![]() |
Afrikadaki bir kabileye beyaz bir doktor atanmış doktor geldikten sonra doğan tüm çocuklar beyaz olmaya başlamış,kabiledeki erkekler ayaklanmışlar,kabile şefi herkesi yatıştırmış ama kendi çocuğuda beyaz olunca doktorun yanına çıkmış:
- Burda ki tüm çocuklar beyaz doğuyor nasıl oluyor bu iş ? - Bak şu karşıdaki beyaz atı görüyor musun, at beyaz ama tay siyah - Doktor ben çocuğu unuttum sende atı unut! |
Hasta dahiliye uzmanına gider doktor hastayı soyar ve sadece dinleme anletiyle dinleyerek
- Nefes al bırak nefes al bırak diyerek muayeneyi tamamlar. Hasta parayı çıkarır doktora uzarır - Kokla-bırak,kokla,bırak.. |
Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog, antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir sey ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 m kadar yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar.
Kimyaci, "adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs,böylece daha kolay yakmayi amaçlamis." Fizikçi, "adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis." Jeolog, "burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis." Matematikçi, "sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis." Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus." Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini sorarlar. Adam cevap verir: "Boru yetmedi. |
Yeni evli cift balayi icin bir otele gitmis. Ilk gece butun pozisyonlari denemisler.
Ertesi gece kadin: - Tum pozisyonlari denedik degisik bir sey yapalim bu sefer demis Erkek biraz dusundukten sonra: - Buldum! Sen pencerenin onune git ,ben de kapinin onune, birbirimize dogru kosup birleselim demis. Kadin kabul etmis,yerlerini almislar. Erkek: - uce kadar sayiyorum, ucte kosmaya basla demis. - Biiirr, ikiiii ve uucccccc!!!!!!!! Velhasil erkek hizalayamamis ve otelin 2.kat penceresinden havuza dusmus. Havuzdan cikacak ama cirilciplak oldugu icin utaniyor. Bakmis havuz kenarindaki barin barmeni hala is basinda hemen seslenmis: - Arkadas ! Ordan bana bir masa ortusu uzatir misin? - Niye? diye sormus barmen - Pencereden dustum de...uzerinde hic bir sey yok, cikamiyorum havuzdan. - cikin cikin, hic kimse sizi farketmez. - Nasil yani? - Oteldeki herkes 2.katta kapi koluna giren kadini kurtarmakla ugrasiyor. |
Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?" Tanrı söyle cevaplamış; "Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır." Adam sormaya devam etmiş; "Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır?" Tanrı cevaplamış; "Bir milyon dolar benim için bir pennydir" Adam dayanamamış; "Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş. Tanrıdan söyle bir cevap gelmiş; "Bir dakika. " |
Dünya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarismaya çalismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profesörün çalismasinin basina gelmisler. Jüri baskani çalismasinin ne oldugunu sormus.
Fransiz profesör baslamis anlatmaya: -"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu" demis.. Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis Türkiye'den bizim Laz profesöre, Jüri baskani: -"Sizin çalismaniz nedir?" diye sormus. Laz profesör anlatmis: -"Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!" Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesöre: -"Bu çalisma ne ise yarar?" diye sormus. Laz profesör: -"Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçisiyoo" |
Buyukannesi torununu ziyarete gitmis. Kapiyi çaldiginda torunu genç kiz kapiyi çirilçiplak açmis. Büyakanne bunu görünce dehsetle kizim bu ne kilik kapiya böyle çikilirmi deyince genç kiz büyükkanne ben çiplak degilimki üzerimde ask elbisesi var der.
Daha sonra büyükkanne evine gider ve aksam büyükbaba eve gelip kapiyi çalar ne görsün karisi karsisinda çirilçiplak hanim der bu ne kilik böyle, büyükkanne çiplak degilim üzerimde ask elbisesi var der. Buyukbaba iyi ama bundan sonra utulemeyi unutma der. |
Adam 80 yasina gelmis olan babasini huzurevine birakir. Bir hafta sonra da gidip ziyaret eder.
Halini, hatirini sorar: "Nasilsin, baba? Iyi bakiyorlar mi sana burada? Bir seye ihtiyacin var mi?" "Oglum, bu huzurevi cok guzel. Bana burada cok iyi bakiyorlar, her aksam yatmadan once bir bardak sutlu kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razi olsun, cok memnunum, hic bir seye ihtiyacim yok." der babasi. Ziyaret sonunda adam hemen hemsireyi bulur. "Hemsire hanim" der, "Babam birseyler anlatiyor. Yatarken bir bardak sutlu kakao bir de viagra veriyormussunuz, dogru mu?" "Dogru" der hemsire. "Doktor beyin talimati.Sutlu kakao cabucak uyutuyor, viagra da yuvarlanip yataktan dusmesine engel oluyor" |
Temel ile Fadime birgün arabayla dolaşıyorlarmış az sonra bunları polis durdurmuş ve yanlarına bir kamera ve bir muhabirle gelmişler.
Muhabir : "Sizi tebrik ederiz beyfendi! kaç saattir burdayız emniyet kemeri takılı olarak araba kullanan tek sürücü sizsiniz ödül olarak kanalımız size 500 milyon veriyor! Eee ne yapacaksınız bu parayla ?" Temel cevap verir : "Ilk fırsatta bir ehliyet alıcam!" Fadime telaşlanır durumu düzeltmek için "Kusura bakmayın alkollüyken ne dediğini bilmez!" Arka koltukta oturan idris atılır "Ben dedim size çalıntı arabayla yola çıkmayalım diye yakalandık işte!" Bu arada bagajdan bir ses gelir "Ula hala geçmedik mi şu sınırı???!!".. |
Kudus' e atanan bir Amerikali gazeteci, Aglama Duvari'nin onunden gelip gecerken, bir musevinin her gun duvarin onunde diz cokup dua ettigini farketmis. Haftalarca ayni manzarayi gorunce dayanamamis ve sonunda adamla bir roportaj yapmaya karar vermis.
Adamdan izin aldiktan sonra teybini acmis ve konusmaya baslamis: - "Isminiz?" - "David. Polonya yahudisiyim. 65 yasindayim.Smalla'da bir manav dukkanim var. Evliyim. Iki cocugum TelAviv'de bir cicek serasinda calisiyorlar..." - "Sizi her gun burada, Aglama Duvari'nda, dua ederken goruyorum." - "Evet, her sabah dukkanimi acmadan once buraya gelir, dunya barisi ve uluslarin kardesligi icin dua ederim...Ogle tatilinde yine gelir; bu kez yeryuzundeki acilarin ortadan kalkmasi ve butun insanlarin refaha kavusmasi icin dilekte bulunurum... Aksam da eve donmeden once yine ugrar; bu kez iyi ve durust insanlarin esenligi icin dua ederim... Cumartesi gunlerimin tamamini da burada geciririm, ayni seyler icin dua ederek..." - " Cok guzel.... Ne kadardir suruyor bu?" - " Israil kurulup da buraya goc ettigimden bu yana... Yani 40 yildan fazla oldu..." Gazeteci etkilenmistir. Duygulu bir ses tonuyla sorar: - " 40 yildir burada dua ediyorsunuz... Bunca yil sonra nasil bir duygu var icinizde? Nasil hissediyorsunuz?..." Yasli musevi; umitsiz, bikkin ve uzgun bir ifadeyle duvara bakar ve kirgin bir ifadeyle cevap verir: - " Bilmiyorum. Sanki, duvara konusuyormusum gibi bir duygu var icimde..." |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:15 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.