![]() |
Bir Gün Sonram
bir kez daha aştı güneş tepemden biraz daha yaşlandım, derinden göz kapaklarıma çizdiğim şafak atmak üzere gün dönmeden kırık bacağıyla bir sandalye çıkardığım urbaları kaldıramaz halde şimdi yine yalnızlığa soyunacağım yine üşüyeceğim yokluğunla ezbere bildiğim tüm şarkıları dolayacağım dilime bak yine hüzün buldu beni oysa ne kadar yakışırdı gülünce dudakların, açan karanfille yırtıyorum sayfayı orta yerinden kırıyorum kalemimi belinden oysa acı çekiyorum kime ne yıldızları saydım onlarda bitti şimdi saçlarında sıra yastığıma dökülen sen geldiğinde aynı yerde gittiğinden beri silkelemedim bile üşüyorum sevgilim bacaklarımda sıtmadan beter titreme en son paramla aldığım güzüne yakacak pabucum kalmadı sığındım kedi gibi yanmasa da ta dibine uyuyacağım gözlerimde ağır gece uyanacağım güneş tenime değince üşüyorum sevgilim yüreğimde hayaller sensizce yıkılıyor hayat yerle bir, zelzele Ali Gençay |
Bir Kadın
I- yar! ! otur yanıma yaslan omzuma başımda sevdan var bak gözlerime sen bendesin yar! ! II- hadi! ! diyeceğim nereye deme hesabın olmasın sensiz hesabım olmaz yar! ! al almayı bil veremediğimde ağlama yar! ! III- ben bir kadın düşledim hayatı benle tatmalı ölüme benle gelmeli karanfil koyacağım adını onda olmadığımda solmalı solgunluğu beni daha çok yaşatmalı ben bir kadın düşledim ellerinde hayat olmalı dokunduğunda tenime bedenim olmalı acısı acım nefesi soluğum olmalı IIII- Ben bir kadın düşledim ben olmalı o sen ol yar! ! Ali Gençay |
Bitti İşte
‘’ daha yirmi beşinde uzun zaman önce uyuşturucu denen illete tutulan ve dün incecik iple hayatı bitiren Nahit’in adına,, Geldi,gitmek için Sevdi,bitmek için Uzun yollarında hayatın Ökçeler eskitti,erişmek için Çiçekler toplar bahçıvanlar Bilirler solar hayatın baharında Ölüme davetiye sunanlar Şimdi tahta tabutta Yok ki elleri hayatın Neresinden tutacak pervasızlığın Yüzyıllar devrildi ardı ardına Nerde insafı,zamanı harcayanların Kırılır kolları yaşamın Gözlerine yas çizmiş insanlar Ellerini önlerine bağlamışlar Başı yukarda dimdik ihtiyarın Sanırlar cesaret anlamı bu bakışların Korkuyor adam,ürküyor zamandan Acaba sırada kim var Uzun,soğuk mermer teneşir dedikleri Son durak,bitirdi hayalleri Anlamsız bakışlar gözlerde Kimine göre birkaç soluk,nefes Nefes nefese koşulan heves Bitirdi,bitti işte Ali Gençay |
Bu Hüzün Benim
Bugün ayın kaçı Kaçıncı on dördü Seni benden başka kim gördü Arsız tohumlar ektin fikrime Kirli sakallarıma hüzün çöktü Benden kim aldı götürdü seni Biri tuttu da elini İçimi ondan mı acı bürüdü Kapkara zift bulaştı ökçelerime Yollar adım, adım bölündü Her adıma bir lanet Her adıma sövgü düştü Buz kesti gece Dilimde nağme üşüdü Soluğum asıldı havaya Parçalandı, saçıma aklar düştü Kaçtı elimden gençliğim Bakışlara ölüm sızdı Konuşsam fırtına Sussam kuraklık Gülsem kavurucu sıcak Yumsam gözlerimi zifiri karanlık Ağlasam yağmurlar sağanak Katıp önüne, tufan olup yıkacak Yalnızlığımdan köpekler bile korkacak Boğuyor sokaklar beni Ürküyor küfür sönmüş lambalı odada Eşiğimde inleyerek kıvrılışım köpek gibi Sen bana bakma O yüzden hep severim Hüzün denen değişmez mahfuz kader Ali Gençay |
Bu İşin İçinde Tek Bir Aşk Var
Sen uyu Geceyi sis kaplar Sen uyan Güneşte kıskanç çığlıklar Olurda ölürsen diye Sensizliğe ağlardım Gözümde sessiz yaşlar Nerdesin şimdi Yine eylül, hazanım Yine dökülüyor yapraklar Boş sigara kutusu Ve geceden artıklar Birde gök yüzünde yıldız Hüznüm çırılçıplak Üşüsem beni kim kucaklar Yada ölmek istesem, nerde Nerde yüreğimi gömecek mezar Yatağıma düşen kor Uykuda biriktirdiğim düşler Alev olur gecemi yakar Uyumak istesem uyutmuyor Böğrümde yarının sensizlik acısı var Aç koynunu anne Öğüt ver bana baba Bulunmazsa amansız hastalığa çare Aşk için yanıp kül olmak var Yarısı kırılmış kalemim Yazısı silinmiş kitaplar Henüz geceyi yeni yarıladım Daha gün bitmeden Ne tez yarın başlar Yine yeniden sevmek mi Affet sevdiğim Göğsümde gizli tek yürek Bu işin içinde tek bir aşk var Ali Gençay |
Bu Şiir De Senin
Sen beni değil Beni sevmeyi sevdin Sevmek adına ne varsa Çizdiğin resme bakıp Onun adını verdin Sen beni değil Beni sevmeyi sevdin Geçip aynanın karşına Saçlarına dokundun Sen senin gibi Dokunmaları sevdin Gözlerini kıstığında Bin bir edayla cilveleştin Sesimin kulağındaki aksını sevdin En güzel aşk sözlerinin İçini titretmesini Suskun gecenin geç saatlerinde Islanan gözlerini Sen beni değil Benim seni sevmenin sendeki Hallerini sevdin Birileri bana benzerdi Sen o birilerini de sevdin Onları bilmemi istedin Sen benim seni Kıskanmalarımı sevdin Sen beni değil Benim seni sevmemi sevdin O iki kelimenin Dudağındaki iz düşümünü sevdin Sen seni anlatan şiirlerimde Ve mısralarımda devleşen Seni sevdin Sen benim acı çekmemi Hüznün bendeki yanını sevdin Benim için ağlayan var Demelerini sevdin Sen beni değil Benim seni sevmelerimi sevdin Ben seni sevdim Kendimi zaten hiç sevmedim Senli düşleri sevdim Sensiz hiç hayal bile etmedim Beni ben eden istemelerini sevdim Verdiğin kadarını almayı Azınla çok olmayı sevdim Sen benim seni sevmemi Ben seni sevdim Ali Gençay |
Bu Yalnızlık Benim
Ne yapsam, ne etsem gece üstüme geliyor Gökte yıldız, yerde nem Bir de gam böğrümü deliyor Uzun tiktakları var saatin Her dakika bir ömür deviriyor Yoksun işte Dilime sövgüler düşüyor Seni sevdiğimden beri Zaman hiç sensiz geçmek bilmiyor Sigaradan sararmış bıyıkları var bekçilerin Birde demirden, parlayan kelepçeleri Kırsam diyorum sokak lambalarını İçimi karatıyor her biri Düşer mi peşime düdük sesleri Seni sevdiğimden beri Başımdan bela hiç eksilmiyor Bu şarkı çalarsa sabaha kadar ‘Bu yalnızlık benim ilişmeyin, Damağımda acayip gidişiyor Bilmem ki ben adam gibi içmeyi Ne zaman içsem Yakamdan aşağı kan rengi şarap sızıyor Bilmem ki ben gecede geceyle sevişmeyi Dudaklarım soğuktan morarıyor Karnımda sıkıca bağlanmış uçkur izleri Eşkıyalarda karnına taş basıyor Bilmezsin sevdanın açlıktan beter derdi Sen bilmezsin gece ne canlar alıyor Seni sevdiğimden beri Hiç uykuyla geçirmedim *******i Kapıda itler hırlaşıyor Bu olsa kancık bela dedikleri Beynimde kırklarca tilki dolaşıyor Avucumda yârin kesik perçemi Bu yalnızlık benim canımı yakıyor Anamın ah oğlum deyişleri Seni sevdiğimden beri Yalnızlık hiç terk etmiyor beni Ali Gençay |
Buzdağı
ağırım buzdağları gibi denizin koca kalıp parçasıyım korkuyorum çocuk gibi her çarpan gemiyle gömüp sevgileri en derin maviye acılar çekeceğim suçlu gibi güneş! ! özledim seni yola çıktım yüreğimde binlerce kardelen çiçeği nereye mi bilmiyorum deniz! ! akıntına bıraktım kendimi al götür erit beni gökyüzü kıskandırıyor yıldızların beni binlerce ışıltı bende ki yalnızlığın bir yanım buz bir yanım sıcağın hasreti kökü ciğerlerime inmiş ağaçlar istiyorum üzerinde meyveleri ve binlerce kuş istiyorum seslerinde bahar müjdesi oysa ben buzdağıyım hayallerimden başka neyim güneşten yüreğime ışık düşse eririm açar art arda gölge çiçekleri çığlıklarım var kimse duymaz ellerimi acıtan buzdan prangalar ne heybetliyim değil mi bir yanım göğü deler bir yanım denizi böler yakışmıyor bana bu ağlamalar oysa ben buzdağıyım gamım hüznüm yalnızlığım buzdan bedenim kimse bilmez içimde ki yangınlara verilmiş yüreği Ali Gençay |
Camdaki Kadın
Islak sokaklar İstanbul’u izledi kadın Buğulu camdan sızdı damlalar Üşüdü kadın Yüzünü aydınlattı ışık Gözleri kamaştı Sendeledi Dayandığı camdı Eridi elinin değdiği yerler Kırılsa kan akacaktı Göğsünde daralan acı Ağladı kadın Önünde koca şehir Ardında uykuda hayat Korktu, uyku kaçtı Düşündüğü yarındı Mırıldandı ‘Yaşamak zor zanaat’ Pustu kadın Seslendi o ses Gel hadi Kaldırıp bileklerini Gülümsedi kadın Çekti perdeyi Kayboldu kadın Ali Gençay |
Canım Çok Sıkılıyor
Canım çok sıkılıyor Hayat bir nefeslik derler ya Sigaradan sıklaşan nefesim Dudaklarımda kaçıncı hayatı deviriyor Tırnaklarımda yemekle bitmiyor Canım çok sıkılıyor Ucunu yakıp havaya saldığım Kız kaçıranlar Enek yuvarladığım sokaklar Sopa yediğim kavgalar Kızlara duyduğum utangaçlıklar Aklıma geliyor ilk aşkım mı O unutulmuyor Okusa karım bunu Kıskançlık krizleri tutumu Eve gidesim gelmiyor Canım çok sıkılıyor Babam aklımdan çıkmıyor Dudaklarına düşmeyen bıyıkları Türkülere sığmayan anlamı Unuttuklarım hep aklıma geliyor Kimi hangi yol ayrımında bıraktığım Hangi kavgada sıvışıp kaçtığım Ve nerde, ne zamanım Hep birbirine karışıyor Neden hayat güzellikleri Hep arkada bırakıyor Deliyim, deli toynağım Ağlıyorum yakışmıyor Yazıyorum anlaşılmıyor Ah bir bilsen Canım çok sıkılıyor Ali Gençay |
Cendere
demir havanda ruhumu eziyorum süzülen hislerin şırasından yudum,yudum acı içiyorum ******* geliyor üzerime ben sessiz çığlıklar atıyorum ruhum dolaşmış ruhuna kördüğüm,arapsaçı çözemiyorum saçlarından tutum gecenin kör makas alıp henüz doğamamış düşleri göbek bağından kesiyorum kah ağlıyor kah kahkahalar atıyorum üzerine çizdiğim resmi hayvani iştahla yutuyor duvar tespih ipine dizilmiş gibi yıldızlar her tanesinde sabır çekiyorum yinede bitmiyor gece söyle kaç kişi kaldık şunun şurasında ruhunu sorguya çeken kaç kişi kaldık sevgiliden öte onsuzluğu seçen işte ruhun cenderesi sana kazanılan,kaybedilenden öte işte ezilen ruhtan sızan Ali Gençay |
Çav Bella
Pahalı şarap kokan *******i terk edeli Sigaradan sararmış bıyıklarım var Diğerleri duymasın diye sesini Ayağımda bitpazarından aldığım Kara lastik ayakkabılar Bu kaçıncı geçişim aynı sokaktan Değişmeyen tek şey Çılgın bir geceye çağıran yosmalar Kimse ayak basmasın diye Duvar gediğine soktuğum Arapça yazılı mukaddes/kâğıtlar Ne garip sardığım tütün kâğıdındalar Yaksam, bir nefes çeksem Tutuşacak elifler, lamlar Günahtan daha günahkâr sığındığım Yalanlar/yalanlar/yalanlar İsa, Musa ve Muhammed aşkına Bekâret hırsızı ucube şehirde Düşecek kuyu yok artık Doğacak Yusuf’lar adına Kan rengi şarap lekeli urbam Ardımda bıraktığım yalan Biliyorum ağlamıştır babam Neyin peşinde bu kadar insan Namus belasına daha ne kadar yatılacak Yatmazsam namussuz muyum ulan! Yine sövdüm, kahretsin Affet beni anam Kırptığım sakallar batıyor koynuma Ellerimde yorgunluk emaresi Gözbebeklerimde büyüme Nabızım üç buçuk mu ne Teşhisim belliymiş, sorun doktoruma Oysa hafızam yerinde Yitirdiğim *******de unuttuğum çakmaklar Nerden de düştü aklıma Kimdi o kadınlar Neden ateşimi aldılar Hayret halen arayıp soruyorlar Bilmem ki bende ne unuttular Odun ateşinden sıçradı cınga Düştü tenime, fırladım acınla Ateşe verildi ruhumu sakladığım orman Avuçlarımda isyan lekeleri Ele verdi dilimdeki pelteksi aksan Beni artık buralarda arama Görürsen gazetelerde Adım yazılmış büyük puntolarla Kirli sakallı eşkıya Parmaklarımda bazılarınca anlamsız işaret O sana Çav bella Ali Gençay |
Çıldırmalı
Tut ki yıkılır dünyam deniz gözlerimde tutsak sevgili ya sevmeli insan yada çıldırmalı sevdanın anlamsız yok oluşlarına elleri yüreğinde bir sevda yaşamak öldürür ruhu ya sevmeli insan yada çıldırmalı sevdanın bir mum gibi eriyişine sevda yüklenmeli umarsız ve çıkarsıca yüreğine ya sevmeli insan ya çıldırmalı sevdanın bir deniz feneri gibi yanıp sönmelerine eller gül toplamalı dikenli bağlardan kanayan ten olmamalı yüreğin yerine ya sevmeli insan ya çıldırmalı denizin medcezirlerine gökyüzünü arşınlamalıyım uzaklıklar adına ya da yer yüzünü gezmeliyim mecnun bıraktığı yerden ya sevmeli insan ya da çıldırmalı dudak da kaybolan sevda sözcüklerine Ali Gençay |
Çise
sabahın demindeyim üzerimde sabah ciseltisi aç perdeni bak nerdeyim üşüdü ellerim,bedenim hayat bir nefes cigaraydı ya bitirdim bak biti paketim zaman eriyip gitti beynimde bitti.. halen bitiremedim bitikleri kuytu buldum kendime sızdım inceden inceye sanırsın çiğ tanesi çömeldim köşe başına dizlerimi böğrüme çektim dilimde sevda dizeleri hadi aç pencereni gözlerin kilitlendi kulağın pencerde uyku tutmadı değilmi önce saçlarıma düştün sonra süzüldün yüreğime şimdi düşünmeden söyle bana ne anlatır sana gül olmazsa çiğ taneleri ondandır çok sevişim her dem karanfili Ali Gençay |
Çocukça
Düşler kurar Avuçlarında rengarenk enekler Kısacık kesilmiş saçlar Okşasam, tersleyecek Dökülecek dilinden eşek oğlu eşekler Topacını çalmışlar Ağlamış salya sümük Şeker çuvalı bezinden donu Ağında koca bir delik Eğilse dalga geçiyorlar Şeyine bakın büzük Ayağında lastik çedik Terlemiş vıcık, vıcık vıcıklar Kötü bir topun peşinde aldırmaz Bir o yana, bir bu yana atlar Düşmüş dizinde kaysaklı yara Umurunda değil ki dünya Yarada sinek yakalıyor kerata Aldırmıyor yaşa, çamura Kıçında en güzel elbise Fazla sürmez birkaç saate paçavra Ah dünya! Çocukluk işte olmaz umurda Hele bir büyü sen Uğrar düşler dumura Birde bakmışsın Sıkışmış çocukluğun Küçücük fotoğrafa Ali Gençay |
Çok Zor
Kaç benden, kaç Daha çok unut(tur) mak adına Ama unutma ki; Unutulmuyor Gemiler geçiyor önümden Gemiler binlerce tonluk demirden Kuduruyor kabarıyor deniz Köpük kusuyor Zaman sonra iz kalmıyor Islığımla uyanık tutuyorum yalnızlığımı Çimdiklediğim yerlerim mor. ******* devriliyor üstümden *******i ki deli eden zifirden Bu sensizlik beni deli ediyor Üşüdüğümde nefesim ısıtıyor ellerimi Yastığımla başım arasında kalıyor fotoğrafın Unutmadım gözlerinin rengini Lakin kırışan resminde Gözlerine saatlerce baksam da Kendimi görmek artık çok zor Ali Gençay |
Çoşku
Türküler esmer der Yar, sana kim benzer Kıskanma beni Ozan kara gözlere neler söyler Sazda tel tir, tir titrer Mızraptayım, dinle orda yüreğimi Ezgiler mi ağlattı Sızan gökyüzünü nemi değil mi Sen dik tut başını Sakın dökme yüzünü Zemheri olur donar nefesim Susar Güneşim Üşüyorum, ısıt beni Düşlerim benden yar ister Ne diyeyim Çizsem sayfalara resmini Biliyorum benzemeyecek Yine sileceğim Gözlerini kara çizsem Geceyi kaybedeceğim Kaşlarını yaya benzetsem Ok olur kirpiklerin Sineme yaralar dizeceğim Yarim Sevgilim, sar beni Halen gölgede çiçeklerim Yolunu şaşırmış gemim Denizler acemiliğim Bir koksa burnuma bahar Fırtınalara atlar gelirim Rüzgar olur dokunurum saçlarına Değer tenine ellerim Bak ölüyorum Yeniden dirileceğim Ecelim Özledim, al beni Ali Gençay |
Deli Aşk
bazen düşler kurup uzanıyorum ellerine bazen sesi sana benziyor diye hiç tanımadığım bir telefonu arıyorum sen diye bazen savrulan yaprağın peşine düşüp kayboluyorum saçları sana benziyor diye dokunuyor ve fırça yiyorum deliliğime çok görme aşk deli ediyor beni avuçlarıma aldığım uç,uç böcekleri papatyadan yaptığım taçlar yalın ayak adımladığım kaldırımlar bir elmayla yetirilen şaraplar karton aleviyle ısıttığım hayaller garipseme aşk deli ediyor beni bazen uyuyorum ayakta bazen de uyanığım yatağımda tırnaklarımın sesi ele veriyor beni yinede beceremiyorum yazmayı unuttum zaten ismin neydi gülme sakın aşk deli ediyor beni bulutlar uçuruyorum nefesimle kuşlar çağırıyorum ıslığımla hele birde kokladığım kaktüsler ele veriyor burnuma batan iğneler parmaklarımda ucu olmayan eldivenlerim başımda kulaklarımı kapamayan kepim kızarıyor burnum soğuğa soyunurum deli gibi sakın acıma bana aşk deli ediyor beni Ali Gençay |
Delice
gece yine sen vardın düşümde ellerimi yakan hasretinde kaç kez uyandım yine seni istedim delice ateş ellerimden sardı bedenime bir düş kuruyorum seninle ıslak dudakların dokunduğumda yanan bedenin sıklaşan nefesin seni istedim delice Ali Gençay |
Demeler/I
Uyma dedim uydun el sözüne El bakmış ne bulmuş gözünde Dermanım, ferim tükendiğinde Olaydın da yar, sen olaydın Bülbüller ötüşür her seherde Güle ayaz vurmuş zemheride Hasretin oku bağrı deldiğinde Olaydın da yar, sen olaydın Eskiler fikrime ansız düşende Seni diyen her şiir her türküde Sazın pençesinde, bam telinde Olaydın da yar, sen olaydın Kapıma dayanır ecel benimde Ali’yim nefes bitip tükendiğinde Gün gelir otlar biter üstümde Olaydın da mezara taş olaydın Ali Gençay |
Demiştim Sana
Demiştim sana Güneş tepemizi delecek Yarın geç olacak diye Balkona diktiğin karanfil Yağmazsa filizlenmeyecek Hem eylülden sonra zemheri Demiştim sana Sen bahar gibisin sevgili Demiştim Üşüyüp gideceğini Uzak durma öyle Nefes sıkışsın göğsümüzde Demiştim sana Sessizce özleyeceğimi Saçlarını okşayıp resimlerinde Sihir, iksir gibi gözlerinin Peşinden sürükleneceğimi Demiştim sana Ayrılık ölüm getirir Dayanılmazdır diye Demiştim değil mi? Seni çok sevdiğimi Ali Gençay |
Deniz ve Karadul
yazmazsam bana darılırlar ne zaman oturup denizin kenarına elime kalemi alsam kağıda serilir acılar yazılır karadullar çığlıkları duyuldu martıların gök mavi,deniz mavi uçuştular kanat,kanat mavi sonsuzluklar suya indi sandal küf kokan ağlar eğildi kadın alnında öpüldü deniz kıskandı kadın anladı içi yandı usulca mırıldandı -sakın beni onsuz koma kürek çekildi kayboldu uzaklaştı deniz çalkalandı gün devrildi karanlık sardı gelen olmadı yutkundu kadın ağladı o günden sonra karalar bağladı yıllar yılları kovaladı dayanamadı kadının suya değdi ayakları deniz dalgalandı suya tükürüyor balıkçı dilinde -lanet karı kadın çıkarıp başından siyah şalı dövüyor dalgaları köpürüyor deniz dalgalar dövüyor kayaları kadın haykırdı -sen aldın onu avuçları kanadı damladı içti deniz canavarlaştı korktu balıkçı anasına sözü vardı giydirmeyecek di siyahları esti fırtına mavi griye çaldı gün karardı kadın açıp kollarını seslendi -dayanamıyorum artık gel beni de al karalar kadını da aldı bitmedi acı yeniden canlandı kara şalı balıkçının anası taktı Ali Gençay |
Direniş
Ellerimle sundum şehre yalnızlığı Yüreğime indirdiğim acı İndi gözlerimin akına kan,kıp kırmızı İşte dediler,işte hain Kaçtım,tabanlarımda ölüm Burnu hız malılar,tırnakları uzunlar Düştü peşime katilim arsızlar Her nefesimde paralandı hayat Ele vermezdi beni hiçbir şey Tek ispiyoncum,terim acı çemen kokar Papatyalar dermiş insanlar Yolmak için saçlarını sıraya koyulmuşlar Titriyor genç kız,korkusunda aşk var Yılanmış elleriyle saçlarını okşar nine Korkma her yürek bir gün aşka kıyar Perçemime gizlediğim gözlerim Dudağımda tarantula ısırığı Yağmur yağsa diyorum içimden Islansa toprak,ıslanmaz en kirli yerlerim Öpemem ölürsün,dudaklarımda zehirin var *******i neonlar sarar caddeleri Şehir görülmemiş bir uykuda Rüzgar şehvetle okşuyor beton duvarları Ateş çiçeği düşmüş yarık arasına Baş kaldırıyor bir tek o,rüzgara Adamlar tutmuşlar tahta atın bacaklarını Ölü taşıyorlar ölüm diyarına Gözlerde birkaç damla yaş Oysa giden kurumuş yağmurlar altında Duruyor adımlarım Kilitleniyorum yine köşe başında Ayalarım güneşe dönüyor Dilimde elif be den kalma birkaç dua Korkuyorum toprak çok soğuksa İğrendiriyor şehrin kükürt kokan havası Bacalar tiryaki kesilmiş sömürüyorlar efkarı Yaşamak zor zanaat efendim Yaşıyorum anahtarı kaybedilmiş yalnızlığı Ali Gençay |
Diriliş Risalesi
Artık tenimde üşüme yok Ve bitmişlikler üzerine Hayal kurmak yok Umut, gözler ileride Bakmak yok, geriye Dizleri karnında Seccadesinde yeniden doğan adam İki elin, avuçları yerde Gemileri yakmış kumandanın Arkasında bıraktığı zaman Zaman ki her ezan vakti bölünür beşe Saate bakmak yok Alev aldığında güneş şehrin pencerelerinde Ve günah yok artık geceye Ali Gençay |
Doymayacağım Sana
Yar uyumak istiyorum kollarında Gün tepeden aşmadan doymalıyım sana Bir gün/bir saat/bir dakika Gündüzler kahır, ******* asır bana Bir ömür/bir nefes/bir anda olsa Biliyorum doyamayacağım sana Söz üstüne söz yok(sa da) En güzel yazılmış/söylenmiş olsa da Kim beni anlatır, ne anlatır Kurumuş mürekkep saman kağıdında Hangisi yeter yaşamışlığıma Kim söyler seni/beni/ aşkı şarkılarda Doğru ya kim doymuş ki aşka Biliyorum doyamayacağım sana Dağlar/yollar uzaklık, ıraklıksa Özlemin adına ne yanı başında Yar uyumak istiyorum kollarında Sensiz geçmez ki zaman Bir ömür/bir nefes/bir anda olsa Olmalısın yanımda Biliyorum doymayacağım sana Ali Gençay |
Duygularım
kısık sesle çalan radyodan yükselen bir ezgidir duygularım makamsız kulaklarımı fısıldayan rüzgara vermektir duygularım anlamsız gözlerimi saran pastel bir sonbahardır duygularım katıksız kızıl bir akşam batan güneştir duygularım apansız.. Ali Gençay |
Dün Yine
dün yine yeniden aşık oldum aya öle mağrurdu ki ve yalnız dün yine yeniden aşık oldum yıldıza öle parlaktı ki ve yaldız dün yine yeniden aşık oldum sana öle güzeldin ki mağrur yalnız yaldız dün yine yeniden aşık oldum aşka öle bir büyüktü ki ay yıldız sen gibi |
Dünyam
I- An gelir delinir gök kubbem Kezzap olur gecemde yağmurlar Şiirlerle yıkanır caddeler, sokaklar Yakarım düşümdeki şehri Gülüşümde mayhoş ızdırap Gözlerime bak sevgili Daldığın sevda binlerce fersah An gelir yıkılır insan Yıkıntılar arasında sessiz feryat Sıkışır iç çekmeler hayat En güzeller bitmiş Kalan en berbat II- Üzerime çocukluğumu ört Üşüyorum anne Sana yalan söyledim Elerim kan Kendimi öldüren benimdim Yaşım otuz dört Büyüyorum anne Ufaktım, hayallerim kocaman Minik yüreğimde dünyam Yalan söyledin anne Senin küçüğündüm Bak işte bitiyor rüyam Sabah beri içtiğim kaçıncı demli çay Var yakılan sigarayı sen say An gelip de ağlarsam anne Sinende okşa başımı Hiç tutmadığım öğütleri say III- Neden azalır insan Azalan ömür, bir an An gelir gün doğar sevgilim Silinir şafağa dizdiğim karam Ummadığın anda değişir sesim Çarpar yüreğine sevdam Seni sevmek Sensiz büyüyen dünyam Ali Gençay |
Düş Panayırı
ben bir şaklabanım içim de en şaşalı panayırım çocuklar kaçın… zehirden kağıt helvalarım karıncadan atlarım dönenmeden duran dolaplarım sahte tüm kahkahalar yalan gülüşleri insanların ‘’At,, dedi çingene, sırtardı altından dişiyle düştü elimden çember, düştü tüm iğrençliğiyle gözler bende beklediler hüsran,kayıp tüm ütülmüşlükleriyle girin,korkunun yalan olduğu tünele gülün,alçıdan yapılmış iskeletlere ve ağlayın,palyaçonun tüm şebekliklerine aynalar aynaya düştü yansımalar neşelendi yamul tunca insanlar asıl olan oydu o insanlara kendilerini sundu ateş kusan adamlar ip üstünde cambazlar kaçın, ezecek sizi tahta bacaklılar çocuk... inanmadın değil mi bu bendeki düşte sarhoşluk belkide bir gecelik uykusuzluk hadi uyandır beni düşümden yıkılsın bu panayır yıkılsın tüm sahte varoluş Ali Gençay |
Ecelim
ezgiyim,kırık sazda, gam telinde bir ezgiyim bakın bana,dinleyin,ben bir anlık sezgiyim tutuşan ellerim,kanayan dilim ne yana vursam,parçalanır yüreğim mecnunum,Acem ilinde,korkutun dilindeyim hani nerde Leyla’m,nerde Şirin’im Nemrut’tan ateşim,Erciyes’ten zemherim hani nerde kardelenim,gölge çiçeğim İsa’yım,karalar çalın bana,çarmıha gerilmeliyim çiviler çakın ellerime, alnıma,boynu yana düşürmemeliyim dikenli telden taç giydirin,kandan göz yaşları Meryem’in acım yok,yok sitemim,siz öldürmeden ben ölmeliyim hüzünüm,geceyim,kan kırmızı mağrur karanfilim şimdi senden daha yakın ecel bana,ey sevgilim! ! mumyaladım ruhumu,melekleri beklemeliyim ateşle gel,çarmıha ger,ölümü korkusuz bekleyenim Ali Gençay |
Efkar
Gecenin bana ne zoru var Beni bu kinimle kim tutar Göğü kaplasa da yıldızlar Bulut çıkar tılsımını bozar Yürek aşk elinden tarumar Beden hasret narına yanar Soyundum da gelen mi var Bir gecelik aşk beni boğar Kuşanmış dört yanım, dar Sigaradan tüten sarı efkar Kah gülmüşüm neye yarar Parmaklarımdan acı sızar Cebimdeki yuvarlak taşlar Aklım çocukluğuma uyar Kuşlar sapanımdan kaçar Allahsız bana da ölüm var Ali Gençay |
Efkar_ı Kalem
I- Beyaza kara yazdım şair oldum Ruhun ızdırabını dizdim dizelere *******i efkarını içtim meylerle Bir gün olsun düşmeden derde Hiç yaşamadım sevdayı ezbere II- Tele mızrap vurdum ozan oldum Gurbeti mesken tuttum türkülerde Od olup yandım,eridim efsanelerde Yarına çıkmam deyip inlesem de Her sabah doğdum güneşin ellerine III- Aşka düştüm benden aşikar oldum Senden öte sevdalıyım sevgiliye Kırılırsa bir gün kalemim elimde Tükenirse mürekkebim hecemde Bil ki ölür,teslim olurum eceline Ali Gençay |
Elif
karanfil! açama mevsimin gelmedi mi elif! ne kadar incesin ve ne kadar gizemli uzun *******i var hasretinin taranmaz saçları,doğmamış güneşin aşk yine düştü girdaba ızdıranın dermanı yok mu acaba toprak kokar gözler yürek yakın olmayanı özler perdeye iner kara beyaza ekilir gamlı dizeler ben sevda ektim sen aşkı biçecek misin kurban olduğum yar özleminle bir adam yaşar karanfil elbet birgün solar sökülür elif,kesilir dualar ya ben ölmezsem sen ölecek misin karanfil! buruşuk tenli sevdiğim elif! yine ne kadar insesin korkuyorum,üşüyeceksin Ali Gençay |
Ellerim
baldıran acısı bu sızlıyor ellerim bak yine kısa saçlarım. okşuyor ellerim apansız dudaklarıma gidiyor ellerim aşkın acısını yaşanayan ellerim bak gör titrek ellerim gecenin bir yarısı neden yanar ki ellerim tenim, bedenim, ruhum ellerim |
Ellerimi Bırakmayacaktın
çıkmıyor hiç aklımdan göz kapaklarını inceden süzüşün dudakların, ıslak öpüşün günün ardından kovaladığım geceye sakladığım düşün uyuyamıyorum bıçak girmiş gibi yüreğime kıvranıyorum diyemiyorum kimseye seni uçuk bir ezgi seni fısıldıyor şarkılar her şeyde sen her yerde sen nerdesin, bir bilsem çok bastırsam kağıda sanki incinecek bir yerin yada silsem silecek gözlerinden aşkı kıyamıyorum seni yazmaya çıkmıyor aklımdan ıslanmış gözlerin dilime mühür vuruyor yaşamak bileklerimde prangalar ve sevdiğimi söylemek yasak yasaklanmış mesai içinde sevgilinin adını anmak acısını yudumlamadan tadı olmazmış aşkın dudaklarım kavruldu bir yudum daha içsem içsem sevda zehrinden bedenimde dolaşan kan gülümsüyor dudağım uğruna yok olmak ne büyük şan unutamıyor aklım her şeyi terk etsen de işte o an ellerimi bırakmayacaktın Ali Gençay |
Emanet
yıldızları söktüm semadan dualar topladım kutsal kitaplardan ağaçlardan dilekler topladım,çaputtan yalvarmanın acısını getirdim sana düşer de kırılır kollarımdan almalısın kutsalımı al! kırılmadan sevdamı taşıyamıyorum emanetini görmeliyim gözlerinde ışığı ne olur sarıl bana,nefesin sinemi yakmalı geldim yanımda bir tek hasretim eksik ne olur öp beni,kuru dudaklarım ıslanmalı seni öyle sevdim ki olurda susarsam anla beni dilime oturur sözcükler tıkanır nefesler kızmadım inan gitmeliydin o an sevemedin değil beni ne olur sarıl bana,üşürüm yak aşk ateşini ayaklarım kayar sensizlikle sırattayım incecik ip üzerindeyim tut ellerimden düşmeden emanetimi vermeliyim dağıldı hüzün bulutları dindi sevda yağmurları derdindeyim düşerim yollarına kaybolmadan emanetimi vermeliyim aç kollarını ben geldim gözlerindeyim yar sinemi,hançerle emanetin olan yüreği getirdim binlerce çiçek kollarımda bir elimde ay avucumda yıldızlar şarkılardan söktüğüm nakaratlar emanetin olan aşkını getirdim baktığım her yerde sen tuttuğum fallarda sen esirinim,sahibim sen azat eder beni bir bakış,bir söz senden ne olur konuş benimle çıldırmam çok yakın Ali Gençay |
Eskici
sesle yankılandı sokaklar terini koluna sildi ihtiyar eskimiş el arabası bir sağa bir sola kaçar kuru avazıyla çığırdı ‘’eski alırım,, eski ayları koymuş tartıya yıldızlar kırpacak hesabınca torbasında yeni baskı liralar kaldırdı başını yüksekti yeni binalar seslendi yeni gelin ‘’eskilerimi al,, sigaradan sararmış bıyık güneşten gözleri kırpık içinde sessiz eyvahlar deli kız neyin var eskiyen demir mi? yenilenecek senin mi? koma beni işim var ‘’eskiler alırım,, benim değil ayağıma takılanlar kaplar,kaçaklar,maşrapalar her birinde ayrı yaşananlar hayatı yenisiyle sevenim ben yeniyim eskiyense yıllar al hepsini benim değil bu kalanlar ‘’eskilerimi al,, yüklendi dört teker yoruldu beden sıklaştı nefesler bir sigara yakımı kaldırımda gelinin sevincini görenler seslendi yüksekler bizimde ‘’eskilerimizi al,, Ali Gençay |
Eşkiya
Ruhumu eşkıyalar başmış,pusuda çok bekleyenlerim Hadi şimdi uyu nöbetlerimde,kahpedir şer *******im As çaprazına mavzerini,bir atımlık barutu ikiye bölelim Söndür ateşi, zifiri karanlık da iki eşkıya,ayı ateşe verelim Sen sevdalarını anlat, ben sana yıldızları sayı vereyim Eşkıyalarda ağlar, ağla,ben sana yağmurla gelenim Şafak rengi düşsün gözlerine,güneşe nöbeti devredeyim Gideceksen durma git, her gece ayı ateşe verip bekleyeceğim Ali Gençay |
Eyle
kipriklerin ok eyle, gel sineme darp eyle, karanfil tak saçına, aşkımı memnun eyle. siyahı da ver bana, gökyüzüne leyl eyle, bak gözlerime bir de, gönlü tar-u mâr eyle. yer ile yeksân oldum, tut elim afâk eyle, al aklımı başımdan, mecnun gibi del eyle. ırak duramam senden, al götür beni benden, ister içinde bırak, ol kapında kul eyle. |
Eylül
I- Eylül Hissetim seni Dokundun saçlarıma Okşarım rüzgardan tenini Yanarım ben Sen! ! Es deli,deli II- Ne güzel kokar Eylülde güz gülleri Ve ne kadar anlamlı Karanfilin buruş,buruş Dürümleri Soyunurum sana Sen! ! Yağmurlarınla ıslat beni Üşürüm ben Güneşine at Yak beni III- Mevsim Sıyrıldın yazdan Yanan bedenler Özledi seni Beklerim Bedenimi sarıya boyayan kaderi Bağbozumu bu Topla kederden yemişlerini Ez! ! Kuytularında beklet İçmeliyim yıllanmış Hüzün meyini IIII- Eylül Yaşıyorum seni Sarhoşluğum Beni senden etmedi ki Şuh bir kadın ol Gir koynuma Avut beni Çok özledim seni Ali Gençay |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:57 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.