![]() |
Ayrılık Vurur
Ayrılık vurur gönlüme İnce, ince dokundurur, Mektup yazayım gülüme, Hıçkırıklar yutkundurur. Hasret götürür ölüme, Yanık selâ okundurur, Selam salın bülbülüme, Aşkı kime dokundurur Ali Kaybal |
Bahtı Karayım
İçimde bir boşluk, ben kimi arayım, Yıkıldı, viran oldu gönül sarayım, Gidemem gurbet ele, bur da durayım, Gün bile doğmaz oldu, bahtı karayım. Acı olsa da haberin ben alayım, Yolunu gözlerim ben derde kalayım, İste benden canımı onu salayım, Can tene sığmaz oldu, bahtı karayım. Ali Kaybal |
Bakışların
Kimseler bilmiyor, ne efsundur bakışların, Bir sultanın gözüne erer de handan eder, Göz yaşım dinmiyor, ne vurgundur yakışların, Kara sevdası tene değer de candan eder. Ali Kaybal |
Bayram Olması
Bayram denince, İçimi bir coşku kaplamıyor, Ramazan da geçmesin, Bırak, her gün orucumu tutayım, İftar saatini bekler gibi, Kapıdan gireceksin diye bekleyeyim, Herkes iftar topunu, Ha atıldı, Ha atılacak, az kaldı, Diye, koşturup beklerken, Ben, Gözlerim kapıda, Ha vurdu, ha vuracak diye, Kalbimin atışlarını dinleyeyim, Son günüm arefe olsun, Açlığa alıştı bu beden, Suzusluğa alıştı bu ten, Yalnız, Yokluğuna alışamadı bu gönlüm, Dursuz zaman, Geçmesin artık sensiz bir an, Son günün akşamında, Saat 12'de dursun bütün saatler, Bütün ihtişamıyla, Gökyüzünde ay, Etrafında yıldızlar dursun, Gecenin karanlığında, Bilir misin? Beni onlar avutacak, Ertesi günü biliyorum, Bana bayram olmayacak, Herkes gidip gelecek, Benim ruhumsa bomboş, Herkes hatır soracak, Benim gözlerim aranacak, Zannedersin dünya loş, Çünkü sen yoksun, Keyfim, Gönül zindanlarından dışarı çıkmayacak. Ali Kaybal |
Bedel
Gözlerin göremediği, Aklın tasavvur edemediği, Alabildiğine bir dünyaydı dostluğum. Bir çizgi çektin, Elinin uzandığınca, Bir çukur açtın, Avuçlarının aldığınca, Benim dediğin, Bir tohum ektin içine, İhanet….. Hazmedemedin, Verilen genişliği, Verilen bolluğu, Parmaklık koydun önüne, Oradan bakmaya mahkumsun şimdi, Gardiyandan başka gören, Parmaklıklardan başka dokunan, Halini soran olmayacak hiç, Ne olup bittiğini de anlayamayacaksın, Ta ki, İhanetin seni bulana kadar.. Ali Kaybal |
Behey İstanbul
Bir tepeden bir tepeye gitmekte zorlanıyor kul, Hadise mahzar olmuşsun, ecdada olmuşsun okul Asya’dan geldin, baş olmak için Avrupa’ya sokul Heybetli yedi tepede sefa sürersin İstanbul. Osmanlı diyarı şehir alimlere mekan olmuş, Han, hamam, yol, kervansaray, her taraf külliye dolmuş Sana dost olanlar memnun, düşman olanlar kudurmuş Sen seni sevenlere hep kucak açarsın İstanbul. Bağrında evliyalar yatar, inancın sarsılmaz hiç Dünyanın güzelliğini sunarsın, can vermek hariç Güneş düşer üstüne, altın gibi parlıyor haliç, Sevgililere bir sevgi de sen katarsın İstanbul. Karadeniz'e açılan yönde hırçındır sahilin Marmara kıyısında çay bahçesinde günün sakin Boğazın soğuk suyuna bakışların bir çevrilsin Anıları kaleme bir bir aldırırsın İstanbul. Bir kolun Avrupa’yı kucaklar, bir kolun Asya’yı Ayasofya’da bulursun elinde asa İsa’yı Sultan Ahmet de görürsün sen Resulü Kibriyayı Görende cennet hissini uyandırırsın İstanbul. Mimar Sinan’la şahlanmış Süleymaniye camisi Ruha bir incelik vermiş ecdadımın mimarisi Mührünü vurmuş da geçmiş sultanların her birisi Onları sen gördün ve sen adlandırırsın İstanbul Cıvıl cıvıl güvercinler, hoş sohbet dolu bir mekan Ecdadıma sembol olmuş çınarla kaplanmış her yan Eyüp Sültan’a koşuyor manevi bir haz arayan Yüreğe ateş düşürüp sen yandırırsın İstanbul. Cazibesiyle büyülü alemdir Kapalı çarşı Tarih kokar Yerebatan sarayı, Dikili taşı Topkapı sarayında taht kurmuş en usta nakkaşı Her gönülde bir güzellik barındırırsın İstanbul. Koynunda inciler gibi dizilmiş dokuz Adalar Rüzgarla dans eder suyun, üzerinde yakamozlar Heybelisi, Büyüğü var, Kınalısı, Sedefi var Adalardan gelir yar bir şevk kaldırırsın İstanbul. Çoban çeşme, Viran saray, ne güzel Bahçelievler Osmanlıdan bize kalmış Havuzlu köşk bir şaheser Londra asfaltından geçin havalimanına gider Mavi gökyüzüne doğru havalanırsın İstanbul. Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt şenlenir Bakırköy’de Yemşeyil ormanlar kurulmuş Atatürk’ün emriyle Osmanlı’nın izini görürsün Çarşı Camisinde Geçmişle bu günümüzü kaynaştırırsın İstanbul. Su sarnıcından kemere medeniyet Bayrampaşa Edirne kapıdan Rami’ye tarih yazıldı taşa Ecdada dil uzatılmaz, kötü söz söylenmez haşa Otogarından metroya yaslandırırsın İstanbul. Havası suyu derler ya, işte öyle bir yer Beykoz Anadolu hisarından yürü küçük suya biraz Dökülür zevk ile İshak Ağa çeşmesinden bir haz Kimine saray, kimine köşk yaptırırsın İstanbul. Bak Galata kulesinden bir mozayiktir Beyoğlu Ermeni, Yahudi, Rum'u yaşıyorlar hepsi mutlu Gecesi bir başka alem, yıldızlar bile kuyruklu Hoş görü sahibini burdan baktırırsın İstanbul. Sultanları ağırlarken görürsün sen Beşiktaş’ı Boğaz içinde yol alan gemiye verir telaşı Dolmabahçe, Çırağan’ın yönetimdir tek uğraşı Güzel yurdum Türkiye’yi kalkındırırsın İstanbul. Plajları, barajları bir harikadır Çatalca Yer altında oyulmuşlar, mağaralar var uzunca Şifalı su kaynağındır İhsaniye, Istıranca Hasta olan dertlileri canlandırırsın İstanbul. Güvercinler kanat çırpar, bir başkadır Eminönü Sirkeci’den tren kalkar, Cağaloğlu söyler dünü Beyazıt’tan gelen sesler anlatır kör döğüşünü Kimi alim olur, kimini saptırırsın İstanbul. Camisiyle külliyesi bize gösterir Fatih’i Yedi kule zindanları ne zor anlatır tarihi Aksaray’ı, Fındıkzade belki en güzel talihi Bu günlerden yarınlara sen vardırırsın İstanbul. Boğaza seyrü sefer var, vapur kalkar Kadıköy’den Bölük bölük asker çıkar Selimiye kışlasından Medet gelir Haydarpaşa askeri hastanesinden Fener coşkusunu burda sen başlatırsın İstanbul. Sadabadı yaşadık, gelip geçtik kağıt haneden Cirit oynadık derede, ok atar olduk vadiden Akıllar perişan oldu burada açan laleden Akılları isyana bir sen kaldırırsın İstanbul. Rumeli’nin kavakları yakışıyor Sarıyer’e Emirgan’da açar güller, saçarsın hep gönüllere Hünkar suyu ile şifa verirsin dert çekenlere Halk için değerleri sen kullandırırsın İstanbul. Aydos dağı duman olmuş, yine gamlı Sultanbeyli Gariplerin son durağı ılgıt ılgıt vurur yeli Göçünü yüklemiş gelmiş yarinden ayrılmış belli Aşıklara yuva olur barındırırsın İstanbul. Yeşilin içinden mavi denize açılır Şile Yaban çiçeğidir aslı meydan okur gibi güle Nazlı nazlı vurur rüzgar yelkenler açılsın hele İnce dokunmuş bezinden giyindirirsin İstanbul Nişantaşı, Teşvikiye, Ok meydanı güzel Şişli Abideyi hürriyetin var gökten arza inişli Bir de Darülacezeyle uzatırsın şefkat eli Mağdur olanları bir sen hoşlandırırsın İstanbul Doğal güzellikleriyle sahile dayanmış Tuzla Türlü kır çiçekleriyle bezenmiş yanında yayla Çam ormanlarıyla süslü genç kız gibi güzel hala El tutuşmuş aşıkları kıskandırırsın İstanbul. Muhacir gelmeden evvel vakfedilmiş Ümraniye Sultan Ahmet vermiş onu Aziz Mahmut hüdai’ye Birkaç selvi ağacını dikmiş mezar taşı diye Taşını toprağını altın sandırırsın İstanbul. Bir sevda çiçeği gibi bağrını açmış Üsküdar Hasret çeken gönülleri kız kulesinde ağırlar Son nefesi verenleri Karaca Ahmet karşılar İyisini kötüsünü uzandırırsın İstanbul. Bizans surlarını aşar geçersin Zeytinburnun’da Merkez Efendiyle çile sararsın onun yurdunda Yeni kapı mevlevisini bulursun en sonunda Tövbeye yönelen canı sen kaldırırsın İstanbul. Günü gün eder balıkçı köylerinden kalma izler Asude yalılarında geçmişi anarız bizler Sende şad olur gönüller, sende birleşir denizler Bu güzellikle herkesi sulandırırsın İstanbul. (Not: 29 kıtalıdır) Ali Kaybal |
Beklenen İnsan
En güzel endam ve biçime konulmuş insan Beden denen kafesten niçin yükselir figan Emri İlahiye uymuyor şimdi Müslüman Dünyanın akışına uymuş huzur bulmaya. İnsanın ihlali var alev sarmış her yanı Acıyla kıvranır entrikaların kurbanı Tuzağa düşmüş belli, elbet yanacak canı Verilmiş ruhsatı yok bu dünyada kalmaya. Adili Mutlak olan Allah tek kalıcıdır Zalimden mazlumların öcünü alıcıdır Zalime karşı bir zalim Hakkın kılıcıdır Gaflete düşeni bulur musallat kılmaya. Kurtarsın buhran içindeki kıvrananları Anaların bacıların dinsin feryatları Yetişin ey saadet asrı kahramanları Hakka şahit olmaya, kula rehber olmaya. Ali Kaybal |
Ben Bilirim
Dinle can dinle, Bir şeyler kabarıyorsa içinde, Aynen ocakta kaynayan süt gibi, Kabından taşacak biçimde, Kaynatan ateşini söndürecek gibi, Sonra, Etrafını bir hava kaplayacak, İnsanı zehirleyen gaz gibi, Ama, Nefsine hoş gelecek, Zannedersin ki, Herkes sana imrenecek, Önünde herkes küçülecek, Gözünde herşey küçülecek, Diyeceksin ki; Ben bilirim, Ben bilirim, Farkında mısın? Kibir olup bulutlardan baktığını, Kendince yağmur olup aktığını, Sonunda, sel olup çıktığını, - Ben bilirim, ben bilirim, Kimsin lan, kimsin sen? Sende hasıl olmadın mı bir damla nutfeden, Kurt musun, kuzu musun? belli değil sesinden, Yokuşa akıtacaksan suyu, Yok edeceksen içinden huşuyu, Katledeceksen tevazuyu, Diyeceksin ki; - Ben bilirim, Kıracaksan dost kalbini, İnciteceksen sevdiğini, Kaybedeceksen kimliğini, Diyeceksin ki; Ben bilirim, O zaman sadece şunu bil; Kıçın yerde, burnun havada kibirden, Hiç farkın yok, mezarlıktaki kabirden. Ali Kaybal |
Ben Yalnızım Dünyada
Kimse görmez yıldızların yüksekten bakışını, Duyarım yaprağa değen rüzgar hışırtısını, Çiçek açmaya çalışan tomurcuk çıkışını, Ben yalnızım dünyada, hem kalmışım tek başıma. Yıldızlar parıldar, olmaz yerdekinin önemi, Sabahın karanlığında görürüm ben şebnemi, İçimde yaşatırım ayrılıktan cehennemi, Ben yalnızım dünyada, hem kalmışım tek başıma. Yıldızlar göz kırpsa da vermez güneşin şavkını, Bilemezler kadehe mey olan bağın ışkını, Bilemezler garibin gönlünde yatan aşkını, Ben yalnızım dünyada, hem kalmışım tek başıma. Ali Kaybal |
Ben Yapamam Güzel
Diline gelen her lafı edersin Rüzgarın ardına düşüp gidersin Giderken bir parça söküp göçersin Senin nazını ben çekemem güzel. İsteğin bitmiyor her sözün emir Dayanamaz sana olsa da demir Cevap veremem her söz düğümlenir Önünde eğilip çökemem güzel. Binensin limandan bir yelkenliye Denizler aşarsın başka ülkeye Bakınamam artık her söylentiye Ardından göz yaşı dökemem güzel. Buranın havası bozuldu deyip Göçünü yüklersin çadırı söküp Dermani bulunmaz sevdaya düşüp Peşinden çadırı sökemem güzel. Ali Kaybal |
Benim Sevdam
Yerde sürünürsün ab-ı hayat pınar gibi Göğe uzanırsın gölge salan çınar gibi Yedi kat yer altında dokuz kat gök arşında Gözyaşımı istersin aşkımı sınar gibi. Sağa sola savurur rüzgar bulutlarını Damla damla dökersin yağmur damlalarını Hasret ile dökülen aşkın gözyaşlarını Senin için döktüm ya gülersin kınar gibi. Ali Kaybal |
Benler
Zariftir, Dalına da konar, gülüne de konar, Kelebeği zarif kılan, kanadındaki bendir. Güzeldir, Dileyene de kanar, gülene de kanar, Kalbine güzellik katan, yüzündeki bendir. Bencildir, Derinden de alır, yüzünden de alır, Keyifleri bencil yapan, nefisteki bendir. Şirrettir, Deveyi de dalar, gazeli de dalar, Sevenlere şirreti salan, şeytanındaki bendir. Berekettir, Dağına da yağar, bağına da yağar, Kazancı bereketli kılan rahmetteki bendir. Ali Kaybal |
Bırakma Beni Anne
Anne … Bir lokma ekmek için Gönderme beni buradan uzaklara Varsın soframızda zeytin olmasın Senin kara gözlerin yeter bana Varsın bir tas çorba da olmasın Ben elinden kuru ekmek yemek istiyorum Yarama sürecek bir merhem de olmasın Bir yerin ağrıyor mu dediğinde İşte şuram, diye sana demek istiyorum Ellerimi tut, bırakma beni anne Saçlarımı okşa, bırakma beni anne. Bindirecekler beni bir arabaya Sen ardını döneceksin Bense yapışacağım sonuna kadar cama İnmek isteyeceğim göz yaşlarımla Eksoz dumanlarının arasında Son bir ses ayıracak artık bizi Koş ardım süre, bırakma beni anne Peşimden gel, bırakma beni anne. Hiç tanımadığım insanlarla kalacağım Onların gösterdiği yerde yatacağım Onların verdiklerini yiyeceğim Onlara göre giyineceğim Diz çök de otur diyecekler Başımı eğip önlerinde oturacağım İstedikleri gibi tarak vuracaklar saçıma Senin kınalı avuçların mı diye bakınacağım Belki canım yanacak biraz Belki de görmeyecekler dökülen göz yaşımı Halbuki uçları çatlamış parmaklar uzanır Ah canım benim, diyerek silerdi onları Şimdi, sen de göremeyeceksin Ağlayan sesimi de duymayacaksın Bir daha belki dokunamayacaksın Duy artık, bırakma beni anne Haydi gel artık, bırakma beni anne. Aylar, yıllar geçecek Günler birbirini kovalayacak Ben yandım dedikçe Birileri sırtımı sıvazlayacak İçindeki ateşle sen de yanacaksın Bir gün dayanamayacaksın Beni verdiğin kapıya dayanacaksın Gidip gidip gelecek ellerin kapının tokmağına En nihayet vuracaksın Kapıyı açan kıza soracaksın Beni tanıdın mı? diye Asıl o zaman yıkılacaksın Küçük kız soracak Sen kimsin? Ali Kaybal |
Bir Daha
Aktı zaman,daraldı süre, Otobüsün kalkmak üzere, Umurunda olmasın çevre, Döne, döne sarıl bir daha. Kollarını dola boynuna, Aşkı fısılda kulağına, Kurban olacaksan yoluna, Sıkı, sıkı karıl bir daha. Okunan hüzündür yüzünden, Bir damla süzülür gözünden, Otobüs gidemez önünden, Kötü güne darıl bir daha. Onu senden alıyor yollar, Saçlarını ağartır yıllar, Aşkın dalında solar güller, Kavuşmaksa, nasıl bir daha. Dermani der ayın doğmadı, Yakacak güneşin kalmadı, Yüreğin bedene sığmadı, Aşk uğruna yakıl bir daha. 04.06.2001 Ali Kaybal |
Bir Daha Asla
Ey güzel Gönül pencerenden içeriye girdim Kalbini çalıp kaçacaktım Lakin Gözlerim gözlerine takıldı Bir an vurgun yemiş gibi Dizlerimin feri kesildi Olduğum yere yığılıp kaldım. Hırsızlık için gelmiştim Senden medet diliyorum Kaldır artık üzerimden Bakışlarının hançerini Tövbe diyorum bir daha Bir genç kızın kalbini çalmaya Gönül penceresinden girmek mi? Bir daha asla..............18-09-2005 Ali Kaybal |
Bir Kahpe Kurşunun Ardından
' Dökülen kana, alınan cana razı değiliz. Ancak bunu fırsat bilerek dinden de çıkmanın bir alemi yok ' Kör ölür badem gözlü olur, böyle der atalar Körlerin arkasında saf tutmuş sağır kıtalar. Sızla ey zaman sızla bu iş seni de zedeler Fırsat kolluyormuş meğerse tüm haramzadeler. Ermenisi, Rus'u, İngiliz'i bela sarıyor Türk düşmanları durumdan vazife çıkarıyor. Ellerini atmış ülkemi karıştırıyorlar Lazdır, Çerkezdir, Kürttür diye ayrıştırıyorlar. Canı yananın elbet kalbinde bir nefreti var Ölem masum mu? Geçmişe bakın ihanete var. Utanmadan bir kara sürdüler geçmişimize Soy kırım iftirasını attılar üztümüze. Herkesin kanı çekti, tutup peşinden sürüdü Ermeni olmuş da hepsi İstanbul'da yürüdü. Ey kahpe felek hazırla sen yeniden sahneni Unutturdun bize Kerkük'de kırılan Türkmen'i Ağla gözlerim geçmişe Osmanlı ruhun yok mu Dünya ağlıyor bun Dermanî ağlamış çok mu? Ali Kaybal |
Bir Kıvılcım
Ne bir naz eyledi ne de çıkıştı Ne bir umut var, ne gözler çakıştı Benim yüreğime dertler yakıştı Kuramadım güzel senle alaka. Melul durdu gözler boşa bakıştı Yüreğim gümlerdi, köze karıştı Gözlerimdeki yaşlar dertle yatıştı İster bir ömür ver, ya bir dakika. Bir dakika için kirpik kırpıştı Yıldızlara kadar sanki yarıştı Bulutlara girdi yağmur yapıştı Sele dönecek yaş bence harika. Ali Kaybal |
Bir Neden Söyle
Gönlün benden yana da neden dudak bükersin, Ben varırım yanına, sen hep uzak düşersin, Ben yanarım aşkınla, sen serince gezersin, Bana da dokun desem, boran olup esersin. Nice güller çevirdi, ben olmadım dalında, Senin için kahroldum, sevdanın yollarında, Sen sarılmak istedim, istek yok kollarında, Bulamadım bir neden, niçin bana küsersin. Yükselen dağ olsa da,dayanamaz önümde, Ferhat'ın dağ deldiği gibi ben delerim de, Senin aşkın yatıyor, göremedin gönlümde, Ölüme razıyım ben, ayrılıkla üzersin. Ali Kaybal |
Bir Olalım
Aşık olacaksak birbirimize, Bir maden gibi, Uç uça lehim olup kaynaşalım. Hayatı paylaşırsak ikimize, Bir dane gibi, Kursağa sehim olup doluşalım. Neşe bulacaksak sevgimize, Bir yunus gibi, Sulara ganim olup oynaşalım. Hasret düşeceksek gönlümüze, Bir bülbül gibi, Şakıyan gülüm olup koklaşalım, Bir beden, iki can, çoklaşalım. Ali Kaybal |
Bir Öpücük Yetmez
Olsun da gönül bahçem, güller dikenim olsun, Bulsun sevenim derdim, hasret çekenim olsun, Gelsen aşığım, sessiz kal yaş dökenim olsun, Sarsın boynumdan kollar, bir öpücük yetmez. Sorsun beni dağlardan, aşkım çimenim olsun, Yolsun beni bağlardan, açsın çiçeğim olsun, Sevsin yüreğinden, can koysun dileğim olsun, Sarsın boynumdan kollar, bir öpücük yetmez. Ali Kaybal |
Bu Nasıl Sevgi
Ne bir sevinç var içimde Ne bir umut verir biçimde Seni her gördüğümde Bakınıyorum çaresiz. Bilemiyorum hiç Senin elinden kurtulayım mı Yoksa bağrıma taş basıp Elinden tutunayım mı. Senin olmadığın zaman İnan resmini sarıyorum Yanımda bulacak olsam Girecek yer arıyorum. Biraz olsun avunurken Resmini önümden kaldırayım mı Her şeye rağmen diz çöküp Önünde yalvarayım mı? Senin sevginde artık Bir vefa göremiyorum Verdiğin bana hep çile Bir sefa süremiyorum. Son umudum kalpte kaldı Almak için saldırayım mı İçimden kopardım deyip Namazını kıldırayım mı? Söyle hangisini yapayım ben Senin yoluna mı sapayım Senin yolundan mı sapayım Kendimi nasıl durdurayım. Ali Kaybal |
Bu Yarin Kendisi
Benim kalbin senin aşkın, ya, sen iç, Bu keyf değil, bu yarin zevki dersin, Ne benden derdi sordun, bilmedin hiç, Bu dert değil, bu yarin şevki dersin. Dudaklar kalbe sunmuş derdi, al geç, Bu yar değil, bu yardan gayri dersin, Siyah benler oluşmuş, rengi sen seç, Bu ben değil, bu yarin kendi dersin. Ali Kaybal |
Bulamadım
Yıldızları küsmüş, gök yüzünde haşmet bulamadım, Sevdiğim darılmış bana, tatlı sohbet bulamadım, Yıkılmış gönül Kabe’m, yüz süremezsin duvarına, Sevgisiz dokunan ellerde keramet bulamadım. Yağmurları düşmüş, gök delinmiş, rahmet bulamadım, Sevdiğim sırtını dönmüş bana vuslat bulamadım, Sıkılmış gönül kabım, gül koyamazsın kenarına, Sevdasın solunan yerlerde nedamet bulamadım. Dermani dalgalara durmuş, metanet bulamadım, Sevdiğim ayrı düşmüş uzakta hasret bulamadım, Takılmış gönül gözüm, yol bulamazsa yanlarına, Çileyi sararım aşkından nihayet bulamadım. Ali Kaybal |
Can Muhammed
İstemem ben inci güher, Gönül gözüm seni ister, Söyleyelim hep beraber, Muhammedim, can Muhammed. Sünnetinden aldık ilham, Uzak düştü bize haram, Getirelim salat, selam, Muhammedim, can Muhammed. Rahmet oldun alemlere, Nurun doldu gönüllüre, Rehber oldun alimlere, Muhammedim, can Muhammed. Kevser sana oldu şarab, Senden uzak kullar harab, Bizi yoldaş eyle ya Rab, Muhammedim, can Muhammed. Dermani'yim yok imkanım, Cennet olsun tek mekanım, Kalbimdeki hep yakanım Muhammedim, can Muhammed. Ali Kaybal |
Cehennemdir
Yaprağa hayat veren, üzerindeki nemdir, Çayı önemli kılan, kıvamındaki demdir, Yaradan'dan korkmuyor taklidi müslümanlar, Onlara iman veren ateşli cehennemdir. Ateşli cehennemden gelmez bizim yolumuz, Hakikatle yoğrulmuş toprağımız, suyumuz, Dostluk olan bahçede açar bizim gülümüz, Dost olmayan bedenin kendisi cehennemdir. Ateş yok cehennemde, malzeme kucağında, Arayacaksan ara, sevabı günahında, Azap dünyasını, sen belleme uzağında, İnançsız bir dünyada, yaşanan cehennemdir. Ali Kaybal |
Cinaslı Mani
Sorma beni güzelim Çeşmenin ben taşıyım Sen yorulma boşuna Suyunu ben taşıyım. Ali Kaybal |
Cürüm
Aşkın gerçek değilse, olursun aşktan bıkanı, Bir daha silemezsin yürekten aşk sabıkanı. Ali Kaybal |
Çiçek Oldum
Çiçek oldum yolunda, bir damla suya kandım, Ağladım hep kolunda, göz yaşıyla yıkandım, Gölgelerin koynunda seni sularda sandım, Ağlayarak boynunda konuşmadan susandım. Ali Kaybal |
Çile Yolu
Çile yoludur sevda, binbir türlü acısı var, Göz yaşı dökülse de her kalbin kiracısı var. Ali Kaybal |
Dayanamam
Gözlerinde sevda yoksa bakmam ateşine, Lav püsküren volkan olsa da yine yanamam, Gönül verirsem, kök salarım yârin gönlüne, Sevdiğim daldan bir yaprak düşse dayanamam. Ali Kaybal |
Dert Besler Aşk bekler
Sevdalansın yüreğin, sevdayı dert beslermiş, Sevda sensin, çile sensin, beni benden alsın, Terk ederken sevilen, kalbini aşk beklermiş, Sevda sensin, çile sensin, beni benden alsın, Sevgiler ay gibi parlak ışığın göndermiş, Dertlerim son bulacakken yeniden aşk alsın, Gönlümün terkibi sensin, aşığın ben dermiş, Dertlerim son bulacakken yeniden meşk alsın. Ali Kaybal |
Diriliş
Cehaletten kurtulup marifet yüklenelim Akıl, mantık içinde hisleri terkedelim Tebliğe hazır olup ümitle beklenelim Bir yol bulup çıkalım dünyanın zevklerinden. Deryada boğuluyor şöhrete yenik düşen Ateşte yanmaya hazır çılgınca eğlenen Kurtuluşa şahlanın bu tahribata rağmen Bir hal bulup çıkalım dünyanın kasvetinden. Tüm aleme rahmetti onun indirilişi Onun nuruyla mümkün insanın dirilişi Zulüm bitsin, son bulsun mazlumun ezilişi Dileyelim şefaatinden merhametinden. İnsan kendini yeniden idrak etsin artık Vicdanlar bu davete iştirak etsin artık Gönüller nur cemali iştiyak etsin artık İstifade edelim biz Hakkın rahmetinden. Ali Kaybal |
Diyemedim
Kötü açmadım, korkunu yen diye, Kalbimde aşkın, tutkunu sen diye, Ruhunu versen bedenime diye, Adamlık bende kalsın, diyemedim, Tenim aşkınla yansın, diyemedim. Yanına geldim, yolcu seven diye, Gönül yorgunu olmaz, eğlen diye, Sevgi kumrunu buldun, yeğlen diye Adamlık bende kalsın, diyemedim, Tenim aşkınla yansın, diyemedim. Dedi kodunu yapmadım, şen diye, Etmedim eza, gülü gülşen diye, Cana girmedim, derdi deşen diye Adamlık bende kalsın, diyemedim, Tenim aşkınla yansın, diyemedim. Dermani dermi, huyum öğren diye, Uğrunu sevdi, gönül veren diye, Yanımdan geçsin, yaşı silen diye, Adamlık bende kalsın, diyemedim, Tenim aşkınla yansın, diyemedim. Ali Kaybal |
Diz Çökerim Önünde
Sarılsan sevdiğim sen, gerdanından öpeyim, Dola kollarını, ben benlerini göreyim, Gül bahçesi gibisin, aç sinene gireyim, Boyun bükerim bende, diz çökerim önünde. İstersen, gülün olup dallarında biteyim, Dallarına konayım, bülbül gibi öteyim, Gözlerde hasret olup, yalınız ben tüteyim, Boyun bükerim bende, diz çökerim önünde. Ali Kaybal |
Dünkü Anılar
Bu gün bilinir miydi, dünkü anılar olmasa, Gözün gibi bakar mıydın hiç, güllerin solmasa. Ali Kaybal |
Düşen Süngü
Tövbekarım diyorsun, kötülük senden mi geçti, Mecalin kalmamış belli, yoksa süngün mü düştü? Ali Kaybal |
Düşman Bu ********ler
Şehveti şarapla azdırıyorlar Namusun içine sızdırıyorlar Sağlam olan nesli bozduruyorlar İnancın düşmanı bu ********ler. Haramı helali karıştırıyorlar Kibirle insanı kırıştırıyorlar Düşmanı içinde barıştırıyorlar İslam'ın düşmanı bu ********ler. Rüşvetle yoğrulur alın teri Fakirin cebinden çıkmaz elleri Seni yok etmede kahpe dölleri Müslüman düşmanı bu ********ler. Gelse de atılan zarda düşeşler Gençleri yutuyor kumarhaneler Heder olur burda körpe beyinler Memleket düşmanı bu ********ler. Lokmanın içine zehir katıyor Peynir ekmek gibi esrar satıyor Hainler bir olup kurşun atıyor Milletin düşmanı bu ********ler. Dermani'yem ben de doğru söylerim Dostu görürsem tutar eylerim Dost içinde yalnız kalsam neylerim Dostumun düşmanı bu ********ler. Ali Kaybal |
Efsane
Yapılan işe avane gerek, Uyulur ise anane gerek, Dillere destan aşk yaşayan, Olacak ise efsane gerek. Ali Kaybal |
Elden Ele Dolaşırım
Hüzün dökülsün şarkılar, nağmelerle inleyim, Kaplasın bütün benliğimi, yalız ben dinleyim, Çileyi sararım tek, düşünme hiç kiminleyim, Elden ele dolaşırım, yaş silen mendil gibi. Ruhumu sarmış aşkın, senden başka ne dileyim, Doğarsın gökyüzünde alemi ben de bileyim, Ömrüm savrulur hazanla son deminde güleyim, Gönüllere kavuşayım gün gören kandil gibi Ali Kaybal |
Evlen Benimle Kız
Bir şarkı tuttururdum, her yerde söylerim ben, Şeytan diyorki evlen, gönlünce kız bulursan, Kalbimce bulduğum kız hoşlansa iltifattan, Teklif eder sorardım, ten yandı ıstıramdan. Akşam gezip tozardım, yandıkça intizardan, Arzum çoğaldı, bir dans pistinde ihtirastan, Bir od düşürdü sandım, yandıkça ıstırabdan, Evlen benimle sen kız, evlen düğün edersin. - - v / - v – - / - - v / - v - - Ali Kaybal |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:17 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.