www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Adult eski arşiv (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=376)
-   -   süper fıkralarrrrrrrr... (https://www.cakal.net/showthread.php?t=84770)

Kéan aRs 08-28-2007 07:48 PM

TEMEL VE FADİME
Temel, karısı Fadime ile dargındır. Ayrı odalarda yat­ maktadırlar. Konuşmak zorun­ da oldukları şeyleri yazılı ola­ rak birbirlerine anlatmaya çalı­şıyorlardı. Bir akşam Fadime yatağına yatacağı zaman dola­ bının yanında küçük bir pusula bulur. Pusulayı Temel yazmıştır. Şöyle demektedir:

— Sabah penu saat peşte uyandurasın...

Ertesi sabah saat sekizde uyandığı zaman Temel ya­ nındaki masanın üzerinde şu pusulayı görür:

— Temel, haydi kalk saat peşe celeyi...

NİÇİN BALIK TUTAMIYORMUŞ?

Bir Batılı Alman ile bir komünist Rus, sınırın iki ya­nında balık avlıyordu.

Alman birbiri ardınca balık tutarken, Rus'un oltasına bir tek balık bile gelmiyordu.

Nihayet Rus nehrin karşı yakasındaki Alman'a ses­ lendi:



— Sen balık tutarken aynı nehirden, ben neden hiç
bir balık tutamıyorum?

Alman biraz düşündükten sonra cevap verdi:

— Belki senin tarafında, balıklar ağızlarım açmaktan
korkuyorlardır.

Kéan aRs 08-28-2007 07:48 PM

ÇOK YAŞA
Diktatörün biri, nutuk vermek üzere halkı kentin stadyumu­ na çağırmıştı. Tam mikrofon başına gelmişti ki, ön sıralar­ dan birindeki dinleyici aksırdı.

— Kim hap sırdı? diye sordu.

Cevap alamayınca, muhafız kıtasına emir verdi:

— Ön sıra!

İlk sıradakiler yaylım ateşine tutuldular. Diktatör yine sordu:

— Kim hapşırdı?

Yine cevap yok. Yine yaylım ateş...

İlk on beş sıradakilerin hepsi öldü. Aynı soruyu on altıncı sıradakilere sorunca, çelimsiz bir adam yerinden kalkıp korka çekine:

— Ben hapşırdım Sayın Başkanım, dedi.
Diktatör, aradığını bulmanın rahatlığı içinde:

— Çok yaşa! dedi. Ben de "çok yaşa" demek için
sormuştum zaten.

Kéan aRs 08-28-2007 07:48 PM

MUAYENE..
Temel tedavi için İstanbul'a gelir ve dok­ tora gider.

Muayenehanede doktor Temel'e soyun­ masını söyler. Temel soyunur ancak uzun sü­ redir yıkanmadığı için ter kokmaktadır.

Doktor sinirlenir:

Arada bir yıkansanız fena olmaz.
Bileyrum doktor, memleçetteki doktor da öyle
söyledi, ama pen cene eyi bir doktora cöruneyum diye
celdum.

Kéan aRs 08-28-2007 07:49 PM

TAM İSABET!
İçtihad dergisini yayımlayan Abdullah Cevdet'in bir şiirindeki:

Ben bu vatanın öksüzüyüm
dizesi, dizgi yanlışı sonucu:
Ben bu vatanın öküzüyüm
biçiminde çıktı.
Abdullah Cevdet buna pek öfkelenmişti. Önüne ge­ lene dert yanıyordu. Babıâli yokuşundan inerken Süley-



man Nazif e rastladı. Uzun uzun yakındıktan sonra sor­ du:

Ne dersin bu işe?
Süleyman Nazif cevabı yapıştırdı:
Tam isabet, tam isabet!..

Kéan aRs 08-28-2007 07:49 PM

SAYI
Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir koğuşta rastladığı hastaya sordu:

— Burada kaç kişisiniz?

Karşısındaki, elini "boş ver" anlamında salladıktan sonra:

— Asıl, dedi, siz dışarda kaç kişisiniz?

NEREDEN KARDE Şİ OLUYORMU Ş ?

Adamın biri Hükümdarın kapıcısına gelir ve ona:

— Anne-baba bir kardeşin geldi, demesini söyler.

Hükümdar, içeri girmesine izin verir. Aralarında şu konuşma geçer:

Nereden kardeşim oluyorsun sen?
Adem ile Havva'dan.
Ona bir dirhem verin.


Anne-baba bir kardeşine bir tek dirhem mi veri­
yorsun?
Adem ile Havva'dan olan her kardeşime bir dir­
hem verecek olsaydım, sana bu kadarı bile düşmezdi...

Kéan aRs 08-28-2007 07:49 PM

KUŞ SANMIŞ!
Saf köylü, şehre iş için gel­ miş. Bir evin penceresinde gördüğü papağanın renk renk tüylerine hayran oluyor.

— Allattım... Ne güzel ya­
ratıkların var... diyor.

Tam o sırada papağan konuşmaya başlıyor:

— Ne bakıyorsun?

Köylü, neye uğradığını şaşırıyor:

— Kusura bakma hemşerim. Seni kuş sandım da...

Kéan aRs 08-28-2007 07:49 PM

NİÇİN ALKIŞLIYORLAR?
Bir gün Einstein'la, meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille Hollywood'dan geçiyorlardı. Gören herkes onları alkışlıyorlardı.

Charlie, Einstein'a dönerek:

— Bakınız, dedi, ikimizi de alkışlıyorlar.

Sizi anlamadıkları için, beni de anladıkları için alkış­ lıyorlar.

Kéan aRs 08-28-2007 07:49 PM

ZEKA
Cemal İstanbul'a yeni gelmiştir. Şe­ hirde bir kilisenin çanını vakitli vakit­ siz çalarken görür. Temel'i bulur ve sorar:

— Ulaa Temel, ha pu kilisenin çanu niye çalayuuu...

Temel düşünür ve:

— Görmeyi misun Çemaal, birisu ip unu çekeyu da
ondan çalayuuu... der.

Kéan aRs 08-28-2007 07:50 PM

DÖVE DÖVE ZINDIK ETMEK REVA MI?
Harun Reşid'in huzuruna, zındık olduğu söylenen bir adam getirirler.

Harun:

— Sen zındık imişsin, doğru mu? diye sorar.
Adam inkar eder. Harun:

Hayır, sen zındıksın! dedikten sonra, ikrar edince­
ye kadar dövülmesini emreder. Adam:
Sultanım! Bir putperest huzurunuzda müslüman
olsa, kaftan giydirerek iltifat ettiğiniz halde; bir müslü-
manı döve döve zındık etmek haktan reva mıdır? der.
Bu söz, Sultan'ın hoşuna gider, adamı affederek serbest
bırakır.

Kéan aRs 08-28-2007 07:50 PM

YANIYOR
Temel, pencereden kom­ şusu Cemal'e seslenir:

— Ula uşak, ineklerunun
arasunda pipo, nargile içeni
var midur?

Ula öyle şey olur mi?
Öyleysa ahirun yanayi!


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:10 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.