KoJiRo
10-22-2007, 10:21 PM
Zaman akıp gidiyordu, akıp giderken de beraberinde birçok şeyi alıp götürüyordu.Üstelik hayatlar sığıyordu zamana, her insanın bir hayat olduğu öyküler doluyordu içine.
Günler adı aynı olsa da hep farklıydı, farklı farklı an’lar vardı, farklı farklı saatler, farklı farklı vakitler. Vakitler beş olsa da her gün aynı, farklı farklıydı yalvarışlar, farklı farklıydı yürek atışları, farklı farklıydı dökülen yaşların sebebi.
Her sabah güneş aynı doğsa da farklı bir güne, farklı bir günün ayrıntılarına, farklı farklı insanlara, yeni doğan her şeye bebeklere, yavrulara ve bitkilere selam veriyordu her parıldayışında.
Sular seller gibi akıyorduk
Sular seller gibi akarken bir yandan da suyumuza selimize kapılanlara bakıyorduk
Bakışlarımız onlara anlatmaya çalışıyordu sularımızın sellenişini
Durulmuyorduk
Durulmak istemiyorduk
Durulursa suyumuz biliyorduk zamanın son demlerinde yetiştirmemiz gerekenler yarım kalacaktı
Yarım kalmamalıydı hiçbir şey
Tamama ererken zaman tamama ermeliydi yapılması gerekenler
Tadı damağımızda kaldı’lara artık yer yoktu
Keşke’ler fayda vermiyordu
Bir kişiye daha anlatabilmenin sancısını herdaim yaşamalıydık
Bir ağaç daha dikmeliydik
Toprak yeniden yeşermeliydi
Dünyanın her bir köşesinde yaşayana sesimizi duyurmalıydık
Duymuyorsa birileri ya sesimiz çıkmıyordu yeterince, ya yanlış şeyler söylüyorduk ya da yanlış bir tavırdı takındığımız
Adımlarımız çoğuldu, çoktuk, çokluk içinde tektik, teklikle bir olana yaklaşmaya, bir adım daha bir adım daha, yeni yürüyen bir bebeğin ürkek adımlarıyla, bir adım daha yaklaşmaya çabalıyorduk
Çabamız vardı evet, çabamızdı belki bizi bazen yanılgılara götüren
Heyecan girince işin içine çabamız ayağımıza dolanıyor düşüyorduk bir çocuk gibi
Çocuk olmak da pek elzemdi aslında
Çocuk saflığı çözüveriyordu düğümleri bazen
Bazen çocuk oyunları bize gerçeği gösteriyordu
Oyunlarımız gerçeğin bir parçasıydı çoğu zaman, belki teselliydi
Af dilerken yanılgılarımızdan, bir çocuk nazlanması gözlerimize dokunuyordu
Dokundukça bağışlanıyorduk
Bağışlanmak ne büyük mutluluktu, ne büyük
Bağışlamaktı çünkü zor olan, bağışlanmayı beklemek değil
Biliyorduk belki bağışlanacağımızı
Seviliyorduk da ondan
Sevilen bağışlanırdı
Sevilen sevildiğini bildiği sürece bağışlanacağını da bilirdi
Bilmekse kolay değildi...
alıntı
Günler adı aynı olsa da hep farklıydı, farklı farklı an’lar vardı, farklı farklı saatler, farklı farklı vakitler. Vakitler beş olsa da her gün aynı, farklı farklıydı yalvarışlar, farklı farklıydı yürek atışları, farklı farklıydı dökülen yaşların sebebi.
Her sabah güneş aynı doğsa da farklı bir güne, farklı bir günün ayrıntılarına, farklı farklı insanlara, yeni doğan her şeye bebeklere, yavrulara ve bitkilere selam veriyordu her parıldayışında.
Sular seller gibi akıyorduk
Sular seller gibi akarken bir yandan da suyumuza selimize kapılanlara bakıyorduk
Bakışlarımız onlara anlatmaya çalışıyordu sularımızın sellenişini
Durulmuyorduk
Durulmak istemiyorduk
Durulursa suyumuz biliyorduk zamanın son demlerinde yetiştirmemiz gerekenler yarım kalacaktı
Yarım kalmamalıydı hiçbir şey
Tamama ererken zaman tamama ermeliydi yapılması gerekenler
Tadı damağımızda kaldı’lara artık yer yoktu
Keşke’ler fayda vermiyordu
Bir kişiye daha anlatabilmenin sancısını herdaim yaşamalıydık
Bir ağaç daha dikmeliydik
Toprak yeniden yeşermeliydi
Dünyanın her bir köşesinde yaşayana sesimizi duyurmalıydık
Duymuyorsa birileri ya sesimiz çıkmıyordu yeterince, ya yanlış şeyler söylüyorduk ya da yanlış bir tavırdı takındığımız
Adımlarımız çoğuldu, çoktuk, çokluk içinde tektik, teklikle bir olana yaklaşmaya, bir adım daha bir adım daha, yeni yürüyen bir bebeğin ürkek adımlarıyla, bir adım daha yaklaşmaya çabalıyorduk
Çabamız vardı evet, çabamızdı belki bizi bazen yanılgılara götüren
Heyecan girince işin içine çabamız ayağımıza dolanıyor düşüyorduk bir çocuk gibi
Çocuk olmak da pek elzemdi aslında
Çocuk saflığı çözüveriyordu düğümleri bazen
Bazen çocuk oyunları bize gerçeği gösteriyordu
Oyunlarımız gerçeğin bir parçasıydı çoğu zaman, belki teselliydi
Af dilerken yanılgılarımızdan, bir çocuk nazlanması gözlerimize dokunuyordu
Dokundukça bağışlanıyorduk
Bağışlanmak ne büyük mutluluktu, ne büyük
Bağışlamaktı çünkü zor olan, bağışlanmayı beklemek değil
Biliyorduk belki bağışlanacağımızı
Seviliyorduk da ondan
Sevilen bağışlanırdı
Sevilen sevildiğini bildiği sürece bağışlanacağını da bilirdi
Bilmekse kolay değildi...
alıntı