![]() |
Bugün sokağımızın adı değişti
Hepimiz çok şaşırdık, bu ne biçim bir işti? Sabahleyin çöpçüler yerleri süpürdü, sildi Başkan emretmişti, törende Kurban bile kesildi. . Şaşırdı kaldı erkeği, kadını Telaffuz bile edemiyorlar hâlâ Kırmızı halılar serilen Sokağa verilen Yabancı konuğun adını. Burada doğup, büyüyen Ağlayan, gülen, Hasta olup, ölen bizdik. Burada dokuz taşı üst üste biz dizdik. Burada takıldık gelin arabalarının peşine, Burada kavga çıkardı İsmail Laf attılar diye kardeşine. Ne olacak eski şiirler şimdi? Olay nerede geçmişti, kahramanlar kimdi? Sakladığımız mektupların üstündeki adres neresi? Açılmadı bütün gün üzüntüden kimsenin penceresi. Tutmaz mı adını özenle ilk koyan rahmetlinin âhı? Yeni açılacak caddeler dururken, Neydi bizim kırk yıllık sokağın günahı? (Kapılar kitabından) |
Söylemek istediğin
Değil ki söylediğin! Düşünceleri söze dökerken; büyük, küçük Sana ait bin bir güçlük İşin içine girer, Böylece iletişimin yarısı sona erer. Ne anladığıma gelince, Bu konu biraz daha ince: İşitmek istediklerim var. Çok çeşitli; önyargılarım, beklentilerim kadar. Bir de buna anlayış yeteneğimi ekle, Eh! Şimdi bekle: Ortaya ne çıkacak? Belki bu sonuç dostluğumuzu yıkacak, Belki de üzüleceğim veya sevineceğim, Olmayan bir sebep yüzünden. Ya kurtulamayacağım anlamsız bir hüzünden, İçime kapanıp köşelere sineceğim, Ya da şaşıracağım olaylar farklı geliştiğinde, Ümitlerimle gerçekler çeliştiğinde. Bakışlar, gülüşler, ses tonları Hiç ihmal etmemeli onları Gönül gözü ve kulağı devrede olmalı İnsan gerçek anlamı böyle arayıp bulmalı. (Kapılar kitabından) |
Bir damlası yanan alnına düştü mü bir kez
Vazgeçemezsin Sanki açların aşıdır, yorgunların uykusu İçip içip de kanamadığın bu su. Saçlarımı ıslatsam, ellerimi yıkasam diyorum İçinde çırpınsam bir kuş misali Yine de yetmeyecek biliyorum Onu her zerremde hissetmeyi, Onunla bir olmayı diliyorum. Aman! İşte o zaman Çağlayıp coşacağım Hoplaya zıplaya vadiler aşıp Ummana koşacağım. (Kapılar kitabından) |
Su kuytulara saklanır,
Aklanır, paklanır, Sonra ortaya çıkar; Nasıl olur bilinmez, Melekler onu yıkar. (7.4.2003) |
Akla zarardır tadı, o pınardan içmeye gör,
Güllerle bezenmiş bağlar arasından geçmeye gör. Gürültü susar, sancı diner, derya durulur, Bir kere Hak’ka giden nurlu yolu seçmeye gör. (Ekim 2001) |
Bir şarkı yapmalıyım sana
Dilden dile, gönülden gönüle dolaşmalı. Her söylenişinde Bir kuş uzun uzun ötmeli, Sonra uçup buz dağlarını aşmalı. Bir tomurcuk açmalı, Daha tatlı söylenmeli ninniler Daha çok sokulmalı birbirine sevgililer. Sadaka veren adam Daha cömert davranmalı. İnsanlar adımı Leyla ile, Aslı ile, Züleyha ile birlikte anmalı. (7.Mart.2001) |
Korkma
Öfken gitmez yabana Bela okuma bana, Şiir oku. Bırak Bahaneler yalanlara kuma Bana maval okuma, Şiir oku. Eğer Ruhuna uyarsa o ince doku Gönder sihirli oku, Bana şiir oku. Hisset Varı, yoku Açı, toku, Bana şiir oku. (Mart 2004) |
Geçmiş
geçmiiiiiş, gitmiş Olup bitmiş ne varsa Zaman bir güzel eritmiş İstersen başını vur taşa İstersen tekrar tekrar dön başa Bir faydası yok Ânı yaşa. Akıp geçecek hızla zaman Farkında olmadığın şu an Hani kaçtığın köşe bucak Biraz sonra geçmiş olacak Işığı şimdi gör,sesi şimdi işit Şu an çünkü, gerçeğe eşit. Gelecek belki gelecek Gece bütün ihtişamıyla karşında dururken Ayın, yıldızların aksi sulara vururken Sen Ertesi sabahı düşünen Güneş ışıl ışıl parladığında Balığın, kuşun güzelliğini yaşamadan Geçip gideceksin bu dünyadan ânın coşkusuyla taşamadan. Farkında mısın neler kaçırdığının? Sana tutulan aynayı kırdığının? Gülümseyen minicik çocuğu farkedemezsen eğer Hissedemezsen sevildiğini Gösteremezsen sevildiğini bildiğini Nasıl bir geleceğin olabilir ki düşlemeye değer? Şimdi iyice bak suya Havaya, ateşe, taşa Eşe, arkadaşa Dalma uykuya Ânı yaşa |
Dün annem Bahçelievler’de
Şekerci dükkânını bulamadı Çünkü “sweetland” olmuştu adı Ev uzaktı, sormaya gidemedi Ama gel gör ki telefon da edemedi İnsanın canı buna yanmaz mıydı? “kontör”ün sayaç olduğunu bilseydi hiç kullanmaz mıydı? Yer yorgun ayakları altından kaydı Türkiye’de yaşıyordu ya, yabancı dil bilmek zorundaydı. Takı, koku yerine Beceremedik ya, parfümeri, bijuteri demeye çalıştık Asla inemedik derine Biz bu yüzeyselliğe pek fena alıştık Dünya ilerledi sanatta, bilimde biz görmeden baktık Yıllar, yıllar süren bir gaflete daldık İçeriği bir kenara bırakıp sadece isimleri aldık Sanatçı adını verip ortaya Cahilleri saldık. Dostlar! Kendinize gelin! Nereye bu gidiş? Önüne geçebilir miyiz bu selin? Bitti mi iş? Mevla’mın verdiği akıl ne için? Yükselmek mi, alçalmak mı? Siz seçin. (Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi 2002 / I. Sayı 607. Temmuz 2002) |
Bugün Ayten’ler ailece, bir de Güler
Seyahatten döndüler. Ana baba yorgun argın, Gelin görümce birbirine dargın. Bilseniz ne hayallerle yola çıkıldı! Hepsi balık istifi arabaya tıkıldı. Kontroller yapıldı unutulan bir şey var mı diye, Bir kutu lokum gidilen eve hediye, Cep telefonları, kredi kartı, Ve daha bir sürü abartı. Yolculuk şarkılarla başladı Sonra çocuklar mızırdandı, büyükler haşladı. Hava ısındıkça sinirler gerildi, Bu son olsun diye sözler verildi. Çocuklar üstlerine döktü kolaları, Bitmek, tükenmek bilmedi ihtiyaç molaları. Zaten Ayten'le kayınvalidesinin biraz limoniydi arası, En kötüsü de kayınpederin sigarası. En küçük çocuk,yeni alınan oyuncağı kırdı O sırada babaanne haykırdı: “Söndür şunu! Göz gözü görmüyor dumandan! Bu adam çıkarır insanı dinden imandan! ” Sonunda Marmaris’e gelindi, Ev sahibinin dehşet dolu bakışları altında arabadan İrili ufaklı on kişi indi. Orada harıl, gürül, itiş, kakış on gün kalındı, Birileri konuştu, öbürleri alındı. Genç, yaşlı, zayıf, şişman, Hepsi bin pişman. Dönüş için gece yolculuğu seçildi, Herkes birisini defterden sildi. Bütün suç ev sahiplerinin üstüne atıldı, Büyükbaba da bu fikre katıldı. Sonra diller tutuldu, çocuklar uyutuldu. Onları büyükler izledi, Şoför mahallinde oturan güya Uyuduğunu gizledi Aslında görüyordu çeşit çeşit rûya. Horultular göklere yükseliyor baktı, Damat Hasan teybe bir kaset taktı. Eve varır varmaz anne dayanamadı, Yanaklarından öptü damadı. “İyi getirdin, sağol oğlum” dedi. O sırada bacaklarına dolandı kedi. “Sanki battı bize rahat, Bir tutturdular seyahat da seyahat! Elalemin evinde istenmeden kaldınız, Boyunuzun ölçüsünü aldınız. Şükür evime geldim, oh be! Bir daha mı? Benden tövbe! ”. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:38 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.