![]() |
Ezgi
Yükseliyordu ezgi. Bulutlara sarılıp, Yağıyordu ezgi. Akıp akıp, Yayılıyordu ezgi. Yeşile karışıp, Eriyordu ezgi. Varıp toprağın karasına, Ölüyordu ezgi. Ufuk Nazım |
Ezgilerimiz
Göğün harmanında; Maviye belenip yağacak, Ezgilerimiz. Yürekten doğaçlanıp, Tamamlanacak, Ezgilerimiz. Ufuk Nazım |
Fısıltı
Orman kuytuluklarında; Zamana öykünen. Duyuyormusun fısıltılarını; Rüzgarın gölgesinin. Kozalaklarınla umudu taşıyorsan; Ve onlarla ısınacaksa, Küçük çocuklar; Durma yak umutlarını. Zamanın gölgesinde kalma, Köklerine tapıp karanlıklara akma. Haydi sende katıl, Ormanın fısıldayışlarına. Şehvetiyle büyümenin, Apansız sabırdan çürüyeceksende. Unutma gövdenle ısınacak, Küçük çocuk elleri. Duyuyormusun susmuş bir orman, Bekliyor yangını. İşte ufuklar tutuşmuş kıpkızıl yanıyor, Ormanlar geceyi tutuşturmuş kanıyor. Ufuk Nazım |
Gamsız Kaktüs
Sokak lambaları, Karanlığın en iyi dostlarıdır. Zamanın koynun da arsız bir sürtüktür, Taptığınız yelkovan. Aynalar da birleşen, Kum taneleri: Sahteliğin, Milyarlarca birleşimi. Kırık bir ayna da, Mana arayan. Dikenleri için de, Çiçeğini arayan kaktüs. Gamsızdır kaktüs, Yüzünde ne tasa nede hüzün. Sempatik bir papatya dikensizdir ama, Dikensizliği kadar yakındır sona. Ufuk Nazım |
******* Derin
******* derin ******* kara derya. Korku yüklü gemilerle Yanaşırım karanlık gecenin Issız yalağuz kıyılarına. ******* derin ******* kara derya. Duygu kareleri geçer Katar katar Dolun ayın üzerinden. ******* derin ******* kara derya. Artık yaralı bir yüzüm var Herkesden saklı bir sevgim Anla beni artık sevme. Ufuk Nazım |
Gecenin İçinde
Gecenin içinde dolanıyorum Sessizliğin soluğunu Duyuyormusun? Bütün halatların Koptuğu anlar vardır. Bol demir Bol çelikli raylardan Hızla geçen trenlerde Sıkışan canlar vardır. Şimdi onlar kadar Sıkılıyor içim. Yaşamı zorlaştırmak Çıkmazlara sokulup Mucizeler beklemek. Zorlaştırma zanaatı Ey acı severler Ya zorluklar biterse Ya zincirler yiterse Ne kıymeti kalır yaşamınızın. Ufuk Nazım |
Geçemedim
Boya sandığıma Kurşun doldu Boğazımdan geçen Degil ekmek kurşun. Bir parktaydım Adım Abdullah Diyarbakır içinde Yüzümde bir gülüş kaldı Boğazımda kurşun Ve çocuk kaldı yaşım. Belki salıncağa Bir daha binerdim Paslı gıcırtısında yaşamın. Belki okurdum Adam olurdum. Ama geçemedim Üçüncü sınıfa. Ben taş atmamıştım Panzerlerinize. Ben kırmadım camını Karakolun. Daha geçen gün Okulun bahçesinde Ezbere okudum andımızı Duygularınızı somürüyorum Haklısınız amcalar. Ama bende Türktüm Bende doğruydum Öğrenmiştim Türkçeyi. Hayat bilgisi dersinde Fasülye yetistirmiştim Pamukların arasından. Onun gibi yeşermek Yaşamak istemiştim. Sadece biraz daha Sallanmak istemiştim Salıncağında hayatın. Beni niye vurdular? Öğretmenim. Boya sandığımda Boyalarım kaldı. İsteseydiniz Boyardım yine postallarınızı Parasız. Ama haklısınız amcalar Babam beni bırakmasaydı O parka. Böyle olmazdı O kurşun boğazımı Bulmazdı. Ama açlıktan Yokluktan mı ölürdüm? Öğretmenim. Ufuk Nazım |
Geçiyordu
Geçiyordu, Yılların tarlasından. Uzak doruklarına; Takıp bulutları. Bakıyordu ufuklara; Yalnız yalağız. Ufuk Nazım |
GeçmişteKalan
Geçmişinden kalanı yaktı. Yırttı attı, Ona dar geleni. Adını unuttu Ve aktı; Deli bir sel oldu. Yıktı köhneyeni, Ulaştı denizine. Ufuk Nazım |
Gel
Ses ver; Yırt canım geceyi; Işıl ışıl gel. Gören olsa da; Olmasa da. Usulca değil; Hızlı hızlı gel. Zincirlerinle gel. Sessizce değil, Şangur şungur gel. Yüreğ, ndeki; Odla gel. Saklamadan alevini; Geceyi tutuştur, Öyle gel. Ufuk Nazım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:25 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.