![]() |
Vardı Ya
******* sensiz de yaşanır ama Anılar yakamı bırakmıyor ki Sana 'seviyorum' denilmez ama Ah gönül sözümü dinlemiyor ki Hasretle bunca yıl beklenmezdi ya Takvimler gözüme görünmüyor ki Baharda yapraklar dökülmezdi ya İçimde mevsimler değişmiyor ki Seni unutmak çok kolaydı ama Hafızam maziyi terketmiyor ki Ben başka bir aşkı yaşardım ama Gönlümün kilidi açılmıyor ki Sensizde çok mutlu olmak vardı ya Giderken götürdün bulunmuyor ki Ağlıyor sanırken gülmek vardı ya Yüzüme tebessüm yakışmıyor ki Kadir Albayrak |
Vay! ..'Dübel Ödüllü' Burhanyan
Bir yazar(!) tanıyorum şöhreti dünya kadar Yalnız ben bu veledi çocukken tanıyordum Adı Burhan’mı(!) neydi, soyadı da “yün satar”(!) Her şeyini satarmış, ben yüncü sanıyordum! .. Küçükken de böyleydi, her yola girer çıkar Her olaya göz diker “acep bana ne çıkar” Çok uğraştı kerata, “sinekten yağ mı çıkar” Ama her yol mübah’tı, eh! ., merak ediyordum Sonra amcası geldi, Erivan’dan, “yavşakyan” Eline kalem verdi, dedi ki; sen yaz Burhan Yazarken “Pamuk” gibi, az anlat ordan-burdan “Biz seni tanıtırız”, diyordu, dinliyordum Burhan “Burhanyan” oldu, ermeni de babası Görülmeye değerdi, Burhanyan’ın çabası Ne varsa yazdı çizdi, cümlenin en kabası Bir boka benzemezdi, ama şaşırıyorduk Yandan yandan geldiler, adında “yan” olanlar Yazılanları alıp dünya’ya dağıttılar Onun bunun çocuğu, hepten yardımlaştılar Herkese tanıttılar, biz inanamıyorduk Sonra tasma taktılar “Burhanyan’ın” boynuna Gıcır gıcır euroyu, doldurdular koynuna Fransızın eli de giriverdi donuna Neyini tuttu bilmem, onu göremiyorduk “Burhanyan” şaşkın ama, şöhret aldı yürüdü Ona uygun bir “Dübel” bulundu, bu ödüldü Ermeniler sevindi, sokaklara döküldü Burhan’a sevgileri(!) neydi anlamıyorduk Pamuk gibi biriydi, “her yönüyle yumuşak” O kadar yumuşak ki, gülmesi bile yavşak Bir o kadar yavşak da, “Alkışlıyorlar” şak-şak Nesepleri bozukmuş, biz bunu bilmiyorduk Vay! ..Dübel’li Burhanyan, dübel bu, bırak girsin Babasından şüphesi, olan, sıraya girsin Önümüzde ki yıl da, bir ******** sevinsin Sonra “BİZ DÜBELLİCEZ” tüh be! ..Unutuyorduk! .. Kadir Albayrak |
Ve.... Kusturdun Öfkemi! ..
Gerçek ha! ... Tükürürüm böyle gerçeğin içine Aksini söylerse beni aldatmış(!) olurmuş Pöh! .... Sen zaten yukarıdan aşağı “yalan” değil misin? Yanlış anlıyor muşum! .... Breh breh! .. Söze bak! .. Ciddiyetsizlik, seviyesizlik Riyakarlık, ruhsuzluk Buram buram alçaklık kokan ifadeler! .. Ciddiyet ha! ... Hadi canım sen de! ..Başlarım senin ciddiyetine Nasıl da törpülenip yuvarlanmış Dalı budağı yontulmuş aciz ve süklüm püklüm kelimelerin Mazerete “vesile” olsun diye! .. Bir “küçük yalan” bile bazen, En doğru manalardan daha yüce daha ulvi olabilirdi Genel anlam da ağzına yakışsa bile! ........ Gönlüne misafir etmedin İkram nedir bilmedin Dilin neden boş yere döner durur Sadaka mı istedim? ? ? Anılara binaenmiş! ... Geç onu Kullandığın kelimelerde ölçü arama Zira etkilemiyor! .. Sen; iyisi mi, Hakaret et! .. Hatta biliyorsan küfret! .. Bel ki küçük küçük Nefret dalgaları oluşturursun Bu gönlümün “ahmak” ve “aptal” denizinde Hatıralar! .... Sahi; Manası var mı bunun? Zannetmiyorum Olsa olsa “NOSTALJİ ANTİKALIĞI” Ya da bir “DUYGU İSTİSMARI” Belki de içine düştüğüm hatanın “BAŞ MİMARI” Ama netice itibarıyla ne olursa olsun Sıkıyor! .... Ve… İSMİMİ DİLİNDE KİRLETME ARTIK Bilirsin “cikletler” çocuklar içindir! .. Ne yazık ki çalınacak bir şeyim kalmadı Sen çaldıklarını “hovardaca” harcadığın için Bunların değerini de manasını da bilmezsin! .. Önce duygularım! ... Gençliğim Ve sırasıyla sevinçlerim, hayallerim Ve tebessümün son kırpıntıları! .... Ve bu gün! .... Dudaklarının arasından çıkardığın ıslık gibi bir sesle Cebimde kalan son kuruşluk “ÜMİDİMİ DE ÇALDIN! ...” Vicdanen rahat ol! ........... Ey ahali! ...... 'Üstümü kapatabilirsiniz! ...' Kadir Albayrak |
Veda Rüzgarı
Gönlümün hazana sevgisi neden Çiçeği kurumuş yaprağı sarı Sonun da mevsimler gibi elimden Senide kopardı veda rüzgarı Mazide tatlı bir anıdır bahar Kış olur ömrüme kar olur yağar Gözümün önünden geçerken yıllar Kahredip ağlattı veda rüzgarı Gidişin bahçem de soldurdu gülü Kalbim de hasretin mührü gömülü Elveda dediğin o hazan günü Saçımı ağarttı veda rüzgarı Vuslatın bağın da bülbüller yasta O bağın çiçeği yeşili hasta Baharım dediğim en güzel yaşta Esmeye başladı veda rüzgarı Kadir Albayrak |
Vefasız Diyeceğim
Sen ne söylersen söyle ben seni seveceğim Seni soran dostlara vefasız diyeceğim Kaderimi ben senin sevgin ile paylaştım Geriye dönmesen de seni bekleyeceğim Belki beni unuttun adımı anmıyorsun Belki hatırladıkça ah zavallı diyorsun Sen ne söylersen söyle ben seni seveceğim Seni soran dostlara vefasız diyeceğim Kadir Albayrak |
Vuruyor Gönlümü Yaktığın Yerden
Bu gece aklıma yine takıldın Bir damla yaş aktı öptüğün yerden Bir yıldız olup da göğe asıldın Güneşin ufukta doğduğu yerden Hasretin nüksetti esen rüzgarla Gönlüm yandı yandı düştü bir dar-a İçimde kanıyor bir derin yara Ayrılık hançeri vurduğun yerden Gidişin gözümün önünde şimdi Canım bedenimden kopuyor sanki Dilinden dökülen bir cümle var ki Vuruyor gönlümü yaktığın yerden Kadir Albayrak |
Ya Gerçekten Öldü Aşk! .. Ya da;
Dün aşk’tan, bu gün aşk’tan, söz ettiler, söz ettik Yarın da bizler gibi, aşk’tan bahsedecekler Gariptir; Aşk, aşk diye “aşkın içine ettik” Ve bir gün; “Can yerine, aşk’tan vazgeçecekler” Bir nar-ı libas’dı aşk! .. Şimdi ruhsuza çaput Çölde ki zerrelerin üstünü örten kaput Belki çelik bir kafes, belki tahta bir tabut İçinde taşıyarak, kefensiz gömecekler Zalim miydi, mağdur mu, var mı gören tanıyan Bilmiş mi değerini yüreğin de taşıyan Ne biz ona yabandık, ne o bize aşiyan Aşk’ı “bir dem yaşanan” fasıl zannedecekler Aşkın özünü yedik, kalan çekirdek, kabuk Aşkı tariften uzak, söylenen abuk-sabuk Magazine malzeme etmiş onu, dalkavuk Hani bir soran olsa; ” Masaldı” diyecekler Sevmek için “kul” seçtik, kin duymak için aşkı Lakin çıkaramadık yüreğimizden kask-ı “Aşk lafzıyla” her kitap, bilmem kaçıncı baskı Bir seri fasiküldü, şimdi ciltleyecekler Sahip çıkan yok mu? ..Var! .. Elin parmağı kadar Onları da tutmak zor! .. Eller de eldiven var Aşkı bilmezse insan, insanlık neye yarar Yaşamaktan vazgeçtim, lügatten silecekler Ya gerçekten öldü aşk! .. Ya anlamı kalmadı(!) Hep biz ona kast ettik, o bizden “öç” almadı Kalp hırsızı desek de, o hiçbir şey çalmadı Suçlu sandalyesin de “iftira” edecekler Servet gibi “kese’de”, kimin göğsünde saklı Her kime sordum ise; Adresler farklı farklı Aradıkça kaybettim! .. Ne magrip de ne şarklı Korkarım bir kabirde taşı gösterecekler Kadir Albayrak |
Ya Hep Ya Hiç
Ben istedim vermedin! .. Oysa elin ne açık Herkese dağıtmışsın sevginden bir parçacık Bir parça da bana mı? .. Hayır hayır! .. İstemem Bana öl de öleyim! .. Sevgini bölüşemem! .. Ulufe miydi sevgin? Dağıttın parça parça Sen onu paylaşırken, ben oldum paramparça Sen; Hercai, savurgan hatta ketum sevgili 'Yüreğim senin' deme! ..Senin gönlün gölgeli Su üstüne yazılmış yazı olsaydı bunlar Silmek kolaydı elbet! ..Ama silinmiyorlar Ben 'misafir' değilim, bana gösterme 'bir yer' Madem bu saray benim! '.. Benim olmalı her yer Sen yüreğini dinle! ..İstediğimi verirsin Ya da hiç çekinmeden kapıyı gösterirsin Ya hep! ..Ya hiç! .. Son sözüm! ..Başka bir şey söylemem Bana öl de öleyim, 'SEVGİNİ BÖLÜŞEMEM' Kadir Albayrak |
Yad Ettim Seni
Bu akşam ufukta batan güneşi Hüzünla seyredip şad ettim seni Gönlümü saran o kızıl ateşi İçimde hissedip yad ettim seni Bir damla gözyaşı yanaklarımdan Ayrılık şarkısı dudaklarımdan Döküldü bir ömür avuçlarımdan Acıyla hissedip yad ettim seni Çıkarken akşamın yorgun nefesi Kavurdu güneşin o son busesi Bu yanan yürekten bir sevda sesi Yükseldi kahredip yad ettim seni Kadir Albayrak |
Yaklaşan Gazap
Denizlerin öfkesi gizlidir dalgalarda Dövdüğü o kayalar sanma ki muradıdır İcazet vakti değil kıvrılıp kalır orda İşaret alsa bil ki cümleyi tutacaktır Hoş görü Yaradan da bunca günaha rağmen Aczini düşün bir an gem azıya gelmeden Bağışlayan İlahi o son emri vermeden Gazabın kor narından nefsin kurtulacaktır Yer yerinden oynayıp şu gökler sarsılınca Birbirinden kaçarken hem evlat hem de ata O korkunç gün de telaş nedametse boş çaba Güneş bile tersine batıdan doğacaktır Azamet kula değil Yaradan’a yaraşır Kul olana tevekkül ile secde yakışır Tamahın mal mülk ise hep yakana yapışır Şirk koşarsan cezası ebedi olacaktır Kadir Albayrak |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:35 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.