![]() |
Gönül İdeolojim!
Aşkın faşistiyim, bilmiyorum faşizmi. Sevgi anarşistiyim, öğrenmedim devrimi. Senin yokluğundayım, sevdim liberalizmi. İçimde yaşıyorsun, gönül ideolojim. Diyorlar ki kimliğin, nefsime dokunuyor. Uzaktan bakılınca, kötü anlaşılıyor. Senle yaşadıklarım, kabıma da sığmıyor. Dışıma taşıyorsun, gönül ideolojim. Bilirim bunları da, kötü değil maksadım. Görev saydım aşkımı, anlatmaktır amacım. Desinler bana faşist, ben senin aşığınım. Kalbime yağıyorsun, gönül ideolojim. 25.12.2006 21.00 Kamil Çağlar |
Gören varsa söylesin!
Kolum kırık yaşıyordum, şimdi kanatlarımda kırıldı. Bir süreliğine de olsa, Yüreğim yaralı.. Çekiştiriyor sözümü, ayrı kaldığımız saatler. Zil çalar kulağımda, kurulmamış vaatler! Uzakta ışıldayan titrek bir ışık yansıması. Sessizliği bozan derenin su şıkırtıları. Ne fark eder ki; Uçmayı öğrenmeye çalışan bir karga yavrusu. Düşe kalka yürüyen, uçuk sevgi karmaşası.. Ben değilim! Tarlada dövülen, buğday taneleri. Harmanla dövüşen, makine homurtuları. Olabilirdim! Arkaya düşen öbek öbek samanlar. Derlenip toplanmayı bekleyen, kurumuş safralar.. Daha dün gece, sabaha uzanmış duygu kazıntısı. Ürkek kalbime darbe yapmış, mavi düş sızıntısı. Sayılmamış gün kalmadı, iki yana savrulmuş dünya Zor zalim kapanmış gözlere, dayanmaz yürek acısı.. Bir değil, iki roman okusan, yazan bellidir. Biçilmiş kefenle boy ölçüşen, ölçen bellidir. Kazma kürekle toprak karıştıran, kazan bellidir. Isınmış bir kazan sıcak suyu, ısıtan bellidir. Yazılmamış bir hikayeyim, neylesin roman. Beş arşın boyuma yetmez, varsa biraz iman. Elin kırılsın kazarken, altında kal inan. Altında tutuşan odun ol da, kaynasın o kazan! Damga vurdu yine keder, yeni doğmuş gündüzüme. Bir çıkış gören varsa söylesin, eylesin bir ferman! 30.06.2007 11.00 |
Gözün yaşı akmalı
Gözlerimde canlanır Kavak’ta yaşananlar. Acı hatıra taşır arda bırakılanlar. Gönülden hoş görürse aşka ağıt yakanlar. İki beden bir gölge; isterse dursun zaman Aşık düşüyor yola, kalbe ateş yakmalı Peşinden giden yâra, dönüp de bir bakmalı. Hasret dolu yüreğe, gözün yaşı akmalı. İki beden bir gölge; isterse dursun zaman Yumruk çıkmış göğe istiyor indirilmeyi. Yaradan akan kan bekliyor dindirilmeyi. Yıllar süren sabır diliyor bitirilmeyi. İki beden bir gölge; isterse dursun zaman. Sarı laleler serilmiş yollara inanma. Ağdalı sözler birer yalandır sakın kanma. Dumura düşen dost gibi sende donup kalma. İki beden bir gölge; isterse dursun zaman. 05.04.2007 20.00 Kamil Çağlar |
Gözyaşlarım ekilmiş, demet demet toplanıyor.
Sokaklarda bir telaş, hevesle attığım her adımda. Taşıdığım belli, bir yığın ümit duruyor kucağımda. Dökülen göz yaşları ekilmiş, yürüdüğüm kaldırımlarda. Demet demet toplanıyor, adın kazınmış taş duvarlarda. Her ışığın sönüşü, yakıldığı zaman ki kadar hazin. Yakılmış bir umut gibi, söndürülemeyen acı talihim. Masalar aynı kokuyu taşıyor, akşam bıraktığından bu yana. Yırtılmış sevdamın arı, hesap soruyor aşkımı aldatana. Her şey bir yana savrulmuş, tuz basılmış kanayan yarama. Boğazımda büyüyor yumruğum, söz geçiremiyor sol yanıma. Manevi duygusuzluk değildir, kara bahtımı küstüren. Yakılmış umudun kararmasıdır, göz yaşlarımı döktüren. Yıkılsın şimdi; dün akşam, adını kazıdığım taş duvarlar. Yırtılmış sevdamın arına, inliyor bastığım kaldırımlar. Kaybolmuş gözyaşı demetleri, çağlıyor delirmiş hıçkırıklar. Aynı acıyı taşıyor bu akşam, ışığınla süründüğüm sokaklar. Sırtıma vurulan yük ağır, fakirlik değil belimi büken. Ümitsiz aşkıma yakılmış ışıktır, acı talihimi düşündüren. 03.07.2007 02.00 Kamil Çağlar |
Gül'üm
Yeni filizlenmeye başlamıştın. Yüreğimden koparılıp alındın! Kırılmış köklerin kaldı içimde, Görüş günlerinde ise tomurcukların. İlk baharım oldu seninle buluşmalarımız, Ayrılışlarımızda ise hazin sonbahar! Artık ne yazı yaşıyorum ne de kışı, İki bahar arasında kaldın, Gelip gidiyorum! 18.11.2006 14.30 Kamil Çağlar |
Gülsün Artık, Bu Nefer
bir zafer nasip eyle nâlan kuluna sefer var ya Râb! günahkâr ruhuma sulhu yok bu savaşın vicdanıma yapıştı keder âsude geçen hayatım tutsak düştü bu sefer özgürlüğüm elden gidiyor hayrı yoksa eğer bahtıma sual soruyor gülsün artık bu nefer rahmetin boldur Sen’in inancım göğsüme miğfer imanıma göz dikenlerin acıması yokmuş meğer davacı oldu kıblem çevreme kazıldı siper yağar durur gözlerim bağımı sardı çeper 05.08.2007 16.00 Kamil Çağlar |
Gün
Gün; güneş doğar, sabah olur! Gün; güneş batar, akşam olur! Ne doğdun üzerimde, sabahım oldun yüreğime! Ne de battın, akşamım oldun gözlerime! Üzerime yağdın hep sürekli sağanak! Ne duruldun toprakta, ne de sokaklarda! Başıboş aktın karayazınla. Dumanlı kaldı başım, arkandan baka, baka! Yerli yersiz savruldum, esen rüzgarında! İç çekerek sarsıldım, canım yana, yana! Ne sabahım oldun, gün doğarken. Ne de akşamım oldun, gözlerimde! 17.03.2005 19.00 Kamil Çağlar |
Hain Hitap
Yaşıyorum, yaşamak buysa eğer! Ücreti henüz ödenmemiş bir hayatı.. Bazı anlarda sınıfı kırmak misali, Her saniye dip not düşmeye değer! Parçalanmamış, bölünmemişti daha düşünce, Ayrılık nedir bilmezken fikirler. Manasını bitirmiş acayip bir felsefeyle Çok önceden çatlatmıştı yumurtayı, spermler! Tabi süreçte meydana gelen bir acı Varlığında bulunmaz bunun ilacı. Pişmanlığından korkan sürgün hayatı Tarif edilse de, yoktur uygun bir adı! Melez bedenlerde yıkılmıştı mihrap! Bezenmişti, kararmıştı ruhu, ah bu azap! Kişilik kavgasında açılmış derin bir yara İzi kaybolmuş bilinmez, ne ak ne de kara! Gerekçesiz kararla yazılmış bir üslup Kaleme tutan ele aitti, bil ki mahcup! Dünden keserdi, olmazdı asla hicap, Başlamazdı bu ahlaksız ve hain hitap! Olgun kelimeler girmiyor, ilerisi kapalı. Önüne örmüş duvarı, burası pek fiyakalı! Koyulmuş tabela önüne, içeri giriş yasak Zorlama şiirlerle aşılmaz, belli ki çıkmaz sokak! Hırs dolu öykülerle yaşanmış bir ümittir. Sarmış dört bir yanını, kalın bir zincir! Yaşamak buysa eğer, boşaldı içimdeki kahır Münhal kalmış kadro, aranıyor o çilingir! 19.08.2006 11.00 Kamil Çağlar |
Hal, Bu Hal!
I. kararmış düşler sağa sola isyan hali mukim sıkışmış rüyalarda saklanıyorsun tebessüm bekliyorum, hain! yağmur bile donmuş gökyüzünde bıçak gibi saplanıyor geceme bir dönme dolabı düşlüyorum onun da tepesinden düşebilirim onun da tepesinden, ____________ters yüz olur, düşerim. II. bu hal ya derin bir hüsrana delalet yahut gürültüyle geliyor atalet! III. kah meydan okunur kem gözlü (gözü kör olsun) namerde! gem vurulur deme, ___________namerde boyun bükülür. soralım mı ermiş, ak sakallı bilgin kişiye? “hal bu hal! sen ne dersin bu işe, kocamış halinle? ” IV. “temelin harcında, iman yoksa mahdumun hoşuna gider mi hiç, mahbubun? durmadan açalım, ikinize geniş bir çukur rahmeti bol olur inşallah, şakır şukur! ” V. kesildi parmağımın ucu, şimdi damlıyor kan şeriat’in emrine, sual olunur mu ulan! 29.02.2008 14.30 Kamil Çağlar |
Her kalemde bir kadın!
Her kalemde bir kadın, Her dilde yaşanır hüzün. Her elde koklanır bir gül. Yaşanır bahçelerde, bazen de zulüm. Hayaller içinde sürünmekse eğer Aldatmanın kara bahtıdır kadın. Dilenmiş gönüllerde ağlamaksa değer Atlanmamış uçurumda bekleyendir kadın. On dört karat parıltısında kararır İnce parmak yolunda kadın. Telkari deminde işlense de sarrafın Sağ kol omzunda taşınır kadın. Her kalemde yaşansa da bir kadın Yaşanır bahçelerde, bazen hüzün. Dilenmiş gönüllerde ağlamaksa kadın Haykırır sokaklarda, bazen de zulüm. 17.10.2005 22.00 Kamil Çağlar |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:15 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.