![]() |
Ben Yine Sensiz
Yine, Aşk çölündeyim... Yapayalnız... Kimsesiz... Üşüyorum... Ürküyorum... Ve... Ben... Yine... Sensiz... Eylül Gökdemir |
Beni Bana Bırak Bu Gece
Beni bana bırak bu gece... Bu gece tüm anılarımı toplayıp, Muhabbet edeceğiz birlikte... Tek tek gelip çalacaklar kapımı, Tek tek oturacaklar masanın etrafına... Kimi bir bahar akşamını anlatacak, Kimi mevsimsiz esen sonbaharı... Kimi beyazlara bürünecek, Ayaz *******le birlikte... Mayıs olacak kimi, Temmuz olacak bir diğeri... Eylül akşamları dökülecek, Muhabbetin orta yerine... Beni bana bırak bu gece... Kırılsın kadehler, Kırılan kalbimle birlikte. Eylül GÖKDEMİR...14.02.2007 Eylül Gökdemir |
Beni Senden Sorarlarsa Adımı Söyleme
Bu gece yalnız giderim kıyılara, dalgalara, Arama sevdiğim beni, bu derin sularda, Kolların kimi kucaklar, ellerin hangi parmaklarda, Ben biçare, ben yalnız ben kederli... Bulutların çok cimri, bir damla mutluluk vermedi. Gidiyorum sevdiğim, bu gece yalnız başıma. Gözlerin hangi gözlerde, kalbin hangi ismi hecelemekte? Güneşin nerede doğar, ay'ın hangi karanlık köşede? Bana doğmayacak artık, içimi ısıtmayacak benim de Beni sorarlarsa senden adımı söyleme... ''Yakılacak Kadındı O'' dersin, bu şehirde. Şimdi yalnız giderim, körfezin en izbe yerine. Dudaklarımda buruk bir tebessüm, Gözlerimde eski bir aşktan kalan hüzün... Eylül Gökdemir |
Beni Sensiz Sokaklarda Sakın Arama
Her insan biraz yalnızdır hayatta, Nerde duyulmuş yalnızlığa koyuldu yafta, Hep yarın demiştin gelmedin, ya bu hafta? Sensizliği mehir biçtim, muaccel değil, müeccel hatta.... Yollara baktım, uçuştu kelebekler, A benim sevda sözlüm, gönlüm seni bekler, Hele bir adım at, çık yola ne olur, aşılır engeller, Sensizliğe ferman yazdım, vursun boynunu keserler... Şiirler yazıp, mısralar döktüm yollarına, Ayrılık pek yaman, halat sardı kollarıma, Bir sevda türküsü, bir ağıt yaptım, çoban kavalına, Beni sensiz sokaklarda sakın arama. Eylül GÖKDEMİR...08.02.2007 Eylül Gökdemir |
Beşinci Mevsim
Seni yağmurdan sonra bekleyeceğim. Yağmurdan sonra seveceğim seni... Belki bir sekizinci renk olursun, Gökkuşağına meydan okuyan... Yağmurlarda bekleyeceğim seni... Gecenin karanlığında seveceğim seni... Gökyüzünü aydınlatan renkler içinde bulurum diye... Sokağımın tavanında arayacağım, Tek tek sayarak yıldızları... Seni... Seni bir kuyruklu yıldızda bulacağım... Bulutlarda bekleyeceğim gelişini... Sen dolu bulutlarda... Ağlasınlar diye yalvaracağım onlara, Seni görebilmek için... Günün ilk ışıklarında arayacağım seni, Geceyle gündüzün buluştuğu o ilk saatlerde... Güvercinlerin sabahı selamladıkları, Martıların şarkıya başladıkları o ilk saatlerde... Kumsalın çektiği o hasrette arayacağım seni... Dalganın kumsala olan aşkında... Köpük köpük kopuşunda... Seni arayacağım sevgilim, seni... Ne güzeldir seni aramak varlıkta, yoklukta... Gözbebeklerimin karanlığında bekleyeceğim seni... Seni yağmurdan önce de, Sonra da seveceğim sevgili... Hasret türkülerinde bulacağım seni, Yanık içten söylenen... Okyanuslarda kaybolan, Bilinmeyen diyarlarda arayacağım, Arayacağım işte, inatla, sabırla, Kendimi kaybedeceğim senin uğrunda... Biliyor musun... ÖLÜMÜ ÖZLEMEYEN AŞKI ANLAYAMAZ diye Bir kitap okumuştum bir zamanlar... Şimdi aynı durumdayım sevgilim... Öylesine bir sevda ki... Ne ölüm ayırabilir beni... Ne yaşam senden... Sen hiç gitmedin ki benden... Ve şimdi yağmur bitip güneş açtı gönül bahçemde... Başımı kaldırıp bakıyorum gök kubbeye... İşte... İşte oradasın ve gülümsüyorsun yine... Sekizinci renk... Beşinci mevsim gibi. Eylül GÖKDEMİR Eylül Gökdemir |
Bırak Benim Yanlışım Sevmek Olsun
Sana... Bir avuç dolusu merhaba... Sana... Bir damla gözyaşı kadar sevda... Sana... Bir tutam tuz kadar sevgi... Sana... Gözbebeğim kadar değer... Sana... Yürek dolusu gerçek... Sana... Hayatımı ve aşkımı getirdim... Bir kucak papatya ile beraber... Herşeye rağmen unutamamak Sanırım bu da benim... Ha belki de diyeceksin ki Yanlış yapıyorsun, Derim ki bırak Benim yanlışım da Sevmek olsun... Sevgimle kal bir tanem... SENİ SEVİYORUM Eylü GÖKDEMİRi...14.02.2007 Eylül Gökdemir |
Bırak Deli Olayım Delin Olayım
Deli olmak elde değil, Bu nasıl bir uyku, Bu nasıl bir sevgi... Acı veriyor düşlerime, Geçiriyor dişlerini, Kanımı içerken yavaş yavaş, Ben tükeniyorum sanki, Deli olayım bırak, Giyeyim beyaz gömleği, Bağlasınlar kollarımı, Döveyim kendi kendimi... Delirtsinler beni, Cinnet geçireyim, Saçlarımı yolarak, Duvarlara çizeyim, Gönül haritamı, Sen coğrafyalarına düşeyim, Senli dağlardan geçip, Senli çöller aşayım, Adı yazılmamış bir aşık, Adı bilinmeyen bir yakut, Sen denizlerinde, Vurgun yiyip, Suya yazı yazayım, Ebruli şekillerin ortasından Kollarına düşeyim... Bırak beni güzelim, Bırak ki delice seveyim... Eylül Gökdemir |
Bırakıp Gitmek Vardı
Bırakıp da gitmek vardı şimdi dünyayı, Terketmek tüm ayrılıkları, tüm acıları, Koparmak tüm çiçekleri bahçelerden, Öksüz bırakmak vardı, dalları... Koparmak vardı tüm sevgileri kalplerden, Koparmak vardı tüm sevenleri sevgililerinden, Yetim bırakmak vardı aşkları, aşıkları... Tüm şiirleri, tüm şarkıları yok etmek vardı sayfalardan, Kırmak vardı tüm sazları tek tek, saklamak mızrabı, Bütün besteleri susturmak vardı, seni hatırlatmasın, Bir alay yanlıştan geçti yollarım, ne savaştım... Doğruyu bilmek için hayatımı harcadım... Bırakıp gitmek vardı, kıymak vardı, koparmak vardı... Kötülüğe çanak tutup, iyiliği yoketmek vardı... Vardı bir şeyler işte, servetim kaybolan yıllarımda kaldı... Eline geçiren, bir mirasyedi gibi harcadı... Yine bana hasret, yine bana hicran, yine bana... Yine bana hüzzam makamında şiirler, şarkılar kaldı... Düşündüğüm şeye de bak, kalan bir şeyler var ya! Eylül GÖKDEMİR...09.02.2007 Eylül Gökdemir |
Bilmelisin Biz Olmayı
Ay'ın gözyaşları düşmeli gecene, avuç avuç... Güneşin gözyaşları dökülmeli üzerine volkan volkan... Yanmalısın mehtabın aydınlığında, güneşin gözyaşına inat, Yıldızlar kılavuzu olmalı karanlıklarının, sade ve gösterişsiz... Uykuların yelkensiz açılmalı, sevdana, dümensiz olmalısın, Fırtınasız olmalı limanın, huzurla sığınmalısın kuytularına... Sen kalmalısın, sen olmalısın, O olmalısın, benlikten çıkarak... Olmayı bilmelisin biz olmayı, biz kalmayı, bize varmayı... Eylül Gökdemir |
Bir Aşk Son Nefesini Verdi Dün Gece
Bir aşk, son nefesini verdi dün gece Sırılsıklam çarşaflarda, karanlığın Çirkinlikleri örttüğü bir gecenin sabahında, Bir aşk, son nefesini verdi dün gece. Güneşle doğmuş, yakamozlarla süslenmiş, Dalgalarda yıkanmış, Yıldızlarla bezenmiş... Martıların çığlık çığlığa şarkılar söylediği Sabahlarda doğan bir aşk, Dün gecenin sabahında son nefesini verdi. Bir erkek çıkıp gitti kapıdan, kendi yoluna... Bir kadın, yalnız, yorgun, Bitmiş sevdasıyla başbaşa... Akşam o da çekip gidecek, Yağmurun yıkadığı arnavut kaldırımlı taş sokaklardan... Bir daha dönmemek üzere, uzaklara. Bir aşk son nefesini verdi, Sabahın Alacakaranlığında! 03.01.2007 Eylül Gökdemir |
Bir Deli Eylül
Lacivert şarkılarım oldu benim de, hüzünlerimi döktüm çöp kovasına... siyahi bestelerim oldu söyleyemediğim, devirdim kadeh yerine mısraları ve sarhoş oldum bir Eylül akşamında. Benim Eylüllerimin Nisanı, Mayısı, Temmuzu olmadı hiç. Ben yazı baharı kışı yaşamadım hiç ama hiç... Hasret ağacına takılı kaldı umutlarım, hüzünlerimden fenerler yapıp denize saldım. Oysa, oysa mavi sevdalarım olsun isterdim, pembe umutlarım. Güneşi avucuma versin isterdim yürekli birisi çıkıp gelerek. Ne beyaz atlı prensim oldu düşlerimde gezinen, ne şovalyem oldu kapatıldığım kulenin zirvelerine tırmanan. Hatta, hatta Romeo da yoktu benim kitaplarımın arasında. Helen için memleketini yok etmeyi göze alan bir Paris. Şimdi diyeceksin ki ya Mecnun, Ferhat, Tahir, Kerem, Yusuf'a ne oldu. Ah be yiğidim ahhhh. İnan bana şimdiki sevdalar da sevgiler de sevenler de naylona döndü. Geriye bir deli Eylül kaldı. Eylül GÖKDEMİR...26.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Bekleyişi
Gel efendim, hasretime çare ol. Gel efendim derdimin dermanı ol. Gel efendim sensiz işe yaramaz bu kul. Gel efendim gözlerimi yollarında kaybettim. Gel efendim derdim dermansız Lokman hekim olmaz çare Gel efendim, bilirsin sensiz bir hiçim. Zamanı olmayan zamanlardan geçtim. Sevgi derleyip, yalnızlık biçtim. Zalimin zulmüne dayanmak bile, Seni sevdiğim için kolaydır Gülüm. Eylül der ki mecnun,deli divaneyim. Aşk yolunda gezinen Leyla'ya benzerim. Sokaklarım perişan, yıkık viraneyim. Gel efendim sensiz yaşam haram bana. Eylül GÖKDEMİR Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Çığlıkları
Keşkelerle dolu çığlıklar duyarım düşlerimin en orta yerinden beni ayağa kaldıran, ter içinde uyanırım, uyanırım sırılsıklam *******de. Keşkelerle geçti hayatımız, keşkelerle vurduk elimize çekici, örs üzerinde. İnemedik gül bahçelerine, inemedik papatya tarlalarına, nazlı nazlı salınan gelincikleri yolduk acımasızca. Sevgiyi anlatır diye tek tek kopardık, taç yapraklarını papatyaların, sevgiye ihanet edercesine. Bulutlara sakladık göz yaşlarımızı, şimşeklerle haykırdık çılgınlıklarımızı. Yıldırımlara koyduk yangınlarımızı. Hep ben dedik, hep ben. Sen olamadık bir türlü, o olamadık, hele biz, biz diyemedik, bütünleyemedik aşkları, sevdaları, sürekli yarım kaldık, yarım olmaya özen gösterdik. Sevmeyi denedim deli dediler. Aşk istedim divane dediler.Dost dedim, bilemediler. İhanet dolu karanlıklarda haykırdım delicesine, küfrettiler. Keşkelerle dolu bir dünyaya geldim, tercih şansım olmadan. KEŞKE HİÇ SEVMESEYDİM SENİ. Eyll GÖKDEMİR...23.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Çılgınlığı
Ayaklarımdan ayakkabılarımı çıkarıp yalınayak yürümeye devam ettim, yağmurun ıslattığı sokaklarda, ayak seslerim duyulmuyordu.Islak çimenlere bastım, içimdeki yangın söner belki diye, serinlerdi belki ruhum buz yangını ateşlerde. Mavi düşler ayırmıştım ikimize, mavi sevdalar. İçten gülücükler toplamıştım gelincik tarlalarından, senin için. Kimsesiz sokaklarda gezen ve ayak sesleri duyulmayan bir kadın yürür Bostanlı sahilinde.rüzgar dağıtırken sarı saçlarını, gözlerinin mavisi meydan okur denizin karanlığına. Meydan okur ayın denize düşen yansımasına, yakamozlara. Çakmak çakmaktır bakışları, alaz alazdır. Aldırmaz delip geçen bakışlara yürür Bostanlı sokaklarında. Alıp başını gider, gider çocukluğunu yaşamak istercesine salıncaklara. Bir şarkı tutturur derinden, bir şarkı...Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin...Parkın yanından geçen pamuk şekerciye seslenir hafifçe, Amca bana bir pamuk şekeri verir misin...döner bakar adam ve hafifçe gülümser. Elindeki pamuk şekeri uzatır sessizce. Yine başlar yürümeye sokaklarda ne aradığını bilmeden. Gölgelere seslenir sevdiği diye. Gölgeler de yalancı çıktı der içi sızlayarak.Katran karası bulutlara el sallar çekilin, yıldızımı göremiyorum diye. Şimal yıldızı çıkar, sıyrılıp bulutların arasından ve göz kırpar, buradayım gitmedim bir yere diye. Parkın yanından geçerken durup içeriye girer ve başlar çiçeklerle konuşmaya. Sorar her birine tek tek sevdiğim geçti mi buralardan, gördünüz mü diye. Boyun büker çiçekler, güller kanatır ellerini yeter artık vaz geç bu sevdadan diye, düşman olup, küser bir daha gül sevmeyeceğim diye. Ihlamurlara yaslanır bir an, bayıltan o kokuyu içine çekerek. Siz söyleyin bari gördünüz mü onu diye. Sallanır bir meltemin ılıklığıyla nazlı bir gelin gibi ve polenlerimi saldım dört bir yana, meraklanma yakında gelir haberi diye. Ihlamurlar altında beklemeye başlar çıplak ayaklı kadın. Bir delidir, divanedir, ıhlamurlar altında yaşar çılgınlığı. Sevgisiyle avaredir. Eylül GÖKDEMİR...24.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Gönül Sayfası
Dalgalar tutulmaz, Kayıp gider parmaklarının arasından Gözlerimde anaforlar süzülür, yama yapmak niye Düğme yapacağım yıldızları gömleğinin üzerine İlikleri olmayacak açılıp kapanırken kopmasınlar diye Unutulmak mı zor bilemem Unutmak mı sensizliğin çemberinde Unuttuğum her yıl seni getirdi bana Unuttuğum her anı gerçek olup çarptı yüzüme Şarkılar senin için çaldı, Besteler yapıldı senin için Senin için dansetti rakkaseler Sevda yangınları tutuşurken yüreğimde Kastelyent sesleri çınladı kalbimin sergüzeştinde Unuttuğun her an için kahrettim Okyanusları kuruttum sevdamın susuzluğunda Bir delinin gönül sayfasında gezdim dün gece İçin için kanıyordu yüreği, için için Yağmur yüklü bir buluttur şimdi ellerim Avuçlarımda tutup sana getiririm Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Gözyaşları
Sabaha varmayan *******den geçtim, geçtim geceyi, gözyaşlarımı mey diye içerek, kendime yoldaş diye asi yüreğimi seçtim, seçtim fırtınaları göğüsleyerek. Nice dağlar aştım sabaha ulaşamadan, nice kervanlarla söyleştim, göçmen kuşlarla yarışarak. Gönle benzemez gönüller gördüm, ihanetler gördüm, bu nedir diyerek. Ferhata rastlarım belki bir sabah diyerek, dağ başlarında konaklayıp, mağaraları gezdim. Mecnunu tanırım ben diyerek, susuz çöllere düştüm. Yangınlara daldım kurtarırım belki diye, Kerem için. Oysa bir masalmış hepsi de... ne Kerem yaşamış bu dünyada, yanarak Aslı diye, ne Ferhat varmış, vurduğu her darbeyi Şirine türkü yapan, ne Mecnun varmış, sırtlanlara meydan okuyarak, Leyla diye inleyen. Aşklar da bozulmuş, aşklar da yalan olmuş, aşıklar da. Şimdi soğuk rüzgarlar esiyor gönüllerde, yaz ortasında zemheri ayazını yaşatan. İhanet kokusu sarmış şehrin her yerini ve tüm sokaklar çıkmaza dönüşmüş. Dalgalar köpük köpük güzelliğini kaybetmiş, katran karası sular. Martılar da yok artık, çığlık çığlığa selamlasın gelenleri. Bir divanedir başım, gözyaşlarımı içerim kızılcık şerbeti diye, mahzun gezer dururum sensizlik çemberinin oluşturduğu hücremde. Eylül GÖKDEMİR...22.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Günlüğünden
Gözlerine astım gözbebeklerimi, avuçlarına bıraktım yüreğimi...ne keskinmiş pençelerin bilir misin ey YAR, kan damlıyor yüreğimden deli deli...seviyorum biliyor musun, seviyorum...ben kanıyorum içim acıyor, darağaçlarına asıyorum kendimi...yüzlerce, binlerce dar ağacı kuruyorum ihanet kokan şehrin tüm sokaklarına...bedenimi ayırıyorum önce atomlarına, sonra sırasıyla gözlerimi, yüreğimi...ellerimi, ayaklarımı ve hatta gölgemi...senin için idam ediyorum her hücremi...sen, sen, sen, sen diye haykırıyor her biri...celladı oluyorum kendimin ve okuyorum infaz kararını, AŞIK BİR YÜREKTİ...hey benim saçları ıhlamur kokulu yarim, hey benim gözleri şiirler yazdıranım...bir de sevmeyi öğrenebilseydin. Eylül GÖKDEMİR...20.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Hezeyanları
Bir maske taktım yüzüme yıllarca çıkaramadığım, acılarımı, hüzünlerimi, depremlerimi, viran olmuş gönül bahçemi gizlemek için...bir maske ki, adına tebessüm, sesine kahkaha, içeriğine hoş görü dediğim...bir maske işte beni koruyan, kollayan. Öyle günler oldu ki, hançerler saplandı tam sırtımdan öteye giden, ciğerlerimi parçalayıp, nefes almamı önleyen...gülümsedim, ağlamam gerekirken hıçkırarak...şen kahkahalar attım zaman zaman, ne kadar güzel gülüyorsun dediler...ama hiç kimse bu maskenin altındaki kim demedi. Gözlerin çok güzel, engin deryalar gibi dediler, ama yine de girip yüzmeye cesaret edemediler, korktular vurgun yemekten, korktular derinlerde kaybolup gitmekten...sonra, sonra dostluktan bahsedip durdular, dostluğun ne olduğunu bilmeyen anlamayan, anlatamayan kabiliyetsiz yürekler. En kalın maskemi takındım işte o zaman, o zaman kalbim her zamankinden fazla sancıyor, her zamankinden daha fazla ağlıyordu.Zaman zaman çatladığını hissedip hemen tamir ediyordum yüzümdeki maskeyi, incitemesin, yaralayamasın, kıramasın zalimler diyerek. Saklanan narin bir yürek, hassas bir keman teli, zarif bir kelebeğin yansımasıydı çünkü. Şimdi soruyorum sizlere, maske kimlere gerek. Eylül GÖKDEMİR...21.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Hıçkırıkları
Kalktım düşümde bir ormana gittim, keşke gitmez olsaydım. Hava kararmış, ağaçların gölgesi uzamış, kuş seslerinin yerini sırtlanların ulumaları almıştı...korkuyordum. Korkuyordum içimdeki karanlık boşluğun derinliğinden, korkuyordum gel gitlerinden. Kuytu bir ağaç kovuğuna sığınıp uyuyakalmıştım, sessizce titreyerek. Seni aramıştım karanlığın bastığını farketmeden. Üşüdüm, sessiz sessiz hıçkırdım, ağladım sabaha dek. Sen yoktun ve gelmeyecektin hiç bir zaman. Uzaklarda bir yerlerden ağaçlara vuran balta sesleri gelmeye başladığında, yüreğimin kanadığını gördüm. Birlikte diktiğimiz ve aşkımızın nişanesi olacak ağaca vruyordu hain bir el. İçten, ciğerlerim sökülürcesine bir kez daha hıçkırdım. Rüya bu ya, yaklaştım ormancının yanına. Kaldırıp başını bana baktığında ağladığını gördüm, şaşırdım. Neden, neden diye haykıran gözlerle baktım gözlerinin içine. Öne eğdi başını. Gelmeyecek dedi, sevmeyecek dedi, darağaçlarını bir bir kırmayacak, seni ipten almayacak dedi. İnledim, gökyüzü sallandı, inledim, 12 şiddetinde depremler oldu, inledim, ne orman kaldı ne ormancı, yandı kül oldu. İnledim, Melekler indi saf saf. Hıçkırdım can verircesine. Ben hıçkırdım, melekler ağladı. Bir sen anlayamadın sevgimin ne kadar kutsal olduğunu, bir sen.Yemin ediyorum son nefesimi veriyorum. Gözlerim açık, yüreğim hasret gideceğim sen gelmezsen. Eylül GÖKDEMİR...24.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Umutları
Ben seni, sen uzak iklimleri özlerken, Rüzgarın olup dağıtsaydım saçlarını, Dokunabilseydim gözyaşlarına, Ben seni koklarken sen bir gülü, Dikenlerim olsaydın yüreğime batan, Kabuslarım olsaydın yatağımdan hoplatan Bölseydin en güzel yerinde uykularımı, Hazanım olsaydın, Hüznüm, Güz Güneşim Olsaydın işte bir şeylerim ve... Olsaydım ben de her şeyin senin. Pembe düşlerine girebilseydim apansız, Mavi umutlarına uçabilseydim seninle Bembeyaz bulutlardan yağabilseydim Islatsaydım seni delice sevgimle. Eylül GÖKDEMİR...26.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Delinin Yüreğinden
unuttuğun her yıl unuttuğun her an bil ki dalgalar tutulmaz, kayıp gider parmaklarının arasından gözlerimde anaforlar süzülür, yama yapmak niye düğme yapacağım yıldızları gömleğinin üzerine ilikleri olmayacak açılıp kapanırken kopmasınlar diye unutulmak mı zor bilemem unutmak mı sensizliğin çemberinde unuttuğum her yıl seni getirdi bana unuttuğum her anı gerçek olup çarptı yüzüme şarkılar senin için çaldı, besteler yapıldı senin için senin için dansetti rakkaseler sevda yangınları tutuşurken yüreğimde kastelyent sesleri çınladı kalbimin sergüzeştinde unuttuğun her an için kahrettim okyanusları kuruttum sevdamın susuzluğunda bir delinin gönül sayfasında gezdim dün gece için için kanıyordu yüreği, için için yağmur yüklü bir buluttur şimdi ellerim avuçlarımda tutup sana getiririm Eylül GÖKDEMİR...25.04.2006 Eylül Gökdemir |
Bir Erkek Sevdim Yüreği Delikanlı
Bir erkek sevmiştim, Elleri nasırlı, yüreği delikanlı, Bakışları alaz alaz, ateşe benzer, Gözlerinde her gece yıldızlar gezer, Elleri nasır, yüreği delikanlı. Az konuşur, az güler, az söyler, Bir bilmeceden çok altına benzer, At biner, kılıç kuşanır, yay gerer, Başı dimdik, eğilmeyi bilmez, delikanlı. Bir tebessümüne veririm dünyaları, Çok olmuştur bilirim, meydan kavgaları, Davası muhkemdir, bileği güçlü, Bir erkek sevdim, yüreği delikanlı. Bırakıp gitmez asla yaren bildiğini, Saklar gönlünde, dost bildiğini, Gece gündüz sayıklar, sevdiğini, Bir erkek sevdim, yüreği delikanlı, Ölüm aldı benden, adı ÇATLI ...(Meral Hanıma ithaf edilmiştir.) Eylül Gökdemir |
Bir Kedim Bir Ben Bir De Yalnzlığım
Puslu bir İzmir sabahında Yarı açık pencerem, körfeze doğru... Gözlerimde yağmur yüklü bulutlar, başım dumanlı... Bekliyorum belirsizlikte, Bir kedim, bir ben, bir de yalnızlığım... Eylül Gökdemir |
Bir Meleğin Ölümü
Dün bir meleği vurdular, iskele önünde Sırtında iki kurşun izi, kanatları düşmüş yere, Dün bir meleği öldürdüler göz önünde. Denize düşen yakamoz misali düştü iskeleye Martılar çığlık çığlığa, ağıt yaktılar masumluğa Dalgalar hıçkırdı, fail-i belli umarsızlığa Dün bir meleğe kıydılar, sevda rıhtımında Sırtından vurulur sevdalılar, yalnızlar koyunda Saf saf indiler ruhunu kaldırmaya Aldılar kollarına, götürdüler sonsuzluğa Gözleri kaldı, yüreği kaldı kumsalda Dün bir seveni vurdular acımasızca ...26.01.2007 Eylül Gökdemir |
Bir Peri Masalından Geriye Kalan(enci'ye)
Bu bizim hikayemiz, gül yüzlüm, Kaybettiğim geleceğin ve aşkımızın hikayesi, Kolay mı sanırsın gitmeleri? Nasıl da canı yanar insanın, Nasıl da kanar yüreği. Başını dik tut meleğim, Gitmeler kolay da, Bir türlü kendinden gidemez ya insan. Bir türlü kurtulamaz düşüncelerinden. Sonra eski bir sandığa tıkıştırırcasına oyuncaklarını, Bir köşeye tıkıştırırsın anıları. Bir çiçek sana onu hatırlatır, Bir şarkının notalarında bulursun kendini birdenbire, Hava dumanlıdır, Rüzgarın ıslığında onu dinlersin, Yağmur iner çisil çisil, Islanan saçlarına onun parmakları değer, Baharın kokusu onu getirir sana. Gidersin, arkana bakmadan, Hiç yaşanmamış, hiç var olmamışcasına, Gitmelerde tutuklu kalır bedenin. Bir eskiciye satmak istersin yaşanmışlıklarını, Ederi o kadar ucuzdur ki kıyamaz, geri alırsın. Herşey sende gizlidir oysa. Sen yüklü bulutlardan yağarsın düşüncelerinin ortasına, Serseri bir mayın gibi patlarsın ve Sevmeler yayılır meydana. Kazan kaldırır tüm duyguların, Kılıçlar çekilir, yaylar gerilir, mızraklar fırlatılır Kalbinin tam ortasına. Gitmelere mahkum edersin yalnızlığını. Bir peri masalından geriye kalan Sen ve yaşadıkların olur. Asla pişman olma. Kal desem, gitme desem, Seni seviyorum desem. Yaşanacak güzel günler var desem, Biliyorum inanmayacaksın bana. Ama bil ki seni seviyor bu sersem. ...senin için döküldü bu satırlar Parmak uçlarımdan klavyemin tuşlarına. Eylül GÖKDEMİR...01.02.2007 Eylül Gökdemir |
Bir Sevdadır Çeçenistan
Bir sevdadır Çeçenistan, deli bir fırtına... Gözlerimde kor ateşler tutuşur, bakarken öz yurduma... Deli boranlar karışır uykularımın en umarsızına... Yalnız kurtlara eşlik eder analar, Kafkas dağlarında. Gece kurt kuzularken çıktık ortaya, selam sana... Bayrağını dalgalandıracak çok Şamiller var burada, Kadınıyla, çocuğuyla, ihtiyarıyla, ne olur ağlama. Eylül Gökdemir |
Bir Seven Bekliyorum
Bir seven bekliyorum, ıssız sahillerin kıyısında Bir seven ki, gel-gitleri olmayan Bir seven bekliyorum, herşeyi ben olan Bir seven ki, düşleri ben, hayalleri ben, gerçeği ben Bir seven işte, herşeyi benden beklemeyen Öylesine bir seven bekliyorum, uzakları yakın eden Önce sen sevdiğim, önce sen, diyen... Bir seven ki, sevdiğine başka bir hayatı tercih etmeyen... Bir seven istiyorum, gözyaşımı silen değil, beni ağlatmayan, Bir seven istiyorum, saçımın teline değen rüzgarı, Taaa alnının ortasından vuran... Bir seven sadece, bir gönlü olan... İstemem başka kollarda gezip, bana kırıntılar sunan...(!) Eylül GÖKDEMİR Eylül Gökdemir |
Bir Şair Öldü
Bir şair doğmuştu İstanbul Tophane sırtlarında, Bir şair öldü bugün, Cesedi Şairler Mezarlığında... Sağ yanımda Ümit Yaşar OĞUZCAN, Sol yanımda Orhan VELİ... Ayak ucumda Hatıralarımdır koşan... Bu bir cehennem belli ki... İstanbul, Hayallerimin katili. Eylül GÖKDEMİR Eylül Gökdemir |
Bir Şarkı Söyle Benim İçin
Öyle bir şarkı söyle ki, Yüreğinin türküsü olsun... Yankılansın bir çoban kavalından... Öyle bir şarkı söyle ki, Vursun aşıkların gönül teline... Öyle bir şarkı söyle ki Acıların uçsun gökyüzüne... Yıldız yıldız serpilsin gecenin içine... Karanlıklara göz kırpsın senin için... Öyle bir şarkı söyle ki, Bir sen olsun içinde bir de yüreğin... Öyle bir şarkı söyle ki, Yağmurlar yağdırsın susuz kalmış gönüllere... Bir sen olsun damlalarında, bir de sevdan... Öyle bir şarkı söyle ki, Sabahı aydınlatsın ışığıyla, Isıtsın üşüyen ellerimi, güneşim olsun... Öyle bir şarkı söyle ki, Yol olsun, sevgiye götüren... Yüreğinin şarkısını söyle bana hadi... Son nefesimde gülümseten... Eylül GÖKDEMİR...15.12.2005 Eylül Gökdemir |
Bir Tutam Sevda
Bıraktım yüreğimi rüzgarlara... Sevdadan uzak...yapayalnız... Bir o öksüz... Bir o yetim... Bir o kimsesiz... Açamam söyleyemem kimselere... Gönlümün hicranını... Bir güz yangınıdır... Yakar, kavurur acımasız.. Bir ben öksüz... Bir ben yetim... Bir ben kimsesiz... Bir yudum sevgi... Bir fiske mutluluk... Bir tutam sevda... Bir damla yağmurdur... Düşmez gönül bahçemin uçurumlarına... Güneşim battı... Doğmaz oldu *******ime gözlerin... Gelişine sevinemedim... Gidişini özlediğim gibi... Her gidişinin sonunda, Seni bekleyiş başlardı... Sevdim gidişini bu yüzden... Sevdimmmm... Sevmedim hiç bir şeyi... Senin gelişini beklemek kadar... ...27.12.2005 Eylül Gökdemir |
Bir Yudum Sevgi...(Kavil)
Neleri nelere değişiyoruz değil mi... Bir yudum sevgiyi, Bir anlık öfkeye... Bir fiske mutluluğu İncitmelere... Bir damla gülücüğü İhmallere... Dil yarası bu, Hiç iyileşmez ki... Ve zaman, Parmaklarımızın ucundan Kayar gider... Ben bilirim ki Kocaman bir yüreğin var... Ama seni üzen nedir Bir bilebilsem gece gözlüm... Ölümse ölüm... Yaşamaksa yaşamak... Kavlimizde var mıydı, Bırakıp da kaçmak? ...30.10.2005 Eylül Gökdemir |
Bu Sana Son Seslenişim Son Yazışım İstanbul Çocuğu
Hadi git, gitmelisin, beni duyuyor musun, seni içimde öldürdüm... Yüreğimin patikalarında açan papatyaları toplayıp, Öbek öbek nergisler kattım hayallerimi gün ortası, Sana çıkmazlar, sana cam kırıkları, sana tozlu yollar, Sana dikeli teller, sana duvarlar, ama en önemlisi ise, Bir ömür yetecek kadar pişmanlık ve ihanetler kaldı. Git artık, yerin yok burada, ne sesin, ne hayalin kaldı. Taze bahar dalında umutlarım var ellerimde, Her dalından tomurcuklar fışkıran, pespembe... Mavi bulutların çevrelediği, morcivert dağların eteklerinde, Şırıl şırıl çağlayanların doğduğu pınar başında konaklayan, Yeşil başlı ördeklerim, suna boylu dilberlerim var artık, Sen yok oldun artık, ne kelimelerim anlatır senin aşkını, Ne cümlelerimde gezersin dolu dolu, gözyaşlı... Bu sana son şiirim, son cevabım, İstanbul çocuğu... Benim şehrimin sokaklarında gezmez ihanetlerin soğuk soluğu. Eylül Gökdemir |
Bu Sokaklar
Bu sokaklar... Beni benden alıp, Her köşebaşına Gölgemi resmeden Bu sokaklar... Bu kaldırımdaki Ayak izlerimiz Bu telaşlı Adımlarımızın altında İnleyen bir yeryüzü! ! ! Dünya mıdır Ayaklarımızın altında inleyen, Yoksa ben miyim Bu siyahi gecede kaybolan... Yapayalnız, Yağmurun ıslattığı kaldırımlarda Yürek sesimdir yankılanan... Eylül Gökdemir |
Bu Şehrin Sokakları
Bu şehirde de Yağmur var be gülüm... Bu şehrin Sokakları da ıslak, Bu gece... Bu şehirde de Birileri mahzun... Birileri küskün... Birileri ağlamaklı.. Ah bu şehrin sokakları... Her köşebaşında, Kaybolan bendim... Bu şehrin Sokaklarında... Eylül GÖKDEMİR...15.02.2007 Eylül Gökdemir |
Bulutlar Islandı Kederinden
Kalbim acır, bu ümitsiz sevdanın ağırlığından, Canım yanıyor sevdiğim, yanıyor inan, Takatim kalmadı, bu amansız ayrılığın ardından, Demiştim ya, elimizde patladı bu sevda, İnce cam kırıkları dağıldı dört bir yana, Derin kesikler açıldı şu garip bağrımın ortasına, Ben kanarım, içim acır bu kesif karanlıkta, Bir kuş havalanır bir yerlerden, uçar gider Bir kadın içli içli ağlar, baykuşlar dinler Biter gün, güneş batar tepelerden, Bulutlar ıslanır, hıçkırır, kederimden. Eylül GÖKDEMİR...01.02.2007 Eylül Gökdemir |
Can Yakmaz İtiraflar
Çare olsaydı sevdadan vazgeçmek, Çare olsaydı bir kalemde silip gitmek, Çare olsaydı gülü dikensiz kılmak, Çare olsaydı düşlere şiir yazmak, Yanar mıydı canın bu kadar... İnkâr etme, hadi Can yakmaz yalanlar kadar, İtiraflar... 03.03.2007 Eylül Gökdemir |
Celladım Oldun
Hangi dağın yamacından dökülür hayatım bilemem... Hangi taşı eskitir, nereyi aşındırır... Ben bir yolcu, akar giderim, yol bilmez, iz sürmez... Köklerine ulaşırım, yalçın kayaların, hayat vermek için... Sen söyledin ben dinledim... Duymadın sessiz çığlıklarını yüreğimin... Her sözün bir hançer, her kelimen celladım oldu... Bu benin sevdiğim olamazdı, olmamalı... Hani sevgi dolu diller zehir saçmazdı... Şimdi düşerim yalçın kayalıklardan aşağı... Eylül Gökdemir |
CEVAP VERİYORUM...Elif'ime
Ağlatma beni deli sevdam Söyletme beni cannnnnn... Gözlerime dolu dizgin koşan, Özüme kızgın mühür vuran, Sesime çığlıklar katan, Bir Elif var şimdi, uzaklardan çıkıp, Gerçeklerime konuk olan. Yazalım be gülüm, yazalım, iste can kurban... Birlikte çizelim mutluluğun resmini, Birlikte oluşturalım hayatımızın çizgisini, Tutayım ellerinden sakın düşme kıyamam, Al yüreğim senindir tastamam... Kalk mühür gözlüm, titremesin ellerin, Kanamasın yüreğin sana kıyamam... Ya birlikte kalkarız bu hengameden, Ya da ellerini asla bırakmam, Batarız battığımız yere kadar... Yanımda sen ol yeter ki, hiç pişman olmam! ! ! 18.03.2007...Cevaptır Elif'ime... Eylül Gökdemir |
Ceza
Kölelik sanırız da, Hep çabalar dururuz... Aşktan kaçmak için, Ne hileler buluruz... Kaybettiğimiz anda, Başımızı taşlara vururuz... Gidenler geri dönmez, Hep gidemezler sanırız... Vazgeçilmez değil hiç kimse, Sadakati unuturuz... Özgürlük sandığınız şey, Aslında en büyük cezadır. Eylül GÖKDEMİR Eylül Gökdemir |
Çanakkale Mirascın Benim
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela, Bakıyorsun Avustralyayla birlikte, Kanada... Ya Yeni Zelanda, Ya Cezayir, Ya Müslüman Hindistan... Nasıl da yalancı oluyor, memleketime göz diken düşman... Yüreği elinde çarpışıyor, bir avuç kahraman... Ya İstiklal, Ya Ölüm, kanla boyanmadıkça her parçan, Sana yok, ırkıma yok izmihlal, Hakkıdır Hakka Tapan, Milletimin İstiklal... yetiş Seyyid onbaşı yetiş... Boğazı ha geçti, ha geçecek bu düşman, yetiş... Allah bir, bu vatan senindir, koru mabedinin taşını, Ey millet uyan! yoksa kesecekler bak soyunu sopunu... Yer yarıldı, gökler haykırdı hep bir ağızdan... Bir şair haykırdı yine, yazdı destanını aziz milletin, Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk, titre ve kendine dön... Dört saatte geçerim, İstanbul bizimdir diyenlerin, Soluğu kesildi boğazda, mezarları çok derin... Çanakkale, şehitler diyarı, üzülme mirascın benim... Bir karış toprağına, tüm sülalemi veririm! ! ! 18.03.2007 Eylül Gökdemir Çanakkale Mirascın Benim Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela, Bakıyorsun Avustralyayla birlikte, Kanada... Ya Yeni Zelanda, Ya Cezayir, Ya Müslüman Hindistan... Nasıl da yalancı oluyor, memleketime göz diken düşman... Yüreği elinde çarpışıyor, bir avuç kahraman... Ya İstiklal, Ya Ölüm, kanla boyanmadıkça her parçan, Sana yok, ırkıma yok izmihlal, Hakkıdır Hakka Tapan, Milletimin İstiklal... yetiş Seyyid onbaşı yetiş... Boğazı ha geçti, ha geçecek bu düşman, yetiş... Allah bir, bu vatan senindir, koru mabedinin taşını, Ey millet uyan! yoksa kesecekler bak soyunu sopunu... Yer yarıldı, gökler haykırdı hep bir ağızdan... Bir şair haykırdı yine, yazdı destanını aziz milletin, Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk, titre ve kendine dön... Dört saatte geçerim, İstanbul bizimdir diyenlerin, Soluğu kesildi boğazda, mezarları çok derin... Çanakkale, şehitler diyarı, üzülme mirascın benim... Bir karış toprağına, tüm sülalemi veririm! ! ! 18.03.2007 Eylül Gökdemir |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:02 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.