![]() |
Tutulası Dilim Benim
Hep belaya soktun beni, Tutulası dilim benim, Bıçak alıp kessem seni, Sarp kayalar yolum benim. Bir kere yapmadan kibir, Kes sesini,ağzıma gir, Gel başıma geleni gör, Kırık elim,kolum benim. Doğrular sanamı kaldı? Dert,bela kapımı çaldı, İnsanlığı yeller aldı, Diken oldu gülüm benim. Doğru dedin,taşladılar, Yüreğimi haşladılar, Ters anlayıp dışladılar Bu çektiğim ölüm benim. Fahrettin Akbaş . |
Şiir gönül ürünüdür
Güneş balçıkla sıvanmaz, Cahiller sözden anlamaz, Şiir hayale dayanmaz, Şiir gönül ürünüdür. Denizleri,dalgaları, Boyamışlar,mavi,sarı, Olmaz canım bu kadarı, Şiir gönül ürünüdür. Sevgili gerçekse eğer, Şiir öyle bulur değer, Her gönülde olmaz cevher, Şiir gönül ürünüdür. Yazılan gerçek olmalı, İlhamı haktan almalı, Şiir tüm toplumun malı, Şiir gönül ürünüdür. Hakkın yazısı bozulmaz, Bu Fahri hiç adam olmaz, hayale şiir yazılmaz, Şiir gönül ürünüdür. Fahrettin Akbaş . |
Taşmıyım Gönül
Hep bulanık suda balık avladın, Bir sevda uğruna bitmez feryadın Bu kadar acıdan hiç ders almadın, Ben seni yerinden sökeyim gönül. Bunca derdi,gamı yükledin bana, Benim gibi dertli gelmez cihana, Aktı göz yaşlarım döndü ummana, Taşmıyım bu derdi çekeyim gönül. Bir kerede aşksız yaşa ne olur, İnanki o zaman huzurun olur, Hüzünlü sevdalar ecelin olur, Ölde,mezar taşın dikeyim,gönül. İ Fahrettin Akbaş . |
Tusunami
Nerden buldum ben bu belayı, Doldurdu kalbime cevri cefayı, Anlamadı beni,bilmez vefayı Böyle sevgi bana acı veriyor. Şirinim yok,bu dağları delemem, Boşa neşelenip,boşa gülemem, Ahrete yol aldım geri dönemem, Karşılıksız sevgi kalbi yoruyor. Leylasız mecnunum nasıl güleyim, Acılara rıhtım oldu yüreğim, Bu tusunamiye yok mendireğim, Dev dalgalar yüreğime vuruyor. Fahrettin Akbaş . |
Tuzluca'ma Sevdalıyım
Tekaltı dağına bakar, Hasretin bağrımı yakar, Tuzluca'dan yiğit çıkar, Tuzluca'ma sevdalıyım Dostlukları ömür boyu, Oğuzlardan gelir soyu, Düğünü,derneği,toyu, Tuzluca'ma sevdalıyım. Hayran kalırsın balına, Arılar konar dalına, Kurban olayım yoluna, Tuzluca'ma sevdalıyım. Orda benim anılarım, Ben gurbette tarumarım, Ey benim cennet diyarım, İnan sana sevdalıyım. Fahrettin özledi seni, Sen bakıp büyüttün beni, Gözüme batsa dikeni, Tuzluca'ma sevdalıyım Fahrettin Akbaş . |
Bir garip
---------- Bir garip misali,halim perişan, Kendi mezarımı kazmış gibiyim. Yıkılmış hayalim,ümidim bitti, Ben bu yaşamdan bezmiş gibiyim. Alın nimetleri sizlerin olsun, Hüznü,kederi hep beni bulsun. Böyle kaderin gözü kör olsun, Kendi kaderimi yazmış gibibyim. Kahpeler toplumda görüyor rağbet, Lanetli kullara okundu rahmet, Gerçekleri görün beyler, bir zahmet, Müthiş sinirliyim,azmış gibiyim. Böyle sitreslemi geçecek günüm? Bu günden daha güzeldi,dünüm, Matem havasında geçer düğünüm, Ölüm fermanımı yazmış gibiyim Fahrettin Akbaş . |
Değilmi
Sevip sevilelim,muhtacız buna, Tanrının emri böyle değilmi, Severek varılır özlenen sona, Mecnunu delirten Leyla değilmi. Kalp kırmak kolay onarmak zordur, Gücün yetiyorsa dünyayı durdur, Sevginin sonunda mutluluk vardır, İnsanı yücelten sevgi değilmi, Elbet toprağa düşecek tenin, Dünya için tapun varmıdır senin, Geriye geldiği varmı gidenin, Bu çarkın dönüşü böyle değilmi. Ya rabbim gönülden sığındım sana Sınav için gönderildim cihana, Sınıf geçmem için yardım et bana, Er geç varışımız sana değilmi. Bir gün başucuma dikerler taşım, Karalar giyinir bacı,gardaşım, Ağıtlar yakar hayat yoldaşım, İnsanın ömrü belli değilmi. Fahrettin Akbaş . |
Durdurun bu kavgayı:
Ben doğarken adak doğdum,vatana Harici ve dahili ihanet var, vatana, Türkiye'mi değişmem ben,cihana Durdurun bu kavgayı, erdirin sona Dışardan basanlar var butona Nedir davanız nedir mesele Ne olur maşa olmayın ele İnanın çabanız boşa nafile Durdurun bu kavgayı, erdirin sona Dışardan basanlar var butona Onca suçsuz insan ölüyor boşa Bu milletle kimse,çıkamaz başa Bırak bahar olsun,döndürme kışa Durdurun bu kavgayı, erdirin sona Dışardan basanlar var butona Suçu nedir yetim kalan bebeğin Bu ülkede kesilmiştir göbeğin Maşası olmayın şu bizanslı köpeğin Durdurun bu kavgayı erdirin sona Dışardan basanlar var butona Bu anlamsız kavga kahreder beni Uyan artık kullananlar var seni Unutma kefensiz yatan dedeni Durdurun bu kavgayı erdirin sona Dışardan basanlar var butona Fahrettin Akbaş . |
Sevda ağacı:
Kimler dikmiş,kim büyütmüş, Sevda denen bu ağacı, Bazen şerbet tadı verir, Bazende zehirden acı. Bazen leylalar yaratmış, Mecnun edip çöle atmış, Bazen köle edip satmış, Kesen yokmu bu ağacı. Uykuları haram eder, Düşündürür verem eder, Ne azalır,nede biter, Kimler dikmiş bu ağacı. Kerem söktürmüş dişini, Sermiş kaçının leşini, Bırakmaz kalbin peşini, Yakan yokmu bu ağacı. Aman sevda bana gelme, Öyle kalleş kalleş gülme, Aksın gözyaşlarım silme, Çalan yokmu bu ağacı. Fahrettin Akbaş . |
Vay anam:
Vay anam: Kayboldu teşekkür,yerinde mersi. Mecliste,kavga yerimi kürsü? Konuşsam ağzımda elinin tersi, Ne kavgacı millet olduk vay anam. Bizdeki o eski hoşgörü nerde, Kalmadı terbiye,yırtıldı perde, Baba unutuldu,moda pederde, Ağlanacak şeye,güler olduk vay anam. Ne kadar bozulnuş,insanın çapı, Meslek oldu hırsızlık,yutmuşuz hapı, Şehirler plansız,imarsız yapı, Çimento, kum çalar olduk vay anam. Ne orucu bilir,nede namazı Dua okumaz,yoktur niyazı, Cahilin elinde siyaset sazı, Akortsuz,notasız çalar olduk vay anam. Fahrettin Akbaş Fahrettin Akbaş |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:15 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.