PDA

Tam Sürümü Görüntüle : Sureyya Berfe


F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:35 PM
ACELE EDEN ECELE GİDER

Güneş açtı, uzun sürmedi
gözle görülmüyor

Çocuk okula başladı, uzun sürmedi
bir yerde çalışıyor

Rüzgar esti, uzun sürmedi
yaprak kımıldamıyor

Delikanlı oldu
ev geçindiriyor

Kar başladı, uzun sürmedi
sular akıyor

Karısı iyileşti, uzun sürmedi
tımarhanede yatıyor

Ağaç büyüdü, uzun sürmedi
sobalarda yanıyor

Emekli oldu, uzun sürmedi
kadavrada bekliyor

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:35 PM
BAZI YARALILARA

Nereye bakıyorsun
İşte yaralı insanların fotoğrafları
İşte yangından çıkarılan çocuk cesetleri
Bu, savaşmış bir atlının sakat kalan ayağı
Bu kesik kol, önemsiz bir iş kazası

Kime bakıyorsun
İşte bacağından alınan üç parça kemik
İşte bombardımandan sonraki yaralılar
Bu, sınırı geçemeyenin aldığı yara
Bu yarım adam, küçük bir işkence hatası

Neye bakıyorsun
Sayamazsın o ciğerdeki yaraları
Kime bakıyorsun
Bilemezsin geçmişindeki yaraları
Nereye bebeyken nazar boncuğu
Kime büyüyünce kurşun yarası

Ama sen
Yine de verirsin çiçeğini yaralı ağaç
Uçarsın yaralı keklik
Kan diner yol açılır
Gün döner gece kısalır

İsteyen denize isteyen kendine baksın

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:35 PM
BIRAKIYORUM

tahriş olsun, kanasın gökyüzü.
Sersemsepelek sarıldığımız uykusuzlukta
uyku, gece gibi bir çiçek açar.

Buralarda haftanın her günü
oralardaki Pazar gibi.
Pek rastlamıyorum Pazartesi'ye
Salı mı? Unuttum bile.

Rüzgâr eser, hep eser.
Essin, çekip alsın hevesini
bildiği tepelerinden ağaçların.

Şaşırtmayan bir don olsun.
Bacalar sasırsın yalnız
yaralansın zaman, kalsın.

Sana, bana, göğe
uçsun köz ve kül.
Konsun doğa kuşu.

Hayat, güvencede.
Aşk, nasıl olsa keklik.

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:35 PM
CANIM SIRA BÜYÜLÜ KARAKİMYON

9.
Karabiber fidanları arasında dolaşsam
dolansam karabiberlere
gelincik değil gelinciğe rastlasam
dokunmam bile özsuyu çekilmesin diye.

Bakarım, koklarım, tadarım
bu yaştan sonra bulduğum
küçük, gizli taçyapraklı gelinciğe.
Yuvalarına girmesin iri taneli karakimyonlar.
Karabiber fidanları boyun eğmesin.
Çekilmesin içine gelincik.

10.
Gelme palmiyenin olduğu yere
burada olsan da gelme.
Güneş hissetti beni ertelediğini
batana kadar puslandı
yaslandı karşı tepelere.

İşte ortalık böyle.
Neden mi?
Sana ne?

11.
Sok elini istediğin yere
dilersen arı kovanına
bırak örümceğini
ve hemen geri al
ağını örmesin.

Ömrümün sonuna kadar
kırarım seni, öfkelendirir
"gitme isteği" uyandırır
özür bile dilemem.
Ağını örmesin elin, istediğin, örümceğin.

Başkalarının değil, bizim.
Dolunaydan bile gizlerim.

12.
Sen, sadece sen.
Kuyruk sokumumdaki sancı
elimdeki ağrı
kafamdaki Batı fırtınası sen.

Yağmurça'ya koklattığım okaliptüs dalı
oarada düşündüğüm şiir
çıplaklığı geçen çıplaklığımız sen.

Yıllar sonra rastlamışız
ikimiz de aynı yerde
geçenler geçmiş, olanlar olmuş
biz kalmışız, bitmemiş başlamışız
doğru dürüst tutamadım
ilk kez bir el aktı elimden
sen, sadece sen.

Nasıl deliyordu gözkapaklarını gün ışığı
nasıl daha kalın bir perde çekti canın.
Aklımız birbirimizde, ayaklarımız yollarda
ayak tırnaklarımı kes, sırtımı sabunla, yıka beni sağalt
sen, sadece sen.

Şişko sevgilim benim, çiçekleri açmamış mimozam
kocaman kalçalı, kocaman göbekli yârim.
Hünnabım, zeytin çekirdeğim, nohut dalım.
Deniz üstündeki ürpermem
karşıt rüzgarım, çılgın mazbutum
kadınlarla ilgili her şeyim iflas etti
sen, sadece sen.

13.
Bedenin adsız ve kimsesiz rüzgarlarını yaz.
Bu akşam değil farz-ı mahal bir akşam
benden sana esen lodos olmalı.
Palmiyeye daya sırtını güneşi batır
senden bana esen imbat olsun.
Asla dingin olmadı. Ama sessiz.
Ada'da biz...
Bizde patlayan poyraz olmalı.

Lodosu, imbatı, poyrazı
kendilerine yaraşan ve yakışan yerlere koydun.
Yıldızın da gönlünü, serinliğini alalım.
Gözkyüzüne bakarken gördüğün yıldızlardı
yıldızla esen yıldızlar.

Karakimyonun kara büyüsü
büyülü karakimyonun kara kokusu
canım sıra durur
canın sıra gider
karayel.

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:35 PM
Çoban Türküleri

Çoban Türküleri

Dağdan indimse kurt sanma beni
Soğuk vurdu inceldi boynum
Yükseklere çıktım küçüldü yaşım
Ay karanlık gel beri
Dudağından emzir beni

Şu dağın başı da kar ile boran
Emminin sözleri tümüyle yalan
Ölür mü dünyada dengini saran
Ay karanlık gel beri
Dudağından emzir beni

Ben ta ezelden yangınım sana
Tomurcuk memeler koktu burnuma
Gül döşenmiş şalvarının ağına
Ay karanlık gel beri
Dudağından emzir beni

Köyümü özledim görmeye geldim
Ağzının içini öpmeye geldim
Yorganı üstünden atmaya geldim
Ay karanlık gel beri
Dudağından emzir beni

Gün gelecek çıkacağım dağlara
Belki yem olacağım canavarlara
Kanım karışacak yayla toprağına
Ay karanlık gel beri
Dudağından emzir beni

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
ÇİĞDEMLER

Kar satan adam dağdan indi
Kar getirdi
Ekmek verdik kar aldık
Yediğimiz kar yazı serinletti
Tozu tüketti

Karcı nereye ben oraya
Karcı nereye ben oraya
-Eşeğin semerindeki çiğdemler var ya
Verir misin bana bir tanesini
Çeyrek ekmek vereyim
Hepsini değil bir tanesini

-Çiğdemler satlık değil
Oğlum hasta yatıyor
Çiğdem istedi benden
Ona götürüyorum hepsini

Elimde
Ucundan yenmiş bir çeyrek ekmek
Geri döndüm
Yolu şaşırmışım
Akşam karanlığında vardım eve
Dayak yedim
Ama unutmadım çiğdemleri
Kimseye söyleyemedim o çiğdemleri

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
DUVAR

Gençliğim çevrili
Atlayıp geçsem
Ne taş ne tarla
Kağıt mürekkep yıldız
Bir adım atsam

Düğün var karşıki evde
Aramızda duvar
Gece kolla beni
Rakının hatırı için
Gidip dönsem

Duvarın ötesinde
Kemik topluyor
Yeni açılmış iki çiçek
Güneşten önce düştü çöplüğe
Varıp koklasam

Yıkılır birgün gülerim
Kağıtlar eskir
Yazılar ses vermez
Yıldızlar düşer
Bir yel çıkar
Uçup giderim

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
GURBET

Ayışığı unuttu karları
Nerdeyse tipi çıkar

Yaralı bir keklik
Uçtu önümden
Bende kaldı kanadı

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
Hepsi O Kadar

Hepsi O Kadar

Gidilir gelinir.
Belki sağsalim dönülür, hepsi o kadar.
Günler ******* çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey...
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.
Gidilir herhalde gelinir.
Bütün gün denize bakmak kadar.
Belki ayvalar çürür.
Birşeyler kurur, atılır.
Nedir ki uzakta olmak
Ardahan'da boş duran bir ev
Hiçbir zaman suyu olmayacak bir kuyu
Unutulur, kalır. Hepsi o kadar.
O kadar anlayabilmek
O kadar acemi
O kadar toy
O kadar ilk
O kadar yeni
Ey uğursuz yolculuklar
Ey yıldızsız samanyolu
Bir daha hiç olmayacaksınız.
Çünkü yarım ve yaralı kalan
Bir akşam, yemin etmiyorum ama
En az günlerce, günlerce kanar.
Gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir.
Hepsi o kadar.

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
KIŞ VE DOLUNAY ŞİİRLERİ

Küçük yerlerde
daha kendine özgü
kış sıkıntısı.
*
Bıraksam yükselecek Dolunay
hızla.
Bırak, kalsın biriksin tortusu
içime, hızla.
*
Karlı tellerdeki saksağanlardan başka
hiçbir yere uğramaz bu tren.
*
Kapattım ışığı.
Seviyorsam
kalbim ve dolunay
ışıtır odayı.
*
Buz gibi ortalık
saçaklardan sarkıyor soğuk.
Nasıl güzel bir şeymiş
şu yalnızlık

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:36 PM
NEDİRCİK YAVRUSU

Nedir aydınlığı yaratan, günü güne benzeten
hayatı yaşanır kılan, insanı insan eden?

Nedir yarına inanmalar, inanmamalar
geçmişteki gül bahçesi, gelecekti diken?

Nedir azgınları, kaçkınları yola getiren
iyileştiren, yaşama gücü veren?

Nedir sevecenlik aşılayan, sıcaklık saçan
destek, dayanak, merdiven?

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:37 PM
NÖBETÇİ

Dağ başından bir ışık geliyor
Yansıyor gözlerimden şehre
Bozkıra köy evlerine

Yorgun değilim seninle buluştum
Bir mendil sevinç yolladım sana askerden
Sevdamın nöbetini tuttum bütün gece

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:37 PM
SEVGİLİ ARKADAŞIM

1.
Gözlerinin rengi gibi
Yüreğinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, ellerini gördüm önce
Toplayan, düzelten, onaran ellerini
Dokunduğuna soluk aldıran
Telâşlı, usta, sevecen ellerini

Geç anladım ve inandım
Her gün daha çok inanıyorum
Ellerin, güzel işlerin karıncası
Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak

2.
Yüzünün rengi gibi
Dudaklarının rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, özverini gördüm önce
İçinden çavlan gibi dökülen özverini
Hep koşan, yürümeyi bilmeyen
Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini
Neye uzansa dirilten
Susan, hüzünlenen, sıcak özverini

Geç anladım ve inandım
Gün gün daha çok inanıyorum
Özverin, güzel işlerin arısı
Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak

3.
Derinin rengi gibi
Sesinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, seni gördüm önce
Gülen, yaşayan, bilen seni
Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan
Durduğu yere can veren
Gönüllü, duyan, seven seni

Geç anladım ve inandım
Şimdi daha çok inanıyorum
Sen, hayatın ablası
Saf olan her şeyin mayası
Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak

4.
Sevgili arkadaşım benim
Sana "sevgili arkadaşım" diyorum
Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı
İşte sana bir aşk şiiri
İçinde "sevgilim" sözcüğü geçmiyorsa
Suçun yarısı senin
Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil
Kendisini seviyorum senin gibi

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:37 PM
SON AYLARIN ŞİİRİ

Ben sevince yeryüzü arınır
Yüzüme vurur gölgesi
Yüreğim aşkla beslenen başaktır
Açılır
Soymak ister kabuğundan bedeni

Ben ağlayınca serçeler uçar
Dünya küçülür gözümde
Durur önümde bir hüzün serpintisi
Yayılır
Yıkmak ister acıdan kuleleri

Ben gidince öfkem ayaklanır
Dindiremez onu çocuklar bile
Köpürür taşar ama yalnız kalır
Morarır
Yalnızlığın verdiği sessizlikle

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:37 PM
SORU

Nedir bu aşk
Bu öteki önceki
Olmayan sürüklenen örtülü
Parçaları mı bir göktaşının
Zakkum ağaçları mı
Girilmesi yasak bir bahçedeki

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:37 PM
SUSUZ

İkin onlar sezer sarı bulutu
Göğün kuru çeşmesini anlar
Doğulular
Sabahçılar

Keserler yolumu
- Neden kalkmaz bu kalın yorgan
Ölü toprağı mıdır gece
Tarla susuz bir yalak mı

Söylerim
- Karanlık uzun
Sızar ağzından su kurtları

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:38 PM
TERAZİ

Değişmeye başladı
Çayın yanında unuttuğun bakışların.
Biliyor musun kaç gün kaldın orada?
Bir yanda ölümler, bir yanda sen.
Hanginiz uzak, hanginiz yakın?

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:38 PM
TERSİNE MÜSLÜMAN

Bulanık bir sabah
Güneş çoktan doğmuş ama parlamıyor
Metropolümüzün dışına - varsa - yürüyorum
Yanımdan arabalı, çoluklu çocuklu aileler geçiyor
İmanına kadar dolu trenler, vapurlar, minibüsler geçiyor

Herkes o yana gidiyor
Ben eve dönüyorum

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:38 PM
UÇURUM, SU, KIRLANGIÇ

Alnın bir uçurum
önce gözlerimin
sonra dudaklarımın düştüğü
ve her seferinde
saçlarına takılıp kaldığı bir uçurum

Serin bir su alnının kokusu
Bu çok sıcak şehirde
birdenbire önüne çıkan
yenileyen dirilten
serin bir su

Gözlerin
yükü ağır iki kırlangıç
Bana doğru kalbime doğru
uçan uçan iki kırlangıç
Kimi zaman değip geçen
kimi zaman çarpıp kalan
karanlık şeylerden aydınlıklar taşıyan
sevinçle kederi
aşkla çileyi
bugünle yarını yansıtan
iki kırlangıç

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:38 PM
UZAKTAN

İkimizin olduğu ahşap bir ev
nasıl gizlenmiş ağaçların içine
akşama dönmüş yüzünü
ne bize bakıyor, ne denize

Andırıyor gelecek günlerin uzaklığını
merakla bekliyor güzü
ılık yaz *******ini bırakmış geride
yaşlı bir emekli geçiyor aklından
olmazsa hayalleri karışık bir sevgili

Rahat mı bakımlı mı kimsesiz mi
umurunda değil
yaslanmış karşı tepeye
masallardaki gibi
puslu bulanık gri

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:38 PM
YANGIN YILI

Öldürmüşler babamı
Yangın yılında

Dokunmadı kimseye
Yelim yağmurum

Yıllarca uyudum
Kara dağlarda

Ağaç mavzer yine
Ot kurşun bugün

Yeryüzü zulüm
Gökyüzü işkence

Yürüdüler mavzerler
Kan döktüler önümde

Yüreğime erik kurusu
Bastım uyudum

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:39 PM
YAŞANMIŞ

Sana alacakaranlıkta bile bakarım
Saçını okşarım gözyaşını silerim
Kokun duman olur durur üstümde
Adını söylerim içimden
Yalnız adını söylerim
Bir de belini örterim
Gözlerinin ışığında yaparım bütün bunları
Gözlerinin ışığındaki alacakaranlıkta

Sana alacakaranlıkta bile varım
Pek konuşmam
Oturur seni dinlerim
Sesin cıvıldar durur önümde
Adını söylerim içimden
Yalnız adını söylerim
Bir de ateşe değermiş gibi öperim
Acılarının ışığında yaparım bunları
Acılarının ışığındaki alacakaranlıkta

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:39 PM
YENİ AŞK

Yanında oturan ben değilim
Zamanla dirilen anılar

Sorular soran ben değilim
Pişman eden merak

Geçmişi kabartan ben değilim
Yeni biten maceralar

Seninle yaşayan ben değilim
Yere düşen yaprak

Duygularını şaşırtan ben değilim
Gelip geçen acımalar

Kolunda uyuyan ben değilim
Uzaktan gülen aşk

Karşında ağlayan ben değilim
Yürekte esen rüzgâr

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:39 PM
YENİ GÜVEYİ

Davullar zurnalar arasındaki şaşkın güveyi
Yürümek isterim son yolunu
Uyumak son geceni
Görmek isterim düşünü
Erginliğinde tanıdığın hayvanlarla boğuşmanı

Ah toy güveyi
Gelin geliyor gelin
İç biraz daha
Bir kurşun daha sık
Gelin geliyor gelin
Tayını tanıdığın atla

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:39 PM
İSKELE BABASI

Nasıl başlayabilirim bu şiire
Sen geleceğin içinde gizliyken
Yavrum benim korkulu umudum
Baban sözüm ona bir şairken
Utanır bakamaz yüzüne

Bilmem eski günleri anar mısın
Rahat verir mi sana kanlı yıllar
Yavrum benim merak ettiğim
Ola ki vereceklerim az gelir sana
Bana ve anana boşver. Hayat var

Fazla yazamayacağım bağışla beni
Çekmeni istemediğim acılarla boğuşmam gerek
Yavrum benim çabuk büyü
Düşüncen bile hız katıyor kalbime
Parçalanmış hiçbir şey seninle sürmeyecek

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:39 PM
ŞİİR

Nemli kumlarda keyifle gezen böcek
Yuvana dön
Donanma geçiyor
Sular yükselecek

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:40 PM
ŞİİR

Gözlerin
yükü ağır iki kırlangıç
Bana doğru kalbime doğru
uçan uçan iki kırlangıç
Kimi zaman değip geçen
kimi zaman çarpıp kalan

F.S.Mehmet1453
08-18-2007, 11:40 PM
ŞİİR ÇALIŞMALARI

20.
Olduğum yerden başlasam yaşamağa;
olduğumu sandığım yerden.


22.
Her geçen yıl eşyasızlığa alıştırıyor
eşyasızlığı bana.
Soğuyoruz günümüzün gözdelerinden
ısınıyoruz yalına, yalınlığa.


23.
Sordum yeni doğmuş bir bebeğe:
-Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
-Annemin sütünü düşleyerek.

Bir mezarlıktan geçerken sordum ölülere:
-Affedersiniz. Boş zamanlarınızı nasıl
değerlendirirsiniz?
-"Gelecek"leri düşünerek.