www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Zeynal Yaman (https://www.cakal.net/showthread.php?t=135316)

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Benmişim

Sahralarda esatiri ararken
Bir de baktım sahralarda benmişim
Mecnun'dan bir yüce aşkı sorarken
Bir de baktım aşk deryası benmişim

Serap olmaz sevenlerin gözünde
Sevda yatar ariflerin özünde
Su afak şu semavatın yüzünde
Gezen bulut yağan yağmur benmişim

Dizi dizi sonsuza uçar kuşlar
Aşıklara düz olur sarp yokuşlar
Viraneye ağıt yakar baykuşlar
Gülzarda şakıyan bülbül benmişim

Dil zorlanır âşık hâlin demeğe
Mekân yetmez gönüldeki dileğe
İmrenirken günah bilmez meleğe
Meğer âlemlere sultan benmişim

Zeynel'im aşkla yıkadım kalbimi
Çiğneye çiğneye aştım bendimi
Hakk'ın kollarına attım kendimi
Meğer O'nsuz hiç O'nla güç benmişim

1990-Çatalca

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bir Ayrılık Var Diyorlar

Neşe eksem gam biter
Hazin hazin bülbül öter
Dünyada ölümden beter
Bir ayrılık var diyorlar

Rüzgâr eser ılık ılık
Şarkılarda beste yanık
Gurbet elde âlem tanık
Bir ayrılık var diyorlar

Yaşın yaşın mektup ağlar
Mektup değil anam ağlar
Her hecesi yürek dağlar
Bir ayrılık var diyorlar

Gam yollamış mektup yazan
Uzan dert zincirim uzan
Gurbet elde mezar kazan
Bir ayrılık var diyorlar

Zeynel yolcu gelir geçer
Ecel şerbetini içer
Deste deste ömür biçer
Bir ayrılık var diyorlar

1987

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bir Hayali İzdivaç

Ellerimizle yıktığımız günden beri Doğu Kapısı'nı
Bir hâyâli izdivaç uğruna bekleriz Batı Kapısı'nı
1990

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:53 PM

Bir Masal Dinlemiştim

Bir masal dinlemiştim çocukken
Yani henüz daha ermemişken rüştüne
Bir masal dinlemiştim Yeditepe üstüne
Güneşin bir başka doğuşu varmış burda
Bir başka batışı...
Kralları, kraliçeleri varmış buranın
Köşkleri, sarayları varmış
Aşkları varmış anlatılacak
Söylenecek şarkıları varmış
Ağlasan, ağlarmış burası
Gülsen, gülermiş
Bulutları varmış ıslak ıslak
Toprağı varmış tarih kokan
Derler ki: “Burayı Hızır bulmuş”
Burası İSTANBUL’MUŞ

Hangi tepeden baksan bir başka görünürmüş
Her devrin bir rengi varmış burda
Her kutsalın izi…
Surları varmış yorgun, yaralı
Hisarları varmış mağrur bakan
Gökleri delen kuleleri varmış
Yerebatan sarnıçları...
Çan sesleri duyulurmuş Bizans’ın
Kiliseleri, havraları varmış
Kaygısız zikretsinler diye gölgesinde zamanın
Okunan ezanları varmış.
Camileri varmış melek kokan
Mescitleri varmış tertemiz.
*******i inleyen dergâhları varmış
*******i uyumayan dervişleri…
Göklerden inen melekleri varmış
Göklere çıkan dilekleri…
Üçleri, Yedileri, Kırkları varmış
Çeşit çeşit ırkları varmış
Dilleri varmış farklı farklı
Renkleri varmış siyah, beyaz…
Bütün kutsallar burda toplanmış
Burda tanışmış inançlar
Burda yaşanmış kardeşlik dolu-dizgin
Burda sevmiş insanlar birbirini
Derler ki: “Âdem’in ruhu sinmiş buraya”
Herkes burada kendini bulmuş
Burası İSTANBULMUŞ

*******i bir başkaymış buranın
Gündüzleri bir başka
Yakamozları varmış gözleri alan
Mehtapları varmış dalınacak
Hüzzam bir şarkı gibi akarmış Boğaz
Rüzgâr bestelermiş şarkılarını
Yaralı bir incisi varmış Boğaz’ın
Adına Kız Kulesi derlermiş
Pek derinmiş pek eskiymiş yarası
*******i inler gündüzleri ağlarmış
Türküleri varmış yanık yanık
Umutlar varmış solmayan
Aşkları varmış temiz, lekesiz

Sabahı bir başkaymış buranın
Akşamı bir başka
Bülbül sesleriyle uyanırmış insanlar
Gül kokarmış havası
Esen bâd-ı sabâsı varmış
Hep besmeleyle açılırmış kapılar
İnsanların merhabası varmış
Erkeklere 'efendi' derlermiş burda
Kadınlara 'hanım'
Hep saygıyla eğilirmiş birbirine başlar
Hep sevgiyle kucaklaşırmış insanlar
Büyüğü, küçüğü tanırmış
Küçüğü, büyüğü
Duyguların bile rengi varmış burda
Sarı, kırmızı, pembe…

Denizi bir başkaymış buranın
Karası bir başka
Yalıları varmış Boğaz’a nazır
Evleri varmış huzur kokan
Soğuktan donmasın diye kuşlar
Evlerin bağrına yuvalar yapmışlar
Kuşların bile hukuku varmış burda
Kuşların bile huzuru...
Güvercinler uçarmış havada
Özgür, kaygısız
Güvercinler konarmış her yere
Herkese uzanan bir merhamet eli varmış
Herkese açılan bir yürek...
Çiçekleri varmış evlerin önünde
Çiçeklerin dili varmış:
Kimi “hasta var” dermiş burada
Kimi “genç bir kız…”
Ya sessiz geçermiş gençler buradan
Ya başını eğermiş
Hayat burda bir mektepmiş
Hayat burda bir edepmiş

Bir başkaymış kışı-yazı buranın
Bir başkaymış baharı
Kışında donarmış zaman
Yazında erirmiş
Hüznü anlatırmış sonbaharı
Dökülürmüş yapraklar dalından
Demet demet
Ve toprağa göklerden inermiş yağmur
Rahmet rahmet
Hüznü dahi güzelmiş buranın
Hüznü dahi özelmiş
“Melâli anlamayan nesle yokmuş âşinalığı”
Derler ki: ' Hüzün burada tahtını bulmuş '
Burası İSTANBUL’MUŞ

Adalar, yarımadalar diyarıymış burası
Gölleri varmış küçük-büyük
Irmakları varmış çağlayan
Çınarları varmış asırlık
Bir sevdanın adıymış burası
Bin sevdanın macerası
Kalbin bir başka atışı varmış burda
Bir başka duruşu
Aşkları varmış deniz aşırı
Âşıkları varmış Kafdağı’nın ardında
Merhem bulmak için bağrındaki yaraya
Âşıklar çıkarmış Çamlıca’ya
Hep sevda rüzgârı esermiş burda
Hep aşkı anlatırmış şarkılar
“Bâki kalan bir hoş sadâsı varmış”
Göksu’yu, İstinye’si, Moda’sı varmış
Daha daha neleri varmış
Galata’sı, fener’i varmış

Halici varmış berrak, duru
Yüzen kuğuları varmış
Uçan martıları…
Hep hazır beklermiş iskelede kayıklar
Mutrıb-ı Pâkîzeleri varmış
Sa’dâbâd’da gezermiş âşıklar
Seyredilecek Kasr-ı cinânları varmış
Çeşmeleri varmış gürül gürül akan
İçilecek âb-ı hayâtları varmış
Ağlasa acısını duyarmış buranın
Gülse neşesini
Bir Nedîm-i şeydâsı varmış

Her bir yeri ayrı bir masalmış buranın
Her bir yeri ayrı bir güzelmiş
Derler ki: ' Musa’nın balığı burda atlamış suya
Burda dirilmiş ölüler
Burda buluşmuş Hızır’la Musa
Burda çıkmışlar o meşhur yolculuğa '
Her tepesi bir kûh-u tecelliymiş buranın
Her deresi bir Nil'miş.
Kuyuları varmış Yusuf'a gebe
Yakupları varmış yollara bakan.
Bir hasretin adıymış burası
Bin hasretin mirası
Zaman çıkarken zirvesine
Çöller hamileymiş Nebi'sine
Âleme son kez bir Nebi gelmiş
Gözleri zamanı delmiş.
Muhammed’in (sav) müjdesi varmış burda
Muhammed’in (sav) gözdesi...
Eyyûb’un sabrı,
Sultanların vakarı varmış.
Derler ki: “Emanet ehlini burda bulmuş”
Burası İSTANBULMUŞ

Bir masal dinlemiştim çocukken
Yani henüz daha ermemişken rüştüne
Bir masal dinlemiştim Yeditepe üstüne
Gözlerimde bir ışık belirmişti
Ruhumda inşirah
Sevdası, sevdam olmuştu buranın
Hüznü, hüznüm
Sonra, duydum ki bir Sam Yeli esmiş
Kurutmuş her güzel sevdayı burda
Sokağı ölüm olmuş
Gecesi kan,
Gündüzü tufan olmuş.
'Dağı-taşı altın' diyen
Buraya dolmuş.
Gece kazmışlar...
Gündüz kazmışlar...
Almak için başındaki tacını
Yeniden bir kader yazmışlar
Nicedir diye sordum hâlini
Tek kelimeyle 'keder' yazmışlar

'Aşk vefâ ister' diye
Ben de düştüm yollara
Anadolu’dan geldim buraya
Baktım, âşıklar geçsin diye Rumeli’ne
Bir kemer takmışlar Boğaz’ın beline
Hâlâ güzelmiş burası
Hâlâ özelmiş
Şimdi elimde ölü bir balık
Haliç’in kıyısındayım
Bir balığa bakıyorum bir Haliç’e
Balık atladığı an suya
Hızır’la buluşacağım
Sonra binip bir sandala
Haliç’te dolaşacağım
Bir seher vakti tırmanıp surlara
Yârimle buluşacağım
Betonlardan soyup yârimi
İpeklere saracağım
Çıkarıp koynumdan annemden kalma yüzüğü
Parmağına takacağım
Mehtaplı bir gecede çıkıp Çamlıca’ya
Boğaz'a bakacağım
Bir an geçip kendimden
Âleme haykıracağım:
Âşık mâşukunu burda bulmuş
Burası İSTANBULMUŞ

Bursa- 09.04.2006, Saat:230

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:53 PM

Bir zamanlar Seven yüreğimiz Vardı

Bir zamanlar seven yüreğimiz vardı
O yürekte açan güllerimiz vardı
O güller ki her an sevgi kokardı
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Aşk deryasından yükselen bir buluttuk
Hep yanık bağırların yolunu tuttuk
Bu yüzden gönül tahtına kurulmuştuk
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Tecelligâhıdır diye Yaradan’ın
Kırmazdık gönüllerini insanların
Gülüydük, çiçeğiydik bütün dünyanın
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Hacı Bektaş’tık, Yunus’tuk, Mevlana’ydık
Âlemin derdini, gamını duyardık
Yetmiş iki milleti kardeş sayardık
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Nebiler Nebisi’nden gelen fermanı
Zirveye taşırken milletin irfanı
Tahtına kurulmuştu Gönül Sultanı
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Sevda yatağından akarken suyumuz
Yusuflara hayat verirdi kuyumuz
Her çiçekten daha âlayken bûyumuz
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

İbrahim’dik, yalnız dost idik Mevla’ya
Hiçbir kimseyi sokmaz idik araya
Bundandır ki Lokman idik yaraya
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Her hâlimizden emin iken komşumuz
Gamsız, kaygısız akar idi suyumuz
Ne oldu ki böyle değişti huyumuz
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Cana kıymak âleme kıymak demekti
Amacımız helâl bir lokma yemekti
Bundandır ki hep makbul olan emekti
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Gelin dostlar o iklimlere gidelim
Herkesi dost herkesi kardeş bilelim
Ve sonra bu diyara geri dönelim
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Mevla’m göndermiş aşkın gonca gülünü
Yaksın diye alevinde bülbülünü
Eğer görmediyseniz hâlâ külünü
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Aşkın kadehinden içmeseydi Mecnun
Çeker miydi bunca yıl kahrını kumun
Sevgisiz yarını olur mu toplumun
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Dağları Ferhat’a deldiren o sevda
Gün olur, gelir Şirin’i sorar da
Bir Şirin bulamazsa bu diyarda
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Zeynal, yeter, haddi aşma, sınırda kal
Önce aşkın deryasına kendin bir dal
Sonra âvazını şu gökkubbeye sal
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar


27 -10-2007

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Biz Öğretmeniz


Biz öğretmeniz.
Bir ulvi mana taşır adımız.
Asırlarca bizden feyiz aldı
Çağlara damga vuran ecdadımız.

Biz öğretmeniz.
Hoca Ahmet Yesevi’dir pirimiz.
Bir işaretle düştük yollara
Kalbimizde sevgi, dilimizde hikmet
Türkistan’dan geldik.

Sel olup aktık
Bilgi vadisinde yol aldık
Gezdik diyar diyar
Ne sitem ettik ne de yorulduk
Açtık Anadolu kapısının kilidini
Sarı Saltık’tan geldik.

Kurşun sıkıp cehle
İlme ram olduk.
Amil olup ihlâs ile tam olduk.
Erip aşk sarayında söz irfanına
Erenler meclisine ikram olduk.
Hak dedik, hukuk dedik
Gazilere yol gösterdik
Bir boydan bir devlet kurduk
Şeyh Edibali’den geldik.

Kin biledik karanlığa
Işığını paylaştık âlimlerin
Tenevvür gelsin diye her yere
Atımızın başını çevirdik Kostantin’e.
Sur yıkıldı, Bizans dize geldi
Akşemsettin’den geldik.

Dünya karanlıkta kovalarken cinlerini
Biz tahsil ettik asrın ilimlerini.
Çağ yükseldi, zaman doruğa erdi.
Bir Sultan gerdi yayını
Ok uçtu menzile vardı
Şaha kalktı atımız
Ayağının çamuru Sultan’a erdi.
“Bu çamur süsüdür kaftanımın
Ölünce kefenim olsun” dedi, Sultan.
Bilge yükseldi, irfan göğe değdi
İbni Kemal’den geldik.

Kör dünyanın bağrına
Bir şimşek gibi iniverdik ansızın
Yırttık karanlıkları bir bir
Nur sağdık dünyamıza.
Asırlarca sürdü bu tenevvür
Asırlarca sürdü bu koşu.
Aydınlandı Doğu, aydınlandı Batı
İbni Sina’dan geldik.

Biz öğretmeniz
Ufuklar dar geldi gönlümüze
Hep maveraya aktık
Kuşattık bütün zamanları
Fethine çıktık gönüllerin
Gün oldu Yunus olduk
Gün oldu Karacaoğlan…
Her gün bağrımızda çoğalan
Bir sevdanın bahçıvanı olduk
Yeşersin diye sevdamız
Gözyaşlarımızla ıslattık toprağı
Ümid-i vatan olduk.
Sırtımızda bir yorgan bir döşek
Gezdik Anadolu’yu baştanbaşa
Yaraları saran olduk.
Düz yapmak için yokuşu
Anadolu kapısını açan bizdik.
Bizdik çağ açıp çağ kapayan.
Bugün yine biziz
Kahpe kurşunlara kapı kapayan!

Biz öğretmeniz.
Gönlümüzde vatan aşkı
Elimizde meşale
Sürecek bu koşu sürecek
Sonsuza dek…

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bizi Çarmıha Geremezsiniz (Neronlar güruhuna...)

Beni aramayın boşuna sarhoş masalarında
Bulamazsınız
Ben ' çukur adamların ' midesine inmeyecek kadar katıyım
Kadehlere dolamazsınız
Bırakın bu ısrarlı, tehditkâr bakışları
Ne yapsanız ne etseniz boşuna
Beni günah evlerine sokamazsınız
Ben soysuzların ağzındaki sakız değilim
Sığmam şarap kokan mekânlara
Sahnelere koyamazsınız
Ben, hep sahne arkasında kaldım
Viranelerde ağladım
Kırım'da, Azerbaycan'da kaldı aklım
Mekke'de gönlüm, Filistin'de kolum
Bosna'da umudum kaldı
Ben ki bir büyük âlemin ayrılmaz parçasıyım
Koparamazsınız
Varın, siz şişelerin dibinde arayın medeniyeti
Sonra kalkıp nutuk atın yalan-dolan
Kimbilir...Belki çıkar üç-beş inanan
Çoktan kapandı sizin devriniz, çoktan
Yeni bir devir başlıyor artık
Vazgeçin şu Şeflik pozlarından
Kürek mahkûmu değilim ben
Kırbaçlayamazsınız
Bir uyanış nağmesi geliyor derinden
Gözyaşlarım semalarda
Sağamazsınız
Dualarımız çoktan ulaştı menzile
İnliyor sema inliyor arz
Duyamazsınız
Artık buluşuyor bedenimle ruhum
Yakındır dirilmesi
Tabutlarınız boş kalacak
Yırtın kızıl kefenleri, yırtın
Saracak bulamazsınız
Ben ki sonsuzluk kervanında bir hizmet eri
Ben ki mâverâ yolcusuyum
Uğraşmayın...Varamazsınız
Ey İsa'yı fikren çarmıha geren güruh!
Anlayın, anlayın artık:
Bizi çarmıha geremezsiniz

1994-Çankırı
İ

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bozulursa Bir Devletin Nizamı

Bozulursa bir devletin nizamı
Alimler ayak cahiller baş olur
Ahuzar eder toplumun tamamı
Kirpikler nemli mendiller yaş olur
............................................
...........................................1994

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bursa

Zaman ötesinden kalkıp gelen bir sevgilidir Bursa
İnsan diyor ki zaman hiç akmasa hep burada dursa

1998,Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bütün Sıcaklığınla Gel

Hasretim dağ oldu gözyaşlarım sel
Ne olur bütün sıcaklığınla gel
Hicran dağını çözsün ılık bir yel
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Gel, gel ki şu âlemin gülsün yüzü
Nev bahara dönsün ömrümün güzü
Yokuşa basamak yapmadan düzü
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Eşklerim yıkasın rûy-i zemini
Gönlüm limanındır bekler gemini
Sen ki bütün beşerin en emini
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Gel ki şu karanlıklar zail olsun
Âlem bir daha sana mail olsun
Bu benden de şerefe nail olsun
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Zeynel ki yolunda âşık-ı zârdır
Gül bahçesi bile dikendir-hârdır
Sensiz bu geniş dünya bana dardır
Ne olur bütün sıcaklığınla gel!

1997 Bursa

Zeynal Yaman


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:09 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.