![]() |
Kalem
Kalem kaçıncı; Arsız dokunuşun. Kağıdın koynunda, Kaçıncı okşayışın. Masum boşluğunda, Bembeyaz tenli hoşluğunda; Kalemi çeken kağıt. Bilmez miyim; Kaç ağacın kesimine sebepsin. Kirlenmen baştan, Tenin kandan senin. Ufuk Nazım |
Kanatarak Göğü
Bir devrim gibi; Kanatarak göğü. Karışıyor ezgilere. Resimlerde kanlı bir gün. Ve ortasında kavganın. Kızıla beliyor zulmü. Elinde bir bayrak; Ve göğsünü emiyor halk. Uçuyor göklerden bulut gibi; Saçlarını savurup geceye. Tokalarını takıyor; Yıldızlardan. Bir devrim gibi; Kanatarak göğü; Doğuruyor günü. Sessiz ve sakin göçüyor. Ufuk Nazım |
Kanatmayın
Ey! Bembeyaz; Teninden yansıyan, Kızıl gün. Kıyma ona. Zamanın kara delikleri; Huzme huzme yayılıp, Karartmayın, Bembeyaz tenini. Kanatmayın savaşlar; O güzelim. Bembeyaz, Canım dünya, Entarisini. Ufuk Nazım |
Kanayana
Kanıyordu bir yolun kenarında. Sonsuzdu sanki akan kanı, Her yeri kana beliyordu. Düşündü bu kuşu kim yaraladı diye. Teke indi bilinmeyen ve bulundu avcı. Yaralı bir kuştu kanayan ve çırpınışı boşunaydı. Kanatları avcısının ellerinde kalmış, Kanatlansada bir daha Konamayacak toprağa. Yoksa bu kuş, Başkalarının acılarına tünemiş, Bir acı severmiydi. Bilinmez değildi sorular, Anlam çok uzaklarda kalsada, Kuş kaptırmıştı kanatlarını uçamazdı. Gözlerinden krokiler geçti, Yıllarca üzerlerinde uçtuğu, Belirsiz yığınların şekilsiz çizgileri. Hava boşluklarındaki amansız uğultu, Ve devinimin acı yalınlığı, Onu göğe bağlayan. Zincirlemişler onu göğe, İnemez yuvasını kuramaz. Özgürlüğün celladından kurtulamaz. Hala süzülür enginliklerinde mavinin. Sonsuz ufuklarda belirsiz bir nokta, Yankılanan bir çığlıktır o. Ufuk Nazım |
Kapadok'ya
Sus Zaman dursun Yalnız şu derenin Şırıltısını Ve göğe ağan Şu söğüd yapraklarının Hışırtısını Duyuyorum. Sus Gölgeler küçülsün Derede çimen Şu yeşil dalların gölgesi Nasılda serin Nasılda dingin. Sessizlik ve göğün çığlıkları Sudaki huzur dolu mavide saklı. Sus Büyülü bu an Üzüm bağlarından Sağılan şıralar Süzülsün peri bacalarına İlahiler yayılsın Kapadok'yaya Erciyes'e selam versin Hasan Dağ'ı,sussun volkanlar. Ufuk Nazım |
Kar
Kar altında, Bembeyaz bir; Kar tanesi gibiydim. Kara karışıp, Büyük bir çığ olacağım sanırdım. Öyle büyüyüp gidecektim. Bembeyaz olurdu; Ardahan da kar yağınca. Sanırdım ki bütün dünyada; Kar yağıyor. Memur un tayin hüznüyle, Yollara dökerek hasretimizi; Yol almaya başladık yalnızlığa. Digor dan Karasuya giderken; Birden bire, Yükselirdi dünya. Bende boy atarım sanırdım. Sonradan öğrendim; O bir dağmış, Adı Ağrıymış. O günden sonra; Hep o dağı özledim. O dağ gibi insanlar gördüm; Heybetlerinden; Dağların gözükmediği insanlar. Artık Ağrı Dağının; Yamaçlarından indim. Büyük fikirlerin; Yamaçlarına tırmanıyorum Bembeyaz bir kar tanesiyken; Eridim. Denizime doğru akıyorum.. Ufuk Nazım |
Kar Tanelerine
Tükenmiş düşlerden. Çocuk yanağında Tuzlu bir damla Sıcacık Bir gülüşle uyanıyor Her gün. Ellerinde hüneri Yüreğinde Bitmeyen heyecanıyla Bakıyor Dertli yüzlere. Bembeyaz bir Kar tanesi gibi Eriyerek Çalıyor ateşini Çocuklarının. Her gün tükenen Binlerce insanın Dertlerini dinliyor Dünyanın en güzel Mısralarını Dinler gibi. Ekerek umut tohumlarını Irıyor uzaklara Sessiz ve sakin Bir ırmak gibi Mavide kayboluyor. Ateşli düşlerin Kar tanesi. Aşı aşı Köy köy Çocuk gülüşlerinin Mimarı. Tanrının Yer yüzündeki Temsilcileri Umudun Beyaz orduları. Ufuk Nazım |
Kara ve çan sesleri
çanlar çalıyor bu gün pazar İnsanlar evlerinden çıkmıyor Kutsal pazarlarında dinginler Yollar boş hatta bomboş Sonbaharda hala yeşil dallarda Rüzgarın cıvıltısı kulaklarımda Beni rüzgarlar taşıyor İşte şimdi çocukluğumun Ardahanındayım Koridorlarında kara bir okulun Yoksul çocuk cıvıltılarıyla Kara önlükler içinde Kara zemin üstünden Kara tahtaya bakıyorum Aklımda Karagöl Mahallesinin Karlı yolları Kulağımda tenefüs zilinin çınlayan tatlı sesimi bu Yoksa bu ses Brükselde kara bir kilisenin Kuşları ürküten Karanlık sesimi Göçer bir kavim Yoksulluğun kavimi Koridorlarında rüzgarların Savruluyorlar toz misali Bir daha ki sefer nereye Bilmiyorlar... Ufuk Nazım |
Karaca
Karacaoğlan aşka Aşk zamana akar Yollarda dizili güzeller Yarım yamalı zamanda. Kaldı oturdu Kayalara Karaca Misali sonsuz kara Sazına asıldı Karaca.. Ağa durmuş örümcek misali Sazın üstünde örüyor ağın Karacanın ağı kaydeden Avı güzelden yana... Susda geçsin güzel Duymasın sesin Vurulmasın yüzen Sus Karaca sus... Ufuk Nazım |
Karanlığın İçinden
Gözlerine doldurdu, Yıldızları: Ve ağladı, Geceye. Bakın ölüyor, Karanlığın içinden, Giderayak çalıyor, En parlağını gözyaşlarının. Gök yüzün de yıldızlar, Bir bir sönüyor. Yüreklerde ki koru harlayıp, Gözyaşların da sönüyor. Ufuk Nazım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:59 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.