www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   İsmail Soygeniş (https://www.cakal.net/showthread.php?t=145506)

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Anadolum

Anadolum, Memleketim;
Senden ayrı gurbet eldeyim,
Grubun al renginde bil ki seninleyim,
Ağrı’nın zirvesinde ruhumla secdedeyim,
Hasretim senin tozlu köy yollarına,
Sarmaş dolaş yatan mezar taşlarına.
Sen Anadolum, peygamberler diyarısın,
Kimi Nuh’u kurtaran gemisin,
Kimi İbrahim peygamberin ateşten gülşenisin.

Anadolum, canvatanım;
Bağdat’ta vahşetin tam ortasındayım,
Mehtabın altında bil ki koynundayım,
Köyümdeki “dumlu” pınarın başındayım,
Özledim tezek kokaulu kıraç topraklarını,
Yalınayak, yarı çıplak fistanlı çocuklarını,
Sen Anadolum hasretin, gurbetin adısın,
Kimi kışlanın önünde redif sesisin,
Kimi kınalı gelinlerin erine hasretisin.

Anadolum, baba ocağım,
Ecdad yurdunda elemdeyim yastayım,
Diclen’nin sularından soruyorum halini,
Uzanıp sarıyorum Fırat’ın kollarından seni,
Sarıkamış’ta karın tipinin ortasındayım,
Hasretim kandillerinin titrek şavkına,
Soluk benizli gönlü zengin yoksullarına,
Sen Anadolum, çilelerin, dertlerin adısın,
Kimi zaman Pir Sultan’a dar ağacısın,
Kimi “İskilipli Atıf Hoca”nın temiz vicdanısın.

Anadolum, ana kucağım,
Nemrud’un kucağında, zilletin ocağındayım,
Birgi’de bil ki o taşlı selvinin altındayım,
Özledim senin telli duvaklı edebli gelinlerini,
Özledim ninemin ninnisini, kavakların türküsünü,
Sen Anadolum, sevdanın, aşkın adısın,
Kimi dervişlerin 'Hak' diyen sesisin,
Kimi Mevlana’nın “Gel” diyen neyisin.

Anadolum, dertli yurdum;
Ecdat toprağında sensiz şimdi mutsuzum,
Seher vaktinde bil ki erenlerin yanındayım
Eyüp Sultanda ulu çınarın altındayım,
Bekliyorum beni çağıracak ezan sesini,
Soluyorum seher vaktinin esenliğini,
Sen Anadolum bin yıllık vatanımsın,
Kimi ecdadımın şanlı “Ergenekonsun”,
Kimi Yunusun inleyen dertli dolabısın.

Anadolum, memleketim;
Gafletin, sefaletin merkezindeyim,
Bağdat’ta bil ki çaresizim, kimsesizim,
Çağırıyorum, senin gönül ehlini,
Sarıyorum hasretle vatanım seni.
Sen Anadolum medeniyetin beşiğisin,
Batının bakiresi, “Helen’in” hayalisin,
Ceddimin 1000 yıllık değişmez kıblesisisin.
Sen Anadolum mabedimin mihenk taşısın,
Yetim Hakkı’nın gayri son menzilisin,
Gönül Ehlinin son çaresi, tek ümidisin.

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Anama Mektup

Anam bugün sana,
Ne versem, ne desem,
Yine hakkını ödeyemem ya,
Gülşen’den varıp güller dersem,
Cennet’’ten Kevser sunsam da bugün,
Hakkının zerresini ödeyemem ki sana anam.

Bir garip babam,
Bir de bizdik tüm dünyan,
Beşik ile ocak arasında geçen,
Sevginle ilmik ilmik ördüğün ninnilerin,
Uykusuz geçen nice uzun *******in,
Bedeli bir günde, bir demet gülle ödenmez ki anam...

Nerde sevenlerin, sevdiklerin,
Göçüp gittiler alemden birer birer,
Yavruların da gelmez olunca gurbetten,
Kırıldı kolun kanadın bilirim kökünden,
Can yoldaşın “Öksüz Mehmet”in,
Yalnız bıraktı seni bir sabah erken,
Dilinde tekbir, yüzünde nurla sensiz,
Göçtü gitti dönülmez yolculuğa birden...

Şimdi ne ses var maziden,
Ne de haber var giden güzellerden,
Ölümden beter ebedi ayrılık acısının,
Damla damla büyüyen yalnızlık sancısının,
Her gün artan ahiret kaygısının,
Ne ilacı, ne şifası var bilirim anam,
Sabırdan başka bugün ne gelir elden,
Takdir Allah’tan...
Tevekkül anam...
Sabır anam...

Analar gününde bugün,
Mazideki o mesut mutlu günlerin,
Sende hasretindesin benim gibi,
Hatıralar arasında mutlusun belli ki,
Belki Akça köyün toprak damlı,
Ker***ten bir evin küçük odasındasın,
Belki yorgun bir kandilin titreyen şavkındasın,
Kim bilir belki dışarda esen deli rüzgarın,
Cama vuran hüzünlü uğultusundasın,
Yoksa anam,sende benim gibi bugün,
Ninesinin pamuk dizinde uyuyan,
Sevgiye hasret masum çocuk gibi,
Yaşıyor musun ömrün en son mevsimini?
Yoksa ipekten kozada doğumu bekleyen,
Saf beyaz bir kelebek misin bugün?

Gelimli, gidimli şu dünyada,
Tadı tuzu kalmadı hiç bir şeyin,
Küçük odanda bir başına şimdi,
Giden yolcuların dönmesini mi beklemektesin?
Üzülme sakın anam!
“Öksüz Memed” gelmezse gelmesin gayri,
Bak torunun “Sarı Memedin” var sırada şimdi,
Yalnız değilsin be, garip değilsin be anam,
Sevdiğin Rabbin, o yüce Mevlam,
Senin yanında değil miydi her zaman? ,
Mevsim sonbahar olsa da bugün,
Güneş gönlüne doğuyor ya...
Nazlı Edan, baş tacın Sertac’ın,
Seni seven gelinlerin,
Şimdi hazanda açmış, gonca güllerin değil mi?

Gurbet elde oğlun Yetim Hakkı,
Bağdat’tan candan selam eder,
Ellerinden hasretle öper,
Analık atalık hakkını helal et bana anam,
Zira hayır duana her zaman muhtacım ben anam.

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Arama

Aradığın o kadar aşikar ki,
Haşmetiyle yansır her varlıkta,
Varıp arama boşuna ne Beytullah’ta, ne Arafat’ta,
Baktın ki bulamadın onu kendi gönül kapında;
Var git ya bizim arıya, ya o ince belli karıncaya,
Alıp götürsünler seni, aradığın 'O' yüce Tanrıya...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Arz-ı Halim

Kimi adem de olunca Aklı Selim,
Danışır her işin demez ki bir ben bilirim.
Maarifet, ilim sahibi olunca alim,
Geçer imbiğinden ilmin, bilir “Aynel Yakin”.

Kimi HALİM efendiden olunca zalim,
Oturur baş köşede keyf eder beyim,
Bilmez ki nicedir halim, aç susuz diyar-ı gurbette,
Görmez “Halim”efendim, uyur kaygısız kaşanede,
Bilmez ki ne çeker bu öksüz “Yetim” seherde,
Kalmış eşsiz, kimsesiz şu virane Bişkek’te...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Asıl Maarifet

Çekmeden bir işde zahmet,
Gelmez beklenen o kutlu rahmet,
Sanma ki boş tekeri çevirmek,
Havanda su döğmektir maarifet,
Aklını aşıp iğne deliğinden geçebilmek,
Zehri bal edip aşk ile içebilmektir elbet,
Saadet kapılarını açacak asıl maarifet...

Maarifet odur ki etmeli ilimde gayret;
Çekilmeli dik yokuşlarda hem zahmet,
Sanma ki gülistanda gül ekmek,
Varken vara şükretmektir maarifet,
Issız çöllerde gonca gülleri derebilmek,
Kaf dağını kışta aşabilmektir hikmet,
Zahmet kapılarını açacak asıl maarifet...

Çile çekip pişmeden kozalarda,
İlmik ilmik ak ipekler işlemeden,
Düz yolda atları rahvan sürmek,
Sırça sarayda keyif etmek değildir maarifet,
Sabır imbiğinden süzülüp geçebilmek,
EDEB pınarından deryaya gidebilmektir,
Rahmet kapılarını açacak asıl maarifet...

Yetim Hakkı der ki dosta;
Yüce dağ başında Ağustos’ta kar,
Zahmet girdabında Ehl-i “Sebat”tan yar,
Hak yolda sadık hizmetkar olabilmektir maarifet,
Derde derman lokman, İkra pınarında çoban olmaktır,
Ne sultan olmaktır cihana, ne asil soydan,
Davaya candan inanan Orhan olabilmektir,
İki cihan saadet kapısını açacak asıl maarifet...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Aslı Astarı

Her insan, doğuştan olsa da aslen insan,
Kimi değiştirir fıtratını sonradan...
Kimi alırmış hamurunu insan soyundan,
EDEB ile olurmuş eşrefi mahluktan...
Kimi seçermiş soyunu hayasız hayvandan,
Alırmış mayasını ilk atası maymundan...
Ademoğlu ergeç anlarmış kim olduğunu,
Ya yaşarken dünyada, daha geçmeden Bor’un pazarı,
Ya geç kalır öğrenirmiş mezarda işin aslını,
Giyince sırtına yensiz, cepsiz, dikişsiz astarı.

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Aşk Dileği

Dileğim benim, öyle bir aşk olsun ki;
Mahsun gönlüme yar olsun, bana bar (yük) değil,
Gülşende açan gül-ü gülizar olsun, can acıtan har (diken) değil.

İsterse sonum dar (ölüm) olsun, nefsime zor değil,
Benim aşkım hep nar olsun, İçi geçmiş kor değil…
Olursa ilelebed var olsun, bir atımlık zar değil,

Niyazım Hak’tan benim,
Ahu-zar eden hep “YetimHakkı” olsun,
Gönlüme şifa, derdime deva nazlı yar değil...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Aşk Nedir Şair

Hey şair, aşk nedir söyle dedi,
Perişan halli bir meczup deli...
Kara gözlü yare hasret mi?
Canana duyulan nefret mi?
Söyle çok bilmiş şair efendi,
Aşk nedir, ne değildir hele söyle dedi?

Mecnun’da ki aşk acep neydi?
Kara kuru leyla’ya mıydı sevgi?
Leyla’da gördüğü mevlaya mıydı?
Aklını başından alan, Mecnun’u çöllere salan neydi?
Yandıkça yanan gönül tandırndaki korsuz ateş miydi?

Yunus’daki aşk acep kimeydi;
Tapduk Emre miydi aynadaki güneşi?
Ruha dolan zikrullah'ın cezbesi mi?
Gönül dilini çözen, Yunus’u biçare eden neydi?
İçtikçe susatan, gönül çeşmesindeki tarifsiz mey miydi?

Mevlana’da aşk,
Şems ile sırrlı sohbeti miydi,?
Semadaki sırrı ilahi’nin şifresi miydi?
Mevlanayı döndüren, neyde dile gelen neydi?
Ölümü hoş kılan Şebi aruz’un sonsuz cezbesi miydi?

Nefis için aşk,
Zıtta duyulan cezbe miydi?
Cezbeden girlen alem miydi?
Kor ateş olup yakan, buz içinde nefsi kavuran dert neydi?
Fanide gizlenen baki alemin ölümsüzlük daveti miydi...

Ruh için aşk,
Bezm-i Aleme duyulan özlem mi?
Sıladaki sevgiliye olan hasret mi?
İlk nefeste ağlatan, son nefeste güldüren sır neydi?
Kabirden kozasını kelebeğe ördüren, öldüren sır neydi...

Yetim Hakkı için aşk;
Cevabı zor mu zor bilmece,
Bulmacayı çözmelisin meczup sen önce,
Elif ile başlar aşktaki ilk hece,
Nura sarılmış bekler zifiri katransı gece...
Nur için evvel zindan gerek,
Aşk için dertli gönül gerek,
Gönül demlenecek her çileden,
Çileden örülecek ipekten koza gerek,
Kozada ölüme mahkum gönüllü gerek,
Doğum için önce ölmek gerek,
Çileyi bilmezsen, kozaya girmezsen,
Aşkı sen de çözemezsin be şair,
Aşkı sen de bilemezsin be şair...

Ya meczup;
Aşk ne değildir dersen,
O Nefisten almaz suyunu,
Gönüldür aşkın tek yuvası,
Eliftir aşkın ilk kapısı,
Nazdır niyazdır hep gıdası,
Kök salar gönülde zamanla,
Eksilmez, eskimez asla,
Sonu, ucu olmaz be aşkın,
Serap misali, kavuşmak olmaz,
İçtikçe kanmak, kandıkça bıkmak olmaz,
Akıl anlayamaz, dil anlatamaz,
Vakti zamanı, yeri mekanı olmaz,
Sonunda pişmanlık duyulmaz,
Hesaba, kitaba sığmaz aşk be meczup,
Yoksa aşk ebedi aşk olmaz be meczup...

Ne dersin meczup?
Anlatabildim mi,
Aşk ne değildir?
Anlamadın mı...?
Boş ver be arkadaşım!
Ben de anlamadım,
Derdimize dert katmayalım,
Başımıza durduk yerde iş açmayalım,
Bir bilen varsa söyler elbet,
Bekleyelim görelim sabredelim,
Aşk üzerine kalem oynatan,
Laf üstüne laf koyan,
Nice aşık, nice maşuk var ya alemde,
Biri çözer bu bilmeceyi her halde,
Kördüğümü çözen İskender gibi,
Kimse bilemezse 'aşkı',
Gideriz ya arıya, ya ince belli karıncaya,
Sorarız aşkı birde onlara,
Onlar da çözemezse bilmeceyi,
Gideriz be meczup,
Yüceler yücesi mevla`ya...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Avanak

AVANAK
Heyy avanak,
Durda bir kez olsun bak;
Nasıl da dantel dantel işlenmiş HAK,
Her mahlukta vahdet-i sanat,
Haykırmakta sana “Hakkı” hem zerre, hem kainat.

Bak;
- Sahipsiz olursa “ikra” (oku) diyen kitap,
- Zemzem olmuşsa hanende şarap,
- Kaşanende gönüller olmuşsa harap,
- Secdesiz kalırsa eğer kutsal mihrap,
Baksanda bakmasan da sen eyy avanak,
Kurulur mizan, görülür bir gün unuttuğun hesap...

GooD aNd EvıL 05-16-2009 09:52 AM

Bağdat’ta Akşam;

Her akşam gün batarken Bağdat’ta,
Bir sızı dolar gönlüme damla damla,
Gökte açılırken huzur ve sükun perdesi,
Yerde kapanır kanlı vahşet sahnesi,
Günün son yolcusu güneş her akşam,
Girerken grubun koynuna yavaş yavaş,
Kapanır Bağdat’ta gamlı bir günün penceresi.

Gün solarken her akşam Al-Faw’da;
Akar gözlerimden yaş damla damla,
Yükselirken arşa mazlumun bedduası,
“Babil”den çıkar mağrur haçlı donanması,
Batılın şeytanla çiftleştiği her akşam,
Nefretin oluk oluk aktığı saraylarda,
Kapanır her akşam kanlı bir günün perdesi.

Her akşam gün inerken Irak’ta;
Arşa yükselir ezanlar dalga, dalga,
Rahmetin sicim, sicim indiği anda,
Serilir gurubun kızıl seccadesi semada,
Gönül ehli aşk ehli her gün, her akşam
Secde ederken güneşle Hakk’a yavaş yavaş,
Kapanır Irak’ta yaslı bir günün hikayesi.

Her gece mehtap doğarken çadırımın üstüne,
Bürünür kanlı Bağdat sim siyah mateme;
Lal oldukça islamın şakıyan bülbülleri,
Görmez elbet “Ehl-i Salib’in” şaşı gözleri,
Dilde gönülde eski bir şarkının sözleri;
“Gurbeti duya duya, bugün de akşam oldu arkadaş”
Yankılanır Bağdat’ta Diclenin dertli sesi.

Bağdat’a saraken seher vaktinin esenliği,
Özlerim Pınarların huzur veren sesini,
Kavakların türküsünü ninemin ninnisini,
Yıldızlar, gökyüzünün yetim öksüzleri,
Çocukluğumdaki gibi, çağırıyorlar sanki beni,
“Ver elini çocuk, haydi ver elini,
Kapatalım Bağdat’ta rezil bir günün perdesini”.

Bağdat’ta gün doğmadan önce şafakta;
Binsem diyorum sessizce Anka Kuşuna,
Çıksam gök kubbeye tekbirlerle gizlice,
Aşk ateşi ile yaksam, tutuştursam bu gece,
Gökteki kandilleri öksüzlerle bir,bir,
Yayılırken minarelerden ecdadın ezan sesi,
Başlasa Bağdat’a rahmet dolu bir kandil gecesi.

Bağdat’ta bu akşam, battı güneş, bitti bir gün,
Doğdu mehtap şimdi, sustu silah sesleri,
Gönlüm yıldızlarla gayri tatlı muhabbette,
Dilim yalnız ve yalnız Hakka’ı zikretmekte,
Gözlerim gökte ilahi güzelliği seyretmekte,
Ruhum yeniden Bezm-i Alemde,
Doğacak yep yeni bir günü beklemekte.

Güneş doğarken her sabah Bağdat`ta,
Kapanır gökte huzur ve sükün perdesi,
Açılır yerde rezil bir günün penceresi,
“Siyah Altun” zulüm olup dönerken sahibine,
Ecdadımın “Ahı” çıkar sanki aheste aheste,
Her gün, her akşam yeni baştan, sil baştan,
Başlar “Kavm-i Necip” millettin sabırdan çilesi,
Yazılır Irak’ta Alem-i İslamın ibret dolu hikayesi.


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:11 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.