![]() |
İnan Ki...
İnan ki bu sevgim yalancı değil, Sana yaklaşan ben,yabancı değil, Gezsem ardın sıra belde ve il il Yine de izini bulamıyorum. Görünüp kaybolman bir oldu ey yâr, Evren bana küçük,dünya ise çok dar, Bu gönlüm yıllarca hep seni arar Bir kerecik bâri rüyada görün... Gözlerin bahardı,saçların gece, Oluverdin benim için bimece, Gir koynuma,gir koynuma gizlice İnan ki ben sensiz olamıyorum... Alper Kürük |
İniş - Çıkış
Ben sana söyledim ya bu da gelir ve geçer Göçebe olan kişi gün olur yine göçer. Kimi birikintiden,kimi kaynaktan içer Dünyanın hâli böyle,bu,Yaratan kuralı. Aleme gücün yetmez,sen kendini değiştir O kadar büyüklensen bile dünya geniştir, Her çıkışın mutlaka sonu yine iniştir Boşa düzlük arama,ya in ya çık yukarı... Alper Kürük |
İnkârcı
İnsanı insan yaratan Tanrı'm İnkârcılığını bile bile yarattı, Ancak her yadsıyan uzvunun yanına Bir de tanık kattı. Günde en az üç öğün patlayıncaya kadar yer Boğaz yine de yediğini inkâr eder Göz bakar iyiye ve de kötüye Hâlâ bakışlardaki bitmez haset niye? Ağız,dil konuşur,coşar Sıra geldi mi gerçeği söylemeye Şakıyan nicesi dut yemiş bülbül gibi susar... Kulak her sözü duymaya teşne Duymaz,sağırlaşır gelmeyen olursa işine... Burun koklamak ister daima mis Çevre kokuşmuş ne yapsın Ve de kalmamış koku alan his... Otuz iki dişten en sağlamı dört köpek dişi Isırmaya gelince işi Bu yüzden köpekleşir insan bilinen kişi... İnsan bu...yaratıldığını bile inkâr eder evet Dönünce dünyada delili kalsın diye Yaratılmıştır iskelet... Alper Kürük |
İnsaf Be...
Madem ki geldik cihane Olmayalım biz divane Başını sokacak hâne Buldun mu yaşamaya bak... Bin ölü olsa umutlar Dal dal olur bir tomurcuk, Kötümserlik ırak olsun Yaşanacak bir hayat var. İnsan insan yaşayalım Madem ki geldik cihane Cihan niçinmiş virane? Bunca hayat istemeyen Boşuna bulur bahane, Kör olmasın gözlerimiz Boy boy,çift çift güzeli çok Olur mu bunca nankörlük İnsanız,bizde insaf yok. Alper Kürük |
İnsan
Uzat,uzat elini Kaldır onu yerden Düşmüş işte bir kere. Kutsallığına inan onun Kitap kadar,ekmek kadar kutsal o da... Yerde bir parça ekmek görsen Alır,öper,başına koyarsın Sen osun, o sen İnsansınız doğrusu ikiniz de... Uzat elini kaldır onu Düştüğü çirkeften. Merhametin öpsün Onu kaldırsında merhametin İsterse başına koymasın... Kıymetini bilen taçsız padişahların o,başının tacıdır zaten... Alper Kürük |
İnsan Doğası Bu...
Affını dileyerek yaşarız ömür boyu Boyu sıra günaha girmiş olsak da bile, İnsan bu... bağışlansa yine değişmez huyu Günah câzibesine kapıldıkça nafile... Bizi YARATAN bizi bizden iyi biliyor Günahı yaratırken her şeyi düşünmüştür... Duaya kapım açık her zaman yönel diyor Yaratığın sonunu yaratmadan görmüştür... Alper Kürük |
İnsan Ve Şeytan
Şeytan şerrinden korkma insan ne şerler eder Şeytan aklına gelmez nice icatlar bulur, Oyunu bozulunca ben şeytana uydum der Kendisi suç yüklenmez suçlu hep şeytan olur... Alper Kürük |
İnsanca Yaşamak
Karanlığın karnını deşe deşe Parladı geldi bir ışık Düştü dünyanın üstüne. Günlük-güneşlik oldu her yan Gün doğdu âşıklara Gün doğdu dertlilere. Sevinç sevinç paralandı hayat Her parçası bir kalbe girdi Ve her kafada birden Yeniden,yepyeniden Yaşamak belirdi. Türküler dolandı dillere Gönüller garkoldu türlü sevgilere. Günler doğdu yeniden Yeniden kuruldu hayat Geçmişin üzerine. Sert başı,dik başı,çıplak başı gelecekte... Unutmak da getirdi gün Tatlı anılara dokunmaksızın, Dün ölgün olsa da anılar Tatlı anılara doğmaz umut Hayatı insanca yaşamaksızın. Alper Kürük |
İnsanlardan Uzak
Hayal denizinde Kuğucasına yüzer arzular. Ben de onların izinde Giderim yüzerekten. Bakarım çoğalır âniden Bir sürü boynu bükük Yavru yavru kuğular Kimi denize dalar Bir daha görünmez olur Kafam arzudan bıkar. Kimi havalanır denizden Kalbim de beraber Onunla gökte uçar. Havalanır ki o kadar Bilseniz ey insanlar Kendimi çok uzak görürüm sizden... Alper Kürük |
İntihar Mektubu
Sevgilim, Bu yazdıklarım artık Son kelimelerim. İnsanlık ne erişilmez saadet... Şu aşk denilen şey olmasa Tadı az olurdu saadetin sanırım. Her bahçenin meyvasını yer gibi Hayatın her saadetinden Az da olsa bir pay aldım. Hepsinin dil buruşturucu Bir tadı vardı Aşk yoktu da ondan... Seni bana Allah gönderdi sandım Sarhoş olmuştum ilk yudumda aşkından Ne yazık ki aldndım. Seni benden yine Allah aldı sandım Keşke Allah alsaydı... Zâlim Felek girmeseydi araya. O sarhoşluk hâlâ üzerimde Uyanmak istemiyorum Şekerlendi hayatım. Senin de kusurun yok bunda Gönlün akağanmış ne yaparsın... Sana şunu bil ki diyorum: Şimdi ölüm bana senden daha yakın Sen uzaklaşınca benden Bu sarhoşluk içerisinde Ölümün yaklaştığını biliyordum. Azrail'e zahmet olmasın... Ben ölümün kucağında Ölüm tabancamın içinde Bak,şakağımı öpüyor şimdi Gel diye sallladım ona elimi Sana da elveda...elveda... Alper Kürük |
İsa Ve Asi
Tanrı'm İnsanı dünyaya gönderince Kötülüğü de gönderdin arkasından. Varlığına inandığımdan Her şey sendendir inanırım... Sabır vermeden önce İsa,İsa değildi. Asi Nemrut'a gelince; Burnunu büyütmeseydin onun Haddini bilirdi Bilirdi de önünde eğilirdi. Hür olmak benim için Senin için değil İsmin ağzımda hapis Aşkın kâlbimde... Ölüm büyük ayrılık derler Korkusundan kafaları durur cahillerin Büyük kavuşmayı bilmezler. Sana kavuşmak için Elimde olsaydı bu Neler vermezdim neler? Dünyadan sana doğru Beni çekseydi elin... Alper Kürük |
İstanbul'a -1-
Övgü övgü dolusun Güzel yatağı İstanbul, Sende kızı kız sevdim, Sevdim dulu dul. Çok istemem bir mezarlık Toprağından bana yer ver, Ne selvi isterim baş ucumda Ne de mezar taşı, Gelip geçtikçe çiğnesin güzeller. Hayaldir garibin işi Öylesine zehir aşı, Gülerken akıtır yaşı Bencileyin garip kişi Mezarımı sezerse eğer... |
İstanbul'a -2-
Dünyada Cennetmişsin İstanbul Cehennem günahı dolu; Kızı,karısı,dulu Hûrileşmiş hep sende. İstanbul'un göğü daha mavi Suları daha tatlı, İstanbul'lu insanlar Yarı günaha batık Melekler ki tek kanatlı. İstanbul'un kızları Oynak mı desen oynak, Göğündeki yıldızlar Parlak mı parlak. Dünya Cenneti ancak bu kadar olur Yarı sevap,yarı günah, Geçmeli bu cennette ömür Geçmeli sonuna dek ah... Alper Kürük |
İstanbul'a Yolculuk
Sabahın erken saatlerinde Tren keskin bir düdük sesiyle KONYA ' ya yaklaşıyor. Gar bir mahşer gibi dolu İnsanlar oraya-buraya koşuşuyor... Ellerde bavul,çanta,sepet... Trene binebilmek için bir hücum... 'Allah'ım sen beni koru! Medet! ...' Sesleri arasında zorlukla bir yer buldum. Kendi kendime: 'Eh yerleştik az-çok Artık bana korku yok...' Diyerek düşünürken Tren sarsıldı birden Anladım hareket ettiğimizi... KONYA' nın geniş ovaları Yeşillli,sarılı bir halı gibi Uzanıyor önümde hudutsuz... Hava açık ve güneşli Sema yer yer bulutsuz Bir günde geldim HAYDARPAŞA ' ya... Tren girerken gara Son kudretiyle öttürüyordu düdüğünü... Artık vapur düdükleri Çınlatıyor etrafı... Görünce karşıda KÖPRÜ 'yü Bir anda hâyal ettim SIRAT 'ı... Alper Kürük |
İstanbul'un Fethi Haftasında...
Yirmi Dokuz Mayısta çağ açtı, taştı ünü Bir On Dokuz Mayıs da TÜRK'ün' Kurtuluş Günü'... Tarihte çağ açılır FATİH 'in edasıyla, Laik Devlet kurulur ATATÜRK dehasıyla. Mayıs ayı TANRI'nın Türk'e lütuf ayıdır Bu lütufla barışın o NOBEL adayıdır. ATA'nın vasiyeti Dünyada - Yurtta barış, Ne alır,ne veririz Ülkemizden bir karış! FATİH armağan etti Dünyaya İSTANBUL'u, ATA'dan' KUTSAL ÖDÜL':TRAKYA-ANADOLU... Alper Kürük |
Unutmaz Milletim anısını FATİH HAN 'ın
İçinde dertler diner sanki AYASOFYA' nın. Göreni âşık eder DOLMABAHÇE SARAYI O ' ALTIN BOYNUZ ' HALİÇ hayran kıldı dünyayı. Yıkılmaz kalelerdir,HİSARLARI,SURLARI İçinde saklıyor SUR sır gibi zamanları... AYASOFYA önünde dikilitaş yükselir CAMİSİYLE alana bak: 'SULTAN AHMET ' DENİR. Ecdat mezarlarından ruhlar göğe yücelir Gezdikçe İSTANBUL 'U gönüle huzur gelir... İSTANBUL içi dolu CAMİLER,ESERLERLE... Anlatılması güç nazımlar,nesirlerle... Kimisi yıkılsa da doğadan tesirlerle Koru da sen ters düşme gelecek nesillerle... Alper Kürük |
İstanbul Ve Deniz
Sahillerin dev dalgası Yalpa vuruyor kıyılara, Deniz denen dev anası Yayılıyor kumsallara. Örtüyor İstanbul'u Bir perde gibi sis, Kapanıyor deniz yolu Adalar karşıda sessiz. Akşam üstü bir sessizlik Çöküyor mavi sulara, Dalgalar oluyor birlik Dalıyorlar uykulara. Sabahleyin kabarıyor Gecenin sessiz dalgaları, Yavaş yavaş çalkalıyor Gemileri,sandalları. İşte böyle devam eder Bu suların akışları, İnsanları meftun eder Mavi,derin bakışları... Alper Kürük |
İstediğim Evren
Bazan öylesine duymak isterim evreni Seslerden bir buket olmuş, Aşk fısıltılarıyla coşkun Doğan güncesine yeni. Öylesine görmek isterim bazan Evreni bir kuş kanadında Taşınabilsin heran Sevapkâr insanlarcasına hafif... Benim bildiğim evren böyle değil! Bir dünyasında kızılca kıyamet, Bir insanının başı tonlarca ağır düşünceden. Oysa benim evrenim iyiliklerle hafif Benim evrenim güzelliklerle kurulu. Sen benim istediğim gibi bir evren de yaratabilirsin Tanrı'm Tüm insanlarına iyilik ver önceden Ki böylesine bir evren isterdim ben... Alper Kürük |
İstek
Dallarda asılı umutlarım Senden bol güneş olsun Tanrı'm, Almaya uzanır kollarım Koparamıyorum,koparamıyorum. Güzellere takılı gözlerim Saçın sarısında,gözün yeşilinde, Aşk içinde hep ağlarım Açılamıyorum,açılamıyorum. Göğüs kafesinde olmuş bülbül Her çiçeği gül sanan deli gönül, Bir öpücük verseydin bana ödül Ki olurdu o tüm varım. Kopsun telleri sazımın Saçlarını al gel bana Her telinden bir garip türkü çıkaracağım Ben çalıp,ben yanacağım Ağlayacağım,ağlayacağım. Alper Kürük |
İtiraf
Dostlar,size bir itirafım var: Dostumsunuz ama bilmezsiniz iç hâlimi, En yakın dostlarımı En uzak dostlarımı sorsam sizden Bilirim cevaplandıramazsınız sualimi. Öyleyse dinleyin: Bana en yakın En uzak dosttur yıldızlar... Bu dediklerime bakıp Gücenmeyin sakın. Gece dostu,karanlık dostu Başka olur da ondan... Gerçeklik görürsünüz onlarda Bakın,bir daha bakın... Alper Kürük |
İyilikler-Kötülükler
Dünyaya sığamaz oldular artık Kötülükler kötülükleri çağırdı İyilikler iyilkleri etti dâvet Taraflarda son büyük savaş başladı nihayet... İlk insanlardan beri de çekişmeleri vardı Pek olmazdı kötülüklerden şikâyet İlk zamanlar kötülükler hep yenik İyiliklerdeydi galibiyet. Devir döndü ak karardı Yüz oldu tersler Kötülükler çığ gibi büyüyüp çoğaldı Dünyayı sardı, İyilikler tükendi birer birer... Gelişmişlikle ilkellik bitecekti güya, Hani güzelleşecekti dünya? İyilikler şimdi hâyâl,şimdi rüya, Şimdi kötülüklerde zafer... Alper Kürük |
İz Ve Ses
Kula kul olmak çirkin...güzel olan hep budur: İnsan her şeye sahip olsa ALLAH kuludur... Kula kul olunamaz, ne de tapılır asla! En çok köle olunur yâr severse çok nazla... İnsanı kendine kul edip ve de taptıran ALLAH' ın hep kuludur, tek ona tapar ŞEYTAN... Salt yaşam yaşam değil...iz bırak ve ses getir... Kuluna bir verene ALLAH binlerce verir... İnsan doğası böyle: alışır ve unutur... Bollukta bolca harcar...yokta da mutlu olur... Alper Kürük |
Kabul Olsun Yeter Ki...
Müslüman kullarının ALLAH'a karşı borcu Farz ve emrolunmuştur RAMAZAN ay orucu. ALLAH'ın affı çoktur,bol bol ödül verecek Ne kadar da dağıtsa hazine bitmeyecek... Kulun bir iyiliği kat kat ödül görecek Ödül için ALLAH'ın rızası gerekecek. Kötülük karşılıksız kalmaz ceza verirken İyilik gibi kat kat değil bire bir mislen. Meleklerle kuluna ödüller gönderirken Orucun ödülünü O,der vereceğim ben... Oruçlunun nefesi burcu burcu gül kokar Bu Cennet kokusuyla oruçlu eder iftar... Açlığın,yoksulluğun ne demek olduğunu Kul RAMAZANDA anlar kimin doyurduğunu... Yaratan,kullarından borcunu eda ister Kul da Yaratanına der ki: önce sağlık ver... Oruç tutacak kula allah SAĞLIK şart koşar Hasta ve güçsüz için icazet,kolaylık var. Bizzat ödül verirken kulu mahzûn mu eder Öylesi kullarına 'FİDYENİ VER! ' emreder. Bilir ki fidye ile nice açlar doyacak En azından bu ayda tokla aç bir olacak. Oruçlar ve fidyeler inşallah makbûl olur Kullar BAYRAMDA huzur ve kurtuluşu bulur |
Kâbus
Kasvetli olursa hava Kâbusla dolar rüya. Böyle bir gecede gözlerimi kapadım Rüya âlemine daldım. Bu âlemde herkes donjuan olur Herkes kendine göre bir eş bulur. Var mıdır hiç evlenmeyen dünyada? Onlar dahi evlenirler rüyada... Çok büyüktür mâzinin bu âleme tesiri Her insan bu âlemde tahayyülünün esiri. Ben de güzel tahayyüllerle girdim bu âleme Önümde bir aşk merdiveni belirdi kademe kademe. En üst kademede taçlı,güzel bir peri Aşkından oluvermiştim âniden serseri. Çıktım yavaş yavaş en üst kata Kuş bakışı bir nazar atfettim alta. Uçurum kenarında bulunuyordum Korkudan gözüm açıldı,bölündü uykum. Meğer karyolunun kenarına gelmişim Rüya âleminin aşk perisine ulaşmakiçin Bir basamak daha çıksam hemen düşecekmişim... Alper Kürük |
Kaçaklar
Bir bekçisi bile olamadı gözlerim Uykularım kaçık, Bir gardiyanı bile değil vücudum Gönlüm firarî âşık. Kaçaklar yakalanır Nasıl olsa birgün olur, Rüyalaşır gözlerimde uykum Gönlümse kimbilir Olacak kime mahkûm? O zaman ben de ben olurum... Alper Kürük |
Kadar Kolay Olsaydı...
Cumhurbaşkanı olmak...bu kadar kolay olmak: Laikliği unutmak...yabana toprak satmak... Türbanı simge yapıp din diye cihat açmak... Devleti hasım tutup dış Yargıya çıkarmak... Laik Cumhuriyetten din devleti yaratmak... Gül demekle olmuyor,gülemez oldu Ulus... Lâlelerle geçmişe olan özlemini kus... Hep konuşmakla olmaz...susulacak yerde sus... Aydınlıktı günümüz...nerden hâsıl oldu pus? Rüyadan uyandık biz artık geçti bu kâbus... Her millet kaderinde olur çıkış ve iniş... Yazgımız heba için bizden birkaç yıl vermiş... Boşa konuşmamışlar...diyenler güzel demiş: Mevki,makam fânidir...bir gün elden gidermiş... Ayva eken ayvayı...nar eken narı yermiş... Alper Kürük |
Kadeh Ve Ben
Ey kadeh,dolu kadeh Sen yalnız,ben yalnız Gel bir işe yarayalım ikimiz Ayrı ayrı durmaktan ne çıkar? Senin için dolu,benimki dolu Sen boşalt içini içime Ben içimi meyhaneye boşaltayım. Bilmezsin beni sen Ben çok eskiden beri böyle Her gece yalnızlıktan içimi yerken Dertlerle üstüste-altaltayım. Boşalt ki boşaltayım... Ne çare senin için boşalır İçim ne kadar boşaltsam yine dolu Bereketli kılmış Tanrı beni Dertten yana. Sen boşalttıkça,ben boşalttıkça Gözlerim doluyor gözlerim. Dertler gözlerimde perde Görünmez oldu ayım, Boşalt,boşalt ki boşaltayım... Karanlık *******in sessizliğine Bir de acı nâra atayım. Dostlarım,çok görmeyin bunu bana Bırakın,yıldızlar altında sarhoşça yatayım... Alper Kürük |
Kadehle Dertleşme
Sizi boşken sevmem kadehler Boşken hiçsiniz Ancak camdan ibaretsiniz. Dertsiz insanları hatırlatırsınız Bu hâlinizle. Benim içimi dert doldurur Sizinkini içki Sizin için candır içki. Öyle ya Dert ortağı bulamadığım zamanlar Bir candaş bulmak gerek İşte o canı bulamasaydım sizde Meyhane meyhane sürünmezdim Esir olmazdım elinizde. Dert yakacaktı içimi burcu burcu Ateş çıkmasa da Duman tütecekti içimde Doğrusu pek yalnız kalacaktım hayatta Bilirim bulunmazdı tez Kördüğümler içinden ölümün ucu Dertten yana. Senin çok iyiliğin dokundu bana Çözülmese de kördüğümler Gevşiyor ne kadar olsa Yarı kör bir hayat yaşayıp gidiyorum... Alper Kürük |
Kader Bu...
Izdırap çekmek için yaratılmışsa insan Bir tatlı ânı bile ürkek kalp ile yaşar, Ona aittir ızdırap,onundur bütün hicran Bir ancık yüzü gülse ardından kalbi ağlar... Alper Kürük |
Kaderim
Ağlamak gülmenin habercisidir Bilmem ki bu sesler neyin nesidir? Sevişmek hayatın bilmecesidir Çözebilenlere aşk olsun derim. Ben de bir zamanlar böyle değildim Gençlikte kılıktan kılığa girdim, Şimdi artık yorgun düştüm,tükendim Bu yüzdendir şikâyetim,kederim. Niceleri köle oldu yoluma Hep sen çıktın fincandaki falıma, Bir dost olup giremedin koluma Bu hâlime düşürendir kaderim... Alper Kürük |
Kadıköy
Eski isminle hitap etsem Beni deli zannederler Sen de kızar mısın bilmem? Ey 'Körler Şehri...' Asırların,senelerin getirdiği İyiliklerle,güzeller Artık şevk vermiş gözlerine. Bilmem ne kadar zaman önce Bir Paşanın kurbanı olup gözlerini oydurduğu Günahsız körler Yaşarken üzerinde, Şimdi boy atmış yer yer Fidan boylu güzeller. Ben onları görünce Utancım beni yendi, İsmini koydum kendimce: Kadıköy:'Güzeller Şehri...' Alper Kürük |
Kadın Ve Para...
Olaylar tesbih taneleri İplere irili-ufaklı dizilir, Düğümlendiği noktada Ya kadın ya para belirir... Görünmezdeki gerçek sebep bunlar Diğerleri görünüştedir, Dünyadaki bütün sorunlar Bu iki anahtarla açılır,çözümlenir... Akılsa çoğu kez bunların emrindedir... Alper Kürük |
Kadir Gecesi
' Oku...' ilk âyetiyle bu gecede başlayan İnip inip yirmi üç yılda tamlandı KUR'AN... Ayet âyet iniyor muhteşem Kitap KUR'AN ALLAH lûtfuna erdi aylar içi RAMAZAN. ' Bin aydan hayırlıdır...' der ki sûre bundandır Çünkü bu ay içinde KADİR GECESİ vardır. CEBRAİL ve MELEKLER hayır için inerler Gün doğumuna kadar hayır dolar gökler,yer. Güvercin kanadında açılır can yarışa Melekler şahit olur yakarıp, yalvarışa. Bu gecenin affıyla günâhlar erir bir bir İşte mübarek gece emsâlsiz bir gecedir... Hûşû ile okuyup her âyetten ders alan Müminlere sen şahit ol Yüce Kitap: KUR'AN... Alper Kürük |
Kahpe
Bir sensin kahpe Bir de Felek... Kahpe derlerdi de Feleğe İnanmazdım. Şâhit olmasaydım kahpeliğine Elime kalemi almazdım Başıma geleni yazmazdım. Sana gelince Biliyorum senin de ne mal olduğunu Bir gece şunun,bir gece bunun olduğunu. Şimdi de fikrince Aklımı sulandıracaksın. Çekil git karşımdan Açma göğüslerini Gösterme baldırlarını. Onlarda El-âlemin eli var. İstemiyorum senden olmanı Bana bir gece yataklık yâr. Gülüşlerin bile geçici Adı üstünde:kahpe gülüşü... Öyle bir yola çıkmışsın ki Ne yazık yok dönüşü. Artık boş yere durma karşımda Kadınlığına asla imrenmeyeceğim İntikam alacağım Felekten Eğer tükenmezse sabrım. Ne yapayım Sütten ağzım yandı Ayranı üfleyerek içeceğim... Alper Kürük |
Kahve Falı
Fallar bakılmak için kapanmış hep fincanlar Falda çıkan sevgiden fal bilmeyen ne anlar? Kâh kabarmış yürekler,kâh ferah bulmuş canlar Canların hâllerinden hâl bilmeyen ne anlar? Fallar gerçek olsaydı çoktan benim olurdun Ümitlerim fincana girip de sığınmazdı, Ben fincanları değil sen hep beni okurdun Dünyada senin gibi bir falcı bulunmazdı... Alper Kürük |
Kalem
Kalemin dost olabileceğini Bilmezdim bu kadar, Her dediğimi dinledi bir bir Usanmadı Ama biraz boşboğazlığı var Sır tutmuyor hiç, Söylediklerimin hepsini kâğıda Anlatmaktan utanmadı... Alper Kürük |
Kalp Atışları
Gel,kalbimin üstüne şöyle başını bir koy Atışlarını değil,isyan edişini duy. Tik taklarıyla her gün gönül kapını çalar Tek atışına bile başkası kapı açar. Gönlünün kulakları bana karşı kapanmış Cümle âlemi duyar,bana ise yabanmış. Kalbim çırpınışlarla bir gün gelip duracak Farkına vardığında vakit geçmiş olacak... Alper Kürük |
Kalpler
Bir doktorunki kadar Acıyla delik deşik olmuş, Bir kadınınki kadar ürkek, Ananınki kadar yufka, Çocuğunki kadar sâf, İnsafsızınki kadar pek, Katı,yumuşak,yaralı kalpler Çarpar çeşit çeşit... Aşk olmasa kalpleri Birbirine ne ekler? Yıkılır mı insafsızın sur gibi kalbi İncecik merhamet oklarıyla? Esir eder tabiat şair kalbini Sonbahar yapraklarıyla... Yavrum diye çarpar Ananın yufka kalbi, Dolaşır damarlarında kan kan Al kandan da sâf yavrusu. Aşıkların kalbini burkan Kavuşamamak korkusu. Vicdanı deler insaf. Yumuşatır yufka kalbi Acındırıcı bir lâf. Namus diye çarpan kalpler Değişmez cana namusu. Bütün bunların yanında Geleceğe ilk açılışında Uykulu gözlerle bakan, Herşeyden temiz ve kaygısız Yeni doğan yumurcağın kalbi var Hayat...Hayat...Hayat...diye atar... Alper Kürük |
Kanije'nin Esir Mehmetçiği Destanı
Macaristan'da Balaton Gölü... Gölden çıkar Berk Irmağı Karışır Drava'ya. Irmağın ortasında Dümdüz bir adacık Adacık ortasında Bütün görkemiyle 'Kanije'... Adanın kıyıları Sazlık,bataklık. Türk'lere Macaristan Yetmiş-seksen yıldır Ederken mallık Kanije Alman elinde Bırakılamazdı artık... Kaleyi almak için Ardı ardına Yapıldı çok seferler. Esir düştü her akında Nice Türk askerler. Yine denendi talih Bin altı yüz yılında. Güvenliydi kale... Uzaktan uzağa birkaç topla Elbet geçmezdi ele. Topların açtığı gediklerden Saldırmak gerekti hemen. Ama sazlar olmuş çengel, Öte yandan bataklık Yürüyüşe oluyor engel. Kaledeki zindanlarda Çürüyen Türk erleri Çıkarılıp zindandan *******i Kinle,nefretle Örüyorlardı delikleri Zincir kamçılar altında. Bu zoraki çalıştırma Ne de olsa geciktiriyordu zaferi. Ama zafer gecikirken Onların da içinden Parlıyordu isyan alevler.... Yine karanlık bir gece Uykuya dalmış Kanije... Tatlı bir öç hissi geliverdi Esirlerden bir gence. Sabah zindana dönerken Yolları geçti esirlerin Barut mahzeni kulesi önünden. Kapı aralıktı Cephane çıkarılıyordu içeriden. 'Allah! Allah! 'dedi fırladı öne Tuttu nöbetçiyi gırtlağından Sürükledi mahzene. Önce hıncını aldı ondan... Kaya gibi dayandı Demir kapının arkasına. Karanlıkta bir kıvılcım yandı Parladı iri bir kav, Kin,intikam,özgürlük Sanki olmuş bir lâv Birdenbire boşandı. Ateş aldı bin kantar barut Sarsıldı koca kale Ve göklere uçtu kule... Bütün kaleyi kapladı Tam iki saat bir duman, Mehmetçiğin şehit ruhu Çıktı açtığı gedikten Artık dileği olmuştu O koskoca delikten Şimdi giriyordu Şanlı Ordu. Göğe uçan kumandan Seyreyledi kalesini havadan... Alper Kürük |
Kanije'nin Savunma Destanı
Kanije denince gelir akla Koca 'Tiryaki Hasan' Ki yerleşmişti saraya Delikanlıyken 'Sultan Süleyman'. Kılıçtan keskin zekayla Herkesi bıraktı kendine hayran. Türk'ü temsil etmek için gelmiş dünyaya Cesur,zeki ve kahraman... Macaristan'a bir seferde Toplar çamura saplandı. Samurunu çıkarıp sırtından Salıverdi çift mandayı boyunduruktan Koşuldu onların yerine... Bu fedakârlık üzerine Kahraman erler toplandı Koşuldular onlarda bir bir Ağızlarında TEKBİR Çıkardılar topları çamurdan. İçten sevdi herkes Paşa'yı Seçmişti asker o an Kendine yaraşır 'Baba'yı. Birgün Paşa gönüllüce gitti Kanije'ye kumandan. Avusturya'lı Ferdinand Emrinde elli bin düşman Kış çatar çatmaz Fırsat bu fırsat Geldi dayandı kaleye. İçtiler and Kaleyi vermemeye Başta Tiryaki Hasan Ve kendisi gibi bir avuç kahraman. Yardım ümidi kesildi bir yandan, Topladı önce eratını Yükseltti mâniviyatını. Kale önündeki söğütler ile Yaptırdı barut, Baş vurulacak son çare idi hile... Türk Serdarına güya Yazdığı gizli mektuplar Geçtikçe düşman eline Sardı kâfiri tatlı bir rüya... Tam yetmiş gün Hasan Paşa Nâil oldu emeline Kaleyi vermedi düşman eline. Rastlamaz mektupların Böylesi güzeline. Bir mektubu şöyle: 'Askerim haddinden fazla, Depolarım dolu cephane,erzak Bizi etmeyin merak'. Bir diğeri böyle: 'Cephanem,erzakım yok, Çarpışmam diyor erat Çabuk yetişin,imdat! ' Çılgına döner sevinçten düşman Kafası karışır kumandanın. Getirilir bir mektup daha o an Yine Tiryaki Paşa'nın; 'Erzakım,cephanem yok dedim Kandırdım düşmanı Kale önüne çektim. Yola çıktığınız haberi geldi... Dileğimiz Vatan için ölmektir, Düşmanı iki ateş arasına Artık kıstırdık demektir...' Paşa'nın emrindeki İki dönme hıristiyan Kaçmıştı kaleden. Haberdar ettiler düşmanı Kalenin feci hâlinden. Birkaç gece geçmeden Ele geçti bir mektup: 'Muvaffak oluyorum hilemde Güya kaçmış gibi benden İki casusumu soktum Düşman arasına sezdirmeden. Onları kandırmak için Kalemi kötüleyecek, Düşman da bu karda,kışta Kalemizin önünde Gafil,gafil bekleyecek... İç yüzü budur işin Aman çabuk yetişin! ' Ertesi sabah iki hâinin Mızraklarda kesik başı Bağırdı kale önünde bir Alman: 'Hasan Paşa...Hasan Paşa... Hilen meydana çıktı, İşte adamlarının hâli, Çıktık say senle başa...' Yetmiş gün böyle geçti Hep mektup uçurarak. Yapılan birkaç hücumda Topçubaşı 'İncekara Ahmet Ağa' Atış yaptı sola,sağa... Attığı her gülle tam hedefini buldu Etti düşmanı perişan. Karlı bir kış gecesi Koca Tiryaki Hasan Bir huruç yaptı ansızın Bozguna uğrayan düşman Gelip vurdu zannetti Türk Serdarı arkadan. Kimi nâmert öldü Kaçtı canını kurtaran. Harp meydanı sanki Kâfir kanından bir göldü Suladılar atlarını bu gölden En önde Tiryaki Hasan Ardı sıra bir avuç kahraman. Kanije duvarları değil Sarmıştı onları Vatan Ebediyyen ve gönülden... Alper Kürük |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:13 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.