![]() |
Ah İstanbul sen yok musun sen
Boğaz köprüsünün o büyüleyici manzarasını Kız kulendeki o esrarlı hikayeni dinlemeye Deniz kokunu içime sindirerek solumaya Martıların dans edişini izlemeye geldim. Ah İstanbul sen yok musun sen O esrarlı güzelliğine dayanır mıyım ben Her köşende bir tarihinle bütünleşen Buram buram sanat eserlerinle, her şeyinle Taşın ve toprağınla hep gündemdesin sen Ah İstanbul sen yok musun sen Sevinçler ve hüzünlere sahne olan otogarında Boğulmuş hıçkırıklara hep şahit olursun sen Dünyanın dört bir yanından sana gelenlere Nasılda kucak açarsın sonsuza dek sen Ah İstanbul sen yok musun sen Şimdi benim yüreğimi dinliyor musun Hep sevdiklerimi verdim ben sana Yıllarca acımadan hasret beklettirdin bana Özlemi mi içime gömerek verdim onları kucağına Ah İstanbul sen yok musun sen Kördüğüm olmuş duygularımı ve Boğulan hıçkırıklarımı gizledim sevdiklerimden Özlemden yangın yüreğime senin ellerinden Bir yudum su serpmeni bekledin senden Ah İstanbul sen yok musun sen Otobüs duraklarında ki ayrılış sahnelerinde akan Kurumuş gözyaşlarımın izini aramaya geldim Sevdiklerime el sallayıp vedalaştığım anlardaki Acılar yumağını unutup çözmeye geldim. Ah İstanbul sen yok musun sen Hep takvimlerde bana gün saydırdın neden Senden bir teselli istedim ama vermedin Vapur sesleriyle karışan hıçkırıklarımı Hiç mi kulağını açıp ta dinlemedin Ah İstanbul sen yok musun sen Aç kollarını İstanbul yine geldim sana Yağan karın ile karışan hüznümü bıraktım sana ben Neden hep sevdiklerimi aldın elimden Neredesin sen İstanbul gel sil akan gözyaşlarımı Ne duruyorsun su serpsene yangın yüreğime Ah İstanbul sen yok musun sen Şimdi gidiyorum sana yine sevdiklerimi bırakarak Buğulanan gözyaşlarımı içime akıtarak Yıldızlarla selam göndereceğim ağlayarak Elveda İstanbul elveda kızgınım sana ben Gidiyorum işte ardından el sallayarak |
Ah İstanbul(!)
Caddelerde ışıklar yanıyor, Etrafta insanlar geziyor, Gökyüzünde yıldızlar, Birisi diğeri ile kadeh tokuşturuyor Biraz daha ilerliyorum... Birisi sevdiğini almış koluna, Hayata nispet yaparcasına ilerliyor, Deniz karanlığın üstüne vuran ışıkla, Kumsala bir başka güzel vuruyor... Rüya kent İstanbul Gene sahte belki de gerçek aşklara Karanlığın arasında şahitlik yapıyor. Ben de bir gün tutacağım elinden, Sormayacağım artık seni gelenden,gidenden, Asla çıkarmam seni yüreğimden Hadi gel de seveyim seni yeniden... Acaba ne yapmaktasın? Biliyorum bensizliğe dayanamazsın. Sen benim yüreğimde taşıdığım cansın Her zaman yaşadığım sevdamsın... Bizim aşkımız yeter her şeye Herkesi kıskandıracak bir gün geri geldiğinde Şimdi kaldım sensizlikte Bir gün sana doyacağım seninle.. |
Denizi ısıtan güneşten sıcak,
Ellerin, ellerin, ah o ellerin. Öylesine dost ki, kalbim duracak, Yüreğin, yüreğin, ah o yüreğin. Gönlüme baharlar, yazlar getirdi, Gözlerin, gözlerin, ah o gözlerin. Hiç yaşamamışken aşkı getirdi, Özlerin, özlerin, ah o özlerin. Mutluluk rüzgarı esiyor senden, Dalga, dalga coştum tatlı dilinden, Bir dokundum yandım, her bir telinden, Saçların, saçların, ah o saçların. |
bir seni sevdim,
bir de özlemini sen yokken. sen, ah sen! ne kendini götürdün ne de beni bıraktın giderken. |
1) (Ç)
Seni seviyorum O kadar çok seviyorum ki Her günüm sensiz her günüm inan ölümüm Sanki idam sehpası kurulmuş da Son anlarımı yaşıyor gibiyim Sana bu kadar çok tutulmamın sebebini anlayamadım Mantıklı olacak bir yanıt bulamıyorum Mantığım yetmiyor Düşünceleri duyguları okuyabilme yeteneğim de Körelmiş halde sevgin karşısında Aradaki farkları mesafeleri bilmeme rağmen Sana aldanıyorum galiba Gözlerim köreldi Ay ışığı gibi parlayan Baktığımda içimi eriten güzel ışıl ışıl gözlerinle Eriyip duruyorum seni görünce Sen galiba en son ve zor aşkım olacaksın Seni seviyorum Sana seni sevdiğimi haykırıyorum Dizelerimle seni çok seviyorum Canım benim canımı almaya aday güzel Seni sevdiğimi biliyorsun Düşüncelerin ve ben…. Koskoca bir muammayız galiba Ama sana şunu söyleyeyim Göründüğüm gibi değilim Tutucu değilim Sol kanadım yaralı soldayım Hayat beni çok çabuk büyüttü Yaşadıklarımı içimde sakladıklarımı İçimde saklı tutuğum çocuksu afacanı bir görsen Aldandığını görürsün Ama ne nafile Ben ademlikler içindeyim Ademlik aguş açmış Ah u zar gönlüme Sen bir kanarya olup konmuşsun kalbime Sabah akşam ötüp duruyorsun Benim seni sevdiğim yazdığım dizelerim gibi Sana haykırıyorum dizlerimle Seni seviyorum güzel gözlü Canan 2)(D) Sana inanamayacağın kadar çok bağlandım Sebebini bilmezsem de Galiba ilk kez sebepsiz bir şekilde aşık oluyorum Yaşadığım aşklara kıyasla Sen benim en zor sevdam olacak gibisin Belki de beni sona götürecek sevda Ölüp diriliyorum Bağrımda kor bir ateşsin Seni sevdiğimi yazdım Seni sevdiğimi haykırdım Binlerce insanın okuyacağı dizelerde Ama kılın bile kımıldamayacak Çünkü Yara benim Sevda benim Aşk benim Acılarım benim Mazide bıraktığım sol yanım benim Görünüşüme gizlenen itikat benim Her şeyim yaşadıklarım ölümlerden dönüşlerim Yıkılmadan ayakta duruşlarım Sevdalarım Her şeyim benim Aşk leylasıdır mecnun Aşk Aşk Aşk Kutsaldır Aşkın sağı solu olmaz Olsaydı sana tutulmazdı Kalbimin olmadığı sağ yanım Sen benim olmak istemezsin belki de Beni sevmiyorsun belki de Beni sevmiyorsun belki de Nefret bile ediyorsun belki de Benden Ama şunu bil ki seni sevdim SENİ SEVİYORUM GÜZEL KIZ. |
Bazen koşa koşa
Hatta içindeki heyecan, sevinçle Ayaklar yerden kesilircesine, Kanatlanıp uçar gidersin. Gidilecek yoldaki güzellikleri, Yaşanılacak mutlulukları bilir, gidersin. Ama, maalesef ki bazen de… Hani ayakları geri geri gider ya insanın… Defalarca dönüp arkana bakarsın Bu mutluluk bırakılır mı dersin Dünya dönmese, zaman dursa Böylece kalsam Doymadım, doyamadım… Daha yaşanılacak onca güzellik varken Bu gidiş niye der; isyan edersin Nafile, gidersin… Gidersin ama, Giden sadece bedendir Ruhun kalır oracıkta Geride kalanların, her dara düştüklerinde, Bir umut ışığı yakacaktır Karanlık *******ini aydınlatacaktır zaman zaman Yaşanılacak yarınlara inat savaş başlamıştır İçindeki umutla savaşır dönüş için. Her gidişin bir dönüşü vardır elbet Gidilen yol bir avuç kara toprak olmazsa… Beden de dönecektir ruhuna Doyasıya umutlarını, gülüşlerini yaşamak, Yarım kalan mutluluğu tamamlamak için. |
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...
Ona her gün güzel, her hava hoştu, Sevgisiz hayatın manası boştu, Gördüğü kısrağın peşinden koştu, Uslanmak bilmeyen bir deli taydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Evimden barkımdan çözdürdü beni, İşimden gücümden bezdirdi beni, Bulutlar üstünde gezdirdi beni, Bastığım yıldızlar hüsrana kaydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Ak yazımı baht-ı siyah eyledi, Gençliğime yazık, günah eyledi, Nerde akşam, orda sabah eyledi, Serseri hayatı marifet saydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Alnım da açıktı, yüzüm de aktı, Kimseye verecek hesabım yoktu, Günah kervanımı pazara çekti, Yükümde ne varsa, hepsini saydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Hayal aleminde gezmem dese de, Seni bundan böyle üzmem dese de, Bu gece, tek hece, yazmam dese de, Sabaha çıkmadan sözünden caydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... |
Ruhumun dibinden gelen
Son sözüm senin sesin Ölmeyi heveslendir Cennet gözlerin.... Azrail'i bile bağlarsın hayata Kim kıyar libido ruhuna Ağlayıp yakarma sonsuzluğa Sen hep benimsin ,Ah Tamara Tanrı bile çaresiz sensiz geçen günlere ... Kurumuş akarsular,denizler Bir damla gözyaşın yeter Güneşe hasret karanlıklar,çiçekler Sıcak bir bakışın yeter. Sakın gitme Ah Tamara Küser dünya kendine .... |
''Akdamar Adası'na ithafen''
Ah Tamara! .. yorgun dalgaları en iyi sen bilirsin mehtapsız *******de usulca ağlayışları bir sen dinledin turnaların serenadını ayrılık akşamlarını kucakladığında bir sen emzirdin kucağında dolunayı. simsiyah dumanlar kaplarken asumanı. Ah Tamara! .. koca bir mavilikte bir başına mahzun kalışına mı yanayım derinlerde sakladığın sevdalılara mı ah! ..o gözlerindeki kırmızılık iştiha çığlıklarına düşmüş can mı, yüreğinin sıcaklığı mı, hınç mı? sen mi seçtin erbain yalnızlığını yoksa bir ah mı bağladı ayaklarını. Ah Tamara! .. Kardeşlerini görürüm, her sabah ve akşam yanyana dizili beşi bir yerde en büyük kardeşin zengin, umarsız küçüğü heybeli yine çarıksız kınalı, sedef, biraz daha ilerde kız kardeşin dul, sahipsiz üsküdarda gelen geçen gemilere karşı arsız her şeyini almış İstanbul denen hırsız ne su, ne balık ne de toprak ne dal, ne yaprak kalmış, çırılçıplak onlar senin kadar saf ve temiz onlar senin kadar duru güzellik değil sen, tamara kal; akdamar sana yakışmaz, Van'ın en güzel kadını sağlıcakla kal Tamara, değişme hep öyle kal Ah Tamara! ..hoşçakal |
Neden hala gelmedi, yoksa
Saati mi şaşırdı bu hıyar? Gerçi hiç saati olmadı ama En azından birine sorar. Cebimde bir lira desen yok, Madara olduk meyhaneye! Ah eşşek kafam benim, Nasıl da güvendim bu hergeleye! Gelse balığa çıkacaktık, Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık. Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp Enteresan hayallere dalacaktık. Bu sandalı geçen hafta denk getirip Çalıntıdan düşürdük. Arkadaşlar ısrar etti, Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük. Saat sekizde gelecekti, Bana birkaç milyon borç verecekti. Yoksa o nemrut karısı kaçtı da Onun peşinden mi gitti? Eğer öyleyse yandık, Gudubet gene yaptı yapacağını! Geçen sene de merdivenden itip Kırmıştı Rıza' nın bacağını. Abi, kadında boy şu kadar; Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak! Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak, Ya horlarken Rıza' yı boğacak! Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama, Ben olsam, vallahi baş edemem!.. Hele beş tane velet var ki boy-boy, Allah'tan düşmanıma dilemem! Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur, Herkesin suyuna gider. Yoksa, kalıba vursan hani, Tek başına on tane adam eder! Bir keresinde, hiç unutmam Üç-beş zibidi haraca dadandı; Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi Herifleri hastaneye kadar kovaladı! Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik, Aynı kafadaydık. Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu, Biz, başka havadaydık. Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır, Aynı takımı tutardık. Fener' in her maçında iddialaşıp Millete az mı yemek ısmarladık!.. Bir tek askerde ayrıldık, Bana Bornova düştü, ona Gelibolu. Döner dönmez evlendirdiler, En büyük salaklığı da bu oldu!.. Bense hiç düşünmedim, zaten param da yoktu. Hep tek tabanca gezdim. Benim beğendiğimi anam istemedi, Onun gösterdiğini ben sevmedim. Neyse bunlar derin mevzu... Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek. Ufaktan yol alayım Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek!.. Gittim, vurup kafayı yattım; Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini. Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!.. Vay be Rıza!.. Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine! Dün, boşuna günahını almışım, Ne olur, kızma bu kardeşine! Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler Ne kolay söylediler! Sanki dev bir taş ocağını Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler! Ah dostum... o kocaman gövdene O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler? O zalim tabutun tahtalarını Senin üstüne nasıl böyle çivilediler? Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, Yani bir daha olmayacak mısın? Yani bir daha borç vermeyecek, Bir daha bira ısmarlamayacak mısın? Peki beni kim kızdıracak, Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? Peki, beni bu köhne dünyada Senin anladığın kadar kim anlayacak? Ulan Rıza... ne hayallerimiz vardı oysa, Ne acayip şeyler yapacaktık... Totoyu bulunca dükkan açacak, Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık. Talih yüzümüze gülecekti be!.. Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık. Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık! Ah ulan Rıza... bu mahallenin, Nesini beğenmedin de öte yere taşındın? Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki, Benim en kral arkadaşımdın!.. Ah ulan Rıza... ben şimdi, Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim? Senden ayrılacağımı sanma, Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!.. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:12 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.