www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Şiirler (https://www.cakal.net/showthread.php?t=86444)

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:42 AM

Anlamsız bir bakıştı yüreğimdeki aksin.
Çırpınışlar beyhude,
Zaman aceleci,
Geçip gittin yanımdan

Tanımıştın illa ki,
Durup merhaba demek yerine
Küçük bir bakış..
Belki yetti senin için..

Sen giderken ben,
Yüreğimi avutuyordum,
Sessizce gem vuruyordum duygularıma.
Dinletemedim, ağladım..

Bittin, karanlık odamda ışığım değildin artık,
Küçük bakışına inat değildin.
Sen giderken ben,
Karanlık odamda, sensizce, sessizce,
Ağladım!
...

29.11.2004

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:42 AM

Ne demekmiş
"Yasak!"
İşiniz mi kalmadı
Yapacak?

Ne diye karışırsınız
Saçımıza-başımıza,
Bizi oyuncağınız mı sandınız
Bakıp yaşımıza?

Sebebini anlatamayacağınız
Çocukça bir devrin hevesinden
Karşınızdaki en güzel portreleri
Mahrum ettiniz çerçevesinden!

Kim demiş, ki:
"Başörtüsüydü o!"
Başımızın -renk renk-
Süsüydü o!

Altında saçlarımız,
Arkadan, ne hoş sarkardı;
Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...
Kimimizde, su olup akardı!

Şu, bu nâmına "Yasak!" demiş
Bulundunuz, tezelden;
Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
Güzellikten, güzelden!

Siz, bizden değilsiniz,
Tanımıyoruz hiç birinizi,
Çekin başımızdan
Ellerinizi!

Bir gericilik tutturmuşsunuz;
Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...
Üstelik, ninemizin başımızda
Taşıdığımız hatırasıdır bu!

Dediniz: "Çıkacak başınızdan
Başörtünüz!"
Alın -öyleyse- onunla
Yüzünüzü örtünüz!

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:42 AM

2003 Nisanında televizyon acı vitrininde gördüm seni,
Gözlerin haykırıyordu dünyaya..
Kandırık demokrasi yağdı göklerden,
Özgürlük üstümüzden geçti paket paket..
İnsan hakları namlularından,
Yüzü maskeli adamların,
Saniyede bilmem kaç bin adet..
Demokrasi bizim kenar mahalledeki eve isabet etti,
Bir gün sonra hastanede anladım,
Ayaklarımın koptuğunu,
giden gitti Ömer,
Şortun olacak artık pantolonun,
Anlayacaklar savaşın iç yüzünü,
Yıllar boyu senin acı hatıranla,
Anıt resminden ders alınacak,
O an duydum,
Babamın vücudundan tam on sekiz adet,
İnsan hakları saymışlar,
Annem zaten yoktu ben doğarken,
İlaç yokluğundan ölmüş,
Emperyalist ambargosundan,
Siz daha iyi bilirsiniz diyor Basralı Ömer,
Televizyon çerçevesinden bakan dünyaya..
Sizce barış bumudur?
Hele hele insan hakları,
Çocukları yetim ,yanık bedenli ve kopuk bacaklı,
Ey dünya...!
Gündüz vakti pazara düştü demokrasi,
ve zenginlik arsızlığı,
Uykusuz bırakıyor gece gündüz,
İnsanları ve beşikteki çocukları,
Sanki sokak lambalarını gökyüzüne kadar uzatmışlar,
Yanıp sönme vicdansızlığına bırakmışlar,
İnsan kumandalı ne biçim kuşları,
Acaba ne zaman terk edecek,
Uykusuz bırakan kuşlar gökyüzünü,
Babamın söylediği son dua beynimde,
Ayaklarım ve kollarım hastanenin başka başka odasında,
Yanık bedenim pusaraklaşmış merhemin beyazlığında,
Giymeye kıyamadığım ayakkabılarım elimde kaldı,
Al dünya...!
Acı dolu çocukluğumu televizyon vitrininize,
Bir işe yarasın ki,
Kim bilir insanlık baktıkça,
Savaş olmadan önce çocukları hatırlasın,

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:42 AM

Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Acılar unutulduktan sonra
Dönmeliyim.

Ölümlerin karşısında şaşırıyorum
Ne desem ki
Düşünüyorum.

Kalanları ağlıyor gidenin
Benim gözlerim kuru
Herkes bana bakıyor, biliyorum
İçlerinden geçenleri.

Başsağlığı dilemek
Garibime gidiyor
Ölen öldü, sen yaşa
Küçültmeye benziyor.

Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

Ben canavar ruhlu muyum
Bir ölü evinde tek söz söylenmeden
Put gibi duruyorum

kimse anlamaz derdimi
Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Bir yakınım öldü mü.

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:42 AM

Yükseklerden baka baka
Her gelene attık kafa
Gizli gizli iş yaparken
Bu senede bastık faka

Zehir zemberek aşımız
Yalan söylemek tir işimiz
Eğik kaldı dik başımız
Bu sene de bastık faka

Ne söyledik ne de duyduk
İnsanları bir bir kırdık
Zalimlere köle olduk
Bu sefer de bastık faka

Gül bahçemiz diken oldu
Yaprakları birden soldu
Yalanlı söze uyuldu
Biz de böyle bastık faka

Kanadımız açamadık
Kuşlar gibi uçamadık
Vefalı dost seçemedik
Böylelikle bastık faka

Osman der ki hiç üzülme
Ateşten gömleği görme
Acılarla bitse ömrün
Doğruluktan ödün verme

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:43 AM

Ardımda seni bıraktım.
Yüreğimde yalnızlık…
O sokağın başlangıcında.
Bir akşamüstü zamanında.
İkiye bölündüğümüz bir gündü.
Bir veda etmeydi belki altı üstü.
İlk defa gözlerini benden kaçırmadın.
O sonbahar anlarında.
Şehir baştan başa sarhoştu.
Adımlar attım korkular üzerinden.
Geride gözlerinin altın damlaları.
Karışmıştı tuzlu tenime.
Saçlarının kokusu sinmiş ellerime.
Bir rüzgar ki güçlüdür ordusu.
Vermedim ne yağmura ne rüzgara kokunu.
Ardımda seni bırakmıştım.
Yüreğime yalnızlık…
Sırılsıklamdım…
Hiçbir zaman yokluğuna alışmayacaktım.
Günlerce uzak kalmanın,bu esaretin;
Tutkunun ve cesaretin,
Uzun soluklu amansız beklemenin,
Seni nasıl sevdiğimin;
Anlamıydı.
Her şey gün gibi aklımda.
Yaşarsın sevgili tüm anlarımda.
Büyür gözlerin o derin karanlıkta.
Sana döner,seni anlatır sonsuza…
Ardımda seni bırakmadım.
Seni yaşattım başucumda…

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:43 AM

Hadi aç gözlerini
uyan o tatlı uykuların hayallerinden
gördüklerin hep düş
farkına var onlar
gerçekleşmeyecek hayaller
duy sesimi sana sesleniyorum
ne olur aç gözlerini
baş uçunda bekliyorum
beni yalnız bırakma ne olur
bu acıla bir ömür boyu
yaşamaya mahkum etme
aç gözlerini
baş uçunda bekliyorum.

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:43 AM

Sen hiç rüzgarda salınan başakların
denizdeki dalgalara benzeyişini,
Yaradanın kudretine hayranlık duyarak
seyrettin mi?
Peki yağmur sonrası toprağın iştah
kabartıcı kokusunu hissettin mi iliklerinde?
Kuşların söylediği sevgi dolu türküleri
hoş kokulu bir çam ormanının ortasında
doyasıya dinledin mi?
Yüreği merhamet dolu,
elleri topraktan çatlamış bir annenin
hazırladığı yemeği,
akşamın yorgunluğunda tattın mı hiç?
Başında sevdanın sarhoşluğu,
Odanda çıra ışığının yaydığı loşluk,
Dışarda gecenin uçsuz bucaksız boşluğu,
ateşten sıçrayan kıvılcımlar gibi yanan ateşböcekleri,
Tertemiz gökyüzünde ışık saçan yıldızlar,
Odandaymışçasına yakın pırıltıları,
Doya doya paylaştın mı onlarla yalnızlığını?
Sonra bir vakit apansız koparıldın mı sevdiklerinden?
Koca bir şehrin gürültülü sokaklarına
bırakıldın mı hiç?
Egzos dumanında boğulduğu oldu mu
gözyaşlarının?
Süslenmiş yalanlarıyla uzandı mı
insanların elleri ellerine?
Peki herşeye rağmen aldanmadan
çevirebildin mi onları geriye?
Bataklıkta açan çiçeğim söyle,
Onların yalanları onlara kalsın desem,
Ve gel desem sana,
Gelir misin benimle?
Yalanların ulaşamadığı o kirletilmemiş
gökyüzünün olduğu yere,
Yoksa memnun musun halinden?
Yoksa sende mi kandın?
Sahte mutluluklarla sana gülümseyen
o yalancı yüzlere...

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:43 AM

Gelişin güneşin doğuşu gibiydi
Dünyam aydınlık
Yüreğim sımsıcak…

Gelişinle doğdu bu yürek
Gelişinle öğrendi hayatın
Yaşamaya değer olduğunu
Ve gelişinde buldu yaşamın doğru yolunu…

Ne kadar acı olsa da
Her doğan güneşin bir de batışı var
Biliyorum bu güneş de batacak
Ve işte o gün
Benim ölümüm olacak…

GooD aNd EvıL 09-11-2007 11:43 AM

Her umutsuzluğa kapıldığında güneşin batışını seyret
Çünkü her batan güneş
Yeni umutlarla tekrar doğar...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:15 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.