![]() |
Daha önce bu konun açılıp açılmadığını bilmiorm. http://www.cakal.net/images/smilies/41.gif
Açılıpta unutulduysa da yeniden açıyorm... http://www.cakal.net/images/smilies/booo.gif İşte Fıkralar http://www.cakal.net/images/smilies/booo.gif : 1)Hakim sanığa sorar: Uluslararası kaçakçılıkla suçlanıyorsunuz, ne diyeceksin bakalım. Sanık sakin bir ifadeyle cevap verir: "Tamamen iftira efendim. Biz Fenerliyiz. Uluslararası ne işimiz olabilir ki bizim" 2)Bir gün İ.Cavcav,İsmail Uynanık ve Aziz Yıldırım oturmuş,konuşuyorlarmış.Derken içeriye bir adam girmiş.adam -Ben şeytanım,sonsuza dek yaşarım ve her şeyi bilirim;demiş. bunun üzerine i.cavcav: -G.birliği ne zaman şampiyon olacak diye sormuş.Şeytan da: -2045'te demiş.İ.Cavcav ağlamaya başlamış."Allah kahretsin göremeyeceğim..." sonra İsmail Uyanık -Peki Samsun ne zaman şampiyon olacak demiş.Şeytan da: -2053'te demiş.İsmail Uynanık'ta yine "ben göremeyeceğim" diye ağlamaya başlamış.Son olarak Azize demiş ki... -Pekiiiii...Fener ne zaman şampiyon olacak.Şeytan bunun üzerine biraz durmuş,düşünmüş ve... -"ALLAH KAHRETSİN,GÖREMİYECEEEEM!!" 3)Real Madrid ekibi İstanbul’a gelir, maç saatine yakın stada girerler...Stada takımdan ayrı gelen Zidane, takımın motivasyonunun çok düşük olduğunu görür, suratlar asıktır: -Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye sorar. Takım arkadaşlarından biri: -Ne olsun böyle boktan bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için canımız sıkkın, der.. bunun üzerine Zidane: -Pekala çocuklar, hadi siz gidin Kadıköy'ü gezin, ben tek başıma sahaya çıkar oynarım, der...Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan çıkıp Kadıköy’ü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dakika sonra Real Madrid takımı stada döner, skor; Real Madrid 1-Fenerbahçe 0...e tabi bu durumda daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar... Maç bittikten sonra stada döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB adına Alex 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen Zidane'a koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler.. Ama Zidane üzgündür: - Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahcup ettim, der. - olur mu öyle şey, der Real Madrid takımı, sen koskoca bir takımla tek başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun.. - Ama, der Zidane, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim için utanç vericiydi. 4)Fenerli’nin biri bir adada tek başına dolaşırken bir lamba buluyor.Lambayı büyün bir şevkle siliyor Lambadan cin çıkıyor ve diyor ki: -Dile benden ne dilersen.Fenerli ada da yalnız olduğu için bu adadan Kadıköy’e kadar bir köprü yap bende stada gidiyim diyor.Cin: -Bu imkansız mümkün değil diyor başka bir dilek dile diyor cin Fenerli: -O zaman Feneri şampiyon yap diyor.Cinde: -Köprü kaç şeritli olsun diyor. |
Fenerbostan Cim-Bom'a yenildikten sonra artık oyucuların insan içine çıkacak halleri kalmamış.Öyle bi duruma düşmüşler ki artık bazı oyuncularda cinsel sapmalar başlamış.Mesela Ümit Özat çarşıya pazara giderken kadın kılığına girip gidiyomuş.Bir gün yine Özat çarşıya gitmiş.Tabi yine kadın kılığında..Bi markete girmiş.Bİraz sağa sola bakmış.En son kasaya para ödemeye giderken yaşlı bi bayana yer vermiş.Yaşlı kadın buna teşekküer etmek için arkasını dönmüş ve Ümit Özatı tanımış...Demiş ki : " Aaa...Ümit sen ne olmuşsun böyle..."
Ümit cevap vermiş : " iyi de sen beni nereden tanıdın?" Yaşlı kadın cevap vermiş : " Ya tanımadın mı beni ben Alex" http://www.cakal.net/images/smilies/seytan.gif http://www.cakal.net/images/smilies/88.gif http://www.cakal.net/images/smilies/icon_buttrock.gif http://www.cakal.net/images/smilies/icon_buttrock.gif |
Bir zamanlar uzaklarda bir ülkede çok yakisikli bir prens
yasarmis.... Ancak prens daha küçükken ülkedeki kötü kalpli cadinin lanetine ugramis, ve üzerindeki bu lanet yüzünden her yil sadece 1 kelime konusabiliyormus.... Mesela prens 2 kelime söyleyecegi zaman bir yil boyunca susuyor böylece ertesi yil da 2 kelime söyleme hakki oluyormus... Bir gün bu yakisikli ama talihsiz prens dere kenarinda otururken, bir de bakmis karsida küçük bir kulübe, ve kulübenin bahçesinde muhtesem bir kiz..saçlari altindan daha sari, gözleri gökyüzünden daha mavi, dudaklari kirazdan daha kirmiziymis .. Prens bu güzelligi görünce akli basindan gitmis, o anda vurulmus.. ve 2 yil boyunca konusmamaya karar vermis, 2 yil sonunda kiza ;çok güzelsiniz; diyebilmek için.... Ama 2 yilin doldugu gün prensin içindeki bu ates daha da büyümüs ve kiza ;size asik oldum;demek için yanip tutusur olmus... Böylece ÇOK+GÜZELSINIZ+SIZE+ASIK+OLDUM == toplam 5 kelimeyi söyleyebilmek için, gecen 2 yilin ardindan 3 yil daha konusmamayi göze almis.... Ve 5 yilin sonunda prens konusmak için hazir oldugu sirada, birden bu muhtesem güzel ve zarif kizla evlenmeyi, onu sarayinin prensesi yapmayi ne kadar istedigini fark etmis... Böylece ÇOK+GÜZELSINIZ+SIZE+ASIK+OLDUM+BENIMLE+EVLENIR MISINIZ toplam 7 kelime söyleyebilmek , için 5 yilin ardindan 2 yil daha sabretmeye karar vermis.... Ve prens bu platonik duygularla 7 koskoca yili tamamladigi gün, artik dünyanin en heyecanli ve en mutlu erkegi olarak kizin yasadigi kulübeye kosmus.... Kiz yine kulübenin bahçesinde oturuyormus ve bir kitap okuyormus.... Prens elindeki bir tek kirmizi gülü kiza uzatmis ve sormus: - ÇOK GÜZELSINIZ, SIZE ASIK OLDUM, BENIMLE EVLENIR MISINIZ? Kiz basini kaldirip prense bakmis...... Kulaklarini örten altin sarisi saçlarini geriye atmis... ... ve prense söyle demis: - PARDON ANLAMADIM?. |
Karadenizliler, bir konferans düzenlerler. Bu konferansa konusmacı olarak ünlü bir Amerikalı bilim adamı da davet edilir. Amerikali konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar hem de Türkleri yakından tanıma fırsatı bulur. Karadenizliler ile Amerikalı bilim adamı hemen her konuda anlaşırlar, uyum içinde konferans biter. Ayrılık günü gelir, Karadenizlileri alır bir düşünce. Biz bu değerli bilim adamına ne alalım? Aralarında toplanırlar, başkan konunun önemini vurgulamak için der ki: Biz bu Turk dostu, degerli bilim adamına nasıl bir hediye alalım ki bizi unutmasın? Hem kullanışlı bir şey olsun, hem her eline aldığında bizi hatırlasın? Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan Temel elini kaldırır:
"Sünnet ettirelim..! " |
Köylü ve Avukat
Bır gun bır uçakta bir avukatla bir koylu yan-yana oturuyor. Bakıyorlar yapmaya bir şey yok avukat demiş. Hadi bir-birimize soru soralım. Sen bilemezsen bana 5.000.000 verirsin ben bilemezsen sana 50.000.000 veririm. Avukat ilk soruyu sormuş:Japonyanın baskentı neresi? Adam bir şey soylemeden çıkarıp parayı vermiş. Sıra şimdi koylude sormuş:O ne ki merdiveni uç ayaklı çıkıp 4 ayaklı iniyor?Avukat bir dakika duşunmuş bilememiş 10 dakika duşunmuş bilememiş sonunda parayı vermiş ve sormuşhttp://www.cakal.net/images/smilies/booo.gifahi cevap neydi?Koylu yeniden çıkarıp adama 5.000.000 vermiş. |
Doktorlar, delileri test etmek istiyorlarmış ve kim akıllandıysa onu bırakacaklarmış.
Duvara kocaman bir resim asmışlar. Resim, kırmızı bir otobüs resmiymiş. Doktorlar delilere, "Atlayın otobüse" demişler ve deliler resme doğru yürüyüp gitmeye çalışmışlar. Bir deli arkada dikilmiş. Doktorlar "Sen neden otobüse girmiyorsun?" diye sormuş. Deli cevap vermiş: - Biletim yok! |
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş.Adam biraz
yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş.Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları... adam düşünmeğe başlamış : " Ben şimdi ne yapıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacam?" Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellilerini havaya aldırmış, maymunlarda...derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış, maymunlar da... Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş. Aradan 50 yıl geçmiş...Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış... Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde şapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymuş, bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. Düşünmüş... " Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne yapacağımı çok iyi biliyorum..." Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar... adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da.. ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş: "Sadece senin mi deden var !!!" http://www.cakal.net/images/smilies/icon_buttrock.gif |
İşaret
Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış : - Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi ? - Evet kayığa işaret koydum - Aptal! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak ?! |
İnanmadınız
Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış: - "Öleceğim dedum dedum inanmadunuz. N'oldi?" |
Mektup
Temel mektup yazıyor. Cemal sorar, - Çime yazayisun? - Fadime'ye - Niye yavaş yazayisun? - Fadime'nin okuması kıttır daa. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:14 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.