![]() |
SEX
Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu Memur sorar - What's your name Sir? -Temel -Surname? -Kaya -Sex? Temel gayet sakin cevaplar - 3 times a week Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir... - Sir you understood me wrong..I mean male? or female? Temel yine hic beklemden cevaplar - Doesn't matter |
BOYANIR
Tanri once yer kuresini yaratir.Bakar ve der: - Guzel Sonra atmosferi yaratir. Kenardan bakar ve yine: - Guzel Daha sonra topraklari, daglari ve denizleri yaratir. Bakar ve der : - Guzel Erkegi yaratir, bir bastan sona seyreder : - Guzel Sonra kadini yaratir ve bir hayli baktiktan sonra der: - Onemli degil, boyanir... |
AGOP'LA HAYKANUS
Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis. Haykanus sormus: - Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi? - Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ? - Peki havagazini kontrol etsen. - Canim, ben tesisatci? - Agop, elektrik dugmesi de bozulmus - Yeter artik Haykanus... Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus 'a: - Canim karim, kime yaptirdin bunlari? - Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi. - Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz. - Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi - Guzel...Pastayi yaptin degil mi? - Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci... |
EVLİLİK
Yeni evli genc cift, dugun gecesi balayi suitlerine cikmişlar.. yataga girmek icin hazirlanirken genc adam pantalonunu cikarip kadinin onune ativermiş: - şunu bi giysene....? Kadin giymeye calişmiş ama pantalon kadina en az 2 beden buyuk, tabi giyememiş.. - "olmuyor işte, ben senin pantalonunu nasil giyeyim..." demiş... Bunun uzerine adam siritmiş: - "Evvet işte anlaman gereken budur karicim, sen benim pantalonumu giyemezsin ve benim yerime evin reisi olamazsin." Kadin bunun uzerine adama bakmiş bakmiş, sonra cikarmiş kulodunu adamin suratina firlatmiş: - "Sen şunu bi giysene." Adam kadinin minicik kulodunu giymeye calişmiş ama dizlerine kadar bile çekememiş, "ben bunun icine giremem" diye soylenmiş. Bunun uzerine kadin - "evvet işte anlaman gereken budur kocaciim, giremezsin." demiş "ve az onceki tavrin degişene kadar da hayatta giremeyeceksin." KERİZ Temel tatil için gittiği sahil kentinde, sabah erkenden kalkar ve plaj kumsalında yürümeye başlar. Bu esnada bir çift de sabah sporu için plaja gelmiştir. Kadın sabah güneşinden yararlanmak için kumsalda güneşlenirken, eşi de hemen yanında şınav çekmektedir. Temel bu manzarayı görür ve şöyle der: - "Ula kerize bak, kari altindan kaçmiş haberi yok..!" |
GÜMRÜK
Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e : - Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel : - Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış. Gümrük Memuru : - Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş. Temel: - Bisiklet, demiş |
EVDEKİ KUZİ
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir. - Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar. - Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi? - 6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz. - Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum. - Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ? - Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister. - Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ? - Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar. - Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi? - İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver. - Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi? - Olir mi, der Temel. - Penum evde bir kuzi de kendumin var. |
SAAT
Yakısıklı bir genç ve yaslı bir Yahudi uzun bir tren yolculugunda aynı kompartımanı paylasırlar. Ihtiyar biner binmez, genç adam saati sorar,ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konusmazlar. Ertesi sabah, varıs¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar - "Simdi saat 8.30 oldu!" der. Genç, saskınlıkla -"Niye ancak simdi cevap verdiniz ki?" diye sorar. - "Bakınız, genç adam: Size dün aksam saati söylemis olsaydım,sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittigim kente yolculuk ettiginizi ve belki de oraya ilk kez gittiginizi söyleyecektiniz. Ben de,iyi bir insan oldugum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanısacaktınız. Çok güzel bir kız oldugu için, onu kesinlikle begenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız - o da sizi begenecekti.Kuvvetle ihtimaldir ki,bu is evlilige kadar gidecekti. Ben de düsündüm:Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne isim var?!?" |
ŞEF NE DERSE O OLUR
Teksasta haydutluk eğitimi gören bir öğrenciyi azılı haydutların yanına staja verirler. İlk ders olarak bir posta arabası soyulacaktır. Araba durdurulur; Şef haydut: - "Herkesi indirin arabadan" der. Bu sırada stajer arabada yaşlı bir ninenin oturmakta olduğunu farkeder ve - "Nine otursun bari" der. Haydutlar hep bir ağızdan - "Sen karışma, şef ne derse o olur" derler. Bu sefer şef; - "Bütün paralarını alın" der. Stajer yine atlar: - "Yaşlı nineninkileri de mi?" diye sorar. Haydutlar yine hep bir ağızdan - "Sen sus, şef ne derse o olur" derler. Bütün paralar alınmıştır. Şef atına biner adamlarına döner ve - "Bütün kadınlara tecavüz edin" der. Tam stajer konuşacakken nine atılır: - "Sen sus, şef ne derse o olur" |
GURUR KAZAZEDESİ
Temel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir. Hemen kosar; - " Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der. Adam soyle bir bakar; - " Sen kac yasindasin?" diye sorar. - " 28 " der Temel. Adam da; - " Tamam, git 2 ve 8' e oyna." Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir. Adam: - "Sen kac kilosun? " der. Temel " 76 kiloyum." deyince; - " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der. Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar. Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar. Adam bu kez - " Senin ....şeyin... uzunluğu ne kadar? der. Temel saskinlik icinde - " 25 cm. " deyince adam da - "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der. Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler. Ertesi gun hemen Temel' in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel' in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye. Temel' in verdigi yanit ise sudur: - " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi." |
FURDİK ONİ
Babam öldü, demis Temel. ilyas sormus: - Neden öldü? - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü. - Eyvah parçalandi mi? - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furdik oni.. |
AKILLI İNSAN
Bir bilgeye sormuşlar : ''Bir insanın zekasını nereden analarsınız?'' ''Konuşmasından ''diye cevap vermiş. ''Ya hiç konuşmazsa ? '' demişler; ''O kadar akıllı insan yoktur ki....'' |
BEŞİNCİ KAT
Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler. Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin "usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir: "Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuk tabelalar size yardimci olacaktir. Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha bir alt kata inemezsiniz. Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada; "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir. Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki tabela da cok parlak seyler vaad etmez: "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir." Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde gozlerine uzerinde; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan tabela carpar.. "Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler. Nihayet karsilarina; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar. Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar. Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar. Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler. Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit" vaad etmektedir. Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar. "Zirve"deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: "Burada erkek falan yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir... |
YANLIŞ TARAF
Vahsi Batida bir gun, bardan iceri izbandot gibi cift tabancali bir kovboy girer. Herkesin saskin bakislari arasinda son derece hizli bir hareketle iki tabancayi da cekip havaya birer el ates eder ve bagirir: -Sag tarafimdakiler o.. cocugu, sol tarafimdakiler pe.... Var mi lan itirazi olan? Varsa kalksin ayaga! Temel, hemen ayaga kalkar, kovboy derhal tabancalari adama dogrultur: - Hey, senin itirazin var galiba! - Yok be abicum, ha pen yanlis tarafa oturmisum da. |
DİYAFON
Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak - "Beni bir öpermisin".. Kiz: - "********* evin önünde annemler görür" der.. Erkek: "Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum..." Kiz: "Ben de seni ama olmaz..." Erkek cok atesli tabi devamli israr eder.. bir ara aniden merdivenlerin isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir. Kücük kiz: - " Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da olmazsa kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon dügmesinden ceksin dedi" |
ARABAM DIŞARIDA
Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara : -Pana pir roman lazum, demiş. Kırtasiye tezgahtarı sormuş : -Efendim agır mı olsun hafif mi? Temel : -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur. |
ANLAMLI ANLAMLI
Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor : -Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı. -Sen ne yaptın? -Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım. |
YUMURTA KİMİN
İskoçyalı'nın tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış. Biri "Tavuk benim, yumurta da benimdir" diyor. Diğeri "Benim bahçem, yumurta da benimdir." En sonunda İskoç "Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım. Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" diyor. İngiliz de kabul ediyor. İskoç'un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını giyip geliyor. İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atıyor. İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanıyorken, İskoç yumurtayı uzatıyor: "Al senin olsun, bir yumurta için değmez." |
OTEL
Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler. Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin "usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir: "Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuk tabelalar size yardimci olacaktir. Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha bir alt kata inemezsiniz.Mukemmel adamin pesinde...Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada; "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir. Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki tabela da cok parlak seyler vaad etmez: "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir." Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde gozlerine uzerinde; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan tabela carpar... "Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler. Nihayet karsilarina; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar. Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar. Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar... Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler. Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit" vaad etmektedir. Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar. "Zirve"deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: "Burada erkek falan yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir..." |
ZAMPARA TEMEL
Temel çok güzel bir kadini gözüne kestirmis. Kizin pesinde ve bir taraftan da nasil kizi ayartirim diye düsünüyor. Klasik tavlama usüllerinden biri geliyor aklina ve birden kadina dönüp : - Hadi bize gidelum saga pul kolleksiyonumu cöstereyim. Kadin sasirir fakat bozuntuya vermez: - Peki ya begenmezsem - O zaman ciyinur cidersun. |
FESAT
Klas bir kiz kolejinde biyoloji ogretmenligi yapan Bay Perkins sinifta sorar: - Bayan Smythe, lutfen insan vucudunda uygun sartlarda gercek buyuklugunun 6 katina ulasan organin ismini ve bu sartlari soyler misiniz? Bayan Smythe soruya bozulur ve sogukca: - Bay Perkins, bu sanirim bana sorulacak uygun bir soru degil. Ailemin bundan haberdar olacagindan emin olabilirsiniz. der ve kipkirmizi bir suratla yerine oturur. Bay Perkins, istifini bozmadan ayni soruyu Bayan Johnson'a yoneltir. Bayan Johnson sukunetle cevap verir: - Los isikta goz bebegi. Bay Perkins: - Dogru! Ve Bayan Smythe size soyleyecek 3 seyim var.Birincisi; dersinize calismamissiniz. Ikincisi; akliniz fikriniz kotu seylerde.Ucuncusu; birgun cok buyuk bir hayal kirikligi ile karsi karsiya kalacaksiniz..... |
İYİ Kİ JİNEKOLOG DEĞİLİM
Fevkalade sosyetik bir kokteyl. Dr. Gurel smokinleri icinde iki kat yakisikli. Agzindan da bal akiyor ya. Etrafi her zamanki gibi genc ve guzel hanimlarla cevrili.. Bunlardan biri "Ah doktor, disim oyle agriyor ki gunlerdir" demis.. Sonra yakalamis doktorun elini.. Agzina dogru cekmis.. Cekmekle de kalmamis.. Sokmus doktorun parmagini agzina.. Sol tarafa kaydirmis. Isaret parmagini azi disine dogru zorla uzatiyor. - Iste burasi.. Tam burasi.. Oyle agriyor ki?.. Doktor parmagini kadinin agzindan kurtarmaya calisirken soyleniyor?.. - Hanimefendi, iyi ki jinekolog degilim.. |
LAZ KOMANDOLAR
Çogunlugunu lazlarin teskil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda, çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir. 11.nci gün komutan çavus Dursun'u çagirdi "çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik.." "Basüstüne Komitanum." Dursun çavus bir heves kosarak bölügü toplar "sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum.. komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun. Temel sen Idrisle.....Ismail sen Kemalla.... Sadik sen Cemalla |
NE DİYOR
Yasli Alman cift Türkiye'den tatilden donuyorlarmis, otelden cikarak bir taksiye binmisler ve tutmuslar havaalani yolunu. Bu sirada taksi soförü sormus, "Hangi ülkeye gidiyorsunuz?" diye... Ihtiyar adam, "Almanya'ya" demis.Ihtiyar kadinin da kulaklari pek duymuyor tabii kocasina, "Ne diyoor?" diye sormus. Adam da, "nereye gittigimizi soruyo da" demis... Biraz yol aldiktan sonra taksi soförü tekrar, "Almanya'nin hangi sehrine?" demis... Ihtiyar adam da "Hamburg" demis... Ihtiyar kadin yine, "Ne diyooor?" diye sormus, adam; "Hangi sehirde kaldigimizi soruyor" demis... Taksi soförü, "Ben" demis "Hayatimin en kötü seksini Hamburg'ta (Sao Paulo'da) yaptim!"... Sagir kadin yine sormus, "Ne diyooorrr?" Ihtiyar adam da demis; "Seni tanidigini söylüyooorrr!.." AVCI Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde ilerlemektedir. Karsilarina kucuk bir delik cikar. Temel: -yatin yere, tavsan deligi ! Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar. Bir sure sonra buyukce bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, tilki deligi ! Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler. Bu defa daha buyuk bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, ayi ini ! Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel : -Usaklar ne cikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne cikarsa bahtimiza! Ertesi gun gazetelerde : "Dort avci tren altinda can verdi..." |
AMİN
Cok iyi giyimli bir is adami Vatikan'a gelir papayla gorusmek istedigini soyler. Kendisini bir Kardinal'e gotururler. Adam israr eder. - Sizinle degil, dogrudan Papa ile ve yalniz gorusmek istiyorum. Sonunda adami Papa'nin huzuruna cikarirlar. Ama adamin ne istedigini merak eden Kardinaller kapinin disinda kulak kesilmis iceriyi dinlemektedirler. Iceride sesler yukselmistir. Adam : - 1 milyar dolar. Papa : - Olmaz - 2 milyar dolar. - Hayir. - 5 milyar dolar. - Hayir. Adam kapiyi carpar, hisimla uzaklasirken Kardinaller iceri kosusur. - Sayin Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Dusunun bu para ile kac katedral, kac kilise yapilir, dunya uzerine kac misyoner gonderilirdi. Parayi nicin kabul etmediniz ? - Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mi deseydik ? |
MÜHENDİS ZEKASI
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar: "İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?" Papaz cevap verir: "Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur." Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir. Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır: "Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım." |
KONUŞMAMAK
Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus: - Senin kopegin mi? - O kopek benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir. - Nasilsin? - Fena degil! (Kizilderili saskin...) - Bu kizilderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana iyi davraniyor mu? - Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir) Cow-Boy kizilderiliye sorar. - Senin atin mi? - O at benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir. - Nasilsin? - Fena degil! (Kizilderili daha da saskin...) - Bu kizilderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana nasil davraniyor? - Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor, gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir) Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir. - Bu Disi Essek senin mi? - Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek ..... |
SAKIN OSURMA
Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani William White, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da,talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur. - "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?" - "Henuz degil." - "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..." - "Ok." Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki Soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar. - "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin." George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir. - "Yahu George, bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim." Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur. - "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana bir sey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?" - "Evet Bob. Hem de cok." - "Peki. O zaman sakin osurayim deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum." |
KİM HIZLI KOŞAR?
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.. Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek; - "Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der. Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir. Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe: - "Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir." Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe - "O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre... O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur." ... Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir. Matematikçi sorar ; - "Ne oldu ne yaptin ?" - "Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu... - "Eeee..." - "Mantik olarak ben durdum adamda durdu." - "Sonra..." - "Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi." - "Peki daha sonra...." - "Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..." |
ANCAK GELDİK
Bir gun Cennet'in kapilari siddetle vurulmus: - Gum Gum Gum !! Içeriden seslenmisler: - Kim o? Disaridan gok gurultusu gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz! Içeriden hos geldiniz diyerek kapilar ardina kadar acilmis ve yigitleri iceriye buyur etmisler. Her sey çok guzel gidiyormus. Ta ki, 40 yil gecinceye kadar. Bir gun kapilar yine siddetle calinmis: - Gum Gum Gum !!! Içeriden sormuslar: - Kim o? Disaridan gok gurultusu gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz! Iceriden hemen cevaplamislar: - Hadi len! Onlar 40 yil once geldi! Disaridan yine ses gelmis: - Biz mehter takimiyiz ancak geldik!!! |
ADOLF'UN ÇOCUKLUĞU
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus: - "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?" Baba ilgisizce; - "Günahtir evladim" demis - "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?" - "O da gunahtir evladim" - "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?" - "Ooofff! o da günahtir evladim" - " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" Baba en sonunda dayanamaz: - "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!..." |
İŞ GÖRÜŞMESİ
Bir firmanin Insan Kaynaklari Müdürü ölür ve göge yükselir. Kapida bir melek onu karsilar ve söyle der: - "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada kalma sansiniz olacak." Insan Kaynaklari Müdürü bu fikri gereksiz bulur: - "Aslinda ben secimimi coktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum." Melek bunun imkansiz oldugunu söyler: - "Buranin da bazi kurallari var. Bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir. Sonra secim sizin." Müdür caresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altina iner. Bir kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin üzerinde ve bütün sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile cok sevimli ve ona iyi davraniyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip icki icerler. Müdür cok eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer. Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutlarin üzerinde harp calip sarki söyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar. Melek sorar: - "Evet, karariniz nedir?" Müdür cevap verir: - "Bunu söyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim oraya gitmek istiyorum. " Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altina iner. Bir de görür ki her yer cöp dolu, pis bir koku sarmis etrafi. Dün cok eglendigi arkadaslari da cöpleri topluyor. Seytana sorar: - "Dün burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?" Seytan cevap verir: - "Dün senle is görüsmesi yapiyorduk. Bugün artik seni ise aldik..." |
HEDİYE
Bir kadinin bir süreligine is seyahati için ingiltereye gitmesi gerekmektedir. Kadinin kocasi esini havaalanina kadar götürür. Karisi: - "Tesekkür ederim kocacigim, senin için ingiltereden ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanitlar: - "Bir ingiliz kizi istiyorum hayatim..." Kadin sessiz bir sekilde kocasindan ayrilir ve yola çikar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanindan almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasildi?" Karisi: - "Tesekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadin: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir ingiliz kiz istemistim ya..." Kadin: - "Haa hatirladim, evet elimden geleni yaptim, simdi biraz beklememiz lazim kiz olup olmayacagini görmek için... !!!!" |
SOS İSTER MİSİNİZ?
Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi acan bayana: - "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak dokuvermis. Sonra da: - "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..! Kadin saticiya soyle bir bakmis - "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler kesik de..!" |
DON
Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis. Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip, hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis. Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus; -"Adin?" -"Aptülmecit" -"Baba adin?" -"Aptülleziz" -"Evli misin? -"5 tane karim var!" -"Kaç çocugun var? -"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane." Kadi kararini vermis ve söylemis: -"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!" |
YANIKLARI ATMA
Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz. Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un kucagiina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur.. Temel birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde.. Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atarak vakit kaybetme.." |
İki Türk Fransa'ya geyik avına gitmiş. Av da av yani... Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Şimdi onlara katılalım...
Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor. Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız. Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele! |
Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik!
Pilot: Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz. Bizimkiler: Havalanır havalanır. Pilot: Olmaz! Bizimkiler: Geçen yılki pilot havalandı ama... Pilot: Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı? Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı! Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi, kalkalım. |
Pilot gazı verir... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir... Süratlenir... Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez.... Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan biri kendine gelir, kafayı kaldırır... Arkadaşı da gözlerini açmıştır...
Gözlerini açan sorar: - Len Ahmet, neredeyiz biz? Bizimki şöyle bir etrafa bakar... - Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde! |
HİTLER
Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus - "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap vermis - "1912" diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - "Titanik'te kaç kisi öldü?" Fransiz cevap vermis - "1050". - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - "Say lan isimlerini!" |
UĞURSUZ KADIN
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi. "Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın" |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:27 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.