![]() |
Baharın Gelişi
seyrederim baharın nazlı nazlı gelişini, gözlerim sulanır, ayırtedemem tabiatın yeşillerini, üzülecek yaşlı ağaçlar öğrenince yaşlarını, kuşların mı arıların mı dinleyim anlattıklarını. sevincinden duramıyor, daldan dala konuyor uğurböceği, esneyerek uyuşukluğunu gideriyor toprağın köstebeği, herkes birbirine müjdeliyor, sanki yeni bir dünya bulmuşlar, akan sulara selama duruyor, uzaklardan tomurcuklar. gelincik, papatya, çiğdem hepsi birbirinden güzel, koparmaya kıyamam zaten, okuyuverirler hemen gazel, yaşasınlar ömürlerinin sınuna kadar topraklarında, arayanlar aramasınlar, bulsunlar onları dallarında. Altay Taşkın |
Barış Adamı
yapayalnız bembeyaz çizgide yürüyen adam düşe kalka dizleri elleri boyalı yapışkan dünyayı dolaşırken damla damla akıtarak beyazı düşer okyanuslara iki eli havada S O S verir ama hiç hiç mi yok kurtaran Altay Taşkın |
Barış Gülü
açılın baharın gülleri aydınlığa doğru saçın ümitleri uzaklara kokunuz uzansın çatışanlara bir solukluk da olsa dindirsin acılarını birleştirsin kıtaları ülkeleri kardeş insanları da barışla yaşatsın renginiz Altay Taşkın |
Barış Meşalesi
hep rüyamda görüyorum evrenin her bahçesinde sıcak renkleri açan çiçekleri beyaz-kırmızı-pembeleri seslerini duyuyorum kanat çırpan kuşların kanarya-bülbül-martıların adım adım geziyorum büyük kıtaları çocuklar bahçelerde sevinç muştuları yüzlerde silahları tanımıyorum uykuda görünmüyor onlar gözüme uçuyorum mutluluktan serinliyorum bir an yaşam rüyalar gibi pembe olsun barış meşalesi dünyanın tepesinde hep yansın dursun ******* kısa da olsa uykular derin olsun Yazı Dergisi Mart/Nisan 1993 Altay Taşkın |
Başka El
bir köşede damlayan gözyaşlarının acılarını paylaştım bir köşede dişlerini saydığım mutluluğun arkasına takıldım yalnızlık beraberlik dostlar kervanı kederler sevinçler masası dünya ile tanıştım eli çok dünyanın her uzatışımda başka elle karşılaştım Altay Taşkın |
Bayrağım
Göklerde açan çiçeğim, Dalga dalga, al al Bağımsızlık kokan. Bağrında ayı-yıldızı var, Vatanı ışıtan. Çiçeğimin rengini, Mehmetçik vermiş, Cephede şehit olan. Vatan vatan diyerek, Şu yeşillikte yatan. Topraktan yükselen ses: Ben şehit! Bu vatan! Kanım bayrağımda can! Bu topraklar bizimdir, Biz de bu toprakların, Ölenler ölmedi hepsi bir can, Kendileri kalplerde Dolaşan tertemiz bir kan. Saygı vatan için ölenlere, Seni dinliyoruz Ata'm! Sen emrettin bizlere, Bu vatan bizimdir! Asla el sürdürmeyiz ellere... Topraktan yükselen ses: Ben şehit! Bu vatan! Kanım bayrağımda can! Altay Taşkın |
Bayrak
Seni tanıyorum, ne kadar yükseklerde olsan da, Kuşlar gibi uçuyorsun bulutlar arasında, Eğilemezsin biliyorum boynuna sarılsam da, Canımı versem az gelir değil mi sana. Ufuklarda görünüyor şanlı, kıpkırmızı, Gecenin aydınlığı, ışıklar saçıyor, Göğsümü kabartıyor baktıkça yıldızı, Şehitler kanından rengi, dalgalanıyor. Yükseklere layık o, inmeyecek yükseklerden, Özlemine dayanamaz kimse, olur yarası derinden, Şefkat ister, ancak senden benden, Hayaldir, onu oynatmak kükrediği yerden. Attığım adımda o var hep aklımda, Gözlerimi kamaştırıyor dalgalandığında, Elini sürmek isteyen olursa, Kanımız son damlasına kadar toprağında. Sen yaşayacaksın, biz mezarda olsak da, Nice ufuklardan ışık saçacaksın, Biz seni kalbimizde yaşatsak da, Unutmuş olanlara kendini hatırlatacaksın. Biz seni istiyoruz, seninle yaşamak, Senin gibi hür olmak, Tanrı'dan tek isteğimiz senin Ebediyen toprağımızda dalgalanmak... Altay Taşkın |
Bayram
arife günü çıkmaz sokakta gün ısmarlamışım mutluluğa bülbüller ağıtta gül ağacında oturdum iki elim şakağımda mutluluğum kalmış başka bayrama... Altay Taşkın |
Bebeğim
Tohumdun, Sevgiyle sulandın, Yemyeşil fidan oldun. Fidandın, Güneşle oynadın, Ağaç oldun, dallandın, Çiçek açtın, koktun. Ağaçtın, Usunla uzadın, Gün oldun, parladın. _Tohumdum, 'hamdım', 'Piştim' fidanken, Ağaçken 'yandım'. Altay Taşkın |
Begonyam
küçücükken dallanmıştı yemyeşil benekli begonyam gider gelir okşardım dallarını çiçeklendi sevincinden baştan aşağı sevgimin karşılığını sunuyordu ondan ayrıldım onbeş gün dinlenmez olsaydım döndüğümde dallarını serivermişti yere bir daha da diriltemedim onun görünüşü gözlerimden gitmez oldu sanki kendisini öldürmüştü arkasında bıraktı beni de çok üzgün Kıyı Dergisi Temmuz 88 Altay Taşkın |
Bekleyiş
avuçlarımda uzun bir bekleyiş zaman tünelinin arızalı yollarında parmaklarımın arasından sızan olağanüstü sevinç ya da hüzün tutamıyorum onları acı gerçekler mi zaten avuçlarımda onlar beni izliyor ben de onları sevinç kalsın istiyorum hep avuçlarımda Altay Taşkın |
Ben
ben benim yine ben ben sırtüstü yüzüstü ayaküstü dokunuyorum yeryüzüne yine ben benim Altay Taşkın |
Ben Çocuğum...
ben çocuğum... günün başlangıcı çiçeğe tomurcuğum safım yağmur damlalarında yıkandım günahım yok kar tanesiyim yavaş yavaş düşerim ırmağım sevgiye akarım eren bahçesinde bülbül sevgi denizinde dümenim ben çocuğum... her tomurcukta kokuyum özlem kazanında kaynar dururum düşlerde bitmeyen umudum dikensiz yollarda yürüyorum durun durun durun yoluma durmayın uzun yolda tek başıma yolcuyum.... Altay Taşkın |
Ben Rüya
gece cömert gündüzden gözlerimiz görmese de bir metrekare pamuk üstünde uzanan iskelet yürür kalbimiz artar soluğumuz beyaz bir bulutun üstündeyiz meleklerle söyleşiriz uçarız yarlardan incinmez o tenimiz asarlar keserler zengin oluruz fakir kalırız korkudan titreriz sevinçten güleriz ne mutlu gerçeklerle başbaşa değiliz rüyalar renkli ya da renksiz her gece sizinleyiz... Altay Taşkın |
Benekli
kırmızı siyah benekli üzüm bağları arasında elma dallarında uçar gelir konar elimize dinlemek için ninnisini 'ali uç uç şeytan kaç kaç' uğur getirir parmağımızın ucunda açar kanatlarını uçar gider kendince uzaklara Altay Taşkın |
Benliğim
beni benden ayırmayın ben bensiz yaşayamam yarımım bir işe yaramaz beni ben yapan içimdeki benliğim... Altay Taşkın |
Beyaz Güvercin
uçma kuşum bensiz beraber uçalım uzaklara paylaşalım barışı ufuklarda unutursan beni kalırsın nefessiz barış kalır anız tarlasında al beni de yanına barışı kanatlandıralım zeytin dallarında... Altay Taşkın |
Beyaz Kuş
küçücük bir kuş buldum bembeyaz tüylü mahzun ormanın bir köşesinde kendi kendin şarkı söylüyordu sevindi beni görünce okşadım tüylerini doğruldu açtı kanatlarını uçtu maviliklere o kuş benim kuşumdu hepimizin oldu çünkü burcu burcu barış kokuyordu Kıyı Dergisi Nisan 1989 Altay Taşkın |
Bilgi
serde nosyonluk vardır kendince anlamaz anlatamaz ama zamanı gelince götürür götüreceği yere ışıksız gölde açar kırışmış kağıdını okumaya başlar tabii kendi kendine çalkalandıkça o köşeden o köşeye düşer harfler eğrice sıralanır eğrice önüne Altay Taşkın |
Bilmece
bir bilmeceydi gecenin rafları rüyamın fırınında günün entrikaları elimi yaktı toka yapmıştım lambalarla hepsi bırakıp kaçtı umut doluydu ******* gerçeklerle süslüydü bilmeceler kor oldu o parlayan *******... Altay Taşkın |
Bir + iki
bir artı iki üç yavru eşittir anne tehlike ufuktan sökünce oluşur ikizkenar üçgen bir denklemdir doğada yavru ile anne birbirlerinin yoluna... Altay Taşkın |
Bir Atım Olsa
bir atım olsa asil mi asil rüzgarı yırtarcasına taşısa sırtında beni çıksak korkusuzca yollara yorulsak o yollarda sustursak kan kusturanları gem vursak alçaklıklara tekme atsak acının ıslıklarına gül olsak ovada bembeyaz koksak barışa... bir atım olsa asil mi asil başı dik yukarıda adı masallarda kalmasa nal sesleri duyulsa rüyalarımda cirit oynasak beyaz bayrakla barışa... bir adım olsa vursalar da eyer sırtıma barışa koşacaksam yorulmam asla gözü yaşlı yavrulara kıyamam yüreğim toz olsa da... Altay Taşkın |
Bir Damla
şimdi... avucumda bir yağmur damlası soluk soluğa gidiyormuş bir meçhule oysa gidemezdi amacı olan meçhule toprakla randevusu varmış belki bir üzüm çekirdeği belki bir buğday tanesi kucaklayacak özlemle onu şimdi... bırakmalıyım onu devam etsin yoluna bir damla da olsa yeşertecek umutları... Altay Taşkın |
Bir Düş
Kurumsuz bacalardan bir düş tüter gece yarısı alemin sessiz soluğuna üşümüştür ay tırnaklarıyla tırmalarken zamanı... Sevgiler bir uçurtmayla gezer karabulutlarda avuçlar darağacında ter döker iki gönül bir olur özlemle çekerler sabahı... Yazı Dergisi Temmuz 1994 Altay Taşkın |
Bir İnsan
Bir insan Gözleri mavi deniz Dalgalı coşan Bir insan Dikilmiş sessiz İleriye bakan Bir insan Adımları sert Sesini duyuran Bir insan Yüreği mert Haklıyı koruyan Bir insan Hüner parmaklarında Adı Atatürk Bir insan Anadolu'nun ortasında Yatan Türk Kemalist Ülkü Dergisi Ekim 1988 Altay Taşkın |
Bir Şehir
İzlerini takip eder geçmişin Susmuş çeşmeler köşebaşlarında Tüter burcu burcu dumanı tarihin Ayrılık rüzgarı eser sokaklarında Nazik minareleri uzanır usta ellerin Beşiği olmuştur uygarlığın zamanında Umut kapılarını açar sonsuza değin Limanında bekler özlemle sevgi kanında Altay Taşkın |
Bir Yaz Günü
kırma taşlar sivri uçlarıyla kaşıyamıyor nasırlaşmış adımları ağırlığından yılmış koca zamanın kaynatır dururken hamurunu güneş cıvıklaşıp parlar kendinden geçmiş ağaç dallarını kendine doğru çekmesi de zor uzanmış asfaltın susuz köklerin dalları da kuru Altay Taşkın |
Biten Hayaller
tüm hayal ettiklerim hayal oldu sabah çıkarken evden hüzün işaretlerim üç nokta soru işareti ünlem akşam dönerken eve hüzün yine başım eğik öne böyle sürüp gidecekse ömrüm vay halime beynimde yığınla sıralanacak üç nokta soru işareti ünlem... Altay Taşkın |
Bitmeyen Özlemler
dünya döner durmaz özlemlerimiz çoğalır bitmez bulutları indirmek isteriz yağmurları dindirmek soğuktan kaçınmak sıcakla kaynaşmak sevinç kazanında kaynamak ömrümüz uzasın isteriz ölümü de unutmak Altay Taşkın |
Boğaz
Dolaşırken vapurla boğazı Kırışır tarih kokan Topkapı Duyulur eskinin cenk sesleri Kıtaları birleştirir adı Altay Taşkın |
Boşlukta
başlangıcında yaşamın hep ağlamak kaderin hızla değişen çizgisinde dolmayan bir boşluk ama bir şeyler üşüşmüş yazıldıysa alnına değiştiremez kimse çınlar boşlukta kesiksiz gülüş Altay Taşkın |
Boyacı Çocuk
güneşi unutmuş ellerin yaşam savaşı alanında düşünürken köşende derin derin kalem tutan ellerin fırça sallıyor şimdi avucunun içinde tomurcuklar ne zaman açacak çiçek sevgi çocuğusun sen de sevincini sakla gözlerinde özgürlüğünü de sandığında Altay Taşkın |
Bozkırlar
bozkırlar hep yalnız mıdır ıslıklarına rüzgar mı eşlik eder soğuğuna dümen mi tutar kar Sivas'ın bozkırlarında yalnızlığı yaşadım bozkırların türküsü rüzgarda kaygılarım beyaz karda ışıldadı göz kırpıyordu bozkırlar sanki yoktu konukları yalnız yaşıyordu bozkırlar Sivas'ta gördüm gördüm gördüm onları Kangal yolunda yalnızlıklarını paylaşıyorlardı karla... Altay Taşkın |
Bugün
günler dağıtmış içimdeki karabulutları toplamaya gelmesin ikiyüzlü beynim bunları sözünü almıştım yarının yüreğinden karabulutları önüme koyan yine dünlerdi... düş kumbarama saldırmıştı gece rüya taşıyıcısı aya takılmıştı namlunun hedefinde yarın onikiden vurulmuş bugün benim için kendini yolmuştu bugün benimleydi verdi ümitlerini sığdıramadı beyaz deftere verebileceklerini büstüm baştan aşağı gerçeklerle süslendi bugün benim hep gerçek yüzümdü... Altay Taşkın |
Bulutlar
kaçmayın bizden bulutlar sizde saklıdır umutlar verin o yüreğinizi topraklar sizi sayıklar... Altay Taşkın |
Cumhuriyet
Türkün kaybedecek zamanı yoktur Ata düşünür Türkün marifeti çoktur Türke ne yakışır Türk gibi yaşamak Sonsuza dek Türk kalmak Karar verdi Ata kurdu cumhuriyeti Bizler de iyi düşünelim mutlak Çünkü hedefimiz Ömür boyu özgürce yaşamak Altay Taşkın |
Çanakkale
yurdumda bir kale içli mi içli anlat tarihi deyince akıyor gözyaşları içine öyle acılar yaşamış ki yüreği taşlaşmış mavinin düşüyle yatmış kalkmış batının yıldızı ışığıyla yeri göğü parlatmış postallar süngüler mataralar çam ağaçlarıyla arkadaşmış o yüreğini koymuş yurduna vatanına atasına gözyaşlarını denize akıtmış ben yıkılmadım yıkılmayacağım ben yurdumda bir kaleyim ben Çanakkale'yim... |
Çıkmaz Sokak
düşmüşsün gidiyorsun kaldırım taşlarında kader ağlarını örmemişki daha elinde hayat kitabın okuyorsun kana kana nereye kadar... mahpushaneye mi düşeceksin olta atmağa mezara mı gireceksin günahsızlığı oynamağa bırakacak mısın kendini fırtınalara bir tarlada başak tutmağa çıkmaz sokağa girmişsin bak arkana kader örümceği şişlerle kazak örmüş sana... Altay Taşkın |
Çiçekler
çiçekler söyler: toprağa düştük sevgiyle büyüdük sevenlerin elinde gezdik sevmezseniz boynumuz bükük akar gözyaşımız dallarımız kör-kütük... Altay Taşkın |
Çiçeklerin Hası GÜL/Ü/VER
gülene yar ağlayana dar oldun... ölenle öldün büküldü boynun musalla taşında ağladın durdun... gülenle güldün yakada arma sevgilinin elinde mest oldun... sevgi yollarında kadife halı derman arayana yastık oldun... sevgimize bayrak açtın dalgalandın gönlümüzde şah oldun... sen tomurcuktun yoktun yüreğimizde açtın hüzünlere sevinçlere buse kondurdun... Altay Taşkın |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:20 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.