![]() |
Türkü
Telgrafın telleri uzanır canım. Kuşlar konar tutkulu delifişek. Ovada cılız söğüt ağaçları; Kuşların kanadında hasret türküleri, Ve sıra sıra telgraf direkleri... Türküler söylerim ağlamsı, Telgrafın tellerine. Beni anlar mı bilemem... Ama içim yanar. Bin kez ölürüm her gün Yüreğim kanar... Bayram Ali Bayram |
Umutsuz Yolculuk
Umutsuzluğun bitmeyen yolculuğunda Kanat açar göçmen kuşlar Yorgun bulutların üzerinde… Sılaya doğru kanat çırpışıdır Yüreğimin her atışı… Acımasızdır zaman. İlaç değildir gönül yarasına. Ufuklarda kılavuzsuzdur Bezgin kanatlar. Bitmeyen bir özleyişin hüznü vardır Her çırpınışında, Umutsuzluğun çığlıklarıdır geride kalan Bu bitimsiz yolculukta… Bayram Ali Bayram |
Uy Deniz Karadeniz
Bir ebemkuşağıdır Karadeniz, Mordan yeşile, Pembeden ala. Kıyıya vurur hırçın dalgalar, Çırpınarak... Tutkundur Karadenizin moru, Sahilden dağlara doğru ışıyan yeşile. Yeşil, Dağlarla buluşmuş bulutların altında. Bulutlar, Gökyüzünün açık maviliğinde... Uy deniz Karadeniz, Denize açılır takalarla bizim uşaklar. Takalarda bayraklar dalgalanır; Ebemkuşagının alından. Karadeniz yaylalarında açan Gelincik kırmızısından. ve çırpınır Karadeniz, Alın,moru her okşayışında. Coşar... Güverteye yaslanır Dursun Reis, Sigarasını yakar. Kartal bakışları, Enginleri süzer. Yaylaların özlemini, Sigarasının acı dumanında çeker ciğerlerine... Türkü olur, Dalgaların coşkulu çırpınışları. Görele'li Katip Şadi'nin kemençesinin telinde. Kadırga yaylasında horon havası... Gurbeti yaşayan İlyas'ın yüreğindeki hüzünde; Sürmene türküsü. Buruk ve coşkulu... Uy deniz,Karadeniz, Karadeniz'in moru, Yaylaların yeşili; Peştemelda buluşur Çay filizi toplar Rize'in peştemallı kızları.... Güneşin gülen kırmızısı, Ay ışığının soluk sarısı, Karadeniz köylü kızlarının Baş örtüsü keşanda nakışlanır... Ve çırpınır Karadeniz... Kıyıya vurur hırçın dalgalar. Mor enginlere açılır, Al bayrağın gelin gibi süslediği takalar.... Vira vira demir alır; Umuda doğru koşmak için... Bayram Ali Bayram |
Ve Düşman Pusuda
Ne alı kaldı, ne moru! Ne de pembeliği... Kara bulutların Bir kabus gibi kapladığı ufukların. Ve düşman pusuda… Yollar kesilmiş! Ve zaman, Uyuma zamanı değil Henüz vakit geçip gitmeden… Silkinip atmalısın üzerinden Ölü toprağını! Korkuya yer yok… Yer yok boyun eğmeye Tarihimizde bizim! Korkaklar bin kere ölür, Korkusuzlar bir kez! Arkanda, Şanlı bir tarih var senin! Teomanlar, Mete Hanlar Alpaslanlar, Fatihler, Kanuniler, Ve yedi düveli dize getiren Mustafa Kemaller var! Ve muhtaç olduğunda “Damarlarındaki soylu kanda mevcut” olan Sınırsız bir güç var… Uyan ey milletim…! Tan vakti yaklaşmaktadır, Doğmak üzeredir Kuvay-ı Milliye ruhu ufaktan! Yeniden dirilişe… Bayram Ali Bayram |
Ve Son Senfoniyi Çalmayacak Keman
Ve son senfoniyi Çalmadan önce keman, Eski zamanların Hüzünlü nağmeleri yükselir; Uzak diyarlardan gelen esintilerle Sihirli kaval sesinde.... Bir anda çağları aşar, Tarihin coşkusunda şanlı zaferler. Resmigeçittedir birer birer Kahraman erler. Kopuzun sesiyle uzak diyarlar, Yeniden canlanır hafızalarda... Ve son senfoniyi Çalmadan önce keman, Ergenekon'dan gelen bir ses Yeni bir dünyanın Kuruluşunu müjdeler; Çağların gerisinden Ebede doğru süren sonsuz koşuda... Ve son senfoniyi Çalamayacak keman. Yeniden eritilecek demir dağlar, Yüreğimizin ateşiyle Yeniden uyanışın şafağında.... Yol gösterecek Mavi ışık...! 'Ebediyete akıp giden' yüz yılların Tarihe yazacağı destanlarda, Yeniden efsaneleşerek.... Bayram Ali Bayram |
Ve Tarih Yazılırken
Ergenekon’dan aldı suyunu, Geceye karşı bilenen kılıçlar! Delindi demir dağlar, Yüreklerin ateşiyle yakılarak Sonsuzluğa açtı kapılarını gökyüzü, Yer sarsılırken… Ve yeniden dirilişin tanığı oldu tarih Asya bozkırlarında… Sonsuz koşunun mola yerlerinde Obalar kuruldu oymak oymak Buyruğuna girdi rüzgar ve yağmur… Rüzgarlar kanat oldu yağız atlılara, Yağmur, Bolluk ve bereket götürdü Gittikleri yeni diyarlara... Gerdikleri yaylarla Sonsuzluğa doğru fırlattıkları okların Ardından yetişmek için Nice çağların içinden geçtiler Altayları aşan yağız atlılar … Ve tarih yazılırken, Sonsuzluğa açtı kapılarını gökyüzü! Yeniden doğdu mavi ışklı güneş, Sonsuzluğa doğru akıp giden her yüzyılda Yolunu aydınlatmak için bir milletin… Bayram Ali Bayram |
Veda
Yolunu gözledim...! Yaşamın ufkunda Kaybolan yıllara veda etmeden... Avuçlarımda düşlerim, Loş yosun kokusunda anılarım... Hiç bir zaman duymadım yüreğimde, Sonbaharın hüznünü. Hep bahar sevincini yaşadım. Ne ilktir,ne de sondur Yaşanılan her mevsim, Gönül serüveninin Karmaşık ikliminde... Var oluşun gizi vardır, Yüreğin her atışında. Yaşamınsa gerçeği... Oyalandığımızı düşünürken Gizle gerçek arasında, Ve düşlerde yaşam bulurken sevgiler, Yaşamın ufkunda birer birer sönmekte yıldızlar. Bayram Ali Bayram |
Vur Davulcu
Vur davulcu, vur davula! Döne döne, bir o yana bir buyana... Çal bir Köroğlu havası! İnlesin Bolu Dağları, Oynasın yer yerinden! Yiğitler otağ kursun Çamlıbel’de, Harman olsun er meydanında Yalın kılıç... Vur davulcu vur davula! Döne döne, bir oyana bir bu yana… Vur bir halay havası! El ele tutuşsun Edirne’den Van’a, tüm Anadolu… Şaha kalksın duygular yüreklerde. Boy atsın kardeşliğin coşkusu Gümbür gümbür gürlesin! Düğün bayram olsun her günümüz, Ellere inat... Yakmasın yürekleri gayrı Fırat’a dair ağıtlar! Kızılırmak’a yakılan sitemkar destanlar Ve Arda boylarının tutsak düşen türküleri.. Gün yükselirken Geçit vermez karlı dağların üzerinden Hüzünlenmek de var coşmak da Yayla’dan yükselen türkülerle... “Mızıka çalıyor düğün mü sandın? Al yeşil bayrağı gelin mi sandın? ” ……………… Dağlar gibi yücedir duyguları, Toprağı gibi yanıktır yüreği Bu diyarın insanlarının… Vur davulcu, vur davula Bir o yana bir bu yana Döne döne! Çal bir Karadeniz havası! Hiç dinmez Karadeniz’in hırçınlığı Çırpınır ha babam çırpınır! Türk’ün al bayrağının Takalarda her dalgalanışında… Ve kemençenin telinde horon havası, Yol havası olur otçu göçünde. Destanlarını söyler sert rüzgarları; Topal Osman’ın ve Dursun Kaptan’ın! Hele babam vur davula, Döne döne, bir o yana bir bu yana Tarihin son şanlı zaferleri dillensin Zeybek havasında… Oyuna dursun Efeler, Ertelesin güneş batışını! İzmir Marşını dinlesin Ege Dağlarının ufuklarında, Kocatepe’de Mustafa Kemal silüetini seyrederek... Bayram Ali Bayram |
Yabancı *******
Solarken kar çiçekleri Uzun *******in ayazında, Korkutuyor beni, Umutların karanlık ufukta Siyah bir çizgi gibi bitişi… Dikilir karşıma Karanlık penceremden vuran ay ışığı Sanki yalnızlığımı paylaşmak için gelmiş, Teselli vermek isteyen eski bir dost gibi… Sönmek üzereyken Uzak şehrin göz kırpan ışıkları, Acımasızlığının ürpertisini hissediyorum Yabancı *******in! Yalnızca eski bir dost gibidir Karanlık penceremden vuran ay ışığı… Ama niyeti nedir? Bilemiyorum… Ne günler gördük biz, Ne günler geçirdik! Böylesi günler görmedik hiç… Bu yüzden Düşüncelerim bile korkutuyor beni! Belki de ucuz olmayacak düşünmek… Teselli vermek isteyen eski bir dost gibidir, Karanlık penceremden vuran ay ışığı… Ve Yabancı *******in yalnızlığında, Yayan kaldığımı biliyorum Karmaşık yolların çıkmazında… Bayram Ali Bayram |
Yağmur
Gümüş rengi bulutlar tutmuş, Gökyüzünü geceden. Yağmur yağıyor kentin sokaklarına... Yere vuran ay ışığını ıslatıyor, İnceden.... Kentin sokakları bomboş. Yağmur damlacıkları sürüklenip gidiyor, Rüzgarların ıslığında... Ve şimşekler çakıyor gümüş rengi bulutlarda; Umutlarımın bir anda yanıp sönmesi gibi.... Yağmur yağıyor kentin sokaklarına, İnsanlar beliriyor gecenin alacakaranlığında., Birer gölge gibi. Kimisi gecede dünü arıyor; Yağmur damlalarında. Kimisi umutlarını. Kimisi de terk edilmişliğin hüznünü yaşıyor.... Ve yağmur yağıyor kentin sokaklarına. Dolaşıyorum yağmurdan ıslanan sokakları. Bir başıma... Sonra sırılsıklam ıslanıyorum... Farkına varıyorum, Her yağmurlu gecede Gizemli gidişini sorguluyorum... Bayram Ali Bayram |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:04 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.