www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   İsmail Aksoy (https://www.cakal.net/showthread.php?t=145334)

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

Oğul Şiiri

Bir oğul, bir oğul, bir oğul
Senin ve benim olacak bir oğul için yalvardım,
bu alazlı kucaklaşma günlerinde,
yayılırken bu muhteşem ışık alnıma
ve işlerken senin tatlı sözlerin yüreğime.

'Bir oğul', diye bağırdım
taze filizleri göğe doğru yayan
İsa gözlü bir oğul, kocaman ve berrak,
şaşırtıcı alnı ve arzulu dudaklarıyla.

Çelenk gibi kolları boynumda kenetlenmiş,
hayatımın bereketli kaynağı damarlarında,
ve içimden yükselen muhteşem, müsrif bir esans
kutsuyor yeryüzünün bütün tepelerini.

hamile kadınları gördüğümüzde bakıyorduk
titreyen dudaklarla ve yalvaran gözlerle,
ve aşkla meşkle geçtik kalabalık içinden
iki tatlı çocuk gözü kör koydu gitti bizi!

*******i, mutluluktan ve hayallerden ötürü uykusuz,
kimse gelmedi şehvetten yanarak yatağıma.
Şarkılarla kuşanmış olarak uzattım elimi
doğacak olana doğru, gerdim göğsümü...

Günışığı yeterince güçlü değildi O'nu yıkamam için,
İlentiyle baktım kaba dizlerime.
Yüreğimin kulağını titretti bu büyük armağan,
ve alçakgönüllüce aktı gözyaşlarım.

Ölümün kirli ayrılışında korkmadım;
çocuğun gözleri beni karanlıktan kurtarırdı çünkü.
Dolaşmak isterdim bakışım için resmiyle O'nun
duraksayan ışıktaki sabah güneşi gibi.

Şimdi otuz yaşındayım, ve şakaklarımda
izleri var ölüm küllerinin. Günlerime
damlıyor efkarın usul gözyaşları
tuzlu ve soğuk kutupların dinmez yağmuru gibi.

Çam-ağacı tutuşup yanarken kayıtsızca
düşünüp durdum oğlumun nasıl olabileceğini
- yorgun ağzımla, acılı yüreğimle ve yenik sesimle
bana benzeyen bir bebecik.

Ve senin yüreğinle, ey zehirli meyva,
beni yeniden geri çevirmek isteyen dudaklarınla senin.
Göğsümde kırk ay bile uyumayacaktır,
değil mi ki senin oğlundur
Ve terkedecektir beni O en kısa zamanda.

Çiçeklenen hangi bahçelerde,
dalgalanan hangi göller boyunca
yunmak mı isteyecek kanından benim üzüntümü
ilkbahar geldiğinde
bütün adımlarım efkarın karanlığında gömülüyken
ve her akşam konuşurken kanında ağır bir gizemle?

Ve bir gün gönül-kırıcı bir ağızla bana
tıpkı benim babama sorduğum gibi
bir soru sormasının korkusu:
- Neden senin acılı tenin benim kaynağım oldu,
neden aktı anamın göğsünden nektar?

Acıyla karışık sevinç duyuyorum şimdi toprağın altında
yatağında uyuduğun için, ellerimde bir oğulu
tutamayacağım için
Değil mi ki ben de elemsiz ve tövbesiz uyuyacağım
altında bir böğürtlen-çalısının.

Ve gözlerimi kapayacağım, serkeşce
dinleyeceğim ölümün arasından, erimiş dizlerim üstünde,
acıyla çekilmiş ağzımla göreceğim O'nu geçerken
bakışındaki heyacanımla.

Ve bulmayacak beni Tanrı'nın huzuru:
kötülük kırbaçlayacak suçsuz tenimi
ve akacak sonsuzca damarlarımdan kanım
geriye çekilen gözleri ve alınları için çocuklarımın.

Beni boğan memelerim ve zürriyetimin öldüğü
dölyatağım kutlu olsun!
Anamın yüzü dolaşmıyor artık dünyada
ve sesi bir şikayeti çığlıklıyor rüzgârda.

Yükselen ve yere düşen küle dönüştü orman,
tekrar yeşil ve yeşil baltanın vuruşu için.
Hasattan sonra gitmemek için düşünüyorum
soyumla birlikte gidiyorum değişmez gecede.

Sanki ödedim bütün ırkımın borcunu
sızladı durdu memelerim acıların vızıltısıyla.
Her bir saati tam ve hakkını vererek yaşıyorum.
Damarlarımda akıyor kan kekrece denize akan bir ırmak gibi.

Benimle kör olacak elbet zavallı ölülerim
ki bakarlar korkuyla gündoğumuna ve batımına.
Ve ateşli duaları susturur dudaklarımı
şarkı söyleyeceğim zaman, tamamen dilsizleşmeden önce.

Yiyecek yığmadım ambara, eğitmedim kendimi
güvencelemek için en son nefesimdeki merhameti,
yatağımda uzanırken dilsiz ve felçli
ve yoklarken elim ince çarşafı.

Başkalarının çocuklarına dadılık ettim, doldurdum ambarı
cennetsi buğdayla, ama beklediğim Sen'din sadece,
Cennetteki Baba: kabul et benim dilenci suratımı,
ölürsem eğer bu gece!

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

Oğul

Ah, oğul, bilir misin, bilir misin,
nereden gelirsin?

Beyaz ve aç martılı
bir gölden.

Kış suyunun yakınında
yola koyulduk, o ve ben,
alazlanan bir ateş gibi öyle kızıl,
yıprandı dudaklarımız
ruhların öpüşleriyle,
fırlattı her şeyi ateşe,
yandı hayatlarımız.

İşte böyle geldin dünyaya.

Fakat o – görmek için beni
ve görmek için seni
bir gün aştı denizleri
ve ben – dolamak için
onun küçük belini
dolandım durdum bütün dünyayı,
savaşlarla ve dağlarla,
kumlarla ve dikenlerle.

İşte böyle geldin dünyaya.

Bir çok yerden geliyorsun sen,
sudan ve topraktan,
ateşten ve kardan,
uzak diyarlardan geliyorsun
ikimize doğru,
bizi zincire vurdu
o korkunç sevda,
bilmek istiyoruz bu yüzden,
nasıl olduğunu, bize ne anlatacağını,
çünkü sana verdiğimiz dünya hakkında
daha çok şey biliyorsun sen.

Muazzam bir fırtına gibi
çalkaladık
hayatın ağacını
ta köklerinin
en gizli lifine dek,
ve görünüyorsun şimdi
şakıyarak yapraklarda,
seninle birlikte ulaştığımız
dalın en yükseğinde.

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

O Şirin Bağrının İçinde Olaydım Keşke

O şirin bağrının içinde olaydım keşke
(Ah ne güzel ne de şirin!)
Hiç bir yabansı yelin bana ulaşamayacağı yerde.
Bedbaht hırçınlıklar yüzünden
Olmak isterdim bağrının içinde.

İsterdim her daim yüreğinde olmak
(Ah usulca çalıyorum kapını ve yalvarıyorum!)
Orada payıma düşen yalnızca huzur olacak.
Hiç bir sertlikten incinmeyeceğim Yüreğinde kiracı olarak.

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

O'nun İçin

O'nun için, çayır altında küçük bir kaynak gibi uzanıp uyumam O'nun için - acı çektirme bana, zahmete sokma beni.

Bağışla bana her şeyi: benim örtülü masalarla çevrili hoşnutsuzluğumu ve bütün seslere karşı duyduğum isteksizliğimi.

Anlatın bana evinizin sıkıntılarını, yoksulluğu ve ızdıraplarınızı - ama önce altını değiştireyim çocuğumun.

Alnımda, göğsümde, dokunduğunuz her yanımdadır çocuğum ve sızlanır durur sizlerin O'na eklediği yara üstündeki bir yanıt gibi.

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

Nokta

Elemden daha engin bir yer yok,
orada kanayandan başka evren yok.

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

Nina’ya Küçük Bir Şarkı

Benim hayatım handiyse bir şişe değerinde
depoziti için bekliyorum burada,
sen yanımda olduğunda başka ama
sen hûri-melek.

Göbeğimin etisin, başıma bela olan
şişko işkembem,
hoşlandığını söylüyorsun kesin bir şekilde-
sen bana her zaman sevgili!

Ama nasıl yaraşayım ki
senin fidan boyuna?
İçiyorum ruhu bedeninde
geniş kalça-tasta.

Sen benim nefesim, oksijenim,
sen benim canımın canânı.
Bir alık yarışatı-çocuğuyum ben,
sana haddinden çok yakın duran.

Biliyorum, sürüp gitmez bu böyle.
Başka bir sevdiğin var senin.
Ama sen öğrettin bana sevdayı,
sen bana her zaman sevgili.

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:16 PM

Niçin Uçuyor Gecenin Şapkası

Niçin uçuyor gecenin şapkası
onca delikle?

Ateşle gezmeye giderken
ne diyor o eski kül?

Niçin ağlar bulutlar böyle
ve daha da sevinçli olurlar her gün?

Karanlıkların gölgesinde kimin için
alazlandırılır güneşin toz yolu?

Kaç tane arısı vardır acaba günün?

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:17 PM

Niçin Solgun Giysilerim

Niçin solgun giysilerim
sallanır bir bayrak gibi?

Ara sıra kötücül müyüm
yoksa her zaman iyi miyim?

İyiliği mi öğreniriz
yoksa iyiliğin maskesini mi?

Kötücül beyaz değil midir gül çalısı
ve siyah değil midir iyiliğin çiçekleri?

Kim belirler adları ve numaraları
sayısız masumlar için?

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:17 PM

Niçin Sevmiyorum

Niçin sevmiyorum
kadın ve sidik kokulu kentleri?

Döşeklerden hiddetle çarpan
büyük bir okyanus değil midir kent?

Yok mudur rüzgârlar okyanusunun
adaları ve palmiyeleri?

Niçin dönüyorum geriye
o muazzam okyanusun aldırışsızlığına?

GooD aNd EvıL 05-10-2009 01:18 PM

Niçin Güneş Kötü Bir Arkadaştır

Niçin güneş kötü bir arkadaştır
çöldeki seyyah için?

Ve niçin o denli cana yakındır,
hastane bahçesindeki güneş?

Ayın ağına burada yakalanmış olan
kuş mudur yoksa balık mıdır?

En sonunda kendimi bulduğum yer
beni yitirdiğiniz yer miydi?


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:10 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.