![]() |
Bu gece, badem gözlüm...
Kiraz dudaklım... Yanımdaydı. Elinde karanfil çiçeği, Güneş ışıdı... Parladı... Yıldız kayıverdi... Bu gece badem gözlüm... Kiraz dudaklım yanımdaydı... |
Bulutlara gitmek istiyorum
Ne olur götürün beni Kurtulmak istiyorum şu fâni dünyâdan Bulutlara gitmek istiyorum Bulutlara gitmek istiyorum Herkesten kaçmak kurtulmak Götürün beni bulutlara Bulutlar temiz masmavi bir deniz gibi Beyazı da var... Siyahı da bulutların Bulutlara gitmek istiyorum... Ne olur götürün beni O güzel bulutlara |
Gel İstanbul, gel
Seninle dertleşelim, Şöyle bir gerilere, gerilere gidelim, Anlat bana İstanbul, Camilerini, saraylarını, Köprülerini, çeşmelerini, Herşeyini anlat Bir Namık Kemal'ini, Bir Neyzen Tevfiğini, Fatih'ini anlat, Ben dinlerin koca şehir, Gel iki dost gibi gezelim, Çamlıca'ya çıkalım, Boğaz'a bir uzanalım, Emirgan'dan lale toplayalım Kırlarından yabani çiçek koparalım, Kanlıca'ya gidip yoğurdundan yiyelim, Hisarına çıkıp Boğaz'ı seyredelim, |
Can cam kadar saydamdır
Çünkü hiç gözükmez Kırılır O; da Yerde sürünen yapraktır Leylâ ile Mecnun misali... |
Sütler azaldı gayri, tarhanaya geçilsin
Kışa hazırlık olsun; hızır gibidir darda Yıkansın buğdayımız ayıklanıp seçilsin. Değirmende kesilsin, örselensin rüzgârda Sütü bol kaymağı bol, nefis olur bu çorba, Her gün süt ekleyerek küpte oldu yoğurdum Kazanda kaynatarak bugday ile yoğurdum Tarhana kaşığıyla alt üst ederek kardım Bıraktım demlenmeye dostlara baber verdim.. Sütü bol kaymağı bol, nefis olur bu çorba. Kurusundan toplayıp, çam pürü serdik dama |
Buraya kadarmış yolumuz
bırakıyorum ellerini ömür boyu diye tutmuştum dört mevsim bellemiştim yemyeşil gözlerini ekip dikmiştim durmadan yorulmadan bir yangında kül oldu çiçekler kuşlar kanat döktü duman içinde beşinci mevsime soluksuz girdim en güç günlerden başlamıştık işe kapkaranlık *******den tutup tutup çıkartmıştım seni düştüğün çamurlardan masmavi umutlar büyütmüştük yağmur sularından ırmaklar türkümüzü söylemişti duyup anlamasını bilenlere |
Ruhumda incecik sızı Kemanlar
usumda Obualar sararır yaprak yaprak yürek çırpınışlarım Fülüt çığlığı ve akar gözlerimden notalar saçlarımda Arp çal sevgilim dudaklarınla Gitar dudaklarımda bedenim Piyano tuşlarınca ak dolaştır parmaklarını özlem doruklarında |
Dün öğleden sonra ölüm avuçlarımdaydı
sevimliydi küçük yuvarlak çıkmazlar her gün yaşadığımız ölümlerce maskeliydi saatlerin yelkovanlarında şarkımı söylerken evrenin bütün canlılarına bölünmüştüm solmuştu mavilerim tüm denizlerden uzakta koyu kahverengi hüzünlerinden dikenler çiçek açıyordu toplayıp onları *******ime yıldız yaptım şimdi her yıldızdan bir dünya yaratıyorum tanrı gibi acımasızca oyuncaklarımla oynuyorum çoğalıyor sevgisizlik yalnızlık duvarlar |
Hiç aklımda yoktun oysa
okyanus dalgalarıyla vuruyorsun yüreğime büsbütün yağmur kesiliyorum seni düşününce boynundaki zincirler kırıyor kolumu kanadımı umarsızlığın ardından adım hüzün oluyor öteki yarısıyız bütünün aynı yolumuz ama bir yanlığın bedelini ödüyoruz içimde cansın yasaksın yıldızlardan uzaksın paramparça maviler yeşiller avuçlarımda denizleri özlemiştim tek yudumsun dudaklarımda bir bahar muştusu olmalıydı gözlerimde adın geleceğime yazılan incecik sızısın |
Yakıcı mı yakıcı bir ateşim
sen se barut işte yanyana duruyoruz dahası sokuluyorum sana ellerini tutuyorum gözlerinin ta içine bakıyorum öpüyorum seni ama patlamıyorsun Çünkü arkadaşız doyumsuz mutluyuz |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:31 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.