PDA

Tam Sürümü Görüntüle : Meral Yağcıoğlu


GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:47 PM
Adımı Hatırlıyorsun Ya

Şu anda neler hissediyorum
Hiç haberin var mı senin
Kalbim, bir zamanlar
Hassas dediğin minicik kalbim
Yerinden çıkacakmış gibi
Gümbür, gümbür atıyor
Heyecandan titriyorum
Biliyor musun

Aslında nereden bileceksin ki
Bugün telefonla senden habersiz
Seninle konuştum.
Senden habersiz diyorum
Hani kendini tanıtmayan biriyle
Eskilerden konuştun ya
Eski bir dost,eski bir tanıdık
Arayıp beni hatırladın mı
Diye soruyla başlayan
Sohbet edip çıkaramadığın

Fazlaca yorma kafanı canım
İşte o bendim açıkça
Apaçık söylüyorum sana
İşte o cesaretsiz,hem de korkak
Sular seller gibi aşık ben
Bunca seneden sonra
Tavrını kestiremeyen ben
İnanılmaz derecede sana susayan
Çorak toprağa dönen ben
Sadece sesini duyabilmek için
Bir cesaret adsız telefon açtım
Duygularından habersiz
Avuçlarımla siper ettiğim yüreğim
Yaralı güvercin gibi çırpınıyordu
Ama sen titreyen sesimle
”ben kimim tahmin et dediğimde”
Birkaç isim sonra adımı
Söyledin frekansı farklı
Biraz titrek,biraz buruk hissettim
Unutup ellere gitmemişsin.
Hem sevindim,hem de
Cevabını kestiremediğimden
Gurur ya telefonu kapattıktan sonra
Söylüyorum benim diye sana
Çok mutluyum şu an inan
Çünkü sesimden çıkaramasan da
Bir iz vardı yüreğinde belli belirsiz
Olsun varsındı aramızda mesafeler
Adımı hatırlıyorsun ya
Hayatında adım saklıydı ya
Gördüm o tatlı yüzünü,teller ötesi nefesini duydum
Yakınımda hissettim varlığını

Bu kadarı da yeter bana
şimdi bu şiiri senin için yazıyorum
Mutluyum be aşkım
Adımı hatırlıyorsun ya
Ve aynı şehirdeyiz ya
Yeter bana

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Ah İstanbul Ah

Ah İstanbul Ah

........... Seyrüseferdeyim

Yeşilköy kumsalında
Yatıyorum sere serpe
Gülümsemesiyle güneşin
Kapıldım mavinin cazibesine

Daldım deryaya
Yunuslarla yarışıp
Martılarla şarkı söyledim,neşeli
Kanat çırparken omzumda sarı kelebek

İşveli işveli salınan Kızkulesi’ne
Aşkını ilan etti utangaç
Ezelden kara sevdalı Galata kulesi
Sözleri kesildi sessiz, melekler şahitliğinde

Zor etti akşamı sohbetler eşliğinde
Tramvayla gezinti yapan nazenin beyler, hanımlar
Beyoğlu’na inen alaca karanlıkla birlikte
Çiçek pasajında meşki beklerken sabırsız

Çengelköy’de çiçeklenen bahçeler
Misk-i amber kokularında mest
Sarmaş dolaş yürek atımı ritmiyle
Kuş sesleri eşliğinde gölgelenen sevdalılar

Güneş kaybolurken semada
Altın Boynuz’da yakamozların
Dansını seyre dalan gözlerim
Kamaştı İstanbul ışıltısında

Korkmadı karanlıkta işten çıkan
Ne çalan var ne çırpan
Karıştı meltem esintisine sıcak
Gece bekçisinin düdük sesi böldü sessizliği

Savaştan arınmış dünya
El ele kardeşçe tek yürek
Koynunda sokak çocuğu barındırmayan gece
Sadabad da ki sevgililere gülümsüyor

Tanımasa da komşusunu
Sımsıcak bakışını esirgemeyen
Lokmasını paylaşan, menfaatsiz
Mutlu gül goncasıyla süslü çehreler saygılı,sevgili

Sağlıklı,gürbüz çocuklarını
Aramadan özelini, devletin okuluna
Vermeden tek kuruş, geleceğinden emim
Üniversiteye hazırlayan anne, baba mutlu,umutlu

Aman Allah’ım ne güzel
Her şey yolunda özlediğim gibi,
Sihirli değnek mi gezdirdi
Beyaz ipek kanatlı bir peri,masal sanki

Kepazeliğinden sıyrılan İstanbul’u
Sindirirken gönlüme, bayram yeri gözlerim
Gönderde dalgalanan mavi bayrak altında
Envai çeşit erguvan açtı gamzelerim

Şiddetlenen gece huysuz
Hışımla kapanan pencerenin gürültüsünde
Karalara büründü İstanbul, uyandım,uyandım eskiye
Sabah mahmurluğunda düştüm gerçeğe, kaynar kazan

Koştum pencereye, şaşkın
Her güzel gibi sadece rüya ne yazık ki
Rüya kentin manzaraları, kilitlenmiş trafik
Çileden çıkmış insan manzaraları, battı sineme yolsuzlukları

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Ah Şu İnsanlar

Ah bir bilebilsem
Bir anlayabilsem
Şu fani dünyada yaşayan
Tüm insanları istisnasız
Ve ne yapmak istediklerini

Anlayabilmek için insanoğlunu
Falcı olmak yetmez
Kahve fincanına sığar mı hiç geçekler
Medyum olmaksa modadır
Pek bir işe yaramaz
Yıldızlara takılıp kalakalırsın

Ne yapacağı bilinmez
Ne düşündüğü ise hiç anlaşılmaz
Çözümsüz bir varlıktır
Şu insanlar
Bilmece gibi
Çözmek için
Uğraş vermeli miyiz
Vermemeli miyiz

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Allah'ım Var

Ne ıstırabım, ne kederim
Dimdik ayaktayım
Yıkılmaz bedenim
Hiçbir şeyden yılmam
Korkup kaçmam hayattan
Tüm zorlukların üstüne
Korkusuzca gider
Bir hal yolu bulacağıma
Canı gönülden inanırım
Zira benim
Yegane dayanağım
Yaradanım Allah’ım var

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Alo

Yanımda olmasan da
Beni hiç düşünmesen de
Anıların hatırına
Ayırıp birkaç dakika
Alo der misin?
Hayır olacak cevabın
Biliyorum, yine de;
Bekliyor sabırsız yüreğim.

Görmesek de birbirimizi
Ayrılmış olsak da,
Yaşamak aynı şehirde
Solumak aynı havayı
Paylaşmak İstanbul’u
Yeter bana inan.

Özlemim arttığı anda
Geçerim telefon başına
Durmaz yerinde sabırsız parmaklarım
Sesini duymak ister gönlüm
Kor ateşte yanmışçasına
Çekerim ellerimi tereddütle.

Telefonun çalarsa eğer,
Yorucu günün ardından
Hele bir de yalnızsan
Ben olduğumu düşün de
Duymazlıktan gelme
Adam sende boş ver deme sakın
Açmamazlık etme ne olur.

Gerek yok uzatmana
Sesini duymak
Huzura boğar gecemi.
Olsun varsın teller aracı
Uzanırım yatağa
Yıldızları sayarım birer birer
Tavana dikili gözlerimle.
Kanatlarında meleklerin
Yolculuk başlar gülen aya

Yeter bir alo ile merhaba
Bir ses yeter bana, tek bir ses
Hissetmek telin ucunda varlığını
Varlığında var olmak
Vuslatsız şiir dizelerinde
İstanbul’u yazmak
Seni İstanbul’da yazmak
Yeter bana inan

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Anılarda Soldu Gül

Her buluşmamızda,
Kokunun sindiği katmerli gülü,
Aşk nağmeleri eşliğinde
Yakama takışın gitmez gözlerimden.
Mutluluk deryasına dalış yapar
Yıkanırdım kulaç kulaç mavide.
Hiç ayrılmayacağız hissiyle kora dönen ten
Ölene kadar sürecek bu sevda yangını
Güllerle bezenmiş aşk teknesi
Aheste süzülen zaman martılarla oynaşırken
Başlardı her bir gülle güneşe yolculuk
Geçip gök kuşağı altından
Tek vücut da atan yüreklerimiz
Kendine getirirdi sarhoş aşkı

Artık sarı gül tutuydu benim için
Bir tutku ki düşlerimde bile,
Haykırırdık bitimsiz sevdamızı
Sarı güllerin arasında
Tüm dünyaya duyururcasına.
Duysun, görsün herkes
Yoktu böylesi seven iki yürek
Maviydi, mavinin envai çeşidi
Sarmıştı, gül bahçesi alev alev

Arardı gözlerim tebessümlü, meraklı
Heyecanlı bekleyişler sonunda
Kimi çıkardı cebinden,
Kimi cüzdanından muzipçe,
Olurdu bazen de kocaman bir buket
O sımsıcak ellerinde.

Ne çok yanılmışım, anlıyorum;
Ayrılık demekmiş sarı gül,
Bilmedim güllerin dilinde.
İçtik ayrılık zehrini
Kim bilir hangi kızıl kadehten

Sadece dikeni var avucumda
Batar inceden inceye, kanar derinden.
Sarı güle özenen duygularım solgun,
Yüreğim; kuruyan yaprak misali
Oradan oraya savrulup uçuşsa da,
Her gördüğüm sarı gül,
Dökülür gözlerimden yaprak yaprak.
Yüreğimi kanatan o kara gözlerin,
Canlanır her birinde.
Altın kalbin bakıra çalar,
Sessizce ağlar inzivaya çekilen yüreğim
Ayyuka çıkar dualarım
Durdurabilene aşk olsun
Kan sızan şiirlerimle
Boyanır aşk

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Anlasana

farz et ki
ben bir gülüm
kırmızı gül
Senin gülün
Yüreğinde
Unuttuğun

solmadan gülün
seviyorum yaz
her bir yaprağına
mühürle dudağınla
ve aşk nağmeleriyle
yükle kelebek kanadına
uçur bana

bekliyorum
kollarım açık
senin için çarpıyor
yaralı yüreğim
anlasana
gülün ölmek üzere

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Anne Bitti Bu İş



bizim mahallede indik taksiden
gözlerimde yaş, henüz takmadığımız
yüzüklerimizi sana uzattım
avucuna bıraktım
almak yada almamak arası
katılaşmış ellerin şaşkın, sen şaşkın
cebine gömdün sevdamızı
titreyen bedenimle sokuldum yanına
vedalaşmak üzere sarıldım boynuna
hem de son kez vedalaşmak ne acı
kollarımı kilitledim sımsıkı
yüzüm teninde, ağlarken kulağına
sadece hoşça kal dedim fısıltıyla
ve cevabını beklemeden
arkamı dönerek koşar adım ilerledim
evimizin bulunduğu sokağa doğru
birkaç adım atmıştım ki
içimdeki ses dur diye haykırıyordu
hatalısınız diyordu, hatalısınız
omzumun gerisinden
başımı çevirdim baktım
sende arkana bakmadan dönüp gitmiş miydin
yo hayır mıhlanmış gibi
çakılmıştın kaldırıma
mahzun bakıyordun ardımdan
el bile sallamana fırsat vermemiştim ki
seni öyle görünce dayanamadım
ayaklarım ileri gidemedi ve
aynı hızla koşarak tekrar boynuna sarıldım
üzülme sen daha iyilere layıksın
cümlesi döküldü dilinden
yanağıma kondurduğun buseyi alıp
titreyen dudağına yapıştırdım
birkaç saniye önce ki gibi
arkamı dönüp yürüyüp gittim
koşmadım bu sefer, koşamadım
ne kadar yavaş adımlasam sokağımı
o kadar zaman daha sana yakın olacaktım.
uzaklaştıkça ben ölecektim biliyordum
yavaş adımlarla ilerledim ilerledim
zil sesiyle kendime geldim
gözlerimin yaşını elimin tersiyle sildim
allak bullak yüzüme şaşkın bakan anneme
tamam anne bitti bu iş bitirdim her şeyi
aradan çok uzun yıllar geçti
nereden aklıma geldi bunlar bilmiyorum
pencereden lapa lapa yağan karı seyrederken.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Annem

Bir zerreyken
Büyütüp dokuz ayda
Canından can kattın
Acıların en büyüğüyle
Doğurdun hayata tebessümle

Ayağının altındaki cenneti
Emzirdin göğsünden
Sardı kokun zırh gibi
Kötü dünyada cenneti yaşattın
Korudun koynunda ninnilerle

Kovaladı yıllar birbirini
Yorgun düştüğümde destekledin
Her gün yeni bir enerjiyle
Uğurladın el sallayarak
Akşamları güler yüzle karşıladın

Umursamadın yüzündeki
O enine boyuna çizgileri
Saçlarına yağan kara aldırmadın
Mecalsiz dizlerinin sancısıyla
Durdun arkamda her daim

Yılmadın,yorulmadın
Hep verdin sevgini
Karşılık beklemedin
Tek destekçin babamdı
Biz kardeşler değildik

İstedik hep daha çok istedik
Elinden gelenin dışında
Gelmeyen için saçın süpürgeydi
Sevgi,sevgi diye çarpan kalbin
Yıllar yılı bizi düşündü / hala düşünmekte

Simdi söyleyin bize
Nasıl öderiz borcumuzu
Kıldan ince boynumuz
Helal edin hakkınızı
Ödemek öyle zor ki
Nasip et yarabb

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Arkadaşımın şiiri

İlk çamurdan pasta yaptığımda beş yaşındaydım.
Kiremit tozuyla, özene bezene süslemiştim üzerini
İsmimizin baş harfleriyle.
Annem farkına varmamıştı ama,
Ben sevgimi de katmıştım “yenmez” dediği bu pastaya.
Buna karşılık sen papatyalardan taç yapmıştın bana.
Hala saklarım küçücük ellerin,
Koca bir yürekle işlediği,
Masumane beyaz gelinciği.
Sen kalaycı amcanın dükkanında olurdun gündüzleri,
Ben seni beklerdim.
Tıpkı annemin babamı beklediği gibi.
Bir defasında bir kaşık vermiştin bana.
Her karardığında dükkana gelmemi,
Böylelikle beni daha sık görebileceğini söylemiştin.
Kararması için bir gün boyunca suda beklettiğim olurdu.
Çünkü sonunda seni görmek vardı.
Taşındığımız o günü yas ilan etmiştim.
Her yıl yasını tutarım bu masum sevdanın.
Şimdi düşünüyorum da,
Kararmış yüreklerde ışıldar mı ki yeniden,
Kalaycı amcanın parlattıkları gibi acaba!

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Arkadaşlar Bahar Geldi/Aşk Mevsimi

Baharla birlikte uyandı benliğim
Yüreğim kıpır kıpır
İçim içime sığmıyor
Aşk mevsimi bu mevsim
Yeni yepyeni aşklara hazır yüreğim.
Ardına kadar açık gönül kapım
Selam olsun yeni aşklara
Elveda mazide kalanlara.
Deli çarpar yüreğim durmaz yerinde
Daima neşe kaynağı
Aşklar arar bulurum
Hüzünlerle yıpranmadan
Süslerim günlerimi.
Bitene güle güle
Filizlenen körpe aşklara
Merhaba derim.
Uğruna kimsenin
Ölüm göze alınmaz
İnsan oğlu çabalarsa eğer
Her şeyin üstesinden gelir.

Beyaz bir sayfayla başladım
Aşk mevsimi bu mevsim
Toprak misali uyandım
Kış uykusundan
Coştu duygularım
Sevdasız boş olur mu yürek
Yeni heyecanlarla çarpar
Yüreğim kendini bulur.
Hiç durmaz yerinde gönül telim
Sürekli titrer nağmelerle
Aşk türküleri yakar sevgiliye.
Ağlayarak hüzün dolu
Geçer mi bir ömür.
Sarsılırsın heyecandan
Sevdanın ateşiyle.

Feda olsun şu bedenim
Aşklara, aşıklara
Kahrolmak niye gidenin ardından.
Biten aşkları bittiği yerde silmeli
Papatyalar,gelincikler
Her birinden bal almalı
Açmalı yüreği yeni yeni aşklara
Her seferinde merhaba demeli sevgiliye
Aşksız yaşanmaz
Sevdasız hiç olmaz.
Umutlu yarınlar bekliyor beni
Derken
Saatin zili ansızın çalınca
Peri kızı kayboluverdi.
Evet bahar geldi ama! ! !
Bunları düşünen ben miyim
Oysa hala yalnız ve hüzünlüyüm
1979 lise alındısı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Aslında Şair Değilim

Ben kendimi bildim bileli
Şiir yazarım
Kah peçete üstüne,kah da
Ders kitaplarımın boşluklarına
Şiir demezdim hiç birine
Şiir böyle olmaz diye düşünürdüm kendimce
Fazla da şiir okumazdım ki ben etkilenip
Esinlenip çalıntı / alıntı bir şeyler karalarım bilmeden
Ya insanlar yanlış anlarsa
Sende mi şair oldur derlerse gülüp geçerlerse bana
Gizlerdim onları en kuytularıma
Kimseler görmesin diye
Sakladığım o küçücük kağıt parçaları
Birikti, birikti bir tomar oldu
Bir kısmını da kaybetmişim
Her nasılsa bulamadım bazılarını
Çocuğumu kaybetmişim gibi
İçim yandı inanın
Ezber kabiliyetim de olmadığından
Soğuk sular içtim üzerlerine
Buz gibi yüreğime oturdular
Bilgisayar çıkınca da
Elimde kalanları yazdım sakladım
Bir yada iki arkadaşımla paylaştım sadece
Bu siteyi tavsiye eden arkadaşıma
Müteşekkirim aslında
Tüm şiirlerimi hiç utanmadan
Yayınladım ister beğenilsin
İster beğenilmesin
Paylaştım hiç tanımadıklarımla
Güzel de oldu paylaşmam
Bir çok şair tanıdım, yürek tanıdım
Şahsen tanımasam da
Benim şiirlerim şiir değil ya
Öyle fazlaca okunup yorumlarda
Patlama falan da yapmadı
Üç basamaklı hanelere taşınmadı
Ama tüm yorumlar okşadı
Yüreğimi iyi yada kötü
Kaleme aldığım nakışlarım
Dantel, dantel işlediğim
Yüreğimden gelenler
Sanki bir adım ilerliyor
Şiir olma yolunda
Yolculuklarım başlıyor.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Aşığım

Ben aşığım arkadaş
Duy ve inan
Mutluluk rüzgarına kapılmış
Uçuyorum göklerde
Kanatlandım sanki
Yüreğim kıpır, kıpır
Raks ediyor martılarla
Tarifsiz duygularım

Kırmızı gül goncası elinde
Uzandı girdi gönlüme
Beyaz karanfil koynumda
Düştüm amber kokulu deryaya
Sırılsıklam sarıldım aşka

Aşık olmak güzel
Hele birde paylaşmak
İşte o her şeyden güzel

Hazırım anlatmaya
Güzeli anlatmak zor
Harfler karışık hecelenmiyor
Kelimeler yok kayboldu
Kırmızı uçurtmanın kanatlarında
Yükseliyorum şimdi arşa

Anlatamıyorum
Anlayabiliyorsan eğer
Gözlerimden bir nebze
Ben aşığım arkadaş
Elimden başkaca bir şey gelmez
İster anla ister anlama
Ben aşığım arkadaş.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:48 PM
Aşkı Beş Geçiyor-DENEME

Kaderin sillesi sinede şakladı
Tarumar duygular yürekte patladı

Vuslatsız ayrılık ateşinde yandı
Küle döndü yürek külleri dağıldı

Koptu hayat ipi hayalleri vardı
Suya düştü bir bir ümidi kalmadı

Sevdiği el oldu yüreği yaralı
Elde ne sevdalı ne de aşk masalı

Aşkı beş geçiyor hüzün vakti geldi
Ağla yaslı gönül sevda yeli dindi

Acıdan başkası yüzüne gülmedi
Mezarını kazın ölüm vakti şimdi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
Aşksız

Asılı boş duvarda
Mutluluk resmimiz
İlelebet umutsuz

Çalındı rüyamız
İki mahzun kimsesiz
Ellerin çizdiği yollarda, dardayız

Karardı dünyamız
Sonsuza dek, farkındayız
Kederli, kadersiziz

Ayyuka çıksa da sesimiz
Ağlamak çaresiz
Yalvarmak yetersiz

Tak dedi cana, canana
Öldü aşk, yürekte koca bir iz
Değmedi çabamız

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
Ay Yüzeyinde Seyir

Sonbaharda yürüyoruz sessizce
Yıldız parkında yalnız ikimiz
Ağaçlardan hüzünle dökülen
Sarı yaprakların çıtırtısı
Kalbimin o sımsıcak
Ritmik kıpırtısı
Kulaklarımıza nağme olmuş
Gönül sazımız yüksek perdeden
Çığlık çığlığa çalıyor türkümüzü
Şiir akıyor dilimizden dize, dize

Saçımızı tarıyor esen rüzgar
Fildişinden parmakları
Yüreğimizde dolanıyor ılık meltem
Yüzümüze çarpan serin ıslığı
Birbirimize yakınlaştırıyor
Tek vücut oluyoruz can cana
Güneş damlıyor içimize pırıltılı
Elleri omuzlarımda kavramış yürek sıcaklığında
Kollarım belinde,sarıp sarmalamış sıkı, sıkı

Yanağımda mavi bir buse
Akıyor ayaklarımızın altından yer yüzü
Yıldız yağmuru altında yitip gittik
Kaybolduk menevişinde yolculuk başladı arşa
Kayıyor tüm dünya son sürat kızakta
Bir de ne görsek gözlerimize inansak mı
Ay yüzeyinde bağdaş kurmuş dünyayı seyrediyoruz sonsuzda
O koca dünya bir avuca sığar olmuş
Bir hamlede dokunacağız sanki göz bebeğine
Yanı başımızda duran yaşlı yorgun altın topu
Sinemize almak arzusu yanar içimizde
Heyecanla uzanıp tutacağız sanki
Oysa arşınlarca uzaktayız şimdi
Ayaklarımızın altında kaçışıyor gök taşları
Mavi çakıl taşları toplayıp
Avuç, avuç dünyaya serpiyoruz
Selam ekinde gülücüklerimiz
Barış, sevgi ve aşk dileklerimiz

Mavilerde yüzüyoruz
Seyir defterimiz de bir not
Tarih yok mekan ay yüzeyi
Yalnızız ve yalnız ikimiz kucaklıyoruz evreni
Dünyayı bile unutmuşuz
Sadece ikimiz bir de mavi
Sürdürüyoruz seyrimizi
Sonsuzuz artık

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
Babam

Tuttun elimi sıkı sıkı
Hayatı adımlamayı
Adımlarken yılmamayı
Dimdik ayakta durmayı
Öğrettin sevgiyle

Doğruluk anahtarını
Tutuşturdun ellerime
Yalanın çirkinliğini
İyi olmanın erdemini
Öğrettin sevgiyle

Yolumda ışık oldun
Güzel dilimi kullanmayı
Dinimi,Kitabımı
Allah’ın yolunu
Öğrettin sevgiyle

Alın teriyle kazanmayı
Harama el uzatmamayı
Yokluk zamanında
Tevekkülle yaratana sığınmayı
Öğrettin sevgiyle

Şefkatle kol kanat gerdin
Ömrünü feda ettin bizlere
Başına yağan karlara inat
Mutluluğun yürekte olduğunu
Öğrettin sevgiyle

Şair oldun şiirler yazdın
Dizelerine konuk ettin
Şerefin,namusun önemini
İnsan olmanın yolunu
Öğrettin sevgiyle

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
Babamdan- Dörtlükler

Vicdanlar

Kalkmış askıya vicdanlar kilitli kafeste
Kan kusuyor ruhlar hepsi hasta
Canavarlaşmış insanlar ne fayda
Kalmaz mazlumun ah ı çıkar aheste aheste
Kuloğlu 1974

İnan

Bakıp da aldanma gülen gözlerime
Kalbim kan ağlıyor inan
Dünyanın tüm derdi yüreğimde
Sinem alev alev yanıyor inan
Kuloğlu 1978

Kabus

Kabus gibi çöktü üstüme keder
Bilmem yolumun sonu nereye gider
Düşürdü bu hallere beni kader
Yeter Allah’ım çektiğim azap yeter
Kuloğlu 1981

Yaşamak

Beyhude geçti bu fani hayat
Dön bir yol maziye bak
Neler geldi neler geçti heyhat
Her şeye rağmen güzelmiş yaşamak
Kuloğlu 1966

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN / Allah'a Tevekkül

Deli gönül seninle sohbet edelim biraz
Yad etmek isterim maziyi ediyorsun naz
Geçiyor ömrün baharı zamanımız az
Sevgiye aşka gönül verenler ol

Dünya fani bir gün herkes terk edecek
İnan güzelim gidilen yer bilinmeyecek
İşlenen günahların kefareti elbet ödenecek
Tövbe edip erenler meclisine girenlerden ol

Topraktan yaratıldın aslına rücu edeceksin
Nerede ne şekilde zuhur edecek bilemeyeceksin
Ne yaparsan yap kaderin önüne geçemeyeceksin
İnançla Allah’a tevekkül edenlerden ol

Nefsine uyup aldanma dünyanın renkli düşüne
Hayat çok güzel bırak yaşamı gidişine
Hatırla neler olmuş dön de bak geçmişine
Hak yolunda vuslata erenlerden ol

Kulak ver bir yol kuloğlunun sözüne
Bak bir de madalyonun arka yüzüne
Kapılma sakın insanların sahte gülüşüne
Hakikati arayıp bulanlardan ol

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN / Dostluğa Davet-teröre Lanet

Dostum neler olmuş insanlığa, ne feci haldir bu böyle
Her biri insanlıktan çıkmış, dehşet saçıyorlar dünyaya
Kudurmuş köpek gibi saldırıyorlar dört bir köşeye
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Bu yaratıklar insan olamazlar, hayvandan da aşağı bence
Kıyılır mı yarenler kundaktaki günahsız bebeğe
Yapmaz biri birine bu zulmü vahşi hayvanlar bile
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Dayanmaz yürek böyle zalim vahşete
Aklı selim olan duyunca düşüyor dehşete
Her an bir bomba patlıyor ayrı bir köşede
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Tümümüz insan olarak yaratılmışız, yoktur farkımız
Ayrı kılmaz bizi birbirimizden, ne dinimiz nede ırkımız
Terör denen, lanet olası canavara neden esiriz ki
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Kadın, erkek, büyük, küçük, suçlu, suçsuz demeden
Din, milliyet ayırt etmeden, babasını dahi çekinmeden öldüren
İpleri başkasının elinde kukla misali hareket eden
Canavarın ezelim başını, kurtulalım terör illetinden

Allah aman vermesin bundan böyle zalime
Filistin’miş, Irak’mış, Osietya’ymış demeyelim bize ne
Mertçe el ele karşı koyalım terör köpeğini besleyene
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Yirmilik Mehmetçiğe kurşun sıkan, niceleri yetim bırakan
Gece gündüz demeden görev başındaki polise kıyan
Dahası köy basıp katliam yapan, Madımak ’ı aleve verenden
Kurtulalım doğmamış bebeği anasının karnında katleden terör köpeğinden

Bu nasıl vicdan nasıl kıyarlar beşyüz cana
Ne derler bu vahşet yapılsa kendi yavrularına
Bugün sana yarın yapılacaktır mutlaka bana
Lanet olsun terör köpeğine el tutanlara

Sekiz yaşındaki kızını arıyor gözü yaşlı baba, bağrı yanık ana
Yürekler dayanmıyor yavrusunu kaybedenlerin feryatlarına
Büyümesine izin vermeyenlerin yanına kar kalmasın
Gün bu gündür gelin dersini verelim bizi candan ayıranlara

Gelin dostlar bir can olalım, haykıralım dünyaya
Yoktur böylesine gaddarca bir katliam hiçbir dinde
Sığar mı bu vahşet dört kitaptan hiçbirine
Kazıyalım kökünü, fırsat vermeyelim terör illetine

Kuloğlu rahmet diler tüm terör şehitlerine
İnşallah kurur kökü kalmaz dünyanın hiçbir yerinde
Hak teala soracaktır elbet hesabını kıyamet gününde
Allah’tan dileğimiz fırsat vermesin bir daha terör köpeğine.

Korkmayalım hiçbir şeyden Allah daima mazlumdan yanadır

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN / Dörtlükler

VİCDANLAR

Kalkmış askıya vicdanlar kilitli kafeste
Kan kusuyor ruhlar hepsi hasta
Canavarlaşmış insanlar ne fayda
Kalmaz mazlumun ah ı çıkar aheste aheste
Kuloğlu 1974


KABUS

Kabus gibi çöktü üstüme keder
Bilmem yolumun sonu nereye gider
Düşürdü bu hallere beni kader
Yeter Allah’ım çektiğim azap yeter
Kuloğlu 1981



YARAB

Yarab duy, duy artık feryadımı
Dinle çınlayan figanı ahımı
Dindir artık göz yaşlarımı
Ya kurtar beni,yada al canımı
Kuloğlu 1993




Akıbetin ölümse kaderde
Bilemezsin nasıl nerede
Belki oturduğun şu yerde
Üç beş tekbirle kapanır son perde

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN / Kul Eyledim

Kalbimdeki aşk ocağında
Yandım ateşlere kül eyledim
Girdiğim aşıklar dergahında
Azap çektim zul eyledim

Çoğu zaman sevdayı yudum yudum içtim
Daima kapında kul olmayı seçtim
Sınırsız deryalarda umutsuzca gezdim
Gariban gönlümü sal eyledim

Kanayan yarama tuz bastım
İnan aşkımıza yoktu kastım
Aşıklar yolunda sazımdır dostum
Gönlümden kalbime yol eyledim

Kapatarak gönül defterimi
Senin için yazdığım aşk şiirini
Kalbimde boş kalan şu yerini
Deli gönlüme köşk eyledim

Kuloğlu bir ömür boyu ah çektin inledin
Aşk masalını defalarca dinledin
Sevgi uğruna tüm evreni gezdin
Bir vefasıza kendine kul eyledin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN / Vatan

Belli ki karanlıkla örtülmüş doğrular
Belli ki baş tacı edilmiş tüm soysuzlar
Belli ki gerçek yok ihanet dizi,dizi
Belli ki sınırlarımda hala kan izi

Ecdadımız dan bize miras cumhuriyet
Şimdi göz yaşına boğulmuş soylu millet
Göklerde özgürce dalgalanan bayrağım
Ölümsüz Türkiye benim son tapınağım

Belli ki acze düşmüş kudurmuş tüm ruhlar
Bu yurdun asıl sahibini unutmuşlar
Nice masum can atılmış altına yerin
Unutulmuş intikam aldığı tarihin

Akıl sır ermiyor bu soysuz bedbahtlığa
Düşmez bu millet mazideki karanlığa
Nasıl inanırsın artık sahte dostluğa
Lanetler otuz bin cana kıyan APO’ya

Omuz omuza savaştı dedelerimiz
Bu yurdun sahibi sen ve ben değil biziz
Asla provokatör kanmayalım
Kardeş gibi el ele tek vücut olalım

Garptan şarka bütündür bölünmez bu vatan
Dünyaya sinesini siper etmiş atan
Unutulur mu toprakta kefensiz yatan
Vatanı koruman için doğurmuş anan

Gel dostum kanma sakın hain soysuzlara
Kıyma hayatı paylaştığın arkadaşa
Kim ne derse desin bu yurdun bekçisiyiz
Bu cennet vatanın tescilli sahibiyiz

Kuloğlu biz bu vatanın evlatlarıyız
Asla aramızda ayırım gözetmeyiz
Çekinmez vatan için can feda ederiz
Her şeyden öte biz insan oğlu insanız

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN/ Çanakkale

Onsekiz mart bindokuzyüzonbeş deniz kan kırmızı ateşten
Mahzun kaldı tüm ayrılanlar eşinden
Mustafa kemal uyandırdı Türk’ü düşünden
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Minarelerde sabah ezanı okunurken
Kan kusuyor kalleş düşman ateş ederken
Allahu ekber der gazi şehit yere düşerken
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Babalar dua eder, analar göz yaşını siler
Kundaktaki bebek susmuş sanki zaferi müjdeler
Erini şehit veya gazi olarak bekler gelinler
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Yalınayak başı kabak saldırdı düşmana Mehmet
Paşam serin tut gönlünü can kurban sen emret
Ya gazi unvanına ulaşırım yada şehadet
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Birleşmiş İngiliz, Yunan, yardımcı Anzaklar
Dayanmışlar tam teçhisat boğaza utanmazlar
Siper etmiş sinesini topa tüfeğe kahramanlar
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Kadın erkek koşar cepheye can verir seve seve
İkiyüzelli bin şehit verdik Vatan için Çanakkale’ye
Koptu kıyamet Çanakkale döndü mahşere
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Kelle koltukta aman vermedi düşmana Mehmet
Ezelden beri Türk’tür öyle de kalacak bu memleket
Yakışır mı Türk askerine cepheyi terk etmek
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Her karış toprağı sulanmış ecdat kanıyla
Türk karşı koymuş düşmana şöhreti, şanıyla
Tüm sınırlarımız çizilmiş şehit kanıyla
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Sopasını, kazmasını kapan koşmuş cepheye
Aç, susuz karşı koymuş ahlaksız kefereye
Çanakkale geçilmez ey gafil dön geriye
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Tüm dünya duydu, titredi Türk’ün Allah sesini
Toprakla tımar etti gazi kendi yarasını
Son nefesinde bile eksik etmedi duasını
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Aslan Mehmetçik böyle kurtardı vatanı
Namert düşman gel imana Türk’ü iyi tanı
Hüsrana uğrarsın tekrarlama geçmişteki hatanı
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Analar, bacılar, gelinler ağıt yakar şehitlerin peşinden
Babalar çıkmaz oldu yavruların düşünden
Kimse emin değil gidenlerin döneceğinden
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Cephane taşır Türk kadını cepheye
Yürürken meme veriyor kundaktaki bebeğe
Hiçbir şey düşünmüyor odaklanmış zafere
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

Ey Türk oğlu Türk rahmetle an şehit atanı
Sana emanet etti bu cennet gibi vatanı
Kuloğlu rehavete kapılma dostunu, düşmanını tanı
Tarih yazdı gazilerle birlikte şehitler

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN/ İnsanlık Bu mu

Ey insafsız ateşleniyor silahlar bir emrinle
Zavallı insan çığlıklarını boğarak gürlüyor
Yağmur gibi kurşun yağıyor insanlık ütüne
Şehir alev,alev yanıyor sanki şafak söküyor

Zulüm bin kollu bir dev gibi insanlığa saldırmış
Kurşuna dizilmiş gözetmeden ana, baba, çocuklar
Enkaz olmuş görkemli saraylar mezara dönmüş
Feryatla arşı ala da çığlık çığlığa ak babalar

Titriyor analar murat bekleyen genç kızlar
Ağıtlar yakıyor sebepsiz yok olan gençliklerine
Kolu kopmuş,bacağı kayıp ağlıyor insanlar
Feryatlar arşa yükseliyor alev öpücükleriyle

Dünkü koca ülke,bugün kefene sarılmış gibi
Acımasız kinlerini kustuklarında iş bitmişti
Kurşundan geçirildi çoluk çocuğu,yaşlısı,genci
Karanlığa göçtüler kalplerindeki imanlarıyla

Şarapnallerle kopmuş bebek kafaları
Caddelerde hala akıyor kan ırmakları
Kendi halkın bile karşı işlediğin suça
Güç yetmeyince cezanı sunarız büyük güce

Sahte insan hakları,her şey riya,yalan
Polisi,savcısı,hakimi hep aynı adam
Adalet çarkı kokuşmuş zar atarak dönüyor
El ele vermiş adaletsiz üç canavar şeytan

Durmadan kendi lehlerine yontuyorlar
Zavallı ve günahsız insanları vuruyorlar
Hukuğu,kanunu kendileri yapıp oynuyorlar
Yardakçılarıyla her şeye kılıf buluyorlar

Sen hiçliğin kol gezdiği karmaşa beşiği
İşin gücün masum halkı düşürmek birbirine
Gizli pazarlıkların ve sahte gülüşünle
Sen kan içici,sen kokuşmuş canavar yabani

Kuloğlu derki insanlıktan nasip almamış
Haktan adaletten bihaber vahşi bir varlıksın
Dev olsan,azrail olsan kaç yazarsın
Yüce yaratanın adaleti kazar senin de mezarını

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:49 PM
BABAMDAN/ Yarenler

Gelin yarenler tek yürek olalım
Aşk dergahına doğru yol alalım
Sevgiyi, muhabbeti arayıp bulalım
Gelin yarenler tek yürek olalım

Hak yolunda beraber yürüyelim
Hayat yolumuzu kendimiz çizelim
Haksızlıklara göz yummayalım
Gelin yarenler tek yürek olalım

Dünyayı yaşanacak hale getirelim
Hak aşkına gönül verelim
Tüm çirkinlikleri silip atalım
Gelin yarenler tek yürek olalım

Yaradan Allah' a inanıp iman edelim
Yaratandan ötürü yaratılanı sevelim
Kötülüğe,gaddarlığa izin vermeyelim
Gelin yarenler tek yürek olalım

Bir soluk kuloğluna kulak verelim
Resulullah'ın izinden gidelim
Dünyayı cennet haline getirelim
Gelin yarenler tek yürek olalım

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Babamdan/Bir Şiir Oku Kızım

Kalbim kırık gönlüm harap
Bugün bir başka haldeyim kızım
Ömrüm geçiyor yalap şalap
Bir şiir oku teselli ver güzel kızım

Sensin bahtımın sabah yıldızı
Karıştı mevsimler ne baharı gördüm ne de yazı
Mavi gözlerinde gördüm ben huzuru
Bir şiir oku teselli ver güzel kızım

Kalemim arsız durmadan yazıyor
Birileri karalamalarıma kızıyor
Düşman değil dostlarım yerden yere vuruyor
Bir şiir oku teselli ve güzel kızım

Kuloğluyum dökemiyorum hislerimi mısralara
Düşünüp geçmişi dalıyorum hatıralara
Ulaşabilir miyim bilmem yarınlara
Bir şiir oku teselli ver güzel kızım Allah aşkına

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
BABAMDAN/Sokak Çocuğu

Ben mi istedim sanıyorsun gelmeyi dünyaya
Kimse sormadı isteyip istemediğimi bana
Kendini bilmeyen iki yetişkin attı sokağa
Ben sokak çocuğuyum amca

Acıyıp halime kimse tutmadı elimden
Ben de insanım sevilmek isterim gönülden
Nefret ediyorum alın yazımdan
Ben sokak çocuğuyum amca

Anam da, babam da sokaklar
Önüne gelen ya tekmeler, ya tokatlar
Herkes hor görür beni kovalar
Ben sokak çocuğuyum amca

Evim caddeler, yatağım parklar
Beni bu hale getirenler nasıl rahat eder
En çok huzur bulduğum yer mezarlıklar
Ben sokak çocuğuyum amca

Nefsimi tatmin ederim vitrinlere bakarak
Karnımı doyururum ekmek çalarak
Düşünmem sonum ne olacak
Ben sokak çocuğuyum amca

Herkes sıcak yatağında uyurken
Bir kuytu köşe ararım yatacak
Sert, yumuşak fark etmez tüm arzum uyumak
Ben sokak çocuğuyum amca

Gücü yeten tutar tokatlar
Tüm insanlar vebaliymişim gibi kovalar
Yakalayamayan söver, sayar
Ben sokak çocuğuyum amca

Benim bu halime kader diyorlar
İki zalim yetişkin kaderimi yazıyorlar
Ne Allah’tan korkuyorlar ne de kuldan utanıyorlar
Ben sokak çocuğuyum amca

Ben tinerciyim, hırsızım, katilim niye
Siz yetişkinler getirdiniz beni bu hale
Benim, artık bundan sonra başınıza bela
Ben sokak çocuğuyum amca

Baba sevgisinden, ana şefkatinden mahrum
Düşünebilen, konuşabilen canavar oldum
Beni bu hale getirenlerden hesap soruyorum
Ben sokak çocuğuyum amca

Ben de her bebek gibi temiz ve masum doğdum
Gözümü açtım kendimi sokakta buldum
Böyle oluşumun sebebini arıyorum
Ben sokak çocuğuyum amca

Allah’ın yarattığı en şerefli kul insan değil mi
Beni bu hale iten yaratığa insan denir mi
Bir ben bilirim bir de Allah bilir çektiğimi
Ben sokak çocuğuyum amca

İnsan olduklarını sanıp ilişki kuruyorlar
Başını, sonunu hiç düşünmüyorlar
Çocuklarını köpek yavrusu gibi sokağa atıyorlar
Ben sokak çocuğuyum amca

Söylenecek çok sözüm var amca
Sezar’ın hakkını Sezar’a verin
Bizim yerimize kendinizi koyunda
Ben sokak çocuğuyum amca

Kuloğlu amca derdimiz çoktur
Ne kadar yazsan maalesef sonu yoktur
Haklıyı, haksızı Allah ayıracaktır
Ben sokak çocuğuyum amca

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
BABAMIN ŞİİRİ/ Hayat Yolu

Meçhul bir yoldan geldin dünyaya
Çocukluk çağın geçti güle oynaya
Yaş on sekiz başladı delikanlılık
Damarlarındaki kan hızlı ve ılık

Hayat önünde toz pembe
Bilemezsin yolun sonu nerede
Dizde derman çok,akıl yok serde
Kolay,kolay açılmaz gözündeki perde

Farkına varmadan geçer ömrün
Sanma ki her zaman genç kalacaksın
İnan ki açık değil kapalı gözün
Gün gelecek sende uyanacaksın

Gelince zamanı açacaksın gözünü
Heyhat derman terk etmiş dizini
Belirecek önünde kapkara bir perde
İş işten geçti göğüs germelisin gama kedere

Ömrün geçmiş olacak
Saçlarına yağınca kar
Aynalar yüzünü tanımayacak
Sana da gelecek dünya dar

Soracaksın Allah’ım benim mi bu yüz
Rengi soluk anlı kırışık
Ben miyim bu zavallı adam
Beli bükük kolu kırık


Yazık oldu beyhude geçen ömre
Neden,nasıl düştüm bu hallere
Hani gençlik nerde kaybolan yıllar
Uzak durun benden uzak durun aynalar

Kul oğlu tabiat kanunu bu boyun eğeceksin
Hayat bilmecesini sen mi çözeceksin
Sanma ki dünyanın sırrına ereceksin
Unutma topraktan geldin toprağa gideceksin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Bayramlardan Bana ne

ben sokak çocuğuyum

bayram geliyormuş amma da zevk be
mutludur ailesi olan kardeşlerim
sıralanmış yeni elbiseler renk, renk
yorgunluğunu atmak için derslerin
planlanmıştır tatil bile, bir otelde açık büfe

bayram gelecekmiş bana ne
gelsin ne zaman isterse, kıskanmam evleri olan kardeşlerimi
haklarıdır gezip eğlenmek, haklarıdır dinlenmek
sıcacık yuvalarında kollayan yürekleri kıskanmam
koklayıp, öpen anneleri kıskanmam

bana ne bayramlardan
gelecekse gelsin bana gelmiyor ya
sırtıma giyeceğim bir gömleğim yok ki
yırtık olmayan bayramlığım olsun tek renk
ben hüznü, kimsesizliği giymişim sırtıma

harçlık verecek babam mı var sanki
beni bekliyor mu annemin sıcak koynu
çıkar mı bilmem şefkatle okşayan başımı
kederli gözlerimden tebessüm yayılır mı
o minicik yüzümde güneş açar mı bilmem

ben sokak çocuğuyum ya bana ne bayramlardan
nasılsa üşüyen bedenimi ısıtmayacak
nasılsa yırtık ayakkabımdan çıkıp
asfaltı yalayan yaralı ayağımı sarmayacak
ah ah annem beni sarmadıktan sonra

pöh bayram geliyormuş bana ne
bana ne bayramlardan

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Ben Zaten Yalnızdım

Ben zaten hep yalnızdım
Olsun varsın bir de sen bırak
Bırak git de şu dünyada
Yalnızlığımın acı tadına varayım

Ben zaten hep hüzünlüydüm
Yüreğimin bir tarafı hep kış boran
Kırık bir aynaydım yansımaları yarım
Tebessümlerim donuk ve titrek
Hüznüm yüce dağların doruklarında
Kar topu oynar her zaman kendi başına

Ben zaten yorulmuşum yaşamda
Ümidim tükenmiş
Gülmemişim hayatta
Ağlayamamışım doya, doya
Her günü yalnız kimsesiz
Ve tek düze koşmuşum
Çamurla yoğrulmuşum yaşam sokaklarında

Ben zaten hayata da küsmüşüm
Barış türküsü çalmıyor
Nağmelerini yitirmiş gönül telim
Aşkın türküsü mü
Çoktan final sahnesi oynanmış
Kanadı kırık güvercinler
Uçmuyor gökyüzünde
Karanlık,izbe kuytulara sığınmış her biri
Yalnız bulutlar ağlıyor üzerime
Göz yaşlarıma gönlü yorgun yardımcı misali
Görünmez akıp gider derinden sırlarla kaplı yüreğimde

Arkana bakmadan çekip gitmene
Aldırırım sanma sakın
Hüzün deryasında kasırgayım
Alabora olmuş savruluyorum
Daha fazla ne olabilir ki
İstersen öldür öyle git
Mutlu kılarsın naçizane yüreğimi
Dertsiz kara toprağa koyarsın beni
Istırap dolu aşksız yaşamaktan
Kurtarırsın bedenimi
Yaşamak isteyen kim
Öldür öyle git
Ölsem yok olsam
Ne çıkar ki

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Beni Hatırla

Yeniden sevdiğinde
Aşkı tadınca yüreğin
Benim sevda volkanımı düşün
Karşılaştır aşk derecesini
Farkı tavana vurduğunda
Beni hatırla unutama hiç

İlk ateşli öpüşünde
Benim sende bıraktığım
Kulağının arkasına taktığın
Masum beyaz busemi düşün
Ve şimdi dudaklarımda biten ısırganı
Beni hatırla unutama hiç

Sokakta yürürken aylak aylak
Yada neşeli bir kahvaltı sofrasında
Sıcacık çayını yudumlarken
Radyoda çalan sevda türkümüzü duyunca
Beni hatırla unutama hiç

Her sigara yakışında
“söndür şu mereti”diyerek
Zararlarını anlatışımı
Ve hiçbir zaman vazgeçmediğini düşün
Beni hatırla unutama hiç

En mutlu anlarında
Kahkahaların çınladığında
Arkadaşlarınla yaptığın
En koyu sohbetlerde
Güzel vakit geçirdiğimiz
Yıldız Parkındaki o tatlı
Muhabbetlerimizi düşün
Beni hatırla unutama hiç

Soğuk kış günü pencerene konan
Minik serçe açlıktan ötemiyorsa
Avucuna alıp nefesinde ısıtmaya
Çalıştığın zor dakikada
Bir damlacık hayat suyu
Bıraktığında gagasına
Yaşamla ölüm çizgisi arasında
O çaresiz med-cezir de
Yüreğimin donarak ellerinde öldüğünü düşün
Beni hatırla unutama hiç

Her ayrılış hüsranında
Çırpınırken sevda denizinde
Yüreğindeki alev yüzünü yalarken acı acı
Tütsülenirken bedenin
Göz yaşlarında yüzerken çaresiz
Yangın sevdamı düşün
Beni hatırla unutama hiç

Her gece rüyalarında gör
Her gün, her nefes de
Unutamadığımı bil
Sevip sevmediğini düşüm
Sevdiğimi hatırla unutama hiç

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Benim Adım Hüzün

Sanki hüzündür benim diğer adım

Hüzünle yatıp hüzünle kalkarım

Yeni güne hüzünle doğarım gecenin rahminden

Güneş hüzünlüdür bir el atmaz yüreğime

Yalnızlığıma yoldaştır hüznüm ******* günler boyu

Gamzeme bağdaş kurmuş her tebessüm

Gözlerimdeki sisli perdeyi yok edemez

Söküp atamaz yüreğimden kelepçelerini hüznün

Masumane sahiplenmiştir bedenimi müebbet

Sahte mimiklerden arınmış ağlayan gözlerim

İçime, içime damlar kızıl göletleri okyanusla kardeş

Yıldızlar sönmüş, ay küskün karalar giyinmiş ağlamaklı

Gece, hüzün kuşanıp dünyanın keskin kılıcı ucunda salınır umutsuz

Arsız bir balta gibi budar hayat ağacımın yeşil dallarını

Hüzünden diktiğim gece elbisem hiç çıkmaz üzerimden

Yapışmıştır adeta tenime hüznümü emer çıkarır gün yüzüne

Endamımı sarar etek uçları yırtık olsa da lime, lime

Kimliği meçhul hüzün, damarlarımda at koşturur

Seyisi esrarengiz kara peçeli gulyabani her an kırbacı elinde bekler

Hüzün bana yakışıyor galiba alışmışım bir kere

Hüzünsüz olamıyor mazoşist bedenim

Küçük mutluluklarda bile hüznün yolunu bulurum

Bir çırpıda, hiç kaybolmadan sokak aralarında

Ben hüznü seviyorum, hüzünde beni

Ve hüzün yakışıyor bana

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Biliyor musun

İkimiz başlamıştık
Sevdamızın inşasına
Yüreğimiz meşale
Aydınlatıyordu,açıktı önümüz
Tuğlaları bir,bir örüyorduk
Ben harç sense güçlü bir malaydın adeta
Tütecekti bacamız
Soğuk kış *******i en sonunda
Buzu çözülecekti sevdamızın

Baharın o ılık meltemi esecekti bağrımıza
Açık pencereden dolacaktı içeri
İki kişi başlamıştık ya yolculuğumuza
Sevgi çemberinden geçerken
Karar bile vermiştik
Mütevazı soframıza yeni bir tabak eklemeye

Başka bir yolcu katılmalıydı aramıza
Masum yolcunun anonsu yapılacağı anda
Uyandım uykudan şaşkın kalakaldım
Öğütler verip,birlikte büyüteceğimiz
Henüz doğmamış yada hiç doğmayacak
Masum yolcuyla ben
Yalnızım yatağımda
Biliyor musun

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Biliyorum

Aramızdaki bu yollar
Birleştirecek ikimizi bir gün
Biliyorum
Yola çıkacaksın rüzgarın bana esecek
Seni bana savuracak
Gönlüme doluyor serinliği hissediyorum
Bense zaten mesken tutmuşum yolları
Gidiyorum,gidiyorum dere tepe
Vız gelir mesafeler gönlümüz bir olduktan sonra
Sen oralarda bir yerlerde
Beni düşünüyorsun
Adım gibi eminim
Bende bildiğin gibi
Seninle yoğrulmuş yüreğim
Daima senin zaten
Unutmak mı seni
Hiç düşünmedim ki
Hiç çabalamadım ki
Yollar olsa da aramızda
Bir başkası yok biliyorum ya
Yıllar geçip gitse de koşarcasına
Yaşlanmış olsak da ikimiz
Umursama mesafeleri
Yüzdeki o çizgileri
Kar yağmış olsa da saçlarına benim gibi
Nasılsa tükenir bu yollar
Kesişir elbet bir gün aynı noktada
Buluşacak bir gün gönüllerimiz
Aynı yöne bakıyor ya gözlerimiz
Aramızdaki bu yolları dert etme hiç
Biliyorum bir gün mutlaka
Sen gelirken bana
Ben koşarken sana
Kesişme noktasına vardığımızda
İşte o noktada mührümü basacağım
Dudaklarımla dudağına

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Bir Alev ki Ay Yıldızlı Bayrağım

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Aydınlatan meşaledir yurduma

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Sınırlarımızın bekçisi
İman dolu Mehmetçiğe
Güç olur,cesaret olur.
Bir avuç toprak uğruna
Ölen şehitlerimizin ruhu huzur bulur.
Sonsuz mekanlarında

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Gök kubbemizde var oldukça
Rahat uyur çocuklarımız yataklarında
Kırılası bir el uzanmadıkça
Karanlığa girmez Türkiye’m

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Uzun yıllar boyunca
Destan üstüne destan yazmış
Geçmişte kurtuluş savaşı
Bu gün! !
Gelecekteyse var gücüyle
Yazacağız yazılmamış destanları

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalansın diye tüm özgürlüğümüze
Kolumuz,bacağımız feda olsun
Hatta ölüm bile uğruna
En yüce mertebe şehitliktir bize.

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Anadan,evlattan ve tatlı yardan
Önde yer alır yüreğimizde
Genç,ihtiyar gölgesinde
Korkusuz yaşar Türkiye’mde

Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Büyük Allah'ın yardımıyla
ATA ' mız dan bize
Bizden evlatlarımıza emanet.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:50 PM
Bir Bilsen

Seni ne çok sevdiğimi ah bir bilsen
Her gece çalan sessiz telefonların
Ardında ben varım hissedebilsen
Bir gün değil, bir saniye bile
Duramazdın yerinde
Koşardın kollarıma
Sarardım seni
Yüreğime gömerdim
İşte o zaman mutluluk gömleğini
Ateşten olsa bile giyerdim.
Yeter ki sen yanımda olsan daima
Sessiz telefonların ardında değil.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:51 PM
Bir Garip Palyaço

Tiyatro sahnesinde
Kocaman kirmizi burunlu
Rengarenk elbiseli
Yirtik pirtik pabuçlu
Yasamdaki ciddi olaylari
Incecikten yorumlara bulayip
içine kahkaha tozu serpistirerek
Insanlari gülümseten
Bir nebzede olsa
Dertlerinden uzaklastiran
Gözleri daima hüzün dolu
Yüzünde hep tatli bir tebessümle dolasan
Bir garip palyaçoyum ben
Daima sahnede oynar gibi
Açilir perde her sabah
Baslarim muziplige
Hüznümü yüregime gömüp
Nese saçarim etrafima
Ve sebebi halimi
Kimsecikler anlamaz
Göstermem kendimi
Gizlerim boyali maske altina
Gülümseyen dudagimda
Ölü bir karanfil gizli
Bugulu bakar gülen gözlerim
Hep gülen ve hep nese saçan
Dostluga önem veren
Buldugu her dosta sikica sarilan
Bir garip palyaçoyum.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:51 PM
Bir Yıldız Kaydı

Dün gece bir yıldız kaydı
Yuvarlanıp düştü avucuma
Avucumu yumdum yandı tenim
Hiç düşünmeden göğsüme gömdüm
Ve yalnız seni diledim
Gözlerim kapalı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:51 PM
Bir Yol Hikayesi

Bir yol hikayesi bu
Hem de öyle bir yol ki
Zordur anlatması
Yanar dinleyenlerin yüreği
Kan dolar gözleri

Doğumla başlayıp
Ölüme kadar giden
Uzun bir yol hikayesi
İlk kilometre taşında
Ağlamışım her insan gibi doğarken
Minicik bedenim yaşama
Merhaba dedi gözleri yaşlı

Yavaş yavaş büyürken
Olup bitenden habersiz
Çocukluğun verdiği masumiyetle
Koşturup oynamışım köyümün
Ah o köyümün patika yollarında
Dayak yemişim anamdan, babamdan
Sevgisiz değildiler elbette
Biliyorum beni çok severler
Yaşam şartları el vermedi
Meydan bırakmadı ki gösterecek
Hep yürekte saklandı sevgi
Geniş zamanlarda söylenecekti, hiç gelmedi o zaman

Bağ yok, bahçe yok, babam mı bırakıp gitmiş
Altı yedi yaşlarındayken yitmiş gurbet elde
Komşuların yardımıyla
Ben ve yorgun anam
Göçüverdik taşı toprağı altın İstanbul’a
Alt tarafı iki kişiydik, bir köşecik bulurduk yaşayacak
Bir gecekonduya sığındık, deniz de görüyor
Yeterdi bir göz oda, iki şilte
Hiç deniz görmemiştim Antep’te
Bu kadar çok su Allah’ım çok güzel
Şansımız dönecek burada, sevinçliydik
Hem de onbeş lira kirayla
Biraz pahalı ama olsun çalışır öderiz

Kilometre taşları ilerlerken
Okul çağında öğretmenimden
Dayak yedim haklı yada haksız
Sürüp giden arkadaş kıskançlıkları
Bir de kitap yok,defter yok,para hiç yok
Uzaklaştırdı beni okuldan
Kah güzel ve güleç, kah gözü yaşlı
Hüzün dolu öfkeyle
Yaşadım hiçbir şey anlamadan

Bir yol hikayesi bu
Hem de öyle bir yol ki
Gencim, laf aramızda yakışıklı da derler
Arşınlarken yolları duygulu, hüzünlü
Yüreğim sevgi dolu, elimden bırakmadığım umutlarım var
Terk etti sevgilim, aldanmış yüreğim
Gençliğin baharında boğuldum kanlı yaşlara

Zar zor bir iş buldum
İş hayatının zorlukları, türlü ayak oyunlarına
Kurban olmamak için gizli gizli ağlayarak
Kazandım, kazanıyorum tırnaklarımla ekmeğimi
Sıvadım kolları, umutluyum
Kendi ekmeğimi çıkarırım o yeter bana
Sıkmışım taşı damlamakta suyu
Çabalarım elimden geldiğince, yorulmam
Alın teriyle kazanmak bir başka güzel hani
Satıyorum deryaya karşı üç beş simit
Sohbet ederek martılarla, besleyerek balıkları

Akşamın alaca karanlığında, koyulurum yola
Elimde dumanı tüten iki ekmek
Temizlikten dönen yorgun anam
Bekler, kapıda gözleri
Böleriz yumrukla soğanı
Paylaşırız ekmeğimizi, emeğimizi

Daha henüz belki de yolun başında
Yarısı bile değil yaşananlar
Geri kalan kilometreleri
Bilmiyor henüz hiç kimse

Bir yol hikayesi bu
Hem de öyle bir yol ki
Bitip tükenmez anlatmakla
Başlamıştı karlı bir gün doğumla, ağlayarak
Son bulacak kara toprak ta bu hikaye
Herkes de farklı yaşanacak elbet
Çileler dünyası biz insanlar için
Tamamı anlatılamaz
Yaşanmışların ve yaşanacakların
Aynı zorlukta, umutlu yada umutsuz
Devam edecek sona kadar
Uzun bir yol hikayesi bu
Hem de çok uzun.
yaşıyorum
İşte ben de
Bir bitirirsem şu liseyi açıktan da olsa
Umutluyum, gülerim belki
Anamın gül yüzünde güller açar belki

Vapurla Üsküdar’ a geçerken görüp konuştuğum simitçi Hüseyin’in hikayesi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Birde Uzaklardaki Sen

Yalnızlığın garip hüznü
Fırtına habercisi
Kara bulutlar kadar acımasızdı
Çöktü üzerime

Yalnızlığım ve ben
Birde uzaklardaki sen
Kopacak fırtınayı
Sessiz sakin bekliyorum

Sen uzak diyarlarda
Başka, başka gönüllerde sefa sürerken
Ben çaresiz bir başıma
Yalnızlığın dehlizlerinde
Kayboldum, korkuyorum

Arkama bakıyorum
Zifir karanlıklarda
Cirit atan zebaniler arsız
Kulaklarımda kahkahaları
Sol yanımda koca bir delik
Yürüyorum yalnız

Kirpiklerime salıncak kurup
Uyuklayan yarasanın
Kanatları perde gözlerime
Yüreğim haykırıyor sessiz, dilim lal
El yordamıyla ilerliyorum
Düşe kalka tökezleyerek

İleriye uzaklara bakıyorum
Ufukta görünen hiçlikte
Kara bulutlar var
İnatla beyaz giymeyen
Korkuyorum gelecekten, özlüyorum seni
Beyaz lekesiz güne düşüp
Yaşamak sil baştan tek dileğim

Dört nala koşuyor gece ve gün
Yakalamak ne mümkün
Hayallerimde at koşturan
Çaresizliğime tek arkadaş
Yalnızlığım ve ben
Birde uzaklardaki sen

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Cüzdanımdaki Gül



Yıllar önce bilmem kaç yıl oldu
İlk buluşmamızda adettir ya
Bir gül verecektin kadife yapraklı
Yoldan geçmekte olan çiçekçi kızın
Manalı bakışlarında seçtiğin gülü alırken
Bir rüzgar savurdu eteklerini çiçekçi güzelinin
Basmadan güllü şalvarı ortada
Satış yapma sevinciyle
Sakızını patlatarak uzaklaştı el sallayarak
Mutluluk perisi bağdaş kurdu gamzeme
Yok olunca İlk heyecanın utangaç pembesi
İliştirdin kırmızı gülü kulağımın arkasına
Küçük masum bir buse de yanağıma
Yüreğimde yüzlerce değil binlerce kuş
Kanat çırptı tebessümlü
Unuttum konuşmayı teşekkür ederken
Heyecanın doruklarında
Dolaştı elim ayağım kördüğüm
Hatırlıyorum gözlerim nemli
Saklarım itinayla şimdi
Sayfaları arasında not defterimin
Kurumuş, sararmış olsa da
Benim için ilk günkü kadar
Kırmızı,mis kokmakta o gül
Sen kokmakta hala
Aşk kokmakta
Elimdeyken cüzdanım
Hatırlarım,sızlar yüreğim
Canlanır küllenen anılar bir bir
Gözlerin gözlerimde
Hisseder dokunuşunu tenim
Kapılıp tatlı heyecan dalgasına
Temas eder alev alır yüreğim
Titrer, yaralı serçe telaşında bedenim
Son bulur yokluğunda hikaye
Hazır bekleyen iki damla yaş
Yol almaz yanaklarıma,isteksiz
Asılı kaldı göz bebeklerimde
Arsız cambaz anılarımda salınır
Ve güne başlarım
Aksak titrek dalarım içine
Arkadaşım palyaço eşliğinde

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Çanakkale Geçilemedi Duysun Düşmanlar

Üç koldan geliyordu düşman
Karadan, denizden,havadan
Dönmüştü gözü İngiliz’in,Fransız’ın
Var güçlerine yardımcı köle Anzak’lar
Komuta da Alman paşaların elinde
Tek amaç parçalayıp,ezmek Türk’ü yok etmek
Bilmezler ki şanlı, güçlü Mehmet
Canı pahasına korur bu yurdu

Çanakkale açmış koynunu
Hazır siperler bekliyor yiğidi
Taarruz değildi amaç
Vatan için, hürriyet için
Emrediyordu ölmeyi
Yürekten gelen emir
Şehadet şerbeti içilecekti,
Fedaydı canları bu millete

Öyle bir sevdaydı ki Vatan sevgisi
Ana kucağından, baba ocağından
Üstündü tatlı yavukludan
Evladını doğurmak ister miydi
Hiçbir ana esaret altında

Ölmeye gitti cepheye onurlu Mehmet
Bile bile gönüllü, boynu kıldan inceydi
Teslim edilmemeliydi sancak
Dönmek yok canı fedaydı Vatan’a
Bu vatan her şeye bedeldi
Kavuşsa canı Rab’be, ne çıkardı uğruna

Hür olmalıydı Türk, ne İngiliz ne de Fransız
Ayakları altına almamalıydı
Ulaşamamalıydı düşman kötü emeline
Nasılsa geldikleri gibi binlerce
Topları, tüfekleri sayısız mermileri
Soğuk bir günde ansızın
Utançla gideceklerdi boyunları bükük
Bir elin parmakları kadar azalarak

Savaşın korkunç yüzü gece başka, gündüz bambaşkaydı
Çınlarken kulaklarda ezan sesleri
Tozu dumana katan mermiler yağıyordu
Cephanesi kısıtlı Mehmet’çik siper ediyordu göğsünü
Teslim etmiyordu sancağı
Şehadet şerbeti içen candaşı,kardeşi
Koyup toprağın bağrına
Ananın koynuna bırakır gibi tebessümle
Devam ediyordu tekbir sesleri eşliğinde
Heder oluyor gecenin ayazında yorgun, aç bedenleri
Merhem oluyor iman gücü, sarılıyor bir bir yaralar
İlgilenirken kendi canıyla düşmanın da sarıyordu yarasını
Paylaşıyordu neyi varsa elinde, yüreğinde
Yazılıyor mektuplar gururlu anaya, gözü yaşlı yavukluya

Düşman cephesinde;
Arkalarına bakmadan
Kaçarken bile haince planlar yapıldı
Tek suçları topraklarını korumak olan Mehmet’ciği
Doldurup hangarlara ateşe verirken
Canlı kalmasın emri yankılanıyordu

Türk cephesindeyse;
Tarihin en acı en kanlı savaşı
En mert savaşı, vatan sevgisi
Vatana kurban olmaya giden Mehmet’çiğin kınalı başıyla
İman gücüyle yazıldı Çanakkale geçilmez
Gelibolu tekbir sesleriyle inledi
Çınladı Allah Allah nidalarıyla
Çanakkale’yi geçilmez kılan tarih
Yazıldı işte böyle

Conkbayır’ında her bir taş dile gelse
Tüm dünyaya anlatır şanlı destanı
Kanla sulanan, doksan yıldır yeşeren çimenler
Ağıt yakar şehitlere
Gelibolu’da şahittir ağaçlar, akan dereler vahşete
Kuşlar şakır şehit yakınlarına, onurlu gazilere
Her estiğinde rüzgar söyler Mehmet’in türküsünü

Bu vatan bizimdi ve bizim kalmalıydı
Atalarımızdan, şehadet şerbeti içen, içmeyen
Mehmet’cikten emanet

Söz veriyoruz ilelebet bizim kalacak
Canımız pahasına, malımız pahasına
Uğratmayacağız düşmanı
Allah’ın izniyle Türkiye hep payidar kalacak
18/03/2005

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Çiçek Bahçesi Yüreğim

ÇİÇEK BAHÇESİDİR YÜREĞİM

Ben bir papatyayım; Sevdalıların fallarına bakarım.Hiç çıkmaz”sevmiyor” yoktur kitabımda. Hep sevgi adına çarpar, sevda şiirleri yazar yüreğim.

Ben leylak yada sümbülüm; Öldürmeden sevgiyle beslerim içimdeki çocuğu. Bazen ip atlar, bazen de kırılır oyuncağım bulutlardan toprağa yağarım.

Ben bir gelinciğim; Gençlik aşısıdır güneş bana. Her gün etrafa neşe saçan bir melekle doğar yeniden. Sevdalılar hüzünlerini bırakır tek bir damla yaş ile bende. En kuytu karanlıklara gömer kederlerini alır götürür içimdeki çocuk çantasına doldurup.

Ben bir mor menekşeyim; Hassas ve narin duygularım çarçabuk kırılır kolum kanadım düşer iki yanıma. Kardan borandan boynum bükülür, ölürüm ben.

Ben bir beyaz karanfilim; Sımsıcak dostum insanlara.Barış dolu ve insandır yüreğim. Beyaz güvercin olurum gönülden gönül’ e barış yüklü, sevda yüklü, türkü yüklü

Ben bir kırmızı gülüm; Aşk ateşiyle yanar bu koca gönlüm. Hasretimdendir rengim. Aşk ve sevda tomurcuklarıyla doludur her bir dalım..Sevgiliye aşk, doğaya aşk ve yaradan’ a aşk. Aşksız boş bir çuvala benzerim. Kaldırıp atılası.

Ben bir siyah laleyim; Asildir, yıllanmıştır yüreğim. Otuz beşi Geçmiştir yaşım paylaşırım hislerimi tarih sayfalarında. Anılarda yaşar giderim. Bu saatten sonra tecrübelidir artık acıda bedenim.

Ben bir orkideyim; Pahalıdır onurum, para geçerli akçe değildir. Karşılıksız olsa bile sevgidir ücreti. Gönül defterimde açılır bir sayfa, sevgi veren her kişiye büyük harflerle. Bana bir adım yaklaşana gönül kapım açık koşarım. Sırtını dönenleriyse yaratandan ötürü yürekten severim gizli, gizli

Ben bir manolyayım; Zariftir hislerim. Su yüzünde süzülür hiç fark etmez kim diye
Kucak açar alırım içime. Sindiririm doya, doya evrendeki her varlığı mabedime alırım
Canıma candan çok başka ne gerek.Soframda aş bulur her mert kişi. Namertlere Sadece kırılır, talan olur gönül bağım

Ben bir kaktüsüm; Çok dayanıklıdır darbelere bedenim. Hiç haksızlığa gelemem
Hoyrat bir rüzgar eser o an savurur saçlarımı.Dikenlerim dilimdedir.Durmaz haykırırım.

Ben bir ayçiçeğiyim; Güne bakar gözlerim, hasrettir tek özlemim. Umuttur güneş bekleşir
dururum. Dışımda değil içimdedir yalnızlığım.

Ben bir sarmaşığım; Sarılırım hayata sıkı sıkı.. Nadiren de olsa uğrar AŞK bana. Hüsranla da bitse her biri sevenlerden alır tüm gücünü bedenim. Her şeye rağmen güler yüzüm.

Ben bir alelade kır çiçeğiyim; Rengarenk kelebekler uçuşur başımda, biraz hercai koşarım yıldızlara. Güneşe uzanırım var gücümle elim yanar sıcağından gizlenirim kuytulara. Titrer üşürüm ayazından yorgan olurum toprağa.

Aslında ben bir çiçek bahçesinde sadece ayrık otuyum; Yeşil olmaktır dileğim. Söküp atarlar acımadan duygularımı. Yılmam gün ışığını hissetmek uğruna damarlarımda. İki kaya arasında nal ile mıh misali, yada çorak bir ırmağın kenarında başımı uzatırım. Yer kabuğunu aralayarak. açarım çiçeksiz..Sularsanız eğer yüreğinizle damla, damla esirgemezseniz sevginizi bir yudum. Yeşil kalır çiçek gönlüm.

Aslında bu kadar megaloman değilimdir ama birinin arkasından öyle hissetmişim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Dip Not

ilişikte olan
Hüzün savaşından yara almış
Gazi yüreğimi
Ellerine emanet ediyorum
Şefkatine muhtaç, merhemi yüreğin
Eğer geç kalınmışsa
Cevap vermiyorsa tedaviye
Son arzusuysa yanında ölmek
Kızıl şerbetini dudaklarından içir
Aşkın zehri dindirsin ıstırabını
Bırak soluğu nihayete ersin
Yanında şehit olsa ne çıkar

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Duydunuz mu

göz göz olmuş yüreğim
benim için çıkmış yola
dörtnala yaklaşan beyaz atlı
aydınlanmış hanemin
en ücra köşesi
kederle tasa
itilmiş bir kenara
sızlanıp dursunlar
bundan sonra
çalacakmış sürgülü kapımı
mavi kanatlı melek
oysa ardına kadar
açık olmalıymış
kamaşacakmış gözleri
dostun,düşmanın
telvelerin üzerine
ay mı doğmuş,güneş mi

benli Naciye’nin yalancısıyım

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Dün ile yarın ve gün

Dün;

Gece yumdu gözünü
Asılma kirpiklerine
Silkelen, kendine gel
Ellerinle göm
Açık mezara
Kalmasın arkada
Umutlarını al
Sakla cebine

Yarın;

Henüz cenin
Hayat rahminde
Çok uzak
Işık vermez
Muamma
Vereceği de
Vurma gem
Tutkularına

Bugün;

kalma
Ölüm ile cenin
İkileminde
Kucakla, sev
Aşık ol,
Olsa da kelebek kadar kısa
Ömrün
El ver
Sarıl sıkı sıkı
Yakala al avuçlarına
Yabancılık çekme
Duygularınla birlikte
Gir içine hayatın
Şiir ol
Düş güne
Yaşa anı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:52 PM
Dünden Affettim

Dönecek mutlaka,dönecek bir gün
Dönüp de af dileyecek bin pişman
Kapanacak ayaklarıma
Sıralayacak bin türlü mazeret
Ağlamaklı, annesinden özür dileyen çocuk edasıyla
Üzgün ve masum
Biliyorum

Gereksiz hepsi aslında
Dönmesi yeter
Kapım açık
Bekliyorum
Gittiği günden beri
Gözlerim yollarda.

Dayadığında başını göğsüme
Sadece özlemini
Tek sözcük çıkmadan dudağından
İfade etse gözleri
Tebessümlerinde kaybolsa yalnızlığım
Çözülse buzu sıcağında
Çarpsa yeniden yüreğim
Tende bulsa can
Yükselse bulutlara tin
Savunması gerekmez

Aksa içime yüreği dolsam onunla
Biliyorum elimi tuttuğu anda
Yüreğime işleyecek sıcaklığı
Sımsıcak bir duygu kaplayacak
Saracak bedenim alev topu
Şaha kalkacak sevdam
Kızıl bir kısrak olup
Koşacağız nefes nefes
Olduğumuzda sarmaş dolaş
Göz göze sevişeceğiz

Karanlık,acı günde gitti
Bayram olacak geldiği gün
Yakışmaz bayramlara küslük
Barışır dargınlar
Akide şekeri tadı damakta
Bir gün dönecek mutlaka
Çölde özlediğim serap

Biliyorum
Mutlaka dönecek
Dönüp de geldiğinde
Affettim dünden
Gerek yok af dilemesine

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Düşlerimdesin

Gözlerinin sıcağında
Bir kar tanesi gibi eriyip
Yağmur damlası gibi
Yüreğinin derinlerine
Akmayı,
Akarken çağlamayı
Çağlarken gülmeyi
Gülerken yaşamayı
Seninle ve yalnız seninle yaşlanmayı
Çocuk kalıp sonsuz mavide
Saklambaç oynamayı
İstiyor kelebek kalbim
En büyük düşüm
Buseler kondurmak dudaklarına
Ödülümdür gül kokulu tebessümlerin
Ruhumun derinlerine nakışlısın
Envai çeşit ipek ibrişimle
Dokunamıyorum
Yoksun
Yoksun yanımda
Söyle kiminlesin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Elimde Kibrit

Buram buram anı kokan
Mutlu günlerin yansıması
Dolu, dopdolu yaşadığımız
Anılarımızın resimlerini
Serdim yere teker teker.
Elimde kibrit tam ortasına
Bağdaş kurdum

Denize karşı bir bankta, başım göğsünde
Martılara el salladığımız an sağımda
Tavşan kanı çayımızı yudumlarken
İçime doldu sokak simidinin kokusu solumdan
İlk tartıştığımız gün ki titrek sesin arkamdan seslendi
Doğum günümde aldığın minik ayıcık
Dizlerimin dibinde yüzüme bakıyor kederli

Canlanan anılar
Sızlattı gönül telimi
İğnelendi bedenim
Yüreğim oldu kan revan
Kibriti çakar çakmaz
Titrek alev kızıllığında
Başa sarıldı günler
Gözlerimin önünden
Geçiverdi film şeridi

Verdiğin o gonca gülün dikenini
Söküp attım göğsümden ateşin kucağına
Sıcaklığını hala hissettiğim ellerin
Avuçlarımdan kaydı, çıra oldu ateşi mayaladı
İçtim soğuk su kristal kadehten
Düğümlendi yudumlarım boğazımda
Tutuştu dilsiz resimler
Anılarla birlikte her şeyi
Acıyı, ıstırabı,kederi
Yokluğunu silercesine
Sessiz büklüm büklüm kıvrandı her biri
Alevlerin koynunda kor oldu kayboldu ben gibi
Bir fırtına koptu
Yangın yerinin isli külleri
Çıkmamacasına savruldu
İz oldu yüreğime katran karası

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Ellerimizle Tohumunu Attık Sevdamızın

Yavaş, yavaş filizlendi, yeşile boyandı dünyamız
Ve nihayet tomurcuk verdi gönül karanfilimiz
Önce iyi arkadaş olduk ikimiz, sonra iki kuzu sarması sevgili
Cesaretle göğüs gerdik tüm zorluklara
Düzlüğe çıktık dere tepe aşarak
Olsun varsındı dizlerimizde yaralar
Ellerimizde nasırlar
Umut doluydu her bir hücremiz
Gönül sazımız elimizde, yoktu çalacak mızrap
Parmaklarımızla vurduk tellerine
Türkülerle besledik sevdamızı

Yüreğimizde büyüttük aşkımızı

En olgun çağımızda
Suya değil yıldızlarla semaya yazdık sabit
Samanyolu kırmızı perdeli evimiz oldu
Gökyüzünün en kadim dostu bizdik
Dolun ay tek şahidimizdi
Can canayken birlikte
Ellerim ellerinde seninken
Başın göğsümde her nefesinde soluklandığım
Yürek atışların bedenimde çalarken en içli türküyü

Gözlerimizle mühürledik

Bastık parmağımızı bozulmamacasına onayladık
Sonsuzdu ya sevdamız
Solsa da günün birinde karanfiller, yeniden açacaktı
Daha bir gür olacaktı yaprakları,rengi daha kızıl
Sevgimizle suladığımız bahçemiz daima var olacaktı
Umudumuz vardı,arzuluyduk

Ama niye ayrıyız şimdi ne oldu da sen orada
Bense burada yalnız tek başına
Nefes almaya çalışır dururuz
Kırıldı gönül sazımız yarım kaldı türkümüz
Ellerimizle diktiğimiz,emekle büyüttüğümüz
Karanfillerin rengini çaldılar
Bize sadece nasırları kaldı,birde sızısı
Ölgün yaprakları tarumar olup saçıldı yeryüzüne
Sicim gibi ağlıyor üstüme
Yürüyorum caddelerde bir başıma
Islanan yüreğim yorgun ve çaresiz

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Eylül Akşamı

Bir eylül akşamı
Serin meltem esintisi
Saçlarımı savurarak
İçime doldurdu seni

Mehtapta dalgaların sesi
Şiir söyledi kulağıma
Demet, demet aktın yüreğime
Yakamozların eşliğinde

Deniz çırılçıplak
Uzanmışken kumsala
Bir yıldız kayıp düştü
Doldu avuçlarımıza

Serenat yapıyordu balıklar
Keman çalıyordu her biri
Melodiler saten bir çarşaf
Örtmüştü bedenimizi

Ay şahidimizdi
Hem senin hem benim
Yıldızlar raks ediyordu
Samanyolu koynunda

Ant içtik mühürledik yüreklerimizi
Ayrılmamacasına parmak basıp
Ölümsüzleştirdik aşkımızı
Bir eylül akşamı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Eyvah ki Eyvah

Gençliğim geçip gidiverdi
Koşar adım bir çırpıda
Elden ne gelir
Saçlarıma düşüverdi
Gümüşi teller
Eyvah ki eyvah

Ah o yıllar
Nasılda aldattılar
Engellemek ne mümkün
Bir çırpıda yolun yarısını
Geçivermişim bilmem ki neden
Neden yüzümdeki bu anlamı zor
Ve çaresi yok çizgiler
Aynalar mı yalan söylüyor
Bu ben değilim ki inanmam
Bu kadar uzun zaman geçmedi ki
Arkama şöyle bir baktım
Ne elde var ne yanımda kimse
Bir arpa bile yok avuçlarımda

Gençliğim geçip gidiverdi.
Koşar adım bir çırpıda
Yorgun bedenim çaresiz.
Kalmamış mecal dizlerimde
Tükenmiş sevgiler, aşklar
Yüreğim yapayalnız paramparça.
Sonbahar rüzgarları savurdu
Aşktan uzaklara
Yüreğimde kopan fırtına
Erer mi kışı geçip bahara
Mevsim artık erdi hazana
Eyvah ki eyvah
Boşa mı geçti bu seneler
Anlamadan anlamsız yaşadı bu beden

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Fark Etmez

O Yada Ben

Alışmak mı
Çabalamak mı
Ne diye
Hiç düşünmedim ki
Ben yalnızda yaşarım
O benim içimde
Her bir noktamda
Hücrelerimde
Damarımdaki kanım,
Soluk soluk nefesiyim onun
Düşer ay gibi çehresine
Gamzemde açan tebessüm
Akan yaşım gözümde, mendiliyle sildiğim
O mu yanımda, ben mi onunlayım
Bilmem, bilemem
Ben o' yum, yoksa o' mu ben
Karıştı her şey, kördüğüm
Çözemez aklım
Yüreğimse,
Ne bileyim işte
Ben ve o
Ayrılık acısıyla dolu
Yaşarız birlikte
Ayrı ayrı.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Farz Et ki İki Küçük Uçurtmayız

Farz et ki iki küçük uçurtmamız var
Salıyoruz iplerini yükseklere
Kumdan inşa ettiğimiz kalenin surlarından
Süzülüyor semada her biri narin,coşkulu
Seyre dalıyoruz gün batımını
Mehtabı kızıla boyayan güneşin
Son ışık yağmurunda yıkanıp arınıyoruz
En saf halimize bürünüp mavi giyiyoruz
Mavinin türlü çeşidinde
Doyumsuz bir yolculuk başlıyor
Labirent misali yürek atışlarında
En ücralarına ulaşıp
Karanlıklarını aydınlatıyoruz
İç dünyalarında meltem estirip
Kristal yıldızların altında
Dolunaydan yükselen keman nağmeleri eşliğinde
Beyaz dost karanfille umut
Kırmızı gül goncasıyla aşk ekiyoruz yüreklerine
Tüm aşıklara yol gösteren meleklere eşlik edip
Aşk çeşmesinde yıkıyoruz yüzümüzü serin buz gibi
Okyanuslara salıyoruz teknemizi
Yelkeni yüreklerimiz
Kucaklıyoruz evreni

Farz et ki iki küçük uçurtma biziz
Sen ve ben uçuyoruz meltemde savruluyor saçlarımız
Özgürce kendimizi seyrediyoruz
İpler ellerimizde salıyoruz bedenimize kulaç,kulaç
Geziniyoruz yüreklerimizde
Umut ve sevda dolu yolumuz
Kocaman ölçüsü yok yüreklerimiz
Tıka basa doluyor sevgilerle senli benli
Sarılıyoruz dört elle birbirimize
Sarılıyoruz aşka
Bırakmamacasına
Farz et ki iki küçük uçurtmayız
Ve istikamet kendimiz
Uçuyoruz sana,bana

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Firari sevda

Gönlüme bir sevda düştü, kaçıyorum
Gönlümse firari bir sevda peşine, koşuyorum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Garipti Kadının Adı

Sicim gibi yağan yağmurda
Ve sırılsıklam olmuş haline
Hiçbir şeye aldırmadan
Hızlı hızlı yürüyordu
Genç ve yalnız kadın

Arkasına bile bakmadan
Koşar adım ilerliyordu
Belli ki bir şeylerden
Ya da birisinden kaçıyordu

İliklerine kadar ıslanmıştı.
Üşümekten mosmor kesilmişti
Adeta dişleri takırdıyordu
Çaresiz ve yalnız kadın
Savaştan çıkmışçasına perişandı.
Göz pınarları da sanki
Yağmura yardım eder gibi
Sellere karışıyordu.

Neydi o yüreğindeki acı
Kimeydi öfkesi
Niçin böylesine perişandı
Hayata küskünlüğü
Doruktaydı
Etrafta kimsecikler yoktu
Yağmurdan kaçanlar
Sıcacık evlerine çekilmiş
Pencerelerinden romantik
Manzarayı seyrediyor belki de
Sadece sırılsıklam
Islanmış acılı kadın
Yoldan tek tük geçen
Araçların meraklı kornalarına
Aldırmaksızın
Bilinmeyene bilmez şekilde
Koşarcasına ilerliyordu

Yalnız ve perişan kadın
Ne kadar yürüdü bilinmez.
Bir hastanede açtı gözlerini
Uzun saatler sonunda
Kim getirmişti, nasıl gelmişti
Hiçbir şey hatırlamıyordu.
Kafasının içi bomboştu sanki.
Geçmişe dair hatırladığı
Bir kırıntı bile yoktu hafızasında.
Aynaya baktı, tanımadı kendini.
Kimdi bu kadın, adı neydi
Ne geçmişini hatırlıyordu.
Ne de gelecekteki düşlerini
Ne yapmak istiyordu hiç bilmiyordu
Aynadan yansıyan güzel yorgun yüz

Günler sonra yürüyordu yavaş yavaş
Artık onun adı yoktu
İyileşmeye yüz tutmuştu yaraları
Ya yüreğindeki yaralar
Rüyalarında bile kanıyordu
Gidecek bir yeri yoktu
Hiçbir şey hatırlamıyordu ki
Geçmişe dair
Ne adını biliyordu
Ne de evini yada çocuklarını
Sahi bir evi var mıydı
Ya çocukları
Muammaydı hepsi

Aradan günler geçmesine rağmen
Bir Allah’ın kulu aramamıştı
Belki de ortadan kayboluşuna
Kimsecikler üzülmemişti

Hastane personeli
Çok seviyordu zavallı kadını
Ona garip adını taktılar
Sağlığı yavaş yavaş düzelirken
Hemşirelere yardımcı oluyordu
Yatan hastalarla ilgileniyordu da
Kendine bir yardımı dokunmuyordu

Günler günleri kovalıyor
Ve garip habersizce olup bitenden
İnci gibi dişlerini göstererek
Bilinmeyene gülümsüyordu.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Gece Ve Ben

gecenin bir vakti
parlıyor gökyüzü inatla
uçsuz bucaksız kumsalda
yürüyorum yalnız
cebimde saklı köhnemiş umutlarım
geleceğimse meçhul
denizin iyot kokulu meltemi
tarıyor saçlarımı,yolarcasına
göz kırpıyor nemli bir bank
yorgun bedenim,kırılmış kolum kanadım
çöküyorum denize nazır bir ucuna mecalsiz
sünger avcısı olsam, dalsam derinlere
vurgun yese yaralı yüreğim
kaybolsam koynunda dibe vursam
örtse üstümü mavi de gömülsem
hiç çıkmasam bir daha karanlık dünyaya
ya da yamasam köhnemiş umutlarımı
tevekkülle baksam yarınlara
sarılsam yaratıcıma,teslim olsam
med-cezire kapılan bedenim
kıvranıyor korkuyla çaresiz

gökyüzü tebessümlü hilalle
cebimden çıkarıp köhne umutları
onarıyor sevgiyle melekler
yıldız yağıyor avuçlarıma
yarın doğacak güneşi müjdeliyor bir peri
zerk ediyor damarıma bir tutam yaşam arzusu
yıllanmış gramofondan yükselen
ilahi nağmelerle yarınlara
uçsuz bucaksız denize akıyor
karalar bağladığım kaderim
yeni günle erecek huzura
güller açacak yaralı kalbimde
doğacak güneş Allah’ın lütfuyla
gece, gökyüzü gizli gizli
öpecek dudaklarından denizi
bir çocukları olacak umut adında
sıkı sıkı sarılacak hayata
merhaba diyecek yeni güne
el sallayacağım geçmişe

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Gecenin Koynunda Şiirsizim

Gecenin ikisinde, odamdayım
Sokak lambasından sızan cılız ışık
Bölüyor karanlığı,
Büyüyor gölgesi eşyaların
Yalnızım, tedirgin duygularım
Cam kenarındaki koltuğa
Çökmüşüm, bitkin
Dinliyorum gecenin sessizliğini
Serin biraz sanki
Ürperiyor içim
Üşüyorum
Üşüyor kalbim
Sarılsam kareli battaniyeye, sarılsam
Isıtır mı bilmem

İyi gelir bir yudum acı kahve
Çözülür buzullar yüreğimden
Mahmur bakan gözlerim
Elimde kağıt kalem
İçimde kopan fırtına
Dökülsün kağıda, kaybolsun saf beyazlığında
Yazsam birkaç dize, mavi gülse şiir
Sadece başlık atmışım
”yalnızlığım”
Of sıkıldım
Karalayıp üzerini
Düşünüyorum yeni den
Gözlerim kapalı
Öyleyse var mıyım

'Sevgilim' yok o da olmuyor.
Atıyorum bir çentik üstüne
Sadece ben olsun.
Evet sadece' ben'
Takılıyor gözüm sokak lambasına
Kilitleniyorum adeta
Işığa sokulan korkusuz pervane gibi.
Ne olurdu sanki
Olsam bir böcek
Yükselsem korkusuz, yükselsem yavaş yavaş
Çıksam bulutlara çıksam, dokunsam
Toplasam avuç avuç, dolsa umutla yüreğim
Sicim gibi akıp ıslatsam, yıkansam damlacıklarında
Doğursam güneşi sancılı
Gökkuşağı dokunsa rengarenk
Göz yaşlarım dinse
Dolaşsa tebessüm dudaklarımda
Öylece düşünüyorum.

Yok, çıkmıyor bir dize
Kaldım şiirsiz geceni n koynunda
Söküp almışlar aklımı, bomboş beynim, yazamıyorum.
Kalemim aciz, ben aciz, yüreğim lal
Hay Allah’ım saat beş mi yoksa altı mı
Kum kapı müdavimi çakır keyif misali
Arıyorum el yordamıyla, kan çanağı gözlerle
Uzanıp yatacağım soyunmadan
Düşe kalka bulduğum yatağa
Eyvah yatmamam gerek
Yetişmeliyim altı otuz otobüsüne
Fırlayıp çıkıyorum deli gibi yataktan
Ne bulursam geçiriyorum sırtıma
Aklım başımda değil, acıyor gözlerim
Uyku akıyor, damlıyor sefil yalnızlık
Geçirip günün maskesini suratıma
Güne karışmam lazım güler yüzlü
Bir an için yalnızlığıma seviniyorum
Allah’tan kahvaltı yaptıracak
Çocuklarım yok
Olsaydı çocuklarım
Daha bir güçlü olurdu
Şu yalnızlık zengini bedenim
Sarılırdı daha güçlü yaşama
Siper ederdi göğsünü her zora kim bilir
Savaşırdı hayatla

Çok geçmeden düşünceler eşliğinde
Fırlayıp çıkıyorum
Ay ışığı altında
Geceyle yıldızların oynaştığı
O ıssız sokağa
Koşuşturuyor insanlar, kalabalık
Ben de karışıp kalabalığa
Kayboluyorum
Tek düşüncem işe yetişmek
Dizelerim karışık cebimde
Beklerken sessiz yeni geceyi
Yittim günde

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:53 PM
Gökten üç Cemre Düştü

Barış, Sevgi, Dostluk

Havaya düştü
Gördüm, küçük penceremde
Şavkıdı cemre
Soyundu karanlık giysisini
Aydınlandı dünya
Ateş kusan büyük kuş, yok oldu sevenleriyle
İmha etti kendini, paramparça demir kanatları
Her bir çocuğun parıldıyor gözleri
Yıldız yağıyor füzeler yerine
Başları dik, büyüme arzusu yüreklerinde
Beyaz güvercinler barış türküsü
Eşliğinde uçuyor geleceğe

Suya düştü
Gördüm, yağmur oldu yıkadı bedenleri
Kirli ruhundan arındırdı cemre, kararmış kalpleri
Buzu çözüldü açıldı gönül gözü, gülümsüyor müjdeli
Çalınmış tüm duygularına güneş doğdu bir bir
Umut yolcusu artık. gelecek çocuklarımızın
Gökkuşağı harelendi, geçiyor altından sevda konvoyu
Yunuslar oynaşıyor, neşe saçıyor evrene
Yüzüyor sevgi denizinde tüm insanlar
Kardeşçe, birlikte, dünyayla el ele

Ve
Toprağa düştü
Gördüm, efil efil esti meltem
Gaflet uykusundan uyandı insanlık
Artık sokak aralarında
Çelik paletler kol gezmiyor
Ezilmiyor fidanlar
Saklambaç oynuyorlar neşeli
Büyüyorlar, hatta yaşlanıyorlar bile
Kucaklarında şiir emzirerek
Büyütüyorlar meyvelerini
Dostluk aşısıyla güçlenen güneş
Aydınlatıyor karanlık geleceği

Sevgi, barış, dostluk tohumları
Atıldı toprağın bağrına, nasırlı avuçlardan
Filizlendi renk, renk

Beyazı:barışa uçurduk ak güvercin kanatlarında
Maviyi: sevgi denizinde mayaladık bol kepçe
Yeşili : savurduk evrene, boyandı insanlık dostane
Sarıyı; kardeş ilan ettik sevecen yüreklerle yarenlik sofrasına kurulduk
Kırmızıyı; aşka saldık, sevda denizinde yüzenlere yoldaşız artık
Siyahı; güneşle yıkadık, umuda saldık, tükenmemecesine
Gri: yok artık sevgi yüklü kalplerimiz

Gökten üç cemre düştü
Biri Barışın başına
Biri Dostluğun başına
Biri de yolu sevgiden geçenlerin (insanlığın) başına

Aniden
Karardı dünya
Gürültüyle sarsıldı
Bomba düştü yatağıma
Barış düş’ tü
Sevgi düş’ tü
Dostluk düş’ tü
Ben düştüm
Cemrelerde düş’ tü

Uyandım kara dünyaya
Bomba yağıyordu yıldız yerine
Kolunu, bacağını, annesini arayan
Minik bedenlerin çığlıkları yükseliyordu
Dua etmekten başka bir şey yapamadım

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Gözlerimde Gör

Gözlerime bak anla beni
Ne çok sevdiğimi
Duygularımı hisset
Gözlerimde gör seni

Yüreğimden fışkıran
Ateş kızıllığında
Ölç aşk derecesini sevgimin
Kaynama noktası derin
Merkezindesin gör seni

Çizdim resmini bulutlara
Ağlar bulutlar dolar gözlerime
Yanağımdan süzülüp
Yol alır solgun dudağıma
Mavi damlacıklarla nakışladım
İlmek, ilmek sol göğsüme
Gergefinde gör seni

Buselerini özleyen
Gamzelerimde ısırgan bitti
Yüreğimin derinliklerinde
Kasırga esiyor şimdi.
Gözlerime bak anla beni

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Gül Dalı

Mavi karanlık günü örttüğünde
Ayın şavkı vurur pencereme
Asarım gül dalına dileğimi
Yıldız yağar her gece bahçeme
Islanır kirpiklerim
Denizden gelir mavi esinti
Eteklerim dalgalanır
Ürperir içim, terler avuçlarım
Gecenin kızıl ayazından
Elimde ökçeli ayakkabılarım
Hisseder topuklarım serin toprağı
Dönerim yalınayak etrafını gül ağacının
Tekrarlarım tam yedi defa nefessiz
Eteklerim zil çalar bacaklarım ulu orta
Umursamaz görecek gözleri
Saklarım gecenin karanlığına
Utangaç duyguları
Gün yorganın altından çıkıp
Yüzünü gösterdiğinde
Güneşin doğurduğu sıcak sancı
Ok olur fırlar yayından
Saplanır yüreğime
Alevden bir top uyandırır beni
Fırlarım yataktan gözlerim mahmur
Sarar tatlı bir merak bedenimi
Koşarım pencereme
Gül dalında salınan dileğim
Gerçekleşip sarılınca boynuma
Dudağında mavi bir gül
Dudağımda mavi buse
Birlikte uyanacağız sanki güne
Mavi gül kokulu
Sıcak, mavi buseyle
Uyanacağım o güne kadar
Devam edeceğim umutla
Her gece dileğim
Sallanacak gül dalında

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Güldünya, Ayşe, Kiraz, Alicia, Gizem Farketmez

Güldünya

Güldünya; Töre cinayetine kurban gitmiş ne ilk kadın ne de son kadındı. 2004 yılında bebeğini dünyaya getirirken hastane odasında teslim etti kardeşlerine körpe canını, adı namustu bu teslimiyetin, ölmüştü insanlık bir kere Güldünya ölse ne çıkardı.Nasılsa analar doğurup yetiştiriyordu Ayşeleri, Fatmaları.

Bilemediler sevgi en büyük değer gönlünü kaptırdıysa birisine Allah’ın emriyle vermeli büyüten emek verip yetiştiren aile. Teliyle duvağıyla ayrılmalı ana ocağından bir genç kız.

Yok ama töre denen çarpıtılmış adetlere inanıp seveni sevene vermek gönül rızasıyla yuvalarını kurmak yerine aklına namus düşen herkes sarılınca tüfeğe, işte vahim olaylar zincirine bir yenisi eklenmiş olacaktı.

Aslında benim anladığım kadarıyla Töre güzel adetleri barındırırdı çarpıtılmadan,cehalete kurban vermenden önce. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi, şefkat değil mi töre? Komşun açken tok yatmamak, misafirperverlik değil mi Töre?

Sevdiğine değil de, tarlası, bağı, bahçesi ele gitmesin kızı feda olsun.Yüklüce başlık parası gelsin sevmek de neymiş ki nikahta keramet gizli değil mi? emmisinin oğluna, ya da babası yaşındaki ihtiyarın üçüncü belki de dördüncü karısına kuma olmak adeta eşya gibi satılmak; ölmeden mezara girmek acıların en büyüğüdür. Nasılsa topraktan geldik ölmek gerekmez ki gitmek için toprağa. Dünya malına gözü doymaz babanın, ağabeyin deymeyin keyfine.Bir nüfus azaldı kaşık düşmanlarından. Kırılan onur da neymiş umurunda mı dünya...

Okula gönderilmez gönderilse bile ilk okuldan sonra amanın bir masraf bir masraf derhal kurtulmak gerek bu lüzumsuz boğazdan.Sevmek, aşık olmak gençliğin başında mutluluk düşünüp isyan etmeye görsün genç kızı nice Güldünya’lar var örnek, kendi canına kıyarlar, ya da kaçıp kurtulmak için çabalar, boşa giden çabalar, bir hastane odasında, bir gecekonduda, her yerde karşısına çıkar ölüm fermanı elinde TÖRE

Ve gençliğini yaşamamış, ta ilk başında henüz çocuk bile sayılabilen yaşta veda eder yaşama...

Kentli, köylü, kadın, erkek hep birlikte dur diyelim
Töre denen,Tabu denen bu cehalete
İnsanca yaşanan bir dünya kuralım el ele

Daha zamanı gelmedi mi? Yoksa fazla mı geç kaldık

Yine de 'Kadınlar günü' kutlu olsun

Hayatta gülmekti tek dileği
Doğmamış bebeğiydi
Son kalan tek ümidi
Ve bebeciği ANNE siz şimdi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Gülüm de Sen Bülbülüm de

Tutuştu yüreğim seni gördüğümde
Ufkum aydınlandı gözündeki kor alevden
Bakışların kıskacına aldığında beni
Umutlarım sel oldu akar çağıl, çağıl
Durmaz bu deli yüreğim ritim tutar
Seni tanıdığım o günden beri
Hayatım renklendi siyahı silindi
Kara bulutları martılara yükledim
Yağmur ormanına döndü çorak bedenim
Mavi meleklerin kanatlarında
Okyanuslar aşar oldum
Coşkulu,neşeli çarpar yüreğim
Kuru bir dal iken köksüz
Şenlendi gönül bahçem
Gül dalında şakıyan bülbül
Bahçemdeki köhne fidanı mesken tuttu
Canıma can oldu nefesin
Hayat kayıp giderken avuçlarımdan
Parmakların kavradı sıkı sıkıya
Kenetlendi elin elime ayrılmamacasına
Umutla bakıyor gözlerim gözlerinle
Her günüm bayram yeri misali
Çığlık çığlığa coşar yaşarım senle
Yıllar geçse de
Her yeni günü el ele karşılayan
Hüznü de,sevinci de paylaşan
Etrafına sevgi dolu ışık saçan
Beli bükük iki tonton olsak da
Karşı koyacağız ya hayata
Senli şu dünyada
Ne gül isterim nede bülbül
Gülüm de sen bülbülüm de

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Hani

Sevdayı avuçlarımıza almıştık ya
Minicikti yüreğimizde büyütmüştük
Hani mutluluğumuz gözlerimizde
Hece,hece okunuyordu ya
Hani göklere sığmayan aşkımız
Hiç tükenmeyecekti ya
Sabit yazılmıştık birbirimize
Hiç çıkmayacaktık yüreklerimizden
Sen benim tahtıma sultan
Ben senin bahtına güneştim ya
Yalnız sana doğacaktım
Yalnız senle batacaktım ya
Beni daima sevecek
Ve daima benimle olacaktın ya
Hani nerdesin şimdi
Hangi uzaklarda kiminlesin
Hani en mutlu günümüzü yaşarken
Ant içmiştik acı günlerimizi paylaşmak için ya
Daima yanımda olacaktın
Daima seninle olacaktım ya
Omuzlarımız hazır olacaktı
Sarılıp doya, doya ağlayacaktık ya
Hüzün deryasından demir alıp
Birlikte yelken açacaktık huzura ya
Hem iyi hem de kötü günde biz olacaktık ya
Hani neden yoksun yanımda
Yada neden buradayım da yanında değil
Duygularım kör olmuş
Hiçbir şey hissetmiyorum
Paylaşacaktık her şeyi ya
İşte bu benim acı günlerimden biri
Hüzünden giymişim
Siyahın en koyusu elbisemi
Hani nerdesin paylaş benimle
Olmuyor aşkım sensiz paylaşılmıyor
Tek başına paylaşılmaz ki
Hani bir bütündük ya
Yarımım şimdi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Hasret Ateşi

Uyumak istiyorum
Uyanmamacasına
Hasretinle yandığım
Özleminle kavrulduğum
Sen, rüyamın tam ortasına dalsan
Kurtarıcı misali
Hasret ateşimi söndürmeme
Yardım etsen nisan yağmurlarıyla
Ayrılmamacasına
Birleşse ellerimiz
Kenetlense yüreklerimiz
Kim bilir belki de
Hiç uyanmayız artık
Aynı tabutu paylaşıp
Ebedi hayatta mutluluğa
Salsak kendimizi
Cennet bahçesinde
Açsak gözlerimizi
Tuba ağacının gölgesinde
Seyr-u sefa eylesek gönlümüzü
Buz gibi ırmaklarda yıkanıp
Şelalelerde çağlasak
Hasret ateşimiz sönse
Duygularımız alev alsa sıcacık
Yansa bedenlerimiz.
Uçurtmalar uçursak gök yüzüne
Umut dolu aşk dolu
Yolculuk başlasa çocukluğumuza
Balonlarla oynasak rengarenk
Yeniden yaşasak büyürken
Yeniden öğrensek sevdayı
Ve yeniden tatsak aşkı
Yeniden aşık olsan bana
Bende sana sevdalansam
Yakan kavuran hasret ateşini
Söndürsek el ele
Hiç uyanmasak
Hep cennette kalsak

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Hayal Ağlıyor, Gerçek Kanıyor

Karanlığın derinliğinden havalandı ak güvercin
Gagasında zeytin dalı, kanatlarında sevgi tohumları
Çaldı toprağa avuç, avuç,yeşerdi zeytin ağacı
Gölgesinde bez bebeğiyle oynayan çocuk mutlu
Yanık bir türkü dilinde, umutla bakıyor geleceğe

Hayal bu ya, bir an kaptırıyorum kendimi
Yüreğimden şiir damlıyor neşeli gülüyor gözlerim
Alemin yüzünden keder perdesi kalkıyor
Halaya duruyor türkü dağında insanlar
Balyoz iniyor şiirimin üstüne acımasız

Beynindeki kurşunla yatıyor caminin bir köşesinde
Feryadı duyulmuyor, yavrusuna kol kanat olmuş ana çaresiz
Yaralı kardeşine siper ediyor göğsünü, bombalara inat
Ağzı kulaklarında çelik kürdanla dişini karıştıran zalime
Dur demeye dili varmayan dünya seyrediyor

Yangın yerinde duş alıyor, tellendiriyor sigarasını
Seksek oynuyor zalim cansız bedenlerle, zulmün merkezinde
Çanak tutuyor yüreği kararmış, İnsanlık damarı çatlamış dünya
Sessizce ağlıyor hayale kapılan kalemim
Kan sızıyor yüreğim, gerçekle kanıyor şiirim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Hayal Bu Ya

' kapıldım sınır tanımaz hayale '
Cumba sefasındayım
Salacak’ ta denize nazır
Mistik,muhteşem bir yalıda
Karşı sahili kucaklayan deryayla
Oynaşıyor maviye damlayan yüreğim

Salınıp geçen yelkenlilerle,
İtinayla inşa edilen
Kaderin oyunu ya
Güzeller güzeli sultan kızının
Sonsuz ikametgahı
Esrarengiz Kızkulesi
Tek manzara gözlerime

Ah bir de sen olsan yanımda,
Denize girilmese de kirlilikten
Tatlı meltem esintisinin
Bağrımıza esip dolması
Ve geçmişle karışık
Sırlarla dolu geleceğin
Var olduğunu hissetsek birlikte.
Birlikte yürüsek yalınayak
Gezinse ellerin saçlarımda
Dolaşsam sana,sarsan beni

Yok etse hüznümüzü mavi,
Deryaya dalsak yakamozlarla yarışıp,
Nefessiz kulaçlasak, Atlantis’e varsak.
Bir ömre bedeldir gözlerinde yıkanmak.
Pirupak arınıp, karşılasak yeni günü.

Senle birlikte kaybolup yok olsak
Yok olsak da yeniden doğsak
Bahar olsak güneşli,
Çiçek açsak renkli,
Yağmur olsak bereketli,
Yağsak, yeşile boyansa dünya.
Meltem olsak, esip doldursak yürekleri

Şimdi şuanda yanımda olsan
Tadına varsak sevdanın
Ersek Kızkulesi’nin gizemine
Aşka varsak meleklerin kanatlarında
Başka ne isterim ki şu dünyada
Bu hayalin dışında

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:55 PM
Hiç Sevmiyorum

artık seni hiç sevmiyorum
neden mi, sorma sakın
aslında bilmelisin her şeyi
buraya kadarmış aşkımız
tükendi bendeki sen
bir gün elbet anlarsın
unuttum ki seni
sende unut boş ver beni
mühürledim kalbimi
giremezsin içeri

toprak suyu nasıl severse
işte o kadar sevmiyorum seni
gül, bülbül misali
seviyorsa sevsin gönüller
umurumda bile değilsin
ne yaptığın nasıl zorla yaşadığın
zerre kadar ilgimi çekmiyor seslenişin
hep ben mi yalvaracaktım
olmaz, yok öyle şey
boyun eğen olmayacağım
kararlıyım sen yoksun geleceğimde
yaşadıklarımız mı
ne yaşaması be
ölüm gibi soğuktu
her geçen gün
iki parça plastik eşya karşılığı
verdim eskiciye hepsini
sildim seni elimin tersiyle
ve izin bile kalmadı
yüreğimin köşe bucak hiçbir yerinde

nasıl ki minik bir bebek
anne şefkatine muhtaçsa
ben sensizliğe muhtacım
can sütünü memeden emen bebek gibi
içiyorum hayatı büyüyorum
yeter ki uzak dur benden
huzur bulmalıyım
hüzünleri bir taraf edip
yaşamalıyım yeni hayatı
güneş doğmalı yüzüme
yüreğimdeki keman eşliğinde
yıldızlar şarkı söylemeli
rakkasede ben olmalıyım
artık seni hiç sevmiyorum
anlamalısın bitti diyorum
sebep mi boş ver gitsin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
Hiç Tanımadığım Bir Adam Çiçek Verdi

Bu gece uzun zamandan sonra
Birlikte yemek yiyecektik
İlk defa gidecektik güzel bir yere
Almaya gelecekti akşam saat sekizde
Sabah telefonun sesiyle kalktım
Güneş parlıyordu,muhteşem
Uyanmıştım harika bir güne
Uzun,uzun duş aldım
Bir soğuk bir sıcak
Damarlarımda esen fırtına hızlandı
Yürek atışlarım,hipodromda yarışa başlayacak
Zıpkın gibi bir taydı
Elbise dolabımın karşısında
Ne kadar kaldım bilmiyorum
Çok güzel olmalıydım bu gece
Çok özel olmalıydı
Sıcak olacaktı bu gece
Yalnız bize özel,sımsıcak

Nihayet karar verdim
Aşk kırmızıydı,seçtim kırmızı mini elbisemi
Kırmızı elbisede çok yakışırdı hani bana
Saçlarımı yüzlerce kez fırçaladım
Altından yakamozmuş gibi parlıyordu
İtinayla giyindim ve makyaj yaptım
Kırmızı rujumu unutmadım elbet
Aynaya şöyle bir göz attım
Çapkın delikanlı misali
Kırmızı elbisemi giydiğim her zaman
Bayılırdı tamda söylediği gibi
Fıstık gibiydim
Megaloman bir tebessümle
Parfüm şişesine dalış yaptım
Yüksek ökçeli ayakkabılarıma
Kondum yumuşak bir sıçrayışla
Kanatlarım vardı kelebekler gibi ince tülden
Yerimde duramıyordum,küt küt atıyordu kalbim
Evet hazırdım artık,beklemeye koyuldum sabırsızlıkla

Bilmiyorum ne kadar bekledim
Dalmışım gece yarısını haber veren guguk kuşu
Saatin içinden uzatınca başını
Fırladım dışarıya tam manasıyla darmadağınıktım
Yalnızdım,canım acıyordu
Vurdum kendimi karanlık caddelere
Ayaklarım sahile götürdü
İstanbul’da sık,sık gittiğimiz
Kadıköy iskelesinde buldum kendimi
Kaldırımları ıslatırken göz yaşlarım
Yanaklarımdan aşağı siyah yol aldı itinalı makyajım
Ayakkabılarım elimde boş bir banka attım kendimi
Rüzgar içime işliyordu diken dikendi tüylerim
Mavi karanlık denizi seyrederken üzgün
Tek bir yıldız yoktu gök yüzünde
Sanki benim ruh halimi anlamışlarcasına
Saklanmışlardı bulutların ardına

Hiç tanımadığım birazda çakırkeyif bir adam
Dilinde içli bir türkü elinde kırmızı bir gül
Bana yaklaştı “oturabilir miyim hanımefendi” dedi
Oturdu yanıma cevabını beklemeden
Öyle uzun boylu yakışıklı biri değildi
Göze çarpmayacak kadar sıradan bir adamdı
Makyaja bulanmış allak bullak yüzüme bakıp
Elindeki kırmızı gülü uzatarak
“hanımefendi çok güzelsiniz bu gülü kabul eder misiniz “
Elinin tersiyle silerek akan göz yaşlarımı
“lütfen yanlış anlamayın sizi kendim kadar anlıyorum”
Diyerek bir buse kondurdu ısırgan bitmiş yanağıma, sıcak
Şaşırmıştım ve öylece yüzüne baka kaldım

Biraz dertleştik sebebi halimiz aslında benzemiyordu birbirimize
O işten çıkmış eve söyleyememiş
Çikolata isteyen çocuklarına eli boş gidememiş
En ucuz meyhanenin yolunu tutmuş arkadaşıyla
Kısa bir süre oturduktan sonra tebessümle el sallayarak
Hiçbir şeye yada kimseye bu kadar üzülmeye değmez diyerek
Unutmuştu kendi derdini ucuz şarabın etkisiyle
Uzaklaştı yanımdan yalpalayarak,istikametlerimiz ayrıydı
Kimi ve neyi beklerken
Hiç tanımadığım bir adam çiçek verdi
Berbat görüntüme rağmen güzel olduğumu söyleyerek
Yürekten kondurduğu sıcak busesi
Yakamozların dans edişini seyrettirdi bana
Ya o neredeydi niçin yoktu yanımda
Kırmızılar içinde bir kız bekliyordu onu
Yüreği acıyan

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
Hiç Uyumak İstemiyorum

Başımı yastığa koyduğum zaman
Kirpiklerim birbirine kavuştuğunda
O kısacık anda
Sen canlanıyorsun kıpır, kıpır
Beynimde,aklımda ve yüreğimde
Gönlüm şenleniyor
Yaşıyorum adeta seni sensiz doyasıya
Demir atıyorum geceye
Güneş avına çıkıyorum
O ilk ışıklarını yakalayamıyorum
Kurtuluyor elimden
Parlayınca gözlerimde
Uyanıyorum sabaha
İstemesem de
Sen yoksun yanımda
Hayat duruyor sanki
Saatler çalmıyor
Mengenesi sıkışmış
Yelkovan akrebe küsmüş
Ben gibi hayatsız bezgin
Yüreğimse atmıyor
Ve yatakta tükeniyorum
Gece boyu sana alışan bedenim
Tıka basa senle doyunca
Sabahı yaşayamıyor
Dudaklarım çatır, çatır
Aşka susuyor
Buselerini özlüyor tenim
Gönlüm acıkıyor sana
Hiç uyumak istemiyorum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
Hükümsüzüm

Yıldızdı baktığı gözlerimin
Kamaşırdı her kaçışında
Kar damlası gibi eriyip
Yitip giderdi derinlerinde
Savunmasız daldığım
Siyah gözlerinin
Feri söndü sedef bir perde indi
Gözlerime kayan yıldızdan
Karanlıkta bulamadım
Kaybettim gözlerimi

Teninde dolaşan
Parmaklarım yandı ateşinden
Savruldu külleri okyanusa
Balıklara yem oldu her biri
Karardı mavi dünya
Kaybettim ellerimi

Gönlümce teslim ettim
Yüreğimi yüreğine karşılıksız
Canıma can olmuş nefestin
Ödünç değildi sevdam
Borç öder gibi iade ettin
İflah olmaz yaraları kan sızarken
Yıkıp geçtin bir çırpıda
Enkaz altında kaldı
Kaybettim yüreğimi

Ben seni sever bildim
Seni sen olduğun için sevdim
Nakış, nakış işledim sevdamı
Kırıldı iğne,koptu ibrişim ip
Yarım kaldı sevdam
Gözlerinle gördüm
Göğsüne yaslandım
Soluğuna tutundum
Bir baktım ki yokum
Yok oldu,söndü hayat
Kaybettim kendimi
Hükümsüzüm şimdi
Ne bulan sevinir
Ne de kaybeden dövünür

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
Hüzün,Gece Ve Yalnızlık

Donanımlı orkestradan
Yükselen kırık melodi
Amade tüm evren
Orkestra şefinin
Havada iki eli
Yönetir geceyi

İlk sırada hüzün,
Boynu bükük
Hüzzam nağmeler eşliğinde
Kayar yıldızlar Birer birer
Hicran karası

Karışır damla damla fersiz geceye

Gece ağlar, sessiz
Sırası geldiğinde
Tükenen umutların
Teslimiyetinde,çaresiz biçare
Yakarır rabbe, dualar dilinde

Teslim eder yalnızlığa

En görkemlisi de
Kanayan yaralarına tuz basıp
Karanlığın koynunda
Körebe oynayan yalnızlık
Daima ebe,el yordamıyla
Bilinmezi arayan
Seyirdeki yürek
Bitkin

Gece, finalde
Dans ederken hüzünle
Tamamlar sac ayağını yalnızlık
Çığlık çığlığa kaçışan melekler
Boğazı düğümlenmiş
Hıçkırık eşliğinde
Yenilir güne

Güneş doğmak üzere

Tanyeri ağarırken
Kaybolan orkestra şefi
Bir kolunda hüzün,bir kolunda
Karıştı müzmin yalnızlıkla
Yüzlerce kalabalık arasına
Kaybolmuş yüzlerde maske
Gün içinde yitip giden
Ölümden öte
Dizelerinden yoksun
Şiir oldu yaşam

Yazık ki, başarısız
Orkestra şefi
Benim her zamanki gibi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
İki Can

Yanımdayken onlar
Minicik çocuklar gibi
Şen, şakrak coşarım
Huzur bulur yüreğim saf, masum
Mutlulukların doruğunda
Kanat çırpar,dans ederim
Tarifi mümkün olmayan
Paylaşılamayacak
Duyguların seline kapılırım
Zordur anlatması, dilim dönmez

Yokluklarında
Kanadı kırık zavallı
Çaresiz martı gibi
Yükseklerden zemine
Hızla çakılır, paramparça
Yerlerde hissederim
İşte bu duygu beni mahveder

İçlerinden biri
Hiç fark etmez hangisi
Yanımda yoksa eğer
Sanki vücudumun yarısı
Felçli, yatalak bir hasta
Ya öteki yarısı
Lunaparkta eğlenen çocuklar misali
Gözleri parıldayan
Sevimli afacan olur bir an
Kah ağlayan, kah gülen
İkiye bölünmüş yüreğim
Karmaşık duygu selinde yüzer
Bir tür med-cezir yaşar bedenim

Ve ikisi de yanımda ise
Deymeyin gitsin keyfime
Mutluluğumu, uçan kuşa anlatmaya
Çalışırım dilim dönmez gücüm yetmez

Kimler mi onlar
Yegane dayanağım/canlarım benim
Canım Annem ve canım Babam
Hayatta en güzel mutluluk
Birlikte olmak ve iyi kötü
Her şeyi paylaşmak
Yaşamı paylaşmak
Cesaretle bakmak hayata
Gülümsemek birlikte
Daimi olsun dileklerim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
İnce Bir Sızı

Yüreğimde ince bir sızı
Yaram çok derin.
Ne yapsam geçmiyor izi
Bir kere kırılan kalbin
Mümkün mü tamiri
Kasırgadan sonra
Doğar mı hiç güneş

Kızgın demirle dağlayan
Kırıp budayan vefasızla
Hiçbir şey olmamış gibi
Yelken açılır mı tekrar aşka
Talan olmuş gülşende
Öter mi hiç bülbül

Her şeye rağmen
Gönlüme gömsem seni.
Siyah bir gül gibi.
İtinalı,sarıp sarmalasam
Çalsam merhem yüreğime
İnciten, kanatan gülden
Olur mu hiç sevgili

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
İstanbul Ve Ben

İstanbul kalabalığında
Yaşıyorum yalnızlığımla
Bir ben,
Bir ben ve türlü insan manzaraları
Gençlik coşkusuyla flört edenler,
Çalışan, koşuşturan orta halli insanlar,
Eğlence denizinde yüzen zenginler
Kavga eden düşmanlar,
Yolsuzluğu meslek edinen kendini bilmezler,
Sevgililer, dostlar, kardeşler,arkadaşlar
Kapı komşusunu tanımayan
Çekirdek küçük aileler
Yaşam derdine düşmüş garipler
İstanbul’un nimetlerini paylaşmanın
Doyulmaz tadını çıkaranlar
Çıkaramayanlar
Herkes kendi halinde
Kimi cebini düşünür
Nasıl zengin olacağına yollar arar
Kimi akşam eve götüreceği ekmeği
Hangi taşın altında bulacağını
Alın terini,emeğini düşünür
Velhasıl çeşit çeşit
Kalabalık insan manzaraları
Barınır İstanbul’un bağrında ben gibi
Mum yakıp ararım
Gerçek bir dost yok
Günü birlik çok
Candan kardeş, arkadaş yok
Çıkarcı çok
Herkes düşmüş kendi derdine
Ve ben
Bu yüzden
Yaşıyorum yalnızlığıma
İstanbul kalabalığında
Bir iki dost arasında.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:56 PM
Kaderimse

Bir gün bıkarsan eğer benden
Başka birinden değil
Ölümüm demek olsa da
Senden duymak isterim
Sitem etmeyeceğim söz
Bir gün, terk edip gideceksen
Gönül vereceksen bir başkasına
Hele hele seviyorsan içten, duygulu
Habersiz gözlemektense yollarını
Ayrılığı yeğlerim

Benimleyken isteksiz,
İç çekeceksen hayal edip uzaktakini
Zoraki tebessümlerin
Mum ışığı misali *******imi
Aydınlatmak ile aydınlatmamak arası
Gezinecekse sessiz,arzusuz
Tenimi acıtacaksa sahte dokunuşların
Daha çok yıkılırım inan
Onurum kırılır, yüreğim kanar.
Vedalaşmak isterim seninle.
Ellerinden almak isterim
Yalnızlık trenine biletimi.
Senin uğurlamanı isterim,
Yalnız senin.

Bir gün mazi olacaksa aşkımız
Olsun varsın yine de,
Gönlünün sesine kulak ver.
Git aşkına,bekletme
Kararlıysan eğer unutmaya
Başka ne diyebilirim ki, git
Benim için ölüm demek bil
Göğsüme iliştir kırmızı karanfili
Akıt iki damla göz yaşını
Tabutumun çivilerini sen çak
Başka biri değil
Göm maziye
Ve sessizce git.
Olmayacak geride
Gözü yaşlı el sallayan
Bakma ardına

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:57 PM
Karanlık Gizler Kuytularına

Aktığında güneş deryaya damla damla
Bastırırken akşamın alaca karanlığı
Bulutlara saklanınca uyku mahmurluğunda martılar
Yaslanır ayın sisli şavkı pencereye
Benim için başlar koca bir gün
Geçiririm sırtıma siyah pelerin
Uçamam, yarasa misali
Asılırım, yüreğimde ibrişimden sancı ipi
Kadife bir tabutla
Gömerim derinlere hüzünleri
Yanar içten içe gönlüm
karanlık ışıltılı yalnızlık giysim
Sıyrılır pelerinden
Kucaklar samanyolu tüm ihtişamıyla
Kuş sütü bile mevcut
Kurulu çilingir sofram
Bir tarafta dolunay, bir tarafta yalnızlık
Tam karşımda büyük ayı
Samanyolu’nun en nadide gülü
Şerefe der kalkar kadehler
Küçük ayı tüm zarafetiyle
Dumanı tüten kahve servisi
Yapmak üzere beklemede
Gizler, içine alır karanlık
Ne ağladığım görülür, ne de
Boş kadehteki kızıl mey.
İçimde çalan melodi eşliğinde
Dans ederiz ay ışığı altında
kol kola yalnızlık kavalyem
Alkışlamakta büyük ve takipçisi küçük ayı
Samanyolu tümden ayakta

Baykuşlara yoldaş olur, yaşarım *******i
Aydınlık ürkütür,göz kamaştıran yakıcı cazibesinde güneşin
Korkarım kaybolup yok olmaktan
Yüreğimde kopan fırtına eser savurur
Gözyaşları sicim gibi iner bağrı açık toprağa

Karanlık gizler kuytularına hüznü
O kuytularda ararım kocaman yürekleri
Esmer yalnızlığa sırtımı yaslar
Destekler gecenin karanlığı
Gece kuşlarıyla birlikte
Yiteriz samanyolu koynunda

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:59 PM
Kayda Değer

yaşam içinde
yüzlercesini değil
tanıdım birkaçını
içlerinden birisi eğer
olsaydı kayda değer

gönül sayfamın
tertemiz bir köşesinde
divitten damlayan
damlacıklarla yazılı
kalırdı acı,tatlı bir iz

ya çentiklenen yüreğim
kıvranırdı kan gölünde
ayrılık hüsranıyla
ya da bulutların üzerinde
haylaz çocuklarla
çevirirdi aşka topaç
kapılıp sevgi yeline
kaybolurdu gözden
mavi uçurtma

gelip geçti mevsimler
yok yılların ardında
can da can
canansa hiç olmadı
oysa çiçeklenen yüreğim
sevginin her türlüsüne
uzanacak elleri
hazır beklemede
sarmak için sinesine
şiir olmuş akmış dizelere

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 04:59 PM
Kendime Şiir

HAYAT YOLCUSUYUM

Kelebekler uçuşuyor
Başımın üstünde
Tanımadığım yada
Unuttuğum duygular
Kaplamış yüreğimi
Çok mutluyum

Ayaklarım basmıyor yere
Sanki uçuyorum göklerde
Kanatsız melek mi desem
Yoksa bembeyaz bir martı
İçim içime sığmıyor
Başka bir heyecan sarmış
Bedenim coşuyor
Minicik bir çocuk kadar
Sevinçli ve huzurluyum
Dualarım kabul olmuş
Bir bir isteklerim
Gerçekleşiyor ne güzel
Umutlarım yol olmuş
Aşıyorum tüm zorlukları
Başka dileklerim var elbet
Gerçekleşmesi için çabaladığım
Ama olsun belki bir gün mutlaka bir gün
Onlarda gerçekleşecek umutluyum

Yaradan beni görüp
Dualarımı kabul etmiş
İnancım var huzurluyum
Cesaretim var yaşıyorum
Cesaretim var aşka bekliyorum
Cesaretim var tüm zorluklara
Göğüs germeye amade yüreğim
Ailem benimle beraber
Seviyor, seviliyorum
Dostlarım var kadim
Arkadaşlarım var vefalı
Sözün kısası
Mutluyum her şeye rağmen yaşamda

Umut treninde bir yolcuyum
Yeni doğmuşum yıllar önce bugün
Yepyeni yaşımdayım
Sevgi gülleri dağıtıyorum herkese
Umutla dolu kucağım
Umuda yolcuyum,umut yolcusuyum
Doğum günümde
İyi ki merhaba demişim yaşama
İyi ki doğurmuşsun anne
Teşekkür ederim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:00 PM
Kerkük Türkmen ÇOcukları

Bir Televizyon kanalında ihtiyaçlarını dile getiren çocukları izleyince, katkı da bulunabileceğimiz aklımıza geldi.

Üyesi olduğum Çağdaş şair ve Yazarlar Derneği olarak, Irak Türkmen Cephesi Enformasyon Müdürü Sn. Sadun KÖPRÜLÜ bey ile bir televizyon programý nda gördüð ümüz çağrısı üzerine telefon ile konuştuk. Sayın Köprülü de şahsen televizyon programında ki taleplerini yinelediler. Türkmen okullarında ki çocukların gerek derslerde kullanılacak kırtasiye malzemeleri, gerekse Türkçe kitap konusunda oldukça büyük sıkıntıları olduğunu beyan ettiler.

Kişisel olarak burada ki kardeşlerimizin ki ne şart altında olurlarsa olsunlar eğitimlerine devam edebilmek istemeleri takdire şayandır. İhtiyaçlarının bir kısmını karşılayabileceğimizi düşündük. Tanıdığımız herkesten bu konuda destek beklemekteyiz.



Şöyle ki;

Orada ki kardeşlerimizin

Türkçe Ders kitabı, hikaye, roman, şiir kitabı, okul araç ve gereçleri konusunda ihtiyaçları var katkıda bulunursanız Türkmen çocuklarını sevindirirsiniz.

Ankara ve İstanbul da iki ayrı merkezde toplanacak kitap ve kırtasiyleri Türkmen Cephesi bürolarına ulaştırıp, onlarında Irak’a ulaştırmalarına aracılık edeceğiz.

İstanbul'da bana ya da yine Antoloji'de üye olan Sayın Nihat POLAT beye mesajla ulaşabilirsiniz. Ankara Lokasyonu içinse Antoloji üyesi Sayın Fadıl Oktay arkadaşımıza '[email protected] 'adresinden ulaşabilirsiniz.

Nisan Ayı sonuna kadar yetkililere ulaştıracağız.

Gelen bütün kitap kırtasiye yardımı listelenecek ve tutanak eşliğinde Irak Türkmen Cephesi yetkililerine ulaştırılacaktır.

MADDİ YARDIM KABUL EDİLMEYECEKTİR.

Sayılarımla

Meral Yağcıoğlu

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:01 PM
Kır Kalemini

Suçluyum biliyorum
Bastım tetiğe
Tek kurşunla
gönlümü mıhladım duvara
Sedef kakmalı kabzasına
Koca bir çentik attım
Bitirdim aşkı

Bir daha mı asla
Asla sevmeyecek bu beden
Ne seni nede bir başkasını
Sadece doğayla aşk yaşayacak
Çiçeği sevecek, kurdu, kuşu besleyecek
Denizi kucaklayacak, yağmurda yıkanacak

Biliyorum suçluyum
Tek suçlusu benim bu finalin
Yargısız olmasın infazın
Gece arşa kurulsun mahkeme
Dolunay ağlamaklı tanık
Hakim olsun hislerin
Savcıda gözlerin
Mübaşir fersiz bir yıldız
Lal olsun dili sessiz çağırsın
Uyandırmasın uykumdan
Yorgun, kırgın bedenim dinlenmekte

İstemem avukat
Savunmam yok ki
Ne duruyorsun
Aşk katilini cezalandır
Kır kalemini
Kur darağacını
Yüreğinin tam ortasına
Bırak sallanayım ipin ucunda
Biliyorum suçluyum
Suçluyum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:01 PM
Kızkulesi

Denizin ortasında
Adeta nazlı bir kız edasıyla
Süzülüp, salınankız kulesi
Gece olsun,gündüz olsun
Bana güç verir

Tam karşısında kıyıdaki o kocaman
Taşa oturur dertli kaldırırım kadehimi
Şerefe der başlarız dertleşmeye
Aheste gelir dalgaların sesi
Kulağıma name olur
Kemanın tellerine vurur gönülden
Okşar tenimi, parmak uçları ıslak
Kucak dolusu hasret taşır kıyı boyunca
Yalnızlığımı paylaşır

Yıldızlı, yıldızsız *******de
Dost olur yanı başımda
Nemli dizleri ne uzanır yatarım
Ilık meltemin yumuşak esintisinde
Nasihat eder sessiz, sessiz kulağıma
Fısıltılarla cesaret olur yüreğime
Arkadaş olur asırlık prenses
Kıyıya ulaşan dalgaların ritmiyle
Dans edip mutluluğa salar beni

Ana olur, sımsıcak koynuna alır
Kol kanat gerer korkularımı yok eder
Sevgili olur, aşk aleviyle yanan yüreğimde
Kopan fırtınaları dindirir
Yıldızların altında kumsalda oynaşır benimle
Güneşin doğmasıyla ışığım olur
Aydınlatır,ısıtır buzdan kalbimi
Yeni umutlarla başlarım güne
Garip bir haz verir bana
Uzaktan uzağa seyretmek bile
Huzur verir yüreğime

Yüzyıllardır yalnızlığını
Marmara’yla paylaşan
Martılarla söyleşen
Görkemli kızkulesi
Bütün gizemiyle
Denizin ortasında
Nazlı, nazlı salındıkça
Bana yoldaş olur
Hem gündüz hem de gece

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:02 PM
Korkuyorum

Korkuyorum
Beni bırakıp gitmenden
Asla değil
Bağrıma taş basıp
Alıştırırım kendimi
Yaşamaya çalışırım
Kararan dünyamda

Birlikteyken ikimiz
Bakan pırıltılı gözlerin
Uzaklarda bir başkasını
Aydınlatıyorsa gizli, gizli
Yalansa tüm söylediklerin
Bir başkası için çarpıyorsa
O zalim yüreğin
Mecburiyetlerse
Bırakıp gitmene eğer engel
İşte o zaman yıkılırım
Onurum kırılır seni kırarım diye
Korkuyorum

Seninle sensiz yaşarken
Binlerce kere ölmekten
Korkuyorum.
Git ki bir kere de bitsin bu iş
Bendeki sen gönlümün zirvesindeyken
Değerin düşmesin yerlere
Dipte oynaşmasın sevdamız
Ayaklar altında kirlenmesin paspas misali
Seni sevmiştim
Belki sende beni sevmiştin
Ama olsun yoksa değerim
Şu an görmüyorsa gözlerin
Atmıyorsa yüreğin artık benimle
Aşkımı gömerim yüreğime
Zerre kadar küçülmezsin gözlerimde
Kalmayı,zorla kalmayı düşünme bile
Uzaktakini seç ve git
Git

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Kör Sabahlar

Duvara mıhlı zaman
Meçhule koşmaktan
Takatsiz yelkovan, arzusuz akrep
Öldü zamansızlıkta, durdu hayat
Saplandı yürek derinine
Akıttı zehrini akrep
Derinlerde iğnesi, kanar
Kör sabahlar
Uyandı zindan geceye
Karardı dünya
Kapıda gözler
Bekler can şenliği
Kayboldu gürültülü sessizlikte
Telaşlı tükenen ümitler
Korku sardı
Bir nefes aradı panikle
Sarıldı, kavuştu eller koynunda
Kopan fırtına, esti savurdu
Yağdı üzerine, ağladı feryat figan
Çaresiz, fersiz gözleri
Yaralı yüreği kanamakta
Duran zaman zehirli
Akrep iğnesinde sönen hayat
Pas tutmuş menteşesi sürgülü kapı
Tutuldu doğmayan güneş
Silindi tüm hikaye
Okunmaz artık şiir
Soyundu düşlerinden imgeler
Çırılçıplak ortada hayaller
Kucakladı sonunda kara toprak
Yoldaş oldu sıcak ölüm
Kayboldu çakıl taşları arasında
Fosilleşen sevda, ölgün yürekte beden
Çiçeklenir mi bilmem
Yeni yetişen fidelerde

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Mangal Gibidir Yüreğim

korkup kaçmam hiçbir sevgiden
aşktan korkmam, yanmaz parmak uçlarım
mütevazı soframda katıktır sevgi
damarlarımda dolaşan kandır sevgi
kini, nefreti soluğumla boyarım, mavidir dünyam
ben sevdiğimi ne adam gibi severim
nede kadıncadır sevgim
insanım, önce insan
insanca severim
yaratandan ötürü insanı severim
kor kor aşkla yanar bedenim
doru atın terkisinde şahlanır hislerim
küçük, büyük, fakir yada zengin
ayırt etmez ta içine alır yüreğim
sığmaz demeyin
mangal gibidir yüreğim
evreni kucaklar sevdaya salarım
sevgiden geçer yolum
sevgiyedir yolculuğum
silahlara kurşundur sevgi
sevgi denizinde boğulur her türlü savaş
dedim ya
mangal gibidir yüreğim
koca bir umman
herkesi kucaklar sığdırırım
sineme alır severim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Mavi Sevgi Çiçekleri

Unutmam
Unutamam demiştim
Yıllar geçse bile aradan
Rüzgar hızıyla esip
Savursa da beni oradan oraya
Söküp atamam kalbimden
Sanmıştım

Sevmem
Sevemem demiştim
Hiçbir kimse kalbimdeki
Tahtını ele geçiremez
İsyan çıkarsa bile
Demiştim

Ama
Yıllar merhem oldu
Çaldım dünyama
Mavi sevgi çiçekleri
Filizlendi yüreğimde
Güneş bir başka gülümsüyor
Ana rahmine yeni düşmüş
Cenin heyecanıyla büyüyor
Tomurcuk duygularım
Yelesine tutunmuş ak kısrak
Sırtında koşuyorum hayata

Yüzümde bir tebessüm
Cebimde umutlarım
Dilimde neşeli bir melodi
Üzerimde mavi entari
Yürüyorum geleceğe

Mutluyum diyebiliyor
Kırık gönlüm, mutluyum
Ne pahasına olursa olsun
Mutluyum şu küçük dünyamda

Bir zamanlar söküp avuçlarıma aldığım
O kan kırmızı yüreğim
Gülümsüyor artık

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Maviye Uyansak

Uyumak istiyorum
Uyanmamacasına
Hasretinle yandığım
Özleminle kavrulduğum
Sen rüyama dalsan
Hasret ateşime
Aksan çağıl, çağıl
Yüreğimi serin mavi ırmak da yıkasan
Mavi derinliklerimden
Çıkarsan incilerimi bir, bir

Mavi bakıp mavi gülsek
Tüm hüzünleri boğsak neşemizde
Dönme dolapta sallansak el ele
Mavilerin her tonuna el sallasak
Kucaklasak bulutları
Mavi bir rüzgar esse savursa saçlarımızı
Kor alevden arınsak sonsuzluk da
Ayrılmamacasına birleşse ellerimiz

Bu dünyadan elimizi eteğimizi çeksek
Ebedi hayatta birleşse bedenlerimiz
Cennet bahçesinde uyansak
Bir tarafta aşk melekleri
Öteki tarafta sen ve ben
Cennet meyveleri sunsa huriler
Gümüş tepsiler dolsa taşsa
Tuba ağacının altında
Sere serpe gölgelensek

Buz gibi sulara kansa gönlümüz
Bir daha yanmasa hasret ateşi
Sonsuzda sonsuzlaşsak
Tüm kızıllar bürünse mavilere
Sadece tenime dokunan
Buselerinde asılı kırmızı karanfil olsa
Fani dünyaya uyanmasak artık.
Maviye uyansak
Mavi yaşasak aşk melekleriyle
Mavi de ölsek ikimiz

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Meleğim

bahtı gibi gözü kara
yüreği yara meleğim
bahtının karasına
güneşten damlayan
gökkuşağı çizsem
narin bir kuş gibi
sarıp sarmalasam
yüreğine merhem
sana destek olsam
seni gönül mabedime alıp
kem gözlerden uzakta
önüne koca bir derya sersem
bu liman senin desem
ister kumdan kaleler yap
kıyılarında dolaş çocukluğunun
istersen de çam ağacının
en yüksek dalında bir yuva
hasret kaldığın
seçimi sana bıraksam
demir atar mısın?
yalnız limana
kıyısına düşer misin bedenimin
ıssız kumsala güneş gibi doğ desem
ısıtır mısın yüreğimi
yakamozların arasına süzülüp
gözlerimde mavileşse
bahtının karası
gözlerinin karasında
yıldız, yıldız çoğalsam
ister misin?

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Melek

Yeğenimle yazdığımız çocuklar için şiir tadında öykü

Melek

gece yarısını geçmek üzereydi
sabaha birkaç saat vardı
bayram yeri gibi coşkuluydu gece
yıldızlar dans ediyordu
dolunaysa orkestra şefi
ulaşıyordu nağmeleri en ücraya
güzellikleri hissedemeyen bir çift vardı

tartışmışlardı hiç yoktan
ve neredeyse bitireceklerdi
noktayı koyup aşklarına
düşündüler, yürekten istediler
deneyeceklerdi bir daha
o kadar içtendi ki arzuları
semada bir melek duydu yakarışlarını
tüy hafifliğinde ki kanatlarını çırparak
indi dost melek yeryüzüne
şenlik vardı ve kaçırmamalıydı şenliği
yardım isteyen sevgililere
tam bu saatte yardım edebilirdi
arandı görev aşkıyla sevdalıları
bulmuştu işte karşısında
ağlaşıyordu ikisi çaresiz
ne yapacaklarını bilmeden
uğraşıyorlardı çözmek için sorunlarını
için için ağlıyordu kız, bu şekilde bitmemeliydi
delikanlıysa saçını okşuyordu gözleri nemli
sihirli değneğiyle uzandı
tek bir hamlede çözmek için kör düğümü
ne olduğunu anlayamadı
birden bire şimşek çaktı
gök gürledi ortalık karıştı bir birine
kara bulutlar örttü geceyi
orkestra sustu bir fırtına koptu
göz gözü görmüyordu
tökezleyen dost melek yere düştü
saf ipek kostümü lekelenmişti
utanılacak bir leke değildi ama
işe yaramazdı sihirli değneği
gölgelenmişti ışıltısı
lekesiz olmalıydı hem yüreği hem de kostümü
istese de yardım edemezdi sevgililere
sadece kendileri yardım edebilirlerdi
seven gönülleri bir olmalıydı
bir daha düşünüp,tartışmadan
konuşarak halletmeliydiler küçük sorunlarını
devam etmeliydiler aşklarına
ancak öğüt verebilirdi
“sevin birbirinizi,saygı duyun önce kendinize
sevgi altın anahtarınız olsun”
öğüdünü dinleyeceklerinden emin
kırık kanatlarını çırparak
geldiği gibi yükseldi melek

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Merhaba Dedim Dünyaya

Merhaba Dünya

Doğum günüm bugün; Nisan’ın on ikisi, baharın ilk müjdecisi güneş pırıl pırıl
göz kırpıyor neşeli. Sımsıcak ısıtıyor içimi, kış uykusundan uyandım toprak misali. İçim içime sığmıyor, kanım kaynıyor adeta. Kanat açtım gök yüzüne mavi deniz üstünde uçuyorum nazlı bir martı edasıyla, dünya ayaklarımın altında.

Umut denen tarlaya tohum ektim ellerimle, inişleri çıkışları olsa da yaşamın
bir yaşı eskitsem de gönlümde mutluyum ben, ömrümden bir yıl daha
eksilmiş olsa da mutluyum merhaba dediğim için şu fani dünyaya.

Arkama şöyle bir baktım; Ooooo neler neler sığmış yaşamıma kah sevinmişim, kah üzülmüşüm. Mutluluğu yakalamışım. Yakalamışım da hüzünler de katılmış araya bazı bazı. Güne bakan gibi gelecekte bakışlarım umut tarlasında filizlenen dileklerimi toplayacağım güneş göz kırpıyor. Yüreğimde yaramaz bir çocuk topaç çeviriyor aşka, sevgiye ve yaşama.

Teşekkür ederim anne İyi ki doğurdun

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Müsvedde Aşk

Kurşun kalemin yoktu
Mürekkeple yazılmıştın
Ressam edasıyla değil
Acemi hattat misali
Divitinden kan damlayarak
Kazınmıştın yüreğime

Rengi yoktu siyahtan başka
Sürekli boca ediyordun siyahı üzerime
Yüzüm, gözüm, ufkum karanlıklara gömüldü
Yeşermeye yüz tutmuş duygularım
Göçük altında can veriyordu
Bir yanlışlık vardı biliyordum
Silmeye çalışsam da
İzin kaldı yok edemedi silgiler
Bir çizik attım yaşanmışlıklara
Hala acıtıyor aşkın
Ve hala kanıyor yüreğim

Üzerini karaladım gece gibi karanlık
Çentikler yetmedi üstünü örtmeye
Yaz boz tahtasına döndü gönül defterim
Müsvedde yaşıyorduk sanki
Adeta bir ön çalışmaydı aşkımız
Karalamaydı sanki dünyamız

Derin ve sessiz ağladım her gece
Göz yaşlarım sel oldu
Çağladım, taştım, estim deli, deli
Karıştım gazellere anlatamadım
Ne yaşadım nede öldüm
İsyanlarda yüreğim

Al git uzaklaş benden
Yaşadığımızı sandığın
O yalancı aşkını
Kopardım gönül sayfamı
Buruşturup attım avucuna
Al ve git müsvedde aşkını
Yeter artık acıtma beni

Gerçek aşktı dileğim
Karalama sevmek değil
Git gölgeni bile al yüreğimden
Yeniden başlamak istiyorum
Yine yeniden gerçek aşk
Bulacağım tertemiz.
Tecrübeliyim artık
Müsvedde aşkını
Al ve git başımdan
Yüreğimi terk et

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:03 PM
Nadasa Bıraktım Yüreğimi

Zıvanadan çıkmadan hayatım

Tüm ateşini söndürdüm

Çengel taktım kapısına gönlümün

Ellerimle karanlığa saldım

Dinlenmeye terk ettim sessiz

Yorgun yüreğimde yer yok

Atılacak bir tohuma

Yağmayacak bulutlar üzerine

Gözlerimde ıslatmayacak bir süre

Tek bir filiz yeşermeyecek üzerinde

Köstebek gibi saklanacak en derinlere

Güneş doğmayacak üzerine

Siyah çaputtan elbiseli

Korkuluk diktim tam orta yerine

Kargalar bile uğramayacak

Başka gönüllere konacak güvercinler

Geçici bir süre izinli sevdalar

Çorak bir tarla misali

Nadasa bıraktım yüreğimi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
Nakarat Yıllar

Nefessiz birbirini kovalayan
Anlamsız boş yılların ardından
Dönüp baktım geriye şöyle bir
Yıllar geçmiş koşar adım bir çırpıda
Hiçbir şey yapmadan
Çok şey yaşanmış aslında
Tahsil güzel şey
Bazı sebeplerle bitmemiş
Çalışma hayatına atılmışım yürekten
Bir şeyler üretme idealistliğinde
Zor zanaat şu çalışma hayatı
Zoru başarmışım bir nebze
Bulunduğum bu noktaya gelmişim şükür
Yarışı bitirmiş kısrak gibi terlemişim yaşarken
Bir şekeri bile sakınmışlar ödül verirken
Kanamış parmak uçlarım saçlarıma aklar düşmüş
Yüzüme anlamlı çizgiler doluşmuş
Adımlarken hayat kulvarını koşa,koşa
Yorulmuşum yaşamın çemberini dönerken
Yorulmuşum hüsran aşklardan
İyot kokulu mavi deryada boğulmuşum sevdayı kulaçlarken
Bütün mavilerim kızıla dönmüş kanar içimde
Karalar bürünmüş güneşsiz dünyam
Mavi gözlerim bile kara görür olmuş
İncinmiş minicik yüreğim kırgın gönlüm yorulmuş
Günler monoton akıp gidiyor
Yıllar peşi sıra durmak bilmiyor
Günlerim aynı koşuşturmayla nakarat akıyor
Duygularım aynı yalnız nakarat
Aşklarım aynı hüsranlarda nakarat
Yaşam kovalıyor,ardı sıra gidiyor bedenim
Anlatamıyorum nakarat yıllarımı
Koşuşturmanın sonu yok bilirim
O büyük düzlüğe vardığında bedenim hüzünle
Son nefeste kanatlanıp uçacağı vakte kadar
Sürüp gidecek biliyorum
Bu nakarat yıllar
Vakit doldurmak adına
Yazıyorum sıkıntılarımı
Yazıyorum hayatımın kırık şiirini

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
Neden?

Ve bir aşk hikayesi daha
Hüsranla bitiverdi.
Doldu tepeleme ıstırap
Acılı, kederli yürek
Bilinmez nedeni
Bilinse de
Kaçar köşe bucak
İfade yoksunu gözler
Oysa ki başlarken
Coşkunun heyecanıyla
Tatlı tatlı yanan iki beden
Uçuyordu kanatsız
Oynaşıyordu semada
Yıldızların arasına saklanan
Aşk bahçesinde dererken çiçek
Beklenmeyen finalde
Yandı ateşte aşk
Yandı kavruldu da,çaresiz
Hiç kimse ama hiç kimse
Yardım edemedi.
Neden?

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
Neydi Sebebi Terk edişin

DUR GİTME

Bir defa da benimle konuş
Susma ne olur sevdiğim
Neydi sebebi terk edişin
Neden bu bırakıp gidişin
Arkana bakmamacasına

Yok böyle olmaz
Bir kalemde silip atılmaz
Bir kahvenin bile kırk yıldır hatırı
Ne oldu da hatırımız tükendi
Yada biz tükendik

Söyle
Seni hiç sevmedim mi
İstanbul kadar başka değil miydi
Gözlerimdeki buğulu bakışlar
El ele dolaştığımız kaldırımlar
Şahitti yürek atışlarımıza
Ne çabuk unuttun yok mu oldular
Tek yürektik ya seninle

Hiç mi sevmemiştin beni
Yalan mıydı yaşadıklarımız
Ne olabilir sebebi terk edişin
Ardından derin çizgiler
Bırakıp gitmek sığar mı aşka

Yarın güneş doğar mı
Sensiz İstanbul’ da söyle
Uyku saatlerini düşünerek
Yan yanayken bile özlemedim mi
Her gün yeniden
Daha fazla sevmedik mi
Ne duruyorsun söyle

Eminönü’nde balık ekmek yemedik mi
Kadıköy iskelesinde birlikte
Uzaklara giden vapurdaki yolculara el sallamadık mı
Orta köy sahilinde birlikte
Volta atıp deryaya haykırmadık mı
Gecenin bir yarısı
“seviyorum,bende seni”
Üsküdar’ da Kız kulesi gizeminde
Hayallere dalmadık mı ikimiz
Yıldız parkında sonbahar yaprakları arasında
İlk kere değil,son kere hiç değil
Sonsuz kere öpmedin mi
Buselerin soğumadı bile
Dur gitme
Benimle konuş ne olur
Neydi sebebi terk edişin
Neden bu bırakıp gidişin
Anlamak istiyorum anlayamıyorum
Dur
Gitme

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
Nikaha Davet

Yıllar önce ayrılmıştık
Dost, arkadaş kalmıştık
Bir iki telefonla konuştuk
Tesadüflerle karşılaştık
Merhaba ile geçiştirdik

Sonra, yıllar uzun yıllar
Birbirini kovaladı
Hiç görüşmedik
Hiç aramadık
Bitmişti artık
Duygularımızsa yürekteki
Çöp kutusunu mekan seçmişti
Sıkı sıkı kapanmıştı üstü
Sızdırmıyordu kokusunu
Yıllar sonra rastladım
Evlenmemişti

Bense yeni bir mutluluk yakalamıştım
Evlenmek üzereydim
Bu rastlantıya
İkimizde sevindik aslında
Parmağımdaki yüzüğü
Gösterip nikaha,
Nikahıma davet ettim
Birden sarsıldı bedenim
Kan beynime sıçradı
Yüreğim koşar adım atmakta
Ama gün alınmıştı bir kere
Caymak mı asla olmazdı.
O da farkındaydı her şeyin
Allak bullaktı yüzü
Buruk bir tebessümle
Gelirim dedi içten
Son bir kez bile olsa
Gelinlikle görmek için
”Gelirim elbet”

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
O Adam / Platonik Aşkım

Her gün sabah,akşam
Hayat koşusu yaptığım otobüste
Rastladığım / rastlamaz olsaydım
Yüzene aşina olduğum o adamla
Geldik göz göze günün birinde
Gözü gözüme değdi sandım
O güzel yüzünden sıcacık bir tebessüm
Yayıldı benden yana
Isınıverdi içim, kanat çırptı sihirli aşk meleği
Zıvanadan çıktı yüreğim,gümbür gümbür
Bulandı yüzüm pembenin tonlarına
Şahlandı masum duygularım
Biraz utangaç tebessümüm
Aynı sıcaklıkta belki de daha sıcak
Beklerken cevabi tebessüm
O da ne anlayamadım
Arka koltukta oturan zayıf esmer kadın
Kalktı el sallayarak ayağa
Güzel değildi çirkin bile denebilirdi
Hatta geçkinceydi yaşı
Birkaç yaş fazlaydı,eminim benden
Tokalaşıp kucaklaştılar
Bir buse kondurdu o esmer kadının yanağına
Pekte masum buse değildi hani
Yıkıldım,dünyam karardı
Döndü başım bir an
Oldu süpürgeli cadı aşk meleği
Gözü gözüme değdi sandım
Bana uçurdu sandım tebessümden alevi
Fark edilmekti dileğim uzun zamandır
Nihayet fark etti dedim sevinçle
Gözleri bana güldü
Açılmaya hazır kolları
Sandım alacak sinesine
Ne çok yanılmışım
Kaldı kursağımda sevincim, aşkım
Güzel bile değildi ki fark edilen
Fark edilen olmadığıma
Üzgünüm platonik aşkım üzgünüm
Yine de benim olsun yaşamındaki hüzünler
Bakma çirkin dediğime
Esmer güzeli, ince, narin
Sar candan kollarınla
Mutlu ol sen yine de

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:04 PM
On Yedi Ağustos

Bir gece ansızın
Uykuda yakaladı
Tüm Marmara’yı
Yerle bir etti
Kartondan evleri
Acımasızca
Yari yardan
Anayı evlattan
Koparıp aldı
Vicdanları sızlattı
Yürekleri dağladı
Beton yığınına döndü
Yer gök birleşti sanki
Toprağın bağrı yarıldı
Gömüldü tüm emekler
Yaşamamıştı insanoğlu
Şimdiye dek
Böyle bir felaket
Kimi anasını arıyordu
Göçük altında
Kimi sevgili eşini
Yada emzikteki bebesini
Hey büyük Allah’ım
Ne olur biçare bizlere
Yardım et
Tekrarından koru hepimizi
Bir çadırı bile yoktu Kızılay’ın
Parçalanmış yürekleri barındıracak
Yapılan tüm yardımları
Talan eden insafsızlar cirit atıyordu
Hemen sabahında felaketin
Dürüst olmayan kirli elleri
Vicdansızları uzak tut yuvamızdan
Söz veriyoruz hepimiz
Kalan yürekleri yaralı bizler
İyi doğru dürüst olacağız
İnsan olacağız yarab
Yardımını esirgeme bizden

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:09 PM
Orta Köyde Bir Çay Bahçesi

Bilmem
Belki de beş altı yıl önceydi
Hani o ilk buluştuğumuz
Mayıs ayında bir gün
Nasılda titriyordum heyecandan
Fark ettirmek istemiyordum ama
Ne mümkündü saklamak heyecanımı
Aslında sen de birazcık heyecanlıydın belki
El ele yürüyorduk Beşiktaş da
Yolumuz bizi Orta köy’ e sahile götürdü
Deniz kenarında yürüdük

Martıların kanatları arasında uçuyorduk adeta
Güneş sanki güzel bir başlangıcın
Müjdecisi gibi pırıl, pırıl
Ve ısıtıyordu içimizi.
Kaldırım kenarında açılan gümüş
Tezgahlarından bir yüzük alıp
Vermiştin bana.Farkında mıydın bilmem
İlk hediyen di bu bana
Utana sıkıla almıştım yüzüm al, al
Yorulunca dolaşmaktan
Sahilde bir çay bahçesinde denize karşı
Hasır tabureli küçük bir masada
Uzuca bir zaman oturup
Hani o ilk unutulmaz sohbetimizi yapmıştık
Birbirimizi tanımak,sindirmek için yüreğimizde

Hafif melodi gibi gelen dalga seslerini dinleyip
Martılarla birlikte şarkılar seslendirmiştik
Nefis tavşan kanı çaylarımızı yudumlarken.
Elimi tutup yanağıma minicik bir buse
Sıcacık bir buse kondurunca kızaran yüzüme
Bakın sımsıcak bir çift gözle
Aydınlanmıştı dünyam.
Yüreğimin sesini dinlemiştin.

Hatırlıyorum seneler sonra şimdi
Tesadüfen yine ben Orta köy’ deyim
Hem de yine bir mayıs günü ve
Aynı çay bahçesinde çayımı yudumluyorum
Bir başıma
Çay bahçesi aynı,garsonlar tanıdık
Soran gözlerle baktılar gözlerime
Çay aynı nefis çay değil sanki
Dalgaların sesi bile kırık bir melodi çalıyor
Martıların şarkılarıysa kulağımı tırmalıyor

Uzaklara ufka bakıyorum
O ilk buluştuğumuz mayıs aklıma geliyor
Güneş ısıtıyor kıştan uyanan bedenimi
Yüreğimse hala buz zemheri
Bir yandan ısınıyor bedenim bir yandan da
Titriyor yüreğim.
Göz yaşlarım boncuk,boncuk damlıyor maviye

Daha saatlerce oturup o günü
Sindire, sindire hayal etmek isterdim ama
Otobüsümün geldiğini gördüm
Garsona içip bitiremediğim
Gece gibi karanlık çayımın parasını ödedim
Para üstü beklemek mi üstü kalsın be arkadaş
Yüreğim burada kalmış para kalmış çok mu
Koşar adım ayrıldım çay bahçesinden
Bir şeyleri bırakıp ardımda

Eminim
Sadece bu ilk gelişimde hatırlamayacağım
Çok uzun yıllar geçse de
Orta köy’ e her gelişimde unutamadığım
Unutamadığım o gün ve anılarım yüreğimin bir köşesinde
Çırpınırken yalnız olmayacağım
Birlikte geleceğiz bu çay bahçesine
Bir, bir canlanacak anılarımız
Bana acı bir haz verecek her gelişimde
Ama yine geleceğim,yine geleceğiz

Yüzüğüm mü hala parmağımda

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:11 PM
Öyle Mutsuzum Ki


Öyle mutsuzum ki
Hiçbir şeyden
Tat almıyor gönlüm
Yalnız eksenimde
Dönüyor dönüyorum
Kısır bir döngü misali
Kamaşıyor gözlerim
Yaklaştıkça ışığa
Zemine çakılıyorum
En yüksekten
Tutan bir el yok
Sarılıyorum boşluğa sıkı sıkı
Nerede olursam olayım
Gözlerim bomboş
Bakıyor etrafa
Bir kıpırtı, bir esinti
Bekliyor yaralı gönlüm
Öyle çaresizim ki
Hayat süngüsünü takmış
Savaşıyor benimle
Ve ben hep yeniliyorum
Toplu, tüfekli yalnızlığa
Öyle mutsuzum ki
Gelmiyor kapıma
Kasırgadan başkası
Ne ılık bir sam yeli
Ne de huzur dolu meltem.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:11 PM
Papatyalarım Var

Hadi git
Boş ver
Durma git
Ne olur
Yağlı urganla
Bağlamam gerekse de
Git
Kır zincirlerini
Koş
Beklediğini söylediğin
Açık kollara
Düşünme geride kalan yüreği
Kucak dolusu
Papatyam var
Üzülme
Avuturum kendimi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:11 PM
Pırlanta

Ufalandı darbelerle
Elmas madenim
Tek taş ustası arıyor
Sol yanım

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:11 PM
Resmettim mutluluğu

Önce yeşile boyadım beyaz dünyamı
Pırıl, pırıl bir gökyüzü yerleştirdim yukarılara
Güneşi ısıtan, sevgi ağlayan pembe bulutları olan
Gelincikler çizdim kırmızı
Papatyalar sarı beyaz
Yaprakları seviyor,seviyor
Haykırmaya hazır
Küçük bir yavru ceylan
Seke,seke otluyor annesi yanında
Sakin ama dingin akan buz gibi derede
Yüzen birkaç ördek çizdim kırmızı kocaman gagalı
Bir köşede kedi ile köpek sarmaş dolaş oynamakta
kavalı elinde yanık bir türkü söyleyen
Yağız bir çoban kuzucuklarını bekleyen
Melodileri kulağıma kadar gelen

Çiçek tarlasının ortasına
Bir kız çocuğu çizdim
Sarı saçlı mavi gözlü
Etrafında kelebekler uçuşan
Narin,heyecanlı gülünce güller açan yüzünde
Yani sessizce ben.
Bir erkek çocuk çizdim
Esmer,kara gözlü ve cesur bakışlı
Tebessümleri tek gamzesinde saklı
Şefkatli eli kız çocuğunun başında
Dolaşan mert çocuk
Yani gönlü sevda yüklü sen.

Aşk perisi kanat çırpar
Seni seviyorum diyen tatlı dilleri
Aşk serper ipeksi kanatlarından
İki çocuğun başından aşağı

Tuvalim beyaz değil artık
Mutluluk resmim hazır
Yüreğim kıpır, kıpır
Ben de yelken açtım mutluluğa
Tıpkı resmim gibi
Eyvah unuttum
Bir de şiir yazmam gerek
Mutluluk adına
Çiseleyen yağmur altında
Şiir gibi akmalı dizeler
Damlaları ulaşmalı dört bir yanına dünyanın
Dizelerin arasında kaybolmalı hüzün
Şiir olmalı yaşam, yaşamın şiiri sonsuz olmalı
Tükenmemeli hiç daima çoğalmalı dizeler dillenmeli
Tüm dünyayı sarmalı mutluluk denizi
Kardeş,arkadaş,eş dost ve en sevgili
Yaşamalı güler yüzlü
Kin,nefret.kan ve hain bombalar gömülmeli çıkmamacasına
Yedi kulaç yerin dibine ve katranla örtülmeli üzeri karamı kara
Beyaz güvercin kanadına yükledim mi umutlu yarınları
Tamam işte size mutluluk resmi
Perçini de bu şiir.
Öyle değil mi
Gökkuşağı damlıyor köşesine tuvalimin samur fırçadan
Yedi veren yedi renk
Mutluluğu yaşamak kalıyor bize sadece
Bulduğumuzda o güzel dünyayı
Karşıya geçince

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Rüyam

Gece,
Ruhumu hareketlendirdi
Sessiz sedasız
Kimse duymadan

Gündüz,
Ayan beyan kabus oldu
Kara peçeli zebani gibi
Çepeçevre kıskacına aldı
Örseledi bedenimi
Gördüğüm rüya

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Sadece

Hayal denizindeyim
Yine ben bu gece
Ne bir resmin var
Nede mektubun var elimde
Beyaz güvercinin getirdiği

Uzanıp yatağıma öpe koklaya
Okumak isterdim
Sayfalar arasında
Sönerdi hasret ateşim

Doyasıya bakmak isterdim
Siyah beyaz resmine
Ama hayır yapamam

Kirpiklerim birbirine kavuştuğunda
Anılarımın çizdiği
Yedi kat perde arkasından
Seyrettiğim
Soluk hayalin var
Sadece

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Sahil Boyu Gidelim Yali Yali

KARADENİZ SEVDASI

SAHİL BOYU GİDELİM YALİ YALİ

Mavi ile yeşilin izdivacından doğan turkuaz sevdadır Karadeniz sevdası. Aslında anlatılamaz, gizemine erişmek için bizzat yaşamak gerekir. Ciğerleriniz bayram eder bol oksijenli temiz havasıyla. Yeşilin türlü çeşidiyle uzanan Kaçkarlar, denizin mavisiyle fırtınalı bir aşk yaşar adeta. Süt liman görünen denizin masum halinden eser kalmaz deryaya kavuştuğu yerde. Tüm Karadenizlilerin damarlarındaki kan gibi köpürür, hışımla kabarır çoğu zaman. Bir de bakmışsınız nükte ediyormuşçasına gök gürlemesini keser, güneş merhaba der tebessümlü. Yazın ortasında yağmur yağar, gök gürler. Aniden fırtınanın ortasında kalırsınız. Duman çöker dağlara, göz gözü görmez uğraşmayın sakın. Şemsiyeniz yetersiz kalır, yürümekte zorlanırsınız. İleride görünen köşeyi döndüğünüzde, güneşten korur fırtınada aciz kalan şemsiyeniz. Kışın diz boyu kar yağar her yer bembeyaz, ertesi gün bir de bakmışsınız güneş göz kırpıyor, kardan eser yok. Yaylalarda yazın kardan köprülerden geçip gidersiniz. Birkaç mevsimi aynı günde yaşamak içten bile değildir.

Karadeniz’in yağmuru; sel olup alır gider önüne geleni. Dereleri; fırtınalı, gürültülü, öfkeli çağlar. Denizi; haşin üfürüp köpürür, geçit vermez ormanları. Dimdik patikaları adeta kopup üzerinize gelecekmiş gibidir. Hem ürperir hem de garip bir haz verir tırmanan sevdalılara. Balı zaten delidir, fazla kaçırırsan çarpıverir.
Dünya da eşi benzeri yoktur Anzer balının.Tatmak için almayı düşünürseniz önce titreyin cebinizi yoklayın elinizi yakabilir bedeli. Haliyle insanı da kıpır kıpırdır. Biraz da nükteli olunca yolculukların da maceralı ve de heyecanlı geçmesi kaçınılmazdır.

Kibrit kutusu gibi serpiştirilmiş üç katlı ahşap konaklar ormanın içine gizlenmiştir. Cenneti andıran bir görüntü ilk defa görenlerin hafızalarına kazınır bir daha çıkmamacasına. Köylük yerlerinde gündüzleri yoğun iş sebebiyle komşularıyla sohbet edemeyen naif insanlar, gece oldu mu kafilenin başını çekenlerin ellerinde fener düşerler patika yola cümbür cemaat. Kibrit kutusu gibi serpiştirilmiş konakların silueti belli belirsiz gecenin koynunda ışık böcekleri eşliğinde, komşularından birinde toplanırlar günün yorgunluğunu üzerlerinden atmak için. Türlü çeşit esprilerle kırıp geçirirler etrafı. Hava da müsaitse kemençe yada tulum ellerinde, atma türküler dillerinde horon halayı kurulur hemen hemen her gece. Bitkin olan dizleriniz tulum namelerinde kıpır kıpır eder, damarlarınızda normal seyrini yapan kanınız bir anda dellenip şaha kalkar, yüreğiniz hop hop ederken kendinizi horonun tam ortasında buluverirsiniz. Sadece gençler değil köyün en yaşlısı da yorulana kadar horona eşlik eder. Büyük bir emekle yetiştirdikleri dünyanın en güzel çayıyla soluklanırlar. Tabii ki sigara tüttürmeden olmaz sağlıklarını düşünmeden.

Balıkçı teknesiyle uçsuz bucaksız maviliğe açılan denizciler ******* boyu asılırlar küreklere. Ağlarına takılan o tatların en güzeli, deniz ürünlerinin en görkemlisi hamsiler dolunca ağlarına ne denizin öfkesine, ne de gecenin ayazına aldırmadan, geceyi güne teslim ederken mutlu dönerler yuvalarına.

Karadeniz sevdası yeşil ve mavinin raksı ile Kırklareli’ den başlayıp sınır kapımız Sarp’a kadar sürer. Karadeniz’de kıyısı olduğundan hoşnuttur dünyanın incisi İstanbul. İstanbul boğazıyla bağlanır deryaya. İzmit, Sakarya, Düzce’den sonra ver elini Zonguldak. Zonguldak denince kış aylarında ısıtan siyah inci kömür akıllara gelir ve yerin bilmem kaç metre altında tırnaklarıyla çalışan, elleri yüzleri siyaha bulanmış, alınları ak pak, grizuyla mücadele edip hayata inatla sarılan madencilerin yürekleri sevgi ile çarpar. Siyah elmas, emeğin sevdasıdır.

Bartın‘da sahil boyu gezmek gerek. Yol üzeri Çeş-mi cihan Amasra’da biraz soluklanmadan geçilmez. Belki de gözlerinizin göreceği en bakir yerdir dünyada. Gerçekten de cihana bedeldir. Gözlerinizi ve yüreğinizi doyurmak için en saf gıdadır temiz havası. Saf sevdadır.

Şehitler durağı Kastamonu’nun dillere destandır Kurtuluş savaşında ki mücadelesi. Tarihin sayfalarında
dolaşırken Şerife kadının inanılmaz mücadelesini anmadan geçemezsiniz.Sadece Şerife kadın değildir
kahraman olan çoluk, çocuk, kadın,erkek hep birlikte yüzlerce şehit vermiştir vatan uğruna
Dünyanın en güzel safranı Safranbolu da üretilir. Meşakkatlidir. Tüm gençler büyük şehirlere göçtüğü için birkaç nineyle sürer üretim. Koruma altına alınan Ünlü Safranbolu konakları, bütün görkemiyle terkedilmişliğe inat turistlere misafirhane olurlar. Safran sarısı sevdadır.

Yurdumuzun en kuzey noktası Sinop’ta, şöyle bir sahil gezisi yapmadan bir yere gidilmez.Ormanın koynuna saklanmış Türkiye’nin tek Fiyort’u Hamsaroz’ da piknik yapıp çocuklar gibi şen olmak içten bile değildir. İnanılmaz manzaraya hayran olmayan yoktur. Gizemli sevdadır.

Ata’mız tarafından Kurtuluş savaşının başlangıç noktası olarak seçilen Samsun’a vardığınızda Doğu Karadeniz başlar. İlk önce Atatürk heykelini görmek gerekir. Tütün bahçeleri ve hırpalanmış elleriyle tütün toplayan kadınlarla sohbet baldan tatlıdır.Çarşamba ovasında yetişen pirinçten pilavların en güzeli yapılır. Ata sevdasıdır.

Samsun’un az ötesinde Ordu ve Giresun sizi kucaklar. Boz tepeden kuşbakışı seyretmeye doyum olmaz. Ordu tümden ayaklar altına serilir. Giresun kalesine çıkıp resmetmek gerekir o güzelliği. Topal Osman’ın anıtına tırmanırken bir taraftan da Topal Osman’ın yaptıklarını düşünmek, tarihi bir haz verir yüreklere. Dilek çeşmesinden su içerken dilek dilemeyi sakın unutmayın. Dünyaca ünlü fındık bahçelerinde kızların yanık olur türküleri. Güçlü sevdadır.

Kemençenin bol bol çalındığı Trabzon’a varırsınız kısa bir sürede. Atatürk’ün o muhteşem köşkü ormanın içine gizlenmiş bekler. Görkemli ve mağrur karşılar sizi. Asırlar öncesinden dağa nakışlanmış Sümela Manastırı’na tırmanmak güç ister, nefes ister. Patika yolda ağaçların tatlı melodisiyle ve irili ufaklı şelalelerin sesi, yorulan bedeninizi dinlendirir hamak misali. Melodik sevdadır.

Köpük köpük Fırtına deresini geçip Of üzerinden Rize’ye ulaşırsınız. Çay bahçelerinde çay toplayan kızların yardımıyla bütün acemiliğinize rağmen ellerinizle toplamaya çalışın keyifle yudumladığınız çayı. Sonra bir fabrika da oluşum macerasını görüp verilen emeği hissedin yüreklerinizde. İşte o zaman dinlenirken daha bir keyiflidir yudumlaması Özel Rize bezinden imal edilmiş Peştemal ve Çeşanlar güzel bir dekorasyon için gereklidir. Almadan edemezsiniz. Şöyle bir yaylalara doğru tırmanırken dikkatli olun temiz hava çarpar. Ayder yayla’sında ahşap evlerin mütevazı sahipleri konuk eder. Yöresel yemeklerden tatmanız tavsiye edilir. Uzun göl’e tepeden bakış attığınızda muhteşem manzara karşısında diliniz tutulur. Gölde yüzen ördekler acıkmıştır, yemlemeniz gerekir. Tavşan kanı demli sevdadır.

Hamsi köy, Çayeli‘nden öteye salını salını giderek Çamlı Hemşin’e varırsınız Tarihi bilinmeyen Zil kalesi görülmeye değer nadide yerlerdendir. Ormanın koynunda rüzgarla cilveleşir. Asırlar öncesinden haberleşme yapılan Zil kale geçen yıllara inat ayakta kalmayı başarmıştır. Gözle göremediğiniz uzaktan gelen kuş cıvıltıları eşliğindeki derelerin sesi ninni gibidir.Bedeniniz ve ruhunuz dinlenir. Dingin sevdadır.

Artvin, dağın yamacında sizi bekler. Gerçek Lazlara konuksunuzdur artık. Atabarı’yla karşılanırsınız. Hopa, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen Lazların bol olduğu, gürcülerin yaşadığı görülmeye, imrenmeye değer bir mozaik. Gönlünüz isterse Batum’a geçip Gürcü hemşehrilerinize merhaba diyebilirsiniz. Sınırlar ötesi sevdadır.

Sevdaların hası Karadeniz sevdası anlatmakla bitmez, yaşamaya doyum olmaz. Karadeniz sevdası bol maceralı heyecanı dorukta, inanılmaz bir sevdadır.

Aslında anlatılmaz yaşanır Karadeniz sevdası


KARADENİZ SEVDASI

Sevda bu
Anlatılmaz
Doya, doya yaşamak lazım
Uzaktayken
Özlemlerin katmerlisi
Yakar bağrını derinden sızısı
Süsler rüyalarını azgın denizi
Tüter o minicik burnunda hamsi balığı, mısır ekmeği
Kara lahana çorbası sofrana kurulur mis gibi
Macera dolu yaşam, cazibeli
Kucak açmış bekler seni
Balı deli, yağmuru deli
Çağlar fırtına deresi
Çağırır geçit vermeyen dağı
Damarındaki kanı hınzır deli
Dursun’ u nükteli
Açıkgöz Temel’ i
Ya Fadime’si, işveli mi işveli
Oynar sırtındaki yüklü sepeti
Sağı solu belli olmayan havası
Ters giydirir acemiye fesi
Öyle bir sevda ki Karadeniz
Şeytan tüyü neresinde bilinmez
Yalnızca yaşanır coşa, coşa
Deli mi deli.
Sevdaların en güzeli
Karadeniz sevdası
05/08/2006


Birkaç tane atma türkü paylaşalım

Deniz üstü üzerim
Sarı lira düzerim
Babamın sağlığına
Nazlı nazlı gezerim

Kız içluğun varmidur
Giy bakayum darmidur
Elim sığacak kadar
Koynuna yer varmidur

Duman deredekari
Götürür portikali
Kız koynunda ne vardur
Sade vurur yukari

Arkeri dal üstünde
Pembe yelek dokurum
Kaybana sevdaluğun
Mektebunde okurum

Merdivenim kırk ayak
Kırkına vurdum dayak
Yar kapıdan geçerken
Ne el tutar ne ayak

Gül biteyi biteyi
Biteyide iteyi
Dedi urumun kızı
Namus elden gideyi

Armudu budakladım
Dallarını sakladum
Annesinin yanında
Kızını kucakladum

Armut budaklanırmu
Dalları saklanurmu
Annesinin yanında
Kızı kucaklanırmu

Sevdaluk ede ede
Yandı yürek yandı
Ben daha dayanamam da
Can boğaza dayandu

Meral Yağcıoğlu

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Savaş Çocuğuyum

gece gündüz demeden başlarına bombalar yağan
çaresiz komşunuzun çocuğuyum, kapı komşunuzun çocuğu
belki de bilmiyorsunuz kimim, tanımıyorsunuz, yada ne bileyim işte
göz görmeyince katlanırmış gönül, televizyonlarda da mı görmedi gözleriniz

okuma heveslisi ilk okula yeni başlamış kırmızı kurdelesi yakasında
yıkıntıların arasında çerçevesi kırılmış resimdeki gözleri ışıldayan, umut dolu
masumane tebessüm eden anne ve babasının arasında
baba adayı, belki de dünyaya bir evlat yetiştirecek çocuk

bomba düştü rüyalarıma gümbürdeyerek
böldü en körpe yerinden hayatımı acımadan
yıkıntıların arasında kanayan parmaklarımı da mı
görmedi mil çekilmiş gözleriniz

ne annem var nede babam şimdi,aslında bende yokum ya bu dünyada
odamın duvarının altında kaldı minicik bedenim
yatağımda uyurken zamansız çalındı ömrüm
resim karesinde dondu masum gözlerim

büyümeyecek hep çocuk kalacak ölen bedenim nasılsa
enkaz altında gülen gözlerim bayramları göremeyecek
annem ve babamla koyun koyuna yatıyorum, üşüyor yüreğim
toprak altında ısıtmıyor, yok ki sıcaklığı annemin

tüm dünyaya sesleniyorum, kaldıysa geride tesadüfen yaşayan bir fidan
duysun dünya ölmüş çaresiz feryadımı, ben kim miyim
komşunuz savaş çocuğu, dinleyin sessiz çığlığımı
bana, zorla hayatı çalınan çocuğa kulak verin, işi gücü bırakın

kardeşlik türküsüyle yakın meşaleyi, yaşama tutunsun tüm dünya çocukları
yıkıntılar arasına sıkışmasın büyüyecek resimler, izin vermeyin zulme
ölmesin çocuklar gelecekteki büyüklerimiz, fidanlarımızı kırmasın eller
gülümsesin körpe yürekler, ağlamasın anneler, düşmesin dualar dilinizden

ben savaş çocuğuyum yok önemi ismimin, sadece bir çocuktum
gözleri keder bürümesin, akmasın kan, bayrama ulaşsın kalan birkaç can
kardeşçe el ele yaşayın sizler, bizden geçti nasılsa, ders alın hayattan
Sarılın sevgiye, sarılın dostluğa ve dur deyin insafsızlara

insanlık için savaşmayın, mücadele edin sevgiyle, ilimle

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Sayamadım

yıllarımı abaküsten çaldım
karıştı her biri şaştım kaldım
hayat dersinden zayıf aldım
beceremedim sınıfta kaldım

dönüp dönüp yeniden başladım
mavi boncukla sevgi aşladım

acemi çocuklar gibi saydım
gökte ağlayan hüzünlü aydım
dilimde tükenmeyen duaydım
ne izim var hayatta ne kaydım

umudu boncuklara bağladım
çocukça feryat figan ağladım
taştım da seller gibi çağladım
onulmaz yaraları dağladım

bir bir dikenleri ayıkladım
yetmedi tecrübem sayıkladım

sevenlerden yardım bekledim
ömrümü birbirine ekledim
son kez sekte-i kalple tekledim
mahşer de huzura emekledim

ne gelen var ne giden can verdim
virane aşkımla arşa erdim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Seni Kalbime Gömdüm

Ben iyiyim
Ben mutluyum
Seni kalbime gömdüm
Kalbim benimle ya

Git
Git bir an önce
Mutluluğu yakala
Yaşamını düzenle
Yeni sevdiğinle mutlu ol
Git beni merak etme
Açık yürekliliğini
Takdir ediyorum.
Seni anlıyorum
Ben huzurluyum
Ben mutluyum
Seni kalbime gömdüm
Anılarım benimle ya

Git
Gönlüm razı olur mu hiç
Yanımdayken acı çekmene
Başka bir bedeni arzulamana
Asla dayanamam
Acı çekerim ben sensizlikte
Taş basarım yüreğime
Seni kalbime gömdüm
Gün be gün anılarım var ya
Seni ve yaşadıklarımızı
Kalbime gömdüm.
Kalbim benimle ya.
Git..........

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Seni mi Kıskanayım?

Kıskanırım
Kıskanırım yıldızları
Hayranım cezbeden
Çokluktaki yalnızlıklarına
Kaybolan yüreklere
Yol ile yoldaştır her biri
Pusulamdır yürek kayboluşlarımda

Kıskanırım
Kıskanırım tebessüm eden ay’ı
Sığınır değişik kostümlere
Cazibelidir esrarengiz halleri
Yakalarım aşkı,sevdayı
Hilalin gamzelerinde

Kıskanırım
Kıskanırım güneşi
Gelen her yeni sabaha
Sımsıcak doğar,saklı içinde umudu
Beslerim umutlarımı
Sabahın seherinde
Tazelenen yüreğimde
Şarkı söyler bülbüller

Kıskanırım
Kıskanırım çocukları
İçimdeki çocuğu büyütmemek adına
Saklanırım çocuk bahçesine
Oynarım körebe kendimle
Bulamasam da kimseyi

Kıskanırım
Uzayıp gider bu liste
Çiçekleri, kuşları, denizleri, bulutları
Sevgiyle çarpan yürekleri
Biter mi saymakla
Kısacası taş kalplilerin dışında kalan
Her şeyi kıskanırım

Kıskanmam
Seni mi kıskanacağım
Sen ki girdiğin her yüreği
Talan edip gidensin
Talan olacaksa ıstırapla
Terk ederim savaş meydanını

Kıskanmam
Son veririm savaşa
Sulh eder yüreğim
Geçerim hayatın başka sayfasına

İnsan sevdiğini kıskanır
Yürekten sevilirse eğer
Alınıyorsa her nefes ortak
Paylaşılıyorsa iyi,kötü yaşam
Sen sevmedikten sonra
Sevmiyorum seni ta dünden

Kıskanmam
Göğsünde kara bir delik
Yok ki senin yüreğin
Seni mi kıskanayım
Hadi canım sende

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Seninle Sendeyim

Ben bende değil
Seninle sendeyim.
Farkında değilsin
Biliyorum

Belki bir gün
Boş vaktinde
Düştüğümde aklına
Arala kalbinin kapısını
Hemen oracıkta
Birini görürsen
Çaresiz,ağlamaklı
İşte o
İşte o biçare benim
Kırılgan sırça yüreğim
Emrine amade

Bakma sakın soran gözlerle
Seninle bir bütün olan
Ben bende değil,
Seninle sendeyim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:12 PM
Sensiz de Varım

Taş basarım bağrıma
Asla dönmem sana
Dizlerime kapansan da
Gitme kal desen de
Asla dönmem sana
Yalvarma sakın
Biliyor musun ki
İçimde kopan fırtınalar
Sonunda dindi
Hayatım süt liman şimdi
Sensiz ben bir hiçtim ya
Sen öyle diyordun
Beynime kazınmıştı sanki
Kör kasaturayla
Yaşayamazdım sensiz
Adım bile atamazdım yalnız
Artık yok öyle bir şey
Ben sensiz de varım
Ve sensiz yaşarım.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sev Beni Anne

Tüm çocuklara iyi, mutlu, sevgi dolu bir bayram dilerim


Altıma kaçırmışım
Vurma anne
Ben daha küçüğüm
Bilmez ki çocuklar

Banyo yaparken
Alev saçıyor bedenim
Haşlandı körpe tenim
Kaynar su yakar anne

Kimsesiz değilim ki
Dünyaya getiren
Terk etmiş olsa bile
Bir annem var

Devletin yuvasına
Sığındım çaresiz
Sev beni anne
Muhtacım sevgine

Şefkatle büyür çocuk
Kucağına al,sar beni
Bas göğsüne başımı
Yanağım hazır öp anne

Annem olmasan da
Seviyorum seni
Vurma,vurma anne
Canım acıyor

Biliyorum evladın değilim
Yürekten sevmesen de
Kucağına alıp öpmesen de
Başımı okşa ellerinle anne

Yaşamdan tek isteğim
Büyüyüp anne/baba olmak
Şefkatle sarıp çocuğumu
Sevgiyle büyütmek anne

Kanadımı kırma anne

İstisnasız tüm çocukları sevin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sevdanın Hüznü

“Birlikten kuvvet doğar”

Gördüm gözlerinde sevdanın hüznünü
Yok mutluluktan eser, dolu neşe yerine keder
Yalnızlık raks ediyor gözbebeklerinde
Orkestra yok, müzik yok yalnızca rakkase ortada
Kırmızı entarin belinde, pabuçların elinde
Yorgun bedenin sürünüyor ritimsizlikte

Tebessümlerin hep yalan, sahte
Kara sevdanın dikenli sarp yollarında
Yalın ayak yürüyorsun hüzünle kol kola
Topukların kan revan, boyuyor kızıla
Geçtiğin yaşamı adım,adım
Yıpranmış giysin, bedenin, yüreğin örseli
Belli yaşadıkların üzmüş
Yıkılmışsın ihanetlerle
Aciz kalmış yorgun yüreğin
Bertaraf etmekte ihanetleri

Paylaş yaşadıklarını haydi
Dök içindekileri iyi, kötü ne varsa
Arkadaşım değil misin? yanındayım
Yalnızlığını, yalnızlığımla yok eden
Hayatına renk katan mavi olmak ister yüreğim

Gözlerinde sevdanın hüznünü değil
Sevginin, hayatın ışıltısını yakalamak birlikte
Kızılların maviye, siyahların beyaza dönüştüğünü
Görmek ister gönlüm göz bebeklerinde

İşte o zaman sevdanın hüznü devreder yerini
Yürek ritmindeki rakkaseye melodiler eşliğinde
Birlikte yürürüz geleceğe omuz omuza
Savaşırız hüzünle,ezilir gücümüz altında
paylaşalım hayatı, bırak yanında olayım
Yıldız, yıldız baksın gözlerimiz

Dostluğun,arkadaşlığın hatırına

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Severim Ya Sen

Mavi bakan gözlerim
Görür hep en güzeli

Çınlar kulağım her an
Neşe-i muhabbetle

Lal olur dilim kine
Etmez tek bir kelime

Şakır bülbül misali
Söyler sevda türküsü

Güneşe dönük yüzüm
Aydınlık ve umutlu

Yüreğimse sevgiyle
Beslenir,çiçeklenir

Sevgi tohumlarını
Serpiştirir evrene

Seni sevdiği kadar
Sever yaratılmışı

Yaratandan ötürü
Ya senin o taş kalbin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sevgi Çiçeği

sevgi çiçeği

yorgun yüreğime sevgi tohumu ektin
nadasa bıraktığım gönül bahçemde
yeşerdi vazgeçtiğim tüm çiçekler
kısa zamanda söküp alacaksan çiçeğimi
mesken tutacaksan eğer başka gönülleri
aldatmaksa niyetin vur yüreğime hançeri

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sevgililer Günü Ortak Çalışma

rr.akdora
Karşımda içten gülümseyen bir kadın olmasını isterim
Elinde uzattığım gül, ışık uzatsın bana gamzelerinden
Gözlerinde, düşüncelerinde, nabız atışlarında ben
Her gün yeniden bana sevdalanmasını isterim

Filiz Kılınç
yüreğimi aşka açtım bir gün batımında
sen dedim
senden gayrisini istemedim
olmadığın her güne bir ömür biçtim sevgilim

Meral Yağcioğlu
bir güne sığmayan,
yürekten taşıp bendini aşan
sevgi yağmurlarında yıkanıp,
arınsın bedenimden hüzünlerim durgunluğu
gül dalındaki dikenin acısından
uzun sürsün isterim busenin mutluluğu
………………..gül yaprağına konan

Turhan Toy
Sevgililer günüymüş
Yansın yeterse bir dem
Emsin ateşler dili
Hüznün kalıbında ten
Ey sevgili
Kardelenler karakışa teslim
Şubatın koynunda

Nur Ulusoy
Güller açtırırken gözlerimle görülmesini isterdim
Hayatta bir gün de olsa avuturdu sevildiğimi bilmek
Ömür boyu koynumda sevgi gülü dikenlerini batırırdım
Mahşerde bile gözlerimi sevdam ile açmak isterdim.


M.Yaltı
İsterim seni bir gün kızıllığında tanımak isterim
Aşk dolu kadehlerin yansıttığı sıcaklıkta isterim

Ali Işık
sen miydin bana yaşatan hayalleri
dünden bugüne kalan hatıralar
avuntu değil
kalanlar
yeni yarınlara
yine sevgide uyanmak isterim..

İshak ÖZLÜ
Yanımda melek ruhlu bir kadın olsun isterim,
Gülünce,gözleri gülsün dalıp gideyim.
Konuşunca,ruhum dinlensin uçup gideyim,
Her gün aynı duyguları bana yaşatsın isterim......

Fatma Aras
zamansız bir gül idi elime tutturulan
ben şaşkın o üzgün
verememişti gülünü sevdiği kıza
atmaya kıyamamış
uzattı gülü bana
benim ilk aşk çiçeğim
göz yaşlarıydı onun
bitmişti onların aşkı
ortada kalan güller
kucağımda kalmıştı
yüzümde gülücükler
gözlerimde yaş vardı…..

Ay,Güneş,Metap
tek istediğim candan sevsin beni
her özleyişinde beni yüreğinde bulsun
korkmadan haykırsın sevgisini
beyninin ortasında saklasın beni

Melih Baki
Hasretin düşer! .. kor gibi
sol göğsümün altına
inceden,inceye yakar
sevda ateşi yanar
ben yanarım…….. “sevda ateşi şiirinden

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sevgililer Sevgilisi

Bir yıldız doğdu gökyüzünde
Müjdeledi Resul-ü Ekrem’i
Devrildi putlar Kabe’de
Yüce Mevla’nın Habib-i
Aydınlattı karanlığı
Verdiler sağ eline güneşi
Ay’ı da sol eline
Vazgeçmedi
Etmedi isyan
Korkmadı zulümden
Sakladı örümcek ağı
Güvercin kanadı
Destekledi tüm mahlukat
Emrine amade insanlık
Yılmadı, göğüs gerdi zorluklara
Tebliğ etti Kur’an-ı Kerim’i
Yol gösterdi cahile, ehli beyte
İzniyle Cenab-ı Allah’ın
Kazandı müşrikler inadına
Savaşları birer birer
Hendek, Bedir, Uhut
Muzaffer komutanı cephelerin
Dört bir yana yaymak için İslamiyeti
Feza aleminden beka alemine
Yükselip yedi kat arşa Burak kandında
Huzura eren Allah’ın Resülu
Tek insan, Cenab-ı Allah’ın sohbetine nail olmuş
Cenneti gören güzel insan
Gül yüzlü Peygamberim
Müjdecisi oldu beş vakit namazın
Doğruluğun, adaletin ve sevginin
Cennet kapılarını açan altın anahtarı
Teslim etti inananlığa
Alemlerin kuruluş sebebi sevgililer sevgilisi
Cihan Serveri Hazret-i Muhammed (s.a.v)
Esirgeme şefaatini
Nefsimize esir olmuş günahkar bizlerden
Dolsun sinemize gül kokun
Yolumuz yolun
Rehberimizsin Ya Resulallah
Işığında yürüyoruz
Evreni aydınlatan
Yüce Rabb’imden
Armağandır İslamiyet
İslamiyet’in nuru
Şefaat ya Resulallah

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:13 PM
Sevgililere Duyuru

Bugün evimizde bir davet var duyurulur.Duyduk duymadık demeyin duyan duymayana haber versin.Yüreği sevgiyle çarpan herkes davetlidir.

Babam elinde kırmızı gül goncası ve en şık kıyafetiyle zili çalan ilk kişi olacak,tabii ki kapıyı açan annem meraklı gözlerle hayrola neyi kutluyorsun der gibi biraz da şaşkın bakışlarla karşılayacak.

Evde bir telaş bir telaş anneme fark ettirmeden kırmızı kurdeleli peçetelerle donatılmış bir masa hazırlamak ne zordur anlatamam. Karşılama merasiminde ki şaşkınlık sonrası babam yazdığı şiiri “Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış’tan” şarkısı eşliğinde okuyacak,sevgilisine ilk serenat yapan genç ve kör aşıklar kadar heyecanlı. Ve dile kolay elli birinci sevgililer günü kutlaması başlayacak...

Elli bir kere sımsıcak bir buse kondurup sevgilerinin devamını dilemek tüm dostlara nasip olur inşallah.

Aslında özel günlerin yeterli olmayacağı kanaatindeyim.Kanaatindeyim de işte insanoğlunun egosu hoşuma da gitmez değil hani biri “sevgililer günümü (olmasa da sevgilim) , kadınlar günümü ya da her hangi bir günümü (arkadaş,kardeş,hala vs vs) kutlasa havalara uçarım. Yok yok balonlarımı salarım gökyüzüne yarışırlar martılarla.

Sadece bir gün de, özel bir gün de değil hatırlanmak ama yaşam gailesi arasında bir gün bağıra bağıra sevi’nin gösterilmesi hiç fena olmaz diye düşünenlerdenim....

Sıkı sıkı sarılmak hayata, sevgilinin ellerine tutarak hayatı paylaşmak, yaşamı göğüslemek güzel,güzel de laf mı derseniz; yooo laf değil sevginin paylaşılması doğanın kanunu derim.Yani anlayacağınız sevgi insanı insan yapan en önemli faktör...

Gül yaprağına konan busenin tadı, gül dalındaki dikenin acısı kardeş öz yada üvey tıpkı gülmek ile ağlamak gibi. Acı ya da tatlı yaşıyoruz işte ömrümüz el verdiğince.

Ben her sevgililer gününde kendime mutlaka bir hediye alırım ucuz, pahalı fark etmez.Maksadım öyle etrafa sevgilim aldı imajı yaratmak değil vallahi. Kendimi severim, yaşamı severim.Değerimi bilecek değerli birisi karşıma çıkmadıysa kabahat benim mi ya... Annem iyi ki beni dünyaya getirmiş mutluluk ailemin arasında yakalamış beni.Olsun varsın ben de şiirlerime dökerim içimdekileri babam’la birlikte dostlarımızla paylaşırız.

Bir de şu savaşlar bitse ölmese, büyüyebilse çocuklar, zalimlerin tükendiği bir dünyada yaşamak ne güzel olurdu değil mi? İşte o zaman deymeyin keyfime güler gözlerim, yüreğim kanatlanır konar sevgi çiçeklerine.

Sevgililer gününün adını değiştirdim “sevgi günü” olsun Sevgi büyüsün bir yaşındaki bebek yaşama tacizle başlamasın,Lösemi illetiyle dünyaya merhaba diyen çaresiz bebeğin yirmi liralık çaresine göz koyan zihniyet yok olsun.

Anne anneliğini, baba babalığını kısaca insan insanlığını unutmasın.
Bugün 14 şubat sevgi günü; Kendime aldığım hediyelerimi sizlerle paylaşmak adına papatyalar,güller,laleler gönderiyorum sevgiliniz olsun olmasın...

Gününüz ve ömür boyu her gününüz kutlu OlSuN

SEVGİLİLERE

Sevgililere; birer gül, ya da karanfil
Hangisini arzu edersiniz, uzatın elinizi.

Sevgilisi olmayanlara; kucak dolusu kır çiçeği
Alın Çiçek bahçesi gönlümden, hepsi benden bedava

Dağıtın sevginizi, dağıtın yeryüzüne, mayalansın bugün
Merak etmeyin tutar, tutmalı, çalın sevginizi damla damla

Dünya sevgi yağmurlarıyla yıkansın dileğim gül dalında.
Şelale misali çağlayıp yıkasın kini, nefreti gülsün dünya

Bir güne değil ömür boyu sevgiye,sevgiliye merhaba
Merhaba ey dünya merhaba yer gök merhaba

Yaratandan ötürü insanı sevmek,ayırt etmeksizin
sevginin en güzeli nasip olsun tüm gönüllere bugün

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sevgiye Koş

İlahi gücün
Sevgiyle yoğurduğu
Bedenlerde
Bireysel olarak yaşanan
En hassas duygu

Aşk;

Tutkunun sevgiyle
Kırıtmasından doğan
Yakan kırmızıyla
Yaşayabiliyorsan eğer
Her an sevgililer gününü
Şu dünyada
İçen yoktur senden başka
Mutluluk şerbeti

Yaşamadıysan
Ve yaşayamıyorsan
İşte o zaman
Fırtınalar esen
Bomboş yüreğini
Zaptetmek için bedeninde
Koş, sevginin arkasından
Koş ki vakit varken
Doyumsuz tadına varasın
Aşkın

Hazların en güzelini
Yudumla hayat sofrasından
Al eline sevgi anahtarını
Açılsın kapılar birer birer
Koş
Sevdaya koş
AŞK’a koş
Sevgiyle insana koş
Aç kollarını
Sar sinene
Giy ateşten gömleği
Yansan da koş
Sığın yaratana sev.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Seviyorum

Aynalara koşmadan
Yaşarım kendi kendimle
Tüm zamanlar benim nasılsa
Bayılırım sinemaya, tiyatroya
Arkadaşlarım var birkaç tane
Vakit geçiririz gün içinde birlikte
Yorulunca güneş, damlar gözlerinden uyku
Çökmeye başlar alaca karanlık yer yüzüne
Bekler beni evim

Evde geçer vaktimin çoğu
Beslerim ruhumu müzikle
Kah dans eder, kah spor yaparım eşliğinde
Hüzünlenirim bazı bazı melodilerle
Oturur şiir yazarım aşka dair
Yalnızca aşka değil ha konu bol nasılsa
Okurum kitap sayfalarca
Başucumda okunmayı bekleyen kitaplarım var

Eser özgür rüzgarlar başımda
Köstek olacak ne karışan var
Ne de sıralanmış akıl hocaları
Bir anam,bir babam ve iki kardeşim
Elbette ki iki de yeğenim

Yaparım türlü çeşit pasta, börek
Laf aramızda pek de güzel olur
Paylaşırım dostlarla,ailemle,komşularımla

Geçmiş günlerin düşüncesinde
Plan yaparım geleceğe dair
Yalnız kendim için değil
Dünyaya merhaba demiş
Bütün çocuklar için çalışırım şevkle

Sıkıldığında canım
Kucak açar cennet yatağım
Sarar sarı papatyalı yorganım
Gömülür başım yumuşak yastığa
Dalar tatlı rüyalara gözlerim
Gel keyfim gel mesti şahane
Koşarım cennet bahçesinde
Doğar her sabah umutla güneş

Aldığım her soluk,çiçeklenir yüreğimde
Hissediyorum güneşin sıcağını,karın soğuğunu
Elim ayağım tutuyor çok şükür
Seviyorum, seviyorum yaşamayı
Seviyorum kendimi. Bencil de değilim
Yaratandan ötürü severim herkesi
İnsanları, türlü çeşit hayvanları
Doğa aşığıyım,yalnızlığa da

Aslında mutluyum
Küsmem hiçbir zaman yaşama
Sabit kalemle imzaladım sevgi antlaşmasını
Şu fani üç günlük dünyada
Derim herkes yakalamalı
Hayat denen kısacık ömürde
İster yalnız, ister sevdikleriyle mutluluğu,
Hayatın ucuna tutunmalı sıkı sıkı
Becerebilmeli gülmeyi,inadına gülmeli
İnadına sevmeli ve severek yaşamalı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sevtap Sevim/ Kalk Yerinden (çocuklar ağlamasın)

Kalk Yerinden(Çoçuklar Ağlamasın)

....

Sevmekle baslar yaşam
Önce Yaradanı sever insan
Bir böceği,bir çiçeği,
Bir kediyi bile severken
Kaliteli olsun yaşam
İnsan kendine yaşamdan pay biçerse
Yaşamda yerini doğru çizerse
Sevmenin tadına varırmış.
Dilde olmazmış sevmek,
Yürekten gelirmiş
Ataya,dosta,sevgiliye,kardeşe
Yanında olurmuş en zor günlerinde
Beklemezmiş gel yanıma desin diye
Al elimi dermiş her seferinde
El uzatılırmış muhtacım diyene

Komşunun aç kaldığı yerde
Oruç tutsan helal olmazmış
Namaza dursan beş vakit
Camilere gitsen her Cuma da
Oruçlu olsan onbir ayın sultanında
Dile karışırsa helal olmayan heceler
Nafile edersin duanı

Yol Rabbim in yoludur
Göz Rabbim de
Yürek atışı helal lokmadan geçermiş
Yürek atışı helal sözden geçermiş
Uzak yerlerde üşüyen çoçuklar potinsiz gezermiş
Ağlarmşþ bir çocuk annesinin eteğinde
Bir lokma ekmek için
Dolaşırmış çöplüklerde,
Taşı kaynatan nineyi anlatan hikayeyi
Anımsarsa insanlık yeni baştan dogar

Kalk oturduğun yerden
Yolun yol değil
Karnın doyduysa
Allah'ın yolunda sözün doğruysa
Bugün o gündür
Kalk oturduğun yerden
Rabbim den af dile
Zor gününde yanıbaşında
Bir kırlanıç biterse,
Al yanına beraber uçun doğrunun yolunda
Çift uçar kırlangıçlar
Seninle ağlayan çoçukların yurduna

Anam ağlar babam ağlar
Dostlar yanıbaşımda çiçek açar
Kardelen olurum,açarım gönüllerde yagarken kar
Başka çiçek bilmem,gözyaşımı akıtmam yabana
Umut olurum her yeni günde çiçeklerim yeniden açar
Benim gönlümde güneş çocuklarla doğar
Sakın unutmayın çocukları
Kar geliyor kapatacak yolları
Bir yudum ekmeğe bile öylesine muhtaçlarki
Van da,Urfa da,Elazğ da
Bir sokak ötede evinin yanıbaşında
Ağlar annesinin omzunda bir çocuk
Akarken çatıdan yağmur damlaları
Gönlünü gönder,bir ufacık battaniyen yok mu
Bırak boş işleri
Kalk yerinden bir postalık para yeter

Ayların Sultanındayız
Çocuklar aç kalmış,
Ataları bir kalem bile alamamış
Zor günde yaşam örnekleriyle dolmuş taşmış
Paranı,pulunu vaktini iki lakırtıya harcarsın
Oruç,namaz diye hayrırız
Yapalım hepsini birden
Elden öte kendimize
Doğruları getirelim evrende
Öğretelim önce kalbimize
Af dileyelim yanlışlar için Rabbime

Kalk yerinden
Bak karşý da bir çoçuk ağlıyor
Mardin de,Hakkari de İstanbul un varoşlarında
El verin sussun çoçuklar
Aç kalmasın insanlar.
Ayların Sultanındayız
Boşa geçirilen zamanda
Namaz kılıp,oruç tutsan da
Doğrudan şaştınsa
Sık silahını yalana yada ruhuna
Yolun açık doğru sözde
Namusun doğru sözde
Güzel kalpte
Allah verir aman dileyenlere
Af dile
Gerisi nafile
Rabbim duyar sesini...! ! !
Ona sığın.
Unutma çok uzakta evladın gibi
Bir çocuk ağlý yor akan çatının altında
Ya ağlayan evladın olursa?
Başka ana baba sana koşmaz da
Sormaz mı evladın,neredeydin,
Ey baba,ey ana? ?
Lakırtılarla gün doldurdunsa

Bak o çocuk;
Aç karnında zoraki oruçta
Kalk yerinden
Zaman geldi
Haydi..
Uzat Elini...
Kendine bekleme
Sen uzat ki
Uzansin sana eller
Namını eller değil Rabbim duysun
Namusunu eller değil Rabbim bilsin
Şanını eller değil ağlayan çocuk yüceltsin
Haydi ne duruyorsun?
Dilden suya aksın doğrular
Zor günde kucaklansın dostlar,çoçuklar
Edilsin dualar

Kalk yerinden
Ağlayan çoçuk susmalı
Duyun Eller,Payeniz iki lakırtıya değil
Çocuklara olmalı
Bin veren Rabbim için
Bir doğru yolu açmalı
Çünkü bu ay ayların Sultarı
Ramazan-ı Şerif..
Hoşgelmiş
Doğdu yol için,doğru söz için
Affeylemek
Yardım elini uzatmak için
Sizlere,bizlere birer dua almak için
Çok uzaklardan gelmiş

Haydi kalk yerinden
İki lafla peynir gemisi yürümez
İki kelam Rabbim e gelmez
İstersen
Orucunu tut,namazını ki
Ama önce
Aç olanları doyur
Yalanlarını kilitle Kaf Dağý na
Gitmeli ağlayan çocukların ataların yurduna

Çocuklar ağlamasın! ! !
Bir tek gözyaşını silerek bile alalım birer dua.
Hayredelim,hoşgeldin diyelim Ramazan a...

Velakin bunların hiç tüketmeyelim diğer aylarda da! ! !

Sevtap Sevim

Meral Yağcıoğlu

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Seyahatnamem/Yazı

Alternatif Tatil önerilir........

GÜNEYDOĞU’YA SEYAHAT


Yolculuğumuz gece başladı.Ankara,Pozantı üzerinden gidiyoruz. Toros Dağları dört bir yanımız kapladı.Bolkar Dağlarından beslenen Çifte han kaplıcalarının dağın eteklerinde yapılanmış tesislerinde konakladık.Şeker pınar kaynak sularını geçerek Pozantı’ ya yol alıyoruz.Tekir yaylasında temiz oksijeni bol hava ciğerlerimizi bayram ettirdi.Deniz seviyesinden 1.200 metre yükseklikteki çam ağaçları kaplı tepelerden geçiyoruz. Hava çok sıcak değil yağmur çiseliyor.Gülek boğazını geçip Tarsus’ a vardık.
Artık insan oğlunun tarihinin yazıldığı ilk yerleşim yerlerindeyiz.Tarsus Hıristiyan aleminin en önemli yerlerinden biridir.Aziz Jean Poll burada doğmuştur.Tarsus’ta şelalenin serinliğinde kiremitte alabalık yedik.tadına doyamadık.Cleopatra kapısı ve Eshab-ı Kefh(mağara arkadaşları) gezilerini yaptık.Kraldan kaçan 7 arkadaş ve yol göstericinin sığındığı mağarada 309 yıl uyuduktan sonra mağaradan çıkıp ekmek almak isteyince verdiği paranın geçerli olmadığını görüp tanrıya yalvarıp bizi bu kadar yıl uyuttun bundan sonra da insanlarla karşılaştırma diyorlar ve tanrı tarafından yukarı alındıkları söylenir.Dağın eteğinde yer alan ilginç mağarayı gezdik.Gezimizin ilk günü çok yorulmuştuk. Mersin’deki otelimize doğru yol aldık.

Mersin çok bakımlı temiz bir şehir.Türkiye’nin geliri fazla gideri az olan sayılı şehirlerinden birisi. Kahvaltıdan sonra heyecanla yola koyulduk Erdemli kasabasında bir tarafı dağın eteklerinde kalmış tarihi yıkıntılar bir tarafta deniz alabildiğine uzanıyordu.Astım mağarasına gittik.sarkıt ve dikitlerin cilveleştiği bazı yerde kavuşup öpüştüğü çok ilginç oluşumları hayranlıkla izledik.Çok zor nefes alıyorduk her halde astımlı olmadığımızdan.

Silifke de Cennet ve cehennem obruklarına (yer altı mağarasının üstü ağır basınca çökmesinden oluşan çukurlar) vardık.Cehennem 128 metre derinlikte sarp kayaların çevrelediği korkunç çukur.aşağı inmemize izin verilmedi.ancak dağcı olmak gerekliymiş.Eğer cehennem böyleyse vay halimize diye iç çektik.Cennet 423 basamaktan oluşan yeşillikler içinde bir mağara zorlu bir iniş yolculuğu başladı.Zemin çok kaygan düşe kalka

İnmeye başladık.Yarı yolda belki de dünyanın ilk kilisesi bizi karşıladı.Görüntü harikaydı.Yıllara inat hala ayaktaydı.Ve nihayet zemine vardık. Yer altında geçen akar suyunu görmeden gürültüsünü duyup serinliğini hissettik.(Yunan mitolojisinde iyi olan insanları ölünce bu çukura atarlarmış.Kötü kalpli insanlarıysa Cehenneme) Çıkış daha bir zordu.Nefes nefese çıktık.Kısaca Cennet müthiş güzeldi.Umalım gideceğimiz yer olur.Çıkışta bizi buz gibi Silifke ayranı sunan garsonlar karşıladı.Kız Kalesine uğramadan olur mu hiç.Kızını koruyan kralın deniz ortasında yaptırdığı ve mezarı olan ilginç kalenin resimlerini çektik.

Adana’ ya vardık.Sivas’ın Kangal ilçesinden doğan Seyhan nehrinin yanında bir lokantada karnımızı doyurduk.Elbette ki kebap yedik.Başka seçeneğimiz yoktu.32 metre yükseklikteki saat kulesini gördük.Ulu cami muhteşem minaresiyle karşıladı bizi.1541 yılında Ramazan oğulları tarafından inşa ettirilen 26 kubbeli bir cami.Çok yorulmuştuk ve otelimize geldik.

Sabahın altısında kalkıp Antakya’ya doğru yolculuğumuz başlayacaktı dünkü yorgunluğumuzdan eser yoktu.İlk istikamet İskenderun.Yolumuz uzak ve şartlarımız çetindi.Çukurova uçsuz bucaksız bize eşlik ediyordu.Zümrüt renkli Seyhan nehrini geride bıraktık ve İskenderun körfezini geçerek yolumuza devam ettik.Sağımızda Akdeniz solumuzda Amanos Dağları yol alıyoruz.İskenderun geride kaldı Antakya’ya yola devam ediyoruz.Meşhur Ormancı türküsünün çıktığı Belen ilçesini geçtik dilimizde türkü.Bir zamanların ünlü Soğuk oluk’ u dağın zirvesinde karşımızda duruyordu.Yalnız o eski göreviyle değil zenginlerin yerleşim alanı olarak.Deniz seviyesinden 740 metre yükseklikteki Belen geçidini geçtik.Kulaklarımız tıkandı.Amik ovası ayaklarımızın altında deniz misali yayılıyordu.Püfür püfür esen rüzgarla serinlemek için kısa bir süre mola verdik.Tarihte en kısa süreli devlet olan Antakya’ya varıyoruz nihayet.1938 yılında sınırlarımıza katılan dağın eteğinde kurulan ST PAERRE kilisesini geziyoruz.İsa peygamberin dünyadan ayrılmasından sonra kurulan beş kiliseden birisidir.(İstanbul-İskenderiye-Antakya ve Kudüs) Harap bir kilise sadece ST PAERRE’nin kürsüsü ve İsa peygamberin büstü bulunmaktadır.Freskler rutubetli ortam olduğu için tamamen kaybolmuş.İlk Katolik kilisesi olarak bilinmektedir.Katolikler için Hac kilisesidir. Tıpkı bizim Kabe’miz gibi. Harbiye’ye gidip acıkan karnımızı özel soslu ızgara tavuk la doyurduk, yorulan bacaklarımızı dinlendirdik.Birazda alış veriş tabi ki.Yemekten sonra Antakya mozaik müzesini gezdik.Bu müze şu anda dünyada 2.büyük müze.1.müze Mısır’dadır.İlk girişte Antakya lahdi karşılıyor mermer lahit görülmeye değer.Bu lahitten iki kadın bir erkek ceset çıkmış ve iskeletleri sergilenmektedir.Kadınların mücevherleri çok ince zevkin ürünü.Bu şahane mozaiklerin görüntüsünü almak mümkün olmadı maalesef.Kameramın olmadığına çok üzüldüm.Apollo’ dan Herkül’ e Herakles’ ten Afrodit’e kadar sayısız heykel ve mozaik gözlerimize tek manzara.Pamuk tarlalarını seyrederek Kilis’e yol alıyoruz.Kilis2te kaçakçılar çarşısını gezdik eski şaşaalı hali yoktu ama alış veriş yapmadan da yapamadık.

Gaziantep’ e doğru yola çıktık ve bir saat sonra otelimizdeydik Çok yorulmuştuk ve yarın için enerji toplamamız gerekiyordu.şimdi dinlenme vaktiydi. Sabah erkenden yola koyulduk (Zeugma ve Samsat Fırat ve Dicle nehirlerinde bulunan tek geçit olduğundan tüm insanlık için çok önemli.Samsat hiç kazı yapılmadan Atatürk barajı altında kalmıştır acı bir kayıptır insan oğlu için.Şu an için Zeugma’ nın sular altında kalma tehlikesi yok) Gaziantep arkeoloji müzesini gezdik.Burada Zeugma’ dan kurtarılan anlatılamayacak güzellikteki mozaikler sergileniyor.Tablo gibi bu mozaikler adeta tablo gibiydi.Hele o çingene kıza hayran kaldım.Ne taraftan bakarsanız bakın gözleri sizi takip ediyordu.M.Ö 1.yıldan kalma eserler anlatılamaz ancak görülür.Gaziantep sedef kakma atölyelerini gezdik sedef kakma sanatı Osmanlıdan beri süre gelen çok emek isteyen meşakkatli bir sanat.atölyede yapım ustalarını seyrettik hayran kaldık.Gaziantep’ e gelip baklava yemeden olur mu hiç bir de fıstık almadan.Çarşıyı tam manasıyla didik, didik ettikten sonra Zeugma’ya doğru yola çıktık.Nizip’i geçip vardık.Fırat bir gelin edasıyla süzülerek uzanıyordu önümüzde.Zeugma antik kentinde öyle Efes harabeleri’ nde ki gibi tarihi kucaklayacak eserler görünürde yok.Hem kötü niyetli insanlardan hem de doğal felaketlerden korumak için killi toprak altına saklanmış arkeologlar tarafından.Fırat bir harika görmeye değer.Zeugma höyüğünün üstüne kurulmuş olan Türk köyü Belkıs ne yazık ki sular altında aynı kaderi paylaşmakta.Hüzünlü bir ayrılışla Birecik’e yol alıyoruz.Nesli tükenmekte olan ve tek eşli Kelaynak kuşlarını görmek için yaşatma ve çoğaltma işleminin yapılan çiftliğe gidiyoruz.Dünyada 66 adet kalan kel kuşlar harika görünüyorlar. Doğduktan bir sene sonra doğal yerleri Nil nehri'ne gidip dört yıl sonra çiftleşmek için dönerlermiş.

Viran şehir-Kızıltepe üzerinden Nusaybin’e varıyoruz.Suriye sınırından geçiyoruz.Harran ovası alabildiğince gözlere tek manzara.Yollar bitmez bizde enerji bitti ve Nusaybin’ de otelimize gidiyoruz.Eyvah unutmuşuz bu gece Sıra gecesi var ve hazırlanmamız gerekli çok da yorulmuştuk ama kaçırılmaz.Sıra gecesi akşam dokuzda başladı Ergin kardeşler saz ekibi otantik kıyafetleriyle yerlerini aldılar.Gece üçe kadar harika vakit geçirdik.Türkü türkü Türkiye ‘yi dolaştık.Sazlar çalındı türküler eşliğinde halay çekildi.Saz ekibi ayrılana kadar odamıza gidemedik.Canlı bir sıra gecesi ilk defa yaşıyorduk.Seyretmekten daha güzel ve zevkli inanabilirsiniz.Davulcuların düeti görülmeye değerdi.

Gecenin yorgunluğuyla ve mutlu kalktık.Sabah dingin bir hava karşıladı bizi Nusaybin’de kim derdi ki iki sene öncesinde buralardaki insanlar terörden korkulu yaşıyorlardı.Herkesin yüzü güleç etrafı gezdirdiler.Kahvaltıdan sonra Nusaybin’ de şehir turu yaptık.Tarihi İpek yolu üzerinde küçücük bir yerleşim yeri.Kaçakçılar çarşısını gezdik.Suriye Kamışlı sınırından geçiyoruz.Nusaybin’de bir ilk okul gezisi yaptık Teneffüste olan çocuklarla sohbet ettik resim çekildik ve adreslerimiz aldık yazışmak için.

Mardin tarihlerin geçtiği önemli bir yerleşim yeri.Mardin kalesini Timurleng gibi bir savaşçı bile fethedememiştir.Süryanilerin merkezi Darülzaferan manastırına vardık.Bizi yetkili kişiler karşıladı.Manastırda 4000 yıl önce yapılan Güneş tapınağı bölümü çok ilginçti.Mardin dağın eteklerine inşa edilmiş çok sıcak olduğu için çatılara karyola koyup yatarlarmış ve akrepten korunmak için ya mavi cibinlik yada karyolanın ayaklarının altına tasla su koyarlarmış.Sokakları labirent gibi.Bu insanlar evlerini nasıl buluyorlar diye merak ettik.Tarihi Mardin evlerini anlatılmaz güzellikteydi.Adeta taşı dantel gibi işlemişlerdi.Zincirice Medresesi ve Ulu Camiyi gezmek için fırsatımız oldu.Tarihi binalar ve güzellikler o kadar çoktu ki birkaç saat değil ancak on gün gerekliydi.Gazi Paşa İlk okulu ve Kız meslek lisesini gezdik. Sanki taşı nakış olup işlemişler. Bu kadar güzel okulları görünce öğrenci olmak geldi içimizden.Çocuklarla resim çekildik adreslerimiz aldık.Eksikleri olup olmadığını,burada mutlu olup olmadıklarını yani her şeyi konuştuk.Hüzünle ayrıldık bu sıcak insanlardan.Karnımız acıktı ve Mardin’in ünlü kaburga pilavını yedik buz gibi ayran da arkadan dinlenmiştik.

Midyat’ta Telkari gümüş işleme ustalarını gördük ve tabi ki alış veriş.Hasankeyf ‘e varıyoruz.Yol boyunca Midyat dağları bir tarafta bir tarafta da petrol çıkan Raman dağları sarmıştı etrafımızı.Dicle nehri kıvrılarak akıyordu. Halen yaşanan mağaraları gezdik.Valilik tarafından eğitilen ve kokartlı küçük rehberler bize eşlik etti.Her biri cin gibiydiler.Okullarından,ailelerinden ve zorlu yaşamlarından konuştuk.Kaç dil biliyorsunuz diye sorduğumuzda dört dil diye gururla cevap diler.(Türkçe,Kürtçe,Arapça ve İngilizce) inanamadık.Taş köprü inanılmaz hala Dicle’nin üzerinde görevini yapıyor.Kale çok güzeldi. Kuş bakışı seyrettik Hasankeyf’i

Batman üzerinden Diyar bakır’ da ki otelimize gidiyoruz.Dinlenip yarın için enerji toplayacağız.Sabah yağmurla uyandık surlarını gezmek için Kahvaltıdan sonra otobüslerimize bindik Dünyanı en surları arasında olan surları gezdik.Siverek üzerinden Urfa’ ya vardık.Harran ovasına doğru gidiyoruz.(Tanrı yer yüzünün yaratılmasını altı günde tamamladı ve yedinci gün tatil yaptı) .İlk peygamber Hz.İbrahim Harran’da doğdu.İlk kitap Tevrat Musa peygambere bu topraklarda indi.Dinler merkezi Harran dır.Nehirler arası ülke Anatolya (aşağı ülke) 4000 yıllık bir yerleşim yeridir.Tüm dinlerin doğduğu bölge.Bütün dinleri kapsayan ilk medrese Harran da Hz.Ömer tarafından yaptırılmıştır.Burada sadece din dersi değil tıp ve astroloji dersleri de veriliyordu. O günlerde güneş tutulmasını iki saat gecikmeli hesapladıklarını düşünürsek çok da ileri bir teknolojiye sahip olduklarını düşünüyoruz.Harran evleri(karıca evler) koni biçiminde görünürde minicik kulübeler içleri otantik döşenmiş güzel evler kapısı insan boyundan kısa eğilerek içeri girilmesi gerekiyor.Ancak uğursuzluk olmasın diye geri,geri girmemizi söylüyorlar. Koni biçimindeki evler tepeden küçük bir ışık penceresi ve yan cephesinde on santimi geçmeyen iki pencereyle aydınlatılıyor.Yörenin kıyafetlerini giyip resim çektirdik.Hava çok sıcak olduğu için o kalın kıyafetlerin içinde fazla kalamadık.Sin tapınağı dimdik ayaktaydı ve 33 metre yüksekliğinde tepeden bakıyordu bize.Yolumuz Balıklı Göl İstikametimiz Peygamberler kenti Şanlı Urfa.Öğlen olduğu için önce yemek yedik. Kebap yedik ve tatlı olarak da yufkadan yapılan Şıllık tatlısı yedik.hafif ve güzel bir tatlıydı.Ay-nı Zeliha (Zeliha’ nın gölü) ve Balıklı Göl’ü görmeye değer muhteşemlikteydi.Avlanması yasak şişko balıklar insanları görünce suyun üzerine çıkıp ağızlarını açıp yem bekliyorlar.Bir birlerini kovalıyorlar yemi yakalamak için.Hz.İbrahim peygamberin doğduğuna inanılan mağaraya gittik.Dualar edip huşu içinde ayrıldık.Çarşı Pazar dolaşmadan olmaz elbette.Gece otelimize gidip dinlendik.

Ve nihayet bu gün Nemrut’a çıkacaktık.Öğlen saat birde minibüslere bindik kırk kilometre yolumuz vardı sonra ver elini Nemrut’un zirvesi.Nemrut 1200 metre yükseklikteki bir dağ ve 700 metre dik yokuş yayan devam edilecekti.Güneşin batışını görecektik.Zirvenin soğuk olacağını söyleyen Adıyaman’ lıları iyi ki dinlemişiz.yoksa soğuktan hiçbir şey göremeyecektik.Zirveye varmadan Kahta’yı geçince Karakuş tümülüs’ ünü (kartal başlı anıt mezar) bizi karşıladı.Cendere köprüsü’ nü salınarak geçtik.Ve tırmanma yolumuz başladı.Dik yokuş tırmanmak çok zordu.kimisi eşeklerle çıktı bizse tırmandık zar zor zirveye geldik.Zirvede bizi rüzgar karşıladı giysilerimize sarıldık ve bize bakan heykelleri bir,bir inceledik.İlginç tarihini rehberimiz detaylıca anlattı.50 metre büyüklüğündeki Tanrıları görünce yorgunluk falan kalmadı.Akşam yaklaşmaktaydı Güneş dağların ardına saklanmaya başlamıştı saat 5,30 da kaybolurken Mehtap kızıldı ve güneş ışınları tanrıların yüzünde dans ediyorlardı yedi renk, renk ışık oyunlarını seyretmek nefes almak kadar güzeldi.çok soğuk ve rüzgarlı olmasından dolayı poşularla örtünmüştük.sadece gözlerimiz açıktaydı onlar da bayram ediyorlardı.Mehtapta Nemrut bir başka güzeldi. Ya doğuşu nasıldı kim bilir yapacak bir şeyimiz yoktu geri dönmemiz gerekiyordu. Bir dahaki sefere doğuşunu seyrederiz umarım. Otelimize döndük gece olmuştu.

Sabah kahvaltıdan sonra Kahramanmaraş’ a hareket ettik. İki saatlik bir yoldan sonra Maraş’ taydık.Meşhur dondurmasını yedik ve şehri dolaştık.Güney doğudaki son durağımız dan ayrılıp Pınar başı üzerinden Kayseri’ ye vardık. Surlarını gezdik ve Hunt Hatun külliyesi’ nde dolaştık.Döner kümbet etrafında dönüp hayret ettik işçiliği güzeldi.Kapadokya’ya hareket ediyoruz.Derbent vadisindeki doğal oluşumları peri bacalarını gördük.kızıl toprakta oluşmuş irili ufaklı tepecikler ilginçti.Daha önce gördüğüm halde yinede zevkle gezdim.Avanos’ da çanak çömlek atölyesini gezip acemice çömlek yapmayı denedik.Cam atölyesinde üfleme işini seyrettik minicik kum tanesi ateşi görünce nasılda şeffaf cama dönüşüyor.Şarap imalathanesini gezdik kokusundan sarhoş olduk adeta.Ödüller almış Avanos şarabından tattık.Ürgüp açık hava müzesini gezdik. Müzede 365 adet kilise bize ev sahipliği yaptı.Gizli gizli yayılan Hıristiyanlar her gün ayrı kilisede ibadet yapmak için kayaların içine oyarak mağara kiliseler yapmışlar.Şimdi de sıra Oniks taş işleme atölyesindeyiz.yarı değerli taşların işlemesi Güzel ya alması çok pahalı.Dokuma halı atölyesindeyse safha safha ipek halı dokumanın meşakkatlerini gördük.

Seyahatimizin son durağı Avanos’du ve İstanbul’u ve İstanbul da kalanları özlemiştik
Gözümüz ve gönlümüz dolu biraz da yorgun evimizin yolunu tutturduk.
12/09/2003 - 22/09/2003


NEMRUT’TA DANS

Güneş inadına parlıyordu
Akşama yüz çevirmişti gün
Feri sönmüş olsa bile
Mehtabı kızıla boyuyordu
Dağların ardına saklandığında
Yeni bir doğum oluyordu sancılı
Uzaklarda bir başka
Sabah doğuyordu sıcak
Akşamın ayazı yüzümüzü yalarken
Dudaklarımız çatladı
Oysaki Nemrut’ta şenlik başlamıştı
Şaşkın bakışlarımızın gölgesinde

Zeus inatçı güneşin
Son ışık oyunlarıyla
Canlandı asırlık tozunu silkip attı üzerinden
Utangaç yıldızların yüzünü gösterdiği
Gökyüzünün altında
Sevgili karısını dansa kaldırdı
El çırpıyordu tüm tebaası
Karanlık tamamen kapladığında
Nemrut’un zirvesini
Dolunay sundu kırmızı şarabı
Tebessümle zeus ve sevgili eşine
Yeniden doğana kadar güneş
Alev almıştı taştan yürekleri
Yorulmak bilmiyorlardı
Uzaktan gelen müzik eşliğinde
Ağır bir vals le başlayıp
Horon,halay derken
Aldılar sazı ellerine
Yanık bir türkü çalındı kulağımıza

Yavaş, yavaş gece teslim oldu inatçı güneşe
İlkin yıldızlar saklandı gecenin koynuna
Ay direniyordu güneşin ışıklarına
En sonunda güneşin sıcak öpüşüyle
Şarap tepsisini alarak vedalaştı zeus’la
Yanan yürekleri küllendi
Ve taştan oyulmuş yumuşak tahtlarında
Asırlık uykularına çekildiler
Güneşin altında donmuştu her şey.
Bir başkaydı doğumu güneşin
Hareler çiziyordu yontulmuş bedenlerinde
Hissediyordu yürekleri sıcaklığını yaşamın

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sırılsıklam

Her zamankinden
Farklı duygular da yüreğim.
Şimdiye kadar tatmadığım
Dilimde bal,kaymak tadı

Freni patlamış,
Koşuyor yüreğim son sürat,
Uçurumun eşiğinde, heyecanlı
İstikamet, şarampol de kırmızı gül

Zirvenin dibinde
Bir hamak emrime amade
Yasemin beyazlığında
Gül yaprağı çarşaftan
İçimdeki yaramaz çocuk
Kıpır,kıpır coşkulu

İlk gördüğüm an
Değdiğinde gözü gözüme
Bıraktı yerini gül goncasına
Gamzelerimde ki dikenler

Yerden kesik ayaklarım
Uçuyorum, şimdi de
Bulutların üzerinde
Tedirgin, bir o kadar da mutlu
Zevkten de dört köşe hani

Bozulacak büyü,uyanacağım
Karışmış birbirine yakıyor
Korkuyla, aşkın alevi
Hey ALLAH'ım aşk mı bu yoksa

Sudan çıkmış balık kadar
Şaşkın, ürkek bakışlarım.
Gümbür, gümbür yürek atışlarım
Bu duygu başka duygu
Sırılsıklam aşık mıyım neyim?
Tanımam ki aşkı.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sihirli Kelime

Seni seviyorum
Söylemesi zor, anlamı bol
Basit iki sihirli kelime
İnsanları birbirine bağlayan
Ama hep gizli, utanarak
Söylenen ve söylemek için
Cesaret isteyen iki kelime
Seni seviyorum arkadaşım
Seni seviyorum anne
Seni seviyorum yavrum yada
Seni seviyorum sevgilim
Diyemeyen ve çoğu zaman
Kulaktan kulağa fısıldayan
Belki de fısıltı ile bile değil
Mahrem bir duygu gibi
İçinde sır olarak saklayan
Cesaretsiz bir toplumuz
Ne yazık ki
Oysa bir kere içten
Seni seviyorum demek
Gönül kapılarını açar
Hem de ardına kadar
Kapanmamacasına
Seni seviyorum
Hayatı seviyorum
Güzeli, çirkini, seveni, sevmeyeni
Tüm insanları seviyorum
Sokaktaki mırnavı,yalıdaki finoyu
Tüm hayvanları seviyorum
Doğayı seviyorum
Yaratandan ötürü
Haydi hep birlikte
Seni seviyorum diyelim
Çünkü bir başkasını
Sevmeyen insan
Kendini nasıl sever bencilce
El ele tutuşup
Hayata merhaba diyelim en baştan.
Ve hemen şimdi yanındakine dönüp
Seni seviyorum diyelim yüksek sesle
Seviyorum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sokaklarım

Gözlerim kapalı
Gidiyorum bilinmeze
Aklımın caddelerinde
Ararken
Yüreğime çıkan
Sevda sokağını
Kayboldum
Çakmağım elimde
Titrek cılız ışığı altında
Aydınlanan sokaklarım
Hepsi birer çıkmaz
Terkedilmiş
İnsanoğlunun uğramadığı
Dönmüş ıssız dikenli yollara
Top oynuyor in cin
Korkuyorum
Benim bu ıssız sokaklar
Biliyorum
Perili köşke dönen yüreğim
Farkındayım, köhnemiş
Zorluyorum bir bir
Tüm sokakları
Geçit veren bulurum
Ulaşırım umuduyla
Viran köşküme
Hayaletlerin cirit attığı sokaklar da
Yok geçit
Ne de küçük bir ışık
Solan güllerin dikenleri
Batarken çorak yüreğime
Çalıyor ölüm marşı
Bozulan sessizlikte
Vermiyor can
Karanlığa sızan kan
Bu sokaklar da
Yitip giden
Benim ömrüm

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Sorarım Size

SORARIM SİZE.

İnsan denen düşünen,
Düşündüğünü uygulamasını bilen
Varlıklar değil miyiz?
Canlıların en akıllısı bizler.

Doğayla paylaşan yeryüzünü
Farklı kültürde yaşayan insanlar, insancıklar
Zengini,mazlumu,
Güç bilip namlunun ardına saklanan namerdi
Zalimi,fakiri, yada hassas iyi niyetli, merhametli,
Vardır insan olanı,duygu yürekli.
Soyu tükenmedi iyilerin
Biliyorum, biliyorum az da olsa var birkaç kişi
Çağrım ötekilere, öteki çoğunluğa

Yaratanın özenerek
Sevgiyle beslediği yürekler
Lütfen,lütfen kulak verin
Şu feryada, dinsin acılar
Çiçekler yetişsin
Gülsün dünya
Bırakın yaşasın çocuklar
Ağlamasın analar,babalar.

Dur diyemiyor muyuz?
Acımasız savaşlara.
Birlik olup inançla
Siper etsek göğsümüzü
Biter mi bu vahşet!
Bağrında saklayan şehidimi
Kanla sulanan kara toprak
Döner mi çiçek tarlasına?

Tüm kapıları açan
Kardeşlik anahtarı
Sevgi ve dostluk dururken
Birbirine kıymak
İnsanlık mı?

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:15 PM
Suçluyum Hırsızlık Yaptım

Çaldım umudu
Dün gece usulca
Pandora’nın kutusundan

Çözdüm kelepçesini
Salıverdim bulutlardan yeryüzüne
Ekildi sevgi tohumları


Dindi mitolojik vicdan azabı
Hapsetti tüm kötülükleri
Bin pişman ağlamaklı

Açtı yüzünde güller
Bastı sonsuza mühür
Havalandı koynunda ki güvercinler

Kanat çırparak sevdaya
Dağıttı umudu gönüllere
Sihirli asası elinde aşk perisi yollarda

Bekliyorum kapım açık
Mutluluk, eli kulağında
Ha geldi, ha gelecek yüreğime

Ferah tutun gönlünüzü
Gülecek yüzünüz,umudu yitenler
Gerçekleşecek bir bir dilekleriniz

Kurtuldu umut
Pandora’nın esaretinden
Yürek pınarında sevgi yudumluyor şimdi

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Şeytan Çelmesi

“ Hay kör şeytan”
Yürürken dümdüz yolda aheste
Takılıp minik taşa düşünce
Yükleme kabahati ona buna
Hayıflanma kanayan dizine

Şöyle bir bak geriye
Yaptıklarını düşün de
Ara nedenlerini
Maruz kaldığın
Şeytan çelmesinin
Adil ol
Tart günahını,sevabını
Kaçmasın kantar topu
Senden yana

Özenme kör olup şeytana
Ters giyme pabucunu
Yor kafanı düşün biraz
Gör güzeli,kötüyü
Bul yanlışı,doğruyu
İnsan olmanın erdemine
Vakıf ol ki
Varasın zevkine
Yaşamın
Her daim sevgiyle
Açık olsun gönül gözün

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Şiirim Bitti

Hayatımın şiiri bitti.
Gökkuşağım silindi
Soldu renkleri
Kırmızı,yeşil ve de mavi,
Buz kovasındalar şimdi
Kelimelerin kırıldı beli
Uçurumda süzüldü
Bir, bir harfleri
Yerlere serildi.
Karmakarışık
Hecelemem mümkün değildi
Okumayı unuttum
Ya da yazmayı,
Döndüğü gün 'dönerse eğer'
Yeniden sökerim belki
Hayatımın şiiri kırıldı
Orta yerinden çatırdadı
Tuz buz oldu cam misali
Bölük pörçük kelimeleri.
Boş kadehten
Sarhoş olmuş harfleri
Eğri büğrü sıraladım
Pelür kağıda gözü yaşlı
'İmdat gökkuşağım nerdesin'
Sıkı, sıkı kapalı
Rakı şişesini
Çağlayan sel suyuna
Kattım gözlerimde
Hayatımın mezesi tükendi
Şiirim bitti biteli
Sevgili duy beni
Gönder yüreğini.
Yudumlasam sevgini
Onarsam kırık şiirimi.
mavi; merhem olsa,çalsam yüreğime
Kırmızı; alev olsa yaksa kavursa yalnızlığımı
Beyaz; temiz bir sayfa olsa yeniden yazsam şiirimi
Yeşil; yağmur olsa,filizlensem sevdaya
Sarı; umut olsa,yorgan misali örtse kederimi
Kalan diğerleri; havlu olsa,kurulasam tüm bedenimi
Yağmurdan sonra ki
Gökkuşağına ulaşırım belki

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Şiirlerim Yarım

yalnız geçmek bilmeyen *******den birindeyim yine
merdiven dayadım bulutlara
umuttu basamakları
sırat köprüsünden ince

saman yolundaki
yıldızları bir, bir topladım
gümüşten bir ipe dizdim
bir yıldız sen, bir yıldız ben
sayamadım kaç tane avuçladım hepsini
doymak bilmedi aç gönlüm
çıplak kaldı gece anadan doğma
yıldızsız semanın feri söndü
gözleri ama beyaz bastonunu arıyor

şimşek çakıyor ortalık kızıl
gürleyerek ağlıyor bulutlar
dolunay saklandı yorganın altına
yorgun bedenini dinlendirmekte
beyaz dantel elbisemi giydim bekliyorum
gayret kemerim belimde hazırım şimdi
yüreğimin yarısı sevgili
yarımı arıyorum gecenin koynunda
çok özledim seni yarımım bak şimdi
şiirlerim hiç bitmiyor görsene
final dizeleri sadece birkaç nokta yan yana
her attığım adım yarım meçhule giden
her aldığım soluk yarım
oksijeni bensem suyu sensin yaşamın
susuz kanmıyor gönlüm
bitsin bu anlamsız yalnızlık
yarım kalmasın şiirlerim gibi aşkım
haydi gel artık
tamamla beni

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Tadımlık Değil Sevdamız

Tadımlık değil sevdamız
Küçük bir haz hiç değil
Hayat sofrasından
Doyup kalkacağımız
O veda anına kadar
Sürecek inan
El ele terk edeceğiz bu diyarı
Sonsuza birlikte yürüyeceğiz

Bitmeyecek sevdamız
Bizden sonrada anacak
Kalan yakınlarımız
Kulaklarımız çınlayacak derinden
Yüzümüzde yorgun çizgiler olsa da
Saçlarımız pamuk tarlasına
Dönmüş olsa da ne çıkar
Flamalar ellerimizde
Tebessümle devredeceğiz
Yaşamı geleceğe inan

Tadımlık değil sevdamız
Küçücük bir haz hiç değil
Birlikteyiz ya
Birlikte yaşlanacağız yürürken
Daima can cana olacağız
İnan

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Temyiz Hakkım Yok

Prangalar ayağımda
Arar gözlerim
Parmaklıkların ardında
Ben mahkumum
Kader değil aşk mahkumu

Yüreğim kanlar içinde
Paramparça
Elim kolum bağlı
Dar gelir kelepçeler
Dertlerim zincir halka, halka
Hasretim koca bir derya
Alaca karanlık hücremde
Sayıklarım adını kendi kendime

Tavana yaslanmış pencereden
Sızmaya çalışan cılız ışık kümesinde
Soluk siluetin avutur,
Avutmaya çalışır çürüyen sevdamı
Rutubet kokulu ******* boyu

Henüz, kaleme almadığın
Belki de hiç almayacağın
Mektubunun hayaliyle
Yanar durur yüreğim, dumansız

Soğuk bir kış günü avuç içi gökyüzüme
Konan yaralı serçe, ağlamaklı
Haberin getirdi,yalanmış sevdan
Vefasız çıkmışsın
Başka, başka gönüllerde,
Akşamı sabaha bağlayarak
Güne yeni gün ekleyerek
Zehir dolu kadehlerde
Geçip gidiyormuş ömrün

Yokmuşum aklında, yüreğinde

Ben mahkumum
Çaresiz aşk mahkumu
Terk edilmiş yürek acısıyla yanan
Aşk mahkumu

Cezam müebbet
Temyiz hakkım yok ki

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Teori

Gerçeğim!

İnsanları tanıdım
Yaratandan ötürü
Sevdim onları
Kalbim acıdı

Biber yetiştirdim
Ellerimle
Yaz kış bahçemde
Katık ettim ekmeğime
Dilim acıdı

Biber acı
Ben acılı
Öyleyse
Biber kadar
Gerçeğin ta kendisi
Şiirce ağlıyor şimdi.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Teşekkür Ederim Ey Sevgili

Hayat koşusuna bir başıma katıldım
Yorgun düştü aşkını arayan yüreğim
Hüzünlü ******* boyu karalar giydim
Günü geceye, ayı yıllara devrettim

Hayatım bir hiçken aşksız korktum,ağladım
Sessiz daralan çemberde sevdaya koştum
Monoton yaşarken yıkıldı umutlarım
Yaşamın girdabında çaresiz kayboldum

Sevgisiz geçen yıllarda ömrüm tükendi
Uçurum kenarında seyrederken dibi
Çıkıverdin karşıma dünyam çiçeklendi
Boşluktan söküp aldığın gönlüm şenlendi

Sarıp sarmaladı o şefkatli kolların
Ömrüme ömür kattı sevdalı bakışın
Sevginin varlığını seninle keşfettim
Seninle tattım sevdayı, aşkla tanıştım

Demek ki Allah’ın sevgili kuluymuşum
Döndü şansım gökkuşağı altından geçtim
Buzu çözüldü sana akıyor hislerim
Düştü tenime aşk ateşi yanıyorum

Elin elimde,gönlüm seninle sevdalım
Başım göğsünde yeniden doğmuş gibiyim
Gökte uçuyor sevgi arsızı bedenim
Şiir yazıyor aşkınla çarpan yüreğim

Teşekkür ederim ey sevgili,mutluyum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Uçuyorum

Maviliklerindeyim gök yüzünün
Beyaz bir martı arkadaş bana
Hoş bir sohbete dalmışız koyumu koyu
İstanbul’ u seyrediyorum
Sohbet arasından kuş bakışı
Beyoğlu’nun üzerindeyim
Zaman yok
Mekansa özgür
Kalabalık karınca misali

Tramvay salınarak yol almış sessiz
En arka sırasında bir sarışınla oturan
Gönlümün yakışıklısını görüyorum
Kanaviçe işlemeli kırmızı mendilim elimde
Dudağımda tebessüm el sallıyorum
Ben özgürüm
Bulutların arasında çocuklar gibi
Saklambaç oynuyoruz kar beyazı martıyla
Uçuyorum kahkahalarımı duyuyor musun
Hey gönlümün sevdalı yakışıklısı
Kulakların çınlasın
Ben uçuyorum kanatlarım saf ipekten
Sevdamsa yüreğimde saklı özgürüm artık

Pike yaptım tombul bir buluta
Koynunda sakladığı damlacıklarını
Bırakıyor sinesini boşaltırcasına
Yeşile boyuyor yer yüzünü
Yağmur ormanı misali
Hazırlanmış çilingir sofrasında
Bağdaş kurduk martıcık ve ben
Kadeh tokuşturduk geleceğe
Kadehimde vişne suyu
Sevdamsa tadı damağımda
Şerefe yakışıklı şerefe

Gecenin geç vakti
Sade kahve hazırlamış
Yıldız dolu tepside sunuyor
Beyaz önlüklü şef garson martı
Yudumlarımızın bitiminde
Çingene kırçıl martı
Fal bakmak için emrimize amade
Umutlar yükledik göz bebeklerimize
Dikkatle dinliyoruz ikimizde
Bana hiç tereddütsüz “sen özgürsün
Geçmişi gömüp geleceğe uçuyorsun dedi”
Beyaz martıcıksa o zaten özgür geldi
Ve özgürlüğe kanat çırpıyor”

Tramvayda ki gönlümün aşkı duy
Bak gülümsüyorum geçmişe
Martının kanatlarında dolun ayı okşuyor ellerim
Marmara uzanıp yatıyor aşağılarda bir yerde
Minik bir balıkçı teknesi Salacak’ a yol almış
Kürek küreğe ekler umutlu bakar gözleri
Bir türkü tutturmuş yalnız balıkçı
Aheste çeker kürekleri şaşkın
Sırra kadem basmış balıklar
Özgürlüğü tuza banmış katık ediyor her biri
Oltadaki garip solucana kim bakar

Tüm gizemiyle kız kulesi mum ışığı altında
Kemanıyla gülüyor nağmeleri semada inliyor
Yakamozlar yorgun argın dans ediyor
Görüyorum gözlerime yansıyor ışıkları

Hey gönlümün yakışıklı sevdalısı
Duyuyor musun beni özgürüm
Ve kuş bakışı görüyorum seni miniciksin gözlerimde
Uçuyorum martı kanadında tahtların en yükseğinde
Geçen yıllara mendil sallayıp halay çekiyorum.
İçimdeki çocuk uyandı,bahtı aydınlık
Uçuyor artık ve daima uçacak
Çılgında diyebilirsin, delide
Özgürüm ya deli desen ne çıkar
Uçuyorum
Kanatlarım gümüş
Gücüm yüreğim
Yüreğimse som altın
Paylaşacağım tüm evrenle
İnatla paylaşacağım mutluluğu
Özgür ve birazda delice
Gerisi mi
Hikaye bence

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Unutamadığım

Yıllar geçse de aradan
Saatleri kırıp zamanı durduracağım
Aklımdan çıkmayacaksın
Yüreğime mıhlayacağım
Asla unutmayacağım

Unutamadığım
Yerini kimse doldurup
Hırsızı olmayacak kalbimin
Gönlümü keşfedip
Zafer edasıyla tek bir kişi bile
Yerleşemeyecek mabedime

Biri çıkarsa eğer,
Yıllar sonra biri
Sıkıca örteceğim perdelerini
Tüm kapılarını sürgüleyip
Anahtarını Karadeniz’in
Soğuk deli mavisine gömeceğim
İnci avcısı olsa da yer bulamayacak gönlümde

Unutamadığım
Sen benimle olmasan da
Uzaklarda başka gönüllerde
Söylesen de aşk şarkısını
Beni yüreğinden çıkarıp
Atmış olsan da bir köşeye
Bir izim bile kalmamış olsa da
Gönül defterinde
Unutmak ne kelime
Ben seni unutamadığım
Asla unutmayacağım

Ömrümün son deminde
Beyaz kefene sarılana kadar bedenim
Unutamadığım
Yüreğimin bir köşesinde
Sevgi kırıntılarıyla besleyeceğim
Yaralı sevda güvercinimizi
Son nefesimde sana salacağım
Yol alacak sevdam güvercin kanadında
Son kez selamımı iletecek
Gagasında taşıdığı kırmızı kurdeleli
Dudaklarımla imzaladığım beş yıldızlı diplomanda
Yazılı olacak son dileğim
Yolun açık olsun sevdiğim
Unutamadığım
Yolun açık olsun
Mutlu ol

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Unutulur

Unutulmaz deme sakın
Unutulur
Yaşananlar unutulur
Unutulur sevgililer
Unutur yaralı yürek
Yaşanmış o bitmez
Sevdalar unutulur
Geçmişten kalan
Yangın günlerin
Külleri savrulup
Uçar gider kaf dağının ardına
Terk edenler unutulur
Unutulur unutup gidenler
Sürse de birkaç gün kırgınlık
Asırlar boyu gelse de insana
Zaman takılıp kalsa da sonsuzda
Ölüm demek olsa da ayrılık
Aşk ateşinde kavrulan
Gönül kendini yeniler
Zaman çalar yüreğine
Deva olur derdine güneşle ay
Mehtapla yıldızlar sevişir kumsalda
Ölü karanfilleri söküp atar yüreğinden
Yerine gelincik bahçesi
Düzenler elleriyle
Gönül teli bir türkü tutturur
Aşkın sevdanın türküsüyle
Yeni sevdalara
Yelken açar
Yeni umutlara
Merhaba der
Kırık aşk hikayeleri unutulur
Unutulur unutup gidenler

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Üç Beş Saat

Henüz ayrılalı birkaç saat oldu
Şimdiden hasret ateşi düştü
yüreğim kor kor
Yok cesaretim yaşamaya
Kırık kolum kanadım yokluğunda
Dayanamadım birkaç saate
Nasıl yaşarım bir ömür
Alışmalıyım çaresiz
Doğmuyor özlem çukuruna
Doğmuyor güneş, karanlıktayım
Yetersiz kelimeler, dilim lal
Yitirdi tüm anlamını hayat
Anlamsızım artık

Düştü hasreti yüreğime
Tütüyor burnumda, yanıyor gönlüm için için
Patlamaya hazır volkanım şimdi
Koynumda sakladım lavları
Aktım toprağa,karıştım gazellere
Sonbahar gelmeden fırtına koptu
Dağıldı paramparça oldu her yanım
Mekansızım artık, saatler kırık zamansızım
Var mıyım, yok muyum kaybettim kendimi

Aklım karışık,elim ayağım tutmuyor
Karanlıklara gömüldü her şey
Değirmende öğütülen buğday tanesiyim
uçuşuyor darmadağınık duygularım
Gözlerim ağlıyor bulutlara yardımcı
Yıldırım düştü ateş parçası yüreğim
Çaktı şimşek esti savurdu
Duman tütüyor sevdamda

Bir kalemde nasıl silip atıverdi
Bilemek, çözmek ne kelime, kördüğüm duygular
Kah gülüp, kah ağlayarak
Öpüyorduk dudağından yaşamın
Eskitiyorduk hayatı ikimiz
Tam gökkuşağını yakaladık derken
Silindi tüm renklerim
Çıplak kaldım, çırılçıplak

Karanlık gecede debelenip duruyor
Çaresiz biçare yalnız bedenim
Sabaha ulaşamayacağım biliyorum
Biliyorum güneş doğmayacak ayaz geceye
Yıldızlara sordum nedenini, söylemediler
Gömüldü karanlığa zühre
Aya sordum nerdeyim, şaşkın baktı yüzüme
Utancından gizlendi bulut ardına hilal
Çıkar yol bulamadım üç beş saatte
Ne yapacağım, nasıl yaşayacağım
Oturup kaldım ellerim şakağımda
Başımı vurdum taşlara, kaldırımlar isyanda
Bilmem divane mi oldum yoksa avare
Şu üç beş saat yetti canıma

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:16 PM
Ve Suare

açılır perde bir doğum günü
mini mini bir beden sahnede
başlar ağlamaya
atılır yaşam mücadelesine
alkışlar eşliğinde

emekler acemice hayatı
kah ağlar-kah güler
büyür böylelikle
estirir gençlik başında duman
aşık olur,kavga eder
sever, sevilmez belki de kim bilir
dostuna sarılır, vardır elbet birkaç düşman
türlü çeşit ayak oyunları
mücadele,mübadele sonunda
olgunlaşır sahnede

karışır çoluk çocuğa
eklenir yeni yeni dertler listeye
okul çağı, düğün telaş derken
yıpranmıştır
bulaşmıştır sahne tozu
eline,yüzene,yüreğine
çıkmamacasına
yoktur mecal dizlerinde
yorgundur artık

çekilir köşesine
dilinde dualar
uzak gitsin yalnızlık
beri gelsin varsa yakınlar
teslim edecek neyi var ki
canından başka
bir de vedalaşmak sevenlerle

son nefeste
sarmalanır beş metre patiskayla
son oyundur eller üstünde ki yürüyüş
göz yaşlarıyla uğurlanır
dualar fısıldanır yürekten
varsa hakları
helal eder gözü yaşlı eş dost
dolar bağrına kara toprak
örter üstünü
yaşanmışlıklarla hayallerin
havalanır bir kuş gönül kafesinden

ve suare
son durakta
kapanır perde.
sır olmuştur varlığı
şiir dizelerinde
türkü nağmelerinde
hatırlanır

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Veda

dün gece içtiğin sigaranın
dumanı dağılmadı odamda hala
tavana yaslanmış ağlıyor şimdi
küllüğümde uzanmış yatıyor izmariti
tıpkı ben gibi, boynu bükük, yalnız
ellerini, soluğunu özlüyorum
sesin hala kulağımda çınlıyor
romantik müzik eşliğinde
mum ışığı altında dans eden biz değildik sanki
birden bire esti rüzgar savurdu seni
sisli geceye gömdü tüm hislerimi
boğuldu kırık kadeh de gülüşlerin
vedalaşırken sebepsiz
solgun yanağıma kondurduğun
busenin sıcaklığı yakıyor elimi
veda sancısı sardı bedenimi
hançer sapladın ellerinle,
kanıyor yüreğim

buz gibi soğuk her yanım
fırtına kopuyor hayatımda
içimdeki kasırgayla çarpışıyor
hangisi galip bilmem ama
mağlup olan yüreğim paramparça
yağmur sesini dinliyorum sonsuz karanlıkta
bir yalnızlık türküsü tutturmuşum
öyle ki girdabındayım
sensizlik hortumunun
tam ortasında oradan oraya
savrulup duruyorum

kara bulutlar kıskacına almış
gözlerime mil çekilmiş
*******imde ne ay nede yıldız
yol gösterir yalnız yüreğime
güneş doğmaz güne
ulaşmaz tene
üşüyorum, oysaki Ağustos böcekleri
saz çalıyor tembel, tembel
karıncalar kışa hazırlık yaparken
çığ altında kaldı yüreğim
zemherideyim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Vefasıza Birkaç Soru

Günlerce geldim
Yolları aşındırdım
Bulamadım
Kapı duvar
Yoksun, nerdesin
Bir not iliştirmemişsin kapına
Posta kutun boş
Haftalar hatta
Aylar boyu bekledim
Gelmedin.
Aramadın bir kere
Özlem üstüne özlem duydum
Özlemedin
Peki neden hiçbir şey olmamışçasına
Yanaşmaktasın bu limana
Küçük teknelere gönlüm kapalı
Koca bir deryaydı, kum yığınına döndürdün ellerinle
Çok geç.
Hesap mı soracaksın, özür mü dileyeceksin?
Özür mü, hayret
Hangi yüzle bilmem ama yık buna hakkın
Vazgeçtim senden.
Ve yoruldum beklemekten
Yoksa yaşadıklarımız mı diyeceksin?
Ne yaşaması be çekip gitmedin mi hayatımdan?
Rüzgar ekip fırtına biçmedin mi?
Maviyi bulamadın mı kızıla?
Silip atmadın mı bir çırpıda her şeyi?
Elinin tersi hiç mi kirlenmedi?
Borç mu soruyorsun?
Ne borcu ola ki?
Zira bu kadar beklemekle,
Fazlasıyla ödedim borcumu.
Istırapsa cabası.
Vefa nedir bilmeyen zalim,
Günahı vebali boynuna
İpekten kravat senin.
Senden sadece
Rehin kalan yaralı yüreğimi
İstiyorum ölmesin ellerinde.
Sana inat yaşamalı,
Aşkla çarpmalı, açmalı çiçek çiçek
Dünyaya sevgi dağıtmalı, vefa dağıtmalı
Güle güle yolun açık olsun
Bakmadan ardına git
Çek git

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yalan Gece

Yıldız yağıyor üzerime
Aşka susayan yüreğim
Sele kapıldı teninde
Kelebek buselerin
Dudağımda kor
Yakıyor içten içe
Dolunayda yansıyan
Siluetin olsa bile
Mutluluk taşıyor gözlerimden
Sessizce ağlıyorum
Evcilik oynayan çocuk kalbim
Seni sensiz varmışsın gibi
Yalancıktan yaşıyor
Sen yalan, ben yalan
Olsun be aşkım
Bu gece de zaten yalan

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yalnızca Yalnızlıkla

Süzülünce pencereden
Sabahın ilk ışığı
Terk eder mavi düş perisi
Kalır ulu orta
Boş yatakla baş başa
Eser esrik bir rüzgar
Soyunan çılgın geceden
Mahzun, hüzünbaz yürek
Kayıp can aramakta
Koşar canhıraş aynalara
Dökülür sırrı pul pul, çehresiz
Harelenmiş göz bebekleri
Yandan çarklı acı kahve elinde
Tüter kıvılcım bekleyen iğreti sigara
İki dudağı arasına sıkışmış hayat
Tutturur bir sohbet
Sohbetin en koyusu, en acısı
Yanar dil, kül olur her bir harf
Yok olur şiir, silinir imge
Kayar avuçtan
Yansımasız çırılçıplak ayna
Kırıkları arasında kan revan
Kör karanlık bir de ağlamaklı yürek
Dibe vurur panik deryasında
Alabora arzular
Duyulmasa da feryat figan
Paylaşır yalnızca yalnızlıkla
Sessiz, çaresiz
Basar sırra kadem

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yalnızlık Lal

yalnızlık ses vermiyor
siyahlara bürünmüş
cehennem zebanisinin kucağında
cenderedeyim sanki
gecenin zift karasında
paylaşmak istedim iyi kötü ne varsa
sohbet etmekti tek niyetim
seslendim
“yalnızlık söyle neden
bu ömür törpüsü susuşun,sessizliğin”
çağırdım çığlıklarla
kar etmedi
ağladım yükseldi hıçkırıklarım ayyuka
ömrüm çürüdü
ses vermiyor
inatla ses vermiyor yalnızlık
duvara vurdum başımı
cevaben tok bir ses
taç yaptı başıma acıyı
oysaki neler ummuştum hayattan
yalnızlıktan çıt yok
ritmini kaybetmiş olmuş lal
el vermiyor
ulaşmak için aydınlığa
birlik olmuş kaderle
örüyor ağını
gömüyor dehlizlere
çizmiyor kalem resmini mutluluğun
göz görmüyor, karanlık tuval
karalıyorum hayalen
mürekkebim kızıl
kan damlıyor kalem
ağlıyor şiir
yazıyorum çaresiz

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yare Dua

Güle güle sevgili yarim
Yolun açık,
Yüreğin aşk ile
Dopdolu olsun.
Tek bir gün bile ıslanmasın
Kederden gözlerin.
Yaşamın boyunca mutluluk
Her daim yoldaşın olsun.
Güle, güle sevgili yarim
Yüzün daima neşe ile
Aydınlansın.
Gözlerin ışık saçsın mutluluktan
Harelerden etrafına yayılsın
Dert ve hüzün senden uzakta
Çok uzakta dursun.
Sana asla vurmasın sillesini hayat.
Kaderin yalnızlık olmasın
Yalancı dostlar değil,
Gerçek can dostlar sarsın etrafını.
Güle, güle sevgili yarim
Gündüzleri güneşin hiç batmasın
*******i kaymasın yıldızın
Kararmasın dünyan.
Büyük yaradan daima seni
Kötülerden korusun.
Hep güzel haberlerin çalınsın kulağıma,
Sevdaların,başarıların nağme,nağme türkülerin
Her ne kadar kan ağlasa da yüreğim.
Yolun açık,bahtın aydın olsun
Güle güle...

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yarın Her Şey Geç Olabilir

Onları kimse tanımaz
Tanıyanlar varsa bile
Hiçbir şey gelmiyor ellerinden
Yada umursamıyorlar
Masum minicik bedenleri
Ve kocaman yürekleri var onların
Boynu büküktür hepsinin istisnasız
Bakışlarında hüznü görürsünüz.

Nadir de olsa gülücüklerinde
İnanılmaz isyan çığlıkları vardır
Kadere isyan, yaşama isyan,
Yüreklerinde çığlık atan
Kim bilir daha nelere isyan

Aslında her birinin iyi kötü
Birer aileleri vardır bölük pörçük
Kiminin anası üveydir, kiminin babası
Aşağılanmışlardır çoğu zaman
Ufacık bedenlerine ve hassas
Duygularına rağmen tüm yakınlarından
Şiddet görüp yaralanmıştır yürekleri
Küçücük yaşta çalıştırılıp babalarına
Meze olmuştur minik alın terleri
Bir kısmı ise tacize mazur kalmıştır
Oysa tek istedikleri, birazcık sevgidir onların
Horlanıp itilip kakılmıştır her biri

Rastlarız ara sıra onlara
Kimimiz o an acır üzülürüz
Vah vahlar la geçiştiririz.
Kimimiz de tiksintiyle bakarız
Üstü başı perişanlara.
Ama ne yazık ki en ufak bir şey yapanımız yoktur kayda değer

Birileri vardır birileri medya tik birileri
Ancak laf üretirler, laf ebelerinden geri kalmazlar

Dondurucu kış *******inde tek destekçileri
Sadece biçare kendileridir.
Birbirlerine sokularak yatarlar bankamatik kulübelerinde
Yatacak yer bulurlarsa eğer.
Sabaha ulaşacakları meçhuldür çoğunun
İçlerinden bazılarının yeni gün müjdecisi güneşi
Göremeyecekleri kesindir. Göçüp gideceklerdir.

Balı sarhoşluğuyla tesadüfen uyananlarsa
Sabah ayazında sımsıcak mis kokan
Ekmeklere bakarlar fırın vitrininden
Uzaktan uzağa, uzanıp alamazlar
Para denen illetleri yoktur ceplerinde
Ancak çalmaları gerekir yaşamaları için
Bir de yakalanırlarsa...karakol ve aşağılanma
En korktukları durumdur. Ölseler daha iyidir

Yaz *******i daha bir rahattır
Onları dondurucu soğuk ve ayaz beklemez.
Sanki yatacak yerleri de boldur
Tüm parklar ve çimenler kucaklar bedenlerini
Yumuşacık yorgan olur yıldızlı gökyüzü
Bir birine sokulup yatmaları gerekmez artık *******i

Ancak açlık, yalnızlık ve kadere terkedilmişlik
Tek yoldaşlarıdır, yalnızlıklarını yalnız kendileriyle paylaşırlar

Elbette zararları vardır etrafa can almıştır içlerinden bazıları
Ama her çocuk masum doğar annesinden düzen bozuk işlemekte
Ve düzensizlik itmiştir sokak aralarına çoğunu acımasızca
Babanın bir işi yoktur, annenin çaresi, çocuğunsa tahammülü

Her birine bir sorsanız
Mutlaka bir dilekleri vardır masum
Dayaksız sıcak sevgi dolu bir yuvadır tek istekleri
Ana kucağını, hiç görmedikleri baba şefkatini
Çok özlemişlerdir. Dönmek bile isterler ailelerine
Ama dayak vardır, her türlü şiddet vardır dönmezler

Bugün hem de hiç gecikmeden
Gerçekten bir şeyler yapmak gerekir bu canlara
Yarın onlar için geç, hem de çok geç olabilir.
Kaybederiz birer birer, hayatın başında yitip giderler
Oysa nasıl ki çocuklar bizim geleceğimiz diyorsak
Onlarda bizim geleceğimiz değiller mi
Ve canımız çocuklarımız için geç olmadan bir şeyler yapmalıyız bugün
Yarın her şey geç olabilir.
Sadece ana sıcaklığıyla sevgi dolu
Birer yuva sağlaya bilirsek eğer elbirliğiyle
Sevinir bu gül çehreler, okul çocukları gibi.

Haydi elbirliğiyle yola koyulalım.
Bundan sonra ki canları yitirmeden
Her şey geç olmadan.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yaşayamıyorum

Çöktü içime ayrılık acısı
Gece kadar karanlık, buz gibi soğuk
Fırtına kopuyor yüreğimde
Dinliyorum pencereye vuran yağmurun sesini
Ahengi kaybolmuş melodisi kırık yüreğimle
Çığlık çığlığa söylüyorum yalnızlık şarkısı

Ne yapsam bilmiyorum,ürkek,şaşkın
Birkaç saatten fazla değil bırakıp gidişi
Telaşlandı yüreğim, durdu zaman
Kırıldı kolum kanadım
Göğsümden azat olma isteğiyle yüreğim
Özenip yaralı serçeye çırpınır durur
Dudağından aldığım yaşama iksirim
Can suyum yok artık, tükendi soluğum,
Kalmadı mecal, titrer dizlerim
Toprağa sarıldı ölüden farksız bedenim
Çöl fırtınasına yakalanan bedevi kadar aciz
Savaşçı kum tanelerinin menzilinde yüreğim

Alabora oldu savruldu bedenim
Kaktüs yeşerdi göz yaşlarımla
Dikenleri acıtıyor, kanıyor içim
Bir gün yetti canıma
Evren karalar giydi, suskun
Zincirlendi gelecek her yeni gün
Gecenin koynundan doğmayı bilmeyen
Biçare güneş ağlamaklı

Paramparça yüreğim hasret ateşinde kor
Ölüm kol geziyor bahçemde, boynunu büktü çınar ağacı
Şakımıyor yuvası yıkılan serçe
Söndü mavi, gözlerimde kızıl alev

Yoksa eğer gelecek günlerde, yaşamak haram
Gülmek mi, ah nerde o günler? Dünde kaldı
Dudağımda dondu tebessümler, saklı sarkıtları sol yanımda
Ağlamak mı her an her yerde
Atlantis’e yol adlı, sel olup akar gözyaşım
Kayıp kentin koynunda soluksuz kaldım
Hayat kaynağımdı, tükendi hayatım, yaşam belirtisi yok artık
Gömün en derinine Atlantis’in, kalmadı yaşama arzum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yazdım da Yazdım

Acımı dindirmekti tek amacım
Dağladım kızgın demirle yüreğimi
Kapanmadı yaram, faydasız
Ateş parçası kor yüreğim
Yakar acıtır içten içe

Ağladım her gece iki güzüm iki çeşme
Aradım çareler, düştüm ortalığa
Bulamadım, kör düğüm
Geçit vermez, çıkmazdayım.

Nerde varsa tüm acıları
Verin bana herkesin derdini
Ben çekerim, kimse tatmasın acıyı
Alışkınım ben,alışkın yüreğim
Dedim, dedim de çekemedim bittim.

Yeter artık yeter,istemem başka acı
Bu kadarı da fazla,çok fazla
Dayanmaz biçare bedenim
Kaldıramaz, kırılır orta yerinden
Yetmedi bir kaçı da üstüne eklendi.

Şaştım kaldım
Ne yapacağım
Nasıl yaşayacağım
Kararsız, çaresiz
Sonunda aldım kağıdı kalemi elime
İçimden geldiğince her şeyi
Ama her şeyi yazdım
Yazdım da yazdım.
Dilim döndüğünce

Tükenmekte tahammül gücüm
İsyanım ayyukta
Söylüyorum haykırışlarda
Duyulmuyor,duyulsa bile
Ne faydası olur ki yalnızlığım müzmin
Sardı etrafımı dertler bitimsiz

Yazıyorum geçmiyor
Bekliyorum geçer, umutla
Yine yazıyorum.
Olmasa da şiir hiçbiri
Dizelerce yazıyorum
Ayyuktan dökülenleri
Yazıyorum,yaşıyorum
Hala yazıyorum
Yazacağım her zaman
Biliyorum
Derdime
Olur mu çare
Bilmiyorum

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yeter ki

Parmağına yüzük olsam
Hem Allah’ ın emri hem de Peygamberin
Yüreğimse dünden razı
Gerçekleşsin tüm hayallerim
Kenetlensin ellerine ellerim
Sonsuza kadar ayrılmasın

İstersen ölüme bile giderim
Seninle birlikte olduktan sonra
İster vur vurgun yüreğimi
İstersen de ölesiye sev
Yeter ki sensiz geçmesin bir günüm

Kulağına küpe olsam
Aşk nağmeleri fısıldasam
Bıkıp usanmadan türkü gibi
Soluğunla soluklansam
Yüreğinde yeşersem
Çoğalsam,çağlasam
Gülsem gamzelerinde
Başım omzunda
Seninle ağlasam

Su damlası kadar temiz ve saf
Duygularla dolu yüreğimi
Tekrar, tekrar kurban etsem uğruna
Yüreğim aksa damlacıklar şelale
O şelalede kaybolsam yok olsam sende

Sensiz geçecekse bu ömrüm
Seninle ölse ne çıkar yüreğim
Yeter ki yanında olsam
Avucuna gömsen sımsıkı sarsan beni
Hep orda kalsam
Hep sıcaklığını hissetsem
Seninle nefes alsam seninle ölsem
Yeter ki beni ayırmasan canımdan
Platonik aşkıma Venedik'te gondoldan seslendim

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:17 PM
Yorgun Yüreğim

Dört nala koşuyordu yüreğim
Kanatlı bir kısrak gibi
Kollarında uçuyordu adeta
Zevklerinse doruğunda

Sabahın ayazında
Çiy düşmüş terli tenine
Battaniyesi omuzlarında nefes nefese
Seyisini bekliyor yorgun yüreğim.

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:18 PM
Yüreği Asılı Kadın

Salını, salını yürüyordu kumsala doğru
Deniz kızı edasıyla adeta denizden doğmuştu
Diri vücudu akıp maviye karışıyordu
Yaklaştıkça sahile büyülüyordu gözleri

Üzerinde tenine yapışmış daracık ıslak
Kırmızı bir elbise vardı güneşi ateşe vermişti
Sıyrılmıştı etekleri bacakları ulu orta yerdeydi
Kızıl güneş arasından göz kırpıyordu fütursuz

Kırmızının en koyusuyla boyalı kan sızan
Kırmızı dolgun dudakları susamıştı çatlamıştı aşka
Kıvrımlarından damlıyordu hasreti tebessümle
Maviyi kızıla çalıyordu, tek bir kıpırtı yoktu denizde

Sanki sahilde hayat durmuştu ses çıkmıyordu.
Herkes süzülüp gelişini izliyordu meçhul kadının
Kimdi bilen yoktu sadece alımına kapılmıştı gözleri
Pür dikkat nefeslerini tutarak hayran, hayran bakıyorlardı

Kadın en şuh bakışlarını fırlattı toplanan kalabalığa arsızca
Arzuları iyot kokulu teninde yanıyordu bir avuç alevdi sanki
Islaktı vücudu boncuk, boncuk parlıyordu şavkı alev kızıllığında
Tüm cazibesi üzerindeydi yakıyordu etrafı en kızılından

Dekoltesi daha bir derin yırtılmıştı sanki el yordamıyla
Göğüsleri isyanlardaydı fırlamak için ise tetikte bekliyorlardı
Kalabalığa aldırmadan uzanıverdi kumsala sere serpe
Güneşe karşı örtmeye çalışmadı hiçbir yerini

Denizin koynuna sokulup kaybolana kadar güneşi gözledi
Ufuktan o aşık olduğu müptelası çıka gelirde belki
Yeşil ışık yanar da gönlünde ölümsüzleşirdi sevdaları
Gelmedi ve yeşil ışığı yakalayamadı nemli gözleri

Gece karanlık çökene kadar bekledi umudunu yitirmeden
Yıldızların altında çakmak, çakmak gözleri denizdeydi
Yakamozlar ıslak dudaklarında gezindi serindi öpüşleri
Hayaldi okşamaları teni tutuşmamıştı aşkı yanıyordu göğsünde

Yıldızlar yağdı bütün gece üzerine gece ağlıyordu kederinden
Sabaha karşı geldiği gibi sessiz denize doğru yürüyüp gitti.
Büyülü vücudu bu sefer diri değildi maviye karışırken
Boynu bükük gözleri yaşlı el salladı kalabalığa
Kaybolmaya hazırdı artık ve sonsuza dek kaybolmalıydı

Atlantis’e kadar kulaçlamalıydı durmaksızın
Görmemeliydi tek bir kişi ağladığını, perişan halini
Şahit olmalıydı martılar hüzün dolu yalnızlığına
Bir tek kendisi bilmeliydi ıstırabını
Kendi kendini kucaklayıp meçhule kaymalıydı

Denizden sancılı dalgalar doğuyordu
Gürültülü öfke doluydu tüm sahil
Geride yeni güne yaralı bir yürek kalmıştı
Adeta ayak diriyordu günü engellercesine inatla kan sızıyordu
Maviyi boyuyordu kızıla ve ağlıyordu yorgundu ölesiye

Gök gürledi, şimşek çaktı ve güneş doğmadı
Doğumunu engellemişti günün, gün gecede söndü
Ve asılı kaldı kırmızı yürek tek başına
Damlıyordu denize içten içe

Bir hayaldi kırmızılı kadın,
Yoksa ben miydim, asılı mı kalmıştı yüreğim
Ama benim kırmızı elbisem yok ki
Çıkarıp atmıştım uzun zaman önce dolabımdan
Artık hep gece gibi siyah giyer olmuştum
Kombinezonum, elbisem, tenim bile siyahtı benim

Farkına varamadım mı, ben miydim yoksa
Yoksa bir başkası mı, ne diye ben yaşıyordum
Sahilde ki o ıstırabı. Tüm bedenim titriyor
Karanlığa gömülmek istedim
Denizle örttüm üzerimi ve oracıkta öldüm
Ben değildim kırmızılı kadın, o benim iç dünyamdı

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:18 PM
Yüreği Çalınmış Kadın


Yalnız yürüyordu kadın
Yüreği çalınmış,
Hırpalanmış bedeni
Ayaklarında pranga
İlerliyordu sürüye sürüye
Topuk sesleri karanlığa karışıp
Şamar gibi iniyordu gecenin yüzüne
Birlikte ağlıyordu gece, hüzünlüydü
Yıldızlar gizlenmişti ayın arkasına
Ay yüzünü saklamıştı bulutlarda
Siyahtı gece zifiri karanlık
Olanlardan utanıyordu sanki gece
Adeta sallanıyordu son ilmeğin ucunda

Duyguları kelepçeli
Matemdeydi gönlü
Siyahlara bürünmüş
Damlıyordu meçhule
Boş kalmıştı sol yanı
O yaralı yüreğinin yerine
Kocaman kara delik açılmıştı
Dipsizdi sonsuzdu kanıyordu
Tüm geçmişi gömülmüştü
Ama dolmamıştı kara delik
Cebindeki umutları saçılmıştı yerlere
Sökülmüştü her nedense iplik iplikti hayatı
Şeytan uçurtması yere çakılmış
Ölmüştü gönlünde beslediği melek
Çalınmıştı yüreğiyle birlikte
Hem çocukluğu, hem gençliği
Ve koparılmıştı tüm bağı yaşamdan

Yorgun, mecalsiz ellerinde
Salınıyordu parçalanmış geleceği
Yırtık çantasından karışmıştı toprağa neyi varsa
Bölük pörçük geçmişi de yoktu artık

Karmaşık ifadeli yüzü
Bulaşmıştı akan makyajına
Kırmızı ateş ruju
O son busede sönmüş morarmıştı
Aslında mavi bakan dünyaya
Çöl fırtınası kopan gözleri
Ağlamaktan aciz ayaklarını izliyordu
Kirpikleri ok olmuş rimelle kuşanmış
Germişti kömür karası yayı
Faili meçhul hırsızını arıyordu
Son bir gayret bulmalıydı
Parçalanmış yüreğini alıp
Posası kalmış olsa da geride
Dipsiz kuyunun dibine gömmeliydi
Dolmalıydı sol yanındaki koca delik

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:18 PM
Yüreğimi Açtım Sana

Dipten çıkarırım midyeleri
Bir,bir ellerimle
Kan revan içinde ellerim
Görmedin gözlerimde
Tane,tane incileri irili ufaklı
Belki de görmezden geldin.

Yüreğimi açtım sana
Sevda bahçesinde
Türlü, türlü çiçekler yetiştirdim
Gübreli topraklarla
İtinayla besledim
Göz pınarlarımdan
Can suyu oldum oluk, oluk
Çabamı görmedin ıslanmadı ellerin
Belki de görmezden geldin

Yüreğimi açtım sana
İçimdeki yumak, yumak
Sevdayı çözelim
Karışalım birbirimize
Tek yürek olalım birlikte atalım dedim
Duymadın
Belki de duymazdan geldin

Yüreğimi açtım sana
Keman çalan gönül telim
Sevda şarkılarında ki
Aşka davet melodisinde
Düet yapalım istedim
Yüreğinin ritmini esirgedin
Belki de hiç ritmik değildi
Duyguların

Yüreğimi açtım sana
Güvercin kanadına
Yükledim tüm hislerimi
Özel ulak uçurdum yüreğimden yüreğine
Gönül kapını açmadın
Belki de açmak istemedin

GooD aNd EvıL
11-03-2008, 05:18 PM
Yürü Git İşine

Aşkım sadece benim
Seni ilgilendirmez
Bir nebze yok hakkın
Yürü git işine

Sevgim karşılıksız
Olsun, yüreğim koca bir deniz.
Hem aşkım hem de
Dünyalar kadar
Dost sığar içine.
Aşkım karışır dalgalara
Bürünür sevgilere
Kaybolur o buruk hüznüm.
Bana arkadaş olur.
Belki de sırdaş.
Unutur yalnızlığı
Taşar yüreğim
Sevgi yumağı
Açılır açılır
Dolaşır başka canlara
Kaynaşır her biriyle
Hayat, önümde uzun bir yol
O yolları yalınayak arşınlar gönlüm
Tadına varır aşkın, sevdanın
Açar kapıları sevgi anahtarı
Dolar mavi yüreklere

Şimdi yoksan yanımda
Sonsuzlukta kaybol
Bitti hesabım,doldu miadın
Dostlarımla
Yalnız değilim
Yürü git işine
Aşkım sadece benim