![]() |
Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın 2- Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin. 3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın. - "Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak" der doktor. Eve geldiklerinde adam karısına sorar, - "Ne dedi doktor sana?" - "... ölecekmişsin.." |
Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın 2- Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin. 3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın. - "Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak" der doktor. Eve geldiklerinde adam karısına sorar, - "Ne dedi doktor sana?" - "... ölecekmişsin.." |
Temel'e birgün sormuslar
- En cok hangi nefesi seversin. Temel'de onlara şu cevabı vermiş: - Sigaramın ilk nefesi ve kaynanamın son nefesi.... |
http://www.cakal.net/images/smilies/003.gif PATRON
Uçakta hostes, papaza sormus : - Viski, cin, sarap...Ne emredersiniz? - Kaç metrede uçuyoruz kızım? - On bin metredeyiz peder! - O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakiniz, ayip olur! |
http://www.cakal.net/images/smilies/003.gif PATRON
Uçakta hostes, papaza sormus : - Viski, cin, sarap...Ne emredersiniz? - Kaç metrede uçuyoruz kızım? - On bin metredeyiz peder! - O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakiniz, ayip olur! |
http://www.cakal.net/images/smilies/003.gif PATRON
Uçakta hostes, papaza sormus : - Viski, cin, sarap...Ne emredersiniz? - Kaç metrede uçuyoruz kızım? - On bin metredeyiz peder! - O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakiniz, ayip olur! |
İki laz yılan olan Temel'le İdris yolda gidiyorlarmış. Birden Temel İdris'e dönüp: "Ula İdris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu?" diye sormus. İdris şaşırmış "Ula ne oldu gene" demiş. Temel de:
"Ula biraz once dilimi isirdim da," demiş... |
Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım". Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" Kadın "Tamam" demiş. İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış, "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" Kadın, "Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden başkasını görmeyecek". KAZAM ve dünyadaki en güzel kadın olmuş. İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa da, "Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın, "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir", KAZAM ve dünyadaki en zengin kadın oluvermiş. Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda, kadın "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş... Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın! |
Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım". Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" Kadın "Tamam" demiş. İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış, "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" Kadın, "Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden başkasını görmeyecek". KAZAM ve dünyadaki en güzel kadın olmuş. İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa da, "Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın, "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir", KAZAM ve dünyadaki en zengin kadın oluvermiş. Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda, kadın "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş... Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın! |
Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım". Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" Kadın "Tamam" demiş. İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış, "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" Kadın, "Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden başkasını görmeyecek". KAZAM ve dünyadaki en güzel kadın olmuş. İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa da, "Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın, "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir", KAZAM ve dünyadaki en zengin kadın oluvermiş. Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda, kadın "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş... Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın! |
Temel ile Dursun evlerinin bahçelerinde otururken bir tane, bir tane daha derken 21 tane top atılır.Temel dayanamaz,sinirlenir. -Bugün komşu devlet başkanı geldi. Onun için top atılıyor, der Dursun. Temel sinirli sinirli başını sallar: -Şu işe bak! Bizim zamanımızda tek atışta vururlardı...
|
Savaş
Andrea Doria Hacli donanmasinin bashinda Akdeniz'de seyrediyormush... Gozcu bagirmish: -Ufukta Turk gemileri gozuktuuuu!.. Andrea Doria sormush: -Kac gemi?.. -20 kadar... Andrea yardimcisina donmush: -Bana hemen kirmizi gomlegimi getir, demish, carpishirken yaralanirsam askerlerim anlasin istemiyorum... Kirmizi gomlek getirilmish, Andrea giymish.. Bir sure sonra gozcu yine bagirmish: -Turkler sandigimizdan kalabalik geliyorlaaar... Andrea Doria sormush: -Kac gemi? -60 kadar... Doria tekrar yardimcisina donmush: -Hemen kahverengi pantolonumu getir!.. |
Savaş
Andrea Doria Hacli donanmasinin bashinda Akdeniz'de seyrediyormush... Gozcu bagirmish: -Ufukta Turk gemileri gozuktuuuu!.. Andrea Doria sormush: -Kac gemi?.. -20 kadar... Andrea yardimcisina donmush: -Bana hemen kirmizi gomlegimi getir, demish, carpishirken yaralanirsam askerlerim anlasin istemiyorum... Kirmizi gomlek getirilmish, Andrea giymish.. Bir sure sonra gozcu yine bagirmish: -Turkler sandigimizdan kalabalik geliyorlaaar... Andrea Doria sormush: -Kac gemi? -60 kadar... Doria tekrar yardimcisina donmush: -Hemen kahverengi pantolonumu getir!.. |
Savaş
Andrea Doria Hacli donanmasinin bashinda Akdeniz'de seyrediyormush... Gozcu bagirmish: -Ufukta Turk gemileri gozuktuuuu!.. Andrea Doria sormush: -Kac gemi?.. -20 kadar... Andrea yardimcisina donmush: -Bana hemen kirmizi gomlegimi getir, demish, carpishirken yaralanirsam askerlerim anlasin istemiyorum... Kirmizi gomlek getirilmish, Andrea giymish.. Bir sure sonra gozcu yine bagirmish: -Turkler sandigimizdan kalabalik geliyorlaaar... Andrea Doria sormush: -Kac gemi? -60 kadar... Doria tekrar yardimcisina donmush: -Hemen kahverengi pantolonumu getir!.. |
Karadenizlinin birinin canı fotoğraf çekilmek istemiş. Ama vesikalıklarda gerçek güzelliğinin fark edilmediğini bildiğinden, fotoğrafçıya gitmiş konuşmuş: -Fotoğrafimu çekeceksun daa, yalniz vesikaluk olmayacak! -Tabi efenim, 24 çarpı 32'ye ne dersiniz peki?
- 768 derim de, punin konimuzla ne alakasi vardur?" |
Düşman
Temel bir gece eve gelmiş hanımıyla birlikte olmak istiyor. Karısı karşı çıkmış ilk etapta "-Bu gece kandil gecesi, gunahtır yapmayalım.. " Ama temel niyeti bozmuş bir kere demiş ki Fadimeye: "- Bugun hoca vazetti bize; Bu gece birlikte olanlar 10.000 düşman askeri öldürmüş gibi sevap alacaklar diye. Niye bu sevaptan mahrum olalım?,10.000 tane düşman askeri öldürmek varken." "-olur." demiş Fadime "öldürelim düşmanları." Neyse uzatmayalım bir defa ilişkiye girmişler. Sonra Fadime demiş ki : "-yahu 20.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 10.000 de kalalım hadi bir daha..." Tekrar halletmişler işlerini... Fadime yine: "-yahu 30.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 20.000 tane öldürmekle yetinelim.....". 40 50 60 70, derken Fadime; "-yahu 90.000 düşman askeri öldürmek varken niye 80.000 de kalalım..." deyince Temel dayanamamış artık: "- Valla Fadime benim uykum var, topta burda, tüfekte burda, doldur doldur öldür. Ben yatıyorum." |
Düşman
Temel bir gece eve gelmiş hanımıyla birlikte olmak istiyor. Karısı karşı çıkmış ilk etapta "-Bu gece kandil gecesi, gunahtır yapmayalım.. " Ama temel niyeti bozmuş bir kere demiş ki Fadimeye: "- Bugun hoca vazetti bize; Bu gece birlikte olanlar 10.000 düşman askeri öldürmüş gibi sevap alacaklar diye. Niye bu sevaptan mahrum olalım?,10.000 tane düşman askeri öldürmek varken." "-olur." demiş Fadime "öldürelim düşmanları." Neyse uzatmayalım bir defa ilişkiye girmişler. Sonra Fadime demiş ki : "-yahu 20.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 10.000 de kalalım hadi bir daha..." Tekrar halletmişler işlerini... Fadime yine: "-yahu 30.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 20.000 tane öldürmekle yetinelim.....". 40 50 60 70, derken Fadime; "-yahu 90.000 düşman askeri öldürmek varken niye 80.000 de kalalım..." deyince Temel dayanamamış artık: "- Valla Fadime benim uykum var, topta burda, tüfekte burda, doldur doldur öldür. Ben yatıyorum." |
Düşman
Temel bir gece eve gelmiş hanımıyla birlikte olmak istiyor. Karısı karşı çıkmış ilk etapta "-Bu gece kandil gecesi, gunahtır yapmayalım.. " Ama temel niyeti bozmuş bir kere demiş ki Fadimeye: "- Bugun hoca vazetti bize; Bu gece birlikte olanlar 10.000 düşman askeri öldürmüş gibi sevap alacaklar diye. Niye bu sevaptan mahrum olalım?,10.000 tane düşman askeri öldürmek varken." "-olur." demiş Fadime "öldürelim düşmanları." Neyse uzatmayalım bir defa ilişkiye girmişler. Sonra Fadime demiş ki : "-yahu 20.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 10.000 de kalalım hadi bir daha..." Tekrar halletmişler işlerini... Fadime yine: "-yahu 30.000 tane düşman askeri öldürmek varken niye 20.000 tane öldürmekle yetinelim.....". 40 50 60 70, derken Fadime; "-yahu 90.000 düşman askeri öldürmek varken niye 80.000 de kalalım..." deyince Temel dayanamamış artık: "- Valla Fadime benim uykum var, topta burda, tüfekte burda, doldur doldur öldür. Ben yatıyorum." |
Kadro baya kalabalık
bi gün bi uçakta fransız,ingiliz,alman,rus,iranlı,hollandalı ve türk laylaylom gidiyolarmış.neyse uçak rotasını takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyo.ingiliz şöyle bi aşşağıları süzüyo ve lafa giriyo: -arkadaşlar,burası benim memleketim ingiltere bizim diyo biramız acaip meşhurdur şahane biralar üretiriz içmelere doyamazsınız.. neyse ingiltere bitiyo fransa nın üstünden geçiyo ve fransız dalıyo: -burası da fransa bizim kızlarımız meşhurdur öpmelere kıyamazsın. derken almanya ya geliyo uçak alman bi iç çekiyo .. -hey gidi memleket diyo biz diyo bi arablar üretiriz binmelere kıyamazsınız.. sonra efenim geliyo hollanda ya hollandalı bakıyo şööyle bi aşşaa: burası da hollanda diyo ah o güzel evler diyo bizim evlerimiz meşhurdur... uçak geçiyo rusyaya sonra (nasıl bi rotaysa artık): -rus bakıyo aşşaa bizim diyo kgb miz meşhurdur dünya da sinek havalansa haberdardır... sonra irana dönüyo uçak iranlı bakıyo şöyle bi göz süzerek: -abiler diyo burası da iran bizim de halımız meşhurdur diyo yumuşacıktır.. geldik türkiye ye.. türk bakıyo abi aşşa düşün düşün nerden başlasamki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orjinalini söölemeliyim diye) hah buldum diye düşünüyo ve başlıyo anlatmaya... arkadaşlar diyo burası türkiye bizim diyo delikanlımız çok meşhurdur...öyleki alır fransızın kızını içer ingilizin birasını atar almanın arabasına götürür hollandalının evine yatırır iranlının halısına çatır çatır s..r kgb nin de bi şeyden haberi olmaz |
Kadro baya kalabalık
bi gün bi uçakta fransız,ingiliz,alman,rus,iranlı,hollandalı ve türk laylaylom gidiyolarmış.neyse uçak rotasını takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyo.ingiliz şöyle bi aşşağıları süzüyo ve lafa giriyo: -arkadaşlar,burası benim memleketim ingiltere bizim diyo biramız acaip meşhurdur şahane biralar üretiriz içmelere doyamazsınız.. neyse ingiltere bitiyo fransa nın üstünden geçiyo ve fransız dalıyo: -burası da fransa bizim kızlarımız meşhurdur öpmelere kıyamazsın. derken almanya ya geliyo uçak alman bi iç çekiyo .. -hey gidi memleket diyo biz diyo bi arablar üretiriz binmelere kıyamazsınız.. sonra efenim geliyo hollanda ya hollandalı bakıyo şööyle bi aşşaa: burası da hollanda diyo ah o güzel evler diyo bizim evlerimiz meşhurdur... uçak geçiyo rusyaya sonra (nasıl bi rotaysa artık): -rus bakıyo aşşaa bizim diyo kgb miz meşhurdur dünya da sinek havalansa haberdardır... sonra irana dönüyo uçak iranlı bakıyo şöyle bi göz süzerek: -abiler diyo burası da iran bizim de halımız meşhurdur diyo yumuşacıktır.. geldik türkiye ye.. türk bakıyo abi aşşa düşün düşün nerden başlasamki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orjinalini söölemeliyim diye) hah buldum diye düşünüyo ve başlıyo anlatmaya... arkadaşlar diyo burası türkiye bizim diyo delikanlımız çok meşhurdur...öyleki alır fransızın kızını içer ingilizin birasını atar almanın arabasına götürür hollandalının evine yatırır iranlının halısına çatır çatır s..r kgb nin de bi şeyden haberi olmaz |
Kadro baya kalabalık
bi gün bi uçakta fransız,ingiliz,alman,rus,iranlı,hollandalı ve türk laylaylom gidiyolarmış.neyse uçak rotasını takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyo.ingiliz şöyle bi aşşağıları süzüyo ve lafa giriyo: -arkadaşlar,burası benim memleketim ingiltere bizim diyo biramız acaip meşhurdur şahane biralar üretiriz içmelere doyamazsınız.. neyse ingiltere bitiyo fransa nın üstünden geçiyo ve fransız dalıyo: -burası da fransa bizim kızlarımız meşhurdur öpmelere kıyamazsın. derken almanya ya geliyo uçak alman bi iç çekiyo .. -hey gidi memleket diyo biz diyo bi arablar üretiriz binmelere kıyamazsınız.. sonra efenim geliyo hollanda ya hollandalı bakıyo şööyle bi aşşaa: burası da hollanda diyo ah o güzel evler diyo bizim evlerimiz meşhurdur... uçak geçiyo rusyaya sonra (nasıl bi rotaysa artık): -rus bakıyo aşşaa bizim diyo kgb miz meşhurdur dünya da sinek havalansa haberdardır... sonra irana dönüyo uçak iranlı bakıyo şöyle bi göz süzerek: -abiler diyo burası da iran bizim de halımız meşhurdur diyo yumuşacıktır.. geldik türkiye ye.. türk bakıyo abi aşşa düşün düşün nerden başlasamki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orjinalini söölemeliyim diye) hah buldum diye düşünüyo ve başlıyo anlatmaya... arkadaşlar diyo burası türkiye bizim diyo delikanlımız çok meşhurdur...öyleki alır fransızın kızını içer ingilizin birasını atar almanın arabasına götürür hollandalının evine yatırır iranlının halısına çatır çatır s..r kgb nin de bi şeyden haberi olmaz |
Bir gün Temel ile Dursun yolda karşılaşmışlar,
Temel ile Dursun hal hatır sorarken,dursun bir şey farkeder,Temel`e sorar: -Temel niye yüziğü yanlış parmağuna taktin. Temelin cevabı şu olur: -E ne olacak çünkü yanluş karuyla evlendim de ondan. |
Günün birinde üc adam ormanda yürürlerken karsilarina büyük ve vahsi bir nehir cikti. Ama nehrin karsi kiyisina mutlaka gecmeleri gerekiyordü. Peki bunu nasil basaracaklardi?
Birinci adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ver!" Tanri ona uzun kollar ve güclü bacaklar verdi. Böylece nehrin karsi kiyisina geçebildi. Ancak bunun icin 2 saat boyunca dalgalarla bogustu ve neredeyse 3-4 kez bogulma tehlikesi gecirdi. Ama, basarmisti!!!! Bunu gören ikinci adam da Tanriya dua etti: "Tanrim lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ve gerekli araci ver!" Tanri ona bir tekne verdi ve o da nehrin karsi kiyisina gecmeyi basardi, ancak birkac kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karsilasti... Tüm bü olan bitenleri izleyen ücüncü adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya yalvardi: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina geçebilmem icin bana güç, arac ve zekayi ver!" Tanri adami bir kadina dönüstürdü... Kadin haritaya bakti.... Nehrin biraz yukarisina dogru yürüdü ve köprüden karsiya gecti.... |
Günün birinde üc adam ormanda yürürlerken karsilarina büyük ve vahsi bir nehir cikti. Ama nehrin karsi kiyisina mutlaka gecmeleri gerekiyordü. Peki bunu nasil basaracaklardi?
Birinci adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ver!" Tanri ona uzun kollar ve güclü bacaklar verdi. Böylece nehrin karsi kiyisina geçebildi. Ancak bunun icin 2 saat boyunca dalgalarla bogustu ve neredeyse 3-4 kez bogulma tehlikesi gecirdi. Ama, basarmisti!!!! Bunu gören ikinci adam da Tanriya dua etti: "Tanrim lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ve gerekli araci ver!" Tanri ona bir tekne verdi ve o da nehrin karsi kiyisina gecmeyi basardi, ancak birkac kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karsilasti... Tüm bü olan bitenleri izleyen ücüncü adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya yalvardi: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina geçebilmem icin bana güç, arac ve zekayi ver!" Tanri adami bir kadina dönüstürdü... Kadin haritaya bakti.... Nehrin biraz yukarisina dogru yürüdü ve köprüden karsiya gecti.... |
Günün birinde üc adam ormanda yürürlerken karsilarina büyük ve vahsi bir nehir cikti. Ama nehrin karsi kiyisina mutlaka gecmeleri gerekiyordü. Peki bunu nasil basaracaklardi?
Birinci adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ver!" Tanri ona uzun kollar ve güclü bacaklar verdi. Böylece nehrin karsi kiyisina geçebildi. Ancak bunun icin 2 saat boyunca dalgalarla bogustu ve neredeyse 3-4 kez bogulma tehlikesi gecirdi. Ama, basarmisti!!!! Bunu gören ikinci adam da Tanriya dua etti: "Tanrim lütfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana güc ve gerekli araci ver!" Tanri ona bir tekne verdi ve o da nehrin karsi kiyisina gecmeyi basardi, ancak birkac kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karsilasti... Tüm bü olan bitenleri izleyen ücüncü adam, dizlerinin üstüne coktü ve Tanriya yalvardi: "Tanrim, lütfen nehrin karsi kiyisina geçebilmem icin bana güç, arac ve zekayi ver!" Tanri adami bir kadina dönüstürdü... Kadin haritaya bakti.... Nehrin biraz yukarisina dogru yürüdü ve köprüden karsiya gecti.... |
Temel ile Fadime evlenmisler ve gerdege gireceklermis ama Temel nasil s..iş yapilacagini bilmiyormus ve babasina sormus;
-"Puba pen pu isi nasul yapacagum soyler misun?" Babasi da; -"Ula usagum, Fadime ne yapaysa senda aynisini yap.." demis. Fadime odaya girmis ve Temel'de girmis, Fadime soyunmaya baslamis ve Temel'de soyunmus ve yataga uzanmis. Fadime sırtüstü yatmış, bacaklarını sonuna kadar acmis, Temel'de aynisini yapip bacaklarini acmis. Bunu goren Fadime Temel'e donup; -"Ula Temel, oldi olacak disardan iki kisi cagirta s..sinler bizi.." |
Bir Alman,bir İngiliz,bir Fransız,Temel ve bir Malezyalı uçağa biniyorlar.Temel şaşkın şaşkın Malezyalı'ya bakıyor :
- Sen yenisin galiba ! |
Bir Alman,bir İngiliz,bir Fransız,Temel ve bir Malezyalı uçağa biniyorlar.Temel şaşkın şaşkın Malezyalı'ya bakıyor :
- Sen yenisin galiba ! |
Bir Alman,bir İngiliz,bir Fransız,Temel ve bir Malezyalı uçağa biniyorlar.Temel şaşkın şaşkın Malezyalı'ya bakıyor :
- Sen yenisin galiba ! |
uygun bulmazsanız hemen silelim
Bizim fransız alman ingiliz ve temel bu sefer trenle yolculuk ediyorlarmış. Tren fransadan geçerken bizim fransız başlamış anlatmaya. Arkadaşlar şimdi ben bir mektup zarfı alıcam üstüne annemin adını soyadını yazıcam ve o mektup anneme gidicek. Arkadaşları hadi leyn demiş öyle şey mi olur hiç, neyse harbiden de mektup annesine ulaşmış. Bu sefer tren almanya dan geçerken alman demiş ki şimdi sen seyret ben sadece üstüne annemin adını yazıcam mektuba ve annemin eline geçicek bu mektup. Harbiden de alman ınkide annesine gitmiş. İngiltere den geçerken de ingiliz ben demiş sadece annemin adının ve soyadının baş harfini yazarım anneme ulaşır. Dediği olmuş bizim ingiliz in herkes hayretle kalmış. Tren Trabzon yolundayken temel hemen atlamış olaya ha bakın şimdi ben bir zarf alıyorum elime ve zarfa tek kelime yazmadan anneme ulaştırıyorum. Herkes Temel le dalga geçmeye başlamış Temel bakın demiş şimdi. Tren çocukların yanından geçerken almış zarfı 2 parmağının arasına bağırmaya başlamış çocuklara bu kime bu kime... Çocuklarda hemen cevap vermiş ANANA ANANA |
uygun bulmazsanız hemen silelim
Bizim fransız alman ingiliz ve temel bu sefer trenle yolculuk ediyorlarmış. Tren fransadan geçerken bizim fransız başlamış anlatmaya. Arkadaşlar şimdi ben bir mektup zarfı alıcam üstüne annemin adını soyadını yazıcam ve o mektup anneme gidicek. Arkadaşları hadi leyn demiş öyle şey mi olur hiç, neyse harbiden de mektup annesine ulaşmış. Bu sefer tren almanya dan geçerken alman demiş ki şimdi sen seyret ben sadece üstüne annemin adını yazıcam mektuba ve annemin eline geçicek bu mektup. Harbiden de alman ınkide annesine gitmiş. İngiltere den geçerken de ingiliz ben demiş sadece annemin adının ve soyadının baş harfini yazarım anneme ulaşır. Dediği olmuş bizim ingiliz in herkes hayretle kalmış. Tren Trabzon yolundayken temel hemen atlamış olaya ha bakın şimdi ben bir zarf alıyorum elime ve zarfa tek kelime yazmadan anneme ulaştırıyorum. Herkes Temel le dalga geçmeye başlamış Temel bakın demiş şimdi. Tren çocukların yanından geçerken almış zarfı 2 parmağının arasına bağırmaya başlamış çocuklara bu kime bu kime... Çocuklarda hemen cevap vermiş ANANA ANANA |
uygun bulmazsanız hemen silelim
Bizim fransız alman ingiliz ve temel bu sefer trenle yolculuk ediyorlarmış. Tren fransadan geçerken bizim fransız başlamış anlatmaya. Arkadaşlar şimdi ben bir mektup zarfı alıcam üstüne annemin adını soyadını yazıcam ve o mektup anneme gidicek. Arkadaşları hadi leyn demiş öyle şey mi olur hiç, neyse harbiden de mektup annesine ulaşmış. Bu sefer tren almanya dan geçerken alman demiş ki şimdi sen seyret ben sadece üstüne annemin adını yazıcam mektuba ve annemin eline geçicek bu mektup. Harbiden de alman ınkide annesine gitmiş. İngiltere den geçerken de ingiliz ben demiş sadece annemin adının ve soyadının baş harfini yazarım anneme ulaşır. Dediği olmuş bizim ingiliz in herkes hayretle kalmış. Tren Trabzon yolundayken temel hemen atlamış olaya ha bakın şimdi ben bir zarf alıyorum elime ve zarfa tek kelime yazmadan anneme ulaştırıyorum. Herkes Temel le dalga geçmeye başlamış Temel bakın demiş şimdi. Tren çocukların yanından geçerken almış zarfı 2 parmağının arasına bağırmaya başlamış çocuklara bu kime bu kime... Çocuklarda hemen cevap vermiş ANANA ANANA |
Bir trafik kazası ihbarı alan polisler olay yerine gelirler. Olay yerinde ağızları burunları dağılmış, kafaları kan içinde iki kazazedeyi yerde yatarken görürler. Ancak arabalarda bir çizik dahi yoktur. Polis kazazedelerden birinin yanına yaklaşıp olayın nasıl olduğunu sorar.
Temel: - Hava sisli idi. Önümü cöremiyordum. Camdan başımı çıkarmış yol çizgilerine bakarak cidiyordum. Haçan bu salak da öyle geliyormuş. |
Ekonomik kriz yuzunden buyuk para problemi olan Temel, cocuk kacirip fidye istemege karar vermis. Sehrin buyuk bir parkinda cocugun birini gozune kestirmis.
Once bir not yazmis; "Cocugunu kacirdim.Bunu yaptigim icin uzgunum ama kusura bakma cunku gercekten paraya ihtiyacim var. Yarin sabah saat 7'de falanca parktaki filanca agacin altina bir siyah cantada 5 milyar getir. Imza: Laz." Cocugun yanina gitmis, notu cocugun ceketinin ic cebine koyup, dogruca evine gitmesini ve notu babasina gostermesini soylemis. Ertesi sabah parka geldiginde soyledigi agacin altinda, soyledigi renkteki cantada icinde 5 milyar olan emaneti bulmus. Baska bir notla birlikte; "Paran burada ama bir usagin hemserisine boyle birsey yapmasina inanamiyorum" |
Doğumevi bekleme salonuna hemşire koşarak girer, ilk sırada oturan adama yaklaşarak:
- Sizi tebrik ederim, ikiz çocuğunuz oldu der. - Ne tesadüf der adam. - Minnesota İkizleri Basketbol Takımındayım. Bir saat sonra, aynı hemşire yine koşarak gelir, Mr.Smith ismini anons eder. Mr.Smith yerinden heyecanla doğrulur. Hemşire; - Artık üçüz babasısınız der. Mr.Smith şaşırır ve - Olacak şey değil, ben de 3M şirketinde çalışıyorum der. Hemşire bir daha göründüğünde üçüncü adama; - Eşiniz dördüz doğurdu, kutlarım der. Adam da şaşkınlıkla - Ben de Four Seasons Otelinde çalışıyorum der. O sırada yanda oturmakta olan Temel hafif baygınlık geçirerek oturduğu yerden aşağı doğru kayar, yetişip müdahale eden hemşire sorar; - İyi misiniz, ne oldu size? Temel kendine gelmeğe çalışarak doğrulur; - Temiz havaya ihtiyacum var, 101 Dalmaçyalılar mağazasının müdirüyüm de... |
Temel askerdeyken yeni başçavus gelir ve tüm bolüğe şöyle der.
-"Sakın benim adımı unutmayın, benim adım Arslan oğlu Arslan.. Eğer adimi unutursanız geldiğimde canınıza okurum." der ve gider Aradan haftalar geçer ve başçavus gelir herkeze adını sorar ve hepsi bilir. Sıra Temel'e gelir.. Temel: -"Bi hayvanoğlu hayvandı ama hacan ismini bilemiyrum?" |
Temel'in kayıt cihazına aldığı notlardan alıntılar
1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri bulamadı . -- İç güdüleri zayıf. 3. gün: Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı. -- Bu fare tam bir salak. 7. gün: En ufak bir ilerleme yok.Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost,bir ayran istemiş. -- Zekadan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor. 18. gün: Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı,ama sıfır! Bursa'dan aradı, "kaygılanmamamı, peyniri bulacağını" söyledi. Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi. -- Ciddi zeka problemi! 74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden birşey bulduğunu söyledi. Ama peyniri bulamamış ve artık umrunda da değilmiş. -- Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı. 93.gün: Labirentin içine koymayı unuttuğum içinfarenin peyniri bulamadığını farkettim. |
Temel'in kayıt cihazına aldığı notlardan alıntılar
1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri bulamadı . -- İç güdüleri zayıf. 3. gün: Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı. -- Bu fare tam bir salak. 7. gün: En ufak bir ilerleme yok.Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost,bir ayran istemiş. -- Zekadan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor. 18. gün: Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı,ama sıfır! Bursa'dan aradı, "kaygılanmamamı, peyniri bulacağını" söyledi. Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi. -- Ciddi zeka problemi! 74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden birşey bulduğunu söyledi. Ama peyniri bulamamış ve artık umrunda da değilmiş. -- Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı. 93.gün: Labirentin içine koymayı unuttuğum içinfarenin peyniri bulamadığını farkettim. |
Temel'in kayıt cihazına aldığı notlardan alıntılar
1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri bulamadı . -- İç güdüleri zayıf. 3. gün: Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı. -- Bu fare tam bir salak. 7. gün: En ufak bir ilerleme yok.Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost,bir ayran istemiş. -- Zekadan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor. 18. gün: Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı,ama sıfır! Bursa'dan aradı, "kaygılanmamamı, peyniri bulacağını" söyledi. Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi. -- Ciddi zeka problemi! 74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden birşey bulduğunu söyledi. Ama peyniri bulamamış ve artık umrunda da değilmiş. -- Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı. 93.gün: Labirentin içine koymayı unuttuğum içinfarenin peyniri bulamadığını farkettim. |
rakı ve almanlar
Karl ve Hans, Türklerin neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler. Konuyu araştırmak için İstanbul’a gelirler. Bir meyhane seçerek içeri girerler. Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş ederler. İlk kadehler bittikten sonra Hans Karl’a sorar; Ne hissediyorsun? Daha bir şey anlamadım. Devam edelim. İkinci kadehten sonra Karl, Hans’a; Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı? Hiçbir şey yok. Devam edelim. Mezeler eşliğinde bir-iki kadeh daha içildikten sonra Hans tekrar sorar; Ne hissediyorsun? Karl ağırlaşan göz kapaklarını ağır ağır açarak; Boşver şimdi ne hissettiğimi Hans, ne olacak bu Almanya’nın hâli? |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:52 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.