![]() |
Gerisi Ölümden Pay
Bu sabah güneş parlak doğdu yeniden. Ne yıldız kaldı elimde, ne dolunay. Bana ne gönül avutan beğeniden! Bir ömür geçmiş, gerisi ölümden pay. Beni anlatan bir lisan bulamadım. Yabancıydım bu köhne, yitik illerde. Çatladı kurak toprağım, sulamadım Garip heceydim gönlü tutuk dillerde. 2 Haziran 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 23.42 5+7 Necmi Ünsal |
Gönlümdeki Fırtına Deli
Deryadan şimdiye dek kaç inci. Geldi, süsledi gerdanı! Bilmem bu kaç bininci, Efkar basar meydanı! Yıkar dağlarını sitemin, Gönlümdeki fırtına deli! Değilim aklımdan emin, Sen gittin gideli! 24 Şubat 2004 Salı, Danimarka-Køge23:20 Necmi Ünsal |
Gönlüme Sürülsün
“Ya Rabbi büyült, öyle büyült ki bedenimi. Boş yer kalmasın hiç, tüm kaplasın cehennemi. Yanmasın orada bu aciz kulların senin. İstemem azabını hiçbir ruhsal bedenin.” Böyle yalvardı Sıddîk asırlar öncesinde. Hakiki hümanizm hep vardı penceresinde. Allahım! İlaveten buna, yalvarıyorum. Tüm Berzâhı doldursun ruhum, yakarıyorum! Kabir âleminde hiç çekmesin azap ruhlar. Hepsini ben tadayım, çıksın habis güruhlar. Tüm üzüntüler hatta ve hatta bana gelsin. Ruhumda savaşların ateşleri yükselsin. Gözyaşları akmasın acıyla, yüzler gülsün. Tüm elemler, kederler hep gönlüme sürülsün! 30 Mart 2004 Salı, Danimarka-Køge 20.42 7+7 Necmi Ünsal |
Göz Kırptım Yıldızlara
Yıldızlara baktım. Bana göz kırpıyordu her bir tanesi. Aya baktım. Umutla gülümsüyordu çehresi. Ben de göz kırptım yıldızlara. Sabaha kadar sürdü bu şenlik. Bu şenlik tam benlik. Güneş doğdu, yıldızlar sindi. Hayat yükü omuzlara bindi. Yollar, ah o yollar Pıtraklı dikenlik. Güneş vurdu beni Akşam üstü ikindi. 26 Haziran 2004 Cumartesi, Danimarka-Køge 00.06 Necmi Ünsal |
Göz ve Gözyaşı
Dünyayı görüp, kendini göremeyen bir uzuv göz. Basiretli bakışlarda bir sır, şair gel bunu çöz! Bir vezir, görmeyi; güzel bakmayı bilen ellerde. Bir rezil, mühürlü kalpde; mahkum, zincirli benlerde. İbretle bakan şefkatli gözün yaşı, sermayesi. Kuru göz bedbaht, hayvansal yaşam fikirler gayesi. Temizler beden ve ruhu gözyaşları, eder ap ak. Zalimdir gözyaşlarına aldırmayan, hem de alçak. Gözyaşı büyük inâbe, yok dua onun üstüne. Kurur kurumaz yıkılır, zalimin evi üstüne. Gözyaşının öz vatanı doğu; İslamın buluşu. Rahmetten çıkan bir şefkat, ince ruhun öz duyuşu. Gözyaşları seherlerde seccadenin tek tanışı. O söndürür, sinelerde tutuşan her bir yanışı. 20 Nisan 2004 Salı, Danimarka-Køge 23.23 8+8 Necmi Ünsal |
Gözyaşlarını Silmek Gerek
*******de umutlar yıldız yıldız. Eğer sevmediyseniz yanıldınız. Yüzmek için sevgiler deryasında. Cananın sevdiğini bilmek gerek. Yemeyen lokmasını aşkın, bilmez. Bir tadan, gözyaşını artık silmez. Yemek için aşıklar arasında. Paylaşıp dilim dilim dilmek gerek. Nice saf yüreklerde yatar hasret. Sevenleri gurbete satar hasret. Yanmak için kavuşma sırasında. Bütün gözyaşlarını silmek gerek. 15 Mart 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge 21.42 *7+4 Necmi Ünsal |
Gurbet GiRDABI
Hasret akşamlarında, gurbet yağmuruyla ıslanan adam! Sigarasının ucu titrek dudaklarında, özlem ateşinin koruyla uzayıp küllenen adam! Çek dumanı içine! Umutsuzca derdi sineye çeker gibi. Yürü gurbetin ıslak yollarında hasret yükünü omuzlarında tutar gibi. Çek içine, labirent çıkmazlarında kapkara keder bulutlarını da yutar gibi. Ne oldu da tadını unuttun? Ayılmaz sarhoşluğunda gurbetin, ker*** evin ocağında yaptığı anacığının köy kokulu peksimetin. Avrupalı pizzayı denk mi tutarsın tereyağlı sahanda yumurtayla? Bir an kavuşmayı tüm benliğinle umarsın sacdan inen taze yufkayla. Derken, tahta kaşığınla buluşur, odun ateşinin çıtırtı ninnileriyle pişmiş bulgur pilavı. Ünlemler kafana doluşur, Pembe ufku saran esintileriyle sürüp gider, kısır döngü bir fil avı. Düşünce rüzgarları seni sürüklerken, içindeki derin kasvetli girdaplara; içinde buldun kendini, kapıldın hayalindeki uçsuz bucaksız seraplara. Keşkeler sardığında kavruk benliğini, bulursun babanı karşında sorgularsın kendini; ondan yeseydim bir araba dayak. Buraya gelmeseydim, basmasaydım gurbete ayak. Sen gurbet zebunu, seyahat ederken iç aleminde; kendin kazdın kuyunu özlemin zirvesinde. Acı bir fren sesi ufuklarda yankılanır. Tutarsın geri sayan nefesi. Yol ortasına cismin uzanır. Sesini duyarsın başına toplanan pek çok insanın. Anlamanın uzağındasın yabancısı olduğun lisanın. Ey hasret akşamlarında, gurbet yağmuruyla ıslanan adam! Sigarasının ucu titrek dudaklarında, özlem ateşinin koruyla uzayıp küllenen adam! Uyanıp dert yükünle, sonsuz yeni bir hayata sedyeyle kalkarken, dipsiz umutları da boş hayallerinle, melekler gibi adeta götür uzaklara uçarken! 03 Eylül 2003 Çarşamba, Danimarka-Køge 18:26 Necmi Ünsal |
Gurbet Yurdum Danimarka
Şöyle bir oturdum Tenha bir parka. Her taraf yeşil, yemyeşildi. Hüznüm tetikte, hemen deşildi. Burası gurbet yurdum Danimarka. Ufuk dümdüz önümde. Yok dağ tepe. Alçak bir coğrafya, Kuzey Avrupa. Çöker bir sis. Yollar açık. Karşımda heybetli kasis. Düştüm hayallere: Bir kaç saniye dahi olsa kısacık. Sarar beni sıcacık. Dünyanın en güzel bucağındayım. Köyümün kucağındayım. Vatanımın güneşine; Gönlümde olmayan eşine Bir uzansam sere serpe. Ah özlemim hâla taze, çok körpe. 24 Mart 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 19.10 Necmi Ünsal |
Güller Sergisi Kulun, İlahî Müzen Olayım
Hep rahmetinle taştı nehirler, doldu denizler. Karanlığa renk geldi, nurlandı solgun benizler. Taze bir soluk aldı zulmetle yanan genizler. Sevda deryanda sevgi yeliyle yüzen olayım. Seninle kâim bu âlem, zatın ise kendinle. Pusula şaşmaz, denizler taşmaz kader bendinle. Senden, imandan kısmetsiz alay ederken dinle, (Senden, imandan kısmetsiz alay eder kendinle,) Nice hikmeti mana ufkunda süzen olayım. Sesin her asra bir nida, Kur’ân hep çağlar üstü. Deli danalar hep boynuzladı, bazen de süstü. Hidayet ver ki yakalamasın azab suçüstü! Şom ağızları Kur’ân ipinle büzen olayım. Sen Rahmansın; sar merhametinle herkesi, kuşat. Ölü kalplere vahyinle can ver, onunla yaşat. Aşıklarının gözyaşından da bir damla yaş at. Güller sergisi kulun, ilahî müzen olayım. Can hamurunu son elçin sevgi ile yoğurdu. Vahyinle gönül adamlığını kalplere kurdu. Olsun dünya bu hamurla barış, saadet yurdu. Sulh nizamında bir çark, minik bir düzen olayım. 13 Mayıs 2004 Perşembe, Danimarka-Køge 23.00 5+5+5 Necmi Ünsal |
Gün Gör
Sanki fakülte hocası. Ama tevazu bohçası. Bilge mi bilge! Vefasına ararsan belge; Edasında şahlanır, Şahsiyetinde saklanır. Yok dostluğundan kuşku. Kutsal mekanlarda coşku Yalnızlığında gizli. Muhabbeti sizli bizli. Bilinçler buna şahit. İnancıyla sırlı lahit. Dostu, iyi adamlık. Olsa da kesin idamlık; Hüzne bırakmaz pabuç. Baştan aşağı O’na kalsa suç. Sohbeti bulunmaz kısmet. Şakası düşmana nisbet. Dostum, çok gün gör emi! Ziyaret et şiir yöremi! Çok uzun yaşa, deme hemen öleyim. Yaşa ki, yaşadığını ben de göreyim... 7 Nisan 2004 Çarşamba, Danimarka-Koge 19.50 Necmi Ünsal |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:35 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.