![]() |
Bombalar taşınıyor
Sen uyurken Sacacık yatağında Çocuklar ölüyor Bak Bağdat'ta Bombalar taşınıyor insanlara Tepemizden geçen uçaklarla Ayşe Adlım |
Burnumda tütüyorsun
Özledim seni Burnumda tütüyorsun Karanlık kapılarda belirip Kayboluyorsun Esen yellerle gelip Saçlarımı dağıtıyorsun Kara bulutlarla süzülüp Yanağıma damlıyorsun Bir ses olup gece yarısı Beni çağırıyorsun Kar olup Erciyes'te Eriyip içime akıyorsun Özledim seni Burnumda tütüyorsun Ayşe Adlım |
Burnumun direği
Burnumun direği sızlıyor derlerdi de hani Nasıl sızlarmış derdim burnun direği Oysa şimdi İrili ufaklı taşların Yerlerini hiç unutmadığım duvarlar Süpürdükçe oyulan Toprak yollar Çatlak taşlı merdivenler Ardıç damlı evler Yüzünü bile görmediğim Mini mini yavrular Aklıma geldikçe Burnumun direği Öyle bir sızlıyor ki Ayşe Adlım |
Can İstanbul
Ah İstanbul, can İstanbul Kıyamam ben hiç sana Yaktılar, yıktılar, kazdılar Çaldılar, çırptılar, kaçtılar Yetmedi İstanbul, can İstanbul Kastettiler toprağına Zehir verdiler kanına Ah İstanbul, can İstanbul Dilin olsa da haykırsan Yeter, yeter Allah aşkına! Ayşe Adlım |
Canım Gesi
Saclarla kaplansa damların Vericiler kaplasa etrafın Bozamaz hiçbir yenilik Her mevsim güzelsin canım Gesi Eksilmesin hiç karların Kurumasın güzel bağların Solmasın yeşil yaprakların Her mevsim güzelsin canım Gesi Aus'ta leylakların, çamların Yukarıdere'de kavakların O asırlık ceviz ağaçların Her mevsim güzelsin canım Gesi Kar çiçekleri kayaların arasında Menekşeler, küpeler gelir sonrasında Gesi'dir manzara Kayabaşı'nda Her mevsim güzelsin canım Gesi Dumanın tütsün bacalarında Leylekler yuva yapsın damlarına Güvercinler konsun kuşluklarına Her mevsim güzelsin canım Gesi Yediveren güllerin hep açsın Dalında bülbüllerin hiç susmasın Suların durmadan çağlasın Her mevsim güzelsin canım Gesi Ayşe Adlım |
Canımın içi
Oğlum, canımın içi Gelip bana seslendin, niye ki Bir sıkıntın mı var Yadırgadın mı yerini Batar bu yatak artık Kapayamam gözlerimi Özledim kara kaşlım Seviyorum, çok seni Ayşe Adlım |
Ceza
Bakışın yok gökleri delen Gülüşün yok ışıklar saçan Sesin bile yok artık Silindi kulağımdan Neye sarılsam hatıra diye Çıkıp gittiler hayatımdan İhanetin bini bir para Daha bir özgür herkes Canım dediklerinin bile Yalan sözleri, hep entrika Nasıl dayanabildin bunca zulme Anlamış değilim halâ Bilsinler ki, bu bir ceza Seni alarak yaşattı Allah Bunu onlara Üstelik suçluluk duygusu Oturdu içlerine kapkara Ayşe Adlım |
Cumhuriyet
Yine tüylerim ayakta Ağlatan sesin kulağımda Her Cumhuriyet Bayramında Lekelenmiş gururum Sevincim buruk ama İhanet ettiler sana Kanını emdiler Cumhuriyetin İhanet ettiler vatana Kalk da gel Anıtkabirden Şimşek şimşek bakışlarınla Yeniden biz olmayı öğret Yeniden dirilelim seninle Daha nice seksenüçlere Ayşe Adlım |
Çabuk kaybettiklerimdensin
Geç bulup da çabuk kaybettiklerimdensin sen benim Bir Temmuz sıcağında çiseleyen yağmur gibiydi gelişin Buram buram toprak kokusu bıraktın ardında Öyle ani oldu ki gidişin Toprak bile doymadı sana (Son satır sevgili Sergül Vural'a aittir.) Ayşe Adlım |
Çal oğlum
Çal oğlum Uzun ince bir yoldayım Kendim ettim, kendim buldum Çal oğlum İşte gidiyorum çeşmi siyahım Acem kızını da çal Yemen türküsünü de Çal da dinlesin yüreksizler Belki yeşerir ölü duyguları Belki ıslanır göz pınarları Belki kullanırlar mantıklarını Belki anlarlar insan olduklarını Anlamayan da anlamasın varsın Anladığını sansın ...... dilini, çarşafını, yalını Dururken kendi özü, kendi sözü Ezberlesinler uydurma günahları Düzmece masalları Çal oğlum sen Gesi bağlarını Ben razıyım Parçala kemanınla Bir kalbim var zaten Feda olsun sana Ayşe Adlım |
Çan sesleri
Duyulsaydı sesim Şu çan sesleri gibi Haykırırdım dünyaya Dirilmiş bir ölü gibi Pazarın sessizliğinde İnleyen çan sesleri Öylesine de korkunç ki Bir azrail sanki (1981) Ayşe Adlım |
Çanakkale Geçilmez
Çanakkale Geçilmez dediler geçirmediler Vatan bütündür diye böldürmediler Can verdiler, toprak vermediler Aynı kan dolaşıyor damarlarımda Hata yapar düşman benim karşımda Hayal bile etmesin haçlı Siperim ben Çanakkale, Gelibolu, Anafartalar'da Ayşe Adlım |
Çanakkale Kahramanları
Malım, mülküm Eşim, dostum Yarim demediniz Hiç tereddütsüz Gidip can verdiniz Elimde bardağım Çayımı rahat içebiliyorsam Çünkü siz orda öldünüz Daha onbeşinde, onaltısında Kurşunlara yürüdünüz Helal edin hakkınızı Yapabildiğim tek şey bugün Bir Fatiha ile iki damla gözyaşı Ruhunuz şadolsun Çanakkale Kahramanları Ayşe Adlım |
Çek elini eteğini
Ey deli gönül Eskittin baharlarını Ne işin var gül dalında Çek elini eteğini Sen artık gülleri Uzaktan kokla Ayşe Adlım |
Çıkar bu ah
Güven kazanılmaz Öyle kolay kolay Ağzınla kuş tutsan da Kapımda köle olsan da Pişmanlık kötü duygu Dilerim her gün yaşa Akıttığım her damla Zehir olsun sofranda Yürekler tamir olmaz Sıvayla, boyayla Çıkar, bekle bu ah Kalmaz öbür tarafa Ayşe Adlım |
Çıkar gözlüklerini
Gözlüklerini çıkar da gel Kime baktığını bileyim Dilinin söyleyemediğini Gözlerinden göreyim Ayşe Adlım |
Çocuk olsam
Çocuk olsam altı yaşında Bir elimde ekmek diğerinde elma Salya sümük burnumda Isırsam bir ekmekten bir de elmadan Burnumu da silsem koluma Seksek oyunu gelse birden aklıma Koşsam doğru Aynur'a Eline alsa o da Kocaman bir tandır ekmeğini üzerine sürülmüş sarımsakla Usansak seksekten Taş toplasak biraz da Evimizi yapsak Yatak odası misafir odası mutfağı banyosu da olsa Annem çağırsa duymasam Televizyon koyduk Oturma odasına Oynasak biraz daha Gelme anne Evimizi yıkma Sobamızı bozma Ekmek pişirecektik biz daha Ayşe Adlım |
Dangalak
Gün güzel Güneş güzel Sen güzel Ben güzel Komşu güzel Sen de gör zeki çocuk Aşmadığın dağlar Görmediğin haller Sevmediğin neler Zekanı test Aleme rest Kendini mest Dangalak seni Tövbe est... Ayşe Adlım |
Desem
Çöktü içime hüznü Ayrılık mı desem Hasret mi desem Gözden ırak olan gönülden de ırak olur mu desem olmaz mı desem Bir de gurbet olunca Ölüm mü desem Kalım mı desem Ayşe Adlım |
Doğum günün kutlu olsun
Doğum günün kutlu olsun sevdiğim Sesini duyamayıp Yüzünü göremediğim Gözlerine baka baka Seviyorum diyemediğim Kutlu olsun doğum günün Benden uzakta geçirdiğin Ayşe Adlım |
Doktor hanım
Sizin için dilemiyorum yaşadıklarımı Tatlı dil varken batırsanız da çuvaldızları Sizin için dilemiyorum yaşadıklarımı Saatlerdir durduramasam da gözyaşlarımı Sizin için dilemiyorum yaşadıklarımı Biliyorum ki, duyar O Mazlumları, hastaları Sizin için dilemiyorum yaşadıklarımı İnce belinize yakışırdı çünkü nice nurtopları Ayşe Adlım |
Durduramadım
Bir ateş yandı ve büyüdü içimde Kimsenin haberi olmadan Yavaş yavaş tutuştu önce Alevlerini durduramadım sonradan Ayşe Adlım |
Duyacaksın
Uykuyu ararken gözlerim Islanan yastığımda 'İyi *******, seni seviyorum' diyorum öpüyorum Yokluğun engel değil Ben her sabah uyandığımda da 'Günaydın seni seviyorum' diyorum öpüyorum Bu sevgi sana ulaşacak Duyacaksın birgün biliyorum Ayşe Adlım |
Düğüm
Bugün çok yoğunsun içimde Gecem gündüzüm Elim ayağım Lafım sözüm Çözemediğim Çözmek istemediğim Boğazımdaki düğüm Nasıl girdin hayatıma Habersizce böyle gülüm Kalmadı sana verecek Ne ümidim Ne gücüm Ne de tek bir günüm Ayşe Adlım |
Düşünemiyorum
Durmuş beynim Düşünemiyorum Kör oldum sanki Göremiyorum Bir ateş var içimde Yakıyor beni iyice Ne yapsam boş Eriyorum gittikçe Bugün düşünemiyorum Yarın yazamayacağım Kalbim de külleşince Ayşe Adlım |
Eğer
Görmeden bir daha Ölürsem eğer Gömmeyin istemem Yakın beni Külümü de götürün Koymayın burada Bu gurbet bana Mezarsa eğer Gülmeden yüzüm Ölürsem eğer Bu derdi veren O büyük Allah İstemem cennete Almasın beni Ben buralarda Çürürsem eğer Ayşe Adlım |
Eksi puan
Gördüğüm bugün melekti Sol omzundaki Kayıttaydı yine Her zamanki gibi O kara kaplı defterine Bir kötü puan daha ekledi Onu da gördüm, eksi Ne çokmuş meğer Kayıt edilen eksiler Gözümde büyütmüşüm seni Yere bakan yürek yakan, sinsi Hangi zavallı av pençendeki Sıra sıra dizili hepsi Eksi, eksi, eksi Ayşe Adlım |
Emanet ediyorum
Sevdiklerimi Sana emanet ediyorum Kendimi de Şefkatini, sevgini Bizden esirgeme Varsın takmayayım Telli duvağını Varsın olmayayım Asker anası Varsın yarım kalsın Dünyanın tadı Yeter ki Sen iste Sana boynum Kıldan ince Korku değil Heyecan içimde Giyinir gelinliğimi Gelirim seve seve Ayşe Adlım |
Emir abiye
Nasıl seversin Gesi'yi Biliyorum Emir abi Senin için yazıyorum Hatırla da geçmişi Gider biraz özlemini Şimdilik yeşil Gesi Ağaçlar çiçek açmıştı Kaysılar, elmalar, armutlar Cevizler salkım salkım Hiçbiri kalmadı Kavurdu soğuklar Zaten meçhuldü Meyveye döneceği Kurudu tükendi sular Yaz sıcaklarına Bilmem nasıl dayanacaklar Eskiden camızlar vardı hani Kıvrık boynozları Kinli bakışlarıyla Onlar bitmişti yıllar önce de Eşekler de kalmadı Nesilleri mi tükendi ne Tıkır tıkır yürürlerdiya O eski sokaklarda Gülesim geldi Dün anımsadım da Ne hoş seslerdi öyle Tıkır, tıkır, tıkır Artık herkes arabalı Kimse eşek beslemiyor Kimse yonca da kaldırmıyor Şimdi insanlar ağaç kesiyor Katliam var Gesi'de Bağlardan hızar sesleri geliyor Güzel bir tablo değil Biliyorum Emir abi Sen yine de üzme kendini İnat etmiş leylaklar Dimdik ayaktalar Gilabular da var Bir de dutlar Yetmez mi Emir abi Ayşe Adlım |
Erciyes'e güneş doğmuş
Erciyes'e güneş doğmuş Buralar sisli halâ Sen gittiğinden beri Gönlüm yasta halâ Yokluğun bulutlar gibi Üzerimde kaplı halâ Erciyes'in pınarları Görünmüyor uzaklardan Hasretin hiç dinmiyor Gönderdiğin selamlardan Erciyes'e kar yağmış Yüreğime yağdığı gibi Zaten hiç kalkmadı ki Üst üste dertlerim gibi Ayşe Adlım |
Erciyes'i aradım
Bulamadım Erciyes Aradım seni Ağaçların arkasından Tepelerin arkasından Şu görünen karartı Sen misin yoksa İki kubbeli Ali Dağı'nın ardından Sıradan bir dağ olmuşsun Ne bulutun kalmış, ne karın Kavaklar boyun bükmüş Kuşlar mahsun Toz bulutuyla Kaplanmış doruğun Esir almış güneş Sabahın yedisinde Yaprak kıpırdamıyor Yükseklerde bile Kalan birkaç parça da Eriyip gidince Neyle övüneceğim ben Kayseri'de O ihtişamın yok Gözlerimi yaşartan Baktıkça beni Derinlere daldıran Karardın Erciyes, kapkara Çıkarma, ne olur Kar beyaz gelinliğini Bir daha Ayşe Adlım |
Erciyes'i seyretmek
Erciyes'i seyretmek vardı Bu akşamüstü Kararmış bulutlar Yağmur ha düşecek, ha düştü Erciyes'i seyretmek vardı Bu akşamüstü Kayalar seni bekliyor Ölü değilsin, haydi kalk yürü Erciyes'i seyretmek vardı Bu akşamüstü Gönül yorgun Kalmamış ne dermanı, ne gücü Ayşe Adlım |
Erkeksin
Sen erkeksin Şimdiden belli Baktığı yeri Delip geçen Gözlerinden Mutluluk saçan Gülüşünden Sevgilerin çoğunu Sen almışsın Ümitler Sana bağlanmış Çok mutlusun şimdi Ümitleri Boşa çıkarma emi Ayşe Adlım |
Falımda çıktın
Bana bir şeyler söylemek isteyen adam Falımda çıktın bugün Yine durgun ve sessizdin Başkası olamaz, tarif aynen sendin Allah cesaretini artırsın da Söyle artık, neyse derdin Ayşe Adlım |
Frei bis in die Spitze
Ich bin erleichtert wie ein Baum im Herbst Nackt und verlassen Der Wind hat dich geholt und wird nie zurückgeben Fliege nur mit ihm solange du kanst Falle nur nicht auf die Erde Vielleicht auf ein Dach oder auf ein Nest Denn du sollst sehen wie stark ich bin auch ohne dich Nicht mehr so schön wie mit dir Aber frei bis in die Spitze Ich sage es, glaube mir Ich werde auch den Winter durchstehen Ayşe Adlım |
Gaz
Daha uçağa bindiğim anda pişmanlık kemirmeye başlamıştı içimi. Almancı olmak için de geç kalmıştım, geri dönmek için de. Havaalanına indiğimden beri her şey yabancıydı bana. Nereye baksam değişik şeyler görüyordum. Evler, sivri sivri çatılar, tahta merdivenler, küçücük odalar, hele de yağmurlar. Dinmek bilmeyen, beni güneşe hasret bırakan yağmurlar. Hiç dışarı çıkmıyordum. Biri beni çevirir, bir şey sorar, cevap vermem gerekirse diye korkuyordum. Akşama kadar otuyordum annemle evde. Bizim için tek değişiklik, babamın işten gelmesi ve birlikte alış-verişe gitmek oluyordu. Dışarıda ilk öğrendiğim, tranvaya nasıl binildiği oldu. Bir de evet (ya) , hayır (nayn) ve anlamıyorum (niht ferşteyn) kelimelerini öğretti babam. -Eğer ben işteyken biri kapıyı çalar da Almanca bir şeyler söylerse, niht fersteyn dersiniz. diye öğütlerdi. O güne kadar hiçbir Alman kapıyı çalmadı, ben de hiç kimseye niht fersteyn demedim. Yine sıradan bir gündü. Annem mutfakta uğraşıyor, ben de tv seyrediyordum. Bu arada merdiven başından gelen sesler dikkatimi çekti.. Birden kapıya hızlı hızlı vurulmaya başlandı. Gidip kapıyı araladım. Uzun boylu sakallı bir genç adam heyecanla bir şeyler söyledi. Anlamadım tabi. -Niht fersteyn dedim ve kapıyı geri örttüm. Ben örter örtmez tekrar kapıya vurmaya başladı. Açtım, yine aynı adamı görünce önemli bir şeyler olduğunu anladım. Adam eliyle karşı daireyi göstererek bağırıyordu. -Gas, gas Kapıyı iyice açıp baktığımda karşı evin kapısından fışkıran simsiyah dumanları gördüm. Eli yüzü kapkara olmuş bir genç aniden evin içine daldı. Hareketlerinden su almak istediğini anladım. Hemen bir kova verip banyoyu gösterdim. Sonra annemle birlikte ben de su taşımaya başladım. Yangın mutfaktaydı. Ocakları gaz kaçırıyordu, nefes almak çok zordu. Ateş kısa süre sonra söndü ama gaz kaçağı devam ediyordu. Genç sarışın bir kız camları açmamızı işaretledi. Görevliler geldiğinde gazın kesilmesini sağladılar ve herkes sakinleşti. Komşularımızı işte o gün tanıdım. Aralarında İtalyan da vardı, Türk de vardı. Ama hiçbir zaman Gesi'deki gibi samimi, içten ilişkiler olmadı aramızda. Zaten ben Almanca bilmiyordum, istesem de o samimiyeti kuramazdım. Almanca öğrendim ama zamanla bu soğuk davranışlara ben de alıştım. Ya da öyle sandım. Yoksa bugün burda olmazdım. Ayşe Adlım |
******* Aydınlık Doğuracak
******* aydınlık doğuracak Ve bundan böyle Devletin malını yemeyenler değil Yiyenler domuz olacak Onlardan öyle çok ki Temizlemek güç olacak Yollarımız dikenli Ayaklarımız kanasa da İnancımız tam Size güvenimiz sonsuz Krizleri atlatırız Bir delik daha buluruz biz Kısalan kemerlerimizde Kimlerin torunlarıyız Çok şükür biliyoruz Aynı gücü bulacağız Analarımız ağlamayacak Yavrularımız aydınlığa doğacak Şehitlerimizin kemikleri sızlamayacak (Sayın Yaşar Nuri Öztürk'ün sözlerinden esinlenerek yazılmıştır.) Ayşe Adlım |
Gel hadi
Çık da bir yerlerden gel hadi Kanayan yarama derman ol hadi Bu akşam tam sana göreyim Yasaksız saatlaere koş hadi Dur yok, git yok, yeter yok bugün Geldiğine değecek, naz yok bugün Söz vereceksin, isterim yalnız Kendime güvenim hiç yok bugün Ayşe Adlım |
Gelişmişlik
Sakın Gesi'ye uğrama Çok yaklaştın durakla Yine o kıvrım büklüm yoldan Derindere'ye inip Gesi'ye çıkmalı insan Ceviz ağaçları karşılamalı Yolun iki kenarında Eski mezarlık taş duvarıyla Sığmayıp arklara Coşup taşmalı sular Sokak aralarında Oynamalı çocuklar O tertemiz taşlarda Yün yıkamalı kadınlar Bağlar insanlarla dolmalı Dedem gibi yaşlılar Tırpanla ot biçip Yonca kaldırmalı Sabah ezanıyla uyanıp Çoluk çocuk kaysı açmalı Senin olsun Ondört katlılar Marketler, internetler Türkülerde kalmasın Bülbüller, üç top güller Gesi, Gesi gibi kokmalı |
Gesi'de gece
Ben zaten aşığım, maşuğa ne gerek Çakmak da istemez, kibrit de Ben zaten yanığım, yangına ne gerek Aramışsam öylesine, laf olsun diye Ben zaten bulmuşum, kazmaya ne gerek Gül, leylak, bülbül, Gesi’de gece Ben zaten sarhoşum, içmeye ne gerek Ayşe Adlım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:27 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.