![]() |
Çıplak Ayaklı Düşler
Çocuk yüreğimle tutundum sana korkutamaz çıplak ayaklı düşlerimi ne ayaz, ne de yagmur |
Çıplak Dağ Akşamlarında
Çıplak dağların sisli akşamlarında İnsanın dostu sigarasıdır Kar düze inmiştir kalkmaz artık Ava çıkmanın tam sırasıdır Yürek: hep senledir korkusuzluğa bilenmiş Özlem: ötelerde buğulu bir göz Sevmek: her yerde her zaman Kuvvet: hissedilen acıdır sıkınca avuçlarını Bir cadde uzanır önünde, düz Gecenin ezgisi karda ışımış Yaşamak: ayaklarını saran aklıktadır Mutluluk: sana aynı uzaklıktadır. |
Çıplak Şair'e Ben uyurken şehirle birlikte çıplak şair yalnızlığıyla dans ediyordu... Ranzasının başında şiirleri vardı şiirleri eriyordu..... Onu büyük bir yanılgı sürüklemişti buralara... Yari Canı yari Yoktu yanında Uzattı elini Tutmuyordu elini Altı aydır bir kadın eli... Kalktı şair Yazdı bir iki sevişken cümle daha Biraz daha kalktı şair Haksızlığa kaldırdığı başıyla.... |
Çıplak Şiir
Yar dedim Leylim işledim seni papatyanın göğsüne Gerdanına sevda yazdım İnanmadım kanmadım ben şeytanın sözüne... Yar diyeceğim var! sevmezmişsin beni, Yar aklım serseri, Yar bak fena olur... deliyimdir bilirsin. Gövdemi Roma yaparım şu koca dünyaya ve bir kibrit çakarım yalnızlığıma, bir nefes çekerim ulan son nefesmiş gibi ve giderim geldiğim yere ve giderim geldiğim gibi çıplak.. |
Çırak İşçiler
1/ Çırak eller Yük altında bir kuzguncuk yavrusu Yürek telaşlı yürek tedirgin Günlerin bedelini ödemekle yükümlü Demlikte çay fokur fokur Koyver çırak işçiler gelsin Kında kılıç sıyrılmadan duruyor Tezgahta umut Yarınlara özlem duyan insanlar Bir baca dumanıyla yıldızlara Taa yıldızlara erişmenin sevinci Yaşamaya yüz tutmuşken Sevdadan anlamıyor, anlamaz da Taş yürekli ustabaşı Hayat güzelden yana akıyor Hainlikler pusuda El tetikte olmalı dost Çınlayan bir türkünün dizeleriyle El kitapta olmalı dost 2/ Korku düşman başına Korku, sindirilmiş dağlar başına Hoyratlaşan bir umut parıltısı Hırçınlaşıyor homurdanarak Yanağı boyalı okul kızları Kitapları göğsünde Ürkek Acemi Orta yerde çıngıraklı gizli sevda Anlatmaya gerek var mı? Tornada işliyor karasevdayı Hasreti gözlerinde Acıyı bir yudum su deyip içen Bir mektup bekliyor Asya damgalı Etten kemiğe umut kuşanmış Sırtında sıla işi bir kazak Gün kuşluk vakti, daha çok erken Bir türkü söylüyor torna sesiyle Paydoslar iple çekilir Pusatsız olmalı gönül Malum... 3/ Sen, çıraklaşan çocuk işçi Emek pazarında ter salıyorsun Meydanlarda yürek Grevde gözcülük mayalanmış süt gibi Tezgahta işçilik -Varsın aramasın, boşver- deme ha İnsanın bir yerinde bir şeyler kırılıyor Gün döndü Yorgun eller umut kuşandı Şimdi şu anda Suyu kurumuş çaylar gibisin Acılar, saçlarına tane tane dizilimiş Hüzün dağlara vursun kendini Tembellik utansın Yarıda bırakılmış Ya da, hiç okunmamış kitapların Kapağını açınca kaygılanırsın Sevdanın sarsaklığı uysallaşırken Bekletip de gelmemek olur mu hiç? 4/ Bir insan Bir başına kahraman sayılmaz Sen, bir başına kaldığın zaman Kimin adına, neyin kahramanı olunsun? Bak gözümün nuru Hicran bir şarkının adı olmalı Çırak ise, on beşine girmiş işçi çocuğun Sen eyyy çırak işçi Özgürlüğü talan olmuş bir insan gibi -Yaşın yaşın ağlar mısın- acaba Spartakus destanı okunduğu zamanlar *******in katı karanlık yüzünü Tutup iki elinle sabahlara taşıyorsun Üzülmesin ceylan gözlü çocuklar Üzülmesin ne olur... Hey çırak işçiler El sürmeyin şömünenin taşına Yüreklerde o saydamlık kırılmasın ne olur Bir odun daha atın özgürlük ateşine Demlikte çay fokur fokur olanda Bir odun daha atın özgürlük ateşine |
Çırılçıplak
Küstahlığımı nezaketim götürdü Sadece kendime bakakaldım. Kararsızlık bir an sürdü Gizlenen insanların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak Selamımı tanıdıklar götürdü. Saygı bekleyince alçaldım. Kararsızlık bir an sürdü Kendini beğenmişler ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Ağlamayı ölenler götürdü. kendimi ölmez sanınca ufaldım, kararsızlık bir an sürdü. Ölülerle dirilerin arasında bir ben kaldım, Çırılçıplak. Sonsuzluğu ufuklar götürdü. Yarattığım dünyaların içinde daraldım. Kararsızlık bir an sürdü Başlangıç ile bitiş ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Aydınlığı bulutlar götürdü, Yıldızlara doğru yol aldım. Kararsızlık bir an sürdü. Varanlar ile duranlar arasında ben kaldım, Çırılçıplak. |
Çırılçıplak
Bir şiirdim akardım Pervasız ırmak gibi. Bir çift göz değdi Dağıldım tesbih gibi. Bölündüm dörtlüklere, Dizelere Sözcüklere, Hecelere, Şimdi bir yalnız harfim, Çırılçıplak. |
Çirkin
Çirkin, yavrum, dudaklarındaki kızıllık, Kansız doğaya karşı. Uyurken memleket ve evren uzaktan, Uyurken bir hücre, hücreler içinde, Eksi. Çirkin, bu satışlar, Yüzde yirmi, yüzde otuz. Geçer anların tadı içerden ; Anılar ve sevgiler, çarşılar üstünde, uçar. Yeniden var oluruz. Sürünür ovalar yaslı ve boşuna, Çirkin şimdi, yükselmiş güzellik. Ve kaçar yaşamanın ölçülerinde; yeni, uzun; Bir avuçluk, bütün dokunduklarımız, Bir ellik. Okulumuz, bahçelere, hesaplara dönmüş, Çirkin. Sonsuz ormanlığı rahatlığın, yüce uzamışlığı erdemliliğin, Dağlarda ve sokaklarda. Tedirgin. Yalanla, gerçeklerin sırrına varmış, Oyunla karışmış, ölmüşlerin akıllarına; Çirkin, mahkemelerde bir avukat. Gelir bilinmeyen yönlerin namussuz hoşluğu, Körlerden ve topallardan daha sakat. Çirkindir, uzayan erkek vakitlere göre, Gece yarısı. Ağrıyan kemiklerle, uzaklıklara gizlenmiş, Acımakla değil, korkunçluğuyla büyük, Yıldızlar yıldızlar ve yukarısı. Çirkin değil midir, dolarken nesillerin hayırsızlığına, Yavaş yavaş. Ninelerin çarpılmış yüzünde, Kabul edilmemiş duasında gelinlerin, Tarihlerden bir savaş? Bir ekmek kavgası duyulur ta böceklerden, Uluyan ağaçlar, susan makineler sesi. İğrenç hendeseleri gövdenin, bürünür düşlere; Gezegenler arasındaki uygarlığa karşı, Çirkin, doymuşların ve doymamışların nefesi. Nasıl kımıldamasın, nasıl uyusun, Sabrımız ve ahmaklığımız, derinde ? Güzel değildir avunmak, kuşlar çiçekler boşunadır; Çirkindir, küçük mutluluğumuz, *** dünyalar üzerinde. İnsan boyu kadar cüce, insan ömrü kadar kısa, Güzel neymiş ki ulu çirkinin yanında? Çirkin, bu, bardaklara sığmayan kederimiz, Çirkin, bu ardı ve önü görünmeyen kader, Karanlıkla ve soysuzlukla yaşar, vatanında. Ölüm, karşılıksız gülümseme, çaresiz şey, Uğruna efsaneler beyazlığında yürür nefis. Çirkin, bin yıl önceki anam babam, Koydukları her taş, inandıkları her masal, Pis. Tanrı duymaz, cenazeler duymaz, Göklerde şehrimizin utanmayan sağırlığı, Biter, aptalın türküleri, gömülerde, Aşkın, havanın, yerin hafifliğinde ey dost, Çirkindir ağırlığım, ağırlığın, ağırlığı |
Çirkin Kız
Yeniden başladım sanki yaşamaya, Eski şarkılar çocukluğumdaki gibi hoş geliyor bana, Ne oldu Allahım bir ateş geldi içime zamansız, Gözlerim kapalıyken gördüğüm kız, Sen çirkin kız. Uzun zaman oldu böyle coşmayalı, Etrafa gülücük saçmayalı, Küflenmiş sandığım kalbim canlandı ansız, Kalbimi çalan hırsız, Sen şirin kız. Kıpır kıpır oldu etten bedenim, Sanki ben o, o da benim, Yeniden canlanan kalbim asabi arsız, Aldın götürdün beni insafsız, Sen güzel kız. |
Çırpınır
Dinle, kulağını ver de mezara! Ölüler evlattan yana çırpınır. Nesiller arası korkunç manzara; Domuz yavrulayan ana çırpınır. Kalbten kazıdılar iman sırrını; Her günün bugünden beter yarını. Acı rüzgarlara vermiş bağrını Türk Bayrağı yana yana çırpınır. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:41 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.