DAREDEVİL
04-21-2007, 03:31 PM
SAYI
Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir koğuşta rastladığı hastaya sordu:
— Burada kaç kişisiniz?
Karşısındaki, elini "boş ver" anlamında salladıktan sonra:
— Asıl, dedi, siz dışarda kaç kişisiniz?
NEREDEN KARDE Şİ OLUYORMU Ş ?
Adamın biri Hükümdarın kapıcısına gelir ve ona:
— Anne-baba bir kardeşin geldi, demesini söyler.
Hükümdar, içeri girmesine izin verir. Aralarında şu konuşma geçer:
Nereden kardeşim oluyorsun sen?
Adem ile Havva'dan.
Ona bir dirhem verin.
Anne-baba bir kardeşine bir tek dirhem mi veri*
yorsun?
Adem ile Havva'dan olan her kardeşime bir dir*
hem verecek olsaydım, sana bu kadarı bile düşmezdi...
KUŞ SANMIŞ!
Saf köylü, şehre iş için gel* miş. Bir evin penceresinde gördüğü papağanın renk renk tüylerine hayran oluyor.
— Allattım... Ne güzel ya*
ratıkların var... diyor.
Tam o sırada papağan konuşmaya başlıyor:
— Ne bakıyorsun?
Köylü, neye uğradığını şaşırıyor:
— Kusura bakma hemşerim. Seni kuş sandım da...
NİÇİN ALKIŞLIYORLAR?
Bir gün Einstein'la, meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille Hollywood'dan geçiyorlardı. Gören herkes onları alkışlıyorlardı.
Charlie, Einstein'a dönerek:
— Bakınız, dedi, ikimizi de alkışlıyorlar.
Sizi anlamadıkları için, beni de anladıkları için alkış* lıyorlar.
Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir koğuşta rastladığı hastaya sordu:
— Burada kaç kişisiniz?
Karşısındaki, elini "boş ver" anlamında salladıktan sonra:
— Asıl, dedi, siz dışarda kaç kişisiniz?
NEREDEN KARDE Şİ OLUYORMU Ş ?
Adamın biri Hükümdarın kapıcısına gelir ve ona:
— Anne-baba bir kardeşin geldi, demesini söyler.
Hükümdar, içeri girmesine izin verir. Aralarında şu konuşma geçer:
Nereden kardeşim oluyorsun sen?
Adem ile Havva'dan.
Ona bir dirhem verin.
Anne-baba bir kardeşine bir tek dirhem mi veri*
yorsun?
Adem ile Havva'dan olan her kardeşime bir dir*
hem verecek olsaydım, sana bu kadarı bile düşmezdi...
KUŞ SANMIŞ!
Saf köylü, şehre iş için gel* miş. Bir evin penceresinde gördüğü papağanın renk renk tüylerine hayran oluyor.
— Allattım... Ne güzel ya*
ratıkların var... diyor.
Tam o sırada papağan konuşmaya başlıyor:
— Ne bakıyorsun?
Köylü, neye uğradığını şaşırıyor:
— Kusura bakma hemşerim. Seni kuş sandım da...
NİÇİN ALKIŞLIYORLAR?
Bir gün Einstein'la, meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille Hollywood'dan geçiyorlardı. Gören herkes onları alkışlıyorlardı.
Charlie, Einstein'a dönerek:
— Bakınız, dedi, ikimizi de alkışlıyorlar.
Sizi anlamadıkları için, beni de anladıkları için alkış* lıyorlar.