www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Ümit Kilislioğlu Özger (https://www.cakal.net/showthread.php?t=143154)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Bugün sokağımızın adı değişti
Hepimiz çok şaşırdık, bu ne biçim bir işti?

Sabahleyin çöpçüler yerleri süpürdü, sildi
Başkan emretmişti, törende
Kurban bile kesildi.
.
Şaşırdı kaldı erkeği, kadını
Telaffuz bile edemiyorlar hâlâ
Kırmızı halılar serilen
Sokağa verilen
Yabancı konuğun adını.

Burada doğup, büyüyen
Ağlayan, gülen,
Hasta olup, ölen bizdik.
Burada dokuz taşı üst üste biz dizdik.

Burada takıldık gelin arabalarının peşine,
Burada kavga çıkardı İsmail
Laf attılar diye kardeşine.

Ne olacak eski şiirler şimdi?
Olay nerede geçmişti, kahramanlar kimdi?
Sakladığımız mektupların üstündeki adres neresi?
Açılmadı bütün gün üzüntüden kimsenin penceresi.

Tutmaz mı adını özenle ilk koyan rahmetlinin âhı?
Yeni açılacak caddeler dururken,
Neydi bizim kırk yıllık sokağın günahı?

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Söylemek istediğin
Değil ki söylediğin!
Düşünceleri söze dökerken; büyük, küçük
Sana ait bin bir güçlük
İşin içine girer,
Böylece iletişimin yarısı sona erer.

Ne anladığıma gelince,
Bu konu biraz daha ince:

İşitmek istediklerim var.
Çok çeşitli; önyargılarım, beklentilerim kadar.
Bir de buna anlayış yeteneğimi ekle,
Eh! Şimdi bekle:
Ortaya ne çıkacak?
Belki bu sonuç dostluğumuzu yıkacak,
Belki de üzüleceğim veya sevineceğim,
Olmayan bir sebep yüzünden.
Ya kurtulamayacağım anlamsız bir hüzünden,
İçime kapanıp köşelere sineceğim,
Ya da şaşıracağım olaylar farklı geliştiğinde,
Ümitlerimle gerçekler çeliştiğinde.

Bakışlar, gülüşler, ses tonları
Hiç ihmal etmemeli onları
Gönül gözü ve kulağı devrede olmalı
İnsan gerçek anlamı böyle arayıp bulmalı.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Bir damlası yanan alnına düştü mü bir kez
Vazgeçemezsin
Sanki açların aşıdır, yorgunların uykusu
İçip içip de kanamadığın bu su.

Saçlarımı ıslatsam, ellerimi yıkasam diyorum
İçinde çırpınsam bir kuş misali
Yine de yetmeyecek biliyorum
Onu her zerremde hissetmeyi,
Onunla bir olmayı diliyorum.

Aman!
İşte o zaman
Çağlayıp coşacağım
Hoplaya zıplaya vadiler aşıp
Ummana koşacağım.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Su kuytulara saklanır,
Aklanır, paklanır,
Sonra ortaya çıkar;
Nasıl olur bilinmez,
Melekler onu yıkar.

(7.4.2003)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Akla zarardır tadı, o pınardan içmeye gör,
Güllerle bezenmiş bağlar arasından geçmeye gör.
Gürültü susar, sancı diner, derya durulur,
Bir kere Hak’ka giden nurlu yolu seçmeye gör.

(Ekim 2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Bir şarkı yapmalıyım sana
Dilden dile, gönülden gönüle dolaşmalı.
Her söylenişinde
Bir kuş uzun uzun ötmeli,
Sonra uçup buz dağlarını aşmalı.

Bir tomurcuk açmalı,
Daha tatlı söylenmeli ninniler
Daha çok sokulmalı birbirine sevgililer.

Sadaka veren adam
Daha cömert davranmalı.
İnsanlar adımı
Leyla ile, Aslı ile,
Züleyha ile birlikte anmalı.

(7.Mart.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Korkma
Öfken gitmez yabana
Bela okuma bana,
Şiir oku.

Bırak
Bahaneler yalanlara kuma
Bana maval okuma,
Şiir oku.

Eğer
Ruhuna uyarsa o ince doku
Gönder sihirli oku,
Bana şiir oku.

Hisset
Varı, yoku
Açı, toku,
Bana şiir oku.

(Mart 2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Geçmiş
geçmiiiiiş, gitmiş
Olup bitmiş ne varsa
Zaman bir güzel eritmiş
İstersen başını vur taşa
İstersen tekrar tekrar dön başa
Bir faydası yok
Ânı yaşa.

Akıp geçecek hızla zaman
Farkında olmadığın şu an
Hani kaçtığın köşe bucak
Biraz sonra geçmiş olacak
Işığı şimdi gör,sesi şimdi işit
Şu an çünkü, gerçeğe eşit.

Gelecek belki gelecek
Gece bütün ihtişamıyla karşında dururken
Ayın, yıldızların aksi sulara vururken
Sen
Ertesi sabahı düşünen
Güneş ışıl ışıl parladığında
Balığın, kuşun güzelliğini yaşamadan
Geçip gideceksin bu dünyadan ânın coşkusuyla taşamadan.

Farkında mısın neler kaçırdığının?
Sana tutulan aynayı kırdığının?
Gülümseyen minicik çocuğu farkedemezsen eğer
Hissedemezsen sevildiğini
Gösteremezsen sevildiğini bildiğini
Nasıl bir geleceğin olabilir ki düşlemeye değer?

Şimdi iyice bak suya
Havaya, ateşe, taşa
Eşe, arkadaşa
Dalma uykuya
Ânı yaşa

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Dün annem Bahçelievler’de
Şekerci dükkânını bulamadı
Çünkü “sweetland” olmuştu adı
Ev uzaktı, sormaya gidemedi
Ama gel gör ki telefon da edemedi
İnsanın canı buna yanmaz mıydı?
“kontör”ün sayaç olduğunu bilseydi hiç kullanmaz mıydı?
Yer yorgun ayakları altından kaydı
Türkiye’de yaşıyordu ya, yabancı dil bilmek zorundaydı.

Takı, koku yerine
Beceremedik ya, parfümeri, bijuteri demeye çalıştık
Asla inemedik derine
Biz bu yüzeyselliğe pek fena alıştık
Dünya ilerledi sanatta, bilimde biz görmeden baktık
Yıllar, yıllar süren bir gaflete daldık
İçeriği bir kenara bırakıp sadece isimleri aldık
Sanatçı adını verip ortaya
Cahilleri saldık.

Dostlar! Kendinize gelin! Nereye bu gidiş?
Önüne geçebilir miyiz bu selin? Bitti mi iş?

Mevla’mın verdiği akıl ne için?
Yükselmek mi, alçalmak mı? Siz seçin.

(Türk Dili
Dil ve Edebiyat Dergisi
2002 / I. Sayı 607. Temmuz 2002)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:24 PM

Bugün Ayten’ler ailece, bir de Güler
Seyahatten döndüler.
Ana baba yorgun argın,
Gelin görümce birbirine dargın.

Bilseniz ne hayallerle yola çıkıldı!
Hepsi balık istifi arabaya tıkıldı.
Kontroller yapıldı unutulan bir şey var mı diye,
Bir kutu lokum gidilen eve hediye,
Cep telefonları, kredi kartı,
Ve daha bir sürü abartı.

Yolculuk şarkılarla başladı
Sonra çocuklar mızırdandı, büyükler haşladı.
Hava ısındıkça sinirler gerildi,
Bu son olsun diye sözler verildi.
Çocuklar üstlerine döktü kolaları,
Bitmek, tükenmek bilmedi ihtiyaç molaları.
Zaten Ayten'le kayınvalidesinin biraz limoniydi arası,
En kötüsü de kayınpederin sigarası.
En küçük çocuk,yeni alınan oyuncağı kırdı
O sırada babaanne haykırdı:
“Söndür şunu! Göz gözü görmüyor dumandan!
Bu adam çıkarır insanı dinden imandan! ”

Sonunda Marmaris’e gelindi,
Ev sahibinin dehşet dolu bakışları altında arabadan
İrili ufaklı on kişi indi.
Orada harıl, gürül, itiş, kakış on gün kalındı,
Birileri konuştu, öbürleri alındı.
Genç, yaşlı, zayıf, şişman,
Hepsi bin pişman.

Dönüş için gece yolculuğu seçildi,
Herkes birisini defterden sildi.
Bütün suç ev sahiplerinin üstüne atıldı,
Büyükbaba da bu fikre katıldı.

Sonra diller tutuldu, çocuklar uyutuldu.
Onları büyükler izledi,
Şoför mahallinde oturan güya
Uyuduğunu gizledi
Aslında görüyordu çeşit çeşit rûya.

Horultular göklere yükseliyor baktı,
Damat Hasan teybe bir kaset taktı.

Eve varır varmaz anne dayanamadı,
Yanaklarından öptü damadı.
“İyi getirdin, sağol oğlum” dedi.
O sırada bacaklarına dolandı kedi.
“Sanki battı bize rahat,
Bir tutturdular seyahat da seyahat!
Elalemin evinde istenmeden kaldınız,
Boyunuzun ölçüsünü aldınız.
Şükür evime geldim, oh be!
Bir daha mı? Benden tövbe! ”.


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:38 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.