![]() |
Bu şehirden giderim sevmezsen beni
Islanamam buranın yağmurunda tek başıma Serçelerin karşıma çıkmasına dayanamam İmkanı yok Ayrıldığımız köşelerden geçemem Sana gösterdiğim dilenciye imrenemem Yakınına bile yaklaşamam Tüm şehri gören tepenin Taş fırlatamam kıvrılan nehre Hiçbir nergisine dokunamam dokunaklı kırların Kırık taşları kalsın tozlu kaldırımların Işıltılı levhalar Halıların sarktığı balkonlar Duvar yazıları Ve yırtık afişler Dağınık saçlı ve sümüklü çocuklar Bekleyedursun duvar diplerinde Bu şehirden giderim beni sevmezsen başka çare yok Yediveren güller yedi kez alır canımı yoksa Elim kanamıştı sana dererken bir çiçeği Her bakışta gücüm yok kalbimi kanatamam Gözden ırak olan Gönülden de ırak olurmuş Tek dayanağım bu çünkü Seninle gördüğüm yerleri sensiz göremem Bu şehirden giderim sevmezsen beni Pasaklı bir öksüz gibi Tek başıma bu şehirde çürüyemem |
Bozuk bir terazi şu gamzelerin
Biri aşağıda biri yukarda Dalda iki bülbül yaralar derin Biri aşağıda biri yukarda Gamzeler sahilde paslı kayıklar Gözler ki derin sırları saklar Dalgalar art arda durmaz sayıklar Biri aşağıda biri yukarda İki şahin gamzeler yüze üşüşmüş Merhametleriyse yalnızca düşmüş Bizim gibi onlar da ayrı düşmüş Biri aşağıda biri yukarda İkisi tuhaf esrarengizdir Huzur ülkesine götüren izdir Yıldızlardır gamzeler sanki ikizdir Biri aşağıda biri yukarda Gamzeler gecede ateşböceği Aydınlatıyorlar kara geceyi Aşk bilen okusun iki heceyi Biri aşağıda biri yukarda |
Beşiktaş'a bahar geldi gelecek
Artık bu şehrin kıymetini kimler bilecek Rüzgar ta uzaklardan getirecek sevdaları Hayat bir çiçek şair de çalışkan arı Sonra yağmur başlayacak aniden Az sonra da güneş barışacak yeniden Çilingir sofrası da kurmak vardı hani Bir dinleyen olacak derdi yani Dünya memleket derdi gönül derdi Hayat bize acıdan başka ne verdi Hüzünlerden bile şiirler çıkarmak varken Gitmek akıl karı mıydı biz acıları kovarken Yaş otuz beş yolun yarısıydı daha Hesabı yanlış çizmeli İtalyanların da Bir ömür yetmez aşka sen de haklısın Ve toprak altında değil kalplerde saklısın Yağmur çoğalır az sonra ahmakları ıslatıyor Akşam bulutlara farklı bir renk katıyor Hüzün müdür sevda mıdır hayat mıdır Bu koku nedir neye karışmış ıtır Cıvıl cıvıl hayatı nasıl bırakıp gittin usta Terk ettin şair tayfaları bu masmavi okyanusta |
Ne yapsam da borcumu ödeyemem ben sana
Karşılıksız bu ömrü hediye ettin bana Üşütmeyeyim diye soğuklarda yoruldun Ağladın gülmem için gülmemle huzur buldun Yemedin hep yedirdin içmedin hep içirdin Uykusuz aç kim bilir ne ******* geçirdin Ninnilerle salladın beni sen beşiklerde Yanıbaşımda belki bekledin döşeklerde Hasta olup üzdümse affet beni ne olur Gün olur emeklerin mutlak karşılık bulur Yaşamamı sağladım sen güzel anneciğim Yaşadıkça ben sana hep dua edeceğim Bir gün ayrılsam bile senin güzel yüzünden Asla şaşmayacağım öğrettiğin izinden Karşılıksız ve sonsuz seveceğim herkesi Sadakat va özveri evladının ilkesi Kara toprak üstünde mavi göğün altında Denizin ötesinde yüce dağın ardında Her zaman ve her yerde kalbimde olacaksın Aldığım her övgüne hep dua alacaksın |
Hatırlamak ve özlemek bir bilsen ne güzel seni
Ve sevmek hele ne güzel ey güzel seni Sana dairdir her söz seni anlatır her şiir Her mısra her beyit her gazel seni Bir gülümseyip bak bana o bal gözlerinle Alamasın benden asla o yedi düvel seni Hep mutlu kalman ben razıyım saçların imza olsun İkna etsin ne olursun canım için ecel seni Tebessümünle zaman inan baştan başlayacak Her şey tekrar var olacak bak bekliyor ezel seni |
Yedi tepeli derler ama
Kaç tepesi vardyr Nedim bile bilemez Bir tasy acem topragyna bedel sehrin Söylenen dar gelir hayata ve aska Hele aska Fuzuli bile anlatmaktan korkar Ayaklarym çözülüyor sen kumral saclaryny baglarken Tebessümün dilini bilmedigim efendim Nasyl vazgecerim ondan Gamzelerin kylycyndan degil korkum Ydamyma üzülmen beni ürkütür Umudumu kestigim zamanlarda Hüzün hastalygymy kirpiginin nesteriyle kesen doktorumsun Bana hayallerimi ögreten ögretmenim oldun artyk Yedi tepesisin bu sehrin anla lütfen Kadri bilinmeyen Acem mülküsün Hayallerimi bir fotografa nasyl sygdyrmy?syn öyle Kac cilt söz anlatmaz o bakysyny Kumral saclaryn omuzlarynda Cebimde saklyyorum resmini Ve kalbime en yakyn yerde ?imdi Cebime sygan hayallerim |
Otuz üç metrede bir derece artar sıcaklık
Yer'in merkezi kıyamet var demek Demirleri eritir belki Binlerce derece sıcaklık Kıyametler koparken ama Yer'in mağmalı merkezinde Serçeler cıvıldar Yer'in yüzünde İşte böyle canlarım Bedeninizin derinliklerinde Bir mağmaya dönüştürse de kalbinizi Gitgide katmerleşen acılar Tebessümünüzle bahar gelmeli yüzünüze Menekşe gözlere karışmalı Kahkahanın cıvıtısı |
Yüz çevirmiş sana gönlüm bakma o yarin ardından
Sevmez artık anla ağıt yakma o yarin ardınan Yıkmasın hiç umudunun pembe pancurlu evini Çarpıp gitsin kapıyı bırak çıkma o yarin ardından Bunca gözyaşların belki doldurur bir koca tası Gurbete gitti hiç dönmez dökme o yarin ardından Dağların ardında unut güneş gibi hasretini İnan ki eritir seni akma o yarin ardından Altını üstüne getirme altı gün olmadı daha Sinendeki altın köşkü yıkma o yarin ardından |
Saflaşıyor insan çaresiz zamanlarda
Bir işık arıyor Kaybolduğu soğuk Nemli Ve karanlık kapkaranlık yalnızlık tünelinde Tamam diyebilsem keşke ben de Unutabilsem Ve karışıp hayata Tertertemiz gülüşünü denize atabilsem Hatta Sirkeci'ye inip mesela Galata Köprüsü'nde Yağmurda ıslanırken balık avlayabilsem Resimlerinden takılarından Örneğin ne bileyim Bende neyin varsa işte Poşete koyup hepsini hepsini Boğaziçi'nden fırlatabilsem Sarayburnu'nda kayalara çarpan suyla Yıkayabilsem zihnimi Gazi''de duvardan bir afişi koparır gibi Seni kalbimden koparabilsem Aklımda hiç izin kalmasa Ne Sarıköşk'ün laleleri Ne Şile'nin yeşili Aklıma hiç gelmese hiç hiç Yanımdan gittiğin gibi gitse hayalin Senin gibisini bulabisem olmaz mı ki Çiviyi çiviyle sökebilsem ciğerimden Diyesim geliyor ama Çocuksu bir istek benimki Kaç güneşi var ki dünyanın |
Yağmur yağdı mı
Seller sular denize koşar Karıncalar yuvalarına Trenler istasyonlara Ben ellerim bağlı ellerine yanarım yağmurlarda Mavi semalarımın beyaz bulutlarıydı ellerin Yağmur yağdı mı Fesat yüklü sonbahar rüzgarı Yaprakları birbirine düşürür Sonra sıvışır tepelerin arasından Zaman bu oyunu oynamıştı bana Bir çocuk gibi kanmıştım sevgine Saçların sonbahar rüzgarıydı senin Yağmur yağdı mı Deniz çıldırır Uzun havası kan ağlatır tellerin Ben yapraksız dalda ıslanan kumru gibiyim Zamanın açacağı hediyemi beklerim Bulutlar arasındaki güneşi Rüzgarın sağı solu belli değil ki Kara bulutlar şimşekler çakar yüreğimde Kuşup sığınacağım ellerin yok Yağmur yağdı mı Ellerin öyle uzak ki çünkü Ellerin senden uzak |
Alev alev bakışlardan kora dönmüş
Gözlerde dizilen kirpikler yanıp sönmüş Arayı buldu Bağladı beni sana ve kayboldu Sürürklenen kalbim çaresizlikten bıktı Peşinden bunca koşmam boşa çıktı Gözler kaçar beni gördüğü yerde Ne çözmek mümkün bu işi hem de Ne vazgeçilir bu işten Bahsetmek bile istemiyorum vazgeçişten Ağzın inci hazinesiyle dolu kızıl alev topu Diline düşenin belli olmuyor soyu sopu Saçlar bağladı çünkü artık hediyedir ölüm Kara bela şu saçlar kim bilir kaç bin düğüm Ne karanlık gece bu böyle ne kadar uzun Pembe bal yanakta ne işi var kararmış tuzun Parmaklıklara hapsettin mi sonra ellerinle Var bir parmağın yaralandım güllerinle Sen bir gülsen dikendir her tırnağın Sarmaladımı bırakmıyor kızıl kanı içen ağın |
Bir simitle karın doyar mı yahu
Közde etle patlıcan olacaktı Hem bedeni doyurur hemi de ruhu Kocaman sapsarı soğan olacaktı Masanda bitmeyen taptaze ekmek Ekmek demek güç sıhhat demek Bir de çoban salatası gelecek Var ya buz gibi biran olacaktı Yemekten sonra bir güzel tatlı Antep baklavası bilmem kaç katlı Hemen sonrasında renk renk paketli Şöyle has bir cigaran olacaktı Boşveriver dünyayı yemek yerken Vakit de önemsiz ne geç ne erken Çevlik Samandağı Antakya derken Gıcır gıcır araban olacaktı Mağazalar dizilecek geçtiğin yola Giyinmek gezerken verilen mola Diyecekler ki vay Mehmet hayr'ola Sağında şık bir bayan olacaktı Telefonlar art arda daha ne deyim Davetler efendime söyleyeyim Bir görecekler var ya ah ben neyim Şöyle tomar tomar paran olacaktı Galiba bu defa yüksekten attım Bir lira var bende ona bin kattım Son çöp çuvalını ucuza sattım Şu simitle bir ayran olacaktı |
Sayfaların çölünde dolaşır dururum
Ayrılığın rüzgari güllerimi dökmüş Gölgesinden bile hayır yok çiçeklerimin Dalda diken yığını Serçelerin daldan uçup gidişi gibi Kolay olmuyor uçup gitmen aklımdan Delikız Deniz tükürür beni toprak çürütür Yabancı değilim acılara aslında bakma Ne yaralar kabuk tutttu ruhumda Gözyaşları heba oldu Yağmur çamur sarı sonbahar Senin masalın başka ama Delikız Mevlana'nın bana öğüdüsün sen Yunus'un sevgisi Ay ışışığında hecelediğim Kül Kedisi Şiirsin çünkü sen Delikız Sevdasın Sen kütüphane raflarında tozdan kurtardığım kitapsın Senden vazgeçmek aşkından daha imkansız Kavga etsem olmuyor Etmesem zaten olmuyor Beni bu hale sen getirdin Delikız Mısra mısra dolaşır sayfalarda Mecnun'un Savrulur hasretin kumları yüreğime Yalnızlığın güneşi kavrur beni Susuzluktan ölmezsem Boğulmaktan korkuyorum gözyaşlarımla Bir çocuk gibi korkuyorum ölmekten Delikız Ölürsem kim sever seni benim kadar |
Boğulmam işten bile değil
Denizinde çırpınıyorum Yüzünün yüzünde yüzemiyorum Derinlerine çekiyor beni bakışların Kılıçbalığı sanki gamzelerin Dalgasını geçer Yolunu şaşırmış sazanlarla Kaşların çifte olta mı Boğazımı sarmalayan ağ saçların Kulaç atmam boşuna Sana erişemiyorum Ayağımı kaydıranlar kum gibi Köpekbalıkları yetmez sanki Tadı tuzu kalmıyor ömrün Sana ulaşmak zor fırtınalarda Vazgeç diyen piranalar sözlerin Gülüşünde ne inciler dizilmiş bir ben bilirim Lodosun getirdiği bulutlarını Güneşten sıcak gülüşün siler süpürür Çaresizliğime martılar şahit Onlar da anlatamıyorlar ki halimi Kuş beyinli hepsi... Boğuluyorum burda ya... Senin deniz bakışlarında |
Denize bakamıyorum hala inanır mısın
Gülümseyerek bakışın geliyor aklıma Okyanuslardan derin bakışın Dalışın maviliklere Balığa mı martıya mı kuma mı kim bilir Ben hala bakamıyorum denize inanır mısın Ateşi besleyen odun sanki her balık Yutuldukça çoğaltır ateşi Martılar uçuşan kül bir bilsen Küller kıyıda kum gibi Nasıl bir iksir kattın anlamadım denize Genzimi yakıyor deniz gözlerim yaşarıyor Göğün denizle kucaklaştığı beyaz çizgiye mi Neresine bakardın bilmiyorum denizin Nasıl bir iksir kattın denize Rüzgarı gemisi bulutu dalgası Neresinde bu büyü bilmiyorum Ejderha nefesi sanki rüzgar Kavuruyor kirpiklerimi Ateşte kızaran paslı bıçak sanki gemi Gözbebeklerimi işaret ediyor Bulutlar sanki hayalet Sevdamın ruhuna musallat Volkandan fışkırıyor sanki dalgalar Ateşi yetmez diye tuzu kuşanmış Dalgalarda fırlayan köpükler Yanakları dağlıyor Hapşırığı denizin iyiye alamet değil Ölümden beter ayrılık Güneş çakılyor alkanlarla ufka Karanlığa yuvarlanıyor yaralı düşler İlham olur şairlere her sahil Ama sen bakarken denize Ben sana bakıyordum Denizden derin bakışlarına dalmışım Anlamadım o yüzden nasıl bir büyü kattın denize Denize bakamıyorum hala inanır mısın |
Ne kadar ağlayıp dökse içini
Verdiği sırrını alıyor deniz Nice yeminlerden bozdu kaçını Hep tükürdüğünü yalıyor deniz En dertli şairdir her yıl dört mevsim Her dalgası mısra mısrada isim Aşıkları derttaş sanır garibim Her akşam hep yalnız kalıyor deniz Kim baksa görür kendini onda Gündüz mavi gece simsiyah tonda İçli dışlı olan boğulur sonda Hüzünlenince birden dalıyor deniz En derine gizler büyük sırları İncilerle döşenmiş derin yerleri Bulup yarin olduğu diyarları Şişeyle haberi salıyor deniz Köpüklü dalgasın içmiş sarhoştur Şair dostun kafası daha bir hoştur Ve alemlerinden gayrısı boştur Yahya'dan hoş sözler çalıyor deniz |
Beklemekten yorulmaz deniz asla yorulmaz
Rüzgardan yorulmaz gerekirse hiç durulmaz Aydınlatmaz ısıtmaz geceyi binlerce yıldız gerçi Ay umut verir yarınlara düşleri koruyan bekçi Nerden gelir kimbilir nereye giden rüzgar Mışıl mışıl uyuuyan denize aşkın sırrını fısıldar Bağrına taşları basar umutlu mavi deniz Diplerden daha derinde şairle anlattığı giz Denize aşıktır martılardan önce şairler Mısraları çığlılk çığlık kirpikler kanattan beter Beklemeyi öğretir deniz ha hırçın ha dingin Sabır tuzdan acı umut mavi derin ve engin Alaca karanlık ikizidir kan kırmızı şafağa Takılmasın yürek yeter ki korku denen ağa Yıldızlar köpükten çok kalabalık kum gibi İğne atsan yere düşmez bir mahşer semanın dibi Hepsi tanıktır sevdaya deniz daha çok şımarır Hakkı var güzel denizin her şey olacağına varır |
Ne bir paşa ne bir vezir ne vezirin efendisi
Beni yardan ayrı koyan o yarimin ta kendisi Yağmurluyken güneşliyken her zaman güzel bu dünya Bir ağlaması yarin biri de gülümsemesi Saçlar altın gözler yakut diş inci yürek pırlanta Bunca servet kimin ya Rab bu yar kimin hazinesi Hangi yıldıza sorsam kaçar benden karanlığa Ne ola ki gökten kara şu bahtımın çaresi İsminle haykırıp durur çırpınan zavallı kalbim Bu şiir ki kafesteki isyankarın hikayesi |
Adam gibi konuşalım bak
Davranamam bir şey olmamış gibi Geniş değilim o kadar Seni her görüşümde kahrolamam Tebessüm edip yani Uzanıp elini tutamam Dobra dobra söyleyeyim Zaten başıma gelmezdi bunlar öyle olsam baştan Seni kırmaktan korktum oldum olası Ama hayır bu kez her şeyi demeliyim açık açık Bundan sonra istediğin gibi davranamam Senin gibi boşverip her şeyi işime koyulamam Dayanamam seni saran birini görmeye Basit gelebilir sana fakat ben katlanamam Bana dostum deme ne olur Senin dostun filan olamam Görüyorsun gökyüzünden daha karamsarım bu akşam Aynı gökyüzü kadar geniş olamam Düzeyli ilişkilerini hayatının aklım almıyor Bundan sonra bakışlarının altında ezilip kalamam Bana kendini ve aşklarını gösterme iyisi mi Hayatta bana ettiğin ilk ve tek iyilik olur daha ne işte Ben senin kadar rahat değilim hiç olamadım olamam Bitti deyip hayatıma bakamam Seni gördükçe yani Bu hayata alışamam Medeni değilim belki senin kadar Dustumsun diye senle tokalaşamam Anlamaman beni doğal bu konuda Çünkü ben de seni anlamıyorum Ve anlayamam Hiçbir şey olmamamış gibi Dalga mı geçiyorsun Allah aşkına Asla asla seni sıradanlaştıramam |
Ağla gönlüm ağla gönlüm
Ağlamaya müstehaksın Çağla gönlüm çağla gönlüm Çağlamaya müstehaksın Bilmedin dost değerini Kırdın ahbap yüreğini Sen şu kebap ciğerini Dağlamaya müstehaksın Araya kattın dağları Mühim oldu başkaları Sen pişmanlık şarkıları Söylemeye müstehaksın Yabana attın ilacı Hayırlı ola her acı Ciğersizi baş tacı Eylemeye müstehaksın Dostla açtın araları Kanattın tüm yaraları Garip başa karaları Bağlamaya müstehaksın |
Elimde değil ellerini unutmak ne yapayım
Gözlerin aklıma geliyor her yumduğum an gözlerimi Yine de en çok sesini özledim ben Kumrulardan bahsetmen Ya da siyasetten önemli değil Bir dostun selamını iletirken Veya bir şarkıya eşlik ederken Beni ihya eden nefesini her kelimende Bir bilsen nasıl nasıl özledim Gülerken hele Gülmeni kesmeden titretmeni sesini Şaşırmanı bir soruyu soraraken En çok da hıçkırığa karışmışken Kızmanı bir sözüme Çoğu zaman ne söylediğini umursamadan Sırf duymak için huzur madeni ses dalgalarını Dalmak ne güzeldi konuşmalarına Omuzlarına düşen saçlarının hasretinden Döktüm saçlarımı -gözyaşlarımdan beter- Ve inci dişlerinin özlemiyle -ömrümden önce- Çürüttüm dişlerimi Olsun ama ben senin en çok sesini özledim Şehrin karanlık uğultusu hatırlattı bana Hayalini anlattığın beyaz düşlerimizi Umutlu ve inançlı ses tonunu özledim ben senin Her şeyini özledim senin evet Hatta miktarını yazsam mecaz sanırsın Ama senin ses tonunu özlemek bambaşka Ben senin en çok sesini özledim |
Uzaktan izlemeli
Şehirleri ve nehirleri Yüksek yerleri seçmeli Mesela tepeleri Ve herhangi bir zamanda da değil İlla *******i Paslı damları gözükmemeli şehirlerin Tinercileri hele gangsterleri Yılların ve yolların kirletip tükettiği çöplükleri Hatta aç aç gezen köpekleri Ana avrat sayıp döken muavinleri Köprüleri ve yğın yığın lastikleri Uzaktan izlemeli Şehirleri ve nehirleri Evet nehirleri Beklemeden seherleri Ve seher vakti esen yelleri Parlarken kıvrımlı yerleri Ne kokusu gelir uzaktan Ne de görülür içinde yüzen leşleri Hele bir de ay da gözüktü mü Yanıp sönen yıldızlar arasında Ne tiksinmek gelir aklına şairlerin Ne de şehirle nehrin rezillikleri |
Mavinin cilvesine kapıldım
Kuş cıvıltısına Huzurlu rüzgarına şubatın Bahar geldi bakışlarıma Dallarımda tomurcuklar patladı Gülmeye hasret gözlerimin Ama tersine döndü dünyam Gemilerimi liimanda avladı Buza kesmiş rügarlar Gözlerimde açmış çiçekleri Seller götürdü Çiğnendi giden ayaklar altında Buzlandı bulanık çamurlar Çamurlarda erken açmış Çiçekleri gözlerimin Tipilerde çırpınır gelinciklerim Papatyalar alışık değil Çiğdemler açtığına açacağına bin pişman Terk etti beni yıldızlarım Soğuk ve ıslak karanlıklarda Kalbim pencerem gibi kırık Kuzeybatı rüzgarı dağıtıyor şimdi Benim dumanlı başımı Sonu oldu hayallerimin erken bahar |
Karanlıkta düşen her bir yaprağa üzülmelisin
Ve mutlu olabilmelisin fıstıkyeşili her tomurcuğu gördüğünde Yıldızların sayısını kıyasla şehrin yanıp sönen ışıklarıyla Çobana benzet mehtabı,yıldızları sürüye Kaval çalsın rüzgar sabahlara dek Herkesin baktığına bakarken Kimsenin göremediğine şaşır ayakların kuma değerken Zeytin dalına tutun hayatın Sonra korkmadan tırman tepelere.. Yani gelmişken mavi ve siyahla dolu Bu kocaman ve tuhaf dünyaya Bayram yerine çevir hayatı Yağmurun damlalarını say mesela Bindiğin her arabanın plakasını ezberle Kır çiçeklerini topla koşa koşa Kiminin rengi sarhoş etsin seni kiminin kokusu Kuş cıvıltılarına fırla her sabah Belki bulut bile görürsün Aklına mor kuyruklu uçurtmalar getirir Gelmişsin artık -ne iyi etmişsin aferin- Bu kocaman tuhaf ve güzel dünyaya Bayrama çevir hayatı mesela şeker bayramına Tatlı tatlı güldün mü şeker taşar ayna |
Mutlu musun şimdi bilmek isterdim
Bana ne ki gerçi artık fark etmez Sıcak tebessümün yalnızca derdim Bana ne ki gerçi artık fark etmez Sinirli ve dengesiz misin hep Her gün artıyor mu dertlere sebep Sonsuza dek öfken sürer mi acep Bana ne ki gerçi artık fark etmez Galiba azalmaz sende bu kibir Şu kibrin yüzünden dünyam kör kabir Belki acı çektin sen de kim bilir Bana ne ki gerçi artık fark etmez Yağmurdan hala mı nefret edersin Öfkenle taşar mı yine o sesin Kim bilir kimlesin şimdi nerdesin Bana ne ki gerçi artık fark etmez Sivilceli mi hep o solgun yüzün Asabi titrek mi çıkar her sözün Gerçek aşka belki değişir özün Bana ne ki gerçi atık fark etmez |
Dağların eteğine yağmur düştü
Kalbime sevda Kuruyan nehrin yatağında İhtimalden tuğlalarla kurduğum Gönül evim bir düştü Göklerde bir isyan başladı derken Bir gürültü bir kıyamet Yıldızlardan bir ordu bastırdı Bastıran yağmurları Doldu taştı derken nehir Temelden söktü Nehrin kuru yatağındaki evimi Her akşam tıkış tıkış olur yollar Yol çilesinin mükafatı Sobadan sıcak tebessüm İnsanın evi gibisi yok Evim evim güzel evim Kurumuş yataklarda kurulu evim Benim ihtimalden tuğlalarlarım Tepe taklak olur yanağımın eteklerinde Dağların eteğine yağmur düştü Kalbime sevda Kuruyan nehrin yatağında İhtimalden tuğlalarla kurduğum Gönül evim bir düştü |
Çarpsın kadeh yıldızlara bugün hüzünden bize ne
Yarın gelmedi ve burdayız artık dünden bize ne Her yıldız bir cevher olsa değişmem asla bu anı Zindandır köşk saraylar servetten ünden bize ne Kadehlerin çinçinleri bin bir darbukaya bedel Ahlarımız türkü bizim zilli düğünden bize Cennetin hurilerinden elma yanaklar çalmışız Nemize yetmez al şarap üç öğünden bize ne Medeni ehlindeniz gönül şehrimizdedir yar Çakallar ulusun elin boş köyünden bize ne Hep felek üzmez ya kendi de üzülsün bir gün Yardan haber aldık ölünecek günden bize ne |
Yalnızlığına hapsedilmişim kalabalıkların
İğne atsan yere düşmez bir tenhalık Dile kolay müebbet sessizlik Herkes farkına varmaz bu mahkumiyetin Şiiri sevmek tehlikelidir bilirsin Bir sabah kuş sesi hatırlatır hapishaneyi Azrail denen gardiyanın eteğine asılır şairler Umutsuz çaresiz bedbaht mısralar yarışır Ben şanslıyım biraz da çılgın Bir de seni görünce tümden delirdim Kaçmak bu zındandan bütün derdim Kalemimle kazıyorum mısra mısra tüneli Toprak gözlerinde boy verdi özgürlük fidanım Ve kopkoyu gözlerinde ışık belirdi Ömrüm yeter mi bilmem O ışığa varmaya hürriyete Amam ilhamım oldu Kazma darbesi gamzen Çatılmış iki kürek kaşların Gülüşünü gördüğüm gün ölmek istedim toprak gözlerinde Kaçış bu geri dönüşü yok Ama tamam artık ölsem ne ki Kurtuluşun ışığını gördüm işte yeter Ölürsem hür ölürüm Gömülmüş olurum toprak gözlerinde |
Keskin bir nişancı gül yanaklarda
Kirpiklerden oklar atıyor gamzen Gizlenmiş tırpandır cana kasteder Dört mevsim pusuda yatıyor gamzen Kaybolsa öldürür görünse üzer Direnen aşığın göğsünü çizer Şifası bulunmaz zehire benzer İğne olup kalbe batıyor gamzen Döker saçlarını dağlar yüzünü Kanatır aşığın yaşlı gözünü Girdaptır dünyanın toplar özünü Kanı gözyaşına katıyor gamzen Parçalar kıyıda taşı dalgalar Paralarken serçeleri kargalar Bir şahindir ciğerleri gagalar Kim bililir ne diyor ötüyor gamzen Canımı aldı ya daha ne umar Elaleme acır bana göz yumar Kazanmak imkansız hileli kumar Her bakışta çalım satıyor gamzen |
Pencereyi açtım bakınca
Masmavi gördüm gökyüzünü bu sabah Beyazla süslü maviydi gülüşü Selamladı beni gökyüzü Denizden daha mavi Rüzgardan daha deli Yüz verdi tebessümüme Süslü püslü güzeller gibi Gel de aşık olma bu gökyüzüne Nazlı nazlı ağlar bazen Sımsıcak güler daha çok Sevgilerden daha saf bir mavilik Dostluktan daha yüce Yalan olmasın kızdık ara sıra birbirimize O şimşekler çakar öfkesinden Boynum bükük gezerim bazen Göğün yüzüne bile bakmam Ama bu sabah barıştık işte pencerede Her akşam bezenir sayısız mücevherle benimki Karamsar hüzünlü bir gelin gibi Ona mısralar dizerim sabahlara dek Kızarır utancıncında her seher Sonra maviyi kuşanır Sonra daha maviyi Sonra masmaviyi Her sabah kuşlarla haber salar bana Uyanınırım gaflet uykusundan cıvıltılarla Bir bakarım sevda dolu bekler beni hayat Üzen üzdü beni Gökyüzü hiç üzmedi Zor günümde herkes çekti gitti Gökyüzü üzerimde titredi yalnızlığımda Bu yüzden işte Maviliğin başımın üstünde yeri var |
Bahtımın kapkara tekeri
Gamzenin çukuruna düşüverdi Çarptı bakışlarına gıcır gıcır yüreğim Heba oldu gençliğim emeğim Tepe taklak oldu hayaller Kayısı çiçekleri açan gözlerin Çalışkan arıların alınteri Baldan bal tebessümün Yanağının eteklerine savruldum Dumanlıydı başım Yanaşmadı kimse yanıma Felakettim patlamak üzereydim Bitmez bir geceydi saçlarından beter Ellerin kadar şefkatliydi ay Sevdam gibi yarımdı Yıldızlar anılarımz kadar çok Bizden ve birbirlerinden uzaktılar Bir rüzgar vardı ki aman aman Düşmanımdan ırak Sessizliğin kadar soğuk Ben dalmıştım yorgundum Baharı bekleyen dallardan beterdim Dökülmüştüm anlayacağın saçlarım gibi Üşüyor olmandan korkmuştum Kapıdan baktırıyor mevsim Bir kenara bırakıp halimi -beni bıraktığın gibi hani- Senin için korkmaya koyulmuştum Senin de ağzın var dilin yok yani Araba devrilmeden insan bir uyarır Kavşağı bile yok Karanlıkta kıvrılan saç tellerinin Meğer gülüşün pusudaymış Asıl suçlu ah o gamzelerin Derken görünmez kazadır oldu işte Tüm hasap başıma patladı Suçlu benim biliyorum Yazdı cezamı Havasında değildi zaman Rüşvet de kabul etmedi Buncağız suç şimdi reva mı bu Müebbet sensizlik Bahtımın kapkara tekeri Gamzenin çukuruna düşüverdi Çarptı bakışlarına gıcır gıcır yüreğim Heba oldu gençliğim emeğim |
Gözlerin azılı iki eşkiya
Yaralıyor öldürmediği mazlumu Korkudan titreyen kalbi kora çevirir Kömür karası gözler İki eşkiya gözlerin senin Kalbini çalıyor adamın önce Sonra aklını alıyor Yavuz hırsız ev sahibini bastırır Kahrediyor sürüklüyor Kanatıyor gözlerin çaresiz kalbi İki eşkiya senin gözlerin Aman vermezsin Pazarlıksızsın gözün kara İşinin ehli iki eşkiya senin gözlerin Uykusunu kaçırır karşına çıkanın kurtuluşu yok Gece kirpiklerinde gizlenen İki eşkiya senin gözlerin Sisli *******de çıkar soyguna Elinden koparır mazlumun umudunu geleceğini Direnmek nafile Yola gelmez iki suçlu Kim bilir hangi kafesi paralamış iki firari Gözlerin azılı iki eşkiya |
Bir kurtulabilse kalbim şu kafesten
Uçup kirpiklerine konacak Ve nasıl bir maceraya giriştiğine Çocukça Şaşıp kalacak.. Gizemli bir orman çünkü senin gözlerin Kaybettirir pusulayı kuytu bir yerinde Derken bir yağmur başlar durup dururken Sel basar yemyeşil haritayı Dört bir yanı yanakları şelale Kim nasıl yığar onca bulutu Sonsuza dek sürecek sanılır Ğöğün kaslı ve karamsar bulutlarının hükümdarlığı Hıçkırıklar delirtir titrek dudakları Sonra ansızın Tebessüm eder güneş Huzur bağışlayan bilge yüzüyle Gösterir yüzünü yüzdüğü semada Pırıl pırıldır artık Kuşsesiyle danseden çiçekler.. Farkını çıkartır hüznün Kurdu kuşu, aynı şarkısını söyler barışın İşte o aydınlığa tutkun Kafeste çırpınan kabim Kaybolmak ister fıstıkyeşilinin derinliklerinde Işıl ışıl gözlerinde Çocuksu ve cahil bir telaşla hem de.. Çünkü gözlerin senin Gizemli bir orman Balta girmemiş bir yağmur ormanı çünkü gözlerin.. |
Ciğerlere saplanan hançerin pırıltısı
Gözlerindeki ışıltı Kanlıca'da batan güneş Sapsarı sonbaharda Gözlerindeki ışıltı Sönen yangının külünde direnen Bir avuç kül Bahar sabahlarındaki güneşe Paptyadaki çiğ damlasına Benzemiyor artık Gözlerindeki ışıltı Uzak ve titrek bir yıldızın Karanlık gecedeki solgun ışığı şimdi Gözlerindeki ışıltı |
Hesaplamaz fidanı toprağa diken
Her güzelin mutlak kusuru vardır Çiçekten daha çok olacak diken En kolay işin de be bir zoru vardır Her arı balyapmaz her yar sevilmez |
Sarhoş olup bülbül gülden
Atarken bir acı nara Güzel geçer diye yoldan Güller çekildi kenara Bilinmez bu zulüm niye Gözyaşları tek hediye Ne de az akıyor diye Gözler imrenir pınara Bülbül aklı aşka ermez Bahçelerden murat dermez Madem hiçbir gül yüz vermez Ne lüzüm vardı efkara Bülbülü artık gülü duysun Zulmün zırhını da soysun Dikeni bir yana koysun Melhemsiz iyleşmez yara Bülbülüm ağla hakkındır Hazanın artık yakındır Her ferman zaten Hak'kındır Talih gülmez isyankara |
Gün bundan sonra doğmasın artık
Ay göründü gözüme pişman değilim Fırtınaya razı olmak kaderim Şu yürek sızıma pişman değilim Saçlarına değmek bedel bu ömre Su getirmek için yetmez bin dere Bıraktım suyu gitsin akacağı yere Sürdüğüm izime pişman değilim Cigarayla bira içip sahilde Duydum o sesini rüzgarda yelde Sevda gizlenemez yazıda dilde Kapkara yazıma pişman değilim Zaman ilaç olsun olmasın artık Kader bana gülsün gülmesin artık Şu gözlerim dolsun dolmasın artık Feleğe nazıma pişman değilim İster kolayım de istersen zorum Aklına gelmesin başka bir yorum Seviyorum tamam mı seviyorum Sevgilim sözüme pişman değilim |
Sen benim ışığımsın
Sende filizleniyor heyecanım ruhum Çiğ tanesisin gülde Papatyada fal Gölgede kalanlar cılız ve sönük kalıyor Sana göründükçe açıyor erik ağaçları Adını söyleyenlerin dilinden bal damlıyor Serçeler sesini ne güzel ezberlemiş Taklit edememiş bakışını nergis Dağlar uzağında olmaktan bin pişman Rüzgar seni arıyor her yerde Sana yaklaştıkça güzelleşiyor hayat Sana görünenlerin yüzü mehtaba dönüyor Güneşim benim |
Sevda derler buna giysiler dar gelir şiirler sığ
Dolmaz aşk meydanlara nereye yığarsan yığ Bembeyaz bulutlar kanatlanır mavi semada Okyanusların yüzünde yeşil bir ben her ada Kitapları tartışır pırıl pırıl gözleriyle çocuklar Kavgaya ve aşka dair şiirleri cebinde saklar Bacalar semalar gibi gamlansa da bazen Rüzgar bir ozandır o zaman efkarla oflayıp gezen Sarı mevsim şairi kara kış kuşları ürkütür Masal dinlerken çoçuklar sobalar kütür kütür Nergis sabırsızdır oysa topraktan fışkıracak maya Ve baharın bayrağını kardelenlerden almaya Her karıncanın bir yaşam nedeni var her böceğin Kesip atsan bile yerde çarpmaz mı yüreğin Hayatın güzelliği yanıbaşında sadece bak Hayatın sofrasında güneş en lezzetli tabak Karamsarlığın karanlığını parçalar şairlerin kirpiği Bakışları umudun imge damlatan imbiği Patlar tomurcuklar yediveren her kış her bahar Yaşanacak bir hayat var sonsuz ufuklar kadar Bülbül güle aşık oladursun herkese yakışır sevda Yaşam nazlı sevgilidir yakışır ona her işve her eda Çırpınsın hep çırpınsın sonsuz gökyüzünde güvecinler Semalardan mavi gözlerle çocuklar aşkı öğrensinler |
Senle taşlık yolların halıdan hiçbir frarkı yok
Senden ırak güllerin çalıdan hiçbir farkı yok Bir ağlarsa şu gözlerim kapında deniz görürsün Sonra dersin ki evin yalıdan hiçbir farkı yok Aynı gündür bunca zaman nazlı yar anla beni Sensizse cumanın salıdan hiçbir farkı yok Bir sefil Allah aşkına neylesin adil dükkanda Ucuzun da zaten pahalıdan hiçbir farkı yok Farkı var mı o Mecnun'un Kays denen o bahtsızdan İşte böyle Yahya'nın Ali'den hiçbir farkı yok |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:50 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.