![]() |
Saksıdaki Menekşe
Saksıdaki menekşe Utangaç, Yol gözler sessizce Pencerelerde. Açmış bütün güzelliğiyle. Nârin gelinler gibi Camda bekler yârini. Allarla, morlarla bezenmiş, Sürünmüş en güzel kokusunu, Bekler gözleri yolda. Utanır gelen geçen gözlerden, Eğer başını. Çarpar kalbi heyecanla Görünce canyoldaşını... Halenur Kor |
Sarhoş
Gözleri buğulanmış, Çarpılmış bacakları, Yalpalıyor sağa sola Elinde şişe. Şaşılaşmış gözleri, Anlaşılmaz sözleri, Şaşmış bu işe. Görür her şeyi ikili, Ağzında dönmüyor dili, İncir ocakta dikili, Elinde meşe. Arada görünür gibi Bakışında derin elem, Satıyor sanki bir pula Sanırsın dünyayı bazen, Sahte bir neş'e. Halenur Kor |
Sarhoşlar
Serince bir akşamüstü, Ay saklanmış, kime küstü? İçip içip rakıları Yuvarlanmışlar yüzüstü. Kimi güler, kimi ağlar, Ceketini yandan bağlar, Hali yürekleri dağlar, Şişe cepte, kirli üstü. Bir o yana, bir bu yana, Devrilirler sağa sola. Ne haldeler bilmezler de Lâf atarlar ona buna. Duman tütüyor başından, Utanmıyor ki yaşından. Deviriyor şişeleri, Çalmış evinin aşından. Halenur Kor |
Savaştan Dönüş
Kulaklarında yorgundu çığlıklar, Bakışları Buz kırığı Yeşil ve soğuk. Keskin kılıçlar gibi haykırışı Yırtan gökleri. Elleri buz gibiydi gece yarısı. Ebemkuşağı sonrası gelmişti Önce mektubuydu gelen Satırlarda uzamıştı dert sarmaşığı, Gelir gelmez kök saldı acısı, Uzadı boy boy. Işıksızdı gözleri, fersiz, bomboş, Dümdüz bakıyordu görmeden, Baktığı yeri yakıyordu. Duman yürekte, Ateş yürekte. Tütmüyor ki Yakıyor, yıkıyordu. Buz kırığı bakışları Yerlerde, Yeşil ve soğuk. Gözyaşları sessizce İçine akıyordu... |
Sazım Ağlar
Gurbete düşmüşüm gözümde dağlar, Yemyeşil bahçeler,sevdiğim bağlar, Hasret rüzgârları eser başımda, Sazım ağlar, gönül ağlar, yâr ağlar. Köyümüzün suyu tatlı mı tatlı, Yiğitleri yaya, kızları atlı. Sevip kavuşanlar sanki kanatlı, Sazım ağlar, gönül ağlar, yâr ağlar. Yollarına yüzüm sürdüm kaç bahar, Yanıyor yüreğim, görünmüyor hâr, Ellerin mi olmuş,o sevdiğim yâr, Sazım ağlar, gönül ağlar, yâr ağlar. Sus Hâlenur, sıla sana haramdır, Bağrımda sızlayan günül yaramdır. Saz benizli, saçı gece karamdır, Sazım ağlar, gönül ağlar, yâr ağlar. Halenur Kor |
Seccadem
Her gün dudaklarımın ucunda, Söyleşiriz ağız ağıza. Dualarımı bilir, Dinler yakarışlarımı, ne söylerim... Fısıldar o da, Neler söyler sessizce Dinlerim. Kalbim göz göz olur, Rûhumsa kulak, gözlerim kapalı, Seccâdemle karşılıklı... Bir sır kapısı seccâdem, Her gün otururum kapısına Yüzümü, ellerimi sürerim. Derin ve mânevî bir yol uzanır önümde, Nur nur parlayan penceresinden seslenirim. Dilerim güzellikleri, Senin için, benim için, Herkes için. Dualarımı yollarım kanat kanat o pencereden, Umutlarımı uçururum bahçelerine Ellerimden, Takılır peşlerine yaşlı gözlerim... Fısıldanan sesler, bin bir renge dönüşür pembe, mor, Mavilerinden, yeşillerinden ürperirim. Sarar tenimi sıcacık turuncuları, sarıları, Bembeyaz ufuklara yükselirim... Bir huzur kapısı seccâdem, Diz çöktükçe önünde, Göklerde rûhum, Hafiflerim... Halenur Kor |
Sen Gülünce
Sevdim, Bir kaya yuvarlandı Ruhumun denizine, kocaman, Sıçradı sular... Sen gülünce Havalandı gönül kuşum gökkuşağına, Şakıdı gün boyu, Düştü sevince... Sen gülünce şarkı söyledi ağaçlar, Elleri ağızlarında. Bana baktı Çiçekten bal emen arılar Hep birden. Ballar, çiçeklerden gönlüme aktı. Toprak ısındı seni sevince, Çatladı tohumlar. Gözbebeklerimde sevgim büyüdü Yeşil yeşil, Yüzümde güller... Yelken açtı içimdeki tüm duygular Mutluluklara. Sevgin içimde tatlı bir uykuda, Yüzüyor gibiyim Sâkin sallanışlarda suda... Halenur Kor |
Senle Ben
Öyle doldum, öyle doldum senle ben, Yarım idim, bütün oldum senle ben. İçmeden mey sarhoş oldum senle ben, Gönül coştu bir hoş oldum senle ben. Kaybolmaz çok derin izdik senle ben, Geleceğe bir yol çizdik senle ben, Zaman oldu candan bezdik senle ben, Yer, gök değil, nerde gezdik senle ben? Çöldük, suya hasret çektik, senle ben, Umutlara tohum ektik senle ben, Bilinmeze yelken açtık senle ben, Bende, sende, bizi bulduk senle ben... Halenur Kor |
Sevdalıydı İstanbul
Sereserpe uzanmış Marmara'nın koynuna, İnci gerdanlık takmış, ince, sedef boynuna. Dalgalara dağıtmış kıvırcık saçlarını, Gözler önüne sermiş, yeşil yamaçlarını. O gül çehre, âhu göz, o sevdâlı bakışlar, Bir âfet-i devrân ki, gönüllere akışlar. Gönlünün bahçesinde açmış rengârenk çiçek, İstanbul kıpır kıpır, uçuşan bir kelebek. Hülyâlı bakışlarla bakıyor uzaklara, Kıskananı öyle çok, düşmesin tuzaklara. Minârelerden göğe uzatır ellerini, Meltemlere bırakmış saçının tellerini. Sunuyordu gönülden emsâlsiz koylarını, İnsanlar neş'e dolu, yapıyor toylarını. Kalbini fetetmişti, Fâtih seneler önce, Gönlünü vermemişti, bir daha hiç bir gence. Yeniden giymiş kaftan, bezenmiş lâlelerle, Güzel başı taçlanmış, o nurlu hâlelerle. Saltanat görmemişti dünyâda böyle bir kul, Ne kadar da mutluydu, sevdâlıydı İstanbul. (16/04/2006 Erenköy) Halenur Kor |
Sevdi İnkâr Etmedim
(Aruz) Sevdi inkâr etmedim yâr, sevdi coşmuş dillerim, Bil ki sevdâ yüklü bahçem, orda açmış güllerim. Bir alevden hâle sarmış sarmalarken her yerim, Esti, çılgın yellerinden savrulur bak küllerim. Halenur Kor |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:00 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.