![]() |
İçimizdeki Çocuk Sen Ağlama
Fırtınanın sesinde susan çocuk ağlaması Sus çocuk içimdeki yangınları söndürme Kırmızı bir gül,dalında kırmızı Sus çocuk güllerimi soldurma. Sevgi biriktirir dingin yüreğimde acılar Yeniden çırpınışlara kanat çırpmak için Sen yaşayacaksın çocuk,sen ağlama Bulutların kapladığı göğün ardında. Umudun sesi gibisin çocuk İnsanlığın şefkatine sığınma, Sen kurtaracaksın o insanı sen! Pınarlardan akan suyu unutma. Zifiri karanlık kutupları kaplar Güneşin çoktan battığı yerde Uyumak haram sana çocuk Uyumak haram, Yıldızı sönmüş âlemde. İzin ver bana çocuk izin ver Gezegenlere uçmak için Sevginin izindeyim bırak beni Kaybolan sevgiyi bulmak için. Ağustos böcekleri saz çalarken Karıncanın o yüce emeğine Ormanların yokoluşuna seyirci aslan Kırallığın yıkıldığı ülkede... Sen ağlama çocuk sen ağlama Sen insanlığın vicdanında son umutsun Sen ağlama, Güneş duruyorken gurupta Sen ağlama, Son umudum sendeki kıvılcımda... |
İki Yürek Tek Olursa
İçimizdeki acıların ağıtları Ney sesinde inlerken Duyardık nefeslerimizde titreşen Mutluluk zerrelerinin sıcaklığını Sevda pınarından tattığımız Oturup bakıştığımız anda dururdu zaman Dalıp gittiğimiz gözlerimizde Bir baktık mı saatlerimize Uçup gitmiş olurdu an be an zaman Doyumsuz sevdamızdan İçimizde bir türlü durulmayan özlem Yığılıp kalırdı yüreklerimizde Buruk bir şarkı gibi kaldığımız Biz bayat bir ekmek gibi Yaşamadık bu aşkı Sımsıcaktı ve tazeydi hergün Yürek fırınından aldığımız Aldığımız.........bir nefes mutluluktu Çaldığımız......yaşadığımız yaşamdan Bir anı; o mutluluğa kattığımız Hiç susmadı biliyor musunuz Ağaçlarda kuş cıvıltıları Dalında çiçekler kurumadı hiç Güzün düşmedi yapraklar caddelere Ne bülbül bıktı gülünden Ne gül yoruldu bülbülünden İki sevda yaşanmadı iki yürekte Tek bir sevda gibi yaşadık Biz bu aşkı iki yürekte Hani saman alevi gibi sönerdi aşklar Hani yok etmişti aşkları yeni çağlar Yok olmadı işte sahte aşklara inat İki dinozor yürekte yaşananlar Biz bayat bir ekmek gibi Yaşamadık bu aşkı Sımsıcaktı ve tazeydi hergün Yürek fırınından aldığımız Aldığımız,bir tutam mutluluktu Ömür boyu bize yetecek kadar tattığımız. |
İnandım Sevgine
Bir gelişin var ki Gülen yüzünle Unutulmaz sarılışın Boynuma Biliyorum kıyamazsın Sevgime... Esen yelden sevda essin Gönlüne... Senin gibi bir yar için Kendime Gülistandan gül derledim Derdime, Kokusundan sarhoş oldum Bir tanem İnandım yar inandım bu Sevgine... |
İstanbul' u Sen Sevdirdin Sevgilim
İstanbul' u sen sevdirdin sevgilim Köhne bizans yıkılırken içimde Sokak sokak seni sevdim sevgilim Kokun beni sardı başka biçimde. Senin hatrın kırılmasın sevgilim Sen yaşarken İstanbul' un içinde Boğaziçi Yeditepe sevgilim Sevdamızı söylüyorken dilinde. Bu şehirde yaşıyorsan sevgilim Bir yanından çirkef sıçrar paçana Sefahatle sefillikler sevgilim Hırsız çete dağılmışlar her yana. Bu şehri hiç sevmez idim sevgilim Ateş olup sen yaşarken içimde Işık ışık sen yanarken sevgilim Güneş olup doğuyorken gönlümde. İstanbul' u sen sevdirdin sevgilim Köhne bizans yıkılırken içimde Anadolu Avrupa' sı sevgilim Birleşirler sen yaşarken içinde. |
İstanbul Yanarken
Sokakları fersah fersah arşınlarken Bir sokakta karşılaştık seninle Peşin sıra giderken. Gülen yüzünün aydınlığına kapıldım Yağmura tutulmak gibi bir histi Islanmadan kurtulamazdım. Yapraklar her mevsimde dökülür Hüzün varsa,hazan gerekmez. Yangınlar sol yanımdan tutuşur, Sol yanımdan yüklenir sevdanın Bulutları, Sol yanımdan akar sular Köpük köpük ırmaklara... Yaşamaktır bu; susmayan sevdaların Çığırtkanlığı, Bir boşluğu doldururken bedenler Ruhlar bir boşlukta gezer, Omuzlara yaslanır başlar Sevgi limanını ararken... Yalnızlık boş yere harcamaksa zamanı, Oyaklanmakla geçmez zaman. Seninle yanyana yürümektir an Seninle boşlukta giderken. Gezinecek mekân arama hiç Damarlarımda dolaşırken, Bir boşluğu doldurur bedenin Uzaklarda, Ruhun benimle beraberken. Bir sevdanın yıldırımları düşer İstanbul sokaklarına, Kıvılcımlar alevlenir Şimşekler çakarken, Tutuşur sol yanımdan yangınlar İstanbul yanarken... |
İstanbul Biliyordu Aşkımızı
Bir otobüs durağı sıcaklığındaydı Gülüşün,beklerken beni, Son otobüste yakaladım ellerini Soğuktu, Gözlerinde ki hüzün inmişti sanki; Buz kesen ellerine... Nasılda yanmıştı yüreğim Başını omuzlarıma yasladığında Gözlerinde bulutlar donmuştu Güneşine izin vermeyen, Sığınmak duygusuydu seni bana Yaklaştıran, Seni bana bağlayan, Yaşamak arzusuydu yakamozda Işıldayan, Bir başına koca şehirde Umutlarını yitirmeden. İstanbul tanıktı olup bitene, İstanbul! ..kavgaların acıların Şehri, İstanbul sevgilerin şehri, Hiç susmayan gülüşlerinde saklı Seni yaşatan mucizenin gizemi. Acılar eriyordu sanki gülüşlerinde Yürek sızlatan... Sevgiyi tatmamış yüreğinde Küllenmiş sevdaların vardı Kıvılcım bekleyen. Karanlıkların bir ucu Aydınlığa çıkar, Orada buluştu sevdalarımız. Ne sen görebildin bunu Ne ben bilebildim. Birşeyler oluyordu gizliden gizliye Birşeyler canlandı yüreklerimizde İstanbul farkındaydı olup bitenin İstanbul biliyordu aşkımızı... |
İstanbul! ..Sana Güzelliğin Düşman
Sarı bir yaprak gibi savrulur *******in ve gündüzlerin, Rüzgârın ninnisiyle uyur Gözlerinde duman duman tüten Esrik bulutlu bakışların. Derin sevdalar solur Nefesinde dillenen Yürek yakışların. Acar yurttaşların kirli ellerinde Soyuldu bedenin, Sırtından bıçaklandın Boğaz sırtlarında. Gittikçe kararan,karardıkça Sislerin ardında kaybolan Bir şehirsin İstanbul. Her tarafında bıçak darbesi Her tarafın yara bere içinde, Korku tüneli sokakların Acar yurttaşlara teslim. Kucak açtıklarının yediği ekmeğe İhanetini yaşıyorsun Sen İstanbul... Alımlı ve gösterişli bir kadın gibi İştah kabartıyorsun; Bu nedenle tecavüze uğruyorsun, Güzelliğin ağır tahrik nedeni Sana güzelliğin düşman, Suçluların ayak izlerinde Güzelliğin delilleri karartıyor... |
İşte Sen Bu Kaderle Yaşayacaksın
İşte sen bu kaderle yaşayacaksın gülüm Tebessümlerinin ardında yaşam Kıskanan biri çıkar herzaman Gülü soldururlar niçin Karınca gibi ayakların var senin Sevdası tükenmeyen bir yüreğin Yıldızlar koşuştururlar gece vakti Güneşi unutturmak için Sönmeyen bir ışık var sende Yol gösterir fırtınalı denizlerde Gülüşünü ısırganlar dalar Baykuşlar fırsat kollar niçin İşte sen bu kaderle yaşayacaksın gülüm Yolunu bir güneş aydınlatacak Tut o güneşi ellerinle Düşmesin denizlere Günbatımında bir kızıl ufka dayansın Geceyi senin için yaksın Dünyanı aydınlatmak için İşte sen bu kaderle yaşayacaksın gülüm Göletlerde yüzen bir çiçek gibi Uzanacaksın sulara kuğu boynundan öpüleceksin Göğün mavisi gibi kalacaksın orada Renk renk açsanda sularda Bir yürek taşıyacaksın hep Sevdası uzaklardan duyulacak İçinde hafiften bir pamuk uçacak Yaşayabilmen için karanlıklarda |
Kalk Gel Ey Barış
Gece dolaşır içinde tutsaklığın Ölçüsü kaçmış uygarlığına Üç noktalı tam tam sesleri vurur Ve susar kara lekeler Güneşi içmek için. Terkedilmiş değerlerin yurdunda Çiğnenmiş inciler dökülür Zümrüdüankâ kaf dağından solur Kral edasıyla Abanoz direkli saraylardan Gündüz kararır Çelik yığınlarına tutsak âlemin Tepesinde iri kanatlı kuşlar Salınır dururlar İnsanlığın vicdanında Ve zulmün kurşunî sesinde. Ay'a basan ayaklar Burada karabasan olur Çocuklar vurulur günahsızlığından Uygarlık can çekişirken Vahşetin kanı sıçrar kızıl ufuklara Güneş kaybolur. Sen ey barış! ..Nereden ulaşılır sana? Kan kokan sokakları atlamadan Kalk gel gömüldüğün yerden Bütün haşmetinle, Kalk gel! .. Ey sevgili yâr Dünyanın merkezinde yangın var. |
Kanadında Hüzün Var
Bir güvercin uçtu gökyüzüne Kanadı kırık, Mavi masmavi bir özgürlüğe Meteorlar yağdı üstüne Hâki renkli,kan kırmızı, Gagasında bir demet çiçek Baktı evrenin ölümcül yüzüne Gülümseyerek... |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:48 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.