![]() |
Avusturalya'ya gezmeye giden bir Amerikalı yerli bir rehber tutmuştu. Bir gün dolaşırlarken bir inek gören Amerikalı:
-Bu nedir ? deyince rehber: -İneek demişti. Bunun üzerine Amerikalı küçümser bir tavırla: - Siz buna inek mi diyorsunuz ? Bizim kuzularımız bile bundan büyüktür, demişti. Yerli rehber bu olaya çok bozulmuştu ama çaktırmamıştı. Gezmeye devam ederlerken bu sefer de bir tavuk gören Amerikalı ya ya: -bu nedir bu ? diye tuhaf tuhaf sormuş, rehber de: -tavuk, deyince: - Siz buna tavuk mu diyorsunuz ? Bizim serçelerimiz bile bundan büyüktür, diye yine dalga geçmişti. Bütün bu olanlar karşısında rehber fena bozulmuştu. Tam o sırada zıplayarak geçen bir kanguruyu gören Amerikalı, "peki bu nedir?" diye sorunca, daha önce olanlardan dersini almış olan rehber - Çekirgee, diye cevap verdi. |
Tilki ormanda gezmektedir.
Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak... Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar: - "Napıyorsun dostum?" Tilki cevap verir - "Hiçç... yatıyorum" - "Burda bir but var" - "Evet var" - "Neden yemedin?" Tilki sakince cevap verir: - "BU GÜN ORUCUM" Kurt kendinden emin: - "Ben yiyeyim o zaman" Tilki: - "Buyur afiyet olsun" der. Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt: - "LAN Ş*R*FS*Z HANİ ORUÇTUN?" Tilki pişkin pişkin: - "Biraz önce top patladı duymadın mı?" der.... |
Büyük bir ormanda büyük bir fil küçücük bir karıncaya aşık olur. Küçük karınca ilk başta razı gelmez.Ama uzun bir nazdan sonra kabul eder ve aralarında büyük bir aşk başlar. Fakat küçük karıncanın annesi siz ayrı dünyaların hayvanlarısınız der ve karşı gelir. karınca ne yapsa annesine fili kabul ettiremez ve sonunda büyük gerçeği açıklar;
Annecim eğer bana acımıyorsan karnımdaki file acı. |
Bir gün bir araştırmacı amozon ormanlarına gider ve araştırmasını yaptıktan sonra bir ağacın altında dinlenmeye koyulur. uyandığaında bir de ne görsün ağaçtaki maymunlar adamın şapkasını almışlar. adam düşünmüş ne yapsam ne etsem de şu şapkamı alsam demiş. maymunların adam ne yaparsa onu taklit etmesinden yararlanarak başında şapkası varmış gibi almış yere atmış maymunlarda başındaki şapkalarını yere atmışlar. adam şapkasını da alarak yaşadığı yere geri dönmüş. bir gün ölüm döşeğine düştüğünde torununa benimle aynı mesleği yap ve nasihat olarak da yaşadığı olayı anlatıp aynı tepkiyi vermesini söylemiş ve can vermiş.torunu da aynı mesleğe sahip olduktan sonra amazon ormanlarına gitmiş. maymunlar şapkasını alınca dedesinin söyledikleri aklına gelmiş.maymunlara aynısını yapmış ama maymunlar üzerine düşerek senin deden var da bizim yok mu demiş.
|
Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:
-Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor! |
Anne ve yavru deve tembel tembel yemeklerini yerken birden yavru
anneye donmus ve : - Sana bir sey sorabilir miyim, anne? - Elbette yavrum sor. - Anne, bizim niye horgucumuz var? Anne gururla: - Bu horguclerde biz su biriktiririz yavrum ve bu sayede colde herhangi birisinden cok daha uzun sure susuz dayanabiliriz. - Peki Anne, bizim bacaklarimiz niye bu kadar uzun ve ayaklarimiz yuvarlak? - Evladim der anne deve biraz daha gururlanarak - Bu sayede biz colun kumlarinda herkesten daha rahat ve daha hizli hareket edebiliriz. - Bunu da anladim, peki, kirpiklerimiz niye boyle uzun, bazen gorusumu bile bozuyorlar. - Hayatim onlar gozlerimizi colun kumlarindan korur, gozumuze kum kacmaz.... - Anladim, horguclerimiz colde daha uzun dayanabilmemiz icin su depolar, Bacaklarimiz uzun ve boylece colde daha hizli ve rahat hareket edebiliriz, kirpiklerimiz gozlerimizi colun kumlarindan korur... Anlayamadigim sey o zaman bu allahin cezasi hayvanat bahcesinde ne isimiz var? |
Yaşlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim? Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar; - Neymiş o isteğin bakiimm? Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder; - Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez s*keyim. - Hayır, olmaz. - O zaman bana son bir şans ver. - Neymiş o? - Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım. Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar. Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner; - Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be. |
Lüks bir semtteki kuşçu dükkanına giren müşteri güzel bir papağan almak istediğini söylemişti.
Dükkan sahibi, müşterisini papağanların olduğu bölüme götürdü. İçerde birbirinden güzel birçok papağan vardı. Adam gözüne kestirdiği bir papağanın yanına yaklaşıp "Bu kaç para" diye dükkan sahibine sordu. Kuşçu "1000 dolar" deyince adam "Nedir bunun özelliği ?" diye sordu. Kuşçu : - Efendim bu hayvan kendi türünün en güzel örneğidir, ayrıca Türkçe ve İngilizce konuşur, diyerek papağanın özelliklerini saydı. Bu arada müşterinin gözüne daha güzel, rengarenk ve çok canlı renkleri olan başka bir papağan çarptı. Hemen onun yanına gidip kuşçuya "Bu kaça" dedi. Kuşçu : - 1500 dolar efendim, buda kendi türünün en güzel örneğidir, ayrıca Türkçe, İngilizce, Almanca konuşur, diyerek müşteriye bilgi verdi. Müşteri tam bu papağanı almaya karar verdiği sırada, dükkanın en arka köşesinde tek başına kendi halinde duran, tüyleri yer yer dökülmüş kalan tüylerinin rengi ise siyah, beyaz, gri karışımı, tavukla karga arası ne olduğu belirsiz ucube gibi bir yaratık görmüştü. Gırgır olsun diye onun yanına gidip dükkan sahibine "Ya bu kuş kaç para ?" diye sordu. Kuşçu "Onbin dolar" diye cevaplayınca adam şaşırdı ve "Yok ya peki kaç dil konuşuyor bu hayvan ?" diye merakla sordu. Kuşçu "Bu hiç konuşmaz efendim" deyince adam büsbütün şaşırdı : - Sen benimle dalgamı geçiyorsun kardeşim, o kadar güzel papağanlar var en iyisi 1500 dolar, sen bu kuşa bile benzemeyen hemde hiç konuşmayan bir hayvana 10.000 dolar diyorsun nedir bunun özelliği diyince kuşçu gülümseyerek : - Valla bende bilmiyorum beyefendi, ama öbür papağanların hepsi de buna hocam diyor. |
Şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş... bi sure yurudukten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş...
Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!! Bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, her birinin kafasinda adamin şapkalari.... adam duşunmeye başlamiş: -Ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam...? Duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş, maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki sapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar.. adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş..... Aradan 50 yil gecmiş... artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş.. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.... bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka.... adam duşunmuş: -Dede yillar once bana bir hikaye anlatmişti. napicagimi cok iyi biliyorum... Adam kafasini kaşimaya başlamiş, maymunlar da aynisini yapmişlar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş.... ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş... o anda maymunlardan biri agactan inmiş, adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmiş ve : -Sadece senin mi deden var !..?? |
Polis yolda bir trafik kazasiyla karsi karsiya..arabadaki kadin ve
adami agir yarali olarak hastaneye götürüyorlar.. polis etrafi incelerken birden araba enkazinin içinden disari çikmaya çalisan bir maymun görüyor.. hayvani kurtariyor ve ona keske bu nasil oldu anlatabilsen diyor.. aaa maymun birden -ben konusabiliyorum!! demesin mi Polis sasiriyor ve soruyor -Sen bu kazayi gördün mu -Evet ben de arabadaydim,ben onlarin maymunuydum -Nasil oldu anlat öyleyse -Son sürat gidiyorduk.. Bu arada ikisi de içiyorlardi -Eeee..? -Sonra birlikte marihuana çektiler -Aman Allahim... sonra...??? -Öpüsmeye basladilar... -Bi dakka bi dakka... yani simdi senin sahiplerin arabada son sürat giderken hem içiyor hem esrar çekiyor hem de öpüsüyorlardi öyle mi??????? -Aynen -Peki bütün bunlar olurken sen ne yapiyordun?? -Arabayi kullaniyordum. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:08 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.