![]() |
İstanbul'da
Labirentlerde,girdaplardasın Seni aradım nerelerdesin? Seni bulmak İstanbul’da zor güzelim. Dikenli bir kaktüs çiçeğisin Her sözün zehirli bir diken Seni sevmek İstanbul’da zor güzelim. Zindanlarda,mahpuslardasın Gün ışığına çık seni görsün gözlerim Seni görmek İstanbul’da zor güzelim. Bir karınca yuvası gibi, İstanbul Kimse,kimseyi tanımıyor Seni sormak İstanbul’da zor güzelim. 26.05.2005 Mazlum Zengin |
İstanbul'um
İstanbul'um, sen dünya kentisin. Seni çok ama çok seviyorum. Asya ile Avrupa'yı birleştiren, Yedi tepe, dört iklimde yeşerensin. El birliğiyle seni mezara koysakta, Sana karşı her zaman mahcubuz. Vatandaşlığımızı yapamasakta, Affet bizi seni çok seviyoruz. Her pazar mezarına gelemesemde, Hep seni özlüyorum, kalbimizdesin. Bugün bir çiçekle geldim kabrine, Ve sıcak, sıcacık yeni haberlerle. İnanma, söylediğine herkesin, Sen bizim kalbimizdesin. Beni dinle, kulağın bende olsun, Hiçbir yerin işgal, talan değil. Musluklarındaki tertemiz suyun, Bilmem hangi fabrikaların, Hangi çifliklerin, mandıraların, Atıkları karışmıyor sularına. Göllerinde, su havzalarında, Mandalar, malaklar girmiyor sularına. Gezip, dalaşmıyorlar kıyasıya. Bardak bardak içiyoruz doyasıya. Güzelliğini, görmeye gelen çok, Turistler, korkusuz geziyorlar, Beyoğlu'nda, Galata'da, Taksim'de. Kapkaç, taciz, kandırma, yok. Kim demiş ki mafya var diye? Otopark, pazar mafyası yok. İnanma herkesin her dediğine, Emlak, ihale mafyası hiç yok. Beton denizi olmadı, olmayacak. Sana, yanlış bilgi vermişler. Havan oksijen, en üst seviyede. Ciğerlerimiz, patladı patlayacak. Denizlerinde ki balıklar horonda. Bacalar, egzozlar, sigaralar filtreli. Sevgililer birbirlerinin kolunda. Kokun, lavanta, iğde çiçeği gibi. Köylerin hâlâ köy, ıssız, dolmuyor. Bakırköy ve Ortaköy'de in cin top oynuyor. Duymuşsundur, paradan sıfır attılar da, Nüfusdan da atacaklar, atılmıyor. Canım, güzelim, sevgili İstanbul'um Bizde, yürekten bağımlılık yaptın. Köyümüze dönmek, sırattan geçmek gibi. Evet, yaşıyoruz topraklarında da İsteyerek değil, MECBURİYETTEN. 18.05.2005 Mazlum Zengin |
İstanbul
İstanbul’u gez,boş bir gününde, Eminönü’nden başla, iskeleden. Kimse olmasın,fark etmez yanında, Yalnız konuşmadan gez,sindire-sindire. Hep iyilikleri gör, güzellikleri, Tarihi yut,gözlerinde inceden, Sarayburnu’nda otur, tam bük te Hava, manzara bedava, bak döndüre döndüre. Saray burnu, padişahlar semti dikkat et! Vukuat işleme, ayaklarını suya sokma sakın, Asılırsın Sultan Ahmet meydanında, Ferman padişahındır, yüreğini yandıra-yandıra. Padişahlıkta değil cumhuriyettesin, Özgürsün, gez dolaş emniyettesin, Vermezsin kelleyi,sen kıymettesin. Atatürk’ten mirastır yaşa sindire sindire. 07.06.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
İstilacılar
Dökülür, Ak kanları körpelere. Dökülür,gözyaşları anaların, Yırtınır,dövünürler. Sabredersin, susarsın, Görmezlikten gelirsin, Paletler,üzerinden geçer, Göz yaşlarımızın, Postallar, Kundaktaki bebekle temasta, Kapılarımız ardına kadar açık, En mahrem yerlerimize kilit yok, Üryan,yalın,gizsiz. Saçlarına, Dokunmaya bile kıyamadığın Sevgilin,e tarak olur elleri. Sofrandaki ekmeğe ortaktırlar. Ve dökülür, Ak kanları körpelere. Dökülür,anaların gözyaşları. Ama bıçak, Kemiğe dayanmaya görsün, Bu halkın, neler yapabileceğini bilmiyorlar. Tazı,tavşan misali, Ege’nin,Akdeniz’in Ve Karadeniz’in mavi sularında. Bulurlar kendilerini. 29.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
İşgalciler (Irak’a)
İşgalciler-işgalciler Ne kadar kalacaksınız ülkemde? Daha ne kadar ezeceksiniz halkımı? Barış dediniz Savaş getirdiniz Sömürü getirdiniz Bütün zenginliklerimizi Yaladınız yuttunuz Daha doymadınız mı kanlarımıza? Çekilin ülkemden çekilin. İşgalciler. işgalciler Sofradaki ekmeğimize Koynumuzdaki helalimize Ve emeğimize göz diktiniz Ülkemin kanayan yarasına Postallarınızla bastınız örseleyerek Fütursuz ve ahlaksızca Yılansınız,çıyansınız ve engerek. Talan ettiniz ülkemi Defolun artık defolun Çekin kanlı ellerinizi üzerlerimizden. 09.09.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
İşte ben öyleyim
Tayfundaki sandal var ya Bir o yana bir bu yana savrulan, Dalgaların kayalıklara vurduğu sandal İşte ben öyleyim Milyonlarca insan içinde yaşayan Ama ıssız bir adadaki gibi yalnız Tek başına, sevdiği, dostu olmayan var ya İşte ben öyleyim Parmaklıklar arkasındaki mahkum var ya Özgürlüğü kısıtlanmış,zindanda Bir zalimin yüreğine hapis olmuş İşte ben öyleyim Bir Atmacanın süzülüşü var ya Jet gibi gelen düşmandan gizlenen Bir serçe,bir güvercin yüreği var ya İşte ben öyleyim. 01.05.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
İyi bayramlar
İyi bayramlar Güzel ülkemin güzel insanları Yırtık ayakkabı ile okula giden Pantolonu eskimiş ve kısalmış öğrenci kardeşime Ve bir yerlerde bir başka öğrenci kardeşim Bayram hediyesi sıfır bir araba Marka giysilerle hava atanlara da İyi bayramlar olsun İyi bayramlar Bir ay boyunca çadırlarda bayram eden Evinin tüm yiyeceklerini yardımlarla alan Halk ekmekte uzun kuyruklar oluşturan Ve İftarlarda lüx restoranları dolduran Ekmeğimizi beğenmeyip ithalini yiyen Tatillerde yurtdışına akan Size de iyi bayramlar olsun İyi bayramlar Güzel yürekli lan köylüm Mâhsülünü bu senede kaldıramayan Kışlık yiyeceğini çıkaramayan Ve pahalı restoranlarda kuyruktakiler İsimlerini bile bilmediğimiz ithal yiyecekleri Yabancı sebze, meyveyle beslenenler Size de iyi bayramlar olsun İyi bayramlar Fabrikadaki işçi, galerideki kömürcü Grev çadırındaki gözleri yorgun işçi Ellerine bayram paketi tutuşturulanlar Ve öğle yemeği İngiltere, akşamı ispanyada yiyen Almanya’dan musluk getiren Malta’da, Alp’lerde tatildekiler Size de iyi bayramlar olsun İyi bayramlar Gözleri ağlamaktan şişmiş Yürekleri yangınlardaki şehit anaları Mezarlıklara akın var yine bu bayram Evlatlarını toprakta kucaklayan analar bacılar Ve taş yürekliler, gözyaşını bilmeyen zalimler Keyiflerine keyif katanlar Size de iyi bayramlar olsun İyi bayramlar O mübarek elbise içindeki canlar Evlatlarımız, zıpkın gibi delikanlılar Lübnan’da taşı yastık, toprağı yatak yapıp ‘Yan gelip yatma yeri’ne uzanırsın boylu boyunca Ceylan derisi koltuklarına gömülenler Ve Atatürk cumhuriyetini tırtıklayanlar Size de iyi bayramlar olsun İyi bayramlar Güzel ülkemin yürekli şairleri Ellerinde kalemleri ve ak kağıtlara akan Şiirleriyle barışı ve kardeşliği savunan Dünya ve ülke sorunlarını önde gören Göğüs geren zalime, zulüme, işkenceye Ve gözlerinden sevgi akan, gül bahçelerine Size de iyi bayramlar olsun 22.10.2006/saat 10,00 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Kalbimin kepengi
Artık çektim Kalbimin kepenklerini, Bir daha içeri, Bir başkası giremeyecek. Yoruldum, yıprandım Aşık olmaktan, sevmekten, Bittim ben, tükendim Ağlamaktan, gülmekten. Gelen vurdu, giden vurdu, Hasarlıyım, üçüncü dereceden, Zarar gören hep ben oldum, Cümlelerden, Kelimelerden, heceden. Çektim artık, Kalbimin panjurlarını, İçeri asla Bir başkası giremeyecek. www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Kan davası
Şahdamarına soktu bıçağı,soğukkanlı. Ve sildi bıçağının kanını, yerde cebelleşen adamın gömleğine. Yalvaran gözlerle baktı, celladına. Aldırış etmedi cellat, Bıraktı kendi haline, Kan,oluk gibi akıyor, Her nefes alışında, Bir fıskiye gibi saçılıyor ortalığa. Kan davası bu dostum. Yerde yatanın babası da, Geçen sene vurdu,hasmını Sıradan gelir ölümler, belalar, Sırası gelen gider. Bu vahşet değil midir? Kimse hatırlamaz, Neden başladığını, Kimse bilmez; Neden birbirlerini öldürdüklerini. Yöre kadını kocasız,direksiz, Yöre çocukları yetim,babasız, Bazısı karasaban arkasında Kimi traktör üzerinde, Sürü peşinde öldürüldüler. Ve mezar taşsız yerlere gömüldüler. Ne zaman uyanacaksınız? Be hey budalalar! Sizi birbirinize kırdırıyorlar, Düşman ediyorlar sizi birbirinize. Bir hiç yüzünden, Neden olduğunu bile hatırlayamadığınız, Bir hiç yüzünden. Dökülen bunca kana yazık değil mi? 21.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Kan içiciler
Bir sıçrayışta indiler gri bir toz bulutu olmuş ateş arabalarından. Buyur ettiler, diğer ağalar,kan sofrasına. Altın maşrapada buğulanır, taze kan Sakallarından kan damlar ağaların, beylerin. Zoraki seyirdeki insanlar Ve parçalanmış İnsan cesetleri... Ağaların kan sofrasında içildi kanlar sıcak-sıcak Getirildi çocuklar kadınlar Tekrar doldu altın maşrapalar Halkadaki ağaların beylerin ellerinde dolaştı. Ve dahi,sürdü gitti senelerce Asırlardır doymadılar kanlarımıza Bir kimse dur demedi Diyemedi Ve dahi Demeye cesaret edemedi. Görünen o ki, İnsanlık var oldukça Hiç kimseden ses çıkmadıkça Ve zalimlere karşı gelmedikçe Nice asırlar daha kan içiciler yürek yakacak ve kanlarımız boğazlarından akacak. 02.07.2000 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:41 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.