www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Aysun Akça (https://www.cakal.net/showthread.php?t=139353)

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bile bile...
Ben Azrail’i sevdim!
Her karşılaşmamızda suskundu,
Yere bakıyordu gözleri.
Ben onu hep sevdim!
Elbise değiştirir gibi,
Beden değiştiriyordu.
Farklı farklı insanlardaydı hep
Ben Azrailim olduğunu
Bile bile hep sevdim onu
Kalbimi öldürdü her defasında
Bir yara açacağını, bir çentik daha atacağını
Bile bile sevdim
Kiminle geldi ise o
Hoş geldin dedim.
Ben Azrailimi delice sevdim
Hep sevdim
Vereceğim hiçbir şeyim
Kalmayana dek! …

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bilmeyiş...
Seyrettim selvileri,semaya olan sevgilerini
Yazamayacaktım biliyordum
Anlatamayacaktım sevgiyi
Sadece seyredecektim
selvileri ve semaya olan sevgilerini
seyretmeyi seyredecektim biliyordum
daha ötelere gidemeyeceğimi
taaa uzaklarda kalabalık vardı
taaa yakınım da ben
taaa uzaklarda ben vardım
taaa yakınlarda kalabalık
biliyordum anlatamayacaktım sevgiyi
anlatamayışımı kafiye ye uydurup
yine seyredecektim bilmeyişimi

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bin Puanlık Soru?
Bir yıldız kaydı yüreğimden
Oysa saman yolu gibiydi eskiden
Kayan o yıldızda sonuncuydu
Zifiri karanlık sarmıştı akşamı beklemeden
Afet tanımıştım
Ama böylesini hiç yaşamamıştı
Sualler pranga gibi sarmıştı ayak bileğimi
Cevapları derin bir dehlizde gizli
Bir şey vardı evet şey…
Ben karanlıkta da görürdüm
Korkmamda üstelik
Ama neydi beni durduran
Neyin sabırsızlığıydı bu?
Keskin bir virajdayım üstelik
Bir şey var acemiyim ama
iyi araba kullanırım
Bir soru hayat sana
Tam bin puanlık
Neydi beni durduran…

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bir Kadının Çıplak Yüreği...
Elimde bir fırça önümde bir tuval
Bembeyaz bir zemin
Elimde ten rengi bir renk paleti
Sadece buğday yanığı ve kırmızı renk tonları var üzerinde
Birde kömür karası
Zihnimde bir imge var
Bir kadının çıplak yüreği
Kömür karası saçları
Buğday yanığı teni
Saçları gözlerinin önüne düşmüş
Eğik başı
Sırtını dönmüş benle birlikte tüm aleme
Gördüğüm kan kırmızısı sırtından sızan
Yaralı ama umurunda bile değil
Aksın istiyor damarlarındaki tüm kanı
Dokunmama bile izin vermiyor
Daha ne kadar hançer varsa saplansın istiyor sırtına
Acımasızca
Sağ avucunu kapatmış belliki bir şey saklıyor
Nedir o diye soruyorum
Bana bir şey olursa sen bak ona tamam mı diyor
Canı yanıyor farkındayım
İhanetini affedemiyor yaradanına
Dokunulmasına izin verdiği için iman ışığına
Geri dönüşü özlemiş gitmek istiyor
Besbelli çok yorgun
Kaybolmuş bir melek o
Ve sessizce yere uzanıyor
Son sözleri dokunmayın yıkamayın beni
Aksın istiyorum sırtımdaki yaralardan tüm kanım
Kurusun orada kefende istemem
Öylece koyun beni toprak anamın koynuna
Belki kan kırmızısı bir gül biter toprağımın üzerinde
Dokunmayın ona lütfen dokunmayın
Soldurmayın ben gibi onuda
Ve elini uzatıyor kalan son gücünü de toplayarak
Bu sana emanetim
Ona iyi bak diyor
Gözlerimden akan yaşları durduramıyorum
Bana
Sus ağlama ben istedim bunu ben istedim diyor,
Ellerine uzanıp avucunu açıyorum
Bir serçe yavrusu gözlerimin önündeki
O kadar sevimli ve kırılgan ki
Yavrucak titriyor sudan çıkmış balık gibi,
Sıcacık bir elin içinden buz gibi olan elime alıyorum
O benim emanetim diyor gözünde takılı son damlada düşüyor
Ve kapanıyor elmas gibi ceylan gözleri
Korkuyorum
Emanetine zarar vermek istemiyorum
Ve çağlayanlar boşalıyor gözlerimden
Bunca yıl birikmiş, susmuş ve şimdi taşmıştı…

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bir küçücük hikayecik...
İki katlı ahşap bir evim vardı takvimlere sığmayan zamanın içinde; çok eskiydi,sabah gün ışıkları Antep işi beyaz perdelerimden gözlerime sızıyordu.Anlamıştım uyanma vaktinin geldiğini…ahşap sedir vardı sol yanımda bense yer döşeğinde iki büklüm yeni bir güneşe bakabilecek gücü bulmaya çabalıyordum.. geçici molanın bittiğini kalkıp perdeleri açmam gerektiğini biliyordum …seviyordum bu evi kaçışlarımın tek adresi kimsenin bilmediği …anlaşılamamanın yada anlatmak istememenin kaçışlarının adresi …kendine neler olduğunu bilmek yada bilmemek tıpkı olmak yada olmamak gibi …cam kırıkları vardı şehirdeki evimin odalarında oysa burası ne güzeldi kimseler yoktu…orada da kimseler yoktu, konuşuyordum orada kocaman konuşuyordum ama bir o kadar da suskundum suskunluğum en sonunda oda kapılarındaki buzlu camları dahi kırdı …hey sen deli yine bir taş attın da kör kuyuya alem çabalasın dursun çıkaracağım diye,hey sen deli ne alim paklar seni ne veli dedin durdun bazense gülmek için yada en azından gülümsemek için çabaladın uffff oofffff offffffff ve işte bitti cam kırıklarını temizlemek gerek ama bunun içinde okkalı bir yürek gerek …bırakalım şehirdeki gürültü evini ben buradayım şimdi ve şimdiyi değerlendirmeli evet işte perdeleri de açtık buyurun efendim güneş hoş geldiniz sefalar getirdiniz,ne arzu ederdiniz bu gün ışığının yardımı ile ne yapayım yok yok önce ayılmalıyım alt kata inip sonrada taş avluda ki kuyudan su çekeyim iyi fikirde kuyuya attığım taşların haddi hesabı yok inşallah su kalmıştır içinde…

kocaman nutuklar çeker insan bazen…işte o kocaman nutuklar bakarsın ki hiçbir anlam ifade etmemiş..bazense anlatır da anlatır kitaplar dolusu yaşam sunarsın insanlığın önüne ama önce kendi önüne koyar kendin yiyebiliyorsan paylaşmayı da istersin…paylaşmayı istemekte güç gerektirir ağzından çıkan o kocaman kelimelerden sorumlusundur artık yorulursun vermekten sonra stoklar sıfıra vurmuştur üretmeye gücün yetse o an kalkacak yapacaksın lakin …işte kocaman suskunluğun içindeyim anlatırım kah üstü kapalı kah açık anlamak anlaşılmak anlatamamak ve en sonunda anlatmaktan vazgeçmek susmak kocaman …ve bu suskunluğunda ise yakıştırmalara maruz kalırsın hey sen nerdesin? neden bitti? oysa biz almaya alışmıştık ama! ! hıı sen kesin depresyondasın… vah ki vah depresyon ne lüks bir duygu onu almaya benim param yetmez diye bağırmak gelir içinden vazgeçersin o an yine suskunluğun altınlarını toplamaya devam edersin… hııı sen beceremedin bakışları kıskançlıklarda cabası hissetmek ne acı.. ardından görürsün ki o an için acır bunca yıl onca emek onca anlatılan ve paylaşılanın yerinde yeller esiyor olduğun yerde mıhlanır kalırsın işte tam o an bir söz gelir aklına diline “ ne anlatırsan anlat anlattığın karşındakinin anladığı kadardır” vah ki vah konuştuğuna mı yanarsın şimdi sustuğuna mı …nerede kime ne kadarını eksik veya fazla verdim diye usunda ki eski konağa kaçarsın …

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bir Sonbahar Yaşadığım En Fazla...
Bir sonbahar yaşıyorum
Oradan oraya savrulan bir çınar yaprağıyım
Sapsarı rengim ama böyle bile güzelim
Hüznü anlattığımı söylediler hep
Kışın habercisi dediler,
Hatta avuçların içinde toz bile edebilirler…
Ama unuttukları bir şey vardı hep
Toprağa kavuşacaktım
En fazla bir kış uykusuydu tadacağım
Bir ilkbaharda yeniden can bulacaktım
Ya yaşlı bir çınarın dallarında
Yada bir yemişin dalında meyve çiçeği
Hiç olmadı bir papatya olacaktım kırlarda…
Sürekli özlemini çektiğim bir yerdi ana kucağı
Ona döndüm binlerce kez
Ve tekrar cana geldim binlerce defa
Toprak anam
Annedir nede olsa canımdan bir parça

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bir Şemsiyenin Hikayesi...(yazı)
Bir şemsiyenin hikayesini anlatacağım sizlere; yağmur öncesi romatizmaları azan ihtiyar bir insan misali genç kuşak tarafından devralınan tarih sayfaları delicesine yağan sağanak yağmur altında açılmış Cumhuriyet şemsiyesine sığınan hainler estirmeye çalıştıkları ihanet rüzgarlarının ardından yok etme çabası içinde oldukları şemsiye olmasa karşılaşacakları doğal bir güzellik olan yağmur damlalarının değil Dünyanın hep birlikte maddi manevi kirlettiği atmosferden iade olarak yağacak olan asit yağmurudur.

Barışın sağlandığı gün kıyametin koptuğu gündür işte bu bariz gerçektir.Barış ise Ütopya kadar uzaktır tıpkı kayıp Atlantis şehri gibi Dünyamızın oluşumundan beri varolan kazanma hırsı paylaşımdan uzak yaşantıların ve bencilliğin oluşturduğu teraziyi hiç değilse dengede tutma çabası içinde olan iyi niyetli güzel düşünceli uzlaşmacı insanların karşı karşıya olduğu karamsarlıktır.

Ne yapabiliriz de her şey biraz daha güzel olur düşünceleri de olmasa ne hale gelirdi yaşantılarımız teşekkür etmekten aciz insanlar, minnet duygusundan uzak insanlar sığındıkları özgürce yaşadıkları nefes aldıkları adım attıkları aile kurdukları şemsiyenin tellerine neden asılırlar? Hangi geçerli sebep düşmanlığı doğurtur? Şemsiyeyi sımsıkı tutmuş ve asit yağmurundan, hain kardeşlerinin estirdiği kötü niyetli rüzgarlardan estirenleri bile kendi canı pahasına koruduğu hainlere, dost görünen kardeş bildiklerine daha ne kadar tahammül edebilecek?

Savaşlar neden çıkar anlatayım iki zıt kutuplu düşüncenin uzlaşmaması, ortasını bulmak için zerre çabanın sarf edilmediği çatışmalardan kan gölleri oluşur tıpkı vahşi ormanlarda iktidar sevdasına düşen hayvan sürüleri gibi ama hep daha fazlasını istemektir bunun adı pekala bunlara engel olamaz mıyız? olunur nasıl mı; cehaletin köklerinin kazınmasıyla şimdi en can alıcı noktaya geldik cehalet nedir? Cehalet tahsil görerek engel olunabilecek bir kavram değildir cehalet bireylerin iç dünyalarını en ince ayrıntısına kadar gezerek yanlış olan ne varsa elekten geçirerek kendi insani gelişimiyle birlikte en yakınlarındakilerin de gelişmesi için gireceği mücadeledir elbetteki örnek davranışlarla bu gerçekleşebilir ve de sabırla …

Toplumları temsil etme yetkisini elinde bulunduran yazarlarımız ellerinde tuttukları meşaleyi toplumu adına taşıma cesaretini kendilerinde bulamıyorlarsa kalemlerini bir köşeye bırakma nezaketini göstermeli ki şemsiyesi altında meşalesini ıslanmadan taşımasına yardım eden topluma sırtını dönerek siyasi emellerin aleti olan kalemleri ile ödüller alarak kandırıldığını görememeleri ne kadar acı …geçmişi hangi milletten geliyorsa bir yazar barışa kendisini adamalı ki eğer adayamayacak kadar dünya nimetlerine meylettiyse işte bu cehalettir ve savaşın tohumları cehaletin kalemin den akmış olur…okur olarak yazara saygımız var, insan olarak yazara saygımız var, millet olarak yazara saygımız var fakat…şemsiyenin telleriyle oynamaya kalkan savaş borusu çalınmasına sebebiyet verecek yazarlarımıza da gösterdiğimiz saygı kadar düşmanlık demeyelim buna sitemimiz var …iyi reklam kötü reklam ne olursa olsun dememelisiniz…sen bir yazarsan ardından güzelliklerinle kitleleri getireceksen (niyetiniz buysa ki yazarın niyeti başka hiçbir şey olamaz!) aldığın ödül elinde boş boş duracak onurlandırıldın belki fakat sen çok yanlış bir şey yaptın! Savaşı davet ettin kimliğinin altına bu insanlar seni nasıl affetsin? Seni protesto ediyorum okumayı seven bir insan olarak sırf milliyetçilik te değil bu …kitleleri çatışmaya meyil ettirecek mürekkebi kaleminden damlattığın için

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Birde Benim İçin...
Vurun kahpeye acımadan
Birde dönün benim için
Kendinize vurun!

Vurun kahpeye soysuza
Birde dönün benim için
Soysuz edene vurun!

Vurun taşlayın recmedin
Birde dönün benim için
Vurun diyene vurun!

Vurun vurun hadi!
Birde benim için dönün
Duymuyormusunuz?
Size söylüyorum! ..
Kimse kalmadımı?
Haydi...
Kalkın vurun kahpeye..

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Boş bakışlardan şehir manzaraları
Sağa dönsem olmaz sola dönsem olmaz
Bir önüme bakıyorum bir ardıma
Hiçbir şey elimdeki
Durduğum yer sabitti
Doğu ile batı
Kuzey ile güneyin
Birleştiği yerdi
Evet tam ortadaydım
Ve buradan…
Haritadan silinmiş
Bir şehrİn manzarasını
Seyreder gibiyim
Dağları,insanları
Börtü böceği
Ağaçları dereleri
Derme çatma evlerini
Vede uzun gökdelenleri
Arabalarını,gürültüsünü,karmaşıklığını
Bomboş gözlerle seyr ediyorum
Bakıyorum her yönüne
Ve bomboş düşüncelerle
Anlam dahi katmıyorum bu seyrime

GooD aNd EvıL 01-03-2009 10:30 AM

Bulurmuyum Dersin Aradığımı...
dalgaların coştuğu hani o azgın deniz
keskin bir söz gibi kayalara vuran dalgalar
ya o uçsuz bucaksız kumsalın
gibi sessizim
bir ateş yakabilirmiyim kumsalında
bir taş atabilirmiyim kara bağrına
söylesene mehtabı dinleyebilirmiyim akşamında
bir garip olurum dersin değilmi
seni düşünüp usulca ayak izlerini takip ettiğimde
söylesene deniz derya
bulurmuyum dersin sende aradığımı...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:28 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.