www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Yahya Harbalioğlu (https://www.cakal.net/showthread.php?t=143152)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Bu şehirden giderim sevmezsen beni
Islanamam buranın yağmurunda tek başıma
Serçelerin karşıma çıkmasına dayanamam
İmkanı yok
Ayrıldığımız köşelerden geçemem
Sana gösterdiğim dilenciye imrenemem
Yakınına bile yaklaşamam
Tüm şehri gören tepenin
Taş fırlatamam kıvrılan nehre
Hiçbir nergisine dokunamam dokunaklı kırların

Kırık taşları kalsın tozlu kaldırımların
Işıltılı levhalar
Halıların sarktığı balkonlar
Duvar yazıları
Ve yırtık afişler
Dağınık saçlı ve sümüklü çocuklar
Bekleyedursun duvar diplerinde
Bu şehirden giderim beni sevmezsen başka çare yok
Yediveren güller yedi kez alır canımı yoksa
Elim kanamıştı sana dererken bir çiçeği
Her bakışta gücüm yok kalbimi kanatamam

Gözden ırak olan
Gönülden de ırak olurmuş
Tek dayanağım bu çünkü
Seninle gördüğüm yerleri sensiz göremem
Bu şehirden giderim sevmezsen beni
Pasaklı bir öksüz gibi
Tek başıma bu şehirde çürüyemem

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Bozuk bir terazi şu gamzelerin
Biri aşağıda biri yukarda
Dalda iki bülbül yaralar derin
Biri aşağıda biri yukarda

Gamzeler sahilde paslı kayıklar
Gözler ki derin sırları saklar
Dalgalar art arda durmaz sayıklar
Biri aşağıda biri yukarda

İki şahin gamzeler yüze üşüşmüş
Merhametleriyse yalnızca düşmüş
Bizim gibi onlar da ayrı düşmüş
Biri aşağıda biri yukarda

İkisi tuhaf esrarengizdir
Huzur ülkesine götüren izdir
Yıldızlardır gamzeler sanki ikizdir
Biri aşağıda biri yukarda

Gamzeler gecede ateşböceği
Aydınlatıyorlar kara geceyi
Aşk bilen okusun iki heceyi
Biri aşağıda biri yukarda

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Beşiktaş'a bahar geldi gelecek
Artık bu şehrin kıymetini kimler bilecek

Rüzgar ta uzaklardan getirecek sevdaları
Hayat bir çiçek şair de çalışkan arı

Sonra yağmur başlayacak aniden
Az sonra da güneş barışacak yeniden

Çilingir sofrası da kurmak vardı hani
Bir dinleyen olacak derdi yani

Dünya memleket derdi gönül derdi
Hayat bize acıdan başka ne verdi

Hüzünlerden bile şiirler çıkarmak varken
Gitmek akıl karı mıydı biz acıları kovarken

Yaş otuz beş yolun yarısıydı daha
Hesabı yanlış çizmeli İtalyanların da

Bir ömür yetmez aşka sen de haklısın
Ve toprak altında değil kalplerde saklısın

Yağmur çoğalır az sonra ahmakları ıslatıyor
Akşam bulutlara farklı bir renk katıyor

Hüzün müdür sevda mıdır hayat mıdır
Bu koku nedir neye karışmış ıtır

Cıvıl cıvıl hayatı nasıl bırakıp gittin usta
Terk ettin şair tayfaları bu masmavi okyanusta

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Ne yapsam da borcumu ödeyemem ben sana
Karşılıksız bu ömrü hediye ettin bana

Üşütmeyeyim diye soğuklarda yoruldun
Ağladın gülmem için gülmemle huzur buldun

Yemedin hep yedirdin içmedin hep içirdin
Uykusuz aç kim bilir ne ******* geçirdin

Ninnilerle salladın beni sen beşiklerde
Yanıbaşımda belki bekledin döşeklerde

Hasta olup üzdümse affet beni ne olur
Gün olur emeklerin mutlak karşılık bulur

Yaşamamı sağladım sen güzel anneciğim
Yaşadıkça ben sana hep dua edeceğim

Bir gün ayrılsam bile senin güzel yüzünden
Asla şaşmayacağım öğrettiğin izinden

Karşılıksız ve sonsuz seveceğim herkesi
Sadakat va özveri evladının ilkesi

Kara toprak üstünde mavi göğün altında
Denizin ötesinde yüce dağın ardında

Her zaman ve her yerde kalbimde olacaksın
Aldığım her övgüne hep dua alacaksın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Hatırlamak ve özlemek bir bilsen ne güzel seni
Ve sevmek hele ne güzel ey güzel seni

Sana dairdir her söz seni anlatır her şiir
Her mısra her beyit her gazel seni

Bir gülümseyip bak bana o bal gözlerinle
Alamasın benden asla o yedi düvel seni

Hep mutlu kalman ben razıyım saçların imza olsun
İkna etsin ne olursun canım için ecel seni

Tebessümünle zaman inan baştan başlayacak
Her şey tekrar var olacak bak bekliyor ezel seni

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:30 AM

Yedi tepeli derler ama
Kaç tepesi vardyr Nedim bile bilemez
Bir tasy acem topragyna bedel sehrin
Söylenen dar gelir hayata ve aska
Hele aska
Fuzuli bile anlatmaktan korkar

Ayaklarym çözülüyor sen kumral saclaryny baglarken
Tebessümün dilini bilmedigim efendim
Nasyl vazgecerim ondan
Gamzelerin kylycyndan degil korkum
Ydamyma üzülmen beni ürkütür

Umudumu kestigim zamanlarda
Hüzün hastalygymy kirpiginin nesteriyle kesen doktorumsun
Bana hayallerimi ögreten ögretmenim oldun artyk
Yedi tepesisin bu sehrin anla lütfen
Kadri bilinmeyen Acem mülküsün

Hayallerimi bir fotografa nasyl sygdyrmy?syn öyle
Kac cilt söz anlatmaz o bakysyny
Kumral saclaryn omuzlarynda
Cebimde saklyyorum resmini
Ve kalbime en yakyn yerde ?imdi
Cebime sygan hayallerim

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Otuz üç metrede bir derece artar sıcaklık
Yer'in merkezi kıyamet var demek
Demirleri eritir belki
Binlerce derece sıcaklık

Kıyametler koparken ama
Yer'in mağmalı merkezinde
Serçeler cıvıldar Yer'in yüzünde

İşte böyle canlarım
Bedeninizin derinliklerinde
Bir mağmaya dönüştürse de kalbinizi
Gitgide katmerleşen acılar
Tebessümünüzle bahar gelmeli yüzünüze
Menekşe gözlere karışmalı
Kahkahanın cıvıtısı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Yüz çevirmiş sana gönlüm bakma o yarin ardından
Sevmez artık anla ağıt yakma o yarin ardınan

Yıkmasın hiç umudunun pembe pancurlu evini
Çarpıp gitsin kapıyı bırak çıkma o yarin ardından

Bunca gözyaşların belki doldurur bir koca tası
Gurbete gitti hiç dönmez dökme o yarin ardından

Dağların ardında unut güneş gibi hasretini
İnan ki eritir seni akma o yarin ardından

Altını üstüne getirme altı gün olmadı daha
Sinendeki altın köşkü yıkma o yarin ardından

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Saflaşıyor insan çaresiz zamanlarda
Bir işık arıyor
Kaybolduğu soğuk
Nemli
Ve karanlık kapkaranlık yalnızlık tünelinde

Tamam diyebilsem keşke ben de
Unutabilsem
Ve karışıp hayata
Tertertemiz gülüşünü denize atabilsem

Hatta Sirkeci'ye inip mesela
Galata Köprüsü'nde
Yağmurda ıslanırken balık avlayabilsem

Resimlerinden takılarından
Örneğin ne bileyim
Bende neyin varsa işte
Poşete koyup hepsini hepsini
Boğaziçi'nden fırlatabilsem

Sarayburnu'nda kayalara çarpan suyla
Yıkayabilsem zihnimi
Gazi''de duvardan bir afişi koparır gibi
Seni kalbimden koparabilsem

Aklımda hiç izin kalmasa
Ne Sarıköşk'ün laleleri
Ne Şile'nin yeşili
Aklıma hiç gelmese hiç hiç
Yanımdan gittiğin gibi gitse hayalin

Senin gibisini bulabisem olmaz mı ki
Çiviyi çiviyle sökebilsem ciğerimden
Diyesim geliyor ama
Çocuksu bir istek benimki
Kaç güneşi var ki dünyanın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Yağmur yağdı mı
Seller sular denize koşar
Karıncalar yuvalarına
Trenler istasyonlara
Ben ellerim bağlı ellerine yanarım yağmurlarda
Mavi semalarımın beyaz bulutlarıydı ellerin

Yağmur yağdı mı
Fesat yüklü sonbahar rüzgarı
Yaprakları birbirine düşürür
Sonra sıvışır tepelerin arasından
Zaman bu oyunu oynamıştı bana
Bir çocuk gibi kanmıştım sevgine
Saçların sonbahar rüzgarıydı senin

Yağmur yağdı mı
Deniz çıldırır
Uzun havası kan ağlatır tellerin
Ben yapraksız dalda ıslanan kumru gibiyim
Zamanın açacağı hediyemi beklerim
Bulutlar arasındaki güneşi

Rüzgarın sağı solu belli değil ki
Kara bulutlar şimşekler çakar yüreğimde
Kuşup sığınacağım ellerin yok
Yağmur yağdı mı
Ellerin öyle uzak ki çünkü
Ellerin senden uzak

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Alev alev bakışlardan kora dönmüş
Gözlerde dizilen kirpikler yanıp sönmüş

Arayı buldu
Bağladı beni sana ve kayboldu

Sürürklenen kalbim çaresizlikten bıktı
Peşinden bunca koşmam boşa çıktı

Gözler kaçar beni gördüğü yerde
Ne çözmek mümkün bu işi hem de

Ne vazgeçilir bu işten
Bahsetmek bile istemiyorum vazgeçişten

Ağzın inci hazinesiyle dolu kızıl alev topu
Diline düşenin belli olmuyor soyu sopu

Saçlar bağladı çünkü artık hediyedir ölüm
Kara bela şu saçlar kim bilir kaç bin düğüm

Ne karanlık gece bu böyle ne kadar uzun
Pembe bal yanakta ne işi var kararmış tuzun

Parmaklıklara hapsettin mi sonra ellerinle
Var bir parmağın yaralandım güllerinle

Sen bir gülsen dikendir her tırnağın
Sarmaladımı bırakmıyor kızıl kanı içen ağın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:31 AM

Bir simitle karın doyar mı yahu
Közde etle patlıcan olacaktı
Hem bedeni doyurur hemi de ruhu
Kocaman sapsarı soğan olacaktı

Masanda bitmeyen taptaze ekmek
Ekmek demek güç sıhhat demek
Bir de çoban salatası gelecek
Var ya buz gibi biran olacaktı

Yemekten sonra bir güzel tatlı
Antep baklavası bilmem kaç katlı
Hemen sonrasında renk renk paketli
Şöyle has bir cigaran olacaktı

Boşveriver dünyayı yemek yerken
Vakit de önemsiz ne geç ne erken
Çevlik Samandağı Antakya derken
Gıcır gıcır araban olacaktı

Mağazalar dizilecek geçtiğin yola
Giyinmek gezerken verilen mola
Diyecekler ki vay Mehmet hayr'ola
Sağında şık bir bayan olacaktı

Telefonlar art arda daha ne deyim
Davetler efendime söyleyeyim
Bir görecekler var ya ah ben neyim
Şöyle tomar tomar paran olacaktı

Galiba bu defa yüksekten attım
Bir lira var bende ona bin kattım
Son çöp çuvalını ucuza sattım
Şu simitle bir ayran olacaktı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Sayfaların çölünde dolaşır dururum
Ayrılığın rüzgari güllerimi dökmüş
Gölgesinden bile hayır yok çiçeklerimin
Dalda diken yığını

Serçelerin daldan uçup gidişi gibi
Kolay olmuyor uçup gitmen aklımdan Delikız
Deniz tükürür beni toprak çürütür

Yabancı değilim acılara aslında bakma
Ne yaralar kabuk tutttu ruhumda
Gözyaşları heba oldu
Yağmur çamur sarı sonbahar

Senin masalın başka ama Delikız
Mevlana'nın bana öğüdüsün sen
Yunus'un sevgisi
Ay ışışığında hecelediğim Kül Kedisi
Şiirsin çünkü sen Delikız
Sevdasın
Sen kütüphane raflarında tozdan kurtardığım kitapsın

Senden vazgeçmek aşkından daha imkansız
Kavga etsem olmuyor
Etmesem zaten olmuyor

Beni bu hale sen getirdin Delikız
Mısra mısra dolaşır sayfalarda Mecnun'un
Savrulur hasretin kumları yüreğime
Yalnızlığın güneşi kavrur beni
Susuzluktan ölmezsem
Boğulmaktan korkuyorum gözyaşlarımla
Bir çocuk gibi korkuyorum ölmekten Delikız
Ölürsem kim sever seni benim kadar

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Boğulmam işten bile değil
Denizinde çırpınıyorum
Yüzünün yüzünde yüzemiyorum
Derinlerine çekiyor beni bakışların

Kılıçbalığı sanki gamzelerin
Dalgasını geçer
Yolunu şaşırmış sazanlarla
Kaşların çifte olta mı
Boğazımı sarmalayan ağ saçların

Kulaç atmam boşuna
Sana erişemiyorum
Ayağımı kaydıranlar kum gibi
Köpekbalıkları yetmez sanki

Tadı tuzu kalmıyor ömrün
Sana ulaşmak zor fırtınalarda
Vazgeç diyen piranalar sözlerin

Gülüşünde ne inciler dizilmiş bir ben bilirim
Lodosun getirdiği bulutlarını
Güneşten sıcak gülüşün siler süpürür

Çaresizliğime martılar şahit
Onlar da anlatamıyorlar ki halimi
Kuş beyinli hepsi...
Boğuluyorum burda ya...
Senin deniz bakışlarında

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Denize bakamıyorum hala inanır mısın
Gülümseyerek bakışın geliyor aklıma
Okyanuslardan derin bakışın
Dalışın maviliklere
Balığa mı martıya mı kuma mı kim bilir

Ben hala bakamıyorum denize inanır mısın
Ateşi besleyen odun sanki her balık
Yutuldukça çoğaltır ateşi
Martılar uçuşan kül bir bilsen
Küller kıyıda kum gibi
Nasıl bir iksir kattın anlamadım denize
Genzimi yakıyor deniz gözlerim yaşarıyor
Göğün denizle kucaklaştığı beyaz çizgiye mi

Neresine bakardın bilmiyorum denizin
Nasıl bir iksir kattın denize
Rüzgarı gemisi bulutu dalgası
Neresinde bu büyü bilmiyorum
Ejderha nefesi sanki rüzgar
Kavuruyor kirpiklerimi
Ateşte kızaran paslı bıçak sanki gemi
Gözbebeklerimi işaret ediyor
Bulutlar sanki hayalet
Sevdamın ruhuna musallat
Volkandan fışkırıyor sanki dalgalar
Ateşi yetmez diye tuzu kuşanmış

Dalgalarda fırlayan köpükler
Yanakları dağlıyor
Hapşırığı denizin iyiye alamet değil
Ölümden beter ayrılık
Güneş çakılyor alkanlarla ufka
Karanlığa yuvarlanıyor yaralı düşler

İlham olur şairlere her sahil
Ama sen bakarken denize
Ben sana bakıyordum
Denizden derin bakışlarına dalmışım
Anlamadım o yüzden nasıl bir büyü kattın denize
Denize bakamıyorum hala inanır mısın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Ne kadar ağlayıp dökse içini
Verdiği sırrını alıyor deniz
Nice yeminlerden bozdu kaçını
Hep tükürdüğünü yalıyor deniz

En dertli şairdir her yıl dört mevsim
Her dalgası mısra mısrada isim
Aşıkları derttaş sanır garibim
Her akşam hep yalnız kalıyor deniz

Kim baksa görür kendini onda
Gündüz mavi gece simsiyah tonda
İçli dışlı olan boğulur sonda
Hüzünlenince birden dalıyor deniz

En derine gizler büyük sırları
İncilerle döşenmiş derin yerleri
Bulup yarin olduğu diyarları
Şişeyle haberi salıyor deniz

Köpüklü dalgasın içmiş sarhoştur
Şair dostun kafası daha bir hoştur
Ve alemlerinden gayrısı boştur
Yahya'dan hoş sözler çalıyor deniz

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Beklemekten yorulmaz deniz asla yorulmaz
Rüzgardan yorulmaz gerekirse hiç durulmaz

Aydınlatmaz ısıtmaz geceyi binlerce yıldız gerçi
Ay umut verir yarınlara düşleri koruyan bekçi

Nerden gelir kimbilir nereye giden rüzgar
Mışıl mışıl uyuuyan denize aşkın sırrını fısıldar

Bağrına taşları basar umutlu mavi deniz
Diplerden daha derinde şairle anlattığı giz

Denize aşıktır martılardan önce şairler
Mısraları çığlılk çığlık kirpikler kanattan beter

Beklemeyi öğretir deniz ha hırçın ha dingin
Sabır tuzdan acı umut mavi derin ve engin

Alaca karanlık ikizidir kan kırmızı şafağa
Takılmasın yürek yeter ki korku denen ağa

Yıldızlar köpükten çok kalabalık kum gibi
İğne atsan yere düşmez bir mahşer semanın dibi

Hepsi tanıktır sevdaya deniz daha çok şımarır
Hakkı var güzel denizin her şey olacağına varır

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Ne bir paşa ne bir vezir ne vezirin efendisi
Beni yardan ayrı koyan o yarimin ta kendisi

Yağmurluyken güneşliyken her zaman güzel bu dünya
Bir ağlaması yarin biri de gülümsemesi

Saçlar altın gözler yakut diş inci yürek pırlanta
Bunca servet kimin ya Rab bu yar kimin hazinesi

Hangi yıldıza sorsam kaçar benden karanlığa
Ne ola ki gökten kara şu bahtımın çaresi

İsminle haykırıp durur çırpınan zavallı kalbim
Bu şiir ki kafesteki isyankarın hikayesi

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Adam gibi konuşalım bak
Davranamam bir şey olmamış gibi
Geniş değilim o kadar
Seni her görüşümde kahrolamam
Tebessüm edip yani
Uzanıp elini tutamam
Dobra dobra söyleyeyim
Zaten başıma gelmezdi bunlar öyle olsam baştan
Seni kırmaktan korktum oldum olası
Ama hayır bu kez her şeyi demeliyim açık açık
Bundan sonra istediğin gibi davranamam
Senin gibi boşverip her şeyi işime koyulamam
Dayanamam seni saran birini görmeye
Basit gelebilir sana fakat ben katlanamam
Bana dostum deme ne olur
Senin dostun filan olamam
Görüyorsun gökyüzünden daha karamsarım bu akşam
Aynı gökyüzü kadar geniş olamam
Düzeyli ilişkilerini hayatının aklım almıyor
Bundan sonra bakışlarının altında ezilip kalamam
Bana kendini ve aşklarını gösterme iyisi mi
Hayatta bana ettiğin ilk ve tek iyilik olur daha ne işte
Ben senin kadar rahat değilim hiç olamadım olamam
Bitti deyip hayatıma bakamam
Seni gördükçe yani
Bu hayata alışamam
Medeni değilim belki senin kadar
Dustumsun diye senle tokalaşamam
Anlamaman beni doğal bu konuda
Çünkü ben de seni anlamıyorum
Ve anlayamam
Hiçbir şey olmamamış gibi
Dalga mı geçiyorsun Allah aşkına
Asla asla seni sıradanlaştıramam

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Ağla gönlüm ağla gönlüm
Ağlamaya müstehaksın
Çağla gönlüm çağla gönlüm
Çağlamaya müstehaksın

Bilmedin dost değerini
Kırdın ahbap yüreğini
Sen şu kebap ciğerini
Dağlamaya müstehaksın

Araya kattın dağları
Mühim oldu başkaları
Sen pişmanlık şarkıları
Söylemeye müstehaksın

Yabana attın ilacı
Hayırlı ola her acı
Ciğersizi baş tacı
Eylemeye müstehaksın

Dostla açtın araları
Kanattın tüm yaraları
Garip başa karaları
Bağlamaya müstehaksın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Elimde değil ellerini unutmak ne yapayım
Gözlerin aklıma geliyor her yumduğum an gözlerimi
Yine de en çok sesini özledim ben

Kumrulardan bahsetmen
Ya da siyasetten önemli değil
Bir dostun selamını iletirken
Veya bir şarkıya eşlik ederken
Beni ihya eden nefesini her kelimende
Bir bilsen nasıl nasıl özledim
Gülerken hele
Gülmeni kesmeden titretmeni sesini
Şaşırmanı bir soruyu soraraken
En çok da hıçkırığa karışmışken
Kızmanı bir sözüme
Çoğu zaman ne söylediğini umursamadan
Sırf duymak için huzur madeni ses dalgalarını
Dalmak ne güzeldi konuşmalarına

Omuzlarına düşen saçlarının hasretinden
Döktüm saçlarımı -gözyaşlarımdan beter-
Ve inci dişlerinin özlemiyle -ömrümden önce-
Çürüttüm dişlerimi

Olsun ama ben senin en çok sesini özledim
Şehrin karanlık uğultusu hatırlattı bana
Hayalini anlattığın beyaz düşlerimizi
Umutlu ve inançlı ses tonunu özledim ben senin
Her şeyini özledim senin evet
Hatta miktarını yazsam mecaz sanırsın
Ama senin ses tonunu özlemek bambaşka
Ben senin en çok sesini özledim

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Uzaktan izlemeli
Şehirleri ve nehirleri
Yüksek yerleri seçmeli
Mesela tepeleri
Ve herhangi bir zamanda da değil
İlla *******i

Paslı damları gözükmemeli şehirlerin
Tinercileri hele gangsterleri
Yılların ve yolların kirletip tükettiği çöplükleri
Hatta aç aç gezen köpekleri
Ana avrat sayıp döken muavinleri
Köprüleri ve yğın yığın lastikleri

Uzaktan izlemeli
Şehirleri ve nehirleri
Evet nehirleri
Beklemeden seherleri
Ve seher vakti esen yelleri
Parlarken kıvrımlı yerleri
Ne kokusu gelir uzaktan
Ne de görülür içinde yüzen leşleri
Hele bir de ay da gözüktü mü
Yanıp sönen yıldızlar arasında
Ne tiksinmek gelir aklına şairlerin
Ne de şehirle nehrin rezillikleri

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:32 AM

Mavinin cilvesine kapıldım
Kuş cıvıltısına
Huzurlu rüzgarına şubatın

Bahar geldi bakışlarıma
Dallarımda tomurcuklar patladı
Gülmeye hasret gözlerimin

Ama tersine döndü dünyam
Gemilerimi liimanda avladı
Buza kesmiş rügarlar

Gözlerimde açmış çiçekleri
Seller götürdü
Çiğnendi giden ayaklar altında

Buzlandı bulanık çamurlar
Çamurlarda erken açmış
Çiçekleri gözlerimin

Tipilerde çırpınır gelinciklerim
Papatyalar alışık değil
Çiğdemler açtığına açacağına bin pişman

Terk etti beni yıldızlarım
Soğuk ve ıslak karanlıklarda
Kalbim pencerem gibi kırık

Kuzeybatı rüzgarı dağıtıyor şimdi
Benim dumanlı başımı
Sonu oldu hayallerimin erken bahar

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Karanlıkta düşen her bir yaprağa üzülmelisin
Ve mutlu olabilmelisin fıstıkyeşili her tomurcuğu gördüğünde
Yıldızların sayısını kıyasla şehrin yanıp sönen ışıklarıyla
Çobana benzet mehtabı,yıldızları sürüye
Kaval çalsın rüzgar sabahlara dek
Herkesin baktığına bakarken
Kimsenin göremediğine şaşır ayakların kuma değerken
Zeytin dalına tutun hayatın
Sonra korkmadan tırman tepelere..
Yani gelmişken mavi ve siyahla dolu
Bu kocaman ve tuhaf dünyaya
Bayram yerine çevir hayatı
Yağmurun damlalarını say mesela
Bindiğin her arabanın plakasını ezberle
Kır çiçeklerini topla koşa koşa
Kiminin rengi sarhoş etsin seni kiminin kokusu
Kuş cıvıltılarına fırla her sabah
Belki bulut bile görürsün
Aklına mor kuyruklu uçurtmalar getirir
Gelmişsin artık
-ne iyi etmişsin aferin-
Bu kocaman tuhaf ve güzel dünyaya
Bayrama çevir hayatı mesela şeker bayramına
Tatlı tatlı güldün mü şeker taşar ayna

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Mutlu musun şimdi bilmek isterdim
Bana ne ki gerçi artık fark etmez
Sıcak tebessümün yalnızca derdim
Bana ne ki gerçi artık fark etmez

Sinirli ve dengesiz misin hep
Her gün artıyor mu dertlere sebep
Sonsuza dek öfken sürer mi acep
Bana ne ki gerçi artık fark etmez

Galiba azalmaz sende bu kibir
Şu kibrin yüzünden dünyam kör kabir
Belki acı çektin sen de kim bilir
Bana ne ki gerçi artık fark etmez

Yağmurdan hala mı nefret edersin
Öfkenle taşar mı yine o sesin
Kim bilir kimlesin şimdi nerdesin
Bana ne ki gerçi artık fark etmez

Sivilceli mi hep o solgun yüzün
Asabi titrek mi çıkar her sözün
Gerçek aşka belki değişir özün
Bana ne ki gerçi atık fark etmez

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Dağların eteğine yağmur düştü
Kalbime sevda
Kuruyan nehrin yatağında
İhtimalden tuğlalarla kurduğum
Gönül evim bir düştü

Göklerde bir isyan başladı derken
Bir gürültü bir kıyamet
Yıldızlardan bir ordu bastırdı
Bastıran yağmurları

Doldu taştı derken nehir
Temelden söktü
Nehrin kuru yatağındaki evimi

Her akşam tıkış tıkış olur yollar
Yol çilesinin mükafatı
Sobadan sıcak tebessüm
İnsanın evi gibisi yok

Evim evim güzel evim
Kurumuş yataklarda kurulu evim
Benim ihtimalden tuğlalarlarım
Tepe taklak olur yanağımın eteklerinde

Dağların eteğine yağmur düştü
Kalbime sevda
Kuruyan nehrin yatağında
İhtimalden tuğlalarla kurduğum
Gönül evim bir düştü

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Çarpsın kadeh yıldızlara bugün hüzünden bize ne
Yarın gelmedi ve burdayız artık dünden bize ne

Her yıldız bir cevher olsa değişmem asla bu anı
Zindandır köşk saraylar servetten ünden bize ne

Kadehlerin çinçinleri bin bir darbukaya bedel
Ahlarımız türkü bizim zilli düğünden bize

Cennetin hurilerinden elma yanaklar çalmışız
Nemize yetmez al şarap üç öğünden bize ne

Medeni ehlindeniz gönül şehrimizdedir yar
Çakallar ulusun elin boş köyünden bize ne

Hep felek üzmez ya kendi de üzülsün bir gün
Yardan haber aldık ölünecek günden bize ne

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Yalnızlığına hapsedilmişim kalabalıkların
İğne atsan yere düşmez bir tenhalık
Dile kolay müebbet sessizlik
Herkes farkına varmaz bu mahkumiyetin
Şiiri sevmek tehlikelidir bilirsin
Bir sabah kuş sesi hatırlatır hapishaneyi
Azrail denen gardiyanın eteğine asılır şairler
Umutsuz çaresiz bedbaht mısralar yarışır
Ben şanslıyım biraz da çılgın
Bir de seni görünce tümden delirdim
Kaçmak bu zındandan bütün derdim
Kalemimle kazıyorum mısra mısra tüneli
Toprak gözlerinde boy verdi özgürlük fidanım
Ve kopkoyu gözlerinde ışık belirdi
Ömrüm yeter mi bilmem
O ışığa varmaya hürriyete
Amam ilhamım oldu
Kazma darbesi gamzen
Çatılmış iki kürek kaşların
Gülüşünü gördüğüm gün ölmek istedim toprak gözlerinde
Kaçış bu geri dönüşü yok
Ama tamam artık ölsem ne ki
Kurtuluşun ışığını gördüm işte yeter
Ölürsem hür ölürüm
Gömülmüş olurum toprak gözlerinde

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Keskin bir nişancı gül yanaklarda
Kirpiklerden oklar atıyor gamzen
Gizlenmiş tırpandır cana kasteder
Dört mevsim pusuda yatıyor gamzen

Kaybolsa öldürür görünse üzer
Direnen aşığın göğsünü çizer
Şifası bulunmaz zehire benzer
İğne olup kalbe batıyor gamzen

Döker saçlarını dağlar yüzünü
Kanatır aşığın yaşlı gözünü
Girdaptır dünyanın toplar özünü
Kanı gözyaşına katıyor gamzen

Parçalar kıyıda taşı dalgalar
Paralarken serçeleri kargalar
Bir şahindir ciğerleri gagalar
Kim bililir ne diyor ötüyor gamzen

Canımı aldı ya daha ne umar
Elaleme acır bana göz yumar
Kazanmak imkansız hileli kumar
Her bakışta çalım satıyor gamzen

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Pencereyi açtım bakınca
Masmavi gördüm gökyüzünü bu sabah
Beyazla süslü maviydi gülüşü
Selamladı beni gökyüzü
Denizden daha mavi
Rüzgardan daha deli

Yüz verdi tebessümüme
Süslü püslü güzeller gibi
Gel de aşık olma bu gökyüzüne
Nazlı nazlı ağlar bazen
Sımsıcak güler daha çok
Sevgilerden daha saf bir mavilik
Dostluktan daha yüce
Yalan olmasın kızdık ara sıra birbirimize
O şimşekler çakar öfkesinden
Boynum bükük gezerim bazen
Göğün yüzüne bile bakmam
Ama bu sabah barıştık işte pencerede

Her akşam bezenir sayısız mücevherle benimki
Karamsar hüzünlü bir gelin gibi
Ona mısralar dizerim sabahlara dek
Kızarır utancıncında her seher
Sonra maviyi kuşanır
Sonra daha maviyi
Sonra masmaviyi

Her sabah kuşlarla haber salar bana
Uyanınırım gaflet uykusundan cıvıltılarla
Bir bakarım sevda dolu bekler beni hayat

Üzen üzdü beni
Gökyüzü hiç üzmedi
Zor günümde herkes çekti gitti
Gökyüzü üzerimde titredi yalnızlığımda
Bu yüzden işte
Maviliğin başımın üstünde yeri var

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Bahtımın kapkara tekeri
Gamzenin çukuruna düşüverdi
Çarptı bakışlarına gıcır gıcır yüreğim
Heba oldu gençliğim emeğim

Tepe taklak oldu hayaller
Kayısı çiçekleri açan gözlerin
Çalışkan arıların alınteri
Baldan bal tebessümün
Yanağının eteklerine savruldum
Dumanlıydı başım
Yanaşmadı kimse yanıma
Felakettim patlamak üzereydim

Bitmez bir geceydi saçlarından beter
Ellerin kadar şefkatliydi ay
Sevdam gibi yarımdı
Yıldızlar anılarımz kadar çok
Bizden ve birbirlerinden uzaktılar
Bir rüzgar vardı ki aman aman
Düşmanımdan ırak
Sessizliğin kadar soğuk

Ben dalmıştım yorgundum
Baharı bekleyen dallardan beterdim
Dökülmüştüm anlayacağın saçlarım gibi
Üşüyor olmandan korkmuştum
Kapıdan baktırıyor mevsim
Bir kenara bırakıp halimi
-beni bıraktığın gibi hani-
Senin için korkmaya koyulmuştum

Senin de ağzın var dilin yok yani
Araba devrilmeden insan bir uyarır
Kavşağı bile yok
Karanlıkta kıvrılan saç tellerinin
Meğer gülüşün pusudaymış
Asıl suçlu ah o gamzelerin

Derken görünmez kazadır oldu işte
Tüm hasap başıma patladı
Suçlu benim biliyorum
Yazdı cezamı
Havasında değildi zaman
Rüşvet de kabul etmedi
Buncağız suç şimdi reva mı bu
Müebbet sensizlik

Bahtımın kapkara tekeri
Gamzenin çukuruna düşüverdi
Çarptı bakışlarına gıcır gıcır yüreğim
Heba oldu gençliğim emeğim

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Gözlerin azılı iki eşkiya
Yaralıyor öldürmediği mazlumu
Korkudan titreyen kalbi kora çevirir
Kömür karası gözler


İki eşkiya gözlerin senin
Kalbini çalıyor adamın önce
Sonra aklını alıyor
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır
Kahrediyor sürüklüyor
Kanatıyor gözlerin çaresiz kalbi

İki eşkiya senin gözlerin
Aman vermezsin
Pazarlıksızsın gözün kara
İşinin ehli iki eşkiya senin gözlerin
Uykusunu kaçırır karşına çıkanın kurtuluşu yok

Gece kirpiklerinde gizlenen
İki eşkiya senin gözlerin
Sisli *******de çıkar soyguna
Elinden koparır mazlumun umudunu geleceğini
Direnmek nafile
Yola gelmez iki suçlu
Kim bilir hangi kafesi paralamış iki firari
Gözlerin azılı iki eşkiya

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:33 AM

Bir kurtulabilse kalbim şu kafesten
Uçup kirpiklerine konacak
Ve nasıl bir maceraya giriştiğine
Çocukça
Şaşıp kalacak..
Gizemli bir orman çünkü senin gözlerin
Kaybettirir pusulayı kuytu bir yerinde
Derken bir yağmur başlar durup dururken
Sel basar yemyeşil haritayı
Dört bir yanı yanakları şelale
Kim nasıl yığar onca bulutu
Sonsuza dek sürecek sanılır
Ğöğün kaslı ve karamsar bulutlarının hükümdarlığı
Hıçkırıklar delirtir titrek dudakları
Sonra ansızın
Tebessüm eder güneş
Huzur bağışlayan bilge yüzüyle
Gösterir yüzünü yüzdüğü semada
Pırıl pırıldır artık
Kuşsesiyle danseden çiçekler..
Farkını çıkartır hüznün
Kurdu kuşu, aynı şarkısını söyler barışın
İşte o aydınlığa tutkun
Kafeste çırpınan kabim
Kaybolmak ister fıstıkyeşilinin derinliklerinde
Işıl ışıl gözlerinde
Çocuksu ve cahil bir telaşla hem de..
Çünkü gözlerin senin
Gizemli bir orman
Balta girmemiş bir yağmur ormanı çünkü gözlerin..

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Ciğerlere saplanan hançerin pırıltısı
Gözlerindeki ışıltı
Kanlıca'da batan güneş
Sapsarı sonbaharda

Gözlerindeki ışıltı
Sönen yangının külünde direnen
Bir avuç kül

Bahar sabahlarındaki güneşe
Paptyadaki çiğ damlasına
Benzemiyor artık
Gözlerindeki ışıltı

Uzak ve titrek bir yıldızın
Karanlık gecedeki solgun ışığı şimdi
Gözlerindeki ışıltı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Hesaplamaz fidanı toprağa diken
Her güzelin mutlak kusuru vardır
Çiçekten daha çok olacak diken
En kolay işin de be bir zoru vardır

Her arı balyapmaz her yar sevilmez

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Sarhoş olup bülbül gülden
Atarken bir acı nara
Güzel geçer diye yoldan
Güller çekildi kenara

Bilinmez bu zulüm niye
Gözyaşları tek hediye
Ne de az akıyor diye
Gözler imrenir pınara

Bülbül aklı aşka ermez
Bahçelerden murat dermez
Madem hiçbir gül yüz vermez
Ne lüzüm vardı efkara

Bülbülü artık gülü duysun
Zulmün zırhını da soysun
Dikeni bir yana koysun
Melhemsiz iyleşmez yara

Bülbülüm ağla hakkındır
Hazanın artık yakındır
Her ferman zaten Hak'kındır
Talih gülmez isyankara

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Gün bundan sonra doğmasın artık
Ay göründü gözüme pişman değilim
Fırtınaya razı olmak kaderim
Şu yürek sızıma pişman değilim

Saçlarına değmek bedel bu ömre
Su getirmek için yetmez bin dere
Bıraktım suyu gitsin akacağı yere
Sürdüğüm izime pişman değilim

Cigarayla bira içip sahilde
Duydum o sesini rüzgarda yelde
Sevda gizlenemez yazıda dilde
Kapkara yazıma pişman değilim

Zaman ilaç olsun olmasın artık
Kader bana gülsün gülmesin artık
Şu gözlerim dolsun dolmasın artık
Feleğe nazıma pişman değilim

İster kolayım de istersen zorum
Aklına gelmesin başka bir yorum
Seviyorum tamam mı seviyorum
Sevgilim sözüme pişman değilim

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Sen benim ışığımsın
Sende filizleniyor heyecanım ruhum
Çiğ tanesisin gülde
Papatyada fal

Gölgede kalanlar cılız ve sönük kalıyor
Sana göründükçe açıyor erik ağaçları
Adını söyleyenlerin dilinden bal damlıyor

Serçeler sesini ne güzel ezberlemiş
Taklit edememiş bakışını nergis
Dağlar uzağında olmaktan bin pişman
Rüzgar seni arıyor her yerde

Sana yaklaştıkça güzelleşiyor hayat
Sana görünenlerin yüzü mehtaba dönüyor
Güneşim benim

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Sevda derler buna giysiler dar gelir şiirler sığ
Dolmaz aşk meydanlara nereye yığarsan yığ

Bembeyaz bulutlar kanatlanır mavi semada
Okyanusların yüzünde yeşil bir ben her ada

Kitapları tartışır pırıl pırıl gözleriyle çocuklar
Kavgaya ve aşka dair şiirleri cebinde saklar

Bacalar semalar gibi gamlansa da bazen
Rüzgar bir ozandır o zaman efkarla oflayıp gezen

Sarı mevsim şairi kara kış kuşları ürkütür
Masal dinlerken çoçuklar sobalar kütür kütür

Nergis sabırsızdır oysa topraktan fışkıracak maya
Ve baharın bayrağını kardelenlerden almaya

Her karıncanın bir yaşam nedeni var her böceğin
Kesip atsan bile yerde çarpmaz mı yüreğin

Hayatın güzelliği yanıbaşında sadece bak
Hayatın sofrasında güneş en lezzetli tabak

Karamsarlığın karanlığını parçalar şairlerin kirpiği
Bakışları umudun imge damlatan imbiği

Patlar tomurcuklar yediveren her kış her bahar
Yaşanacak bir hayat var sonsuz ufuklar kadar

Bülbül güle aşık oladursun herkese yakışır sevda
Yaşam nazlı sevgilidir yakışır ona her işve her eda

Çırpınsın hep çırpınsın sonsuz gökyüzünde güvecinler
Semalardan mavi gözlerle çocuklar aşkı öğrensinler

GooD aNd EvıL 03-28-2009 10:34 AM

Senle taşlık yolların halıdan hiçbir frarkı yok
Senden ırak güllerin çalıdan hiçbir farkı yok

Bir ağlarsa şu gözlerim kapında deniz görürsün
Sonra dersin ki evin yalıdan hiçbir farkı yok

Aynı gündür bunca zaman nazlı yar anla beni
Sensizse cumanın salıdan hiçbir farkı yok

Bir sefil Allah aşkına neylesin adil dükkanda
Ucuzun da zaten pahalıdan hiçbir farkı yok

Farkı var mı o Mecnun'un Kays denen o bahtsızdan
İşte böyle Yahya'nın Ali'den hiçbir farkı yok


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:50 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.