![]() |
ATINI ALSIN
Temel komşusunun atını almış, uzak bir Karadeniz köyüne gitmiş. Atı uygun bir yere bağlayarak düğün evine çıkmış. Kendisi gibi uzaktan gelen diğer davetli ler de atlarım Temel'in atının yanına bağlamışlar. Ak şam üzeri düğün dağıldığında, Temel atım alıp geri dö necek amma acaba hangi at kendisinin, bir türlü karar verememektedir. Bu arada diğer atların sahipleri de orda toplanıp dönüş hazırlıkları içindedirler. Temel'in işi acele olduğu için bir an evvel gidecek, fakat atını ta- nıyamıyor. Bir an düşünür ve tabancasını çeker: — Uyy uşaklar ha puriye pakın, herkes atinu alsun, pen penum atimu vuracağum daa... Bunun üzerine oradakiler hemen atlarına binerek uzaklaşırlar. Temel'e de kendi atı kalır ve bir yanlışlık yapmaktan kurtarır kendini. |
AT
Küçük Temel dert yanıyordu: Babacığım, bizim öğretmen atları tanımıyor! Nasıl olur, bir öğ retmen atı bilmez olur mu? Bir at resmi çizip gösterdim. Bana, "Bu da ne yin nesi?" diye sordu. |
BÜYÜKANNE
Kendisini çok genç zanneden, zannettiğinden daha genç görünmeğe çalışan bir kadının oğlu, anasından gizli evlenir. Bir kaç sene sonra karısı vefat eder. İki ço cuğu geride kalır. Adam çocuklarını alıp anasına getirir ve elini öperek: Anneciğim! Nasılsa cahilliğime uyup bir halttır ettim. Rica ederim, bu çocukların hatırı için kabahatimi affet! diye yalvardığı sırada, çocuklar da: Büyükanne! diyerek kadının boynuna sarılırlar. Kadın, oğluna der ki: Haydi senin kabahatini affedeyim, lakin çocukla rın bana "büyükanne" demelerini affedemem! |
AL BU KIZU
Ula Cemal, al pu kizu. Biluyrum cüzel değil ama çok zengindur. Cüzel- liktan sağa ne? Sabah işe cit, akşam karanluğu dön. Gece yüzinu da cör- mezsun. Hafta sonu da seyahata çik. Eyi çok eyi uşah, ha nüfus sayimi olduğu cun ne edeceğim? |
PALAVRA
Temel kahvede palavraları bir biri peşisıra sırala maktadır. — Pizum sülale Yusuf Peygambere kadar dayanır. Dinleyenlerden Cemal'in sabrı taşar: Ola çok ataysun. Seni biraz daha dinlesek sülale min Nuh'un gemisine bindiğunu söyleyeceksun. Yok demem oyla pişey, çünki pizum gendi taka- muz varimiş. Tufanda pinmuşuk. |
ZAMANE
Yaşlı dede torunu nu çocuk parkına götürürken, önlerinden çok güzel bir araba geçti. Dede: — Bak düt düt ge çiyor, diye çocuğa ara-. bayı gösterdi. Çocuk: — Dede, dedi, o senin düt düt dediğin sekiz silin dirli, otomatik vitesli seksen model bir Mercedestir. |
YARIŞ ATI
Kocasının ceplerini karış tırırken bir kağıt parçası buldu kadın. Üzerinde "Leyla" yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, kağıdı göstererek sordu Kadın kocasına: — Bu kimin numarası? — Aaa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım. On gün sonra koca işten eve dönünce, karısı: — O ünlü yarış atı Leyla var ya, dedi. İşte o aradı se ni bugün. |
DÜNYAYA GELMEK
Çocuklar aralarında bebekle rin nasıl dünyaya geldiğini ko nuşuyorlarmış. * Biri; "Bizim ailede çocukları leylekler getirir," demiş. Diğeri, "Bizde lahana tarlasında bulurlar. Onur, mahzun mahzun konuşmuş; — Bizim maddi durumumuz iyi değil, o yüzden be bekleri annem kendisi yapıyor. |
AMORTİ
Karadeniz ilkokullarından birinde tarih dersi yapılı yordu. Öğretmen dersi anlattıktan sonra öğrencileri te ker teker sözlüye kaldırmaya başladı. Sıra Temel'e geldiğinde sordu: Bil bakalım. İstanbul'un fethi hangi tarihte oldu? 1553... Öğretmen büyük kızgınlık içinde bağırır. — Bilemedin, 1453. Otur... Temel bu cevap üzerine öğretmenin gözünün içine baka baka büyük bir hayret ifadesiyle şöyle der: — Olir mi öğretmenum. Son içi rakamu pildum. Amorti yok midur?.. |
İNANMAK
Temel doktora gidip midesinin ağrıdığını söylemiş. — Doktor muayene etmek için "soyun" demiş Temel'e... Temel şaşırmış, kızmış: — Bana inanmıyor musunuz doktor bey?!. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:25 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.