarım

rüzgar işler
çıplaklığıma
tenim bir dikenli yol olur
üşümüşlüğüyle

ha desen kopacak ya gidenler
yine ölümü solumaya başlar gün
ölümden korkmam bu kez
ölüm ben olurum bende

rüzgara çivileri dökmüşler
batar her bir yanıma
sığındığım duvar kenarında
bacaklarımı çekerim göğsüme

vurmasınlar bakışlarıyla beni
diye
gözlerimide kapatırım
sakallarım batar gözyaşlarıma
gözyaşlarım
buz keser sakallarımda

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Bütün cinayetler beni doğurur

Bütün cinayetler beni doğurur
Bir intihara meyillenir karınca gidişi zaman
Gökten üç elma düşer
Yer yer doymaz
açgözlü sevdalar

Bir cinayet olur
Kan dolar doğumuma
Annem kanar
Ben ağlarım
Ben ağlarım
Annem kanar

Bir intihara meyillenir zaman
Bir varmış bir yokmuş öyküler anlatılır
Sağır duymaz uydurur günlere inat

Hep mutlu sonla biter doğumlar
Çocuk büyür
Orman keser, adam keser kan gelir
Kız keser sevda olur
Düğün dernek yapılır
Yiğitlik mertebesine erişir
Kan doğrar dünyaya

Ekmek arası açlık yaşanır
Tuz dolar yarama
Kabuk bağlar susarım
Susarım
Kabuk bağlarım kısmetime

Bir intihara meyillenir zaman
Ben şansıma doğrarım kendimi
Meyillenir tüm zamanlar intihara
Doğurarak beni içinde
İçinde beni doğurarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Çığlığım vurgun yedi

çığlığım vurgun yedi
bu yüzden ağlar camlar
bu yüzden sarınırım kendime bir akşam üstü

yüzümde kederli bulutlar
ama siz göremezsiniz ceketimde gizledim onu
ceketim
bir eski bez parçası

çoraplarım ıslak
üşümüyor ayaklarım
en son yıllar önce yitirdim
hislerimi
camlar niye ağlar
yoksa yağmur mu yağar
ıslanır heryer

açım
başımda
binlerce para ama benim değil

kirliyim
yağmur yağıyor ama bana değil

yerlerde yün döşek yok ama
alıştım taşlarla dostluğa
ben sert değilim
o yüzden sevdiler beni
kırmadım onları
ben kıramamki
üşüyorum
neredesin anne

baba
hangi kapıdan gireceksin içeri

hangi kapı sana açılıyor,
mutluluk

cığlığım vurgun yedi
duyuyor musunuz?
bu yüzden sessizim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:21 PM
Çirkin

Kim çizmiş çirkinin resmini hayallere
kim çıkarmış meydana
gözlerinden akan yağmurun kaynağını
kim sehpalardan sarkmış halka karışarak
kim özrünü haykırmış darağaçlarına çıkmadan
hangi meyvadır kovduran cennetimden beni
bu kadar basit mi geleceği karanlıklara
mahkum etmek
kim kalkar gecenin içinde
sabah diye
duvarlara çalınan fırçalardaki
izleri kim siler elleriyle
hayal edilemez düşler varmıdır
kim hayallerine katar çirkinleri
çirkin neye göre çirkindir...
Güzel olan kimdir...
Kalk gidelim artık gece sabaha devrildi
Güzel olanlar gecede kalsın
Ben çirkinliğinle
Sabahlara seninle vardım...
Cennet dedikleri yerde..
açlığımızı bastırmak için
yürüdüm çölün kuma batmış
sıcaklığında
kaya ovuklarlarına sinmiş
sürüngenler aradım
denize düştüm
dalgalara kapılarak
boğazıma kaçan binlerce ton suyla
yitiverdim okyanus derinliğinde
bulutlar arasında olmak
ve
bulutlara dönmek
için yeniden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Çocuk

Çocuk
yerdeki ekmek kırıntısını
bile bulamayanlar var
sen yinede şanslısın bulabildiğin ekmek için

ya
göklerden bombalar yağdırsalardı
yerdeki ekmek kırıntılarını nükleer bomba sanıp

yada
büyük birlikler gönderselerdi
yerdeki ekmeği yiyerek dünyaya kafa tuttuğunu gösterdiğin için

çocuk
açlık dediğin, yerdeki ekmek kırıntılarında gizli bir dosya
bütün dünya onu arar ellerinde son teknoloji silahlarla
uçaklarla, radarlarla, uydularla

çocuk
açlık bizim himayemizde koruma altına alınmış bir gizli yara
sebebi
yaralarımızı kanatan silahlar
silahları donatan babalar

babalar,
çocukların kanlarıyla beslenen bir bataklık dolusu
sülük

çocuk
ağlama, gözlerindeki yaş su değil ekmeğe katık olacak
ekmek dediğin kuruda yenir

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Damlalar

bir gül kopardılar dalından.
içinde
binlerce düşün
haykırışıyla...

solan sessizlikler içindeki yaprakları
değil
yapraklara düşemeyen
damlaları
düşünür dururum
tarihin terkisine
atılmış
yaprak sarısı
gecikmişliğimle

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Deniz

gittiğin ülkelerde deniz yok
kalabalığa sarmış tekneler arasında
yitip gitmiş yansımaları denizin.
Bak insanlar evlerini sandallara kurup
taşımışlar denize
deniz o eski deniz değil
Su da o eski su
ay bile yitik duruyor gecede emanete vermiş ışığını
vestiyeri binlerce bulut kapıcısı sadece bir yıldız

(ışığınızı yitirmeden yaşama dair olmanız dileğiyle...)

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Denizce Seslenişler

Kuşlar kanat çırpıyor dalgalar üzerinde
bir martı çığlığı çarpıyor kulaklarıma
karabatakların siyah renkli tüyleri
Göz bebeklerime doluyor

Kana kana alevleniyor göğüs kafesim
Susuyorum denizin tuzlu suyuyla
Kavruluyor lüfer teknelerine yapışmış yosunlar
Bir sandalın küreğine asılı kalıyorum
Dalgaların ritmini bozarcasına
Bir suya bir havaya karışıyorum
Bir martı dalıyor
Yüreğime serpilen simit parçalarına
Susamları savruluyor havadayken
Bir o yanıma bir bu yanıma
Gıdıklanıyorum
tenimde gezen şehir hatları vapurlarıyla
sandallarla bağdaş kuruyorum
ızgara balık ve ekmek partileri için

bir simit ve bir martı daha düşüyor tenime
tenim güneşin aydınlığında
ben ise Bastonsuz Dervişi
denizlerin sırtında.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Denize düşen yalnızlıklar

Denize düşer mi yalnızlıklar
hangi balık sarılır bana
ahtapotun kolları sıkar mı düşlerimi
kader dediğin nedir
sessizliğe susamış çöl kumlarından öte

Utkum
varabilmekmiş
savurgan geçmişime
dalgalara takılı kalır
teknemin fora edilmiş dev yelkenleri
güneş kızıl doğar ufkumdan
bir martı kanat çırpar
ve bir kaplumbağa yumurtasını bırakır
derinleşen gözlerime

koşarcasına gelen rüzgardaki
mistik bir sesle uyanır gün
güneşin kızıllaştığı saatlerde
gözlerime bırakılan yumurtalardan
doğan binlerce kaplumbağa
bedenimde izler bırakarak karıştılar denize
asırlarca yol oldu belkide
kaplumbağa yaşamlarına
tuzlu suya batmış tenim

kalbim bir hıçkırık silsilesine tutulmuş
olarak
kapıldı med cezirlere
ay doğdu geceye
ağaçlar eğildi
su içmek için damarlarımdan.
susayan geceye yol aldım karanlıkları aydınlatan dolunayla
gece dair oldu ellerimin arasından kollarıma sızan iyotlu suya
parıldadı bir yakamoz edasıyla tenim
katılmak için son gidişine
o en son kaplumbağanın

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Diyecek söz mutlaka vardır.

ortalıkta garip bir sessizlik,
sol yanımda duvar,
sağ yanım
cama yaslanır

uzaktan uzağa,
arabalar geçer
sessizliği yaran böğürtüleriyle.
irkilirim

uyanırım sensizlik,
kalkar giderim
yalnızlık,

oturur
içerim çayı
demsizlik,

yazarım yazıları
hissizlik..

diyecek sözleri kalmamış
kitaplara dönerim
biterim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Doğa'ya

DOĞA'ya
Binlerce kelimeden oluşan hasret sözcükleri türettim, binlerce kelime yüzlerce dizeye dönüştü
seni anlatmak için,
korkular vardı yaşama dair
kimi zaman bir beden terkedişiydi
kimi zamanda bedeni sunmaydı yabancılaşan kişiliklere,
tatminsizlikle
yangınlar arasında gidip gelen bir terkedişti
yaşanan oysa.

Kızılca kıyametlere terkederken kendini düşler
ve bedenler,
aslında içinde korlaşan sevgiyi arıyordu
amaçsızca ve bilinçsizce.
Gidenler ve gelenler
görüntüde kaybolurken
kimse ışığın geldiği yere inmeyi düşünmedi dünyamda
ve dünyada.

Herşeyi ayrıntıya bağlayarak gidenler ve gelenler
kendi görüntüleriyle akıp gittiler zamanın içinden
bir daha hatırlanmamak üzere..

Özlenmediler asla çünkü onlar yoktular hayatımda..

Şimdi gelinen noktada ise,
sahile vurmuş dalgaların sesini özleyen,
kıyılara vurmaktan öte kıyının kendisi olmaya çalışan
ben ile
uzakların türküsü gibi melodik ve ritmik olarak yüreğime seslenip gelen sen varsın.

Bir düşten uyanarak,
ifadenin güzelliği ile susan zamana,
ve dair olmak gibi derin
ve bir o kadarda aydınlık ifade eden zamansızlığıma
ve AN'ıma katılan
bir varolma sanatının ortaya koyduğu
en güzel eser gibisin.
SEN

şiirselliğini yitiren zamanın içine
şiirselliği katarak
coşkulu ve bir o kadar da heyecanlı anlar yaşatan
varlığın,
bir derinlik tutkusu olmaya başladı,
nefes alma ihtiyacı doğuruyorsun
bunun için sık sık dünyaya dönüyorum...

Bağlanma korkusundan uzakta
ama bir o kadarda yanında olmanın,
seni duygusal olarak hissetmenin özlemiyle yeni
ve
sensiz başlayan
ama seninle olan güne
Merhaba,

DOĞA ve TOPRAK ANA’ya Merhaba

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Doğum

Hava yağmur yüklenmiş
gebe binlerce damlaya
doğursa bulutlar
ortalık çıldıracak
damlaların çığlıklarıyla
yırtılsa gök
bir çiçeğin asfaltı ve kaldırımı yırtması gibi

ıslansam
toprak misali
sırılsıklam

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:22 PM
Doğum Günü

Sana sorduk mu dünyaya getirirken
gelmek istermisin diye
sanırım hayır
bana da sormamışlardı
şimdi sen 10 yaşına giriyorsun
ben ise 32ye doğru yol alıyorum
şunun şurasında iki ay kaldı sonra yolun yarısı

çocuğum
çocukluğumun eksikliği
belkide yarınlarımın
bugünü

derler ya
insanlar yaşlanınca çocuklaşırmış diye
ben yarın olmadan da çocuğum
beni arkadaş eyle
salıncağında, bisikletinde, evciliğinde

hatırlıyormusun
benimle nöbetime gelişini
boyun boyuma denk gelmişti birden
büyümüştün
ama daha dün beşikteydin
sen

doğduğun günü hatırladım
babalar günüydü
yemyeşil bir yaz günü
saat 14.50
günlerden pazardı
kırmızı bir suratın vardı
küçücüktü ellerin ve ayakların
hayallerin yoktu o zaman yarına dair
nede güne
güneş çığlıklarınla batmıştı
seni doğuran ebe
Nezaket takın demişti adını
kendi adıymış
gülmüştük
en demokratik ortamda belirledik adını
CANSU
torbaya koyduğumuz
kağıtlara
kim yazıp koymuştu adını
hatırlamıyorum

sonra bir gün
'Bende bu evde yaşıyorsam benimde söz hakkım var demiştin'
sanırım yedi yaşındaydın
evet
canım yaşadığın heryerde söz hakkın var
bu yüzden susma

ilk hüzünlü bakışlarını gördüğümde
yıkılmıştım
çünkü üç yaşında bile değildin
boynunu büktüğün o an
rüzgarın tenimi kesmesi gibi
kesmişti benliğimi

öptüğümde seni
geri isterdin öpücüklerimi
ağlardın

çoraplarını yıkamıştın bir gün
maşrapada
boyun kadardı maşrapa

resim çekmeyi severdin
annenle ben yanyanaysak bir resimde
bilesinki denklanşörde sen vardın
yıldızlar altında da biz
türküler söylerdik çığlık çığlığa
en çokta senin sesin çıkardı
bütün türküleri bilirdin neredeyse

Ankara'da öğretmenler gününde
Ahmet Telli dinlemişti
sen türkülerini söylemiştin
“Ver elini ver bana Eftelya'
tüm öğretmenler seni dinlemişti

yollar seni bana getirmişti
bende yollara kapılıp sana gelmiştim

işte böyle yavrucağım.
bir doğum gününü daha kutladık
11 diyorsun yaşına
büyümeyi bu kadar isteme
bebeğim
çocukluğunu yaşa
en güzel resimleri çekerek
en güzel türküleri söyleyerek
en güzel kemanı çalarak
ve
en güzel resimi çizerek

doğum günün kutlu olsun aşkım
Hoşgeldin
DÜNYAMIZA
Bir daha

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:26 PM
Dost Yüreği Saran Duvardır

Aşk
yürekte tüy iken
dost
yürekte demir ökçedir.

Sevgi
yürekte kor iken,
Dost
yüreği taşıyan kafestir

Yalnızlık
yürekte su iken
Dost
yüreği saran duvardır

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:26 PM
Düet

İnsana bir uçurum kenarında
bir sevgili verseler
denizin dalgalarını
ve rüzgarın okşayışlarını hatırlatan
kopup gidecek dallara aldırmadan asılır
durur kenarında
bir müzik eşliğinde,
ve rüzgar ve dalgalar
ve bedenlerinden ruhlarını alıp götüren
gözler
ruhu bedeninden
bedeni ruhundan ayıran bu ses
gittiğin tüm adreslerde seninle olsun..
gülümse
gülümsediğin pencelerde
açan bir menekşe olsun
düşünceler
düne ve ana dair ne varsa
sessizliğin içinden çıkıp gelen
ve ne varsa artakalan
acılarından, sevinçlerinden
sakla koynunda
sevgilerini sevgiyle
acılarını hüzünle
sıcaklığınla kaybolsun yaşamın derinliklerinde
rüzgar
rüzgar ve deniz
gideceğin yerlerde kum taneleri çıkarsın karşına ve
aldığında avuçlarına
zaman gibi hızlıca akıp gitmesin parmaklarının arasından,
parmaklarının arasından süzülüp giden acıların olsun...
geriye kalanlar ise sevinç ve mutluluk resimleri
ve o resimlerden bir tablo yap
ama duvara asma
boynuna as
bırak deli desinler
bu dünyada akıllıların gittiği
yerler sevgisizlik ve acılar denizi çünkü
Gittiğin heryerde sevgiler seninle olsun....

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:26 PM
Dün akşam senin için bir düş kurdum

dün akşam senin için bir düş kurdum
gündönümlerimizi hesapladım
aylara vurduğum günler
yıllar gibi geldi
yaşanmışlığından mı
yaşayamadığım senden mi
bu kadar uzun geldi günler

dün akşam bir düş kurdum
senin için
sen
düşler içinde bir yoldun
ulaşamadım
korku dolu bir rüyaydı
sırılsıklam sensiz uyandım
nefes nefeseydi
anlar

koparmadan düştüm düşlerden
gündönümleri güneşe döndü
bense aynada benle kaldım
başbaşa
ve
sen
ülkesiz yarınlarımdasın

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:26 PM
Düşlerim dökülüyor yollara

gülüşünü katınca zamana
zaman zamansızlığa bürünüyor
ifadesizlikler alıp götürüyor
kelimeleri ve cümleleri
sıralanmayan dizeler karışıyor aklıma
düşlerim dökülüyor yollara
yollarda buluyorum kendimi
kaldırımlara atıyorum
ezilmemek için
bir taksinin tekerleği altında.
su sıçrıyor ıslanıyorum
ıslanıyorum zamansızlığın içinde
zaman güneşe dönüyor
ve ben ıslaklığımla düşüyorum
bir yatağın kenarına
yorgun ve
üşüyerek
yorgansız yatıyorum
gece yıldızlar doğuyor üzerimde
çatısını atıyorum evin
gece beni sarıyor
yıldızlara bakıyorum
yıldız oluyorum
Yıldızlar ise ışığım
ve ikimizde soğuk gece...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:27 PM
Düşlerimi ektim tarlaya

seni,
en kısa
ve
en uzun anıma
katmak için
düşlerimle ektim tarlaya

yardım eder misin
birlikte büyütelim başakları
birimiz tarlayı sürerken
diğeri tohumları serpsin

birimizi tarlayı çapalarken
diğeri sulasın
birimiz başakları biçerken
diğerimiz
harmanda yele versin düşlerimizi

unutma
her tohum ve her başak biziz
yüz milyonlara ayrılsak bile
BİRİZ

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:27 PM
Düşlerin içinden

binlerce sessizlik alır
alırda yinede götürmez gözlerine beni
yol kenarlarından toplanan çöplerden yapılmış
bir kuşun yuvasında terkedilmiş
bulmakta varmış kendimi
düşler nereye götürür...
hangi kanata takılı kalmıştır
özlemlerim bilinmez...
göçmü eyledi gülüşünün asıldığı
o dal parçası...
şimdi hangi ülkesindesin
dünyamın
bir başınayım buralarda
haberin var mı?

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:28 PM
Düşünceler

?
!
;
.
Soru sordum
Düşündüm
Problemleri çözdüm
Ve sonuca vardım
Sadece bir
.
Kaldı
Sona

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:28 PM
Düşündüm ki

Düşündüm ki

İnsan olmanın değerlerini yitirmiş, sağını solunu, önünü arkasını sırf ait olma duygusunu tatmin etmek için insan kimliğinden uzaklaşıp kendisine örülen kimlikleri taşıyan, öz benliklerini yitirmiş bir yığın canlı haline gelmiş İnsanlara.

Unutmamalısınız ki
Herhangi bir dine, dile, milliyete, inanca mensup olmadan önce asıl kimliğiniz İNSAN’dı.

Tercihlerinizle yitirdiğiniz insan kimliğinin önüne geçmiş olan siyasi, dini ve ideolojik fikir ve dayatmalarınız hem kendinize hem topluma zarar vermektedir.

Bugün bütün dünyadaki canlıların “konuşan, yazan, düşünen” aradığı mutluluk kavramı İnsan kelimesi ardına gizlenmiştir. İnsan olmanın erdeminin ardına.

Bugün dünün devamı ve yarının başlangıcı bütün dünyada tüm siyasi ve dini oluşumlar kendi fikir ve eylemlerini ön plana çıkarmak, akılda kalmak, hayatlara ambargo koymak adına trilyonlarca para harcamaktadır. Bu kimlik oluşturmak çalışması insana ve yaşama zarar vermekten başka bir işe yaramamaktadır.

İnsan olmak kriterinin önüne konulan kimliklerin devamını sağlamak için; kilise, havra, cami, ibadet evleri neden yapılır? Allah’a yakın olmak için mi? Asla. İnsanları bir arada tutmak ve diğer inançlara baskın gelmek ve adet olarak çok görünmek için. Birine insan olmayı ve insanca yaşamayı öğretirseniz öğretilerinizle o insan zaten cenneti yaşar ve yaşatır. Oysa siz onu cennete gitmenin yolunun kapanmak, ibadet etmek, dava uğruna savaşmak ve ölmek olduğuna ikna ederseniz “ki olan bu” dışarıda kalan insanlara kin duymaya yada onları kazanmak için çalışmaya başlar. İşte savaşlar, kavgalar, ayrışmalar, bölünmeler, ölümler ve mutsuzluklar buradan yola çıkar.

Biliyor musunuz?
Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Azeri, Çerkes, Sırp, Rus, Japn, Çinli, Afrikalı, Amerikalı olmadan önce İNSAN vardı. İlk o vardı. Musevi, Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Budist, Hinduizm, Şintoizm, Taoizim yokken de İNSAN vardı. Gelecekte de bunlar olmayacak. Öldükten sonra, herkes İNSAN. Bir mezar gördüğünüzde yatan kişinin dinini, cinsiyetini, teninin rengini, kimliğini düşünmezsiniz o sadece bir İNSAN’dır.

Şu halinize bakın Erdemlerinizi yitirmiş insanlığınızdan kopmuş hayvansı içgüdüleri bile atletmiş davranışlarınızla dünyayı, yaşamı, geleceği ve evrendeki diğer tüm güzellikleri kirletmeye ısrarla devam ediyorsunuz.

Barış olmadan, sevgi olmadan, aşk olmadan, savaş olmadan, ölüm olmadan öncede İNSAN vardı.

Karşı cins diye görüp cinsel hazlarla yoğrulup her bakış açısını apış arasına indirgeyip varlık olma bilincini aşağılayıp saçının teline varana kadar kapatan zihniyetten öncede İNSAN vardı.

Unutmayın ki
İlk insan Allah’ın karşısında çıplaktı.

Düşündüm de
Anne, baba, abla, abi, kardeş, dayı, amca, teyze, hala olmadan önce İNSAN vardı
Hümanist, realist, komünist, sosyalist, Kemalist, bütün ist’lerden önce İNSAN vardı
Birinci, ikinci, üçüncü, sona kalan, ortada giden, tutan, çeken, iten döven olmadan önce İNSAN vardı.
Sunni, Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi, Alevi, Süryani, Musevi, Yahudi olmadan önce İNSAN vardı.
Milliyetçi, dinci, liberal, muhafazakar, sosyal demokrat olmadan önce İNSAN vardı.

Şimdi
Kendi güzelliğinden, nurundan, ışığından kopmuş sürüler var.
Aşık Nimri Dede ne güzel söz söylemiş
Meğerse Aşk İmiş Canın Mayası
Ona Mihrab Olmuş Kaşın Arası
Hakkın İşlediği Kudret Boyası
Yüzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

İNSAN OLMAK İÇİN YOLA ÇIKANLAR DİĞER YAŞAMLARI AYDINLATMAK İÇİN YÜREKLERİNDEKİ VE YÜZLERİNDEKİ IŞIKLARI YAKMALILAR.

İnsan’ca Kalmanız Dileğiyle.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:29 PM
Erken

Kör pencereler açılıyor hergün karanlıklara
Histerik içerlenmeler yaşıyor
Dakikalar ve saatler.
Zamansızlığa
Açılıyor tüm kapılar.
Kapıların eşiklerine
Bağdaş kurup oturuyor
Yalnızlıklar.
Düşlere dalıyor
Düşünceler.
Seni hayal ediyor
Pencerelerin parmaklıkları
Arkasından.

Seni özümsüyor
Kapalı kapıların ardından.
Zamanın içinden gelen seni
Arıyor,
Boşluğa düşen
Gözler.
Ve
Sen
Çıkageliyorsun tüm gecikmişliğinle
Ya da ben karşına çıkıyorum
Erken başlangıçlarla...
Geceydi
Gözlerimden uyku değil sensizlik akıyordu
Dışarıda yağmurun ve rüzgarın sesi vardı
Bir tek senin sesin gelmiyordu
Aklımı alan güzelliğin
Düşüncelerime giren o eşsiz notalarıyla sesin
Ve sen vardın içimde
Taa en derinlerde
Ellerimi uzattım boşluk oldu
Seni gördüğümü sandım pencereden
Dışarı çıktım karanlıktı ve ıslaktı
Yoktun

İfadesizliği yaşıyorum şu an
Bana kelimeler öğret
Sana seni anlatacak tüm kelimeleri unutuyorum
Benliğimi saran sadece birkaç basit cümle
Onlarda seni anlatmaya yetmiyor....
Ama anlatmayı becerebildiğim ve söyleyebildiğim tek şey var
O da
Seni çok sevdiğimdir.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:29 PM
Eylül

Eylül karadeniz fırtınası,
Eylül dalgaların çığlığı,
Eylül yıldız kayması,
Eylül gece alazı,
Eylül yangın yeri,
Eylül hazan mevsimi,
Eylül yaşama çığlık çığlığa katılma,
Eylül kavuşmak,
Eylül özlemek türküsü,
Eylül zamansızlık mefhumu,
Eylül aşk,
Eylül özlem,
Eylül varmak,
Eylül adressizlik,
Eylül yitiklik,
Eylül varmak,
Eylül sınırsızlık içinde sevmek ve ait olmak ezgisi...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:29 PM
Ferman

gönül
fermansız bir tebliğ gibi
sokaklarda davullarla ilan ediyor aşkını
duyduk duymadık demeyin
duyanlar duymayanlara söylesin
seviyorum diyor
fermanla
ilanı aşk ediyor
duymayanlar duyanlardan duysun
seviyorum
ferman gönlün
akıla uymak düşer
duyanada anlatmak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:29 PM
Fırtına 1 / Kum Taneleri

uzun
upuzun yollardaysan eğer
güneşin batışına yakalanma
sakın
hüznün fırtınası dağıtır
seni
kum taneleri gibi

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:29 PM
Fırtına 2 / Sessizliğin

bütün sessizliklerin içindeki sese
yine bir sessizlik fırtınasına yakalandım
ne zaman kendimi düşünsem
bir fırtına kopar günden
ne gidilecek coğrafya kalır
ne de dönülecek bir adres
oysa bütün seslerin çıktığı
yerdeyim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:30 PM
Garip Bir Aşk Hikayesi

Kalakalıyorum sensizliğin ortasında
koskoca şehirdeki kaldırımlar
yutuyor beni.
garip bir iç acıması yaşıyorum,
kanasam,
kendime aksam
seni bulamıyorum.
haykırsam
yola düşsem
sana varamıyorum.
uzaklığınla
yüreğime öyle bir yük alıyorum ki
tasası başkasına kalmaz yeis frtınasına kapılıyorum.
müzikler çalıyor sözsüz ve nakaratsız.
yinede
her şey seni anlatıyor
söz söz
adım adım.
sabah gelirken ön koltuktaydım
arka koltukta senin olduğunu düşünüp
elimle elini tuttum
elim ısındı
titrek bir mum alevine takılıverdi gözlerim.
hüzün düğümlendi boğazıma
kaçıncı yanmak bu gülüm kaçıncı devrediş günlere.
hikayeler okudum aşklara dair.
Kafka'nın Milena'sına yazdığı mektuplar geldi aklıma
yıllarca birbilerini görememiş ve aşklarını satırlara dökmüş iki aşık
ve
birbirlerinden uzak ölümler bağışlıyor bedenleri aşkların.
Sevdam bir uzun yol bana.
düştüm geçmiş tarihli takvim
yapraklarından yollara.
adımlarım kan revan bedenimde
ve acısız günleri müjdeliyor akıp giden saniyeler.
gelebilme umudu olmasa bile
ruhumu teslim edip sana varma umudu elbet olacaktır.
garip bir aşk
hikayesi yaşanan
sen uzakların türküsü
ben nakaratsız melodiler
bir araya gelip büyük salonlarda söylenen aryalara dönmek var
yada birimiz
şiir tadında yola devam edecek.
bir diğerimiz enstrümantal müzik olarak sözlerini ve şiirini arayacak.
ahhh gözlerimi gözlerine
yaslayamadan düştüğüm taş yatağım.
sonsuzluğunla sana yalnızlık
müjdeliyorum.
çoğul sevdalara koşan bedenimle.
merhaba özgür ruh.
merhaba yarınım.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:30 PM
Gecede Yıldız Olmak

Sakladım geceyi,
demir parmaklıklar arasından içeri alarak.
gece penceremde ayna idi
yıldızlar doğurmuştum gözlerimden geceye..
sırrımı gece tuttu
ve
her terkedişinde günü
sırlarımla gitti bir bir yıldızlar,

bir yıldız kümesi vardı
kardeş hasreti gülüseyişlerle
birbirine sokulan
aynada ben vardım
en uzakta ve tek olan
yansımam gökyüzünde teklikti
ama varlığım
parmaklıklar arasında hiçlik değildi..
Sevgiyi ektim geceye
yıldız düşü sırlarla bezeyerek.

Gülümse bu ayna hepimizin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:30 PM
Geceye Dair

Geceyi gündüze
Siyahı beyaza
Soğuğu sıcağa
Kısayı uzuna
Ölümü yaşama bağladım

Arada
Tanyeri kızıllığı
Gri gökyüzü
Ilık nefesler
Ve yıllar süren hayat kaldı

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:30 PM
Gecikmiş güzellik

güzel olan şeyler
insanların karşısına
hep geç çıkarmış
sabırsız davrandıklarının
cezasını
çekmeleri için

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:30 PM
Geçmiş

nasıl bakakalır gözler aynaya
derin ve solgun
belki bir aşk yarası
belki de
bir tükenmişlik fırtınası yaşamış yüzde
milyonlarca ifade kol geziyor.
aşka doğru yol alıyorken
durup
çocukluğa dönüyor
sonra
ilk elele tutuşmanın yangınlarına
eller ısınıyor
kızarıyor yüz...

aynada bir ışık
geceden kopup geliyor
bir yıldız takımından görüntülerle
yırtılan perde rüzgarla giriyor içeri
ve
her gece
başka gözlerle seyrediyor
gökyüzü bakışlarını...

ayna ise hep pencerenin karşısında
ve soluk duruyor
bir nefes
ve
bir el temizlemesi
ile görüntüler netleşiyor
zamana katılarak...

Aynada
Donuklaşıyor zamanla ısınan eller
Kızaran yüzler
Paylaşılan, beraber yaşanan heyecanlar
Zaman ve bizimle yitiyor
Belki bir zaman, başka bir bedende yada yine bizde
Alevleniyor bu geçiçi duygular

Kısa bir süreliğine ayna solgunluğunu yitiriyor...
Yeniden yaşamayı biliyoruz bir daha

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Geçmişin Ayak İzleri

Çıplak ayaklarıyla çiğnerken
Çağlar
Terkedilmişliğimi
En kalabalık teslimiyetiyle
Geliverdi
Esrikliğim

Kapıma yüklenen
Boynuz kafalı kütük
Zorluyor göğüs kafesimi
İçe dair ne varsa
Kusuyor
Yutkunan boğazım

Verandasında volta atıyor
Düşlerim
Geçmişimin
Bir ıslık eşlik ediyor
Taşlara vurup dönen
Ayakucuma

Gözlerim dalıp gidiyor
Duvarını
Mapus eylediğim
Gökyüzüne
Çevrilmişliğimle
Sarılıyorum
Kendime

Attığım çizikler
Bulut oluyor havada
Çiseleyerek düşüyor
Sevdasını
Terk ettiğim
Gençliğim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Gelecek

sessizliğin sesini yaz geceye
yıldızların akışı
fırtınalara dönsün gökkubbede,
ay dolansın geceye
samanyoluna dönsün gözlerimiz
ışıklarını söndürelim
bu kentin
yıldızlarla aydınlatalım
pencerelerimizi
bu seferde neşenin şiirini
yazalım
sevincin şiirini yazalım
kristallerle yansıtalım ışıkları
mağara karanlıklarına

ve
tanrılarını uyandıralım evrenin
kaf dağındaki mağaralarından
Zeus insin
Olympos'tan
altından yapraklar dolu saçlarıyla
güzellikler tanrıçası Athena gelsin
düşlerin içinden

sessizlik
dağılsın tanrıların sesiyle
ve
tanrıların alkışlarıyla doğsun
yeni bir bebek
adı konulsun
Gelecek

GELECEK’in
güzel günlere
sevgilere
neşeye
ve sevince boğulması dilenir
umutla çarpar tanrıların yürekleri
sonrasında İNSANLAR
kan doğrar sevince
ACI doğar gelecekten
Acı
geleceğe taşır kendini
Gelecek'in bedeninde...
Gelecek ACI olur
ACI ise yaşam

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Gelmek Üzerine

gelmek ve gitmek arası biryerde geliverdim işte.
göğsümde kömür dolu ağır bir küfe
ve yorgun bedenim.
başımı alıp gitmek istediğim doruksuz tepeler ile
derinliğini kaybetmiş okyanuslar arasında
dümdüz vadilere dönmüş
kalburüstü yanımla
sığ nehirlerin taşkınlarında hırpalanan
ben
neresindeyim yaşamın
Bir avuç suda boğulacak sevinçlerimle
kim içimi boğuyor hangi karesindeyim oynayan filmin

uzun upuzun bir rüyadan uyanırcasına
ve yüzümü güneşe vererek acılarımı kavurmak istercesine
ağır ağır ilerliyorum susuz çöllerin ortasında

bırak dertler kendi salına binip gitsin diyorsun
beni bir yelkenliyle birlikte
seviçlere götür
rüzgarla beraber üfle
yelkenler şişsin patlayıncaya kadar
Nuh tufanı efsanesine dönen yaşamda
Ağrı dağına kondur
sessizliği
ve derin kar vadileriyle
uzat ellerini gökkuşağım ol
üşümemek için
sımsıkı sar
kürklerinle beni

kapat gözlerini...
kutsal sular serp
sonra bırakıver bir yamaçtan
çığ olup
taşayım
ormanlara karışıp yaşamı bedenime katmak için
burada herşey gelmek ve gitmek üzerinedir çünkü

gelmek ve gitmek üzerine
gelmek ve gitmek
gelmek
gelme
gel

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Gerçek

dönüşü olmayan yollardamısın,
sesin hangi tele takıldı da
uçamadı yanıma
kopan neydi bulutlara karışıp gitti
görmedim son giden kelimeyi,
yoksa son giden kelime değil de
hayal miydi?
giden hayalse
Gerçek nerede

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Gerçek kanatlarına pranga vurulmuş bir kuş

Gerçek
kanatlarına
pranga
vurulmuş
bir
kuş
gibidir
bu yüzden
uçamaz

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Gerilla Düşler Kurdum

gerilla düşler kurdum
bir omuzumda çiçek tarlası
diğer omuzumda
aşkının ağırlığıyla hırpalanmış
heybem

savaşım,
sensizliğin yüklendiği dağ başı yalnızlığımla.
ne bir umut ne bir beklenti var
işgal edilmişliğine düşlerimin
isyan çektiğim bayrağımda

vatan diye sınırlarını çizdiğim
ellerim
sonsuz bir istilanın
eşiğinde toprağa bulanmış halde
yangınına hasret duruyor kollarımda

kollarım
bir yanda çiçek
bir yanda sen
yüklü

ve
bir kurşunla sendelenir
düşer
yıldız kayması bakışlar

dilek tutamadan kanar çimenler.
heybemde,
saçlarından bir tutam kızıllık.
ellerimde yolunmuş bir
beyaz papatya.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Geriye Kalan

kırılma noktasından içre olur sevdalar.
Kanar,
düşülen yerdeki acıların toplamı.
hücresel bölünmeler yaşar insan denen canlı
ve
aşk olur
can can içindeyken.

yol uzun,
gidilecek yerler ise
yürek çağrısı mesafelerde
iki kişi doğar ve iki kişi ölür içerde
bize kalan bir demet gül olur.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:31 PM
Giderken

Bir yağmur damlası serptim sesime
Gölgesinde
Ebegümecinin yedi rengi
Görüntüsünde
Gülüşünün eşsiz ritmi
Esintisinde
Saçlarının
Dalgaları kıskandıran
Süzülüşü havada
ve
Fırtınaların
Kızgın çöldeki kum tanelerini
Okyanuslara taşıyan
Gürültüsüdür
Özlemin...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gitmek Vakti

gün nasıl aydınlanır
nasıl batar güneş ansızın
zamansızlıklardan çıkıp gelinen anlar vardır
eski bir pencerenin çarpması gibi çarpar yüzüne

rüzgar girer aralıklardan içeri
yüzün yanar soğuktan
beklersin son yaprağın düşüşünü
sararırken ufuktaki güneş

bir kırlangıç kanatlanır gökyüzüne
ve son kalan bir sinek vızıldar kulağına
irkilirsin kayıp kentlerin ürküntüsünde
korkularınla terkedip giderken zaman
pencerenden seni

kime yenik düştüğünü bilemeden
mağlup ayrılırsın
kırık pencereden içeri
son kez duyarsın çarpışını pencerenin
karanlık koridorlara dalarken
vakit
gitme vaktidir
vakit gitmek vaktidir.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gitmek Zamanı

Şimdi gitmek zamanıdır artık
kim kalkıp gitmek ister bir
yelkenliyle engin denizlere
dümende ve yelkende bir tek giden
gidilen yer zaman
gelinen yer zaman
kalınan yer zaman
özlenen ise
zamana sığmayan
beklenen ise
zamansız olan
öyleyse
yelkenler fora
yalnız kaptan
gidilecek çok yol var
görülecekte güzellikler
açın martılar kanatlarınızı
hızlanın yunuslar
yol verin dalgalar
gidiş var
sonsuz ufka doğru
tutunun bulutlar
yelkenler yalnız kalmasın
havalarda..
şimdi sıcacık bir çayın dumanında
sallanıyor beşik gibi yelkenli
nenni de nenni
nenni de nenni
gitmek zamanı şimdi

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gitmek Zamanı 2

kendi halinde seyreden
kaptansız bir yelkenli gibi
gidişi zamanın
salıvermiş bir büyük denize
gidiyor kendi halinde
Yunus balıklarıda yok
eşlik edecek kendisine

Hava kapalı bulutlu
rüzgar var ama şiddetli değil
Hafif bir yağmur yağıyor
Islanıyor yelkenleri
Bir sessiz gidişi var bilinmezliğe

Radyoda bir parça çalıyor
'ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum'
Şarkıyı
Mendirekler söylüyor
Gözetleme kulesi söylüyor
Rüzgarla
Dalgayla
Bir başına
Yıldızsız gecede
Güneşsiz günde

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gitmeler

ya benden bir şeyler alıp götüren zamanın esiri bedenim
yada zaman esirim oldu benden gidenlerin toplamıyla

her iki koşulda da eksiye düşüyor aklım
kalanların toplamı ise bir etmiyor

gidenlerin seceresini tutacak kağıt kalemi olmayanlardanım
gelecekleri beklemenin güzelliğidir ayakta tutan

hep var olmak çabası içindeyse ömür denilen kavram
avuç içine çizilen hayat çizgisinde son bulan yaşamlara ne demeli

paha biçilmez bir yaşam vaat eden mistik sürgünlerin
manastıra kapatılmış sessizliğidir emanetlerim

terk ediyorum bana ölçülen geleceğin ayrıntılarını
şimdi gülümseyerek yola çıkmak zamanıdır
Uzat gülüşünü
Kaybolan gölgemin ardı sıra
Yetişecek güller var daha

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gitmeye kaç var

gitmeye 47 dakika var
kalmanın ise sınırsızlığındayız.
varlığın ifadesinin şekli
bir kaç heceden öteye geçmediği bu sanal alemde
kalemlerimizin kustuğu kelimeler kadar duyabiliyoruz birbirimizi
başta ağrır, gözde sancır
kulağa dolar çınlamalar
papaz vaaz verir cemaat ilahi okur
biz kulak çınlamasını çanlara yorar otururuz masamızda.
giden gider kalan kalır
sessizlik müziğe eşlik eder

müzik ıslıklarla çalınır
papaz gürler
baba oğul kutsal ruh aşkına
düğünüme bir karanfil düşer
hadım edilir
piyanonun Do diyez tuşu
kesiliverir
ilahilere bezenmiş dualar
iner camlardan içeri
su döken Yakup
mumlar titrer kapıdan esen rüzgardan
kopup gider dizlerin bağı
günah çıkartılan odalarda
çıkan günahlar
toplanır
toplanır
toplanır
gelene bulaşır mı bilemem
lakin
yük olur
toplayana
günahlar
bir ilahi başlar
su döker Yakup
çanlara kapılıp gider kulağım

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:32 PM
Gökyüzü

kirpiklerine kara diken yerine sevinç gözyaşları eklemek isterim
seni bu kente vermektense
bu kentin sokaklarını ve gecekondularını
senden alırım
sarmalamasınlar, ürkütmesinler seni diye
bakışlarım gözlerinde hasat mevsimini yaşadı
ve
yüreğini vereceksen yıkarım bu kenti
ne kelebekler ölür ne de ellerin üşür
güneş açar molozlarda
papatyalar, ebegümeçleri açar
perde çekilir karanlığa
aydınlık olur yaşam
ve
ellerini üşümesin diye
güneşe vereceğim
güneş ellerin olacak ve sen de
Gökyüzü....

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Göndere çekilen

Göndere çekilen

bayrak çektim gönlüme
yüzlerce ulusun
onbinlerce halkın bayrağı
Sevinçlerini
Dertlerini
Kederlerini
Çektim göndere

Her rüzgar esişinde
Kapılıp gelen
Gözyaşları ve kan damlalarıyla
Renk verdim ona
Binlerce renk
Onbinlerce desen

Milyonlarca sevgi kelimesi ile bezedim
İpek tenine doladım
Yıldız aydınlığı bakışları
Bir bedende binlerce halk
Yüzlerce ulusum ben
Ben
Dünyayım
Sevgiyi yitiren insanlardan uzak
Yaralı bir toprak parçasıyım...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Göz kapaklarıma esir düştüm

kaçırılan düşlerimin
ve
kelimelerin esaretindeyim
bugün,
ya hep konuşmak
yada hep susmak istiyorum.
boğulmak cazip geliyor ikisinin ortasında.
gözlerimi kapatıyorum
ve
düşlerimin ardına sığınıyorum.
açsam aydınlık oluyor oda
kapatsam karanlık kalıyor göz kapaklarımın ardı.
oysa ben hem deniz oluyorum
hemde gökyüzü karanlığımda

çıksam aydınlık
kalsam deniz
boğuluyorum

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Gözlerine Dolan Gülümsemeler

eyy güzel insan,
kaç parmağın var,
gülüşünün hacmi ne kadardır,
gözyaşlarının ağırlığı ölçülebilir mi?
Attığın adımlara kapılıp gelen gölgenin ulaşabildiği en uzak mesafe ne kadardır.
Yetişme imkanı var mıdır senin peşinden gelenin?
biter mi soruların ardındaki sessizlik?
kim bilir gitmelerin anlamını
toplamların artıya geçtiği yerde
gözlerine dolabilir mi gülümsemeler
hem biliyor musun?
bazen öyle güzel gülüyorsunki,
insan baktığında kaybolan özgürlüğünü arıyor
tarifsizlik böyle birşey midir?

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Gözlerine Sürgün Adalar

biz gün mü olduk zaman içinde.
hani tariflerimizin kalıbına sığmayan öyküleri.
kimlere devrettik bas bariton seslerimizi.
öykümüzde mi yok yazılacak,
verandasına yığılmış minderler arasındamı kalıverdi
kelebeklerin kanatları.
oysa uçsuz bucaksız görebilmek vardı
gözlerinin ardındaki adaları.
ve
adaların yeşil vadilerini

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Gözlerinin sürgününde kanat çırpar kuşlar

gözlerinin sürgününde kanat çırpıyor kuşlar

ah uzaklık sen giderken ne güzellikler götürürsün benden
şu bakışlarının düştüğü yerde kaç yangın vardırkim bilir
yanarım yanarımda yetişemem gözlerinin gittiği derinliğe

gözlerinin sürgününde
kanat çırpıyor kuşlar
bir düş kurarım
ne sen varsın içinde
nede ben
sonsuzluktur içine dolan düşün
ne beklenen var nede giden
kalakalmıştır herşey orta yerinde
duruyorsun öylece

ne bir heykeltraşın
nede ressamın haddi değil
seni dökebilmek
kağıda yada mermere
yazılarda tanımlayamıyor seni

bir dilek tutuyorum
kayan yıldızlardan gözlerinin gittiği yere
deniz kumu sevgiler
ve neşeler getirsin diye
Sana

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:33 PM
Gözyaşlarının Seyridir Gittiğin

yüreğinin soluğu gözüne değiyorsa sal gitsin
kınsız bir gözyaşı saplanacaksa yanağına
bırak saplansın
gözyaşının değdiği yanağa
tuz basar terkedilmiş sevdalar
dudaklarının kıvrılmalarına sinmiş hasretin
damla damla dökülsün çenenden göğüs kafesine
bırak deli dolu olsun ciğerlerin hıçkırıklarında
hıçkırıkların seni kussun yorgan altına saklanmışlığınla
belki de özgür bırakma anıdır koyvermiş ağlamaları
çocukların sesleri gelmiyorsa pencerenden,
pencereleri de aç
çocuk kahkahalarıyla çınlarken odan
sen gözyaşlarından akvaryumlar doldur
binlerce taşı ıslat deniz olsun cam fanusun içi
kederli bir sigara yak denizin bulutu olsun dumanı
mazeretlerin çoğalsın ağlamaya
asanı vur
kadim bilmişliğine
deniz yarılmasa da
içine ektiğin yalnızlığın ayrılsın ortadan ikiye

en anlamlı yitişi yaşamışsa yüreğin
varacak ülkeler çoğalıyor demektir
seni katmışsa yol kenarına dizilmiş söğüt dallarına
rüzgarın bükmeye çalıştığı bedenin
dallarıyla havaya tutunmaya çalışıyorsa
sende umut bitmemiştir
bitmesin zamanın seyrine dalan gözlerindeki ışık

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:36 PM
Gülümseme

bir başlangıç ise
gülümsemek.

tarihin,
sıfır noktasındadır yaşam.

başlangıcı olmak gerekiyorsa
yaşamın,
gülümsemeni alda gel

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:36 PM
Gülüşün

Bırak acıyı gökyüzü çeksin
Güneşe bağladığın umutlarını devret geceye
Hüzün dolu akşamlar yaşamasın yüreğin
*******e kattığın gözyaşlarını bırak bulutlar döksün

Seller alsın yolları
Sen gülüşünü astığın askılarını çıkar dolaptan
Gülüşün sarsın seni sımsıcak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:36 PM
Gün Kokuyor

İki harf arası uzaklık bize zaman
Yüzlerce kilometrenin çarpımlarla bulunuşu
Einstien’in kuramlarına göre hareketliysek
mesafeler kısa
durağansak alanlar binlerce kilometre uzaklık bize

Düş kuruyoruz yıldız çağıran ayinlerimizle
Bir yıldız parlıyor sarımtırak birinci kadirden
Dokuzuncu kadir yıldızları silikleştirerek
Yıldızlar düşüyor nebulama
Gün dönüyor

Olabildiğince uzaklık bana zaman
Astığım biberlerin acısıyla yanıyor gecenin soluğu
Kanıyor ipten sarkan tenin üşümüşlüğü
Kırmızı bir pelerin oluyorum sırtıma
Yangın oluyor tenim
Gün doğuyor

Taştan ekinler arasında
Oraklarla savrulmuşluğumu biçiyorum
Noktasal uzunluğumuz arasına çektiğimiz
Doğrumuzu kesmişler
Biçare karanlıklara kalışımızda sebepsiz değil

Az önce satır aralarını düşle doldururken
Şimdi
İki harf arasındaki bağlacı bulamıyorum
Balık kokuyor köşeyi döndüğümde yollar
Zamana sinen gidişlerin kalıntısı mıdır
Bu kokuşmuşluk
Rüzgar değiyor saçıma
Gün kokuyor

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:36 PM
Günaydın II

notalardan ayrılmışta gelmiş bir ezgi,
bir kuş ötmesi onlarca kalan yaprak arasından,
bir düş seslerin içinden çıkıp gelen,
korkulukları yıkılmış evlerden,
çamurdan asfalta dönmüş sokaklar arasından,
paçası kirlenmiş çocuklardan,
gölgelere sığınıp yüzünü güneşten kaçıran insanlardan,
ifade edilemeyen kelimelerden,
sıyrılıp gidemediğimiz ve bir türlü de varamadığımız yarınlarımızdan,
binlerce güzellikten uzakta yaşadığımız KENDİMİZe
binlerce güzel ses ile eşlik ederek GÜNE katılmak dileğiyle

GÜNAYDIN

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:36 PM
Günaydın(listeyemi ekleyeyim yeni bir günaydın mı olsun dedim yeni oldu)

İki zaman arasında sadece boşluk vardır. Şu anda iki ayrı mekanda ve aynı zaman diliminde bir günaydın içerinde yer alan harflerin her birindeyiz. Bizi günle beraber saran sıcak günaydınlar akşamın iyi olması dileklerine kadar üzerimizde dolanır durur. Ara ara soluklandığında bu sıcak düşler yerini soğuk streslere devreder acaba diyorum her saat başını bir gün doğumu olarak görüp günaydınlarlamı geçirsek saat başı çok mu? 30 dk bunuda tutmadım her dakika günaydınlara bırakırversek geriye konuşacak ne varsa tüketiriz bencilleşmemek lazım değil mi? En iyisimi kendimizi yalnız ve sessiz hissettiğimizde uyanmak isteğiyle yanıp tutuştuğumuzda günaydınları patlatalım günün içinde.

Günler hep günaydın sıcaklığında ve güzelliğinde yaşansın. Günaydın Günaydınım, günaydın Güzel İnsan

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Günaydın...

Yemyeşil bir dünya,
masmavi gökyüzü,
gökyüzünün mavisini yansıtan okyanuslar
ve hayvanlar
ve bitkiler
ve ağaçlar
ve *******i gökyüzüne asılan yıldızlar
ve gözlerini kapattığında gitmek istediğin her yer,
güneş ve güneşin sıcaklığı,
ay ve ayın parlayan yüzü
ve diğerleri
al eline fırçanı
kapat gözlerini ve çizmeye başla günü
unutma
nasıl başlarsan
öyle gider dakikalar,
saatler ve günler...
Neşeni ve gülüşünü kat anlara...
Gülümse...: -)
gülüşünün resmidir çizilen....
: -)))

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Günbatımı Eğişler

yaprak olup uçtum
bir damlayı deniz eyleyip
nefesini rüzgar yaptım
saçlarını yelkenli
en incesinden dokuyup
şakayıkları
gökyüzü eyledim yolculuğa
yıldızçiçeği doladım kollarıma
fora ederken yelkenleri
günbatımı eğişler eyledim
dudaklarına
kızıl katmer çiçeği oluverdi
gün

gün döndü söylencelerle
bir zambak gülümsedi
çuha çiçeği çiğ verdi

an
düştü yelkenlime
şimdi
Masal ülkesinde
bir gidişteyim
kolumda
sardunyalar
kulağımda bir beyaz papatya

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Günde Yağmur olmak

Bir bilsen
neler yağıyor
sessizliğin üzerine,
hasretin kokusu
sarmışsa gökleri
nasıl duyulsun ki
sesim
gök gürültüleri arasından,

çakan şimşeklerden de
göremezsin gözyaşları mı

yağanı
yağmur,
eseni
rüzgar sanırsın.
susanı ise
bulut..

beni de bulutlar ardında
güneş

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Güne Katılan

sen ey gecenin döşünden güne katılan
hani ansızın çıkan bir fırtınaya kapılırsın da
tenine değer ya keskin yağmurlar
hırpalanırsın

hazırlıksızsındır
sen ileriye gitmek istersin
rüzgar geriye iter
sen saklanmak ve ıslanmamak istersin
o seni inadına ıslatır.

sende o günden beri fırtına oldun
ıslatan, iten, çeken, derinlere götüren
apansız,
amansız,
sultasız
göklerden düşüp ıslattın ve gittin

yitirmeden gülüşünü günden
açıver bulut yüklü pencereni
belki bir çam devrilir
belki de bir çayır yangınlara düşer
sen yinede yakıver ateşini
pencerenden
mecalsiz kalsın dumanı yangının
mecalsiz kalsın gidişlerin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Günebakan

Delice olmak istiyorum
seninle.

Günebakan olmak istiyorum,
Sen,
etrafımda döndükçe.
yüzüm sana dönsün.
tenim,
tenine sürsün
yüzünü

Delice: tarım alanlarında 'zararlı' olarak nitelendirilen bir ot türüdür. buğdayın başı olan başak kısmına benzer. fakat çok daha incedir. tamamen yeşildir. hepimiz delice görmüşüzdür diyebiliriz bile. heryerde çıkar.

hayvanlar tarafından çok miktarda tüketildiğinde delirmişcesine hareketler gözlemlenebilir. bir ineğin deli gibi tepindiğini görüyorsanız bilinki otlandığı yerde delice otundan çok miktarda vardır.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Güneşi Yitirir Zaman

odada yanan sobanın
sıcaklığı vuruyor yüzüme
düşünüyorum...
sıcaklığınla sardığın tenimi
ürperiyorum
şimdi soğuk bir kış günü yaşanıyor belki dışarıda
belki seni de soğuk rüzgarlar sarıyor
sarsam düşlerimle ısınırmı ellerin
sıcak nefesimi katsam
çözülürmü buz tutmuş nefesin
yaprakları yok ağaçların
çıplaklığıyla sarmalarken binlerce
üşümüşlüğü
sıcaklığıyla saran var mı onlarıda
kış ne yaman ayrılıklar doğurur
ve yeşili yitirir gün
güneşi yitirir zaman
sıcaklığı yitirir insan

terkettiğim,
terkedildiğim sıcaklıklarla gel

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Güneşim Gülüşün Olsun

Bu sabah seni görmek istedim
Yoktun
Bulutların arkasındaydın
Ve soğuktu gün
Otobüsün c****** çizdim seni
Dağların arkasından doğuyordun
Nehirler akıyordu gölgende
Ağaçlar yeşeriyor
Bulutlar aydınlanıyordu seninle
Resimlerde bile çok güzelsin
Görüntün yaşama sevinci katıyor
Yüreklere
Gülümsenin en güzelini diziyor
Dudaklara

Diliyorum
Güneşim gülüşün olsun
Gülüşün güneşim olsun

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:37 PM
Güneşin sevdiği var mı?

güneş görünmeye başladı
Bulutların arasından
ışık gönderiyor
acaba dertlimidir
bulutların arkasında kaldı diye
bu dünyada sevdiği var mıdır
Özlemi kimedir
Sevdiği bir ağaçmıdır
Yoksa engin denizlermi
Yada uçsuz bucaksız görünen sıradağlar mı?
Her sabah kimin için doğar gökyüzünden
Her akşam kimin için gider evine
*******i gören varmıdır onu
Bulutlar kimden kıskanırda girer arasına
Gece kimden sakınırda alır koynuna yaşamı
Güneşin sevdiği var mı?
Güneş kimin sevdalısı
Gecede…

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:38 PM
Günler

Boşaltılmış
Bir yaşamdır
Süregelen günler
Çiğ ceviz kabuğu yemiş misali
Kararır dudaklarım
Uzatırken ayaklarımı
Yatağımda
Deniz kestanesi
Keser parmağımı
Yanarım acıdan
Göktaşı düşer
Gözlerime
Uyanırım
Kederlerimin
Boğulmuşluğunda

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:39 PM
Güvercin

Bir güvercin soluklandı penceremde,
penceremin eşiğinde
birikmiş suyla giderdi susuzluğunu,
açlığını verdiğim yemle
güvercin teslim olmuşsa kanatlarıyla insana
bir avuç yem
bir damla su için
özgürlüğün dilinden nasıl anlar
nasıl barışı anlatırlar.

”Özgür” barışı anlatan değil mi?
Kargayı
tutsak edemez insan
boyunduruk vuramaz
o yüzden çirkin ve itici bulur
oysa asıl güzellik
karganın özgürlüğündedir
ve
kendi başına verdiği yaşam mücadelesindedir.

Bir güvercin kondu pencereme
elimde iki parça ekmek kırıntısı
ve eşiğinde birkaç damla su
penceremin...

Tutsaklığıma ses verdi gün.
Güvercin kanatlarında

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:39 PM
Hasretin

dokunmaktan uzak
tariften yakınsın

susan kelimelerin
bitmek bilmeyen
uzunluğundadır
hasretin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:39 PM
Her Ölüm Bir Doğumdur.

her ölüm bir yalnızlıktır
bu yüzden hıçkırır yürek
bu yüzden akar gözlerden yaşlar

her ölüm bir terkediştir
bu yüzden nefesler tutulur
bu yüzden sancır düşünceler

her ölüm bir yitikliktir
bu yüzden sarıdır rengi
bu yüzden karalara bürünür

her ölüm bir boyun bükmedir
bu yüzden susuz kalır mevsimler
bu yüzden kurur nehirler

her ölüm bir doğumdur
bu yüzden sevinci sadece ölen yaşar
bu yüzden beyaz mermerler dikilir
beyaz aydınlıklara girmemiş
bedenlere.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:39 PM
Her sevda bir kırılganlık yaşar

her sevda bir kırılganlık yaşar
kaşığın, çay bardağındaki duruşu gibi
yudum yudum içersen,
serde,
güzelliği görmek mümkün olur

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:39 PM
Hiç Acımadı ki

Hiç acımadı ki
Vurduğunuz yerler
Mor menekşeler di
Gözlerimde açan
Hiç acımadı ki
Tuz bastığınız yerler
Siyah lalelerdi
Vücudumda açan
Hiç acımadı ki
Asıldığım ipler
Kenevirdendi
Keyiflenirdi benimle

Hiç acımadı ki
Vuranlar
Hiç acımadı ki
Acımadı hiç
Tarih boyunca
Krallar, derebeyler,
Lalalar, paşalar,
Hocalar,
Babalar
Babaların büyük çocukları
Hiç acımadı ki
Üniformalılar
Üniformasızlar
Hiç acımadı ki
Zamandaki ERK’ler
Bu yüzdendir
Yitip gidişi geri dönülmezdir
Kapalı kapılar altından akıp giden suların
Hiç acımadı ki
Suyun aktığı dere yatakları
Kapıp giderken
Buğday yüklü toprakları
Hiç acımadılar ki
Acınası acıları olanlara
“Düşene bir tekmede sen vur”MA
acır düşenler
acır koparken yaprakları
dallar
ağlama düşen için
gözyaşın acıtır
hiç acımadılar

Hiç acımadı ki
Koparken çığlıkları
Düşündükleri
Sevgiliydi
Hiç acımadı ki
Düşündükleri
Uğruna acı çektikleriydi
Hiç acımadı
Düşündüğüm
Annemdi
Babamdı
Kardeşimdi
Kızımdı
Oğlumdu
Hiç acımadı ki
Düşündüğüm
Bebek gülüşleriydi
Sevgi çığlıklarıydı
Hasret hıçkırıklarıydı
Hiç acımadı
Duyuyor musunuz
Hiç acımadı
Kiiiiiiiii…………………

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
Hüzzam Sessizlik

Ey bade bakışlı hüzzam sessizlik
bu ne sessiz gidiştir böyle
ses vermezsem
yıllarca sessiz kalacak gün

hani kaçarken
yırtık cebimden düşürdüğüm bilyalar
çıkmaya çalıştığım
ama bir türlü cesaret edemediğim elma ağacı

iyilik perilerini aradığım yorgan karanlığı
yada korkularımdan sığındığım yastığım
büyüdükçe yitip gittiniz çocukluğumla

çocukluğum
kimilerine göre bir başlangıcın ilk adımı
kimilerine göre bir sonun başlangıcı olan günler
ne fark ederki
her ikiside geçti
zamanın hüzzam sessizliğinde

şimdi şu anda
çocukluğumun gecikmişliğinin vaktidir
egemen olan zamana…
ve dünya
egemen güçlerin dünyasıdır
silinmesin çocukluğum
silmeyin çocukluğu
silmeyin
çocuk biziz büyümedik
…..

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
Issızlığımda

uzun ve soluksuz bir yalnızlığa terkettik kendimizi
sessizliğimi bozan tek şey
günün her anında aklıma gelen
görüntün oluyor
sessizliği sana katılarak
bozmayı
seni hissetmeyi
kısır döngüden ve fırtınadan uzaklaşmadan
sana gelmeyi adadım
sahildeki o adak ağacına

ıssızlığımda açtım gözlerimi sana
ama sen,
kendi gürültünde sessizliği bana ayırıyorsun
kelimeler tek tek ve eksik eksik geliyor
ve
seni senin ötende özlüyorum

haykıran gözlerinle
sarmışken sen beni
üşüyen ve terkedilen BENi bulmak çok mu zordu?
ve ne çıkartır seni ıssızlığımdan
günün bu güneş alan saatinde
devir sessizliğini sessizliğime
katıl bana
katıl güneşin kızı

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
Işığa düşer zaman

her gelişimle ışığa düşer zaman
ıslanırım tuzlu bir tad bırakarak tenimde
balıklar akın eder iyotlu tadıma
salamura zevkler olur yolculuklar

kapağını açamaz yığılmalar ile toplanırım
mantar türetirim içten içe
ekşi bir sevda yaşarım
kavanozlara sığdırılan hikayemle

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
Işık ve Deniz

Gökyüzü aydınlığıyla başlarken zamana
güne yansıyan Işık
gecenin karanlığından sonra
farkedildi
böylece gün ışıkla doğdu
ve yaşam ışıkla başladı

sevgi doğdu ışıktan
ağaçlar yeşerdi
dereler çağladı ve
nehirlere
döndü
nehirler bir toprağa bir ışığa bir geceye katılarak
karıştı en sonunda denize

deniz içinde sevgiyi
deniz içinde korumayı
deniz içinde ışığı tuttu
binlerce yaşam deniz'le başladı
ve deniz ışıkla besledi
yaşamın o en karanlık çağlarını

binlerce oğul geldi dünyaya
Mert'lik adına
yaşama katılmak adına
ve insan olmak adına
Işık Deniz'e Deniz Mert'liğe katıldı
yaşam dengelendi
sevgi
ve çığlık ile

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
İçimde

eksikliğini hissettiğim bir ateş var
ve onu sadece sen alevlendiriyorsun
ama
sende o kadar uzaklardasın ki
nedenlerini sorguluyorum
hep yaşamın...
Keşkelerle geçen zamanlarda kayboluyorum.
Düşüncem oluyorsun
düşünselliğimin bittiği yerde,
yanımda olmanı istediğim yerde hasretim oluyorsun,
yağmurum oluyorsun bedenimi sırılsıklam eden,
varmak istediğim son nokta sensin
seninle anlamlı bir cümle olmayı düşünüyorken
sen parantez içinde kalıyorsun ve bende uzayıp giden,
uzadıkça anlamsızlaşan cümle oluyorum....
Birşeyi biliyorum
cümle uzasa da
devrikte olsa
seni seviyorum
anlamsız kelimeler
bir araya gelmeden aşkımın ifadesizliğini
bir araya gelip cümle olunca aşkımın büyüklüğünü anlatıyor....

Ve ben tüm ifadesiz cümlelerimle seni seviyorum....

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
İçimde bir kuş havalanır

içimde bir kuş havalanır
kanat çırpar
tüy düşer
hapşırırım

konar elime
sıcaklığı
yakar
ürperirim
terlerim
su içer
avuçlarımdan
tuzlu tuzlu

bir kuş havalanır
içimde
kanatlanmak isterim
ayağım
prangalarda

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
İçimdeki ben ile bedenimi saran bene

Günler gibi geldi geçen anlar hiçbir şey anlatmayan boğuk ve karartıcı bir sesle tepemdeydi sırtında siyah pelerinleriyle korkularım. Yorgun düşüverdi kollarım, düşüncelerim, kelimelerim. Oysa tamda konuşacak ve bağıracak zamandı. Tutan bir şeyler var satırları bende. Seni daha fazla mutsuz kılmamak adına kendimden vazgeçmem gerekiyor bunu hissediyorum. Gülüşün eklenir kimliğime diye bir şiir geldi şimdi aklıma tüm gülüşleri ekledim kimliğime ve dönüşte acıları, hüzünleri, ne yapacağını bilmez tavırları, sessizliği, yollarda yitişi ve kendimden yitişimi... Heyelan düşler içindeyim, öyle ki dikenli tellerle sarılmış mafsallarım. Her adım attığımda ya da uzattığında elimi batar kanar oluyor. Rüyamda koştuğumu terden sırılsıklam olduğumu kendime yetişemediğimi görmüştüm. Oysa her anımda kendimle dolu doluyken neden uzanıp tutamadım elimi diye kendimi kanatmıştım o rüyada.

Düşünmek, düşünebilmek, anlatabilmek zor bir yitişi. Kurşunsuz devrilmelerle alıp başını gidesim geliyor, senin olmadığın yıldızları ne yaparım ben gökyüzünde. Düşünüyorum peşinden koştuğum kendi mutluluğum mu diye bu bencillik değil midir diye sorular sordum kendime. Hiç bu kadar sevmemiştim bu yüzden mi bu kadar kendimi düşünüyorum. Oysa sana mesafelerin yitişleri kadar acılar yaşatıyorum. Varlığımın yokluğu, aitliği, paylaşılmışlığı bana ve sana düşen payın azlığı, başkalarının hak sahipliği ve tüm sahiplenmişliklerden yitip gidişliği. Böyle bir anda varmışken vardığını sanmışken kendine –ki varmanın adımlarıydın sen- öylesine hızlı ve vurgun yer gibi koptu ki varışlar yine paylaşmanın en hoyrat anına denk düşüverdi birden bedenim.

Ben seni düşler gibi sevdim belki de sorun düşlerin içinde aldığım yoldandı. Kim bilir, kim bilebilir bir gün paylaşmanın en kalabalık anında yitip gideceğim. Yaşadığımız her bir an benim için bir dünya yol kât etmekti kendime, kendimden yol almaktı gönderilene ya da seçilene. Ne fark eder ki ha gönderilen ha fark edilen ha seçilen olmak. Nihayetinde bir olmanın adımlarını atar olmuştum.

Sahiplenmek paylaşmanın diğer adımıdır diye düşündüm. Lime lime edilmiş kalabalığımda, kendimi duyuracağım tek çığlığı duyan kimse olmuyor artık. Bir sevgi sahiplendikçe mi büyür? Özledikçe ve vardıkça mı? Düşündüm sanırım her ikisi de… ah yangınlarda kül olmayan yarınlarımı ve dünlerimi alıp götüren kalabalık beni ne zaman bana bırakacaksın. Bedenimi kullanıma sunuyorum ve ruhumla çekiliyorum dünyadan kabuğuma. Şimdi onunla anl****** varacağım tüm yaratılmışlığımın gizli kalmış sorularıyla.

Sevmek tanımsız bir olgu sanırım. Devamı hep acılara sürgün vermiş bir gül tarlası. Sadece güller mi sürgün verir? Ağaçlar, çiçekler, otlar, gülüşler ve gülüşlerde sürgün verir kayıp ülkeler diyarından. Sırasıyla teslim ediyorum emanetlerimi, önce gözlerim, sonra kulaklarım, sonra kollarım, gövdem, ayaklarım ve bir işe yarayacaksa konuşmaya çalışan dilim. Ötesinde kalanları akbabalara versinler yada çakallara onlarda yaşamak zorundalar dünyada. Ve sevgi dediğin şeylerin toplandığı –ki varlığı konusunda hep şüpheye düştüğüm- aklımı da ruhumun ardına takıp gitmeyi seçiyorum yaşamdan. Hoşça kalın. Bu bir ölüme gidiş mektubu değil korkmayın sadece kendine çekilme yazısıdır. Yazacaklarım kanatacak beni de seni de. Üzmek istemiyorum artık seni. Bundan sonrasında mutlak suretle mutlu olacağın anlar çok olacak ve tanımsız bir adamın yaşattığı depremlerden ve o depremlerin artçılarından uzakta olacaksın. Esenlikle kal Murat.

Son bir söz belki de sonsuza kadar geçerliliğini koruyacak anlamını en güzel sende bulan ve ifadesinde hiçbir şekilde riya olmayan bir kelime ile varışlara terk ediyorum kendimi… Hoşça kal…

İçimdeki ben ile bedenimi saran bene….

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:41 PM
İçimdeki Sesler ve Yansımalar

ya benden bir şeyler alıp götüren zamanın esiri
bedenim
yada zaman esirim oldu
benden gidenlerin toplamıyla

her iki koşulda da eksiye düşüyor
aklım
kalanların toplamı ise bir etmiyor

gidenlerin seceresini tutacak kağıt kalemi olmayanlardanım
gelecekleri beklemenin güzelliğidir ayakta tutan bizleri

hep var olmak çabası içindeyse ömür denilen kavram
avuç içine çizilen hayat çizgisinde son bulan yaşamlara ne demeli

paha biçilmez bir yaşam vaat eden mistik sürgünlerin
manastıra kapatılmış sessizliğidir emanetlerim

terk ediyorum bana ölçülen geleceğin ayrıntılarını
şimdi gülümseyerek yola çıkmak zamanıdır
Uzat gülüşünü

Kaybolan gölgemin ardı sıra
Yetişecek güller var daha

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:42 PM
İfadesizliğimiz

gün eksikliği
kendine mesken eylemiş
yabancılaşıyor
insan olan yanlarımız
duyamadığımız seslere
göremediğimiz yıldızlara
dokunamadığımız tenlere
adıyoruz
düşlerimizi
yapraklar dökülüyor
gözlerimizden
yaşlar gibi
ama kuru
ve cansız bir gidişe ait gibiler
aldığımız kararlara
kurban gidiyor
gidişlerimiz
suskunluğumuz
ifadesizliğimizdendir.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:42 PM
İhtiyar ve Çocuk

bir ihtiyar gibi yürüyeceksin yolda
ağır ve sessiz

ve
bir çocuk gibi idrak edeceksin hayatı
meraklı ve coşkulu

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:45 PM
İnsan -Tanrı- Cehennemi

Ben Prometheus'un ateşinden yanarak düştüm toprağa
ve aşk alevi sararken tenimi
yaşamın tüm sürprizleriyle bedene bürünüp
salıverdim kendimi insanlar arasına.
yüreğimde aşkın alevli sıcaklığı,
elimde yüreğimin yansıması,
gözlerimde aşkın ışığı düşüverdim yollara.
yolumda
dünyaya dair olan her şeyde var olarak büyüdüm
kimi zaman bir böceğin düşünde,
kimi zaman bir balığın yüzgecinde hayat buldum.
tüm tanrılar beni yakmak için sözleşse de
insan olmanın onuruyla dimdik ayaktayım.
insanların yarattığı cehennemde
kendi cennetimi yaratarak
coğrafyalar kuruyorum tüm canlılara.
Aşk tanrıların ilahi kadehlerinde dolanan şarap gibiydi.
Pandora’dan gelen bizim özümüzün bize dönüşüydü.
Bu dünyada kimse kötü değildi
kötülüğü kazıdılar kimliğimize
şimdi özgürlüğünü arayan milyonların içinde
hem aşkı hem insanlığı arar olduk.
İniversin tanrılar dünyaya
yarattıkları cehennemi düzeltsinler artık.

Ben adı güzel tüm yaratılmışları bağışlıyorum sevgi ile

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:45 PM
İnsana aşk Yaradan’a aşktır

İnancımı sorguluyorum
Kutsal kitaplar ardına saklanan caniliklerden
Binlerce baş düşer
Taşıyorken kitaplardaki düşünceleri yarına
Kitaplar yakıyor halkların tarihini
Ve kitaplara sığınılıyor
Geleceği kurtarmak adına
Her kurtarış
Bir başka ülkeyi gömdü tarihin sayfalarına
Kurtuluşu vermek adına
Yüz binlerce insan gömüldü toprağa
Kurtuluşa davet edilirken

Kanıma dokunuyor
İnsanoğlunun sefaleti
Adına Allah aşkı deyip
Kılıç çalıyor Allahın yarattığı kulun boynuna
Sen demez misin ey cahil
“Allahın verdiği canı Allah alır diye”
nedir bu telaşın
Kan dökmek için yarışırsın
Yaradan’ın ırmağıyla

Oysa ben
Seni seviyorum Yaradan’dan ötürü
Yaradan’ı seviyorum senden ötürü
Zihninin karanlığına değil
Yüreğinden sızan ışığın aşkına
gözlerimi kaçırmıyorum gözlerinden

Bedenime çaldığın kılıcın damlasına teslim ediyorum
Yaratılmışlığımın en saf ve sufi halini
Boynuma geçirdiğin ipe asıyorum
Yaradan’dan aldığım teslimiyet hırkasını
Hakikatin toprak olmuş haline terk ediyorum ruhumu
İstediğin beden ise
Buyur çalabildiğin kadar kılıç
Yakabildiğin kadar ateş
Sıkabildiğin kadar urgan
Sana

Nesimi’den Pir Sultan’a var yolculuğum
Güle güle karanlığın efendisi
Her ne olursa olsun
Seviyorum seni Yaradan’dan ötürü
Yaradan kılıcına kuvvet
Yüreğine insan sevgisi versin
Yaradana emanet ol

_____unutma________________İnsana duyulan aşk Yaradan'a duyulan aşktır.

Derviş

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:45 PM
İstanbul'mu uzaklaştı gökyüzünden

Çocukluğumda,
yıldızları toplardım gökyüzünden.
sık sık yutulsamda oyunlarda,
her akşam
binlerce olurdu yıldızlar.
Büyülü gibiydi gece
ve gökyüzü,
ben aldıkça artıyorlardı
Yıldızlar.
Düşünürdüm,
yutulduğum yıldızları kazanan çocuklar
yeniden gökyüzüne mi saklıyorlardı onları,
yoksa yeniden paylaşmak adına mı
atıyorlardı
onları gökyüzüne.

şimdi,
İstanbul'mu uzaklaştı gökyüzünden
yoksa,
artık onları yerine asacak çocuklar mı kalmadı.
nereye saklanır yıldızlar?
nereye saklanır düşlerim?
sen hiç yıldızlarla oynadın mı?
cebine yıldız doldurup
kanatlandın mı gökyüzüne,
biz çocukken sımsıcak düşlerimiz vardı
ve gaz lambası ile aydınlanırdı evimiz
devasa sokak lambalarımız yoktu
belkide bu yüzden yıldızlar sarardı *******i bizi,
bu yüzden hıçkırıklarımıza katardık AYDEDE'yi,

şimdi
sokakların ve şehrin parlak ışıkları altında
kaybettik yıldızları ve geceyi...
belki de
İstanbul uzaklaştı gökyüzünden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:45 PM
İstanbul

Radyoda İstanbul'u anlatıyorlar
İstanbul'u düşünüyorum
Ve İstanbul'un içindeki seni
Bazen dillere destan Boğaz
Bazende Boğaz'ın kenarıdaki eşsiz saraylar
Oluyorsun
Tepelerine çıkıyorum İstanbul'un
Yamaçlarında
Akasyalar oluyorsun

Barbaros Bulvarındaki
Dev ıhlamur ağacı
Beyazıt Meydanındaki
Asırlık çınar seni anlatıyor
Birden İstiklal Caddesindeki
Kalabalık oluyorsun
Kayboluyorum kalabalığında
Sonra Yenikapı'daki
Küçük sandallara dönüyorsun

Dalgalar sallıyor bedenini
Kollarımdaymışsın gibi
Düşünüyorum seni

Ninnisi oluyor
Dinginlenemez düşlerimin
Marmara
Kayboluyorum sokaklarında
Tarlabaşı'nın
Fakat bütün yolları
Sana çıkıyor
Bu kentin
Ve SEN
İstanbul oluyorsun
İstanbul ise GÖZLERİN

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:45 PM
Kalan

Geceyi gündüze
Siyahı beyaza
Soğuğu sıcağa
Kısayı uzuna
Ölümü yaşama
Bağladım

Arada
Tanyeri kızıllığı
Gri gökyüzü
Ilık nefesler
Ve
Yıllar süren
Hayatlar kaldı

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:46 PM
Kanat Baharı

Karbondioksit kokuyordu caddeleri bu kentin
bahar solumaya başlamışken,
kırlangıçlar ötüşüyordu üzerinde dev binaların.
bunca araç gürültüsü içinde
ne güzel geliyordu sesleri,

yer Mecidiyeköy
saat 08.45 günlerden Salı
tarihin ise önemi yok
ve yolun sonunda
bir başlangıcın adımları görünüyordu...

şimdi telefon sesleri içinde
pencerenin önünden geçen baharı seyrediyorum..

kuş sesleri yok
ama kuş görüntüleri var
kanat çırpıyorlar benim için bu kentin üzerinde...
şimdi boğazın serinliği üzerindeler,
az öncede bir koruluğun üzerinden geçtiler
erguvan kokulu düşlere dalarak.

bir güvercin takla attı Eminönü'nde
ve
bir martı suya dalışa geçti Kabataş'ta, ıslandım...

Şehirhatları vapurunda pervanenin karıştırdığı denizde köpük köpük oldu
beyaz gömleğim.

Güneş caddeyi yakarken
üzerinde geçen binlerce aracın altında sessiz sessiz yatardı yol
yola düşlerimi serdim binlerce araca takılıp yol alsın diye

ve bir kelebek kanadı sürükledi rüzgarıyla
meşe ağacının direngen bedeni üzerine

kanatlarını bahara asarak
kanatlarını bahar
kanat
baharı

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:46 PM
Kaos

Yaşam, salakların birleşik gücüyle yönetilen bir kaostur.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:46 PM
Kar

Kar yağardı
Ben bakardım sonsuzluğa.

Kar yağardı
Ben bakakalırdım sonsuzluğa.

Ben sonsuzluğa bakardım
Kar yağarken.

Sonsuzluğa bakardım ben
Kar yağarken

Yağdı kar
Ben baktım sonsuzluğa

Kar yağdı
Ben sonsuz oldum...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:46 PM
Kardelen

sessizliğe düştüğünde gün
güneş saklanırmış bulutlar ardına
bu yüzden üşürmüş çocuklar
bu yüzden solarmış rengarenk çiçekler

karda ve soğukta açan tek çiçek Kardelenmiş
soğuğun içinden çıkıyormuş ta
sıcaklığıyla renk veriyormuş
beyazın üşüten görüntüsüne

masallarda aranan büyülü çiçekmiş
güneş açmış kardelen kaybolmuş
görünen masal değilmiş
dağlarda gezerken kardeleni
kaybeden bir çobanmış

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:47 PM
Kelebek Ömürlü Sevdalar

kelebek ömürlü sevdalar yaşamaya
başlandı,
toprağı yoğururcasına
hoyrat,
demiri işlercesine
güçlü
kollarla sarındı tüm sevdalar.

incindi,
kırıldı,
toprak bir vazonun
yapışkan tutmayan parçaları gibi
aslına dönemedi sevdalar

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kelimeler

ve son bir hafta..
ve son bir gun..
ve son bir saat..
ve.....
yitip derinliğinde
bir off çekmenin
bir dize daha döküyorum satırların arasına
bir hüzün afallaması yaşıyor tarihin o ifade edilemeyen
tarifsizliği
yine
yalnızlaşıyor
kelimeler
yine terkediyor
kendini
yalnızlığım
zamanın o en kuytu
yerinde
bir kuru dala sarınarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime

varamadığım dostlarıma
öykünemediğim yarınlarıma
düşemediğim düşlerime
anlatamadığım kendime
ifade edemediğim gözlerime
ve belkide duyumsayamadığım kalbime
kim bilebilir
belkide
kalabalıklarda yalnızlaşan
bana
ihtiyacım var

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime 1

İstanbul oluyorum
Üzerimde kat kat binalar yükseliyor
Sokaklar oluşuyor daracık
Çarpıklaşıyorum
Her yanımı örüyor çıkmaz sokaklar
Koşuyorum
Karanlığımda çarptığım yer
Bedenin oluyor
Düşüyorum Kendime

Gökyüzü gri ve puslu
Çatılarıma inmiş bulutlar
Islanıyorum
Ve
Üşüyorum
Kiremitlerden damla damla akıyorum
Saçaklardan yollara dökülüyor
Karışıyorum kendime

Kaldırımlar ve ağaçlar
Kara bulanmış
Beyaz ve donuklar
Kırılıyor dökülüyorum
Arnavut kaldırımlarından yollara
Buzullaşıyorum
Saplanıyorum kendime...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar11

Henüz kalkıp giden bir uçağın
kanatlarındaymış gibi geliyor
sensiz geçen anlar,
birden uzaklaşan
ve
kaybolan görüntülere
dönüyor hayalin.
Beklemekten usanan
ve açlıktan ağlayan çocukların
yemek gelene kadar bekledikleri anın
bitmek tükenmek bilmeyen gürültüleri
ve çığlıkları arasında kalıyorum
sensizliğinde.
Suskunluğum senden gelen
bir gülümseyişle sona eriyor.
Yokluğunda ve sessizliğinde
çocuklaşıyor,
sabırsızlanıyor,
özlüyor
ve bekliyorum...
Gelişin tükenişi oluyor beklenen herşeyin
ama tükenmiyor bir türlü hasretinin yarattığı kasırga
ve fırtına..
Kaybolmak istiyorum o an
derin girdaplara girerek
girdaplarla derinliklerine iniyorum yaşantımın...
Pusulam ol kaybolacağım artık.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar18

Kış soğuk,
kış kara
ve kış alabildiğine ayaz
geçerken
zamanda
kendini yavaş yavaş ilkbahara teslim ediyor..
Bu esnada erik ağacı
birkaç gün üst üste açan güneşin
ve cıvıldayan kuşların seslerine aldanarak
yeşillenip güzelleşmeye başlar...
Sonra
zamanın içinden gelen yanılgısını da
elden bırakmayarak
çiçeklerini de açar
artık tüm dalları rengarek çiçeklere bürünmüştür....
Her bir yaprağının arasından
bembeyaz çiçekler sürgün vermiştir yaşama...
Tüm kuşlar albenisine kapılıp
gelmiştir güzelliğine onun...
o da mutlu olur
görselliğiyle
karamsarlığın hüküm sürdüğü kışa inat açtığı için...
Sonrasında
doğanın gerçekleriyle yüzleşir
gelen bahar değildir açan da güneş...
Şimdi herşey karanlığına bürünmüştür yaşamın
yeniden fırtınalar çıkar,
yağmurlar yağar,
günler kararır ve bir yel eser
alır götürür tüm çiçeklerini...
Fırtınalara mahsur kalır bedeni
esen her bir rüzgarda bir dalını koparır verir rüzgara
günler sakinleştikçe o yaralanmaya devam eder...
Bahar gerçekten geldiğinde ise o yorgundur artık..
Yaşamını erken başlangıçlara iten kimdi,
doğanın bir yanılgısı mı
yoksa kendi iç güdüsel davranışını mıydı?
Düşünmedi bunu
yeniden gelen bahara
verdi kendini yenilenerek
kopan ve kırılan yerlerinden kuruyordu artık...
O her bahar
aynı kırılganlıklarla ve yanılgılarla açıp açıp durdu
her açtığında yeniden kırıldı.
Alışamadı kendisine...
Düşündü
acı çekmek istemiyorum
ama neden her bahar geldiğinde yine açıyorum diye
çıkamadı için içinden
o esnada bir su yürüdü köklerine
ve güneş vurdu tenine
eridi üzerine yer alan çamurlar
ve tekrar açmaya başladı çiçeklerini....
Nereye kadar gider....bilinmez...
Bilinen bir şey var
erik ağacı
her bahar yeni başlangıçlar yaparak
yeni acılara devşirecek günlerini yeniden...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar19

Seninle olmak bir haykırışla katılmak demektir güne.
Seninle olmak sessizliğini yırtıp gelmek demektir gecenin

Seni özlemek gecenin karanlığından güneş gibi doğmak demektir her yeni güne
Seni özlemek yağmak demektir bir çiğ damlası olup yapraklara

Seni sevmek varmak demektir özlemin son bulduğu ana
Seni sevmek sonunda sen olmak demektir..

Sen olmak.
Sen,
Aşk
ve varış demektir..
Seni vardığım tüm adreslerde bulmak istiyorum
çünkü seni çok seviyorum.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar3

Bu sabah yağmur var İstanbul'da,
ben her yağmur yağışında
damla olup akarım camlarda,
çık ve seyre dal uzaklara
gördüğün her bir damlada
ben olabilirim...
Seninle yağmur olmak,
seninle
yağan yağmurda ıslanmak,
seninle damla olmak...
Sonrasında
kaybolmak bulutlarla
gitmek
dolanmak dünyaya,
sarılmak
sımsıkı yaşama...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar5

Sıcaklığınla
sar
düşlerimi
düşlerim
üşüyor
bugün...
Ben üşüyorum...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:48 PM
Kendime Notlar8

Nedir beni benden alıp götüren,
bir yanda zincilere dolayan
diğer yandan
kelebek kanatlarında uçuran
şey ne..
Saklanmaya çalışan
yada
ısrarla yangınlar çıkaran
duygularda
neyin nesi,
hiç böyle olmamıştı
günlerin bu saatleri,
hiç bu kadar bağlanmamıştı
dakikalar saniyelere,
zaman
hiç bu kadar hızlı akmadı,
alıp götürdükleri değerli diye
zamanın bitmesini istemeyen de kim.
Kim
sessizliğine gömülüp çığlıklar atan,
nereye gider bu yollar,
sokak lambaları neden yanmaz,
kim karanlıklarına hükmetmek için söndürür
tüm ışıkları,
ışıklar neden bir kişi istedi diye söner,
kim kalkar gider karanlığında o sokakların,
kim bakar ardında gelen var mı diye,
korkular mı geri döndürür,
yoksa yalnızlığında dost aramışlık mıdır
geri çeviren hüzünlü yüzleri...
Kim katar kaldırım taşlarına
sessiz ayak seslerini,
gidilen yer
bir sevgilinin evimidir,
yoksa
bir fahişenin isterik çığlıklarının bulunduğu karanlık köşelermi...
Kimler dolaşır
karanlığında bu kentin...
Sorgulamadan
kimler ateş açarda öldürür ölümü,
ölüm
kime bahşedilmiştirki
bu kadar kolay harcanır ömürler.
Kim alıkoyuyor
sana gelmemi kim engelliyor.
Yaşam bir engelli koşumu
kim kazanır
kim kaybeder bu sokaklardaki yaşamı...
Karanlıklarından al beni bu kentin
kendine kat...
Sonunda olmak istediğim şey ne bilmiyorum
ama sen
sıkı tut ellerimi
bende kaybolabilirim
sokaklarında
bu kentin...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kendime Notlar9

yorgun düştüm bu kente,
umutlarımla ben.
kar beyazı düşlere dalarken,
bu kent,
karartmaya başladı
Kendini...
sokağa çıkma yasağı ilen etti,
sokaklarını boşalttı;
aç köpeklere
teslim etti
tüm kaldırımlarını...
şimdi
her köşebaşında
bulmayı düşünürken seni,
bir parçamı
bırakıyorum
köpeklere...
en son,42 numaralı
ayakkabımı da verdim;
Sonra,
düşlerimle ben,
kaldırımlarına
ortak oluyorum
bu kentin;
terkederek ozlemlerimi,
dusuyorum
kalabalıgına,
kopeklerin
parcalanmayı
bekleyen
yanımla...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kınsız Yalnızlıklar

bir türkü gibi seslendirerek dostluğunu,
kehirabar sarısı hüzünlerden sıyrılmak
ve yola düşmek istiyorum artık.
zulamda içe batan kurşuni ağırlıklar
ve derimi zorlayan kınsız yalnızlıklar.
kaçamak bir ölümün son nefesindeydim.
doğum yeniden başlamaksa
hoşgeldin demek istiyorum
zamana

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kırgınlık

bu kadar uzak durma
bak
yitip gitti güneş
tüm sıcaklığıyla

şimdi
bir rüzgar esiyor derinden
iliklerime kadar işliyor sesi rüzgarın,
titretiyor düşüncelerimi

taraçamda yok ki saklanayım
kiremit yüklü çatısının altına
bu yalnızlık
götürür beni cenneti alaya

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kırmızı

bir gül açsa
çamura bulanmış duvarımın kenarında
rengi kırmızı olsa
tüm o
pastel renk tezatlığının
içinde
adını sevgi
koysam
koparmaya kıyar mısın?

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kırmızı Kelebek

Bu kent sorgusuz aldı beni
belki de annem sorgusuz bıraktı
bu kentin kucağına

kaldırımlarında ürperen
şarap şişelerine doldu soğuk ve ayaz *******
kırmızı bir kelebek kondu
pembe açmış bir gülün tomurcuğuna
o da sorgusuz salıvermişti besbelli kendini

ve sağanak halde yağmur yağdı kentin sokaklarına
ıslandı kent
ortasında kırmızı bir kelebeğin kanatlarını kırarak

gül mü?
o halen bir tomurcuk
kelebek ise sorgusuz anlara katıldı gizliden

pembe düşleri yok artık
yıldız sarılı göklerin
uzağında bir uygarlığın izleriyle bu kent
sorgusuz alır milyonlarca kelebeği
.
kırma kanadını bir düşün,
gülün henüz açmamış tomurcuğunda

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kıymık battı elime

yaşını gizlermi ağaçlar
mesele şu beşe on çam kalası
kaç yaşında bir ağaçtı kesildiğinde
yada şu meşe kalası
yavrusu var mıydı yanında kesilirken
tohumlarından kaç ağaç büyüttü
onlar görebildi mi?
yıllardan ikibindördü
aylardan haziran'ı
mevsimlerden yazı
bir kıymık battı elime
yaşının çizgilerini gördüm
kimliği çam
yaşı otuzüç
adresi belli değil

__________________________
şimdi bir fidan parmağımda
ne zaman yeşerecek acaba

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:49 PM
Kim

kim nereye dalga bırakmış
kim sarmak istemez
kumları
kim
uzanır geceye
kim
söylenir sokakları voltalayarak gezerken
en güzel türküleri
kim asmış çamaşır iplerine düşüncelerini
kim çıkartır rüzgarı dağılır düşünceler
kim ama kim gömmüş
mutluluğun resmini toprağa
Nazım bu yüzden mi
Abidin Dino'ya
Söylemiş
'Sen mutluluğun resmini yapabilir misin? 'diye
kim sessizlikleri çığlık çığlık
boğazına düğümlemiş
bu kaçıncı devrediş kendini geleceğe
kimliksiz
bu kaçıncı özlem yüklü katarlara binerek çıkış yolculuğa
kim kaldırır kollarını rayların
kim yönünü değiştirir trenin
bu tüneli kim boyamış
siyahlara
çıkıştaki ışığı anlamamız içinmidir.
karanlığı tünelin
dumanlar nereye gider
hüzünlerime dolanarak
kimmmmmmmmm
dolar aklıma
kim aklımı alır
kim sarar gece gibi bedenimi
kim ama kim
kimliksizliğime yaren olur
kimmmmmmmmm
gider bu tren kara bulutlarıyla
garına varamamış akşamlara
terkederek kendini
lokomotif susar
susuz kalır
Kurur
Gece ve tünel

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:50 PM
Kök Rengi Gözlerin

gözlerinin rengi
ağaç kökü

işleyiverir bakışlarını
tenime

katılır
içre dair ne varsa
kök salar
düşüncelerimin sotasına

bakışların
deminde tatlar bırakarak
yüzyıllık çınarın toprağa
salıverilmiş ağırlığını yükler
gözlerime

kök rengi bakışların
sarar
bedenimi.

ıslanırım

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:50 PM
Kutuda

Dünyada
Bir odadayım
Odaların içerisinde
Bir oda burası
Gökyüzüne yakın
Gökyüzünden uzak
İçinde
Ama
Hissetmeden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:50 PM
Kuyruklu Yıldız

ne güzeldir düşlere dalmak
bir bulutun koynunda,
bir sabah uyanıp
güneşin kollarında
yada sarınıp yatmak samanyolunda.

Aşk nereye gider
kaç ışık yılı uzaklıktadır bize...

Bir ışık yılı aşk yükledim terkine zamanın.
sevdanı da yükle
yalnız değilsin yollarda
bak bir kuyruklu yıldız daha geçti
peşine en güzel
sevdaları takarak...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:51 PM
Küçük Sandal

Doğum günün kutlu olsun küçük sandal,
bugün denizler kabarık,
yüreğim
sağanak sağanak yağmurlara tutulmuş,
gökyüzü,
bulutlarca istila edilmiş vaziyette,
sessizlik kaplamış her yanı
çılgın kalabalıklara inat

sen küçük sandal
iyi ki doğdun,
kimi zaman alıp götürürken
benliğimi uzak koylara,
bedenim seni hissetmenin
telaşıyla titrek bir
kuş gibi

ben
denizlerin çığlığı
sen
hırçın bir kız çocuğu
küçük sandal
yakışmadan düştük birbirimize
neredesin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:51 PM
Lades

Lades tutmuş gibiydim
yerde çimen havada bulut
sen bunu unut
ama hep aklımdaydın
kime lades olmasın diye
çıkarmadım aklımdan
seni

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:51 PM
Martı sesleri....

Suskunluğun.
Sessiz kalışı demektir martıların,
kanat çırpışlarını askıya alması demektir,
süzülmesi deniz üzerinde
dalgalara teğet geçerek,
denizden gelecek
bir küçük uskumrunun
gözlerini görmek demektir,
sonra çığlığı uskumrunun
ve
sevinci martının
krak krak krak
diye
yaşamın son bulduğu
ve mutluluğun başladığı yerdesindir artık...
Bir yanın acı içindeyken
diğer yanında
mutluluk
çığlıkları atılır durur
ve sen
ifadesizliği yaşarsın
güvertesinde şehir hatları vapurunun
karşında
alabildiğine kalabalık
bir martı sürüsü ve dinginlemez açlık hissi...
Sonrasında sessizliğin unutulmaz türküsü martı seslerinin içinde....

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:51 PM
Masal

zamansızlığıyla bu kent
şahit olmalı aşkımıza
en ücra yerine kazımalıyız
isimlerimizi

görenler
görmeyenlere
duyanlar
duymayanlara
anlatmalı

masal kahramanlarına dönmeliyiz
bir varmış bir yokmuş diye
başlayan
ve gökten dört elma düşmüş
ile biten
ama
hüzünden ve acıdan uzak
sevgi dolu bir masal olmalıyız

anlatılmalıyız dilden dile
gözden göze
akmalıyız
sevgi olmalıyız
sevgisizliğe inat

haydi katılalım yaşama
masallardan çıkarak...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mavi bir ölüm titretiyor dudaklarımı

mavi bir ölüm titretiyor dudaklarımı..
geceye yaslanmış denizlerde
köpekbalıklarından kaçan balık sürülerine takılıyor
gözlerim...
ölümü kusuyor
satır araları..
fiyortlarda kapana kısılmış dalgaların köpüğü oluyorum..
kopup geliyor fırtınalarla özlemler..
maviye çalıyor dönüşleri ölümlerin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Med Cezir

yine
ıssız bir gemideyim
belki de gemi kalabalık
ıssızlığı ben yaşıyorum
fora edilmiş hasretinle

sular
gelgitlerle
sana götürüp
getiriyor beni
demir atma zamanıdır şimdi
değmeden gövdesine yelkenlinin
deşmeden kumu
yüreği
deşer gibi
hasretlerle
med cezir gidişlere düşerek

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Menekşenin Mor Yaprağı

ya ben pencereden düştüm
yada ak mermerin sultasına yatıyor
menekşenin mor yaprağı
üşümekten moraran tenler misali.

ölüm kol geziyor
doğum sancısı çeken karanlıktan.

adamın sırtında küfesi
elinde urganı bekliyor
aşkların terk edilmiş satırlarını

gide gide küfeye düşen sevdalara
okunuyor ezanlar
bir yaprak daha düşüyor
yere

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Merhaba Yaşam

ben,
uzakların sesi,
toprağın henüz su almış hali...

kokuyorum,
kendi düşlerimdeki temizliğime inat.

çiçekler yeşeriyor
gülüşümde.

aydınlığım bana geliyor
açtığımda gözlerimi

merhaba yaşam

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mevsimlerle ört üzerimi

üşürsem
üzerimi yaz ile ört
yanarsam
üzerimi sonbahar ile ört

kurursam
kış ile ört üzerimi
kalan bir mevsim varsa
o da sen ol
örtün üzerime

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mutluluk

*******i yanan ateşböceklerini anlatırlar
Ben hiç görmedim onları
Yıldızlara mı benziyorlar gözlerine mi?
Bana ışığı anlat
Bana mutluluğun rengini anlat
Mutluluk
Sence ne renktir?
Herkes mutluluğu
Kırmızı ve pembe olarak görür
Sence SİYAH mutluluğu ifade edemez mi?
Neden
Mutluluk denince
Siyah akla gelmez
Neden hep sessiz kalır sessizlik
Yaşam sadece? Sormak mıdır
?
?
?
........

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mutluluk Adın Olsun

Şiir tadında paylaşımların çocukları gibiler artık yazılar
bir sana,
bir düşe,
düşüp duruyor heceler,
kapaklanıp gitmiyor kasvetli giysiler,
utangaç boynuna konuverirken öpücükler
kırmızı bir güz geliyor pencerene,
Yaprakları sarartıp, kendisini kızıllaştırarak
yüzünü aydınlatıyor güneş,
tenine değiyor sıyrılıp gelen sevdalar,
kalbin ısıneveriyor sana seslenen hecelerden.
'sevgi ayrılık oldukça derinleşir'
bütün ayrılıkların oluşturduğu derinliklerde
mutluluk adın oluyor.
adında mutluluk çağrışıyor.
Kabulümdür gitmelerinden doğacak
Sevgiler.
Eyvallah çekip sırtıma yüklenmeyi de bilirim
Hasretini
Sonunda sen gelmesen bile
Seni bilmenin güzelliğiyle
Büyüyecek
Çocuklarım olan dizeler,

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mutluluk Arayışı

Derler ki yer ve gök hep kardeşmiş taa ki insanoğlu araya uçakları, binaları, asfaltları, dev yolları yapıp onları ayırana kadar işte o günden beri insanlar sözde birbirlerine yakınlaşmış olsalar dahi birbirlerinden binlerce kilometre uzağa düşmüşler, biri alt katta diğeri üst katta olmasına rağmen yer ve gök gibi birbirlerinden kopuyorlar. Sevginin en derin halini terk etmiş insanlar, biri yer olmuş diğeri gök araya yüksek binalar yapıp düşüvermişler kendilerinden başka ülkelere. İki paralel doğru üzerinde ilerlerken bile birbirini göremiyorlar, görmezlikten geliyorlar. Masal bu ya herkes mutsuz ve mutluluğu aramaya başlamış, kimi bir taşın altında, kimi denizlerde, ormanda, gölün kıyısında, nehrin suyunda, gökyüzünün bulutunda aramış bulamamış.

Hem zenginliği ve mutluluğu kaybetmiş insanoğlu, zenginlik bu ya sadece para ile değerlendirilir olmuş. Yüreği bir okka etmeyen adamlar cebinde parası var diye adamdan sayılır olmuş. Yürekli kızlar ve delikanlılar sevdasının peşine düşmüş o düşme öyle derin ve anlamlı olmuş ki bazen adına kavga demişler, bazen de sevgi, aşk, dostluk, arkadaşlık ve güzellik. Uzamış günler saatler bir ileri bir geri alınır olmuş sanki günü kandıracakların sanıyorlar oysa ne günün nede zamanın kendi içinde saat kavramı var. Karanlık bastığında kendine çekilirken dünya insanoğlu yarattığı yapay ışıklandırmalar ile geceyi de gündüze çevirmiş ve salıvermiş kendini sokaklara, barlara, gece hayatı dediği tanımlara. İçki kadehlerini devirdikçe mutluluk hangisinde diye bakar olmuş bulana kadar devirmiş kadehleri ne yazık ki hiçbirinde bulamamış. Bitivermiş kadehler, şişeler ve kişiler.

Yürüyüşlere çıkmışlar, uzak diyarlara gitmişler adı mutluluk olan köyler aramışlar. Bulmak o kadar kolay değilmiş mutluluk denen bu şeyi. Bir gün gelmiş bakmışlar mutluluk sevinmişler, danslar etmişler, mutluluktan içivermişler kadeh kadeh, türküler söylemişler bağıra çağıra. Sonra uykuları gelmiş uyuyuvermişler, sabah kalktıklarında ne mutluluk kalmış nede güzellikler, ortalıkta şişeler, baş ağrıları ve ağır yük taşımanın yorgunluğu anlayamamışlar ne olduğunu. Anlamak içinde çaba harcamamışlar demek ki o değilmiş diyerek devam etmişler yollarına.

Kitaplar okumuşlar, masallar dinlemişler, şiirler yazmışlar, aşık olmuşlar. Elimizden gelen bu kadar deyip nerde bu mutluluk demişler demesine de bir türlü varamamışlar mutluluğa. Hoş aradığı şeyin tam olarak neye benzediğini bilmedikleri için zorda oluyormuş aramak. Kimi güzel bir kız görünce onu mutluluk sanmış, kimide yakışıklı bir adam görünce. Yürek pazara düşmüş ki kimsenin onu gördüğü yok bu şekilcilikler içinde. Gelmemiş tabi mutluluk güzelliğin içinde, hüsrana uğramış insanlar çünkü çıkarmışlar onların içinden mutluluğu, sadece görkem ve kibir ekmişler içlerine. Tabi her güzelin içinde bunlar yokmuş lakin olanları da herkese denk gelmiyormuş.

Böylece yıllar yıları kovalamış, ******* bir uzamış bir kısalmış. Dinler çıkmış ortaya, evliyalar, ermişler, keşişler, şamanlar, yol göstericiler, şeyhler, tarikatlar, mezhepler çıkmışta çıkmış. Bu işin sonunu ne insan anlayabilmiş nede dünyaları insanlar tarafından dar edilen diğer canlılar. Her başı ağrıyan derdine derman arayan kesivermiş bir hayvanı kurbanlık niyetine. Kanlar akıvermiş oluk oluk sokaklardan. Kendine mutluluk, sağlık ve gelecek güzel günler getirmesi için adanmış adaklar, gel gör ki ne güzel günler gelmiş nede mutluluk ve sağlık denen şeyler.

Gide gide yolların tükendiği, dağların dikleştiği, ormanların sıklaştığı, yağmurların kesildiği karanlıkların çöktüğü, kumdan tepelerin kilometrelerce uzandığı coğrafyalara gelinmiş. Mutluluk için inzivaya çekilmiş insanoğlu bulmuş bulmasına da devamı gelememiş bunların bir türlü. Sonraki kuşaklar bu mutluluk yollarını almışlar evirmişler çevirmişler savaşlar için nedenler haline getirmişler. İlahi gücün tezahürü sanıvermişler kendilerini. Seferler düzenlemişler at sırtlarında kılıçlarla, atalarının bulduğunun iddia ettiği mutluluk sırlarını başka insanlara kabul ettirmek adına. Sonra kendi mutlulukları için bulduklarını alıvermişler zor ile ve mutsuz kılmışlar geçtikleri yerlerdeki insanları. Savaşlar vermişler egemen kılmak adına kendilerini ve mutluluk sırlarını. Olmamış tabi milyonlar insan ölmüş, milyonlarcasının da geleceği çalınmış. Kabuksuz bir dünya oluvermiş gelecek denen zaman dilimi.

Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler gelivermişler kendilerince en uzak yılların büyük rakamlı tarihlerine. Bunca yıl bu kadar insanın arayıp bulamadığı şeyleri mum ışıklarında, tütsülenmiş sessizlikte arar olmuşlar, bulabildiğini iddia edenler var lakin sonrasında yitik günlerinin galip gelmesiyle bunu sürdürememişler. Mistik eğitimler alıvermişler mutluluğu sürekli kılmak adına, bastıramamışlar, bencilliklerini, büyüklüklerini, aymazlıklarını, becerememişler toprak olmanın asaletini sürdürüvermişler yol yordam bildiğini sanıp yolsuzluğu.

Hep böyle kötümü gitmiş hayat değil tabi ki, güzellikleri de var inadına yeşeren ve büyüyen. Sevgileri ekip sevgi beklemeyen insanlar çıkmışlar ortaya, ağaçlar devrilmesin diye bedenlerini siper etmişler, hayvanlar öldürülmesin diye bayraklar açmışlar, gemiler yakmışlar, insanlar mutlu olsun diye dayaklar yemişler, insanca yaşamak adına insanca katılmışlar yaşama. Mutluluk denen şeyi yaşamda var olan her canlı için mümkün kılmak adına kendilerini mahkum kılmışlar zamana.

Diğer taraftan insanlar aramaya devam etmişler mutluluğu ve devam edecekler gibide görünüyor. Bu arayış sürdüğü müddetçe, mutsuzluk hakim olacak bedene, her özlü sözün ardında arasa da mutluluğun tanımını asla bulamayacak. Derler ki “her ne ararsan kendinde ara, Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir.” İnsanın içine sakladıkları iddia ediliyor mutluluk denen bulunmaz Hint kumaşının. Eh insanda üzerine giyeceği kumaşın derdine düşünce içindeki kumaştan bihaber yaşıyor sonsuza kadar.

Mutluluk aramakla bulunacak hazine olsaydı, insanlar dağlarda aylarca yıllarca inzivaya çekilmezdi, kendi içindeki sesi duymak için. Hal böyleyken gözlerinin önündeki perde kalınlaştıkça kalınlaşmış insanın, görmeyi bırak, duymayı ve hissetmeyi bile unutur olmuş. Günü birlik sevişmelerini aşk ile bağdaştırıp mutluluk hapları ile yolcu etmiş kendini mutluluğa.

Hal bu kadar yamanken mutluluğu buldum diyen herkesin onu sınırsızca paylaştırması gerektiği bir andayız. Korkmamalıyız, mutluluğu damla damla çoğaltarak engin bir deniz yapabiliriz. Her insan bir deryadır ve her deryadan bir damla alsak koysak ortaya evreni yeni baştan var edebiliriz. Dili, dini, teni ne renk olursa olsun yürekten vermeyi bilmek gerekir ve sevmeyi de tabi.

Mutluluk yürekteki ışıktır ve açıvermek gerek perdeleri sonuna kadar. Ne zamanki ben, sen, o, biz, siz, onlar kalkıpta hep birlikte ben olmanın güzelliğine varabilirse insan mutluluğu yakalayabilir. Mutluluk komünel olarak yaşanılası bir duygudur aslında ve paylaşımın karşılıksız verilmesi gerekir ki süreklilik arz eder olsun.

Ey insan denen canlı türü,
Paylaşımların yüksek olduğu, mutluluğunuzdan an be an payların etrafa savrulduğu güzel günler yaşamanız dileğiyle.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Müebbet

susmuş duvarlar
birtek
parmaklılar konuşur rüzgarın
iniltisinde
ranzam konuşur
zincirlerim konuşur
bir ben konuşamam
bir de beni sarmalayan
soğuk duvarlar
özlemin müebbet olmuş
hergün çentik atmaktansa
saçlarını çiziyorum
duvarlara
birgün
resmin bitecek
ben biteceğim
ama
ne günler bitecek
ne de aylar

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:52 PM
Mülteci

gönlün
öyle büyük olsun ki
oraya girecek
tüm sevgiler
mülteci gibi
kalsın

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:53 PM
Müstescen

nefesini ver yaşama
ıslat dudaklarını kızıla çevir
gökyüzü olsun dudakların,
yanan dudaklarım olsun
dudaklarında

çıkar elbiselerini
erit gövdeni kızıl korlara çevir
Yanaradağ olsun bedenin
eriyen gövdem olsun
gövdende

çırılçıplak ol
yakamozlara çevir kızıllaştır tenini
deniz olsun kolların
eriyen kollarım olsun
Kollarında...

Uzat dudaklarını kat dudaklarıma
Fırtınalar yaratalım
Lavlar püskürsün gökyüzüne
Dalgalar kaldıralım
Kudurtalım tüm denizleri...
Yanardağ olalım sonrasında
Okyanus olalım
Gökyüzünde güneş
Güneşin battığı yerde ufuk olalım...
Çıplaklaşalım
DOĞA olalım....

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:53 PM
Nedenler

Neden efkarlıyım
Ve seni bugün daha çok özlüyorum
Neden içimde bir boşluk
Yüreğimde kasırgalar var
Neden derin bir boşluğa girmiş gibiyim.
İçimi kavuran bu ateşte neyin nesi
Bak sesim içimde titriyor.
Ellerim sensizliğin ürpermesinde
Bedenim parmaklıklar arkasında
Sana ulaşmamı engelleyen bu zincirlerde
Neyin nesi
Ne kadar çabuk ikindi oldu
Az sonrada akşam olacak
Yine sensizliğe gömülecek gün
Yine sensiz olacak saatler
Gözlerim seni arayacak
Kendini kaybettiği yerde
Bırak artık seni benden alıp götüren
Saatleri
koş
koş gel yanıma
Bak hasretinle ölmek üzereyim...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:53 PM
Neşenin Başlangıcına Dair

Ya Ben beni bulmak için yola çıktı bende
yada ben benim içimde kayboldum ansızın,
kalk gidelim der neşeler var içimde
oysa şarkılar bir veda havası çalıyor
otlaklara salınan kuzuların
annelerini bulduğu sevinçlere ortak oluyor
açlığımın susamışlığı..

kederleniyor gözlerim
ayrılanların sönükleşen bakışlarını görünce
kavuşmanın en derin masalı
son buluyor memeye kavuşan kuzularda.

Kavuşuyorum havanın sevinç kusan memesine
doyumsuz bir varış var nefese çekilen havada.
Soluksuzlanıyorum,
yaşam kol geziyor tenimde,
bir kuşun kanadı değiyor saçlarıma
vuruyorum kendimi varmanın doyumsuz aşkına
hoş geliyor tüm gelmeler
ve teslim oluyorum sabahın çiğ yüklü uyanışına.
aydınlığa sevinç naraları katarak.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:53 PM
Nihavent

sen uzakların türküsü
nihavent makamı notalarım
kimi zaman hicaz özlemi yangınlarımsın
kimi zaman
yüklü yüklü kürdilihicazkar nağmelerim

kanunun üzerinde gezen mızrap
udumdaki en ince ve en kalın telsin
ezgisin defterlerimdeki notalarda
şiirsin satırlardaki kelimelerde
sana şiir yüklü
hüseyni makamından
geldim

gözlerini
Rast makamından yoğurdum
Özlemlerini
Mağrur bestelerle
Çevirdim acemşiran mak******

Hiç susmadan
günlerce çalman için
uşşak makamından hasretleri

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:53 PM
O Benim

o benim
yokluğuna ses vermediğin
yalnızlığına ortak etmediğinim

o benim
ıssız kalakalan ortalıklarda
üşüyüp örtemediğin sıcaklığınla

o benim
en uzak yalnızlığın
terkedilmiş kendim
senin, en unutası
şehirlerindeyim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:54 PM
Okyanuslara

gözlerim kararır kara yosunlara dolanarak
istirideyler içinden çıkan incilere benzer
düşlerimdeki gülüşün
okyanuslar kadar
derin
bakışların gelir aklıma
aklım karışır
uyku tutmaz *******i

denizyıldızları ve ahtapotlar sarar
kaçamam sana gelen kendimden
sımsıkı sarar
ruhumu
gecenin karanlığı
basıncıyla çıkarmaz beni yukarılara
okyanus

yüzlerce tonluk basınç altındayken bile
kısılmaz gözlerim
kaçıracak diye gözlerini
aklımı alır gider
akıntılar
bir yanım soğuk bir yanım sıcak akar
yaşanmış sevdalar gelir aklıma
bir donar
bir yanar
sığınırım sana


ölümüne sevdalar yaşarım
ağlayasım gelir
sonra yüzün gelir aklıma
melek balıkları misali
döner dururum düşlerimde
uyanırım
küçük akvaryumlara hapsedilmiş bedenlerimizle
büyük okyanuslarda dolaşan yüreklerimizi görürüm

bir tebessüm olur dudaklarımda
acıların kol gezdiği hüzünlü gülüşlere
terkederim geceyi
çeker giderim
arkamda
akvaryum içinde
yaşanmış okyanuslar bırakarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:54 PM
Onur'ca

Büyümüşlüğünle doluyorum
Akşamın dolduğu zamana

Ürkek bir gitmenin
Çığlık çığlığa haykırışını
Paylaşıyorum
Adımlarınla

Adımların
Nefersiz dönüyor
Sözlerimin gittiği yerlerden

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:54 PM
Otobüste

Bakarken
Bir otobüsün camından
Dışarı
Bakarken
Bakakalırken
Dönüveririm
Akan görüntülere

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:54 PM
öçşiğü Günaydın güzel insanlar

Günaydın güzel insan
Türkçe karakter testi yaptım konu kısmında yaşamak güzeldir diyerekten bir garip heceler dizesi oluşturdum. Ne diyom ben, bu sabah ince giyinmişim biraz yada üzerimdeki kazak çok fazla rüzgar çekiyor içeri titredim bir iki kez. Şu anda da üzerimde ceketim var çıkarmadım hoş mont falan giymedim kadife bir ceket var onu giyip geldim de normalde de böyle giyiniyordum bu sabah niye üşüdüm bilmiiim. Sen nasılsın iyi misin iyi olmanı ulu manitudan diler, gözlerinden öperim. Beni soracak olursan iyiyim, iş güç canının sağlığı. Ee daha daha nasılsın. Beni soracak olursan hamdolsun iyiyim..

Ay ne güzel oluyor bu eski mektup dilinde yazmalar baştan sona selam eder gözlerinden, ellerinden öperim, birde beni soracak olursan hamdolsun iyiyim hem mektupta çabuk bitiyor, akvaryumdaki balığı soramayacağım, üstelik sarı ineğinde yok hoş neden sarı (kız) inek oluyor ki söylenmesi mi rahat normalde siyah beyaz olur inekler, kahverengi olanları da var. Kuzuları, koyunları kimse sormuyor yada kapıdaki köpeğin hatrını, ya çeşme başında bekleyen kızları çeşmeden giden suyun biriktiği deredeki kurbağaları neden sormazlar. Sonra akşam olunca yanan ışıklarla köyün üzerine çöken masal kahramanlarının varlıkları.

Bitmek tükenmez bilmeyen gazyağı lambalarının yada çıraların odaya yaydığı koku (hoş şimdi elektrik var ve sarımsı ışığı ile odayı daha çok aydınlatıyor) köşeye yığılan yorgan döşekler ve tezekle yakılan sobanın metal görüntüsü. Hangi mektuba düşer damın üzerine serpilen toprağın yağmurla akıp gitmesi.

Böylesi uzun yollardan, hasretlik türküleri söyleyen delikanlılar bir avradını, bir anasını, birde ineğini hatırlar hepsi kendisini doyurur diye mi acaba. Kim bilir başka bir sebebi de vardır. Babam diye başlayan türküleri de eksik bu ülkenin günaydınım “ana gibi yar olmaz” baba nerde terk edip gitti geçim sıkıntısına yada başka bir avradın güzelliğine her şeyi, diyorlar ki bir güzel kadın için gitti, yada bir erkek için gitti oysa bütün gitmeleri kendi için yaşar insan köyde de olsa, şehirde de olsa kendisi için gider insan, kara kaşına kara gözüne vurulur vurulmasına lakin kendini bulur/kaybeder bu yüzden gider kendisi mutlu olur sonuçta.

Mektuplar bitmez, komşunun sümüklü hayriyesini sorar hayriye büyümüştür bir senede derler kocaman kız oldu, bir türkü çığrılır arada “henüz girmiş 13-14 yaşına, edalı işveli köylü güzeli” umut yoktur ona da işvesinden edasından kapıverir bir kurt onuda götürür henüz onüçünde.

Mektup uzundur bitmez, kimi bir inşaatın c****** naylon çekilmiş odasından yazar, kimi askerdeki ranzasında, kimi bir barakada, kahvehanede, bekar evinde yazarda yazar, sigara içiyorsa bir cigara tellendirir mektubun hatrına. Düşünür okurken ağlayacak gözyaşlarını ne hoş gider mektuplar uzaklara. Hasret türkülerini de içinde barındırarak.

Mektuplar uzar, gün başlar. Taze bir başlangıcın henüz demini almış sohbetleriyle günün aydınlık ve güzel geçsin.

15.03.2006

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:54 PM
Öğretmenlerimize

Yaşamın bize bir ödül olarak verdiği en değerli hazinelerimiz olan çocuklarımızın geleceğini tayin eden siz değerli öğretmenlerimize adanan bu değerli günde bir arada olmaktan onur duyuyoruz. Bir tohum olarak ellerinize teslim edilen çocukların, bir fide sonra fidan ve nihayetinde meyve veren bir ağaca dönüştüğü aşamada, ideallerinizle ve çabanızla onları değerli kılmaya çaba gösteriyorsunuz.

Bir ülkenin geleceğini, gelişimini, kalkınmışlığını inşa edenler öğretmenlerdir. Ressamı, müzisyeni, mühendisi, milletvekili, doktoru ve hayatta başarıya ulaşmış dediğimiz her bireyin toplamında sizler varsınız. Yaşadığımız coğrafyada bizi geleceğe taşıyacak olan kişilikli ve kimliğini sahiplenmiş çocuklar yetiştirmede sizlerin payı çok büyük olacaktır.

Yaşadığınız zorlukların ve koşulların yetersizliğinin sizi yıldırmayacağına ve yarınlarımızı inşa edecek çocuklarımızın, bugünden zorlukları kaldıracak ve geleceği mutlu kılacak onurlu bireyler olarak yetiştireceğinize inanıyoruz. Atatürk yokluklar üzerine kurduğu cumhuriyeti çocuklara (23 Nisan) , gençlere (19 Mayıs) ve öğretmenlere (24 Kasım) emanet etti. Bugünü size hediye eden ve sizlerin bu emanetin en güçlü taşıyıcıları olarak gören Atatürk’ün dediği gibi “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Yaşamın tüm güzellikleri sizlerle olsun. 24 Kasım Öğretmenler Gününüz Kutlu olsun

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:55 PM
Öksüz Şiir

tamda
sevmeye
başladım
dediğim
andı
kırılıverdi bardak
ayaklarımı ıslatarak

Sanki kırılan cam parçaları değildi
Ayaklarımın altındaki
Umudumdu
Parça parça dağılan

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:55 PM
Ölüm

Hamza Abi'me...
Ölümün zamanı yokmuş
Tıpkı adresinin olmadığı gibi
Zamansız ölümlerle kim sorgularki günü
Uzak ülkelere terk edilmişse ölüm
Ağlamak bize mi düşer,
Yürek yarası kanarda kim görür kanadığını
Gün karanlıktı ama
Kaynak elektrodundan çıkan ışıkla aydınlanırdı
Heryer
Oysa günü aydınlatmaktan öteydi herşey
Uzaklarda türkü söylermiydin Abi
Sesin hiç gelmedi buralara
Rüyalarda seslendinde kimse duymadı sesini
Kim düşünürdü seni kendi yalnızlığında
Sen yalnızlığınla İskenderun’lar da
Çağrı bırakırken telefonlarımıza
Nasıl düşünürdük kü senin bizi özlediğini
Nasıl düşünemedik bizi düşündüğünü
Hani dostların nerede Abi
Sevgili kardeşlerin, annen
Ve çocukların
Bak şimdi hepsi ağlıyorlar
Ağlamak ne fayda
Ölüm kapıyı çaldıktan sonra

Ölüm
Ölüm sen nereden gelirsin
Böyle sessiz ve derinden
Kim görür seni gelirken
Neden sinsi sinsidir gelişlerin
Bak yüreğim dağlanıyor
Kaynak makinesinin ateşiyle
Ateş günü aydınlatıyor
Gün seni alıp götürüyor Abi
Düşünemezdim ölümünü
Düşünemedim ölümünün acısını
Eyyy hala oğlu Hamza
Bırakıp gitmek varmıydı
Ekmek için İskenderun’lara
Oysa bütün İskenderun
İstanbul’daydı
Sen meyan kökü şerbeti içmişmiydin
Yalnızlığına ortak oldumu, tatlımıydı
Acıların hafifledi mi
Miden de ki yaraların kurudu mu?
Abi

Mezarında bile yalnızdın
Seni öylece bırakıp gittiler susuz topraklara kaldın
Su istedin Annen’den oysa annen bile yoktu yanında
Duyuramadım sesini onlara
Ya o sis bulutları arkasından gelen
Kızıla bürünmüş ışıklar
Senmiydin o yangınları çıkaran gökyüzünde
Yüzlerce kilometre uzaklara
nasıl taşıdın ateş yüklü ölüm arabasını
Nasıl kanattın geceyi
Ve gece yüklü günleri
Özlemlerin yokmuydu Abi
Düşlerin, sevgilerin, yarınlara ait umutların
Korkuların yok muydu
Anlat bana ben dinlerim seni
Sesini duyabiliyorum
Hıçkırıklarını da
Neden derinlere gömdün
Neden direnmedin yaşama
Böyle salıp gitmek varmıydı
Hani direnmek gerekiyordu
Hani hakkını söke söke alırdın
Neden teslim oldun ölüme
Neden boşverdin kendini
Bilmezmiydin vücüdunu saran örümcek ağını
Acı kimin adresiydi
Ölüm kimin adresiydi
Gelip buldu seni

Ölümün adresi yok Abi
Tıpkı zamanı olmadığı gibi
Acının da adresi yok
Acınında....
...
..
.

Ölüm üşüyor kollarımda
morga kapatılmışım
bıçaklar altında
kimse görmedi ağladığımı
oysa gözlerimi kapadığımda
acıyı da gömmüştüm yüreğime
bu yüzden gözlerimden yaş gelmedi
bu yüzden soğuktu bedenim
bu yüzden kanamadım
göğsümü açtıklarında bu yüzden
kalbim ses vermedi
oysa ben onu da gömmüştüm
yalnızlığıma........

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:55 PM
Ölüm (KAN)

Kimi zaman sessizlik, kimi zamanda binlerce gürültü alır yalnızlığı benden... düşündükçe yalnızlaşır, ama bir o kadarda kalabalıklaşırım kendimle çünkü düşündükçe çoğalır kişiler bende sarılır yatarım yalnızlığımda onlara...

Ölüm
ölüm kanlı pençesiyle
dolaşıyor sokaklarda

kan ölümü çağırıyor yanına
gitmeyin çocuklar
(20 Kasım 2003)

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:56 PM
Ölüm Tabutta

Yüreğimiz sığınak olmasa
Sırtımız duvar olur
Yaslan
Gülüm

Ölüm
Son nefesini verdi
Tabutta

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:56 PM
Ölüm ve Özgürlük

oy gülüm ölüm yine çalmış kapıyı
acı acı gıcırdar kapım
dağlanan yürek olur
kopup giden
tenimden bir parça
perdeler uçuşmaya başlar
penceremden
ve pencerem
yuva olur serçelere
ürkek yürekleriyle
kaçışır özgürlük gibi
özgürlük
kanatlanır gıcırdayınca kapım
ve
her ölüm bir serçe kanatlanması olur
her ölüm kanatlanmaktır
özgürlüğe

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:56 PM
Ölümsüz meleklerin elçileri

engerekler
ölümsüz meleklerin elçileri
sessiz değildir
gelişi
ölümün
zilleri takılıdır ardına

ölüm zehri ile gelir
panzehiri
kendi içindedir
engerekler
saraken dünyayı
silahlarıyla
ölüm
binlerce ses ile
gelir
bulur
beni.

ölüm sokaklarda
kurşun yarası
çatıda
napalm bombası
ölüm
gözyaşlarında
sinir gazı

ölüm
engereklerin
zillerinde

ölümsüz meleklerin elçileri
Istanbul'da

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:56 PM
Ölümü Çalınanlar

yüreğim yangın yeri
düşlerim bir apansız fırtınada
ya ölümü arkamıza atıp gidişlerimiz
yada korkuya sığınıp sinmelerimizle
yaşar ölümü kusanlar

kimlerin acı çekitiği umurumuzda mı?
evet
kanayan kimler var göreniniz oldu mu?
evet
bu yürek acı çekenler için yanarken
neden kurşunlara dizilir
bu yürek acı çekenler için kanarken
neden asılır darağaçlarına

ölümü çalınan milyonlar var
bir avuç ölümü kusan tarafından...
geceye dair değildir düşler
ölümde düşmez yıldızlardan
Öyleyse neden öldürür
insan

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:56 PM
Öyküsünü unutmuş sessizlikler

----------------------------“Sesler mi azaldı kuşlar mı uçmuyor
----------------------------günün içinde. Bir gidiş, bir varış, bir
---------------------------- terkediş var kimsesiz ve sessiz.
----------------------------gören varmı akşamı hasretlere
----------------------------çeviren anları..

Öyküsünü unutmuş sessizlikler
Pusu kurmuş gecenin sundurmasına
Dışarda tören alayı yapıyor üşüyen gece
Arkasına yaslanmış yıldızlar seyrediyordu karanlığı
Bir ses masalları anlatıyordu o esnada
Uzak çok uzak diyarlardan sarı bir başağın
Hasat mevsiminde düşüşünü toprağa
Ses masal oluyordu
Başaklar bükük boyunlarıyla sessiz ve durağan
Bir müzik rüzgar misali katıyor önüne sözcükleri
Adı konulmamış sevgiler söyleniyor söylencelerde
Ortada sıcak bir güneş
Etrafında gezegenler
Soğuk sararken pencerelerin beyazlığını
Şiir tadında bir gidişe terkediyor kendini gezegenler
Tam o esnada
Bir çocuk sesi duyuluyor arkalardan
Beş yaşlarında
Saçlarının rengi belli değil
Kıyafetleri çamura bulanmış
Ayakkabısı yırtık
Babasının mirasıyla büyüyen annesinin
Kızılcık sopası bakışıyla eğiliyor yere
“vurma anne vurma”
Çığlıklar içe işliyor masaya yatırılmış dirseklerde
Akla gelenlerle akılda kalanlar aynı mısraları sayıklıyor
Ya babam doğmasaymış anasından
Yada anam doğurmasaymış geç gelinen zamanları

Bir yürek bir ağaç eşlik ediyor bu kez
Sefere çıkmış şiirlere
Düşlerini sessizliğe teslim etmiş sevdiğini
Kurtarmak adına
Yüreğini teslim eden bir adamın öyküsü
Yüreğinin çırpınan
Çırpındıkça la, fa, sol sesleriyle
Sarı başakların üzerinde gezinen
Gezindikçe kanayan
Bir ses duyuluyor orta yerinde evrenin

Açılıyor kulaklar
Dikkat kesiliyor uykusunu yarıda kesmiş dönenceler
Bir yıldız kayıyor ansızın
Öyle hızlı öyle ateşli
Dilek dileyemiyor
Babasını gömen çocuk
Dilek dileyemiyor
Yüreğini veren sevdalı
Şiirler akıyor gecede
Bir mahkum teslim oluyor
Açlık sararken tenini
Susuyor
Ölümün kol gezen acımsıtrak tadı
Puştluğa yaslanmış duvarlar ardına gizleniyor
Azrail denen melek
Aklıma düşüyor Afrika
Aklıma düşüyor Asya
Amerika
Avusturalya
Dünya
Bir türkü dilleniyor yırtarcasına
Sandalye sırtlarını
Çoğalıyor adını bilmediğim lisanlarda türküler
Ateş yakalım diyor biri sözlerinde
Diğeri kuşluk vakti gelmeden gitmenin telaşında
Sarı bir saç teli dolanıyor kemanıma
Kemanımda yine aynı bildik ses
Aynı bildik ton çalıyor
”arkadaş”

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Öylesine Karalamalar

yıldızını yitirmişken
gece

şehrin ışıkları
yıldızlara oynuyor
bu akşam

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Öz

Sen bende
Ben sende

Ben sende
Sen bende

İkimiz birbirimizde
Tekiz öyleyse

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Özgürlük

özgürlüğümü çizdim yollara
uçsuz bucaksız ufuklar beklerken
çıkmaz sokaklar çıktı karşıma
demir korkuluklu
boyasız
ve kaldırımlarla birleşmiş
eski osmanlı evleri
ifade etmeye çalıştı ifadesizliği
siteler gördüm camları kırık ve içerden karanlık dumanlar çıkartan
sonra
kalabalık otobüslerle sürüldüm
bütün yol ayrımlarına
her durakta binen
hüzünlü insan yüzleriyle
çevirdim etrafımı
yosun tutmuş ağaç gövdeleri aradım
kalabalık ormanlara girdim
yitirdim yön bulmalarını

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Özlemek üzerine

gözlerindeki özlem yüklü yağmurları
Özledim

çıplak olduğum anda bile
sevgiyi hissettiren ve özleten bakışlarını
özledim
onları bir ben gördüm
birde gözlerim
Gözlerim kanatların perdesinde

Göçmen kuşların
Göç mevsimlerine
Denk düşsede
ayrılıklarımız
Kanatların tüyleriyle yer ettik
Kızıl topraklar üzerinde
Ve sarındık
Sararıp dökülen yapraklara

İşittimi dersin rüzgar
Düşüşünü
Bakışların
Yeniden bak bana
Uzaklarda da olsa gözlerin
Sen en yakın
en uzak yıldıza bak
Göster yağmur yüklü bakışlarını
bir akşam üstü

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Özlemelerim

Koşuyorum
Sonbaharın içinden
Sonum kış
Ama ben yazın sıcaklığından
Geldim
Üşüyorum
Ağaçların hepsi yapraklarını dökmüş
Dallar üşüyor
Çıplaklaşıyorum
Kaybediyorum
Utanma duygumu
Ayaklarıma yapraklar ve dikenler
Batıyor
Kanıyorum
Acılarım var
Ama ben sevgi oluyorum
Sevince açılıyorum
Arılar konuyor bedenime
Özlerimi alıyorlar
Kelebekler
Alıyor polenlerimi
Bir karanfile kardeş
Bir kardelene eş
Bir kasımpatına dost oluyorum
Özlemlerim açıyor
Koparıyorlar beni dalımdan
Bir gün vazoda
Bir gün bir defter arasında oluyorum
Gözlerinle karşılaşmak
Beni yaşama döndürüyor
Nefesin soluğum oluyor
Sarsılıyor bedenim sen esince
Kırılganlaşıyorum
Sar bedenimi
Üşüyorum
Sar bedenimi
Özlüyorum
Sar bedenimi

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Penceremde Yağmur Sakladım

penceremde yağmur sakladım
Bir gün yitimi uzakta herşey
şimdi
damlalar
birer dev aynası
bakınca içinden
göründü
ağaçlar
damlalar içinde
yapraklar gezdirdim
gökyüzü dolandım
büyüyen düşler gördüm
ufalan
dünyalar
penceremde yağmur sakladım

şimdi gökyüzü sağanaklarda
penceremde yağmur damlaları

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:57 PM
Renkler

Benim pencerem kırmızı
Umutlarım buzmavisi
Geçtiğim koridorlar
Yeşile boyanmış
Çığlığım
Karbeyazı ve soğuk
Gülümsemem
Mora çalar
Düşüncelerimce
Düşkırıklıklarım
Siyaha
İşte böyle
Ben
Aslında
Bir renk paletiyim
Tüm renksizliğimle

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:58 PM
Rıhtımda Bir Öğlen Vakti

Ne güneş güneşliğini anladı
Nede deniz denizliğini
Bir dalgalar tanıdı
birde kayalar
gözlerinden seni
bense
rüzgara verip kendimi
sardım
herbir yandan bedenimi
şimdi martı dalışlarında
boğaz akıntısındayım
delice

Murat Tal

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:58 PM
Ruhumun Karanlık Hesapları

ortak paylaşımların düşeş gelmiş hali değil
sürdürdüğümüz hayat
uyumakla uyanmak arası mesafeleri kim ölçüyor da
garipliğimizin tarifini yapıyor
garipliğimizin bir ölçüsü varsa ölçü birimi nedir
garipliğimiz kaç okka gelir
yada kaç metreküp
teraziden mi çıkarız
kilo hesabı
hesabımız görülür mü ölçülerek
hesapsız değil miydi süregelen hayat
kim dürüyor defterimizin kenarlarını
hesapsız değilse
acının kaynağı nedir
bedeli kim belirler de alır
canımızı
aklımızı
yorgansız ve yastıksız taş yataklar mı saran bizi
kuş kafesi dünyada daralır yüreğimiz
yoksa dünyayı kafes yapan yüreğimiz midir?
sorular sorup yola çıkıyorsak kitaplardan kopya çekmek serbest mi?
cevapsız kalıyorsak tümceler karşısında
öznemizi yüklemler mi hiçleştirdi
bir baltaya sap olamamışlarla birlikte yürüyorsak
sap bedenimiz, balta kafamız mı?
kırılsın ortasından ağaçlaşan yanlarımız
düşten uyanıp fidan olup eğilme vaktidir.
sula, çapala, özgürleştir bedenimi.
yaşam kime bir adımlık yol ise içinde doğur beni
doğur ki çoğalayım orman misali
otur dallarıma sarınıp sevgilinle yatar gibi
yapraklarım ol gülüşünle
gitme, götürme, bırak kalanları geriye
geride kendini bırakarak.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:58 PM
Rüzgar

En hızlı düşünen rüzgarmış
oysa
rüzgar düşünmez
alır götürür önüne geleni
düşünceleri ona yetişemez
yetişseydi rüzgarla yıkılmazdı ağaçlar
kırılmazdı çiçekler boylu boyunca

hayatla büyük oynarmış rüzgar
Katar götürürmüş önüne tekneleri
Takaları,
sandalları,
kürekleri
Ve insanları
ve dalgaları
ve tozu toprağı

Yinede severim rüzgarı
Poyrazı, lodosu, keşişlemeyi, kıbleyi, yıldızı, karayeli,
Yıldız karayeli
Birde
sam yellerini

Sam yelleri gibi
sıcak ve
hafif essin rüzgar
Sevgiyi ekerek toprağa

Rüzgar
Yaşam demek bilir misiniz?
Aldığı tohumları taşır uzak diyarlara
Eş eyler
Çiçeklerle böcekleri
Sevgili eyler
Yapraklarla dalları

Toprağın en sırdaş dostudur rüzgar
Her gün üzerinden eser geçer
Derdini, tasasını
ayak basmaların yorgunluğunu alır
Üzerinden
Ve kederlerini dağıtır

Rüzgara verdim kendimi
Yıldız karayel ile
Karadenizin dağlarına
Sürüldüm
damla damla
Bazen bir çay yaprağına düştüm
Bazende bir tütün
Karanlıktı Karadeniz
Ama suskun değildi
Bir rüzgar vardı
Birde ben
Yıldız Karayel düşlerden
Sam yellerine düşen

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:58 PM
Saklambaç

Kendimi sakladım
Beton bir direğin arkasına
Göremeyesin diyede
Kuma ve kirece boyadım kendimi
Duvarda ki bir çiviye astım geçince göremeyesin diye
Sallandım düşüverdim düşünce de koşuverdim.

SOBE SOBE SOBEEEEEEE
Sen halen beni mi arıyorsun bak yanıbaşındayım işte...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:58 PM
Sana

İstanbul
Silik bir
Silüet gibi geçerken
Gözlerimin önünden
Seninle
Ufuk çizgisindeki
Sisin yoğunluğunda
Kayboluyorum
Yitik bir
Ülkenin
Görünsütünde
Titriyor
Dudaklarım
Sarılmak istiyorum
Sonun başlangıcında
Olan
Sana

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Saniye

kim bilir ne zaman çarpışır
akrep ile yelkovan
neden saniyeyi görmezden gelir insan
oysa
hem akrebi hemde yelkovanı yürüten
Saniye değil midir
Saniyenin adı neydi biliyor musunuz
o değilmi akrep yelkovana
yelkovanda akrebe yetişsin diye koşan
kim Saniye zamanda, sevgiler kavuşsun diye koşan
kim Akrep, sevgiyi arayan
kim Yelkovan, her bulduğunun peşinde koşan
zaman

ve zamanı kovalayan sevgi çarkında
durmaksızın bir devinim içinde
herşey
ben saniye, sen akrep, o yelkovan
sen saniye, ben akrep, o yelkovan
hepimiz
ZAMAN

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Sazlık

düşler tarlasına
düşer kurşunlar
biz kanatlanırız uzaklara
avcıların silahlarından gelen kurşunlara yakalanmadan
kanat çırpışlarımız sarar gökyüzünü
birde sazlıklarda kalabalık yanlarımızın
Gürültüsü

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Sen olmadan Ben

Kendinden bir parçadır karşındaki
Sende karşındakinin bir parçasısındır

bütüne baktığında
o olmadan sen

sen olmadan
o olmaz

O çıktığında
alanında boşluk olur
eksik kalırsın

sen çıktığında
eksik olur yaşam
yalnız kalır dünya

böyledir yaşam
sen olmadan ben
ben olmadan
yaşam
yok olur

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Sen Varsın

Bugün yine sensizlik çökmüştü
Yaşayan güne
Hüzünlü gülüşünden yoksun geçti
Öğlen saatleri
Vakit akşama koşarken
Bir rüzgar bekledim kokunu taşıyan
Dışarıda gürültü var
Ama ben sessizlik yaşıyorum

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Sen ve BEN

bir yürek ezgisidir çalınır çığlık çığlığa,
bir tutkudur söylenir dize dize,
bir özlemdir dile gelir hece hece,
tutunamaz gece,
tutunamaz gün,
katılmak ister satır satır güneşe,
Güneş gülüşünde saklı
Yağmur Gözlüm

Sen gece ve gündüz
sen siyah ve beyaz
sen hüzün ve coşku
sen yitik ve doğru adreslersin benim için

Sen yitikliğimde bulduğumsun.
sen aslında bensin
benden içeri
bensin benden içeri
BEN

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Sen/Ben

hüznün nerede yitmiş sevgili
sararmış yaprakları da yok artık ağaçların
bir kuru dala, birde rüzgara kalmış bedenim
kuşkonmazlara döndü mekansızlığım
ardıç kuşlarını yitirdim
saka ötüşlerini
ve serçe çığlıklarını

Nuh tufanında kurtulan iki canlı gibiydi zaman ve zamansızlık
Biri seni alırken diğer beni götürüyordu
Sen/ben zaman olunca ben/sen zamansızlık oluyordum
Akşamı sen/ben yaptılar ben/sen gündüz oldum.
Gecede yıldızı sen/ben yaptılar gündüze güneş ben/sen oldum.

Yitip giden dalgalardan düştük KAF dağının ardına
Güneşin doğduğu yerde sen battığı yerde ben vardım

Ne dün ne de önceki gün GÜN doğmadı.
Tıpkı doğmayan/doğamayan diğer günler gibi

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 03:59 PM
Senfoni

(Bir şiir ilhamsız ve zoraki satırlarla yazılabilir mi? onu denedim
gördümkü şiir bir gönül işi zorlasanda gelmiyor kelimeler tıpkı zorladığında
gelmeyen dostlar gibi yürekten istemek gerekiyor ve yürekten sevmek)

mahşerin dört atlısı gibi
dörtnala gitmek
tozu dumana katarak
varmak ile varmamak arasında kalmak
bir yıldız çiçeği almak yüzlerce ton su taşıyan
kaktüsün bedeninden

pencerelerindeki korkulukları indirmek
çoğrafyanın en ıssız yerine konulan
zindanların
gözleri salıvermek batmadan kaktüs dikenlerine
Kaktüsü sevgili eylemek
kum fırtınalarında
güneş kavrulmuşluğunda
bir gülü sever gibi
dikenine katlanarak

Çölde bülbül ne arar
akbaba düşlerine eğilmişken boyunlar
bir kertenkele geçer ayaklar üzerinden
kızarır ayaklar cama dönen kumlar üzerinde
kumlardan dev bir sürahi yapmak
ve
kana kana içmek
sevgilinin ağu gözlü bakışlarını

çöl sessizliğini
bozmak kumdan yapılan kadehlerle
bir senfoni tutturmak
yıldızları davet eder gibi
kumu toprağa
toprağı yeşile
yeşili ormana çevirir gibi

Kaktüsü yar eylemek orman kalabalığında
çöl iklimi düşler yaratarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:00 PM
Seni Seviyorum

herkese
seni seviyorum diyebilirim
ama
herkese
seni seviyorum diyemem

seni seviyorum
diyebilirim
seni seviyorum
diyemem

............
seni seviyorum

____________________seni seviyorum demek kolaymış evet seni seviyorum demek çok kolay bununla birlikte SENİ SEVİYORUM demek çok zor. herkesi sevebilmeli insan ama birini SEVEBİLMELİ.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:00 PM
Seninle olmak

Gece olmasın diye güneşi
Gün bitmesin diye saatleri tutmak istiyorum
Gece seni benden alıp götürüyor.
Hep seninle olmak istiyorum

Günü tut ellerinle,
ellerinde uyumak istiyorum.
Zamanı durdur gülümseyişinle,
dudaklarında uçmak istiyorum.
Kollarına al beni
Kollarında zamansızlığa gitmek istiyorum.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:00 PM
Seninle Yaşam

ve
tarih öncesi çağlar kapandı
yeni tarih seninle başladı
tüm zamansızlıkları ve karanlıkları aşarak
güneş doğdu gülüşünle güne
ısındı yeryüzü kollarında
yeşerdi doğa sevginle
çağlayanlara döndü nehirler
ve denizler okyanuslara
okyanuslar dünyaya
dünya evrene katıldı,
sonrasında bir güle döndü
yaşam

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:00 PM
Sensin

Düşünüyorum, düşüncem sensin
Yürüyorum, vardığım yer sensin
Uyuyorum, düşlerim sensin
Gözlerimi kapatıyorum, karanlığımdaki ışık sensin
Uzaklaşıyorum, özlemin ve hasretim sensin
Üşüyorum, bedenimi sarmalayan rüzgar sensin
Yaşıyorum, yaşama amacım sensin

Ve
Sensin sensizliğin özlemiyle beni benden alıp götüren

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:00 PM
Serseri Gezegen...

bu kadar mı yıldız karanlığı yaşar gökyüzü,
atmosferime düşen bütün göktaşları
iz bırakırdı gövdemde,
bir tek sen yıldız olup girdin atmosferimin
o en soğuk
ve
en karanlık yerinden içeri,
bedenim göktaşı izlerinden sıyrılıp
binlerce parçayla birleşti yıldız aydınlığında...
şimdi
yörüngeden çıkmış
serseri bir gezegen olarak
dolanıyorum..
aydınlığını yitiren gökyüzünde

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sessizlik

Talan edilmiş bir ömrün sonbaharındayım.
Sararıp dökülen yapraklar misaliydi
Geçip giden günlerim.
Boşluktaydı düşünceler
Herbiri
Yıldızlar gibi dağılmıştı gökyüzünde.
Karadeliklere dönmüştü yüreğim
Yüzbinlerce
Düşünceyi
Sıkıntıyı
Ve umudu sıkıştırıp harmanlamış
Ufacık bir kara delik
Fakat
Açıp baksan
Koskoca bir hayat var
İçinde.


Günler kısır bir dönenceydi
Doğurganlıktan uzak
Fakat
Paylaşılmaya
Ve tüketilmeye
Hazırdı

Kuşatılmış kalelerin
Savunma surlarına dönen
Ellerim
Benden çok uzaktaydı
Hissetmiyor
Algılamıyordu.

En son
Ne zaman
Sıcaklığını
Hissetti
Saçlarının
En son
Ne zaman
Terini sildi
Teninden
Hatırlamıyorum.

*******i yanan
Ateşböceklerini anlatırlar
Ben hiç görmedim onları
Yıldızlara mı benziyorlar
Gözlerine mi?

Bana ışığı anlat,
Bana
Mutluluğun rengini anlat
Mutluluk sence ne renktir.
Herkes mutluluğu
Kırmızı ve pembe olarak görür
Sence
Siyah
Mutluluğu ifade edemez mi?
Neden mutluluk denince siyah
Akla gelmez?

Neden
Hep sessiz kalır sessizlik?
Yaşam sadece? sormak mıdır?
?

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sevgi

sevgi
ulaşabildiğin sürece seninledir,
ulaşamadığında
halen yüreğindeyse
adı
hasrettir.

hasretim oldun...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sevgiliyle Düet

bir gözlerine bir gözlerime
aldım koydum yüreğime sen
aldın koydun yüreğine ben
ikimizde birbirimizde BEN

yürüdüğüm yaşam adımlarım ahesteden
ağlarım gülerim her şey geliyor ki o da senden
ben yürürüm sen yorulursun
sen yürürsün ben ter dökerim inceden inceye alnımdan gözlerime

her sabah kalkarım yataktan aynamda sen
pencereden bakakalırsın yollara gördüğün ben
perde ardında salladığım el git diye
yollara düşen ben olurum hüzün hasretle bakan sen

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sevgiye Dair Seslenmeler

Öyküsüz kaldım, belki de bu yüzdendir sessizliğim. Yok değil öyküsüzlükten dersem de kopup gitmemdendir kendimden. Aklıma her düştüğünde dostluğunun güzelliği, satırların arasına doldurup sevgi sözcüklerini göndermeye devam edeceğim. Bitmek tükenmek bilmeyen arayışların içinde olduğumuz anlardayız. An geliyor, köpekleşerek üreyen insanlar arasında insanca var olmanın kavgasına ve direnişine, an geliyor, kaldırım kenarında kaybolmaya yüz tutan bir lokma ekmeği yüceltmenin telaşına düşüyoruz.

Düşünüyorum, sevgiyi yitirdikçe insan denen canlı, yitmeyecek, masal olmayacak güzellikleri bulmak adına çaba harcayanlar. Arıyorum kendimi kalabalığın içinde, bulabildikçe sarılıyorum, dökülüyorum kelime kelime. Her demsiz çayın tadında bir miktar kusurum vardır diye kaygılanıp, düşler kuruyorum güzellikleri bulmak adına. Paylaşımlarımı yitiriyorum, kendimi kendime anlatmak aşamasında. Bu uzun ve çetrefilli sessizliğimin tarifinden dolayıdır ki alıkoyuyorum kendimi sözlerle ifade etmekten. Düşeceğim en kısa zamanda kara adımla gözlerinin baktığı yere göreceksin satır aralarındaki heceleri. Az kaldı yada uz kaldı, gelecek özlediğini düşündüğün kelimeler elbet içinde beni barındırarak.

Kelimeler düşüncelerimde dolanıp duruyor, özgürlüğünü arayan mahkumlar gibi, duvarlarımı tırmalıyorlar çıkmak adına, günlerini kazırken içerde her bir anıma işliyor, akan kanın sıcaklığı. Sevmekle çıktım yola, insanı sevmekle, yaşamı sevmekle, doğayı sevmekle ve varlığımı sevmekle. Güzellikleri ortaya çıkarmak adına mumlar yaktım, mumların ışığında seyrediyorum aksimi. Sırtıma gözler yerleştiriyorum, karanlığımdaki benleri görmek adına. Sevgiyi yayıyorum bir parça kar tanesiyle, su tanesiyle, kum tanesiyle ki birinin düşmediği yere diğeri mutlaka düşer diye.


Bir öykü bana ve bendeki insana dair, hayata dair neler anlatır, susmayı öğrettikçe ve sessizliği erdem saydıkça atalarımız, özgürce çıkmak isteyen kelimelerimi yitirdim, sonra susmanın yanında büyük ve kalın harflerle konuşmanın da erdemini öğrendim. Susmak erdemse konuşmakta erdemdi, tıpkı sevmenin ve değer vermenin en büyük erdem olduğu gibi. Nazım’ın memleketinde sevgisini dile getiremeyen ne sevenler gördüm, yaşadım, hissettim ve duyumsadım. Her birimizin ayrı ayrı sessizliği vardır, haykıracak düşlerimiz olmasına rağmen. Sevgiyi söyleyemediğimiz anlarda öfkemizi kusar oluyoruz, taşa, toprağa, fidana. Dünyayı acıtıyoruz acıyan yanlarımızla. Bir ağacın bedenini kazıyor, bir duvarın siluetini bozuyoruz, sokaklarına düşlerimizi yazdığımız kağıtlarımızı atıyoruz, sesimizi kalabalıklarla yükselterek.

Babamız sevgiyi görmediği için sevgiyi anlatamadı ve yaşatamadı. bizler sevgiyi görmediğimiz için yaşatamadık yüreğimizde, Anadolu’mda halen sevgisini gizler babalar ve anneler ve sevgiyi görmeden büyür çocuklarımız, bırakıverir gelinlerimiz büyüklerinin yanında çocuklarını, gözyaşlarından boğulurcasına. Sevgiden çıktık yola Anadolu’m deriz, ki Anadolu sevgidir, Anadolu paylaşmaktır, imecedir, hoşgörüdür, sevdadır, yanık bir türküdür. Anadolu her şey oldu lakin bir tek oğullarına ve kızlarına sevgi olamadı, gizliden ve içten sevildi fidanlar, eğik büyüdü eksik büyüdü. Büyüdü, büyüdü, büyüdü ve yangın yeri özlemlerle yakıp kavurdu, savruldu oradan oraya şimdi arıyor sevgi denen sihirli kelimenin özünü.

Şehirlere doluşuverdi sevgiyi arayan insanlar, sokak-larda, barlarda, diskolarda, televizyonlarda, telefonlarda, partilerde, örgütlerde sevgiyi aradı ve kendini aradı. Bugün savrulmuşluğumuzla sevgiyi arayan insanlar oluverdik zamanda. Özlemeye başladık, özletmeye başladık bize anlam yükleyenleri aramakla bulunur şeylerdi hepside aramak aklımıza gelseydi eğer. Aramaya başlayamadan biz yitiveriyoruz zamanda. Sevgiyi en yüce paylaşımla açıyorum kendi dünyamda ve dünyamda var olan herkese. Adımız ne ise tanımımız ne ise düşüncemiz ne ise fark etmez coğrafyamda olmakla beni onurlandıran tüm insanların önünde saygıyla eğiliyor ve sevgilerimi sunuyorum. İyi ki varsınız.


24.01.2006 saat 08.50

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Seviyor...

Seviyormuşum seni
Kendimden habersiz
İçimde sana dair binlerce söz
Dışımda
Kendime sarılı sessizliklerim
Artık
İçimden seviyorum seni
Söze ve göze gelmemiş
Aşklarla
Kalıvermişim
Varlığının orta yerinde
Etrafımda sen
İçimde
Sana dair ifade edilmemiş
Sevgiler

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sınır

özgürlüğün geldiği rakamdır onsekiz
düşler kurulur
kanatlar takılır
uçuşa hazırlanır
ve güneş doğduğunda onsekizin sabahında
düşünemezsin yarın çocuk olmak isteyeceğini
anlayamazsın
neden bu kadar hızlı büyümek istediğini
onsekiz sihirli rakam
onsekiz özgürlük
onsekiz belki bir varış
belkide bir kaçış çocukluktan
ama onsekiz hep
SINIRdır
Yaşamında
Ve sınırlar ihlal edilmek için
Çizilmiştir.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Sırılsıklam bir deniz yaşıyor

Kendine çekildi gün.
Sırılsıklam bir deniz yaşıyor
sahilde duran kayalar...
Kaldırımlarda
zerrecikleri dağılmalarımın
ve köpük köpük savruluşum
bıyıklarından bir motorun
ıssızlığına boğazın...

Uzat ellerini
avuçlarına al beni
Ortaköy'de ki
bir balıkçı teknesine bırak
yada
Sahilde duran
kitapçıların tezgahları
üzerine
bırakma yeniden
denize
seni bulmuşken
yeniden vermek istemem
denize
kendimi...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:01 PM
Silüet

aydınlık akşamların içinde bir kuş süzüldü
bulutlar
gökyüzünün koyu mavisi ile açık grisi arasında
bir yerlerdeydiler
güneşi yitirmişti gökyüzü
dev bir apartmanın üzerinde
parlayan kırmızı ışıktan başka birşey yoktu gökyüzünde
bazen kırmızı bazen sarıya çalıyor rengi
göz kırpıyor geceye katılan binlerce göz gibi
binanın silüeti
aykırı duruyor gecede
gömleğimi astım ışıkların kırmızısına
tenime işleyen rüzgarı alarak
düştüm yola
katıldım geceye

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Sivas

Sivas

bu bir aşk işidir
gerektiğinde
yanmasını da bilmeli insan
gerektiğinde
toprak olmayı da
ama yakmayı asla öğrenmemeli
ve bilmemeli

________________en güzeli yanmak değil midir aşk ateşi ile
________________bizler aşk ateşi ile yanarken
________________odun ateşiyle yangınlara düştük
________________ehhh yanmak bu
________________yürekler ağrımasa
________________sancılar olmasa
________________nasıl tarihi yakar ve büyür yangın.

Güzellikleri
yüreklerinize ekin
biçtiğiniz sevgi olsun
eyyyy insanlarrrr

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Siyah & Beyaz

Siyah beyaz sevdim seni
Yaşamım düşüncelerim
Hepsi siyah beyazdı
Bir zorunluluktu beni bağlayan
Beyazın saflığına ve siyahın gizemine
Güzel günler yaşamak isterken
Engellerin adı olmuştur siyah
Beyaz
Güzelliklerin vazgeçilmez tasviri
Hem zıt
Hemde tamamlayıcı olmuştur
Siyah ve beyaz
Ve ben
Siyahı da severim
Beyaz’ı ve seni sevdiğim kadar

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Sokaklar korkar geceden

Uzun, kısa
Dar, geniş
Karanlık, aydınlık
Arnavut kaldırımlı, beton dökmeli
Parke taşlı, asfaltlı
Ağaçlı, ağaçsız
Yüksek binalı, tek katlı gecekondulu
Bahçe duvarlı, duvarsız
Sıvasız duvarlı, parlak taş kaplı
İnişli, çıkışlı
Kaldırımlı, kaldırımsız
Kimi sokak der adına
kimi cadde
gece yürüyorsan
duyarsın adım seslerini
tak, tuk, tık
öndeysen
korkarsın
arkadan gelen bilinmeyenden
tak, tuk, tık…
öndeysen
yine korkarsın
önde gidenin bilinmeyeninden
birde yanyana yürürsen metrelerce
sokaklar
bu yüzden korkar gecede
tüm yüzler karanlıktır
aydınlatılmamış sokaklar gibi

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Sonsuzluk

Sana sonsuzluğumun içinde
Bir yer yaptım
Sonsuzluğum doldu sığmadın
Sana hayallerimin içinde
Yer açtım
Hayallerimden de taştın
Sana dünyamda yer açtım
Dünyamda yetmedi
Sana yüreğimden yer açtım
Yüreğim kaldırmadı
Sana aşkımı açtım
Kalbim yetmedi buna
Hasretliğin sonsuzluğumu
Gözlerin hayallerimi
Varlığın dünyamı
Sevgin kalbimi doldurdu
Ama ben yine
Sensizlik Yaşıyorum

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Sonsuzluk bir kuş olur konar parmaklarına

Ne çıkar gökler tutuşsa
Yada yanardağlar buzul olsa
Yıldızlar silinse gökyüzünden
Sen yinede ellerinde büyüt güzelliği
Bilmezsinki;
benliğim prangalara çalınmış sevdanla...
gelişinle
çözülür bütün prangalar,
zincirler özgürlük olur,
gün olur,
gece çöker üstüne
sonra şafağın kızıllığı gibi kanar yaralarım
ve yeniden evrilir zamanlar
sonsuzluk bir kuş olur konar parmaklarına
usulcacık
sessizce
kalırız kendi sessizliğimizle kurduğumuz dünyamızda
günebakanlar güneşe döner yüzünü
yüzün güneş olur, rüzgar olur ılık nefesin
güneş ve rüzgar alır götürür beni
kimbilir belkide
kısır tarlaların doğurduğu gün olur
gün döner
ay asılır geceye
yıldızlar asılır
düşlerime asıldığın gibi
aysız *******de geleceksin diye beklerim.
karanlıklar
sığınağım olur
kaybederim kaybederim de
kutup yıldızına adarım
kayboluşlarımı
bulamam yönümü
yıldız karayel alır beni
ne zaman gider bu kentin
sessizlikleri
ne zaman çığlık olur isyanım
ovaların vadilere yayılan sessizliği
ne zaman biter

ve bir yıldız asılır incir ağacına
dudaklarım kanar
depreşir bütün sancılarım
dudağımdan akan kan karışır
toprağa
oturur ağlarım

sevda kokar,
hasret kokar her yanım,
karanfil olurum.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Sorgulanası Hayatın Doğrusu

Hayat sorgulamalarla değerlenir. Bataklığa çevrilen yanı ise tutarsızca aynı fikirlerde diretmemizdir diye düşünüyorum. Fikirlerin sabit doğruluğuna saplanmış düşünce adamları ve yaşam profesörleri kendi doğruluklarında direttikçe o bataklıkta iğneli bitkilerin sayısı artıyor, lakin o bataklıkta gerekiyor dünyaya ki içinde yaşaması gereken canlıları barındırması gerekiyor. hayat bu ya denizi, dağları, kumsalları, çölleri ve nehirleri ne kadar olması gerekliyse bataklıklarda öyle bir gerekliliktir.

Aydınlık düşünce kavramı yanılsamalı bir kavramdır. doğrularda yanılsamalıdır. kişilerden kişilere göre değişiyor doğrular ve yalnışlar. bu benim fikrim ve düşüncem doğru yada yalnış lakin böyle düşünürüm. herkeste bu böyledir diyede bir fikri de ortaya atabilirim.

doğru neyin tanımıdır diye soracak olursak o kadar çok sebep sonuç ilişkisi ortaya çıkarki içinden çıkılması zor bir labirente döner. ben alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim ve çevrem yetişme koşullarım bana bir takım doğrularını empoze etti ve ben o doğrularla büyüdüm. oysa farklı bir inançta olan bir başka arkadaş benim düşüncelerimi ve yaşam tarzımı yalnış bulabiliyor ki kendince haklıdır çünkü yaşam koşulları ona bunu öğretmiştir.

herkes kendi bataklığını güzelliştirmeli diye düşünüyorum. çünkü herkes bir şekilde kendi bataklığında seyrediyor dünyayı. hangi düşünce kalıplarını yıkıp çıkmışız ortaya ve demişiz ki kendimize tamamen zıt bir fikre, sen doğrusun arkadaş ve tamamen haklısın. zor ihtimallerin tanımıda zor olur bu yüzden kıssadan hisse derim ki SORGULANMALI bu hayat hemde sonuna kadar ve bilinçli yada bilinçsiz tanımlanmalı tanımsız olduğuna inanılan düşünceler.

Tanımı yapılan tüm dorğular doğru değildir. Her fikrin karşısına bir başka fikir yada tez ile çıkabilir insan. Hırsızlık doğru bir davranış değildir. Lakin bir tez sunarsın ortaya ona geçinmesi için geçerli koşullar sağlanmadığı için mecbur kalıyor dersin ve meşrulaştırmış olursun bunu. Meşru kılmak doğrulamak değil midir burada. Derin konular tabi ikilem her daim var.Ezoterik felsefede ikilem olmadığı söylenmektedir pratikte ise bu mümkün görünmüyor insanoğlunun doğası buna müsaade etmiyor. Fikirlerini açığa çıkartırken bütün doğruları(nı) yazıya döken yazar pratiğinde bunları ne yazık ki ortaya koyamıyor. Bu bir yandan doğayı sevdiğini söyleyim göstermelik iki üç ağaç diken aynı esnada fabrikasından zehirli atıkları arıtmadan doğaya salan işverene benziyor yada çöplerini yola atan bir başka kişiye. Değişkenliklerimiz bizi farklı kılıyor hayatta kaburgasız yalanlarla ve doğrularla büyüdük ve büyüyoruz.

Bir yorum bunlar sadece, doğru mu? bilinmez karar sizin.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:02 PM
Soru?

Soru?

Yaşamak, yaşamaya çalışmak, yaşadığın anda evren olmanın ve kendine varmanın nihai düşüncesine dalmak, kimi zaman göl, kimi zaman hırçın bir nehir olmak.

Yüreğini buran tüm sessizliklerinde, seslerinde mekanı aklımız değil midir? Bir göl misali toplayıp onu içselleştirip yüreğe ağırlık yapan ve yürekte ikinci bir göl yapan. Artezyen düşüncelerle kuyular kazıp kazıp deşmiyor muyuz geçmişte topladığımız damlaları?

Acıları böyle devşirmiyor muyuz? bir yataktan diğer yatağa. Kuruyan, akmayan gözyaşlarının toplamı kadar su toplamıyor mu düşüncelerimizin yumak yumak olmuş terkedilmişliği?

Hayata meydan okuyoruz severek. Sevmek kendine meydan okumak değil midir? Kendine öteye geçip karşındaki ile ben olmak değil midir?

Nedir Sevmek

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Sorular

Soru
Soru sordum
soru sordum yanıtsız
soru sordum yanıtsız kaldım
soru sordum yanıtsız kaldım yine

Yine yanıtsız kaldım soru sorarak
yanıtsız kaldım soru sorarak
kaldım soru sorarak
soru sorarak
soru

YANIT KİMDE

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Sorular Demeti

ardından gelen yetişir mi?
yetişirse yağar mı yağmur?
ıslanır mı ten?
akıp gider mi hasret bir yaprağın sırtına binip?
şimdi kaçıncı gidişle uyanır toprak?
soruların bittiği yerde nokta mı gelir?
nokta bir başlangıç mıdır?
yoksa son mudur yarınlara?
kim bilir?

_______________gözyaşları yağmur olur yağar gönüllere, gönüller ıslanır, git gide acır yürek. nokta koyduğunu sanırsın ama asla başaramazsın çünkü koyduğun noktalı virgüldür. Asla sonu yoktur ve başını bulmakta zordur

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Söz üzerine söylenmiş Sözler

Edepsiz kelimelerin içinden çıkmak belki arsızlığıma dem vurur diye düşündüm. Düşünmek bu ya hep suçlu bakışlara çeviriyor yüzünü insanın. Derler ya düşünme o kadar uzun uzun diye. Hızla karar ver aklın ne derse o olsun, yüreğin zaten hep kenarda, kim dinler ki onu. Yüreğimizin suskunluğuyla kurulmuş ve kurgulanmış bir hayatın üzerinde yürüyoruz. Kendi gölgemizin korkusu sarıyor etrafımızı kimi zaman.

Düşünüyorum da, hep iyilerin yolunda gidip iyi kelimelerle dans etmek, sokakta, çılgınlığıyla ve yırtık kıyafetleriyle dans eden, yüzündeki mutlu çizgileri inadına sergileyen, güzellikten mahrum olmak gibi geliyor. Bazen, kelimelerde öyle oluyor. Üzerine güzel kıyafetler giydirip edebiyle salıp ortaya tango yaptırıyoruz. Sonra içindeki çılgın ruhu keşfedip patlatıyor en alasından bir çiftetelliyi yada direkler arasının o meşhur kantosunu.

Sözlerimiz kıvrak zekâmızın mı, yoksa kıvraklığımızın mı eseri bilinmez? Hepimiz bir işin erbabı olup fikirler beyan ediyoruz. Öyle ya sözün vergisi, kazancı, ödemesi yok, geri dönüşü de olmadığı rivayetler arasında. Romancılığımız, öykücülüğümüz ve şairliğimiz gırla gidiyor. Duygularımızı döküyoruz, kimi zamanda görkemimizi. Yaşadığımız o ufak aşkları –çabuk bittikleri ve yenisini çok çabuk bulabildiğimiz için ufak- ballandıra ballandıra tarif edip her eski aşka bir küfür edasıyla lanet okuruz dizelerimizde. Aşk bu oyuna gelmez tabi, acıtıyor namert şey. Okkalıda oluyor oturması bir yerlerine insanın.

Bu insanoğlu garip bir varlık kardeşim, şu yaşamda sadece aşkın, toprağın, paranın peşinde koşturup duruyor. İki söz için adam öldürebiliyor, yada iki söz söyledi diye yıllarca demir parmaklar ardına atılabiliyor. Edepli sözler mi götürüveriyor insanı içeri acaba. Edebini yitirmiş söz söyleyen zaten pek akıllı biri olmadığı için kimseler karışmıyor. Anam babamın avradı olsun ki diye başlayan öfke tıkınmaları hep sessizce yansıyor şaşalı ve neonlu tabelalara.

Sokaklara şiir yazanları da görüyoruz, sözlerin tarif edildiği yerler ya oralar, “Merve seni çok seviyorum” yada “o şimdi asker” yada “Leyla ile Kerem” kalp içerisinde Z ve D harfleri. Kimse bunları duvarlara yazıyor diye suçlanmazken “özgürlük” diyen biri hop edepsizliğinin cezasını almak için uzun uzun düşünme mekânına alınıyor. Demek ki söz söylenecek yazı yazılacak yerleri iyi bilmek gerekiyor. Bu yüzden demiş olmalı atalarımız “ gerektiği yerde susmasını bileceksin” peki gerekmediği yerde susmaya alıştırıyorsa bu susmalar, kim düzeltecek susmalarımızın ayarsızlığını. Hep susarsak sessizliğin sesini dinlemeye başlarız zaten Uzakdoğu mistizmi de bunu söyler hep “sessizliğin sesini dinle “ dinledik dinlemesine de duyduklarımızı kime söyleyeceğiz? Söylemezsek dinlemek ne işe yarar ki sessizliğimizi?

Garip tecelliler yaşıyoruz konuşmayı bilmediğimiz dönemlere dönmeye başlıyoruz. Bu Darwin kardeş bir yerde hata yapmış olmalı diye düşünüyorum. Evrim teorisi tersine işlemeye başladı. Baksanıza dünyadaki insanlar insan olmaktan çıkıyorlar iyice, üstelik büyük bir çoğunluğu. Bir süre sonra evrim teorilerine karşı teoriler geliştirenlerde ne olduğunu anlayamayacaklar. Küçükken sormuşumdur bu ırklar arasındaki farklılıkların kaç bin yılda oluştuğunu, bu DNA denen hücreler kaç yüz bin yılda bir değişime uğruyor diye. Hayır atalarımın nerden geldiğini çözemiyorum bu sessizliği itilmiş kelimeler arasından. Sulara gömülen bir dünyanın ardından ortaya çıkmışsak son bilmem kaç bin yılda bu kadar değişikliği sağlayan atalarımıza teşekkür etmek istiyorum. Sözüm meclisten dışarı derler, kaç meclis var ki hangisinden dışarı olmasını isterler? Hem neden meclisten dışarı olsun ki? Bırakın oraya da gitsin bir iki söz, belki orada da ihtiyaç söz konusudur.

Bakın konu sözden açılınca durmuyor çenesi insanın saat epeyce geç olmuş gitmek zamanı da geliyor. Sözün sınırı yok bakın nerelere gitti yakında size gelebilir. Ağırlamak konusunda kendisine çok iyi davranın güceniyor çünkü. Söylenecek tüm sözleri özgürce söylemeniz dileğiyle.

Sevgiyle Kalın
Murat Tali (17.03.2006 00.57)

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Surlarına kazınacak aşkı yaşamadı bu kent...

Surlarına, duvarlarına ve ağaçlarına
kazıyacak bir aşkımız olmadı
bu yüzden ağrısı derindedir yalnızlığın…

misk kokulu gecenin içinden dönerken semaya
unutmaz aşkın ateşinin şiddetini semazenler.
hangi zamana terkeder kendini
düşlerden arındırılmış sokaklar,
moloz dökülmüş kaldırımlarına
akşam güneşi izdüşürür kokuları katmerlercesine.
Sokaklarda,
kaçak katlar çıkılır sıvasız ve çatısız,
tuğlalar yanar kızıllığıyla
çimento ve kirece bulanarak,
su söndürmez körükler yangını
tuğlalar birleşir ayrılmamacasına.
surlarına yazılmayan aşklar
kimselere görünmeden yazılır
tuğlalara dökülen harca…

*******i kara gözlü olur pencereler
korkuyu yükler üzerine
içinde binlerce esrar barındırarak
şairleri aşkı yazarlar satırlara
gece şairleri saklar
sıvasız ve çatısız binalarda

surları top atışlarıyla yıkılmıştır bu kentin
o yüzden yazılmaz/yazılamaz aşkları duvarlarına
kimsesizdir tarihin bu sessiz tanıkları
Sızar kalır dibinde şarapları şişe şişe devirmiş
bir aşık/şarapçı

kan yükler çimenler
karıncaların sancılı doğumlarıyla güne
gidecek olur öyküsü yazılmamış işgal güçleri
ve bir çiçek açar çiğ yüklü ıslaklığıyla

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Suskunluğun

Kalkışı demektir son trenin
istasyondan
Yada son geminin ayrılışı
limandan
Acı bir siren sesidir uykudan uyandıran beni
Tüm gidişlerinin ardında aklıma takılır
Gözlerindeki o puslu
Bakışlar.
Yakamozlar
Suya akseden
Görüntünün titrek halinin
Yansımasıdır
İçim ürperir bakakalırken ardında

Deniz analarına ortak olurum
Çoğalırım dalgalarda
Pervanelere dolanırım
Dolanırımda çözülemem
Aysız *******e asarım
Çığlığımı
Çığlığım yankılanır
Yunusların dost arayan
Çığlıklarıyla
Ağlamaklı bir çocuk gibi
birikir yaşlar gece karası gözlerimde
ve bir sancı başlar yüreğimde
suskunluğun bir çığlıktır bilirim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Sürgün Topraklarda

boğazım yanıyor
acıyor batıyor kimliğime
özlüyor sarıyor sarmalıyor
hasretini
üşüyor ellerim, parmaklarım
tırnak uçlarım,
gözlerim
gözlerim yangına düşüyor
öylesine

bir
sürü kalkıp gidiyor
meralardan
çanlarını şangırdatarak
bir ezgi derinlerden
vay bavo bavemin
davullar ses veriyor
bir türküdür yaşamak seni
diyor satırlar

toprağıma
sürgün veriyor dişlerim
morarıyor tenim
nefesimle kabarıyor
düşlerimin nefsi
ağrılar
hasretlerin zamanlayıcıları olarak bendeler
ben
sürgün topraklarda
çan seslerindeyim

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Şadırvan

ve sen arkanda toz karası buğulu kokun ile
karıştın ne olduğu belirsiz zamanlara
katıksız açlıklara terkederek beni
zalim ile yaren ettin sıla akşamlarında

o vururken sazının tellerine kinayeli
ben senin hasretini çiziyordum
oturduğum sert ranza üzerinden
baktığım şadırvana

gece üç beş nöbetlerine kalkar gibi
üşüyen suya sokardım ayaklarımı
su üşürdü ben üşürdüm şadırvanda
sabırsızca koşuyorum ayna karşısına
sıralanmış damlalar içinden

hikayemizi anlatırken kendime
rüzgarda sallanan kavak yeli
gibi oluyordu
şadırvandan akan su

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-04-2008, 04:03 PM
Şair miyim sevgi şehrinde?

Şehir keşiflerle alt edilmişse sen tarafından
kaldırımları yenik düşmüşse tabanlarına,
şiirinin bir dizesi kazılmışsa tırnak ile meydana,
özgürlük anıtına dikmişsen bir kırmızı karanfil,
soğuk demirlerde büyütmüşsen sevgilerin en güzelini yaşadın derim ben sana sabahın ayazında
lanet birisindir o vakit...
Yok yapmamışsan sende sıradan bir şairsin
ey gönül

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:25 AM
Şartlı salıverilmiş dostluk

günaydın
şartlı
salıverilmiş
dostluğum

kaçıncı badireden çıkışımdır sensiz biliyor musun
kaçıncı tek başına güneşe varışım
hangi şarta bağladın kendini ses vermiyorsun
dost dediğin
aynı yağmuru paylaşmalıdır derlerdi.
Islansa da
Kaçsa da bir saçak dibine
birlikte olmaktı dostluk
oysa
bir şarkının
şartlı salıverilmiş nakaratları gibiydik
aramıza uzun dizeleri olan bir dörtlük girdi
bu yüzden midir uzaklığın?
şimdi bir nakarat sen diğer nakarat ben
aramızda
hasreti anlatan bir dörtlük
ve
uzunca bir keman taksimi

Murat Tal

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:25 AM
Şartlı salıverilmiş yalnızlığım

İlk sensizliğe mahkum ettiğimde kendimi
Sevgili ülkem
Bir şartlı salıverme öyküsüyle
Düşeceğimi biliyordum kollarına

Kolların aynı anne sıcaklığıyla sarıyorken bedenimi
Duvarlarına yazılan yazıların
Soluklaşmış renkleriyle
Canlanmıştı yüzüm

Sokaklarına it yürümüşken günün her saati
Kedilerin dolaştığı çöp kovalarına
Doluşuverdi düşünsel fikirlerim
Bir sensizlik daha yaşamak adına

Safran sarısı güneşi dağlar ardında doğuran
genç şairlerle yollara düştüm
doğurabilmek adına
yalnızlığın aşk ile yoğrulmuşluğunu

şiirsel tasvirlerle ifade edip yalnızlık denen
fikirsel bütünlüğü
şartlı bir salıvermeyle giriverdim
döngüsel tekliğime

ve
bir şartlı salıvermenin
ihlal edilmiş kurallarıyla
kelepçelendi çoğulluğum
yeni bir şartlı salıverilmiş yalnızlığa varana kadar
mahkum oluverdi
karanlığım…

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:25 AM
Şemsiyeli durak

ve gün
bitiyor
binlerce hüznü kar damlası yapıp döküvermişti saçlarıma
gözlerini kısan insanlar çarparak ilerliyorlardı benden içeri
ve benden geri
gözlerimi açtım yıldız yıldız kar tanesi gördüm
üşüyen insanlar gördüm
açılmış şemsiyelerle kapatılmış
duraklardan geçtim
gözlerim halen açık
ve dışarıda lapa lapa kar yağıyor..

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Şımarıklığına

Çocuk gülüşleriyle dolu bir parkta çılgınca sallanan küçük kıza
Gülüşünle şenleniyor doğa
insanın
Koşası geliyor içinden yaşamın gerisin geriye
Sonra
'Okul yolu düz gider
Çocuklar bayram eder '
Şarkısını söylemek bağırarak
Yada
'portakalı soydum başucuma koydum'
Diye başlayarak tekelerlemeye
ebelemek
Direklerini salıncakların
ve onlara tutunan zincirilerin arasına dolanmak
Tahterevallide çarpmak dünyanın gövdesine
Sonrasında muziplik yapıp bırakmak
Arkadaşının havada
Yada yarı yolda atıverkmek kendini aşağı
Koşmak
Kaydıraklara
Kum dolana kadar iç çamaşırlarına
Ve pası geçinceye kadar pantolana
Kaymak
Gitmek denizlere
Sonrasında
Gülümsemek
Çocuk sevinciyle.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Şiirsellik üzerine

Bakınca gözlerine
Dökülüyorsa parmaklarıma
Kelimeler
Şiir sensin

Gülümsemenle
Kalkıyorsa ayağa
Bedenim
Yaşam sensin

Yanımdayken
Varlığımı hissedebilyorsa
Tenim
Ateş sensin

Düşünüyorken
Hiç çıkmıyorsan
Aklımdan
Fikrim sensin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Tarih

Yıkıp gidelim bu kenti
Kaldırımlara dökülen
Molozlar arasından

Geride
Bizleri hatırlamayan
Milyonlarca insan bırakalım
Adımız tarihte hatırlanmasın diye kimliklerimizi
Bırakalım bir gecekondu çatısının
Yıkıntılarına

Toplu bir mezara koysunlar kimliklerimizi
Adımızı yazsınlar diktikleri anıtlara
Ama biz seninle
Tarihin bilinmeyen bir yerinde
Yeni bir dünya
Kuralım
Yeni bir takvim oluşturularım
O takvimde günler, aylar ve yıllar olmasın
Gece ve gündüz olmasın
Sadece biz olalım
Hem gündüz
Hem gece
Bizim olsun

Yağmur olalım yağalım derinliklerine
Tarihin
Geçmişe ait ne varsa katalım önümüze
Denizlere atalım
Derinliklerine gönderelim arşın
Bir daha çıkmasınlar diye karşımıza

Ağaçlarda yaprak yerlerde çimen olalım
Çiçek olalım kokularımız karışsın birbirine
Kendi tarihimizi yazalım
Tarih olalım
Adımızla anılsın yaşadığımız alanlar
Ülkeler kuralım düşlerin içinden çıkıp gelen

Kaldıralım parmaklıklar arkasına saklanan
Pencereleri
Kaldıralım kollara takılan zincirleri
Koşalım içinden yanlızlığın
Yaşam olalım
Kalabalıklaşalım
Orman olalım
Ormanda ağaç olalım
Ağaçta yaprak
Yaprakta damla olalım
Karışalım birbirimize göl olalım
Sevgi olalım
Buharlaşıp bulut olalım
Yağıp dünyaya yeniden
yaşayalım kendi tarihimizi
Ve
BİZİ

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Taş

yaşam
kör bir kuyuya atılan taş gibi
değil mi?
sonunu göremediğin
bir kuyua düşüyorsun
düştüğün yerde taş mı var
su mu var
belli değil
suya düşsen belki boğulacaksın
taşa düşsen parçalanacak
bedenin
kanayacaksın
sonsuzluğuna düşsen hiç çıkmayacaksın
masallarda vardır
derin bir kuyuya düşerler
masal kahramanları
karşısına tüm boşlukların ardından
cennet çıkar
oysa benim düştüğüm tüm kuyulardan
taş çıkıyor
acıyorum...

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Tekerrür eden tarihten notlar

penceremde kemirgen bir düş
hayallerimi kemiriyor zaman misali,
tarihin akışına kapılıyorum
tekerrür eden yalnızlıklarla,

bir kayboluşu simgeliyor
var olan tüm kansız ihanetlerin yarattığı keder
arkadan sarılan ordular misali dağılıyor
yenik düşüyor kılıcına sarılmış savaşçı

tarih tekerrür ediyor
elimizde kılıç göğsümüzde zırh olmadan
bir kurşuna teslim ediyoruz bir bedeni
ne zordur
bir fıstık tanesi büyüklüğünde demir ile
yıkılması koca bir bedenin
omzundan tutup kaldıracaklar olsa bile
yiter kahpeliğin ihanetiyle bir yiğit

penceremde akın akın sevdalar
karşı duruyor dünyaya
Franz Kafka ile Milena'nın mektuplarında
Psykhe'yi ölümsüz kılan Eros'a duyduğu aşkta
Aşkı için kırk yıl bir kapıda hizmet eden Yunus'ta
Kerem'de Aslı'da, Leyla ile Mecnun'da

bir varoluşu simgeliyor
kapanan kapılar ardındaki aydınlıklar
pencerede kilit yok
oysa derin bir tutsaklık yaşar Prometheus
Pencerede kilit yok
ve tutsağız yaşama

tarih tekerrür eder
kınında soğuk bir demir
içinde sıcak bir fıstık tanesi
ihanetlere düşer insanoğlu
yitirir an be an hayat denen
düşünceyi

sığmaz kabına su
taşar
kınında soğuk bir demir var gibi
kol gezer Yaşam Alan misali
tarihlerde savaşlar kadar

ihanetlere ve düşlere de ölümler vermişiz
iple sarkıtılmış bedenlerimizle
bedenlerimiz susamışlığımızın
yangınıyla can alır kan kan akarak
ve tarih
her bir noktasına kan dökerek sulanmış
milyonlarca metrekare toprak ile
tekerrür etmek için döner durur başa

Ölüm baştan sona susuzluk
ya susayan toprak
yada tanrılar ister kanı
kan ile beslenen tarih var
ve tarihi besleyen insanlar

ve günle gelen ölüm
ve ölümüyle tarih yazanlar/yazacaklar
tarih tekerrürden ibaretse
sizinde adınız kazınacak bir yerlere
ve toprak sizi de alacak ödüllendirmek için
İÇİNE

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Terkedilmiş Yalnızlıklarımız

Yakıp gitmişsin gemileri
Peşin sıra gelmesin diye
Uzaklıklar
Bordosuna hasret yüklemişsin
Gidişinin
Tayfaları, miçoları, kamarotları
Martılar ve albatroslar olmuş
Bende kalan seni almayı unutmuşsun
Giderken
Adrese teslim yalnızlıklar taşıyanlara verdim
Varırlar vakti zamanda sana


Cebimde eve taşıyacak
Yol param
Sırtımda soğuktan koruyan
Parkem
Yağmur yağsa
Ayaklarımı ıslatacak
Yanları patlamış potinlerimle
Yürüdüm senden uzakaşan yollarda
Lodos sırtımdan itiveriyor
Bakmayayım diye
Bende kalan sana
Işıklar sarıyorken kenti
Yol
Filmlerdeki gibi uzuyor
Şehrin içine
Bitiyor film
Önce figüranların ismi yazılıyor
Başta sen
Kızma
Yönetmeni de sensin
Başrolde
Terkedilmiş yalnızlıklarımız
Ardımızda
Bir geminin külleri

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Tokluk hissi

domates ekmek ve peynir
sonra ekmeği bir banacan domatesin suyuna
kızıllaşacak ekmek
üzerine beyaz lor peyniri tuzlu tuzlu
güneşin batışı ufuktan
ve
tokluk hissi
düşüncelerimin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Toza Bulanır Yüzüm

Ettin bir kelam
yangına dair
suyu olmayan dereden
toprak getir

toza bulanmış yol olur
yüzüm
gözlerimden yüzüme dağılan çizgileri
aş getir.

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Tüm sevgiler insanın kendine ayarlı olmalı

her sevda ve aşk yeni BENler doğuruyor
ve her yeni doğan BENlik

yeni birilerini doğuruyor, büyütüyor, yüceltiyor.

Sonra terk edip gidiyorlar seni
bir oğulun yada kızın
anne kucağından çekip gitmesi gibide değil bu gitmeler
tüm benliğini alıp gidiyor.

her yeni gelenle aynı yitişi yaşıyorsa
beden ve yürek nasıl dayanır buna

ya benim olacaksın
yada bana ayarlı

der bütün aşk sözcükleri ve birliktelikler.
Bu tüm gidişlerin en hazin sebebi değil midir?

Öyküsü yazılmaz ait olmaların. Ait olmamalı sevdalar, sevgiler, bedenler özgürce sevebilmeli insan. Ruhuyla yüreğiyle sevebilmeli içinde büyütmeli lakin dışarıda da tutmalı sevdiğini.

Onu sahiplenmemeli onu kendine benzetmeye çalışmamalı, onun gibide olmamalı.

Gece ve gündüz gibi olmalı sevdalar ki birbirini tamamlamalı, birbirinin devamı olmalı, biri olmayınca diğerinin geleceği mutlaka bilinmeli. biri soğuksa diğeri mutlaka sıcak olmalı, biri saklanmışsa bulutlar ardına diğeri yıldızlarla donatmalı yaşamı.

Böyle olmalı sevgi dediğin. Tüm sevgiler insanın kendine ayarlı olmalı. Gayrısı haram lokma yutmuş boğaz tutukluğudur.
Seven yüreğinize damla bile düşmesin

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Uçurum

.....

Bir uçurum düşlüyorum
düşüncelerim kadar derin
açık denizler kadar yalnız
ve martılar gibi çığlık çığlığa
bir dalga gibi hırçın
ve içimdeki çocuk kadar masum
ve küskün
ve dalgada bir damla gibi çoğul
diplerdeki kadar ezik
akıntılar kadar hırçın

gerisi düşler ülkesinin getirdikleri ile ilintili
kara bağlamış deniz oysa
hasret kokuyor gece
ve düşlerim asılıyor yıldızlara
deniz hüzün
gökyüzü hasret
yıldızlar ise sessizlik
yansıtıyor
yüreklere

pas tutan
uzaklaşan
ve kendini göremeyen
binlerce çığlık içinde kaybolan düşünceler
kalk gidelim der gibi
gökyüzünün o en parlak yıldızı
ve bulutlara takılıyor göz kırpışları
diğer yıldızların

hüzün kokuyor gece
hasret akıyor deniz
sismik bir sarsıntı ile kalkıyor ayağa
devasa dalgalar
götürdüğü ise sadece düşlerim oluyor
geriye kalan ise
kumlar üzerine serilmiş binlerce balık ölüsü
ve martı çığlıkları
..........

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:26 AM
Ufuk

günler üşüyor
geceden devir eden sensizliklerle.
*******,
ufuk çizgisinde kaybolan
bulutlara dönüyor
tanyeri ağardığında
ve
günbatımında
kızıllaşarak
terkediyor
kendini

bir kuş kanat
çırpıyor
uzaklarda

bir ağaç gövdesini
sallıyor
arasında ışıkları
süzerek

akan yıldızlara dönüyor
yapraklar arasındaki
ışık süzmeleri
ve
senfonisini
dinletiyor yapraklar
zamana

Zaman
sıradanlığını bozmadan
eşlik ediyor
ritmine yaşamın....

katılmak için çok geç değil denizlere
diyor
dereler
ve dereler
nehirlere dönerek
karışıyor
denizlere

denizlerde buluşuyor
çizgisinde ufkun
ufuk
denizle, gökle, kanat çırpan kuşla ve yapraklarıyla
dönüşüyor resme

resmi duvarıma asıyorum
çekiç değiyor parmağıma
kızarıyor
ufuklar gibi..

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:27 AM
Umut bir ip yumağı

Umut
Bir ip yumağı
Çoğaldıkça umutlar
Büyür yumak
Koskoca bir renk deryası olur

Yitirdikçe
Ufalır
Ufalır
Ufalır
Karçımamak için ucunu
Bir parmağa
Sıkıca bağlamak lazım

Gerisin geriye sarmak için
Sarıp yeniden büyütmek için

_____Hayat umutla değil, umutlar için mücadele verdikçe değer kazanır. Tek başına umut, helvadaki una benzer.

_____ ve umut etmek beklemek değildir hasatı, çapa gerek, sulamak gerek, güneş gerek, emek gerek.

Umutla ve dirençle büyümeli yürek
Bir yumak gibi çoğalarak

Murat Tali

GooD aNd EvıL
10-05-2008, 08:27 AM
Usul Usul

sessiz kalarak
usul usul çıkma vaktidir
kimse bilmez
gidişlerin yankısını
kimse duymaz
giderken arkasından çıkan sesleri
o yüzden tüm gidişler
aslında bir yalnızlıktır

Murat Tali