www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Serdar Erdemir (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133218)

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:54 AM

ne zaman;
tüm benliğimle,
gün ışığına uzansa ellerim,
hep boş kalır.
ellerimin her kalkışında;
zamansız akşam olur.
böyle zamansız akşamlarda,
gözlerim yağmurlara gebe kalır...
böyle zamansız,
yağmurlardan sonra;
yüreğime hüzün demirlenir.
beraberinde zamansız karlar /
yağar başıma!
böyle beklenmedik,
ani bastıran karla!
zamansız bir ben ölür içimde
gün ışığına hasret
gözlerim hep açık kalır...
gözlerinde ki mavi yağmurla
başında ki
beyaz karla
her gece;
zamansız
bir adam ölür içimde!
kimliksiz...
kendinden habersiz, kimsesiz
her ayrılışta yalnızlık,
yalnızlık kadar;
derin bir yalnızlık başlar /
geceden habersiz...

aynı gergef
yeniden filizlenir...
gün ışığına uzanan bütün eller
her kalkışında semaya
zamansız bastıran geceden,
yıldızlar aşırır...

15.01.2002 Çarşamba

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:54 AM

Zamandır bu geçer olsun
Su misali akar olsun
Köyde anam bekler olsun
Döneceğim haber olsun

Kırda çeşit,çeşit çiçek
Dallarında bir kelebek
Yarim beni bekleyecek
Döneceğim haber olsun

Anam’a, Babam’a selam
Kalmadı edecek kelam
Ayrılıktır benim cefam
Döneceğim haber olsun

02 Ekim 96 Salı

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:54 AM

hani bana anlatacaktın anne;
neden yıldızlar kayar her gece?
ah anne dün gece
babamın yanağından;
ıpıslak bir yıldız düştü
yüreğimin üstüne
kanlar içinde!
neden anne neden
neden yıldızlar kayar her gece?

hangi eli kanlı katil yaraladı?
masmavi gökyüzünün
özgürlük kuşlarını!
o küçücük titrek yüreklere
kim kıydı anne kim?
hani bana anlatacaktın anne;
neden yıldızlar kayar her gece?

07 Haziran 03

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:54 AM

Karlı dağında; bulut sisleriyle,
Yamaç düzünde; keklik sesleriyle,
Su yalağında ceylan izleriyle,
Yeganedir benim, şanlı Harput'um.

Destanla yoğrulu süt kalesiyle,
İhtişamlı gündüzü ve gecesiyle,
Sırtında bin-bir renk çeşidiyle,
Yeganedir benim,şanlı Harput'um.

Sürsürü 'öküz gözü' üzümüyle,
Etli köftesi, orcik şekeriyle..
Kendine has bülbül şivesiyle,
Yeganedir benim,şanlı Harput'um.

Evliyaların diyarı yadiyle,
Yöreyi süsleyen türbeleriyle,
Aşıkların, şairlerin gözüyle..
Yeganedir benim,şanlı Harput'um.

Dost canlısı, sıcak insanlarıyla,
Efsane çayda-çıra oyunuyla..,
Nam-ı tek buzluk mağaralarıyla,
Yeganedir benim,şanlı Harput'um.


'Memleket sevdasına' 1998

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

gülüm;
sen en yaralı yanımsın,
zaafım var sana karşı...
ne zaman;
habersiz bir kuş uçsa üzerinde.
haylaz bir çocuğum,
eli sapanlı...
hedefime taş koymuşum...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

Derlerdi ki; Hayyam şarap içerdi,
Delicesine kendinden geçerdi...
Oysa ki Hayyam içmeyi bilmezdi.
Ne mey, ne de şarap mana içerdi.

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
uykudasındır, teninin kokusu yayılır içime
bende saç sakal karışık, tanıyamazsın
gülüm derim, gözlerin dolar ağlayamazsın
hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
balkondasındır, cigaranın dumanı yayılır içime
bende esrik bir yaşanmışlık, tanıyamazsın
canım derim, gözlerin dolar ağlayamazsın
hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
hülyalardasındır, yüreğime kurşunlar sıkılır
bende deliyane bekleyiş, anlayamazsın
sevmek beklemekmiş, gidince anlarsın!

hiç beklemediğin anda, döner giderim kapıdan
hüzünlerdesindir, göz yaşların canıma hicran
bende veda havası, el bile sallayamazsın
öldüm derim, sen ölümü bile anlayamazsın
içinden bir şeyler kopar, ellerin uzanır boşluğa
tutan olmaz, işte o vakit beni sende anlarsın.
sevgime, sevdama hasretle kanarsın...
hiç beklemediğin anda, döner giderim kapıdan
ağlamaklısındır, içe akmak neymiş anlarsın
üzerimde beyaz harmani, dokunamazsın
dört dost canlısı omuzlarda koşar adım /
feriştağın gelse; artık bana yaranamazsın
giderim bende deliyane bir veda havası
sevgini arar, çaresiz yara gibi kanarsın
gelenler her seferinde eksiltir, seni senden
seni sevmek mutluluğunu görmekmiş anlarsın!

hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
uykudasındır, benli rüyalar siner başucuna
bende saç sakal karışık, tanıyamazsın
”Türkü Gözlüm” derim boynuma sarılır /
bırakamazsın...
hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
kulağın ayak seslerimde olsun, unutmadıysan
an heybetiyle gelince, er geç beni tanırsın,
her zamanki gibi parmak uçlarımın üstünde /
sana doğru asi bir nehir gibi akarım...
sesimi duyunca; kalbin duracak sanırsın
sevmek kavuşmakmış, ırmakları o gün anlarsın
denizim sensin, usulca sana akarım,
buluşuruz zulasında gecenin, karışırız birbirimize
hasretlik neymiş işte o gün, o gün anlarsın...
ay çıkar karanlığın bağrında saplı bir mızrak gibi
hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
unuttuysan sakın açma, cinayet silahımsın
failini ben diye ararlar, ihanetini saklayamazsın!

hiç beklemediğin anda döner, giderim kapıdan...
bir daha arasan bulamazsın / rüzgâra kapılır
yerden yere savrulur, kanarsın
bilirsin dayanamam, acın bana yazılsın!
gelirsem kıyamam sana, sen beni anlarsın
kıyılacak can var ise benim / sen sıkma canını
'sati mata ki sai'** nidalarıyla kalırsın...
hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
sen beni tanıyamazsın, tanıyamazsın
bende saç sakal karışık, pejmürde
dilenci diye bakar, avuçlarıma dolarsın...

hiç beklemediğin anda gelir, çalarım kapını
bil ki sana olan aşkımdandır, o gün anlarsın
çevirme kapıdan delidir diye sakın,
ben sensizliğin delisiyim, elbet bir gün anlarsın!

**Kutsal Anne Çok Yaşa

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

ben dokunmaya bile;
kıyamazken sana.!
kim sevdi seni hoyratça...

kim asice sarıldı sana böyle
Allah aşkına söyle;
kim sevdi seni hoyratça...

o güzelim;
masmavi gözlerinde/
hüzünden eser yoktu.
kim yaşarttı gözlerini?
ağlamadık günün yok gibi.
kim söyle;
Allah aşkına söyle;
kim sevdi seni hoyratça...

ben;
öpmeye dahi kıyamazken
kim ısırdı alt dudağını?
ben dokunmaya bile/
kıyamazken;
o pembemsi yanaklarını
kim böylesine kızarttı?
kim söyle;
Allah aşkına söyle
kim hoyratça/
sevdi seni kim
hangi Allahsız/
sevdi seni hoyratça...

21.01.02 İstanbul

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

Sürgün duygularımla perişan halde,
Karlı dağ başlarında yaktığım ateş;
Hürriyet kokan düşünceler içinde!
Üşüyen yalnızlığıma doğan güneş...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:55 AM

bir mumun ardında sıyırdın üzerinden
sana olan sevgimi
gittin; hüznün gebe kaldı bana
sevişken anıların girdi kanıma

anason kokan bir gece
yasak sevişme sonrası;
bir mumun ardında sıyırdın üzerinden/
mahremiyetini...
çırılçıplak kaldı yüreğim
hüznün gebe kaldı bana.!

çıktın zulasından yüreğimin
yetim kaldı sevilerim,
hüzne gebe şimdi gözlerim.!
gözyaşlarındır bana kalan/
yegâne emanetin...

bilki bu doğum sancılı
bu doğum yasaklı yüreğime...
bak;
don vuruyor, sensizlik kokan tenime
zemherisine tutkun olsam bile
vedasız ayrılışınla
hüznüne kalmışım gebe.!

istanbul ağlar ardından
yağmurlar demirli mavi gözlerinde
ne olur sevdiğim, dön gönül evime
varsın bakmasınlar yüzüme...
İstanbul
İstanbul bu koca şehir beni anlar
gel de yeşersin baharlar
ey efsun bakışlı yar...

ve her gece sen doğuruyor/
hüznüm...
sensizliğin tutkunluğu düşerken/
yanaklarımdan...
gülümse;
ecel gelse bile
bir hiç olarak büyürüm içinde...

27/Kasım/2006

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

Hüzünbaz, ela gözlü küçük kadın
Bilinmezdi adın, yahut muradın
Söylesene nazlı yar, nedir ahın
Ayyuka çıktı; duyulmaz feryadın.!

Tutuştu yüreğim, yangınım şimdi
Hüznü gözlerine işleyen kimdi
Vurup ta alnımdan yatarım şimdi
İntihar sebebim olma, gül kadın

Cevizli bir bahçe, incir ağacı
Mavi gözlü, esmer çocuk nidası
Nerede; kapandı yürek kapısı
Ellerim boşluğa uzanır şimdi...

Çocuk özlemin yoktu,çocuktun sen
Nazına, endamına tutkundum ben
Garip kaldı; göğsümde öptüğün ben
Oradan bir kurşun öptü, bir de sen.!

Beni görme, sensiz yaşamıyorum
Puslu kuytularda, hep ağlıyorum
Dönersin diye; aşkla bekliyorum
Aldım ahını, sabır çekiyorum.!

Nazenin yağmurları, diner belki...

Şiir gibiydi, sana olan sevgim
İçinde gizlidir, senli yüreğim
İçinde dağ gibi, büyür hasretim
Razıyım hasretini de severim.!

Yeter ki sen mutlu ol,gül sevdiğim
Başımda ki rüzgârlar, diner şimdi...

Kasım 2006

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

eli kalbine uzanan
kalbi aşk niyazında
bir çocuktum
yoncalar arasında uyudum
içimden bir ömür geçti
yelkovan akrebin peşi sıra
yorgun bir evhamla
koştu durdu...
Güneş`in yerine Ay gelip
tepemde oturdu
üstümde ayaz serinliği
üşüyen bedenim
titreyen lisanıyla konuştu
bu bir düş
bu bir aşk sonuydu
yoncalar yüzüme vurdu
korktum
kalkıp Ay`a doğru koştum
hayat peşim sıra
karanlık gölgem
dalgın dalgın ardım sıra
koştu durdu
nefes nefese kalıp yoruldum
yosun karartılı bir taşa oturdum
kimseler yoktu
esen rüzgârla konuştum
eli rüzgâra uzanan
kalbi aşk niyazında
bir çocuktum
ışığın gölgesinde uyudum
içimden bir ömür geçti...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

Silahı mermisiz,
Yüreği sevgisiz,
Bir yiğit ölüyordu.
İçimde ecelsiz...

Gözleri açıktı.
Avuçları kapalı,
Bir yiğit ölüyordu.
İçimde manalı...

İhanetin adı yok.
Umutlar sancılanmış,
Yiğitler vurulunca..!
İçten içe ağlarmış..

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

ne kadar yaşatmaya çalışsan da
yabanıl otlar bitmiştir
aşk toprağında
gül eğer, kara yazgılı başını
dökülür;
humma yemiş gibi
ateş kırmızısı saçları
yaprak, yaprak etek uçlarına
bülbül gülün yasında
düşer kolları iki yana
başlar ağıt karışımı yakarışlar
hüseyni tınısıyla
duyulmaz ne fayda…
hep boşa
gayri ihtiyari gösterilen /
eylemsel çaba
ölür;
ihanet vebasına tutulmuş
kara sevda!

03/Ocak/2007

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

bu kez benden bilmeyin
evet, belki şairim
*******i;
alfabeyle tehlikeliyim
ama ben değildim;
tanığım sadece
geceydi; aylardan Eylül
ayraçsız bir kitabın gizinde
öykünüyordum kendimce
hece, hece
dalgınlığıma gelmiş
kulağım dikkat kesilmiş
sessizce militarist radyodan/
yükselen duygusuz sese
anlatıldığına göre
iki harfi uygunsuz basmışlar
ak kâğıt üstüne
yasaklı bir kitabın ayracı ellerinde
birinin eli diğerine uzanmış
kardeşçesine
tenleri değince bir birine
gayri ihtiyâri sesleşmişler işte
biri daha varmış dediler
faili meçhullerin
üçüncü sınıf karakter(siz) oyuncusu
rol kesmiş bütün gece
şiir içmiştim; kendimde değildim
işkillenip taammüden üstlerini/
kara kalemle kalınca çizdim
isterseniz re füze edin
geceydi;
yasaklı kitabımın
ayracını istedim sadece
aşk miladım bozulmasın diye
nede olsa
yirmili yaşlarımdı
bir kalp taşıyordum sol göğsümde/
eylemsel ifadelerle
ilk eylemim değilse bile
Ay bu gece;
tam tutulacak gözlerimde!

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

onu ilk gördüğümde
yüzü güleçti
neşeliydi, güzeldi
sevdim habersiz!
sevdim ama
yalansız ve günahsız...
o sevdi mi bilmem
çok istedim
son arzumdu
yanaklarından/
ah! bir kere öpsem
kokusunu
ta ciğerlerime çeksem!

en son gördüğümde
evleniyor gibiydi
beyazlar içindeydi
çok tuhaf
yüzü solgun
gözleri kapalı
neşesizdi.
ama
her şeye rağmen
her zaman ki gibi güzeldi...
onu sevdiğimi asla bilmedi
onu ilk gördüğümde sevdim
son gördüğümde
kendimden geçtim
bir yolculuğa çıkıyor gibiydi
neşesizdi
ama her şeye rağmen güzeldi
dünyada;
-eşine az rastlanır türdendi!
sevdiğimdi...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

tut ki; sevmedik ikimizde
aşk nedir, sevda nedir?
hiç bilmedik!
yalın yaşadık hayatı
soframızda;
yavan ekmek paylaştık,
arkadaştık!
aşktan da, sevdadan da
uzaktık!
hiç mi hiç ayrılmadık,
umutlarımızı;
kapkara bir sandığa kapattık,
safran tadındaydı;
bayatladık!

oysa ki; kimi zaman
ellerimiz kavuşsa birbirine,
Şubat soğuğunda;
cayır,cayır yanardık.
kör bir inat uğruna;
birbirimize yasaklıydık.
aslında;
ikimizde farkındaydık,
biz;
birbirimize yazılıydık.
sadece;
manasız bir gururla
aldanmıştık
.......................arkadaştık
sevgi yolunda yapayalnızdık.

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:56 AM

vakittir gülüm;
sana usulca veda etmenin
bil ki;
muallak bir hayatın/
Araf’ına sığınmış bedenimi
son kez senin için sürüyorum.
gitmeli; lakin habersiz
seni uykundan uyandırmadan
alın ortana bir buse kondurup
koynuna;
tüm sevilerimi bırakıp
ölümün üstüne, üstüne
tek tabanca yürümeliyim…

buğulu gözlerine;
bakamama cüretimi bağışla
dayanamam bilirsin;
yanaklarında kaderine terkedilmiş;
gayri meşru doğmuş/
su perilerini görmeye…

vakittir gülüm;
ayrılığın beyin zonklatan acısını/
dindirmenin
saatler tersine işlemeden…

vakittir gülüm;
günlerdir ajitasyon çekiyorum
sensizliğin kızılcık şerbetini/
meyhane köşelerinde tüketerek.
unutulmuşluğumun kanayan yanını/
zil halde yaşıyorum...

gecenin sessizliğinde
gündüzün şehvetinde
yüreğim ve ciğerlerim sana ağlıyor/
her daim kan kusuyorum…
naçar bir maraz var üzerimde;
Eylüllerden kalma.
ölümcül diyiyorlar;
sebebi sensin!
senden bulaşmış bana
seni öperken, içime yürümüş/
yüreğimin her yanını bürümüş!

vakittir gülüm;
sana usulca veda etmenin
seni;
en insancıl yanından
kahve gözlerinden öpüyorum...
hoşça kal yüreğim;
bil ki yüreğinden taşınıyorum
en acı işkencelere katlanarak.
kederimden habersiz;
yanağımdan süzülen su perilerini
acımasızca katlederek
gidiyorum…

vakittir gülüm;
sana usulca veda etmenin
bil ki sana;
sağ ve sol ayrımlara sapmadan
uyduruk aşk dinletileriyle/
aklını yormadan.
veda ediyorum… hoşça kal.

11 Mart 1998

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:57 AM

ey deli hoyrat
benim emaneti kara sandığa kapat!

ne kadar mey varsa doldur saki
birazda ondan kat...
onu unutmaya çalıştıkça;
zaten kafam kıyak
ne vakit bu kokuyu duysam derinden/
yarı baygın, afrodizyak
bir saatli bomba hışmıyla
içim parçalanacak...

ölüm kusan kılıcıyla
içimde ki cellat uyandı, uyanacak
kopan vaveylayla, genç bir ormana gebe/
bakır renkli topraklar kayacak...
zelzele var diye, dağ başlarında kurtlar uluyacak!
börttü böcek suya kanacak.
acele et saki ne kadar mey varsa/
içelim içtiğimiz kadar!
günahsız atları vurdular,günahsız ceylanlar
yakındır kıyametler kopacak...

birazda onu sevmek var ıpıslak
birazda onu zil halde sendeleyerek/
yalınayak
en bakir haliyle çırılçıplak, yaşamak
işte o beklenen andır,sıyrılarak/
tepelerden inen kurşun-i gölge
yarım beden,aksak...
pepeleşir diller,olur olmaz adını sayıklayarak
birazda onun hakkı var bu yürekte;
sevgi duyguları da ederse infilâk...

çatırdar gök, bulut - bulut kabarır hasret
pespaye bir hayduttun ayak izini sürerek/
gidilen azap
yanlışlarla örülü doğruları yakacak...
her ne yana konsa; haddinden ağır çekecek/
yakındır firak...
üç asırlık uykusundan yediler uyanacak
hep bir ağızdan lânetler okuyacak...

hele bu in oğlu cin işinde varsa;
aldanıp aldatmak
işte o vakit, tutup kolları iki yana
sallayarak...
çatlamış ar damarlarına dinamitler konacak!
maske suratlar da;
narin bedenler hırpalanacak...
Mecnun'a, Ferhat'a, Kerem'e inat;
yüreklice sevenler değil,nefsi sevenler
bir yastıkta kocayacak...
Cibril yeryüzüne inmeye korkacak
hâyasızlık özgürce,kasık aralarında
İblisle koklaşacak...
adı-sanı duyulmamış günahlar doğacak!

acele edin, yüreğimin sol gözünde çırpınan/
bana yalnız o kalacak
asır oldu murdardır, rezilce yaşanan aşklar
topraklarda gözyaşı var,
aşk gülleri kan kokacak...
acele edin yoksa,ölüm kusan kılıcıyla/
kıta - kıta yayılan...
içimde ki o yarı baygın cellat, uyandı uyanacak
günahsız, günahkâr ayırmayacak!

satır,satır yazılıp, yakılarak
edep sathında katliamlar yaşanacak!
ne kadar mey varsa doldur saki/
bak neredeyse gün ışıyıp sabah olacak...
her ne acele ise arka kapıdan meyhanene/
zaptiyeler doluşacak
ahretlik sorgular başlayacak!
vakittir;
ey deli hoyrat
benim emaneti kara sandığa kapat!
sandığın da küf yerine afrodizyak kokacak
şayet bulurlarsa; çek vur alnımdan beni
ben gibi nice şairler öldü sanılacak
işte o vakit;
ölümsüzlüğün sırrına varılacak
edep yoksunu da olsa;
aşkı yazanlar hep yaşayacak...
vakittir;
ey deli hoyrat
benim emaneti kara sandığa kapat!

22 Kasım 2006

—Engin Badem’e isim için teşekkürler-

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:57 AM

dil teşbihten uzak
kifâyet aranmaz
ne kalem yazar
ne kelâm azar...
menşe-i belirsiz
gayri tabi isnat!
ancak;
telakkiyi bozar.
tekâmül ise mevcut lafız
neden peyda olur
nahiv denilen şiir?
hülasa;
yazdıklarında yoksa tesir
nokta-i nazarım;
cümrü kadardır şair!

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:57 AM

İstanbul'a kar yağar bir Eylül akşamı
gözlerimden utancım damlar
kar yağar, karnı aç bir çocuk ağlar
sotasında karanlığın...
karnı burnunda bir kadın yeniden doğar
yeniden doğar, anne olacak yeni can
İstanbul'a kar yağar sancılı hezeyan
sotasında aydınlığın...
bir Eylül akşamı İstanbul'a kar yağar

İstanbul'a kar yağar başımda deli rüzgâr
erketede ihanet, altı ateşli silahlar patlar
patlar lale tomurcukları, galibarda açar
açar yediveren gülleri, rengi maviye çalar
çalar ahşap kapıyı, soğuk elleriyle bahar
ocakta meşe pirpirimleri cayır,cayır yanar
yanar gök kubbe
İstanbul'a kar yağar bir Eylül akşamı

kar yağar, esmer tenlerden kan akar
akar boylu boyunca yoldaş ırmaklar
ırmaklar maviye özgürce kanar...
kanar evhamlı, kabuk bağlamış yaralar
yaralar, uykusunda yitirilen canlar.
canlar al içinde, kör bıçak sırtından kayar
kayar geceye küskün yıldızlar
yıldızlar, hilali şavksız kamçılar
kamçılar iner, loş ışıkta sancılar başlar
başlar kör odada ayaklara inen sopalar
sopalar yaşlı bir adamı, hain gardiyanlar
gardiyanlar usturadan tene yansırlar
yansırlar taş duvarlara
gölge oyunları başlar
İstanbul'a kar yağar bir Eylül pazarı

koşuşur sokaklardan fistanı mavi kızlar
kızlar yitik yarini karanlığın içinde arar
arar deli divâne baygın kokulu kadınlar
yavrusuna can verecek sert lokmalar
bir Eylül akşamı İstanbul'a kar yağar
yüreği avuçlarında bir deli sevdalı donar
donar maviye çalan yalancı sevdalar

bir Eylül akşamı...
İstanbul'a
kar
yağar...

20/10/2006

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:57 AM

nar çiçeği kokulu anam;
“Bir İstanbul Hatırası” diye
gakgoş babamın;
gururlu bir işçi yüreğiyle
çektirdiği;
siyah – beyaz resimler
mazide kalmış…

bildik İstanbul değil anam
solmuş Marmara’nın mavisi
Kız kulesi ve martılar yasta!
karla karışık yağmur yüklü
masmavi deniz gözleri…
kurşun gibi
ıslak bir veda busesi
süzülür Haydarpaşa'dan
vurur beni…
en sensiz kaldığım demlerde
bir ah şahlanır içimde
İstanbul ölür
İstanbul ölür anam
çocukluk saf düşlerimde

kalmak içler acısı
gitmek yürek sancısı
oy havar
gidiyorum İstanbul
hoşça kal;
gayrı yüreğinden taşınıyorum
sorma nereye diye
reddedilmenin acısını çekmeye
henüz adını bilmediğim
başak sarısı
huzurlu bir geleceğe
babam gibi;
gururlu bir işçi yüreğiyle
gidiyorum …
İstanbul mavi düşlerimin
yeşil gözlü meleği
gidiyorum hoşça kal
bağrımda sancın var
yaraladın beni güzel yar
hadi bu veda busesini hatıra say
gidiyorum hoşça kal

işçi babam;
İstanbul ölüyor çocukluk saf düşlerimde
bedel biçilmiş üstümdeki emanet cekete
şimdi
serseri bir kurşunun hazin sesi
karanlığın en tenha yerinde
kanlar içinde;
evsizlerin kemirgen gülüşleri
İstanbul ölüyor
İstanbul ölüyor anam
çocukluk saf düşlerimde…

28.12.2005

GooD aNd EvıL 08-11-2008 11:57 AM

Yıllar boyu yaşansa da,
Yalanlarla yoğrulu bir sevda;
Uğruna şiirler yazılsa da,
Anılara mahkum bir sevda;
İstemiyorum...

Mutluluklarla dolup taşsa da,
Sevgiye hasret bir ömür;
Yaşanan günler unutulmasa da,
Dargın iki aşık gönül;
İstemiyorum...

18 Mayıs 98 P.tesi

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:00 PM

bir merdiven dayayıp gökyüzüne
elbet çıkacağız, günün birinde
dalından koparmak için;
parlayan yıldızları…
sevgiliye hediye niyetine.!

yıldız,yıldızken gece;
düşsel, gerçeklikle iç,içe
seni düşündüm delice…
hayalet sesler eşliğinde
imge yoksunu
bir şiir yokladı yüreğimi
hece,hece…
günün bittiği yerde;
kadir,kıymet bilmezmiş gibi,
izbe bir tümce bıraktı:
sen diye içime.!

yalvarırım gülüm, ses ver sesime
uzak diyarlarda mı kaldın yine.?

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:00 PM

kaç gündür yoksun
umutsuz, uykusuzum...
gözlerim kan çanağı/
ıpıslak.
tek avuntum;
pakette ki son sigaram.
kaç gündür yoksun;
sigarasız, yalnızım...

kaç gündür yoksun;
pencere kenarında
yol gözler oldum..
defalarca;
tanımadığım insanlara/
seni sordum.
kaç gündür yoksun;
pervasız, hesapsızım...

kaç gündür yoksun;
evde oturmaktan,
hep aynı şeyi yapmaktan
sıkıldım....
bir gece vakti, dışarı çıktım.
kaç gündür yoksun;
çocuktum ağladım...

kaç gündür yoksun;
sana ait şiirleri okudum
vazodaki çiçeğinle konuştum..
adamakıllı dertleştik.
güldük eğlendik..
kaç gündür yoksun;
kimsin sen unuttum...

09.07.03 Çarşamba

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:00 PM

acep yatak mı sıcak;
yoksa yatak da kadın?
var bende karyola,
üzerinde yıldız yorgan
lâkin;
ayazda gibiyim,
donar tenim...
anlaşılan marifet kadın,
o da bende yok!
varsın yıldızlar;
uyanmasın yalnızlığıma
temelli buz keserim...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:00 PM

saat gecenin üçünde;
uyku tutmadı yine
saatlerce;
sigara üstüne sigara yaktım
hatıran gitmek bilmiyor...

sensizlik çok zor be kahve gözlüm
zaman geçmek bilmiyor...
canım sıkıldı;
radyo dinledim, şiir okudum
hatıran gitmek bilmiyor...

can sıkıntısından gece yarısı
kahve yaptım kendime
sensizliği yudumladım/
gecenin üçünde.!
beceremedim be kahve gözlüm
uyuyamadım ne yaptımsa yine...

bu gece de uyku tutmadı
yatağımdan kalktım
bu kez;
alışılmamış bir şey yaptım;
sensizliğe ilk defa ağladım.!
ağladım be kahve gözlüm ağladım.
hatıran gitmek bilmiyor...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

esmer bir kadın gördü ilk;
gizlendiği ağaç kovuğundan
kalbi delik bir yıldızın;
dileksiz düştüğünü
elleri kanlar içinde
masmavi gözleriyle...

üşüştü kum zencileri üzerine
esmer ellerinde, mavi düşleriyle
küçük bir yürek çırpınıyordu;
kırık cam fanus içinde...
bir ana sonra;
acılar içinde
masmavi gözleriyle...

kondu mavi güvercinler
bir ananın sol göğsüne...
gözyaşlarından içtiler
bir ananın acısı dinsin diye.!

kalbi delik bir yıldız düştü.
gökyüzüne dargın,
vad-edilen mutlu güne
doğmak için yeniden
beyazlar içinde
...Melek diye.!

bir kuş
yüreği masmavi bir kuş
beyaz kanatlarıyla uçup/
kondu anasının yüreğine;
adı Melek kalsın diye
adı mavi kalsın diye.!

anne mutluluklara gebe;
yeni bir yıldız sindi içine
küçücük yumru gözleriye
bir daha düşmesin yıldızlar diye.!
Melekler bağladı;
onu gökyüzüne elleriyle
anne bir daha ağlamasın diye.!
anne yeniden yıldız tutsun diye.!

esmer bir kadın gördü ilk;
gizlendiği ağaç kovuğundan
kalbi delik bir yıldızın;
dileksiz düştüğünü
elleri kanlar içinde
masmavi gözleriyle...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

……………………….(Ponera Pregrina)

Ponera Pregrina;
Yalnızlığının hicran musluğu cigarandan
Küller damlar, yüreğimin katran tablasına.

Ateşten buğu, ölüm kokan yalnızlığında
Yitirilmiş yarınlar mıhlı bakışlarında.
Gözlerim yanıyor ışıyan yalnızlığında,
Kan Çiçekleri açar,her nefes alışında.!

Kapkara bir duman yükseliyor ellerinden,
Sisler bürüyor etrafını, koca başının.
Mahremini rüzgâr sıyırıyor üzerinden,
Dökülüyor tül, tül karanlığa ak saçların…

Ponera Pregrina;
Ölüm kusan kurşun gibi, sürülür namluya
Çakmağının kızıllığında uyuyan Anka.!

Soğuk bir namlu uzantısı gibi doğrulur,
Cigaran hedefte can çekişen umutlara.
Ceylan gözlü bir bahar, yüreğinden vurulur
Zemheri kokulu hazan sıçrar yarınlara.

Ellerin uzanır, gecenin soğuk tenine,
Uykusuz bir ateş böceği, yanar kavrulur
Köz olmuş yüreğinden kıvılcımlar uçuşur,
Düşer cansız avuçlarının hissizliğine.!

Ponera Pregrina;
Aykırı bedenler sevişir, avuçlarında,
Yalnızlığının kangren azabı sabahında.

Esmer bir yerli mızrağı batar gözlerime
Soluksuz güvercinler tüner ciğerlerime
Habil’in ölüm sırrı nasırlı ellerimde.!
Baldıran acısı yayılır, tüm bedenime…

27 Şubat 2006

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

elden ne gelir;
çaresiz yara durmadan kanar!
gariplikler içinde/
tüm ürkekliğiyle sarı kanarya;
kapılır gider esen rüzgâra!
elden ne gelir;
sigara dumanıyla ******* yanar…

elden ne gelir;
erişilmez sevgi ufuklar kadar
bedenlerde bir sızı;
üç hain vurdular günahsız kızı.
kalplerde korku, umutsuz ve yarım
elden ne gelir;
kirli çakallar lanetiyle yaşar...

elden ne gelir;
kirlenmiş yarınlara kim bakar
taptaze umutlarda hicran
yine;
aynı cinsten hayvan ve insan
hani;
kan pıhtısına vurulmazdı zincir?
elden ne gelir;
yaratılan hep geleceğinden kaçar…

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

Kime sorduysam Akif’i;
Göstermediler,
Bilen yoktu yerini.!
Çünkü;
Hilalin şavkına,
Gömmüşlerdi tenini.!
Baş ucunda;
Aşar okuyordu,
Kanatlı bir üveyk
En yakın dostu,
Necip Fazıl Kısakürek.

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

çevir yağmur yüklü /
kahve gözlerini üzerimden
öyle tuhaf, tuhaf bakma yüzüme
ben bu solgun, renksiz eşkalimi
ucuzluktan düşürdüm
salı pazarından kelepir!
yıllar yılı kapalıyım özüme...

sakın hor görme
yıllardır doğduğum tapınaktayım.
ecel kokusu sinmiş üstüme
soğuk, yorgunluk işlemiş içime
kir pas içinde yenilmişim öfkeme
manasız bir savaştayım kendimle
yıllar yılı kapalıyım özüme...

milattan kalma sağır kapılar
kilitlenmiş üstüme
feryatlarım kuru yankılar
kör kuyuya düşmüş
yarım kalmış yarınlar
özgür düşlerim işkencede
yıllar yılı kapalıyım özüme...

üzengisinden kurtulmuş / dörtnala
dayanılmaz arzular.
çaresiz bekleyiş içerisinde
yüreğim vuslatı soluklar.
ellerim havada, sıkıntılı dualar
-ya Rab yardım et-
yıllar yılı kapalıyım özüme...

sığmaz akla, hayale
katran yeşili karanlıklar
kendi cinayetimin vebali ellerimde
kanlar damlıyor beynime
dile gelmez her cümle
hesapsız
marazi, isyan kokar
yıllar yılı kapalıyım özüme...

çabalarım /
hep boşa kahve gözlüm
ne yapsam nafile
artık dönemiyorum geriye
giremiyorum
hasretini çektiğim içime
yıllar yılı kapalıyım özüme...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

Ne vakit çıksan ortaya,
Gece uyur, toprak uyur.
Ay'a karşı kurtlar ulur.!
Bahar'ı zemheri vurur...

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:01 PM

gelince
gün düşer
gün aydın olurdu
-günüm
--dünüm
--yüzüm
---iki gözüm

gittin
esmere çaldım
ışıksız kaldım
bu sana
tutanaksız ihbarım
karanlığıma
ışığından çaldım
çerağım

şimdi
nerden baksan
tepeden tırnağa
sen boyandım
artık
kara benli
kar beyazım

19 / 02 / 2007

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:02 PM

bu sabah
o mavi o engin deniz
bir kadın doğurdu kimsesiz
bir kadın
hüznü gözlerimde batık
yarı insan yarı balık
bir veba salgını gibi
sardı her yanını
anarşist bakışlı yalnızlık
geceydi
vurdu karasularıma
vurdu iflah olunmaz bir aşkla
tuz beyazı teninin
en mahrem karası
kör korsan yarası
zıpkın sancısı
derin derin kanadı
vurdu karasularıma
vurdu intihar tutkusuyla
vurdu
vuruldum
çırılçıplak kıyımda yatışına
tutup ellerinden
soluk soluğa
aşka geldim
aşk oldum
tanıdım izinden o eski yara
sol avucunda ki ben kapkara

bir dahaki sefere, o ben olurum!

17 / 02 / 2007

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:04 PM

kıran düşse yeryüzüne,
yinede;
Mecnun-i bir cesaret vardır/
kardelenin özünde...
öyle bir cesaret ki;
kırağı vursa tüm bedene
anlık bir heves için...
başkaldırır gökyüzüne.
en az;
ana rahminde ki çocuk gibi
düşkündür gün yüzüne.!
kök denilen;
göbek kordonuyla bağlıdır sanki
puslu havalarda;
kırç tünemiş tepelere...
Üveysin gül aşkına
kutsi sevdanın.!
ömür biçtiği;
son vadededir ıslak bedeni
don tehlikesine rağmen...
ezgin bir ruhla,
sabırla bilenir
aylarca;
özlemini duyduğu özgürlüğüne.!
gülüm gözlerin kadar;
cesaretlidir kardelen çiçeği.
bakarken incitmez
gündüz güneşi...

01.12.2005 Perşembe

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:04 PM

bir yağmur yağıyordu/
karla karışık...
sanki gökten ak yıldız/
kayıyordu...
gözüm İstanbul ağlıyordu..
o güzelim
masmavi gözlerinden/
delicesine yaşlar akıyordu.
bir yağmur yağıyordu/
karla karışık.
yağmurla barışık..
gözüm İstanbul ağlıyordu.
karla karışık

10.01.02

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:04 PM

'Gıyabında'

kaldırımlar buz kesmiş gibi
soğuk ve hissiz cahil gece
intihar duygusudur / sinmiş
karanlığın sessizliğine...

o’nu bozuk bir düzenin/
kırık çarklı dişlerinin arasında yitirdim
faili cahil gece, vebali ayrılıktır
boynum kıldan ince...
lâkin ne yana dönsem odur merhalem
hayat onunla başlayıp, onunla bitiyor.
bakınca gözlerimin içine
ela gözlerinde serçeler kanat çırpıyordu/
mavi özgürlüğe!
bir tutam sevgiyi, birlikte bölüştük/
kırık bir somya üstünde...
teni tenime yasaklı,yüreği yaralı
gözlerinde İstanbul yağmurları
derin duygulu haliyle...
yanarak kavuştuk özlenen güne
bir Anka kuşu heybetiyle
o külünden yeniden doğarken
bize savrulmak düştü ayrılığın yeli esince
şimdi
müntehir acılarda, yaşlar akar gözlerden...

o’nu insanca yaşamaktan sıkılmış/
bir düzenin karanlığında yitirdim...
şimdi ellerimin harelerine sinmiş ıslaklık/
tenimin buğusunda ki sıcaklık
ondan arta kalandır...
siyah ceketimin sol cebinde ki solgun/
ucu yanık resim odur...
hüzünbaz bir gecenin son hatıratıdır/
henüz bir buçuk yaşında
gıyabında aranan, erçel bir sevinin resmidir...
bulanların, görenlerin bilgisine...
İstanbul ey güzel şehir, ey mahzun gözlü yar
o’na iyi bak, sen onun için
her şeyi bulduğuna inandığı şehirsin.!
bir ritüeldir seninle yaşamak
yanan ergeç dönermiş özüne
elimde ki tek resmi ipucu /
tenimin aşkı sinmiştir, küllerinin rengine
maviye çalar gözleri gün yüzü görünce...
birde sol yanında adım gizlidir biline
”türkü yüreklim” diye...

o’nu bir ayrılığın hüznünde yitirdim...
haylaz bir çocuk gibi yüreğimi avuçlardı
bakardı, ağlardı hain gecenin kuytusunda
saçları dağılırdı, rüzgâr görmüş yaprak gibi/
tel, tel hazan soluyan toprağın sırtında...
bana kalan poyraz soğuğu/
iliklerime değince, titrerdi kendi üşümüş gibi
gideli fazla olmadı
bir sevda katli kadar erken
bir firak kadar geç, sükunetim edebimce
bekliyorum pus vurmuş sırlı pencere önünde
defalarca soruyorum
hüzne müptelâ gelip geçenlerden
sanki hiç var olmamış bir esrarın peşinde/
çaresiz didiniyorum...
hüznüme ortak diye;
katı buzdan duvarları seçiyorum
vurup kenarından dönüyor suratıma/
ona dair sarf ettiğim
bütün güzel kelimeler
bir kuruntu sadece, elle tutulur yanı yok
meçhule doğru akıyorum, akışta ki ses boğuk
genizim de yangın var, nârı benimle doğmuş
bulup getirin kölenizim, mavi rengimiz solmuş
-İstanbul bana mı bir tek kastin
ver sevdiğimi kurak bir mevsim gibiyim
toprağın kan kusuyor, denizin cevher
kurbanım azadilik ver... o bile bana yeter!
ne ben onsuz yaşarım nede o bensiz
yazılmış ne kadar şiir varsa bu vesile
aşk adamı kör, aşk kadını nankör
ihanet dolaşıyor kıtalarda, mısralar da hicran
en güzel kelime odur, bu acıya yakışan/
hüznümü yokuşlarda intihara taşıyan...

siyah ceketimin sol cebinde ki solgun/
ucu yanık resim odur...
hüzünbaz bir gecenin son hatıratıdır.
henüz bir buçuk yaşında
erçel bir sevinin resmidir...
gıyabında aranan bir sevgilidir
bulanların, görenlerin bilgisine...

koca bir lügât sın ey sevgili
gıyabında arıyorum seni...
satır, satır dolaşarak sayfalarda/
hece, hece seçiyorum seni.

ey! sevgili
nerdesin, kiminle söyle
arıyorum seni tüm benliğimle!

Ekim/2006

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:04 PM

geç otur;
kendin ol bugün
başkalarının ayrıntılarıyla/
oyalanmayı bırak artık...
ağlarını;
sığ bölgelerde bırak denize
bırak
ağına takılanların;
yerine geçmeyi...
kendin ol bugün
kendi lisanınla konuş benimle.!

sevmek;
..en derin,
...en kızgın,
....en azgın yeridir denizin.!
ve en kırılgan yansımalardır
Güneş'e doğru sıçrayan
anadan üryan balıklar...

hilal'i kendine bağlayan
delice bir tutkudur yakamozlar...

kıyıda çırpınan, bir yürek gördüğünde
beni hatırla...
bırak ağına takılanların yerine geçmeyi
kendin ol bugün
kendi lisanınla konuş benimle.!

çıplak ayaklarla gez mesela;
kum topraklarında...
soyun gir denizin koynuna
arın günâhlarından...
çıkar,çıkar içinde/
uyuyan aldanmışlığı.!

sevmek;
..en ıslak,
...en kaygan,
....en soğuk tendir.
balıkçı ağlarında...

geç otur;
kendin ol bugün
kendi lisanınla konuş benimle.!

GooD aNd EvıL 08-11-2008 12:05 PM

kızlar geçer, bu sokaktan
allı, pullu kızlar...
ebem kuşağından kopmalar
mavi entarili
yeşil esvaplı kızlar
al dudaklı, pembe yanaklı
fistanları kıvraklı
haşin ve masum bakışlı
narin elleri kınalı
burnu hız malı
ayağı hal hallı kızlar...

kızlar geçer, bu sokaktan
göz ucuyla bakarım
yarim gelir aklıma
içten içe ağlarım...
-kızlar
-sokak
--ben
--ağlarım...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:19 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.