![]() |
Sana söz.
El sallama bana bebeğim. Veda eder gibi durma! Dolmuş gözlerinle mahzun İçime akıtma ağıtını. Arkanı dönme, bekle biraz. Henüz uzaklaşmadım ben, Kaybolmadım daha ufukta. Biraz daha bekle, sakın ağlama.. Sana söz! Döneceğim geriye. Senin için gidiyorum, Seni özlemek için gidiyorum! Hadi dön artık. Sana söz! Gönül kumbaramda biriktirdiğim Açılmamış sevgi paketleriyle döneceğim. Göz görmemiş, el değmemiş, nadide Henüz koklanmamış, içi dolu özlemle. Şimdi uzaklarda kaldın. Ulaşılması zor bir mesafede. Yalan söyledim istemesem de. Biliyorsun, anladın sende! 07.04.2006 14.30 Kamil Çağlar |
Sandviç tadında!
Sessizliği kokluyorum odamda Sensizliği dinliyorum sabahları! Acele sevişmelerimiz de kalmadı, Ekmek arası sandviç tadında! Tavandaki kireç lekelerini sayıyorum. Duvardaki çivi deliklerini yamıyorum. Seni görmüyor gözlerim, seni düşünmüyor Hayal edemiyorum, ne kadar baksam da! Artık yemeklerime de yerleşti Balkan mutfağı! Önceden hazırlanmış dondurucuda bekleyen yiyecekleri ve konsantre içecekleri de terk ettim! Sıkıcı aperatifler yerinde sımsıcak tarhana çorbası var, içiyorum! Ekmeğimde, yanında oldu katık! Yaşıyorum şimdi! Şimdi isteyerek yaşıyorum! 21.10.2004 19.00 Kamil Çağlar |
Satanlar
Anayı da satarlar, Yad ellerde! Babayı da satarlar Haksız sözlerde. Gözü dönmüş bunların.. Sevgili olmuş şeytan. İhanet dolu beyan. Ruhunu da satar, Dini yok bunların! Menkıbesi bulunmaz, Kitaba tabi olunmaz. O’na karşı durulmaz, Korkusu da yok bunların! Adanmış kanları simsiyah. Kurban edilmiştir felah. Fetvası verilmişse, mübah! Namazları da kılınmaz bunların! 01.10.2006 14.00 Kamil Çağlar |
Savaşın düğünü!
Çok büyük bir annesin dünya. Bizlerse, rahminde yaşayan birer cenin. Bazen tepiniriz yedi büyük kıtanda, Bazen de seviniriz, eğleniriz sularında. Doğumu matemidir, sancılı doğanların. Düğünü bayramıdır, ağıt yakanların. Nefes alıp da yaşarken eşsiz bağrında, Ölümü, doğumudur yaşayan insanların. Dönerken etrafında dolaşır yıldızlar. Akıl almazdı evvelden, cana kıyanlar. Kara bir boşluk ardında kalanlar; Barışı, savaşıdır ölen kahramanların. 29.01.2007 16.00 Kamil Çağlar |
Sen'le Kavgam
Sen’le olan kavgam, sana olan aşkım! Ne aşık olurdum sana, ne de kavga ederdim! Sen; sen olmasaydın, baş tacım. Sen, sen olunca; Ben, bende olurum! 16.12.2006 13.00 Kamil Çağlar |
Sen göçerken burdan..
Gelen gider söyler, ben tanımadım. Dost diye biri var, yok bulamadım. Kucak açtım ona, kah kıramadım. Dost denen nerdeyse, eRemedim dost. Önü sıra gittim, yol soramadım. Düşüp de ardına, yön aramadım. Kalın sesten tize, gam olamadım. Sekiz nota tele, seRemedim dost. Gözlerine al sürme, süremedim. İncecik saçından, yay geremedim İyi söz dilerken, hay diyemedim. Huyuna razıyım, yeRemedim dost. Ölüm ayırdı dostu, saramadım. Musalla taşında, dik duramadım. Cemaat önünde, saf tutamadım. Sen göçerken burdan, göRemedim dost. 14.01.2007 21.00 Kamil Çağlar |
Sen İsteseydin!
Büyük bir aşkla, tarif edilemez bir zevkle yapmak isterdim her şeyi! Denize akardım, ırmaklar gibi. Önüme çıkan kayalara çarpa, çarpa. Eğer sen isteseydin! Bulutlar gibi itişip dururdum, ilk önce ben yağacağım diye! Toprak gibi; üzerime serpiştirilen, çiçekler yetiştirirdim sinemde. Sen koparıp, koklayasın diye! Yaprakları dökülmüş meşe ağacının Dalları olurdum, sen isteseydin! Var gücümle yeşertirdim, meşe ağacını! Yüzünde güller açılsın diye! Hayvanlar gibi itaat ederdim. Köpekler gibi! Boynuma taktığın tasmayla dolaşırdım; Sokak, sokak. Peşinden koşardım! Sen isteseydin! Ayaklarına kapanıp, yalvarırdım! Senin olurdum! 06.04.2006 16.00 Kamil Çağlar |
Sen Yokken
Sen yokken odanda, Oturduğun masanın resmini çizdim! Hayal ettim seni o koltukta. Sabırla bekledim gelmeni. Bir ara kalktım aradım seni. Boş koridorlara takıldı gözlerim. Sonra, o koltuğu seyretmek, Daha güzel geldi ruhuma! Ben bilirim o masanın arkasında Nice zamanlar geçtiğini. Çok kez masandaki gül olmak istedim. Not almak için biriktirdiğin Müsvette kağıt. Yorgun parmaklarının arasındaki Kurşun kalem gibi. Bazen de narin ellerine Sürdüğün o nemlendirici. Terini benimle silmeni bekledim. Yudumladığın kahve, tuttuğun fincan İçine attığım şeker olmak istedim. Seninle beraber eriyip, Seninle birlikte karıştırılmak. Yorgun geçen mesai çıkışında Evine bırakmayı özledim! Bitiğimi zannettim bir gün. İsteğine binaen tayin emrin, Gelmişti başka bir yere naklin. Çok sevinmiştin, gidecektin. Oysa ben sevinemedim. İlişiğini kesip de ayrıldığın gün Ruhumu da alıp gittin. Sana söyleyemediklerim vardı. Korkularım vardı bekleyen. Dilsiz *******de biriktirilmiş, Umutsuz sabahlarım vardı.. Şimdi sen de yoksun, onlarda! Klavyede bıraktığın parmak izlerin ve Miatlı yazılardaki telaşın kaldı. İmza sümenindeki toplu iğnen Ve seni düşünmek kaldı bana. Bir başkasının düşü oldun şimdi! Bende ise buruk bir hatıra.. 16.11.2006 15.00 Kamil Çağlar |
Sende Unutursun
Gök gri, ay soğuk Ben soğuk, yıldızlar soluk Çiy kuru, toprak ıslak Sen yoksun, benden uzak! Rüzgar susmuş, yel yumuşak Yol yakın, senden ırak Kumsal mahzun, deniz suskun Ela gözlerimi, sende unutursun! Müzisyen kayıp, zaman durmuş Tema donmuş, dünya dönek Simgeler kesik, resimler kaypak Dökülür sayfalar, yaprak yaprak! 04.08.2005 05.00 Kamil Çağlar |
Seni Beklerken...
Üç bahar oldu ruhuma akan, üç bahar soldu; üç bahar yoldu, seni beklerken.... bahar sen oldun, yağmurdaki özlem.. damladım gönlüne, buluttaki sitem.. sarmaşık dolandım, çiçekteki kasem.. özüme küstüm, yumruğumdaki elem.. bahar döndü, baharda yapraklar döküldü. seni beklerken, kara bulutlar söküldü. 01.04.2007 12.00 Kamil Çağlar |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:11 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.