![]() |
Nasılsa ayrılık bu aşkın sonu
Sen de eller gibi adımı unut Kader ikimize çizmiş bu yolu Sen de eller gibi adımı unut Seninle bu aşkı yaşamadık say Birlikte gülüp te ağlamadık say Böylesi unutmak dahada kolay Sen de eller gibi adımı unut İstemem söyleme bir tek kelime Sen de eller gibi adımı unut Değmesin artık hiç elin elime Sar yeni aşkını benim yerime Sen de eller gibi adımı unut... |
Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk
Ey vatanıma göz diken bizden ürk Bu ülkeyi kurdu yüce Atatürk Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk Şanlı zaferlere hep imzâ attık Alçak düşmanları denize kattık Bir bir şehit olduk toprağa yattık Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk İffetim namusum bu aziz vatan Kendini kollasın bayrağa çatan Sonra olur yerin dibine batan Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk Şehit kanlarıyla ülkem yeşerdi Canını verenler de bir beşerdi Yan gözle bakana mezar eşerdi Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk Bu vatan bizimdir bizim kalacak Yoktur bizden bir tek toprak alacak Mehmetçik hâine korku salacak Adımız sanımız Türk'tür bizim Türk. |
hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
bir dakika bile cikmiyorsun aklimdan kosar gibi yuruyusun karanlikta bir isik gibi aydinlik gulusun hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin uzak uzak yildizlarla cevrilmis kainatin karanlik bosluklarinda akip giderken zaman adimla nasil berabersem oylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gonlumuz mutluluga inanmis olmanin gururuyla rahat koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her olumuyle ayni sartlar altinda kismet olmiyan gercekleri gormenin aydinligi alinlarimizda hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin. |
İşte burada, fırtına öncesi sessizlik te tanıştık bu soruyla,
Sakin fakat güvensiz sanki bir an uçacakmış gibi, Çıt çıkarmadan, amaçsız ve swit dahi yaptığından habersiz, Bütün bunca haberli şey olurken ve tak tak atarken, Dünya'nın kalbi, doğanın çehresinde ve önemlisi anayurt, İçin için kana gelmekteyken, dinle ey sevgili gafil, Sen düşünceye kanatsız, duyguya sağır, sanattan uzak, Topla haydi eşikte uyuyan bohçanı, koy eyerini kısrağa, İftira gelmeden yetiş iftara, kurul Argun sofrasına, Ki onlar ırmaklarından hem su, hem can, hem kan alırlar, Heybetli onurlu dağların eriyen karlarından nasiplerine, Bak ki uzun kemerli burnu değmede, Göklerin çelik gerdanına mertlerin, Sürtülen kama yürekler, zafere bilenmede, Kılıçlara kın olmada öfkelerin tarihi. Fakat sakin, fakat kararsız, fakat güvensiz hala, Yitirilmiş ormanların ve kaybedilmiş dağların düş kırıklıkları, -Daha çok mu seven varmış bu mukaddesleri? Bunu yanıtlamasını daha bilemiyorsun, Dur, düşün, silkelen, Sen daha fazla sevmesini öğrenememişsin! - Dileklerin karpuz, kestiğin inançların, yokolan umutların, Yediğin bin halttır ki, -unutmaların! - Çift ucunu da bağlamış başıbozukluk engizisyonu, Bu geçtiğimiz asma köprü, ufak bir rüzgarda sallanıyor, Adımlarımız ah! Orta ırmak coşkusu olmalı. Şimdi orada taa savaş kulelerinin Uzaklarda ki gölgelerinde, Dinmeli kan, Sinmeli yürüyüş, Konuşmalı mantık, geçmişten alarak ders, Konuşmalı mantık, hemen şimdi, "Ne yapmalı" kutlu soru! ... |
Adını;
Bir silah gibi dayadım beynime Adını; Bir ilmek gibi geçirdim boynuma Adını; Bir türkü gibi serdim yoluma Ve adını kalbime dayadım Tetikte şahadet parmağım. |
Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca
Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi Aşkın içimde solardı adın bahardı. Eteğini koştururdun sokağımızda Sokak sus pus olur sana bakardı Bilmezdin gizliden izlediğimi Gözlerim gözlerinden korkardı Hatırlıyorum adın bahardı. Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidisin Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi Yüreğim yol boyu ardından ağlardı Hatırlıyorum adın bahardı. |
Yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
Yaktın beni küle döndüm dumana döndüm Nasıl edem nere gidem dertli baş ile Bilemedim teli kırık kemana döndüm Canım aldın, can evimden vurdun ya sende Küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın Zaman ola devran döne sen de çekesin Yitiresin umudunu heder olasın Aşka düşe kahrolasın candan bıkasın Ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin Sen ki beni rezil ettin yedi cihanda Yalan oldum talan oldum senin sayende Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın Beni özleyince bir nehir yatağını bulsun Kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin Sesime bakıpta ağlıyorum sanma Seni özleyince böyle olsun birazda Ayrılıversin yaprak dalından İnsan sevdiğinden ayrılıversin Kan damarımdan can pazarından Adam baharından ayrılıversin Dağda dört mevsim erimeyen kar varya Yokluğum öyle erimesin Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın |
Küçük bir kulübede,
Başlamıştı tüm işler. İhlas samimiyetle, Sırlı gidiş gelişler. “Sırren tenevveret” Düsturuyla yaşadın. Dünya namına ne varsa, Hepsini de boşadın. Kimsen yok dünyada, Tek Allah’tan gayrı. Bir dünya yaşadın ki, Anlatılmaz apayrı. Milletin derdiyle, Olmuştun iki büklüm. Durmadın yerinde, Olsa da sonunda ölüm. Selahaddin Eyyubi gibi, Çadırlarda yattın. Ümitle yaşadın hep, Ye’si öldürüp attın. Leylaları aradın, Mecnun gibi dolaşarak. Ferhatları kıskandırdın, Zirvelerden aşarak. Gözyaşınla yıkadın, Çirkef olan toprakları. Elmas gibi bürhanlarla, Bozuldu küfrün çarkları. Kırık bir mızrap gibi, Hiç durmadın hep inledin. Boşaldın yağmur gibi, Ama hiç dinmedin. Evin yoktur ama, Gönüllerimiz tahtındır. Hıçkırıklar sarmış seni, Bu da senin bahtındır. Bir mum gibi eridin, Minberlerde kürsülerde. Bir gün sen gitsen bile, Adın kalır türkülerde… |
Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm
Hangi ferman dokundu bakışlarına senin Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var Muhteris aynaların eskidiği yerdesin Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir Bağbozumunda bile yediveren boylusun Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın |
Adına,ölümsüzlüğü yazdım.
Satır, satır. mısra, mısra... Saçlarından bir tel ver, ölümüm olsun. Güllerin içinde,bir taze gülsün... Esen'sin güzelsin, yüreğimdesin.. Kalbinden bir yol ver. Gelenin olsun... Tüm güzel çiçekler, elinde solsun.. Gel tut ellerimi, bekletme;ne olursun... Nazlısın, tatlısın,yüreğimdesin... |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:04 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.