www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Kağan İşçen (https://www.cakal.net/showthread.php?t=138804)

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:44 AM

Coğrafi
haritalardan aşırdım kıtaları
enlemler boyu gezdim adınla
boylamlarla yok ettik zamanı
çoğaldıklarımı kuşaklar boyu
anlattım suskun taşkınlığımla

ayracını yitirmiş kitaptım
bilmem hangi sayfamda gelişin
sözlüklerde anlamsızlıktın
bense yaşadım evrensel şarkısızlığımı

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:44 AM

Cüzzamlı Keder
önce yağmurla ıslandı kavşağımız
sonraları korku ve hüzün
ben çıldırmaya yakın
sen hep kaçma isteğiyle dopdolu
bile bile imkansızı istemekti tutkunun kısır döngüsü
arzular yerliyerinde
zamanla kırık boğazımda düğümlenen sevgi
ölü ağaçların yankılarıyla dolu aklım
durgun bir gölde boğulmak gibi senin olmak belki seninle olmak
suçluyum
bahar kuşları gözaltında
bilirkişi raporunda
yaşadıklarımı yıllara vursam ben tarih öncesiyim
bir dokunup bin ah işitmek çok şefkatli herşeyini teslim etmek
sermek ayaklarının önüne
ama ben hiçbir zaman gözönünde değilim
bir şairi ancak ayrı olanlar anlar cüzzamlı lime lime kederleriyle

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:44 AM

Çağcıl Yangın
etekleri tutuşur baharın sessiz isyandır susuşum
sakince yıkmaktır beynindeki ayrılık duvarını
birlikte düşünmektir bir şeyleri aşk peynir ekmek bölüşür gibi
ben seni bir bardak suda fırtına
içimdeki ormanda çağcıl yangın
insancıl başkaldırı saydım yırtık sayfalarımda
turuncu bir ışık olur bazen endişe
gelir konar tel örgülerine aramızdaki dünyaların
evimin direği olsan ne yazar
hasret içimde yarattığın depremin kırıntısıdır
yol yokuş nedir bilmem alışık değilim dingin sulara
bağırışlarındaki ırmaklarda yıkanırım günboyu
beynimin fay hatlarında yılgın nehirler onulmaz yara
hele bir git desen
çeker giderim sırça köşktür ölüm şairliğime
bıraktığın yağmurlara topraktır düşüncelerim
kötü kader deyip geçemem layık olmalı bir şair en çok bir ayrılığa bin hayalkırığı
duru saf tecriddir gülmek dudaklarıma
ölüme poz vermek gibi
yakağanlar doluşur gözlerime
çirkin yapışır odam yakama
dere tepe düz gitsem yabancıyım şehrime
konuşmalarıma tül perdeler çekilmiş
ocağımda tüten hala senin şarkın
yankısı şehirlere
atılgan

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:44 AM

Çağrılmaksızlığımsın
nankör güz ikindilerinde
ektim seni kan tarlası gözlerime
gökyüzü ağlamaklı
aynı şeyi söylemekti ölmek
yaşam ölüme asiyse anlamlı
çağrılmaksızlığımsın

uzak ışıklar üşümüş
umursamazlık kana kesmiş
sabaha tav tüm mutsuzluklar
gölgesiz gecede
kış kıyamet kir bit sensizlik
oğuşturduğum ellerimle
hohlayıp bitirmek isterim
birlikte ufka yatıramayışımızı gözlerimizi

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çaldın Gözyaşlarımı
çaldın gözyaşlarımı
aktım su gibi sevda çölüne
fır dönerdi içimi sana dökmemde acılar
sokak sokak ıslanırdı saçlarımız çocukça ağlamaksılı
aksak fırsatçılığında
aşkımızın yanında sığ kalan ölümün
ayrılık bulutları kapladı sevdamızın göğünü
annemin yaptığı kurabiyeler gibi sanmıştım oysa aşkı
tüm acısı olsa olsa dizimi top oynarken yaralamam kadar dı işte
ben miyim bulutun hala
yoksa gözlerimde bu yağmur sen misin sık sık

erik ağacından içtiğim yağmur suyu sen değil miydin ki
önümüzde bizi yutan pembe ufuk çizgisi aldı gözlerimi
neye baksam nereye yönelsem beklenen yağmurumdun
senin gelişini beklerdik çiviyle çamuru çizme oyununu oynamak için
ellerimizde soğuk çatlağı
yara bere içinde özlerdim okul yoluna çıkışını serçelerle
tüm evren sadece 'sen' karın yağışından dolayı
sen de böyle ak pak kar gibi kar yangınım benim
tatile girişi gibi okulun
çorabımda eldivenlerimde buz zerrecikleri
pencereler çiçeklenmiş
kırt kırt karı eziyorum ayaklarımla bir yandan ağlayarak
seni düşünmek tek derdim istemem başka şey
kol saatimi de çaldırdım üstelik anneme ne derim şimdi
saçlarımda babamın sert parfümü kıvıl kıvıl
eğilip eğilip okul kapısından gözlerim yolunu
musluğa koşarım dikkatini çekmek için
hokkabazlıkta üstüme yoktu bilirsin
harita odasında öptüğüm burnunu saymazsam
çok da kibar sayılmazdım
sadece kış yağmurlarında sarardım her yanını
bol kirpikli bakışlarımla
ben hep yıllar öncesinde kaldım hep sen sen sen
kestane saçlarında kaldım
sevemedim başka hiçbir kadını
yıllarım yıldızlarındır baktığın her an
yumuşacık sesine sarınır dalarım uykuya tam 20 yıldır
tam 20 yıl sadece seni aradım aşık olduğum her kuşun su içişinde
tam 20 yıl ellerimde hala yırtık pırtık kitaplarım
yaramazlık yapmayı beklerim karşında seni güldürmek için
oysa günbatımı her an ne kadar kendine başka
her an ben ne kadar başka biriyim
ama sen hep aynısın hayallerimde
tıpatıp aynı aşkım bu nasılsa
durdu kalbim tam 15 yaşında

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çamurlarımı Al Bula Yüzüne
daha yeni açılmıştım dümeni bozuk
sen yelkenli değmemiş deniz ömrüne
güller bitmemiş yaramaz asi çocuk
aranır bahar rüzgarı gibi döne döne

çamurlarımı al bula yüzüne çok sesli
orkestramız olsun sokak, çöplükler
kargalar almasın peynirimizi cicimli
sarpa sararsın başkaldırımızla işler

sazlar pes biz kolkola ucube iki soytarı
oh yok kaybedecek bir şeyimiz bir aşk
kampanalar alemler kedi miyavlamaları
antibiyotiksiz sayrılarım senlen meşk

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çayımı İçip Kalkıyorum
çaldım çırptım bulutları kendi göğümden
kalbim yaşanmamışlık hırsızı
yedim tüm sözlerimi aldandım kırçıl şairaneliğine
denizler medcezirlere ağzı açık ayran delisi
salgın umutların kederli yağmurlarına gömdüm seni
ufka bakıp düşünememek acizliği hayatın esprisi
başarılmamış ölüm tutkunluğusun sen suskunluğuma
bakışlarının hüzün dağlarının eteğinde salıncak kurdum
ağladım olmayacak olanlarımıza kır kuşlarının çılgınsılığında
kırağı serpilmiş gurur tablosuydu kendini bilmezliğin
albümlerde sararmış yalnızlıktı sarhoşluğunun bitimsizliği takıldı yüreğimin ağlarına martılara tutkun
yüreğimim ağlarında için için kaynayan gözlerinin körfezi
çayımı içip kalkıyorum seni aramaya hiçbirşey olmamış gibi
anahtarlığımda kalan bakışlarınla açacağım
kaderimle uyumsuz güzelliğinin kapısını kulağım kirişte

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çello ve Aşk
her anışımda seni ellerim çello
sismik bir sarsıntı penceremde vivaldi
kemanlar denize açılmış ihtiyar kayık
kürek dokundukça denize öpmüş gibiyim dudağını
kırk ikindi yağmurlarıyla dolu göğsüm obua
düşünceli aydınlık olursun soframda

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çıkıp Gidiyorum Şimdi İlk Ben Çıkıp Gelsen de Şimdi Bir Daha
şimdi çıkıp gelsen bir daha
bu gelen kirli bu olanaksızlığımız
gittikçe eksildin eksiksiz
çoğalır bir daha imkansızlığımız

çıkıp gelsen bir daha şimdi
toprak çekiyor senden sonralarımı
sabahlarım artık sisli bir ikindi
oturaklı bir karanlık çeker ayrılığımı

daha bir çıkıp gelsen şimdi
ayrı bir yeri olmaz sonra gidişinin
bırak sen yoksan da gidişin kalsın
daha bir yoksul geçsin *******in

daha şimdi çıkıp gelsen bir
anlatırım yoksunluğumu yorgunluğumu
duraklarda aradığın bir ben miyim
yoksa yağmurların mı ayrılığına dair

bir daha gelsen şimdi çıkıp
çaldığın kapı eskimiş baharın
unutulmuşluğun taze utancı
uykularımı rüyalarımı yakıp

şimdi çıkıp bir daha gelsen
giden geldiğince bir başkası
geldikçe hiçleşip ölürsün yarın
saçlarıma soluğunu bırakıp

şimdi çıkıp ben ilk gidiyorum
bir daha gelen ben olmadığımca
hatırladığın dizlerinde uyuduğum
o ben değilim yorgunluğunda öpüp

ben ilk gidiyorum şimdi çıkıp
ara sessiz bir sokakta gölgeli
sende yağmurlu şafaklarımı
hıçkırığımda serçelerimizi saklayıp

ben çıkıp gidiyorum şimdi ilk
ilk hep sondur yalan tüm dönüşler
eteğindeki gözyaşlarımı şöyle bir çırpıp
bırak hatıralara bırak yazdıklarımı

çıkıp gidiyorum şimdi ilk ben
bu ben değilim bu solgun gülüşler
bu bir aptal kadar kederli neşeli
bu acı coşku bu yakarış yitirişler

beni unuttuğunu unutmadan düşündüm hep yağmuru
seni unutmadığımı bildiğin için böldüğüm ekmeği
paylaştım hep sabah kuşlarıyla özleyerek baharı
sensiz bir ölüm mü bu iç çekişler ateşli ürperişler

çıkıp gidiyorum şimdi ilk ben
çıkıp gelsen de şimdi bir daha

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:45 AM

Çiçek Bozuğu
kentler kana kesmiş ben ininde bekleyişinin
kalbimin en kırık yeri çiçek bozuğu kendi halinde
sulak acıları sevmeyen satırlarıma gündoğdu
yaratılışının sürgün vermiş aydınlıklarında boğuluyorum
zaman cigaramın donmuş anlık tablosudur şimdi
durulmamış isteklerin acıya çalan yalnızlığı kısık sesli
yeniden yollara düşüp seni aramanın burukluğu göğsümde
dönmem ararım dönmem bekleme hiç
kollarındaki boşluğumla anla ölüm zamanda solması yüzümüzün
parça parça sararan fotoğraftı bizi dolduran
lime lime boşalıyor şimdi günlerimizin kasveti
hasta kış akşamları içtğim bir bardak su olmadın heyhat
ödeyemedim aşka borcumu
hesabımı hatıralar ödesin sensiz


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:55 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.