![]() |
Bir Birey, Bir Rapor
Umutların bittiği, anıların yıkıldığı Çokların artık bizden bıktığı Anlaşılmıştır. Haykırı bu şiire çok aykırı Karanlık geçlere kalındığı Eski vardiya yalnızlığın arttığı Anlaşılmıştır. |
Bir İstanbullunun Not Defterinden II
Sokaklarda gerçeğin yüzleri Park etmiş kaç yüz kaldırımlarda Bir yol Bulmaya çabalar arabasız. Yalvarmalı izleyerek taşıtları Bir araca bin de nasıl binersen bin Zifoslar fışkırtarak üstüme Basar gider arabalı. Bir mahşerde itile kakıla Sindikçe sinerek Ben bu yaşa gelmiş adam Başka yere gidemem ki. Bu duraktan bu otobüs Ne zamanları geçer Sorarım, gülerler: Bekle, Baba! Beklerim kış yaz ayaz Kuyruklarda İstanbul'da yaşıyorum Yaşamaksa. Kaynak: Söyleriz, 1979 |
Bir Kış Akşamı
Pencereye kar düşünce Çalar akşam çanı uzun, Evi düzen içinde Hazır sofrası çoğunun Gezgin-göçebe kimi de Gelir karanlık yollardan kapıya Toprağın serin özsuyu Açar altın, kemer ağacında. Yolcu girer içeri sessiz, Eşiği taş yapar acı. Duru aydınlıkta, sofrada Ekmek, şarap parıltısı. |
Çağın Tanığı Olmak
Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Yukardan aşağı, boş küpler, Soldan sağa Hangi harfleri koymalı Ki çözülsün bilmece? Diş diş Kalıntı çağ mazgalları Sonra yeni katmanlar Bir intihar gibi içerde. Aldatışı yakınların Bilinseydi Kime inanacaksın Ki hangi yolları yürümeli? Çocukluk, gene ancak çocukluk Gerçi o da acı Ama iyi ki var Yerine hangi mutlu yaşantı? O nineler, o kızlar, o evler De yoksa Kimin bu toprak Çok düşünmüşümdür. Onu benden, beni ondan ayıran Düzenler Bırakmaz bizi bize, bölücü Olmuş nice değerler, ben de ölmüşümdür. İçindeyim, diretiyorum çağa Size ne miyim ben, siz bana nesiniz? Bir hayal, bir masal mı eski Ama ben görmüşümdür. Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. |
Çatışma
Yazıyorsa kendini utanç bağışla kendinden ötesi gürür ben bağışlanır hangisi nasıl ayıracağız. Büyür çıkmaz yıkılır çöker bencillik umut sevgi baraj kurtuluş küskünlük gibi bir şey nasıl barışacağız. |
Çıkmak
Bizi kimi kitaplara, mektuplara, yapılara Çeken, kendimizden dışarı çıkmak. Yürür kaplumbağa bir yolu sessiz Yaprakları sonbahar, ölü park. İşte ancak bir yerde birazcık oturmak Ve ayrılmak çıkınca, yollar, dünya! Siz dolaşırken gece sokaklarında Striptiz evlerinde bir delikanlı Sorar: Çıkalım mı? Belki aşk bu! Bir gün bakar ilerde kendi gibi biri Ama artık çok geç! Işık söner, karanlık karşı kıyı Ve dolaşır lâbirentte yumak. O ki bir gözüpekliği yiğit şövalyelerde O ki dağlarda Ferhat yalın ayak. Bu çağlar kıt zamanlar bizi bize komazlar O ki aşk, ürkmüş ceylân ve tutsak. Açar üzgün, kumaşlar hışırtıyla yanarsa Urban kırk mı, kırkını da çıkarmak - - Çöz! Açar göze aldın mı, tut ki açtı: Çok kısa bir süre - - başlar güz. Dünya! Yu ellerini yalnızlık sularında. Kaynak: Yaz Dönemi, 1961 |
Çocuklar
Çarşılarda bir şey Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı. Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra yavaş bir sesle Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor Biraz et biraz meyva isterler. Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona Kaşıklarla beraber büyür bir üzüntü Yağların şekerlerin çayların Uykularda bile bitiyorsa Annelere düşündürdüğü. İnsanlara tezgahlara kağıtlara kolaydı Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı. |
Donmuş Dallarda Çiçek
İyidir beraber olmamız Yaklaşmış, değişik. Duyulur çevrenin gürültüsünde Issız Bizde bir şey eksik. Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik Çökmüş birdenbire ağır: Bir kırık gülüşte Yitik Ümitsiz hatırlanır. Bulmak gibi tıpkı Karlar altında kayıp uzanırken ova Yolu kendiliğinden, Donmuş dallar esen ılık rüzgâra Çiçek açar çekingen. Aldanarak, unutulmuş Senin yolun ayrı, benimki ayrı Az sonra ikimiz de yalnız Kısa bir zaman için, saat beş suları İyidir beraber olmamız. |
Dönme Dolap
Nerden niçin mi geldim Bilmeden bir şey diyemem, ya siz? Hem hiç önemli değil Geldim, yer açtılar, oturdum Girip çıkanlar vardı Zaten ben geldiğimde. Başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi Gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi Doğrusu anlamadım bir düğün dernek mi Sonra da kimileri düşünceli, durgundu Gidenler neye gitti doğrusu anlamadım Zaten ben geldiğimde. Bir lunapark mı bir konser bir gösteri Bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı Sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti. Bak dediler baktım pek bir şey göremedim Hem her yer karanlıktı Zaten ben geldiğimde. Benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede Nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde Çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele Kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan Az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken Zaten ben geldiğimde. |
Duman
Bir dumanla dolmuş dünya Boğucu bir duman El yazması bir kitapta Bir hikaye okudum: Bakırcılar bir zaman Bir koca kazan yaptılar. Bakırcılar gece oldu, evlerine gittiler kazan kaldı dükkanda Sabah ola, aşlar pişe Sabah ola, o da gide Bakırcılar gittiler Kazan kaldı dükkanda. Kazan bekler Saatler geçer gece Bir büyücü gelir girer içeri Çalıp gider bu kazanı gizlice. Issız bir dağ başında Ateş yakar büyücü Yanma ateşim yanma Ateşin elinde mi? İçinde tılsımlı su Kazanım kaynama Kazanın elinde mi? Şeytan gelir, sorar Kaynattığın kazana Açlık, ölüm kattın mı? Kattım. Fitne, fesat attın mı? Attım. Kazan kaynar Kaynadıkça kara kara Bir duman çıkar Duman gider dağlara. Karşı yatan yüce dağlar Eğilin de duman geçe! Dağlar saf, çocuk gibi Kötülük olduğun ne bile? Dağlardan esen rüzgar Dumanı iletin hele! Rüzgar saf, çocuk gibi Kötülük olduğun ne bile? Duman aşar dağları Azar azar Şehirlere, köylere Duman uzar. Odalara, evlere Duman sızar, Gören gözler görmez olur Duman girer kıvrıla kıvrıla İnsanların kalplerine kadar. Göz gözü görmüyor bu zamanda Bu dumanı yok etmenin çaresi Kitap yazmıyor. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:56 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.