![]() |
Gökyüzünde Aşk Bir Başka- Hikaye- 1-
Sevgi neydi onun için bilmiyordu. Ömrü yurtdışında yüksek tahsil yaparak yalnız geçmişti.Artık Yüksek lisansı da bitmişti.Yaşamı, ailesinden uzakta, sevgisizliğiyle bütünleşmişti sanki.Yalnızdı aşka ayıracak vakti olma- mıştı hiçbir zaman.Semra kendini kütüphane kurdu olarak hissediyordu.Artık sevdiği memleketine dönecek, sevdikleriyle mutlu olacaktı -Sabah İstanbul'dayım diye düşündü. Bu gece İngiltere de son gecesiydi.Seneleri, çalışarak ve okuyarak geçmişti. Sabah hava alanına gitmek için taksi çağırdı. Hareket etmişti. Altı senedir Londra'yı benimsemişti. Alıştığı yerden de ayrılmak zor geliyordu ona. Ama içinde ki memleket özlemini senelere sığdıramamıştı.İşte uçak kalkmıştı.Etrafını incelemeye bayılır kendince insanları tahlil ederdi. Yanında ki beye gözü takılmıştı. -Nekadar da aptal ve şapşal bir tipi var diye düşündü. Adam kırkın üzerinde gösteriyordu. Saçlarına hafif kırlar düşmüştü. -Ama yüzü ne komik diye içten içe gülüyordu. Sonra kendi kendine kızıyordu bir yandan.. Bir saate yakın yoldaydılar. Hosteslerin ikramları güzeldi.Bir yandan da yarım kalan romanını okuyordu. Yanında ki adama gözü kaydığında da gülümsemesine engel olamıyordu.Birden uçaktan tuhaf bir ses geldi. Uçak sallanmaya başladı.. Hostes: -Lütfen herkes kemerlerini bağlasın. Önemli birşey yok. Ama hosteslerin paniği Semra'nın gözünden kaçmamıştı.Tüm yolcuların yüzünde ki panik ve uğultulu sesler, uçağa yayılıyordu. -Düşecekmiyiz diye Semra bir çığlık attı. Yanındaki adam ise, sakinliğini bozmuyordu. -Ne biçim adam bu...korkmuyor mu diye düşündü. Adam duvar gibi oturuyordu. Biraz sonra hostes tekrar anons yaptı. -Sayın yolcular panik yapmayın önemli birşey yok.Paris hava alanına iniş yapacağız.Lütfen sakin olun. Şükürler olsun güzel bir iniş olmuştu. Sonradan öğrendi uçağın motorlarından birinde arıza olduğunu...Ucuz atlatmışlardı.Bütün yolcular güzel bir oteler yerleştirildi.Uçak bir gün sonra kalkacaktı.Ne yapmalıyım diye düşündü. Çıkıp dolaşacaktı.Odasının kapısını açtı. Aynı anda yan odadan da biri çıkıyordu. -Evet yanımda oturan adam bu dedi. Adam Semra'yı görünce... -Merhaba dedi. -Merhaba -Ne yapmayı düşünüyorsunuz? -Bilmem dolaşacağım. -Benim de bilmediğim bir yer. Birlikte dolaşabilirmiyiz? -Neden olmasın dedi. Ama içinden de, bir bu şapşal eksikti diye düşündü. -Önce kendimi tanıştırayım.İsmim Göksel. İstanbul Üniversitesin de öğretim görevlisiyim.İngiltere'ye de bir konferans için gittim. Adam karşısında konuştukça, Semra'nın şapşal diye düşündüğü adamın yerine, yakışıklı sayılabilecek hoş bir adam çıkıyordu.Semra düşüncelerinde utandığını hissetti. -Eşimi geçen sene kaybettim. Bir tane oğlum var. O da okuyor dedi Göksel. Paris'te birlikte dolaşıyorlardı. Göksel'in akıcı konuşması ve hareketleri büyülemişti Semra'yı. hayatta kimseden hoşlanmamıştı.Üstelik şapşal dediği bir adamdan hoşlanmıştı. -Ama birgün sonra ayrılacağım nasıl olsa diye düşündü. -Off yaaaaa. sesi de ne biçim çıkmıştı ağzından. -Ne oldu? Semra Hanım sıktım mı sizi. -Hayır efendim. Ne demek. Aklıma birşey geldi de.Utanmıştı. Kendimi gülünç duruma düşürdüm.Şimdi şapşal ben oldum diye düşündü. Saat ikiyi geçmişti. -Semra Hanım yemek yemeyi öneriyorum. ne dersiniz? -İyi olur efendim. Ben de acıktım zaten. Bir restauranta girdiler. Göksel fransızca garsona birşeyler söylüyordu. Niye fransızca bilmiyorum diye Semra içinden kendine kızdı. -Siz ne yemek istersiniz. Ben birşeyler söyledim. Sizin bir tercihiniz var mı? -Ben fransızca bilmiyorum. Siz kendinize ne söyledinizse ben de yerim. Teşekkürler. -Size sormadım ama bir de Bordo şarabı söyledim. Bana eşlik edermisiniz? -Evet tabii memnun olurum. Belki bana geçen şapşal yüz, bir kadeh şarapla kendine gelir diye düşündü Semra. Arkası var |
Ağlama Artık Ne Olur
yaktın beni bugün sevdiğim. duygularımı mahvettin. gözyaşlarınla zehirledin yüreğimi.. kapkara oldu ruhum, ben de seninle ağladım biliyor musun. dayanır mıyım gözünde ki yaşlara. sana birşey olursa yaşar mıyım. sensiz neye yarar hayat, biriciğim. sevgini bukadar yaşarken içimde. sensizliği yaşatırken yüreğimde. ve bebeğim gibi severken seni.. ağlama artık ne olur. dayanmıyor yüreğim dayanmıyacakta. çünki seni seviyorum gözbebeğim. ben seninle doğdum seninle öleceğim. |
Bir Tutam Kül Olsam Uğruna
bir esir kampında, düşüncelerle başbaşa.. uçan kuşlarla haber yolladım sana, bekledim gelirsin diye umarsızca. gelmedin kaldım buralarda. asla bir başkasını sevemem aşkımı toprağa gömemem. özlemlere yenik düşen kalbim, hep uykusuz *******e talip. apansız çıkıp gelsen yanıma. sarılsam sana doyumsuzca. erisen kollarımda tüm sevgimle. sürgün bitse artık bu şehir de. içimde ki yangınlara dur diyemem. seni severken bu aşktan vazgeçemem. bir tutam kül olsam uğruna. savursa rüzgar götürse uzaklara.. ben yine seninim bende ki aşkla. alıştı gözlerim akan yaşlara. bir sensizliğe alışamadı bu gönül, bir de yalnızlığa. |
Birde Sen Vurma
vurgun yemiş gibiyim karışık duygularla. içinden çıkılmayan, insanı yıpratan, hergünün ardından, geçmiş günü aratan. biçare düşüncelerimin esiriyim ben şimdi. hayatın acımasızlığını yaşadım yıllarca. gelen vurdu giden vurdu birde sen vurma. sevdiğim, gözümden esirgediğim, sen.. hayalimde en güzel duyguları yaşatan, özlediğim, beklediğim, taptığım sen. ne olur birde sen vurma bana. öyle bir sevgiydi ki benim sana verdiğim. herkesin arayıp bulamadığı bir aşk.. içimde yaşattığım, kalbimde sakladığım, kendime, hasretinle bir kale kurduğum, sevdiğim ne olur birde sen vurma bana.. |
Birgün Şansınız Dönebilir- 1. Bölüm (Hikaye)
Senelerdir piyango bileti alırdı. Amorti bile nadir çıkardı. Yine bilet almıştı.Akşam çekilecekti. İçinde değişik bir huzursuzluk vardı. Anlıyamıyordu birtürlü. Bana nerden çıkacak diyordu serpil. Ama akşam olduğunda hiç ummadığı bir durumla karşılaştı. Televizyonda en büyük ikramiye tv.de yazılmıştı bile. -Olamazzz. Çıktı işte. Hemde büyük ikramiye. Büyük bir heyecan içersindeydi. Ne yapacağını ne düşüneceğini bilemez haldeydi. -Ben bu parayı nasıl harcıyacağım. Ağabeyim demez mi nerden buldun diye. Piyangodan çıktı desem. Cadı yengem ve onun yetiştirdiği iki yeğenim sanki bana düşman. Hiç sevmezler beni. Ağabeyime söylesem ağzında laf durmaz ki hemen söyler. Bankaya koysam ellemesem. -Yok olmaz. Ya yarın ölürsem. parayı harcamadan ölmek istemem. -Of yaaa. ne yapacağım ben. En iyisi arkadaşımın kuzeni avukat ona gidip akıl danışayım. Şimdi uyumalıyım. Nasıl uyuyacağım ben. derken uykuya daldı Serpil. -Allah Allah ben biraz önce uyumuyormuydum. burda ne işim var. Bir ormandaydı. Hertaraf zifiri karanlık önünü bile göremiyordu. Soğuktu. Üşüyordu. Bir ses geldi birden ürperdiğini hissetti. -Gellll. Gellll. -Buda ne. Kimsiniz. Cevap yoktu. Yine aynı ses. -Gell. Gell. Elinde değildi bir güç onu sesin geldiği yöne sürüklüyordu.Önünü görmeden gidiyordu. Nekadar gittiğini o da bilmiyordu. Tek hissettiği üşüdüğü ve korktuğuydu. Aniden karşısında beyazlar içinde yaşlı bir adam belirdi. Serpil birden bayılacağını hissetti. -Korkma kızım. Benden kötülük gelmez.Sana diyeceklerim var. Ani kararlar verme. Parayı bankaya koy ve düşün. Ani kararlar seni yalnışlara sürükler..Yengen ve yeğenlerine de hep iyilik yap. Birgün onlarda senin gibi İyi biri olsunlar. Senin ağabeyinden başka kimsen yok. Ona söyle. Sana yardım edecek. der demez yaşlı adam kayboldu. -Nereye gidiyorsunuz. Ben yolumu nerden bulacağım şimdi. Korkuyorum. Üşüyorum. Allahım bana yardım et der demez uyandı Serpil. Sabah olmuştu. Ter içersindeydi. Rüyaymış meğerse dedi. Kendine ait küçük bir dükkanda hediyelik eşyalar satıyordu. babadan kalma evde de oturuyordu. Evlenip ayrılmıştı. Kazandığı da ona yetiyordu. Ağabeyine çok düşkündü ama yengesi yüzünden onlara da bayramdan bayrama gidiyordu. -En iyisi birkaç gün birşey yapmamalıyım.. Düşüneyim. Yaşlı adamın sözlerini dinlemeliyim. Bakalım neler olacak. Arkası Var. |
Birgün Şansınız Dönebilir -2. Bölüm.(Hikaye)
Hemen kahvaltı bile etmeden parayı tahsil etmek için bankaya gitti. Çok şükür para emniyetteydi artık. -Biraz düşünmeye ihtiyacım var dedi. Deniz kenarına doğru yürüdü ve bir banka oturdu. Deniz harikaydı. Sanki bütün negatif düşünceleri kayboluyordu. Dalıp gitmişti denizin sonsuzluğuna, hipnoz olmuş gibi hissediyordu kendini. Birden bir kızın ağlama sesiyle kendine geldi. -Ne oluyor. Yandaki bankta bir kız ve erkek sarılmışlar birbirlerine ağlıyorlardı. -Allah Allah neden ağlıyor bunlar diyerek kulak misafiri oldu. Kız şöyle diyordu. -Ben senin annenlerle oturmam. Sen de benim ailemle yapamazsın. Ne olacak bizim halimiz evlenemiyecek miyiz biz. Birden aklına dede geldi. -Kızım herzaman iyilik yap. Birgün elbet bu iyiliğin karşılığını görürsün Hemen yandaki banka doğru yürüdü. -Merak ettim neden ağlıyorsunuz. Benimle paylaşmak istermisiniz? -Sizi tanımıyoruz ki. -Olsun tanışalım o zaman. Ben Serpil. -Bizler de Elif ile Kenan. -Belki yardımım dokunur sizlere dinliyorum. -Kız hıçkırıklar içinde, anlatmaya başladı. -Serpil hanım. Biz nişanlıyız. Evlenmek istiyoruz. Kenan üniversiteyi bitirdi askerliğini yaptı. Yeni bir işe girdi. Ailemse benim çalışmama izin vermiyor. Yoksa ikimiz de çalışsak belki evimizi tutar geçinebiliriz. -Anladım canım. Çok üzüldüm. Aniden aklına bir fikir geldi Serpilin. -Sizlere bir önerim var. Yalnız bana bir hafta müsaade. Bu bir hafta içinde siz de evlenmek için müracatınızı yapın ve gününüzü alın. Haftaya bugün burada buluşalım. İnanın herşey sizlerin istediği gibi olacak.. -Ama siz bizleri tanımıyorsunuz neden iyilik yapacaksınız dedi Elif. -Bilmem sizlerin durumuna üzüldüm. Her ihtimale karşı size kartımı da vereyim. Ama haftaya bu saatte buradayım. Siz de burada olun. Ben gideyim şimdi. Bazı işlerimi bir haftaya kadar halletmem gerek. Şimdilik iyi günler.Görüşmek üzere. Serpil düşüncelerle yürümeye başladı. Ağabeyinin çalıştığı yere gidecek ve ona anlatacaktı.Bir taksiye bindi. Yarım saat sonra bir giyim mağazasının önündeydi. Ağabeyi burada muhasebe müdürüydü.Kızkardeşine ailesinden kalan evi oturması için vermişti. Kendisi kirada oturuyor ve aldığı maaşla geçinmeye çalışıyordu. Adnan Serpili görünce şaşırdı. -Hayrola Serpil sen bu saatte burada. Birşey mi oldu? -Yok herşey yolunda. Seninle konuşmam gerek. Hadi çıkalım başbaşa bir yemek yiyelim. -Bu saatte olmaz işlerim var. -Olmaz kesinlikle seninle konuşacaklarım var. İnan ki acil. Adnan merak etmişti. Kardeşinde değişik bir hal vardı. Anlam veremiyordu. -Tamam canım haber vereyim çıkalım. Sen iki dakika otur geliyorum. Adnanla Serpil bir kebapcıya girdiler.Siparişlerini verdiler. -Merak ettim neler oluyor anlatsana. -Ne oldu abi biliyor musun. Ne oldu canım anlat. Vallahi öldüreceksin beni. -Ama şok geçirme sakın. Söylüyorum bak. -Tamam Serpil söyle artık. -Piyango bileti almıştım. En büyük ikramiye bana çıktı. -Çok komiksin. Ama sen bana yalan söylemezsin. Gerçek mi. -Evet. -İnanamıyorum. Harika birşey bu. Artık beni de görürsün. -Tabi canım.İki katlı bir mağaza alacağım. Orayı sen işleteceksin. Ama ortak olacağız. -Tamam canım ya. Sevindirik oldum. İnanamıyorum. Bana yardım et abi. Yarın gidip iki daire alalım. Birinde sen birinde de ben oturacağım. Birer de araba... -Rüya mı bu. Olamaz. Hadi yengene gidip haber verelim. Birden yengesinin ve yeğenlerinin kendisini hiç sevmedikleri aklına geldi. Arkası Var |
Birgün Şansınız Dönebilir -3. Bölüm ( Hikaye)
İşte kapının önündeydiler. Zile basıyorlardı. Kapıyı yengesi açtı. Anında suratının değiştiğini farketti Serpil. Canı sıkılmıştı yine..Soğuk bir şekilde. -Buyrun bakalım. -Sana güzl bir haberimiz var Ayşe. -Hayrola ne haberiymiş bu -Girelim içeri de anlatalım. İki yeğeni de gelmişti. hoşgeldin bile demiyorlardı. Halasından nekadar nefret ettikleri belliydi. Serpilin sinirleri bozulmuştu. Kendini tutmasa ağlayacaktı. -Serpile piyangodan büyük ikramiye çıktı. Onu haber vermeye geldik. Anında yengesinin buz gibi yüzü sevince boğulmuştu. -Artık bize de bir daire alırsın. Senelerdir biz sürünüyoruz sen babadan kalma evde oturuyorsun. -Tabii yenge yarın erkenden size gelip hem size hem de bana birer daire alacağım. Anında değişmişti yengesiyle çocuklar. Öpücüğe boğmuşlardı Serpili. -Halacığım bana bilgisayar alır mısın? -Bana da.. bana da diyordu küçüğü de. -Tamam çocuklar evimiz ve işyerimizi halledelim. Ne isterseniz alacağım. Büyük bir sevinç yaşıyorlardı ailecek. Serpil de bu sevince kaptırmıştı kendini. Evler ve iş yeri alınmıştı. Çocukların istedikleri de olmuştu. Serpili yere göğe koyamıyorlardı. Hiç böyle mutlu olmamıştı Serpil. -Paranın gücü bu demek ki diye düşünüyordu. Haftada gelmişti.Yarın Elif ve Kenanla buluşacaktı. Buluştukları saatten erken gitmişti. Deniz kenarında aynı bankta oturuyordu. -Çok mutluyum diye düşündü. Birde bu gençleri evlendirebilsem. İşte geliyorlardı. -Merhaba Serpil Hanım -Merhaba Elif.Merhaba Kenan. Nasılsınız? İşlerinizi hallettiniz mi? -Evet dediler birlikte. Ne yapacağız şimdi. Soran Elif ti. -Şimdi benim eve gidiyoruz. Arabama binelim on dakikada evdeyiz.. -Neden? bu sefer Kenan sormuştu merakla. -Gidince sizlere anlatacağım. Arabayla güzel bir apartımanın önünde durdular. -Hadi inelim geldik. Serpil önden yol gösteriyordu. İkinci kata çıktılar.Daire kapısını açtı. -Hadi girin içeri çekinmeyin. Bu daire de siz oturacaksınız. Yalnız bir şartım var. İki seneliğine.. O arada benim iş yerinde Elif çalışacak Her ay toplanan para yarıya bölünecek.Ve ikiniz para kazanıp bir ev alacaksınız. Tabii ben yine size yardım edeceğim. İnanamıyorlardı. Nasıl olur diyorlardı. -Oldu bile dedi Serpil. Alın anahtarı ben kendime ait eşyalarımı aldım Düğün nezaman bakalım. -İki gün sonra dedi Kenan. -Ama nikah şahidiniz ben olacağım. Sizleri Bursa ya Uludağa iki günlüğüne balayına götüreceğim. Fazla kalamayız. İş yerini kapalı tutamam. -Tamam Serpil Hanım. Siz olmasanız biz ne yapardık. Güzel bir nikah töreni olmuştu. Serpil çok mutluydu. Büyük bir huzur vardı yüreğinde. O akşam uykusunda yine ormandaydı. Dede karşısındaydı. Artık korkmuyordu. -Kızım bu güzel iyiliğinin karşılığını verecek Yüce Yaradan. Yakında hayırlı bir kısmet çıkacak karşına ve evleneceksin. Çok mutlu olacaksın. Ama hiçbirzaman iyilik yapmaktan vazgeçme. Uyanmıştı. Kim çıkacak karşıma diye merak ediyordu. Ama içinde ki huzuru hiçbirşeye değişmezdi. SON |
Biri Uyandırsa Ya Beni
Yolda yürürken düştüm bir seksen uzandım yere. Hem güldüm hem ağladım insanlar bakıyordu boş gözlerle. Hiçkimse yardım etmiyor nasıl yaşanıyorsa bu devirde. İnsanlara bir hal oldu yardımlaşma da kalmadı kimsede. Yağmur ahmak ıslatan, iliklerime kadar ıslandım yine. Yollar delik deşik, çamurlu sular çukurlar heryer de. Arabanın teki hızla geçti yanımdan üstüm yine perişan. Nerede eski insanlar nerede saygı arıyorum hiçbiryerde. Otobüsler de yaşlılar ayakta, gençler kımıldamıyor bile. Uyur pozisyonunda kimi uyutuyorlarsa kendilerince. Onlar gelirken ben çoktan gittim kalmadım o yerlerde. Bu saygı sevgi nerede uğramaz oldu bizim gençlere. Eskiden aileler verirdi eğitimi şimdi onlar eğitiyor büyükleri. Kendileri bilmiyor örf ve adetleri beğenmiyorlar ebeveynleri. Herşey onlar için doğru, gidiyorlar burunların hep dikine. Konuşma şekilleri bile değişik, argodan anlamıyoruz ki. Eskiden herşey gizliydi öpüşenler yollarda şimdi. Baktığında bir de kızıyorlar ne bakıyorsun gibi. Ben artık anlamıyorum bu devri, memleketi. Rüyadamıyım bilmiyorum biri uyandırsa ya beni. |
Gözyaşı Dinmeyen Prenses-Hikaye
Birzamanlar yürekleri sevgiyle dolu, bir sevgi ülkesi varmış. Herkes mutlu ve huzur içinde yaşarmış.Günleri şen kahkahalarla ve neşeyle geçermiş.Krallıkla idare edilen bu ülke de halk, kral ve kraliçelerini çok severmiş. Bir de güzel mi güzel prensesleri varmış. Uzun beline kadar sarı saçları, uzun boyuyla bir kuğu gibiymiş.Onsekizine gelen prenses hep ağlarmış. Bu durum kralı ve karaliçeyi çok üzüyormuş. Bir çare bulamamışlar kızlarına. Güzel prenses günden güne solmaya başlamış. Kral dünyanın dörtbir yanına haberciler salmış.Beyaz güvercinlerin ayaklarına mektup yazıp uçurmuş. --Prensesimizin gözyaşlarını kim dindiriirse o kişiye, istediği herşeyi vereceğim. Altınlara boğacağım diyormuş. Çok uzaklarda kimsenin bilmediği bir dostluk ülkesi varmış. Burası da cennetten bir parçaymış sanki. Herkes özgür ve dostmuş birbirine. Hayvanlar bile mutlu, özgürce dolaşırmış heryerde. Burda av yasağı yokmuş. Hayvanların konuştuğu tek ülkeymiş. Prens birgün canı sıkılmış bahçe de dolaşıyormuş. yanına bir geyik gelmiş. --Prensim derdin ne. Neden bukadar üzgünsün. --Bilmem. Değişikliğe ihtiyacım var. Denizlere açılsam belki mutlu olurum. O anda beyaz bir güvercin gelip prensin omuzuna konmuş. --Merhaba Prensim. Size bir haber getirdim. Ayağımda ki kağıtta yazıyor. Prens güvercinin ayağında ki kağıdı açmış okumuş. --Tamam işte. Canımın sıkıntısı gidecek. Hemen sevgi ülkesine gitmem gerek. Sağa sola emirler vermeye başlamış. --Yelkenliyi hazırlayın. Yolumuz uzun. Yiyecekleri tedarik edin. Yarın denize açılıyoruz. Kral ve karaliçe oğullarının bu ani hareketine şaşırmışlar. --Teo nereye gidiyorsun. Bilmediğin bir yer. Biz sensiz ne yaparız diyormuş kral babası. --Oğlum gitme kurda kuşa yem olursun. Tek evladımızsın. Yapma diyormuş annesi. Ama prens kararlı. --Gitmem gerek. Bakın bana çok iyi gelecek. İçimde ki sıkıntı da gidecek. Kral ve kraliçe tek çocuklarıyla başedemediklerini anlamışlar. Yarın olmuş ve yelkenli denize açılmaya hazırmış. Yelkenli hareket etmiş. O sırada cebinde bir hareket. --Aaaa bu da ne. Cebine çok sevdiği sincabı saklanmış. --Sen ne arıyorsun ağaçlar da ve bahçe de olman gerekiyordu. Senin ne işin var burda. Bu uzun yolculuğa dayanabilecek misin. --Sizi yalnız bırakamam. Siz nerdeyseniz ben ordayım demiş sincap Günlerce okyanuslar da yol almışlar. Kimi zaman fırtınaya tutulmuş. Kimi zaman da batma tehlikesi geçirmişler. Aradan altı ay gibi uzun bir zaman geçmiş. Prensin saçları uzamış. Saç sakal birbirine karışmış. Ama içinde ki umut ve heyecan onu mutlu ediyormuş. Karşıdan Sevgi Ülkesi görünmüş. --İçimde öyle bir heyecan var ki diyormuş prens. Üzerinde ki güzel giysileri çıkarıp tayfalardan birinin eski kıyafetini giymiş. Tanınmak istemiyormuş. Karşıdan muazzam saray görünüyormuş. Tayfalara emir vermiş. --Tekbaşına gideceğim. Sizler rahatınıza bakın. Sarayın kapısında ki muhafızlar üstü başı eski yabancıyı görünce.. --Sen de kimsin. ne arıyorsun sarayın etrafında diye sormuşlar. --Ben çok uzaklardan geldim. Prensesimizin gözyaşlarını dindirmek için. --Peki gir içeri o zaman. Bahçe harikaymış. Binbir çeşit çiçekle renk cümbüşü içersindeymiş. Harika bir havuzda birsürü balık yüzüyormuş. O sırada prenses bahçede nedimeleri ile dolaşmaya çıkmış. --Bu güzel kız da kim. --Ben şimdi öğrenirim demiş sincap. Bir koşada ağaçlara tırmanmış. İki dakika sonra prense --Prenses o işte. --Ne güzel bir kız. Hadi yanına gidelim. --Merhaba prenses. --Siz de kimsiniz. --Ben çok uzaklardan geliyorum. Sizinle tanışmak için. Prensesin o güzel yüzünde gözyaşlarını görünce prens çok üzülmüş. O sıra sincap prensin cebinden çıkıp omuzuna tırmanmış. --Merhaba Prensesim. --Prenses hayret içersinde sincaba bakmış. Ve o anda gözyaşları durmuş. Hayretle.. --Bu konuşuyor. nasıl olur. --Bu bir mucize demiş prens. Gözyaşlarınız durdu. --Prenses de hayret etmiş. Ağlıyan yüzü gülen bir yüze dönüşmüş. O sıra kral balkondan kızını ve yabancıyı izliyormuş. --Muhafızlar getirin bu yabancıyı. Kızımın gözyaşlarını durduran bu yabancı kim. Muhafızlar prensi kralın yanına getirmişler. --Söyle yabancı kimsin. Biricik kızımın gözyaşlarını nasıl durdurdun. Yoksa büyücümücün. --Hayır efendim ben dostluk ülkesinin prensiyim. --İspat et o zaman. Üstün başın çok berbat bir halde. --Prens olduğum anlaşılmasın diye böyle giyindim. Cebinden kraliyet ailesine ait yüzüğü krala götermiş. --Hemen Prensi rahat ettirin. Banyosonu yaptırıp akşam yemeğine hazırlayın diye emir vermiş kral. Akşam olmuştur. Prens güzel kıyafetleri içersinde muhteşem gözükmektedir. O sırada prenses de gelir. Harika bir güzelliğe sahip olan prensese prens aşık olur. --Prensim söyle bana dile benden ne dilersin. der kral. --Efendim sizden maddi birşey istemem. Çünki herşeye sahibim. Ben kızınızı istiyorum. Eğer uygun görürseniz. Aslında kralda Teo yu çok beğenmiş. --Bir kızıma sorayım. --Marya söyle kızım. Teo seninle evlenmek istiyor. Ne dersin. --Babacığım siz nasıl uygun görürseniz. --Tamam o zaman kırk gün kırk gece düğün yapılacak. Haber salın dünyanın dörtbir yanına düğünümüz var. Prens ve prenses çok mutlu, harika dillere destan bir düğün olmuş. Prens Prensesi almış ülkesine doğru denize açılmış. O sıra iki cebinde de anlamadığı hareketler olmuş. Bir de baksın ki. Sincabı da bir eş bulmuş kendine. Prens ve prenses kahkalarla gülmüşler. Sevgiyle dostluk birleşmiş. Seven yürekler herzaman dostunu bulur. Hep sevgiyle dostça kalın. |
Gözyaşlarıma Kızıyorum
Doldu yine gözyaşlarım senin aşkınla. Sağanaktan beter akıyor baksana. Ben ağlamayı bilmezdim yaşamımda. Ey aşk, kör ettin gözümü yaşlarım sana. Sevgi denizinde, dalgaların karaya vurduğu gibi, Ben de sevdalandım sevdiğim sen de kaldım şimdi. Bu kalp nasıl atacak sensiz, dursa ya artık yerinde. Aşkın sır gibi saklı içimde, sevginse yüreğim de. Gizli dünyam da yalnızdım çaresizdim belki. Kendimce mutluydum üzüntüler zevkimdi benim. Ama şimdi bir de sensizlik, perişan etti beni. Sen ise mecnun, bu sevda yaktı yüreğimizi. Bir tiyatro oyununda oynuyoruz birlikte, seninle. Arıyoruz bulamıyoruz birbirimizi, hiçbir yerde. Aşk saklıyor bizleri, ayrı ayrı yerlerde. Saklambaç oyunundan beter, gelsene sevgime. Özlemim daha da çoğaldı inan ki bugünler de. Gözyaşlarıma kızıyorum çağlayandan beter oldu diye. Sen de ağlıyorsun biliyorum sende ki özlemimle. Bukadar severken ayrılık, yakışıyor mu bizlere. Özledim sevgilim, özledim ben de kalan herşeyini. Hasretine ise dayanmıyor yüreğim istiyorum artık seni. Biz esiriz birbirimize ama ayrı ayrı dünyalardayız şimdi. Yeter artık kır zincirleri, bitsin bu ayrılık yeter ki. Bak kutup yıldızı elimde, sen de olmalısın yalnız benimle. Hediyen hep saklı ben de gönlümün en güzel yerinde. Sevgi çiçekleri açıyor tenimde, seni her gördüğümde. Yine açmalı çiçekler,seninle olmalıyız hep birlikte. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:45 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.