![]() |
IIIIII/Acı
Almış başını gitmiş yıllar Ardında bıraktığı beli bükük duygular Gözlerimde uçurulmuş umutlar Masamda okunmamış mektuplar Tenimde buruşukluk Yüreğimde gam var Bilmiyorum, sormayın hesabını Hayatın kalmadı bende anlamı Sevda, aşk dese de şarkılar Raks eder bedenim Ruhumda hep figan var Heceler, kelimeler, anlamlar Beynimde susmayan adamlar Yargılıyorlar hislerimi Geniş kırmızı yakalılar Mıhlanmış damağıma dilim Dudaklarımda prangalar Ne olur susun diyeceklerim var Bir, bir ölüyor içimde itiraflar Terk edin beni, gidin acılar Korkuyorum! Karnımda intihar sancısı var Doğmadan güneş Ağlıyor yitmişliğime yıldızlar Sanki olmasam ben Gülecek insanlar Ölüm korkmuyorum senden Çürüyecek benden öte ruhum var Ali Gençay |
Istanbul'a
gün doğarken bir sızı var yüreğinde istanbul'un pare pare har yanı heryanı kızıl ateş kan kırmızı bir kadın gibi sevdiğim o yedi tepeli heybetli şehir acı çekiyor görüyorum hissediyorum seni ey sevdiğim şehir ey ıstanbul ellerimi uzattım ama dokunamadım sana kandillerle aydınlanmış gecenden sıyrıldın uyandın kanla kızılla ey sevdiğim şehir ey ıstanbul yüreğine ektiğim sevda tahumlarım var her tepene gömdüğüm masallarım sevdiğim var sen yıkılma sen ayakta dur ey kadın gibi sevdiğim ıstanbul sana ihtiyacım var..... 20.11.2003 a.gencay |
Istanbul Gibi
her karakışını gögüslerim,her dem ayazını çekerim,her sokağında adım adım büyütürüm sevdanı.Eyüp'te köşe başında,elimde izmarite dayanmış sigaram ve o koca şehir Istanbul.Yaşarsın beni yaşatırsın kendini.Adımlarla bölünür,köşebaşlarında birleşirsin.. benim gibi.. Ne yalan söleyeyim sevdiğim kadın sana benzer hayellerimde,ama O kime benzer bilmiyorum aynadaki haliyle.Gözlerinin ışıl ışıl olduğunu biliyorum.Her dal her dam arasından sıyrılıp süzülen ışık dolu pencereler gibi.Saçlarının; Sarayburnun'da esen bir yel, tenin kokusu seni yarıp geçen deniz gibi.sesinin; bazen elleri ovuşturarak beklenen 8:15 vapuru yada ekmeği havada kapan birkaç kanat martı çığlığı.herşeyde sen varsın Istanbul'un her kaldırımında adımlanır,her köşe başında düşlenir gibi.. senin gibi.. |
İçimdeki Sen
seveceğim seni bir kez bile söylemeceyim sevdiğimi ateşler yakıp sahilde içime çekmeyeceğim isli nefesini sabah balıkçılar uyandıracak beni birde polis sirenleri korkma ele vermeyeceğim seni uzanıp boylu boyunca tenimde deniz kokusu parmaklarının arasında saçından bir kaç tel söylemeyeceğim gecemi sonra terk edip en sevdiğim şehri yakmayacağım senli *******i dilimi sıkıştırıp dişlerimin arasına asla söylemeyeceğim seni çok sevdiğimi küçük bir boyacı çocuğu boyayacak iskarpinlerimi gözlerime dalıp, isteyecek bendeki seni okşayıp başını, anlatmayacağım ona sevgiyi cebimde senden kalan bozukluklar kaldırımı yakacak parlak ruganlar ökçelerimdeki ses ele verecek sensizliğimi elinde kan kırmızı kınalar yalvaracak sakız çiğneyen falcılar uzaklaşıp kıyından asla fallarda beklemeyeceğim seni iyice yıkamamışım saçlarımı omzumda yığınlarca kepek gözler garipseyecek adama bak, kar yağmış omuzlarına yaz vakti soracaklar nerelisin sen hemşeri bilmeyecekler senin yaşadığın şehri kimse bilmeyecek sen bile söylemeyeceğim seni sevdiğimi yavaş, yavaş terk edecek sevdiklerim kesilecek ısırmaktan kangrene çevirmiş dilim işte söyledim sana asla söyleyemeyeceğim seni İstanbul kadar sevdiğimi |
İhtiyar
Kakülü alnında,altından taç perçemin Nasıra verilmiş kocatan kahır senelerin Yok şimdi ince parmaklı kınalı ellerin Yıldız doğmuş ay gecede şenliklerin Sırtlanlara verilmiş miskler kokan bedenin Yok şimdi zifirin karası şehvet *******in Karanfillerin, saksıda mor menekşelerin Çorağa verilmiş bağ bozumu güz güllerin Yok şimdi kan kırmızı baldan tatlı buselerin Oynamıştı bahçende sabi, sübyan bebelerin Ölüme verilmiş yalnızlığın, sessiz *******in Yok şimdi açılmamış sinen, gonca göğüslerin Odan dört duvarın kapalı pencerelerin Işık huzmesi arama, kaybolan gölgelerin Yok şimdi ışığında uçuşan pervanelerin Bir nefes, seneler süren saatlerin kulağın kapıda yok mu? gelecek demelerin Yok şimdi bekleme ölümden başka gelenlerin Ali Gençay |
İkiye Bir
iki adam bir silah iki el bir tetik rulet döner lahavle gözlerde hayat iki film bir matinelik ölüm bir an iki hecelik iki hırs bir öç hayat seten taşı döner iki ten bir göç kurumalı terledi avuçlar yada tetiğe bas son bulmalı kıvranışlar |
İmkansızım
Aşk çoktan bitmişti İsa çarmıha gerildiğinde Ağzımın içinde sakladığım vesveseler Açsam dudaklarımı isyanım filizlendiğinde İnanılmayacak bilirim Mucize gerekmez, tanrısaldır sevmeler Halen inatta aşk diye beynimin içinde Kelimeler/kelimeler/kelimeler Kaybolmak var yazdığım her hecede Her mısra bitimi sil baştan yaşamak Korkutuyor beni yeniden sevmeler Korkutuyor artık şiir yazmak Doktor tavsiyesi; yorulmuşum Yasakmış bana aşık olmak Bunu hiç hak etmedim deyip Sövmeler/sövmeler/sövmeler Güvercinler uçuşur boşluğumda Kanat seslerinde ürkek/korkak uğultu Tumanına işenmiş çocukluğum Saç diplerime işlemiş jöle kokusu Beğenir mi beni tarlada çalışan kızlar Beğenir biliyorum fahişeler Beğenmeseler ne yazar Demeler/demeler/demeler Hatırımda kalan türküler dilimde ‘Elif dedim be dedim, yar ben sana ne dedim’ Ne dedim ki ben, ne deyim Divitime zaten yetmez mürekkebim Hem ben ismini yeni ezberledim Gülüm dedim, ondan mıdır güle benzedin Bir de öpmüştüm gözlerinden Kahretsin! ondan mıdır gidişin Öldürecek bir gün beni bu Gitmeler/gitmeler/gitmeler Anam çift ütü vuruyor pantolonlarıma Gömlek yakalarımda çıkmamış kir Dün okuduğum kitaptan Dünyamı yerler bir eden fikir ‘Herkes kendi için sever’ Bu ben değilim, bu değil içimde aşk Dilimde sesiz /tefsiz zikir Dökülür eteğimden bir, bir Öfkeler/öfkeler/öfkeler Ali Gençay |
İnadına Yaşamak
Şehirler kuruldu dağlara İsyan ediyorum Bir yerlerinden çürüyor dünya Kokusunu duyuyorum Hani yıkılacak ya çatısı güya Ellerim başımın üzerinde geziyorum Annemin ördüğü hırka Cebi yok, korkuyorum Hani alsam dilenciden dua Avuçlarımda kayacak tutamıyorum Babamın ter kokusu burnumda Öyle özledim ki, ağlıyorum Bir el başımı okşasa Gözlerim kapalı sarılıyorum Uçkurlar çözüldü bu mu reva Ten mi, sevdamı çözemiyorum Bir aşığın gözlerine baktığımda Ne garip, kimseyi göremiyorum Yalanlar sıra, sıra Neye inanacağım bilemiyorum En güzel yerinde bitiyor rüya Gecem, koca dünyam, kayboluyorum Kanadı kırık kuşum niyetlensem uçmaya Boyumdan büyük uçurum düşüyorum Adımlasam, yıkılacak dağlar taşlar Gözlerimi kapasam yalandan Kulağımda ölümüme ıslık çalan rüzgar Yinede uçmak,yinede uyumak Yinede sevmek istiyorum Ölümden korkmuyorum Ali Gençay |
İnat
Ardında bıraktığın rüzgarın esiriyim Savurdukça beni,sanırısın sarhoşlar prensiyim Öyküler anlatma bana,dinlemeyeceğim Beyazlar giymem! Beklenen prens ben değilim Üzerime çekip,yırtık sevda urbamı Kapı,kapı aşk mı dilenmeliyim Cep delik,cepken delik Bütünüm yok,bozukluklarımı düşürmemeliyim Karanlıktı,bahçene girdim Derdim,karanfilleri ezmemeliyim Kan kokmuş her yan Kırmızılıklar bulaşır ellerime Bileklerini kesen ben değilim İnat uğruna sattın hevesini Neyin kaldı İsteme! Zaten kendime yetmeyenim Gelme üzerime Güçlükle biriktirdiklerimi vermeyeceğim Ali Gençay |
İnsan
I- Kanadı yaran Zaman! ! lime,lime etini koparan Eşref_i mahluk İnsan! ! sensin Yüreğinin derdine Derman olan II- Neden Kendinden kaçar insan Telaş niye Hayattır yağmalanan Tendeki acı niye Nen kaldı Kırık vazon Sırı dökülmüş aynan Karanfil ağlar Su diye Esiyken ayna değil Sen! ! Aynaya Sitem niye III- Yalan! ! Birazda sen oyalan Çocuk emzirdi bebeğini Ninelere ninniler söylendi İnsanlar! ! Riyanın esiri Boyanan dudaklar Sil gözlerinden nemi Akmasın rimeli Yüzüne Çiz gülen resmi İçin,için ağlayan adam Acın hiç dinmedi Değil mi? III- Kahkahalar! ! Yırtar geceyi Satılır hevesler Okşanır tenler Okşa! ! sen de şişeleri Kırsanda çıkmaz Alaattin'in cini Yanılma! ! Gece karasından Siyah ayrılmaz ki Ali Gençay |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:35 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.