![]() |
Dışarıda
soğuk bir kış gecesi dansediyor Evlerde yaşlı ya da genç iki sevgili bu dondurucu dansa inat daha sıkı sarılıyorlar birbirlerine bense üşüyorum. |
Yalnızlığın ucunda sallandım
parmaklarımın ucundaydım gökyüzünden inerken darağacındaydı şeytan yanlış kapılara sürükledim dünyayı aşk son nefesini veriyorken Kaldırımlar ev sahibim ve ağaçlar binbir beden üşüyorlar ateşimden Çıplaklığın mum ışığında yeniden doğuşumun simgesi çıplaklığın aslında en giyinik hali masumiyetin Kaldırımlar ev sahibim uçuş mesafendeyim unutma her ölüm erken kanatlarımda şeytan içine çağır ben gece son nefesini veriyorken 20.11.2002 |
Bir kavgadır aslında yaşam
kaçışın soğuk izleri dudaklarda ve yaraları gerçekleşmeyen hayallerin o yaralar ki yüreklere serpiştirilmiş iki damla umutla iyileştirilmeye çalışılır Her seferinde aynı hikaye her hikayede aynı seferler yollar düğümlenir coşku frenlenir bir kaygı şelalesinde insan yaşamayı öğrenir |
Belki birbirimizi hiç bilmeden
Acılarımızı birlikte yıkayıp düştük yola Seçtiklerimiz beyaz sayfalar mıydı, karalama kağıtları mıydı yoksa? Her başlangıcı sona erdirebilen her sonu başlangıca ekleyen neydi hayatımızda? Ben yalnızlığa razıydım önce sonra seçiciydim sonra deli ve yine yalnız Tek farkı erken yıpranmış... Sen seçildin seçtin yalnız kalmadın hiç tükendin ve yalnızlık diledin... Ortak dileğimizle biz karşılaştık iki yaralı ruh aynı ilacı paylaştık. Belki birbirimizi hiç bilmeden Acılarımızı birlikte yıkayıp düştük yola Bugün sen ve ben salınıyoruz sonsuzluğun şeffaf kollarında. |
Kaybettim
ve o sessiz çığlığa dönüştüm yine kucak oyuncağıyım artık dudak tiryakiliğiyim özüm gözbebeklerimden akarken yıldırımlara direnecek paratonerim kalmadı ateşle terbiye edildim Bir aşkı yitirince insan konuşamayınca sevişemeyince düşünemeyince yüreği büyümeyince uyuyamazmış hele öncesi yoksa nefes bile alamazmış öğrendim Kaybettim yatak oyuncağıyım artık geçici körlüğüm ve o sessiz çığlığa dönüştüm yine tabutum uyku uyursam kutluyum |
Yaprak dökümü saatleriydi
hatırlamıyorum -Sonbahar - derdim Sen giderken Elma dersem çık armut dersem çıkma Saklambaç sokaklarından hiç çıkmazdı yolların bilirdim Savaş saatleriydi Soğuk savaş saatleri Soğuk savaşın sıcak saatleri seni beklerdim uzakta çocuklar bombalarla oynarken Sen giderken ben uykuda olurdum hep bir parça akıl almak için uyanık kalmam gerekirken Sana dokunmak isterdim parmak uçlarımla Uyandığımda herkes daha uzak daha uzak solgun elbiseli lojmanlar Ve son saklanan sen Öyle kayboldun ki Kış gelmedi hiç, kar düşmedi yükseklere bir daha Çocuk değilsin yumma gözlerini Bir ağaç altında buldum seni ölü o günden beri gözlerim kan gölü |
Bir şiir daha uzaklardan
düştüğüm dipsiz kuyulardan sonsuz uykulardan anlık mutluluklardan bir şiir daha hiçliğin sağ kalpsizliğin sol yanından Yırtıp attığın ........aşk.......... kanattığın ........dudaşk........ gözlerin ........tuzaşk........... Bir şiir daha uzaklardan kaçaşk Seninle ölmek bile yasaşk yasaşk |
Önce yüzük parmağımı kestim
teşvikiye'nin dar sokaklarından birine fırlattım yağmur sokakları süpürürken iki damla kanı kimseye anlatamazdım kaçtım Ellerime ihtiyacım yoktu (son gece üstüste uyumuştu ellerimiz) tükenmiş tırnaklarım ve titreyen ellerimin son nefesini verişini izledim gülümsedim Sarıldığımda sımsıkı bastırıyordum ya göğsüme birleşen kemiklerimizde aşkı anatomik alfabeyle yazıyorduk ya ölen ellerimin son isteğiydi yılların birlikteliğiydi kollarımı Maçka Parkı'nda bıraktım Öpüşünü hatırladım gülüşünü hatırladım bakışını hatırladım sevişini hatırladım kendime vücudumdan uzak cehenneme yakın bir son hazırladım |
Hiç ağlamadım
çok yaklaştım toprağa bereket olacaktım Aklımdan keskin acılarımdan hep kaçtım hiç ağlamadım çok yaklaştım ilk yağmura karıştım Peşimden koşan rüzgar içimde esen fırtınalar ve yaşanamayanlar sel oldu bedenimde kendimi ağlarken yakaladım. 15.11.2002 Erzincan |
Mavi koltuğunu
evlat edindim bugün sensizliğe dayanamıyordu benim gibi meydan okuyamıyordu suskun ve mavi geceye Yedi buçuk metrekare odanı evlat edindim bugün kokunu özlüyordu benim gibi büyüyemiyordu acı ve karanlık içinde Minderlerini evlat edindim bugün bizi özlüyordu benim gibi uyuyamıyordu tutku ve aşkla biz sevişmeyince Kendimi evlat edindim bugün seni duymak, okumak yetmiyordu bugün kendi yaşamım saydım seni yaşamayı Seni Eylülden Ekimden Kasımdan daha çok sevdim Bugün kendimi evlat edindim. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:13 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.