![]() |
Yiyeceklerin besin değerini de koruyun!
Uzmanlar, mutfaktaki yanlış saklama, depolama veya pişirmenin yiyeceklerin vitamin değerini düşürdüğüne dikkat çekiyorlar. İşte yiyeceklerdeki vitamini koruma yolları... Maydanoz ve limon eksik olmasın! Sindirimi kolaylaştırıp, alınan gıdalardaki vitaminin enerjiye dönüşmesini sağladığından maydanoz ve limonu sofralarınızdan eksik etmeyin Kavun, sinirleri yatıştırıyor Yaz meyvelerinden kavun, kansızlığı giderme ve idrar söktürme yanında, sinirleri yatıştırmada da etkili... Şifalı bitkinin de dozu var! Doğadaki bitkileri bilinçsiz ve yeterli miktardan fazla kullanmak, yan etkilerle karşılaşmanıza neden olabilir... Hem vitamin hem de güzellik kazanın! Vitamin ve mineral deposu meyve - sebze suları, güzel, sağlıklı ve zinde olmanızda önemli rol oynuyor. Bu sıcak yaz günlerinde hem güzellik hem de vitamin kazandıran meyve sularına "hayır" demeyin! E vitamini kalp hastalıklarını önlemiyor The Lancet dergisi, Clevland Clinic tarafından yapılan araştırmanın, E vitamini ile beta karoten haplarının kalp hastalıklarını önlemediğini, aksine sağlık için daha zararlı olabileceğini gösteren sonuçlarına yer verdi Her yaşa göre vitamin Uzmanlar her yaşın ayrı bir beslenme programı olması gerektiğini belirterek, vitamin haplarıyla değil, besinlerle sağlıklı kalınabileceğinin altını çiziyorlar... Yumurta nasıl pişirilmeli? Yüksek protein değeri olan yumurtanın, besin kaybına uğramaması için yağda kırma yerine haşlama ya da diğer yöntemlerle pişirilmesi öneriliyor Mucize bitki soya fasulyesi ''Asrın harika bitkisi'' olarak da kabul edilen soya fasulyesi, insan ve hayvan beslenmesi ile sanayide kullanım alanı bulan, içerdiği değerli besin ögeleri ile yeri doldurulamayan bir bitki olarak dikkati çekiyor |
Kalbin gerçek dostu balık!
Balık içerdiği koruyucu yağ asidi ile kalp hastalarının sofralarından eksik etmemesi gereken gıdaların başında geliyor. Balıkta herkes için yararlı B, A ve D vitaminlerinden bol miktarda var... Vücudun koruyucuları Vitaminleri doğal yolla almak en iyisi. Fakat ya yeterli olmuyorsa... İşte o zaman vitamin haplarından yararlanmakta fayda var Bünyeye göre vitamin Yanlış vitamin seçimi hastalıkların daha da kötüye gitmesine neden olabiliyor. Doktora danışarak vitamin almak en iyisi Fazla C vitamini ALMAYIN! Milyonlarca kişinin kullandığı C vitamini hapları, DNA'yı bozup kansere yol açabiliyor.. Şeker hastalarına E vitamini... Amerikalı bilim adamları, yüksek dozda E vitamininin, şeker hastalığının tedavisinde "nemli rolü olduğunu saptadı D vitamini etkisi... ABD'li bilim adamları, D vitamininin multiple sclerosis MS (çok y"nlü skleroz) hastalarında pozitif etki yaptığını saptadı Yaşınıza göre vitamin kullanın Vitamin alımında yaşın "nemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, orta ve ileri yaşlardaki kişilerin, gençlik yıllarında kullandıkları vitaminleri değiştirmeleri gerektiğini belirtiyorlar Çoklu vitaminler katarakt riskini düşürüyor Çoklu vitaminin kullanmanın, katarakt riskini azalttığı belirlendi C vitamininin bir yararı daha... Bilim adamları, C vitamini eksikliği ile bacak damarlarında meydana gelen iltihaplanma arasında ilişki olduğunu saptadı A vitamini dozuna dikkat... Aşırı dozda alınan A vitamini, karaciğer hastalıklarına ve kadınlarda düşüğe neden olabiliyor Vitamin ilaçlarındaki tehlike... Uzmanlar, vücutta depo edildiğinde karaciğer üzerinde toksit etkisi yapan vitamin haplarının hekime danışılmadan kullanımı halinde fayda yerine zarar verdiğini belirtiyor Doğal vitamin deposu: "Sarımsak" Uzun ve sağlıklı bir yaşam için bol vitamin, bol hareketi şart koşan uzmanlar genç kalmak için en çok sarımsak yenilmesini öneriyor. Hastalıklardan uzak sağlıklı bir yaşamın ve ilerleyen yaşa rağmen gençlik dolu enerjinin kaynağı, bol vitamin ve bol hareket. Stres, hava kirliliği, yağlı yiyece... Tahılın vitamin gücünü ihmal etmeyin Sadece insanların değil, yeryüzündeki tüm canlıların en önemli enerji kaynağı tahıl tohumları. Tahılları ya oldukları gibi tohum olarak, ya da işleyip, un, nişasta, yağ, kepek, şeker olarak tüketiyoruz. Dünyanın en çok tüketilen tahıllarından ikincisi olan pirinç, özellikle yoksul Asya ülkele... Bir vitamin hazinesi: "Balık" İçerdiği vitaminler, minerallerle sofraların kralı balığı ne yazık ki yeterince tüketmiyoruz. Her zaman söylenir: "Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz, balığımız bol ve çeşitlidir" diye. Hatta çoğumuz "denizden babam çıksa yerim" diyecek kadar deniz ürünlerine düşkünlüğünü belirtir. Ancak... Doğadaki müthiş evlilik: Meyve ve vitamin İnsanoğlu binlerce yıldır meyve tüketiyor ve tadını çıkarıyor. Yüzde 80'i su olan meyveler, hepimizin bildiği gibi, bol miktarda vitamin ve mineral içeriyor. Aynı zamanda lifli oldukları için organizmayı temizleme ve toksinlerden arındırma yetisine de sahipler. Özellikle bağışıklık sisteminin g... Fazla vitamin zararlı Kendimizi biraz halsiz hissettiğimiz, yetersiz beslenip, çokça enerji sarfettiğimiz günlerde, hepimizin eli ecza dolabındaki vitamin haplarına uzanır. Peki ya bu küçük, renkli hapların bilinçsizce kullanıldığında birçok hastalığa yakalanma riskini arttırdığını tahmin edebilir miydiniz? ABD'de ... E vitamini mucizesi Amerikan bilim adamları, E vitaminin özellikle yaşlılar üzerindeki olumlu etkilerinin, sanıldığından daha fazla olduğunu ve bağışıklık sistemini "mucizevi" biçimde güçlendirdiğini ortaya çıkardı. Merkezi Boston'da bulunan Beslenme Araştırma Merkezi uzmanları, 65 yaşın üzerindeki kişilerin, E v... Kurtarıcı sebze patates Patates öyle bir sebze ki, insanın "ya olmasaydı" diye düşünesi bile gelmiyor. İster ana yemek, ister garnitür, ister salata; ne yapsanız yakışıyor. Dünyada patates kızartması yapılmayan yer var mı acaba? Güney Amerika kökenli bu sebze, Amerika'nın keşfinden sonra bütün dünyaya yayılmaya başlad... Bir dilim karpuz deyip geçmeyin Yaz diyince ilk akla gelen yiyecekler kavun - karpuz oluyor. Karpuz, peynir, ekmek üçlüsü neredeyse ana yemek olarak yaz günlerinin tercihi arasına giriyor. Karpuz çok su içerdiğinden yaz günlerinde serinletici bir meyve olarak da çıkıyor karşımıza. Karpuzun yüzde 95'i su. Böylece vücudu temi... Proteinli beslenme Et, balık, yumurta ve peynir ağırlıklı, günlük bin 200 kalorili beslenme şekli, kuvvetten düşürmeden zayıflamayı sağlıyor. Hücrelerin temel kurucularından olan proteinler, aynı zamanda insan vücudunun bütün fonksiyonlarının gelişmesi ve büyümesi için de gerekli. Proteinler, aminoasit denilen ... C vitamini C vitamini alındıktan en az iki saat sonra ince bağırsak tarafından emilir. Günlük tüketim miktarı 100 mg ile 150 mg arasında olduğunda vücut tarafından yüzde 75'i emilirken alınan miktar 1000 mg çıktığında sadece yüzde 50 kadarı emilebilinmektedir. C vitamini yüksek dozda tüketildiğinde B vit. |
Çiftler arasındaki sorun: 'Horlama'
İngiliz Horlama ve Uyku Bozuklukları Derneği'nin araştırması, horlamanın çiftlerin münakaşa etmesine ve boşanmasına yolaçtığını ortaya çıkardı. Eşlerin yüzde 81'i, horlayanların eşlerinin horlama gürültüsü nedeniyle uykusuz kaldıklarını söyledi. Her üç çiftten biri, horlama nedeniyle neredeyse hiç cinsel ilişkide bulunmadıklarını da belirtti. İngiltere'de başlatılan Ulusal Horlamaya Son Haftası çerçevesinde yapılan araştırmanın sonuç raporunda çiftlerin yüzde 70'inin ayrı odalarda uyudukları da belirlendi. Derneğin kurucularından Marianne Davey, "insanlar bize horlamanın durması halinde ilişkilerini daha iyi olacağını söyledi. Bu durum gerçekten cinsel birlikteliği de etkiliyor. Bu birikim yapıyor ve daha sonra yıkıcı sonuca yolaçıyor. Sonuçta ilişkiler sona eriyor" dedi. Çiftlerin yarısından fazlası, eğer eşleri horlamasaydı, daha sık cinsel beraberlik olabileceğini de söyledi. Horlama normal olarak, burun yerine ağızdan nefes almaktan kaynaklanıyor. Bu durumda hava gırtlağın arka bölümüne çarpıyor ve bu da titreşimlere yolaçıyor. Horlama, aynı zamanda gırtlak kaslarının yorgun olduğu gecelerde havayollarının daralması veya tıkanması nedeniyle de meydana geliyor |
Romatizma bir rahatsızlık mıdır?
Romatizma tek bir hastalık değildir. 200'e yakın hastalık bu sınıfa girer. Eklem romatizmaları (osteoartrit, romatoid artrit), yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, boyun ağrısı, bel ağrısı) ve kemik erimesi (osteoporoz) bunlar arasında en sık görülenleridir. Kadınlarda daha sık mı görülür? Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmekte ve yaş ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (gut, ankilozan spondilit) ya da ön planda gençlerde görülen (örnek: sistemik lupus eritematozus) hastalıklar da vardır. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilir. Genetik midir? Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı hastalar için de yararlıdır. |
Kas sistemi dışında organlara zarar verir mi?
Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında deriyi (kızarıklık, döküntü), iç organları (akciğer, böbrek, beyin vb.) etkileyebilir. Tedavi edilebilir mi? Bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için ilk aşamada hastalığa doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara özellikle erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her hasta için tek tedavi yöntemi vardır? Romatizmal hastalığı olan her hasta için kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Başka bir hasta için yararlı olan ilaçlar ya da tedavi girişimleri sizin için uygun olmayabilir. Doktorunuz tarafından önerilmeyen tedavileri uygulamanız sizin için yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir. Ne kadar zamanda tedavi edilebilir? Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık çok uzun süre devam edebilir. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu durumda tedavininin de uzun süreceğini ve verilen ilaçların hekim kontrolünde sürekli alınması gerektiğini unutmayınız. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi günlük yaşamınızın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Romatizma ilaçları tavsiye ile alınabilir mi? Romatizmalı hastaların hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar konusunda bilgi edinmeleri yaşamlarını olumlu yönde etkiler. Kullanılacak ilaçların olası yan etkilerinin bilinmesi yararlıdır. |
Kadında genital vaginal akıntı
Vajinal Mantar Enfeksiyonları (Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75'i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler Çoğu kez gebelik, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan bu durum tedaviye kolay cevap verir. Ancak kronik vajinal mantar enfeksiyonu hem cinsel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir. Vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalardan en sık görüleni Candida Albikans adı verilen bir maya hücresidir. Vakaların %67-95'inde bu mantar hücresi sorumlu olarak bulunduğundan, vajinal mantar enfeksiyonları genelde vajinal kandidiyazis şeklinde tanımlanır. Candida Albikansın vajinada zaten normalde bulunan bir organizma mı olduğu yoksa belirti vermeyen kadınlarda saptandığında mutlaka tedavi edilmesi gereken bir patojen mi olduğu günümüzde dahi açıklığa kavuşturulamamış bir sorudur. Erkek semeninde üretilemediği için cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilemez.Ancak yapılan araştırmalarda eşlerin benzer tipte mantar hücresi taşıdıkları saptandığı için pekçok hekim tedavide eş tedavisi de uygulamayı uygun görmektedir. |
Vajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleri
NASIL BULAŞIR Vajinal mantar enfeksiyonunda üreyen mikroorganizmalar genellikle başkasından bulaşmaz. Kişinin zaten kendi vajinasında bulunan maya hücreleri çeşitli nedenler ile aktif hale gelip enfeksiyon yaratmaktadırlar. Dolayısı ile havuzdan vb. bulaşma söz konusu değildir. Çok nadiren cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ancak bir kadında mantar enfeksiyonu olması mutlaka cinsel ilişki ile bulaştığı anlamına gelmez. Hayatında hiç cinsel ilişkide bulunmamış bakire kızlarda hatta küçük çocuklarda bile mantar enfeksiyonu olabilir. RİSK FAKTÖRLERİ Vajinada belirti vermeden bulunan kandidalar çeşitli faktörlerin etkisi ile aktif hale geçerler ve klasik belirtiler ortaya çıkar. Ancak önemli bir gerçek de vakaların %50'sinde bu tür bir faktör olmadan hastalığın ortaya çıktığıdır.Vajinal mantar enfeksiyonlarını tetikleyen faktörler şunlardır: Antibiyotikler: Geniş spekrtumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanın normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazırlarlar. Vajinitte en sık etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır. Gebelik: Özellikle gbeliğin son 3 ayında hücresel bağışıklığın azalması ile kandida gelişimi kolaylaşır. Yine gebelikte vajinada glikojen adı verilen maddenin artışı da bu olayı hızlandır. Vajinada glikojenin artmasına ise kanda östrojen ve progesteron miktarının yükselmesi neden olur. Şeker Hastalığı: Kan şeker düzeylerinin dengesiz seyrettiği kontrolsüz diabette idrar ve vajinal salgılarda şeker düzeyleri artar, bu da mantar için uygun bir ortam hazırlar. İmmunosupresyon: Bağışıklık sisteminin baskılanması demektir. İlaçlar ya da sistemik hastalıklar sonucu hücresel bağışıklık sisteminin baskılanması kandidiazisi hızlandırır. Doğum Kontrol hapları: Eski tipte yüksek doz oral kontraseptiflerin vajinal kandidiasiz için uygun zemin hazırladığı ileri sürülse de günümüzdeki düşük doz ilaçlar ile bu görüş geçerliliğini yitirmiştir. Rahim içi araç (spiral): Etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak kandidiazis için predispozan faktör olduğu ileri sürülmektedir. Hormon kullanımı: Östrojen ve progesteron içeren ilaçların alımı kandidiazis görülme oranını arttırır. Naylon giysiler: Özellikle kilolu kadınlarda giyilen naylon giysiler ve çamaşırlar bölgede sıcaklık ve nem artışına neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altın değerinde bir fırsattır. Gelişen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleşme eğilimindedir. Lokal allerjenler: Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu gelişebilir. Metabolik hastalıklar: Tiroid hormonu bozukluğu gibi hastalıklar kandidiazis için uygun zemin hazırlar Şişmanlık Kronik servisit Radyasyon BELİRTİLERİ Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sık görülen belirtisi kaşıntıdır. Bu kaşıntı geceleri şiddetlenir ve sıcak etkisi ile artar. Hastaların çoğunda dış genital organlarda yanma vardır. Özellikle idrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur. Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir. Vajinal kandidiazisde akıntı her zaman olmaz. Eğer mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunur. Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir. Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir.Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir. Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir. TANI Vajinal mantar enfeksiyonlarının tanısı güç değildir. Genelde muayene esnasında hastanın şikayetleri ve muayene bulgularının birarada değerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan tanı koydurur. Vajinal kandidiazisde kültür almanın rolü yoktur. Bunun yerine alınan akıntı örneğinin potasyum hidroksil ile muamele edildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanıyı kesinleştirir. TEDAVİ Vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut şikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastaların %5-25'inde hastalık daha sonra tekrarlar. 1 yıl içinde en az 4 defa kandidazis atağı geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonladan söz edilmektedir. Bu yeniden atakların nedeni mantar mayalarının vajinadaki sağlam dokuların içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmaları ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açıklanmaktadır. Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduğundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çıktıkça bu mayalarda yüzeye yaklaşmakta ve uygun ortam bulduğunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadır. Bu duruma invazif kandidiyazis adı verilir. İnvazif kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldırılması şarttır. Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçların kullanılması gereklidir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül (fitil) hem de krem şeklinde olabilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda ise bazı yazarlar eş tedavisi gerektiğini düşünmektedirler. Kronik bir enfeksiyon yoksa eş tedavisi gerekli değildir. Ağızdan alınan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalığa kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Aynı durum vajinal ovüller için de geçerlidir. Tedavi esnasında naylon giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, kaynatarak yıkanması ve buharlı ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçınılması, vajinanın su ile yıkanmaması bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiş sıvı sabunların kullanılması tedaviyi kolaylaştırır. |
Klamidya enfeksiyonları
Sessiz ve sinsi bir salgın Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir. A.B.D.'de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40'ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir. Belirtileri Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır. Tanı Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir. Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır. Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. |
Önlem
Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir. Tedavi Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır. |
Vajinal Trikomoniazis
Kadınlardaki patolojik vajinal akıntıların en önemli sebeplerinden birisi de trikomoniazis adı verilen hastalıktır. Bu hastalığın etkeni olan "Trikomonas vajinalis" mikroskopik bir canlı olup bakteri ya da virüs değildir. İlk kez 1836 yılında tanımlanan organizma ovoid şekilde bir protozoon'dur. Tirkomoniazis dolayısı ile paraziter bir enfeksiyon olarak nitelendirilir. Bu nedenle genel kanının aksine antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Trikomonas cinsel ilişki ile bulaşabilen hastalıklar grubuna girmektedir. Herhangi bir yakınması olmayan asemptomatik hastalarda %5-15 oranında vajinada T.vajinalis bulunur. Enfekte hastaların %37'sinde trikomonas ile birlikte gonore'de bulunur. Hasta kadınların ise yaklaşık yarısının eşinde hastalık etkeni izole edilebilir. Kadınların %25'i hayatlarının herhangi bir döneminde bu enfeksiyona yakalanırlar. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:18 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.