![]() |
Eylülde
Yaprağını açar kırmızı, pembe, Ateş düşürür gönülden gönüle, Bilinmedik aşklar gizlidir gülde, Güz gülleri gibi çık gel eylülde. Ağaç yaprağını yere indirir, Rüzgar önünde bir, bir sürüklenir, Gönlümün sahibi çıkıp da gelir, Yeni bir hayata başlar eylülde. Rüzgarlar estikçe kollar sarılır, Hayaller içinde aşka varılır, Bir dünya kurulur, kalbe sığılır, Seninle gelecek saklar eylülde. Tarlalar sürülür, bağlar bozulur, Sevgiler dikilir, tohum gömülür, Rüzgarlar esse de güzel görünür, Üzüm taneleri güler eylülde. Ali Kaybal |
Gayri Boşmuş
Neden vermez hayat aldıklarından, Bilen olmaz, senden çaldıklarından, Yarın olmaz, sebep saldıklarından, İçinden sen çıkarsın gayri boşmuş. Kulak çınlar, haber yok andığından, Onun aşkında vuslat sandığından, Deniz söndürse olmaz yandığından, İçinden sen çıkarsın gayri boşmuş. Ali Kaybal |
Gazel- 115
Sevdadan yana bir kor değsin hele tenine, Dalga, dalga yükselir, alevle yanar sine. Bülbüller boşa figan etmez gülün dalında, Aynı dertten muzdarip, sormayın öylesine. Dağların yüreğine künk ile sızanı gör, Neden çıkıyor Ferhat dağların tepesine. Kızgın kum çöllerinde nerde bulunur vaha, Yarin adı geçtikçe, sinersin gölgesine. Kızıl, pembe açmıyor sevda bahçesinde gül, Çöller gülistan olmuş, dünya dönmüş tersine. Dermani, dert çeksen de vazgeçme bu sevdadan, Sevda bir sonsuzluktur, bilmeyenin nesine. Ali Kaybal |
Gazel- hece
GAZEL (hece) Elimden tut güzelim seninle göğe çıkalım Gökler az gelir bize gökten de öte geçelim. Tadalım her zevki bir bir ölüm gelene kadar Bezm alemini kurup Kevser şarabı içelim. Erenler sofrasıdır gönüllere düşen ateş Gönlü birleştirmeye bir cur’a nûş edelim. Miraca çıkalım biz de iki rekat kılalım Gönlümüze göre bir konağı bulup göçelim. Gel Dermanî huriler saf saf hizmete duracak Nedim olan güzelden kendimize yar seçelim. Ali Kaybal |
Gazel
Sen dünyama girdin, güzelin deryasıyım ben, Sen inci gühersen, takılan gerdanınım ben. Hasret çekilir, sevgililer bayramı gelsin, Sen incime benden, kesilir kurbanınım ben. Mektup yazayım gönlüme, kar eylemiyor hiç, El cümle biliyor, yazılmış fermanınım ben. Kim karşı gelir, verdiğimiz söz kıvamında, Aşkınla yanarken dayanır dermanınım ben. Ben Dermani’yim, dert çekilen gönlü bulunca, Yıldızları kıskandıracak hayranınım ben. - - v / v - - v / v - - v / v - - Ali Kaybal |
Geçemez Düşer
Sadakadır kula elden verdiğin Güzel ahlaktandır dilde övdüğün İmanı hakikat tende gördüğün Hayale dalanlar geçemez düşer. Malın kırkta biri zekatın senin Fakirin hakkıdır hakkını verin Cennet olacaktır şimdiki yerin Zekatını vermeyen geçemez düşer. Cennet ararsın her kademesinde Şahadeti getir son nefesinde Ferahlama olur can kafesinde Şahadet etmeyen geçemez düşer. 29-11-2005 Ali Kaybal |
Geçti Artık
Bu işlem burda bitmiş artık gönül sırt dönmüş Deli gibi sevdiğim günler geriye düşmüş İçimde yanan ateş yok, bir kor vardı sönmüş Boşuna uğraşıp da kapımı çalma sakın. Ardın süre göz yaşı dökecek olan kimmiş Yalvarmalar kesilmiş çekilen sızı dinmiş Gözleri çakmak çakmak yeni bir yar edinmiş Yeni bir başlangıç bu günahım alma sakın. Ali Kaybal |
Geçti En Güzel Yıllar
Diyar, diyar dolaştım, gezindim hep çöllerde, Söylenen güzelliği dinledim çok dillerde, İçimi yakan aşkı aradım ben güllerde, Bir serabın peşinde geçti en güzel yıllar. Bir elimde kadehim, bir elimde resmi var, Gözlerinde bir mana, bakışlarında bir har, Gönlüm çeldi benim, haberi olmadı yâr, Aşk şarabın içmede geçti en güzel yıllar. Döküldü taşlar bir, bir eser kalmadı bende, Bülbüller şakımıyor, kalmadı gül sevende, Ak düşmüş saçlarına bulunmaz bir değende, Bir harabın içinde geçti en güzel yıllar. Ali Kaybal |
Gel Desen
Ne de güzel yakışır, Üzerinde gül desen, Gönlün seveni arar, Ne olurdu gel desen. Dünya malı istemem, Altınla dolsa kesen, Aşkınla çöl geçerim, Ayrılıktır ön kesen. Beni senden ayırır, Dünyayı bölen eksen, Seni bana çağırır, Sevgi tohumu eksen. Uydu olur aşkına, Yüzünde nuru gören, Yıllar dokunmaz bana, Sevdiğini söylesen. Dermani verilen kan, Seni dolaşır zaten, Yüreği senle atan, Aşkınla yanar içten. Ali Kaybal |
Gerçek Aşk
Bir dünya kuracak sevgin, çölü göl edeceksin, Çiçekle donatacaksın, hepsi gül edeceksin, Dikeni batsa da gülün, tahammül edeceksin, Yer kalmayacak kötüye, gerçek aşk dünyasında. Bakındıkça gözlerine, kalbi güm edeceksin, Bülbül gibi dala konup, terennüm edeceksin, Huzura sığın, kötüyü kördüğüm edeceksin, Yer kalmayacak kötüye, gerçek aşk dünyasında. Okşayacaksın elini, haydi gel edeceksin, Fırtına olmayacaksın, serin yel edeceksin, Canını sıkmayacaksın, zevki bol edeceksin, Yer kalmayacak kötüye, gerçek aşk dünyasında. Dermani sensin, dertliyi iyi hal edeceksin, Saracaksın kollarını, hasbihal edeceksin, Alacaksın hep gönlünü, özde bal edeceksin, Yer kalmayacak kötüye, gerçek aşk dünyasında. Ali Kaybal |
Geri Ver Sincan
Sincandan geçiyor demir yolları Yarinden ayrılan döker yaşları tutmak istedikçe tutmaz kolları Kader yazgısını şer eyleyince. Benim sevdiğime adanmış bu can Bana sevdiğimi geri ver Sincan. Dumana boğulmuş sincan dağları Yolundan geriye dönmüş çokları Hedefini vurmaz gönül okları Seven sevdiğini terk eyleyince. Benim sevdiğime adanmış bu can Bana sevdiğimi geri ver Sincan. Sincanda bozulmuş üzüm bağları Sevenlere örmüş kader ağları Benim gibi yanan çeker ahları Felek sevdiğine yar etmeyince. Benim sevdiğime adanmış bu can Bana sevdiğimi geri ver Sincan. 03-03-2006 Ali Kaybal |
Gonca Gülün Dalı
Bir gonca gülün dalına konduğumu zannederdim, Bir volkanın eteklerine konmuşum meğerse, Gülün dikeni tene batar diye kahrederdim, Aşkı diken ile zerkedermiş gülüm meğerse Ali Kaybal |
Gölbaşında Kızlar
Benim gönlümü gam almış yürümüş Bir esmer güzelin peşine gider Bu güzelin derdi beni bürümüş Derdimi bilmez kız tersine gider. Gölbaşında kızlar düğüne gider Aşkından ölürüm de yine gider. Güzeli sevdim ben perişan gönlüm Peşi süre beni almış sürümüş Yüzünü görmeden geçiyor ömrüm Derdimi bilmez kız tersine gider. Gölbaşında kızlar düğüne gider Aşkından ölürüm de yine gider. 02-03-2006 Ali Kaybal |
Gönlüm Güle Benzer
Gönlüm güle benzerdi, seven kadrini bilmez, Harcar beni kendince, içinden bile geçmez, Yar meyhaneden geçse, içer sevdayı görmez, Her şarkıda bir duble atar, kahrederim ben. Gün aşmasa dağlarda, karanlık göremezsin, Gül ağlamasın aşka, düşen yaşları dinsin, Akşamları gelsen de, gönül derdimi çeksin, Her şarkıda bir duble atar, kahrederim ben. - - v / v - - v / v - - v / v - - Ali Kaybal |
Gönül Sesi Aşk Nağmesi
Yosmanın olduğu yerden kötü geçmez dersin, Mutluluk istemeyen dert ekecektir bilsin, Loş ışıklar arasından beni cezbet gitsin, Dinle, gönlün sana seslendiği aşk nağmendir. Sen, gülistan bulunurken gülü nerden aldın, Aldanırsın güzelim, içtiğin mey yok saydın, Geçtiğin meyhaneden geçmeyecek aldandın, Dinle, gönlün sana seslendiği aşk nağmendir. Ali Kaybal |
Gördü Gözler
Doruk Ata Vurulursa Gem Şahlanmaz, Kaybolur Görkem Sallanmaz Yele, Düşmez Perçem Parmaklar, Artık Tutmaz Kalem Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Sırtının Ortasında Hançer Er Olana Kazılır Makber Tez Yayılırmış Kara Haber Kokusunu Vermiyor Amber Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Gönlümüz Yüklendi Problem Çare Diye Kurulur Denklem Çözüme Ulaşmıyor İşlem Aşkınsa Şaşırtıcı Ünlem Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Sen, İçimde Güzel Bir Kader Seni Benden Alan Mukadder Yansıtmayı Unutmuş Cevher Işığını Artık Salmaz Kamer Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Sevgin Sağanak, Gözümde Nem Ayrılık İçimde Cehennem Söndürmeye Esse de Meltem İçmeye Su Bulunsun Zemzem Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Sen Yıldırım, Ben Paratoner Derdini Çekerim Besbeter Yüreğimde Olsun Transfer Taşımaya Bulunsun Konteyner Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Başıboş Dolaşmada Sersem Yasak Tanımıyor, Aşk Mahrem Denilen Gölgelerde Gizem Dengini Bulunca Muhteşem Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Halimi Görürsün Derbeder Bitmeyecek, Gülmekte Keder Benim İçin Doğacak Zafer Boynunda Olunca Mücevher Çekilen Hüznü Gördü Gözler Ağız Bir Şey Söyler Mi Bilmem Ali Kaybal |
Görül Aşkından
Sıcağı basınca, har gelir gönül, Deli divane dolanır ardından, Az gelir, deryaya daldırsan sönmez, Sina çölü gibi yakar aşkından. Derdine dalınca, zor gelir gönül, Dokunmadan uç üstünden, altından, Göğe çıkar dağlar, bağlasan durmaz, Seher yeli gibi eser aşkından. Sevgiye kanınca, fer gelir gönül, Ceylanın şavkıyla koşar dalından, Buz kaplı kutuba göndersen donmaz, Bahar gülü gibi açar aşkından. Dermani dayanır, ter gelir gönül, Buram, buram dökülüyor alnından, İsteğidir, kalbine gömsen çıkmaz, Bağrında, ölü gibidir aşkından. Ali Kaybal |
Gururumdur
Bir parmak darbesiyle, Arka arkaya ahenkle devrilip, Keyiflenip zevk aldığında, Sıra, sıra sabırla devrilen, Zannetme ki, domine taşlarıdır, Benim gururumdur yıkılan, Beni, başkasıyla paylaşmak istediğin an. Bir ayak darbesiyle, Üst üste, ahenkle zıplayıp, Neşelenip zevk aldığında, Çıtır, çıtır kahırla dağılan, Zannetme ki buz parçasıdır, Benim gururumdur kırılan, Beni, başkasıyla aldatmak istediğin an. Ali Kaybal |
Gül Bahar
Gecenin ortasında bir kadın, Bilmeden gidiyordu dalgın, dalgın. Sanki, yerde sürünen adımlarla, Yavaş, yavaş yönelmişti kumsala. Sımsıkı sarılmış, kucağında kızı, Deniz dalgası gibi içinde bir sızı. Bir umut var yıldız gibi, o da düşer, Götürür zaman, ta başından deşer. İlk defa burada karşılaşmıştı, Elinden tutarak kucaklaşmıştı. Hiç ayrılmayacağız demişti seninle, Ama yenik düşmüştü işte ecele. Gözleri doldu, hatırladıkça üzülmüştü, Dudakları titredi, biraz da büzülmüştü. Konuşmak istedi, sözler düğümlendi, Sıktı kendini, parmakları kenetlendi. Gözlerini yumar, iki damla yaşı süzer, Kollarında uyuyan Gülbahar’ın dudağına düşer. Hayatın bütün dertleri, nefreti, Bu iki damla yaş içine gizlenmişti. Gülbahar damlaları emdi, emdi, emdi, Acılarla büyüyen bir bebek oldu şimdi. Ali Kaybal |
Gül Bahçesinde Dursam
Gül bahçesinde dursam, gönlüm alınmıyormuş, Zevk vermiyor sözün, har olmazsa gönlümüzde, Yâr yoksa, sırça köşkün olsun kalınmıyormuş, Cennet olur viran, yâr oldukça sevgimizde. Ali Kaybal |
Gül Değilse
Senin olduğun yerde gül eğilsin, Eğilmeyen varsa, sen o değilsin. Ey nev-bahar kokusu göğsüme sin, Uğruna yandığım tek değerimsin. Ali Kaybal |
Gül Kıymetini Bilmezsin
Gülü sevdiğini dersin, Diken batınca eline, Ne de çok feryat edersin, Bak dağlara, Gün batıyor üstüne, Gık çıkmıyor dağlardan, Yüreğinde hissediyor, Batarken bile sıcaklığını, Sen anlayamadın, Dikenden gül zerkini. Ali Kaybal |
Güller ve Hanımefendi
Bir bahçe Üç beş basamak inilen merdiven Kenarında kiremit rengi saksılar İçinde menevşe, kasımpatı, begonyalar Bir de hanım efendi Saçları topuz olmuş başında Arkadan çizgi, çizgi İnce bir boyun Üstünde takılı gerdanlık inci Bir gömlek giyinmiş ipekten Güller motif olmuş dizgi,dizgi Dokunsa parmakların Göğüs uçlarında canlı gibi Gül fidanları dikilmiş Arkasında ker*** duvar Kireçle beyaza boyanmış Sanki boylu boyunca tuval Yeşil dal üstünde Yaprak, yaprak bezenmiş güller Sadeliğin fonu sergilenmekte Sanki duvarın üstüne. Elini uzattı güle Parmakların arasına aldı dalı Gül, avuçlarını doldurmuştu Hafifçe öne eğildi Gözlerini kapattı Burnunu yaklaştırdı Derinden bir nefes aldı Ciğerlerine dolan koku Teniyle aynıydı Pembe- pembe, al-al açmış gülleri Koklamak için eğildiğinde Gördüm ki aynı yanakmış Kaybolup gitti güllerin renginde Şimdi anladım Hanımefendi güzelliğini Ali Kaybal |
Gülde Gör (tecnis)
Dedim utanmak nedir yar ar dedi Yorar canı mihnetle yarar dedi Bir buse dersen sana yarar dedi Ne desem şimdi ben sana gül de gör. Yasemen dururken güle yağar kar Yasemenle gülü birbirine kar Güle düşen yasemene etsin kar Gül dedin sen bana sen de gül de gör. Güller açınca yaprakların yar Yalınız sökme gülü olmasın yar El olan yerde hasretin vurur yar Hasretin acısını sen gül de gör. 27-10-2004 Ali Kaybal |
Gülşen Bize Kalsın
Kimi inci, kimi zümrüt alsın, Dizilsin ipe, gerdana salsın, İsterse doğum edip çoğalsın Bülbül size, gülşen bize kalsın. Dağlar sizin olsun, size varsın, Yanına tepeleri de alsın, İsterse eteklerden su salsın, Bülbül size, gülşen bize kalsın. Her tarafı beyaz bulut sarsın, Yağmur yağdırmaya rüzgar alsın, İsterse içinde şimşek çaksın, Bülbül size, gülşen bize kalsın. Denizler ahenkle dalgalansın, Gemiler sefere yelken açsın, İsterse martılar paye saçsın, Bülbül size, gülşen bize kalsın. Hayaller kurup çiçekler anın, İster dalında yemişe kanın, Yuvanın son kalanı inanın, Bülbül size, gülşen bize kalsın. Dermani bulur gönül, siz yanın, Bulun bir güzeli hep uyanın, Yakmayı biliyorsa dayanın, Bülbül size, gülşen bize kalsın. Ali Kaybal |
Gülün Nazı
yarim kızsa da vursa gül dalı, Başa çöker sanırım dağları. Yarim gülse de verse gül dalı, Yeri sarsar, yıkarım dağları. Ali Kaybal |
Gülün Sevdası
Bülbülüm teli tarumar etse de, Bir tebessümle gülüşen görünür. Bir pençe teni rencide etse de, Bir terennümle gülü şen görünür. Her cefayı dile reva görse de, Bir teşekkür ile gülşen görünür. Ali Kaybal |
Gümüş Ebe Cevher Dede
Köyün üstüne düşmeden günün ilk ışıkları Horozlar bile ötmeden çıkardılar dışarı. Günün doğuşunu seyre dalarlardı sabah erken Kahvaltıyı yaparlar bir yandan horozlar öterken. Cevher dedenin elinde bıçak söğüdü yontuyor Süt sağacak gümüş ebe, elinde bakraç tutuyor. Bardak bardak süt içmeyi çok sevdiğini biliyorlar Küçük Ahmet uyanınca süpriz yapmak istiyorlar. Koyunların ardı süre koşmak en büyük zevkiydi Yemyeşil bir dünyada hep güzellik sahibiydi. Güneş ışıkları cama düşmeye başlamıştı Gözüne düşen ışıkla Ahmet'de uyanmıştı. Gümüş ebe avucunun içine şeker almış Ahmed'i görününce o an dede kala kalmış. Bir iki damla göz yaşı süzülür sakalından Gümüş ebe saçlarını okşuyordu ardından. Oğullarından kalan tek hatıraydı Ahmed'i Şefkat yoğrulan kalbinden acısı hiç dinmedi. Ali Kaybal |
Güzel İçin Olmaz mı
Saçları dalgalı, gözleri çalıyor maviye, Dururum yoluna, giderim öteye, beriye, Gözlerine kurban olduğum benim olsun diye, Güzel için dua edip Allah’a tapılmaz mı? Sevdayı bülbülden dinledim, aşkı gördüm gülde, Şarkıyı terennüm ettim, nameyi buldum yelde, Saçları dağılmış rüzgarda, seni bekler halde, Güzeli görünce karşında gönül kapılmaz mı? Kalbimin ışığı çıktı, artık hava kararsa, Karşına geçip ne istiyorsun diye sorarsa, Hele bir de kolunu atıp boynuna dolarsa, Güzelle birlik, ölüm dahil her şey yapılmaz mı? Ali Kaybal |
Güzel İnat
Gül desen güler gülün güzel adından, Vazgeçmiyor gülü sevme inadından. Ali Kaybal |
Güzel Olunca
Ateşi yaktı beni, düşürdü halden hale, Şerh düşmüş üstüne “daha birinci merhale” Ali Kaybal |
Güzelin Seveni Olmasa
Aşık oldum güzele, gönüller oldu zinde, Leylak kokusu saçar, giderim ben izinde, Gözlerim görmese hiç, ellerim dokunmasa, Kokusundan bilirim, yatsam güzel dizinde. Sevgiyi yüklemeyen güzelliğin gizinde, Umutlar tükenmez mi, boşuna göz gezinde, Terennüm etmese dil, nağmeler okunmasa, Güzelliğiniz biter, silinir bak sizinde. Ali Kaybal |
Halkalar
Sevincinden hep ikili geçer, Biri sana, birisi bana dersen, Nişan yüzüğü olsun parmaklarda Çalımıyla ağırdır, tek tek geçer, Hepsi benim olsun yakışır dersen, Düğün takısı olsun dallarında. İkiz gibi ikisi birden geçer, Hiç ayrılmam senin yanından dersen, Takılı kelepçedir kollarında. Zarafeti ile sallanır geçer, Biri sağa, birisi sola dersen, Takılı küpedir kulaklarında. Meskendir zindanlar, hep acı çeker, Ne zaman kurtulurum bundan dersen, Zincir bağlı pranga ayağında. Ali Kaybal |
Hararet
Devirir dağları, dümdüz eder, Gönlüne aşk ateşi düşenler, Yeridir, dağları künkle deler, Aşka ateşle gönül verenler. Göz görmez, tozu duman bürür, Ateşe ateşle karşılık verenler, Sevgiler siste aydınlık görür, Ateşi dudakta sulh edenler. Ali Kaybal |
Hayal - et
Seni, huriler eder ziyaret, Benim kapımı çalan, hayalet, Aşkın sıcağı kavurur çölde, Ben düş göreyim, sense hayal et. Ali Kaybal |
Haz
Batan dikenle süngülen az, Bülbülün ettiği, güle naz, Yalvardığı çiçek, gül en az, Çekilir dert değil, gülen az. Dermani gülmez, sevgiler az, Baharı görmeden geçti yaz, Gönülün taliplisi bey az, Umut oldu düştü, kar beyaz. Ali Kaybal |
Hep Seni
Yokluğunun derdiyle,gözüm görmese hani, Ruhuma gir, bedenimde hissedeyim seni, Can bedene girende, aşk uyandırır teni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Konmasan dalıma, gelmese bülbülün sesi, Dalımda gül hissederim, koklarım seni, Haber getirir, beklerim seher yelini, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Unutur sanma, yanağa konan buseni, Dudağımda hissederim ılık nefesini, Seslerimi dağlar yankılasın, bekle beni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Dermani’yim tutarım perçemi, saç telini, Rüyada bulsam kolların sardığı yâreni, Mutluluğa çağırır bulurum bekleyeni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Ali Kaybal |
Hep yanımda
Kalbimi zarif kılan, Her dalında açan fidan, Ruhuma güzellik katan, Yalnız o var karşımda. Hem dalında bir güzide, Hem su dokunmaz beyhude, Gel kanıma gir ziyade, Yalnız o var karşımda. Gönüllere neşe saçan, Hep içimde yanan volkan, Hem yanımda bir hakan, Yalnız o var karşımda. Hem yazılı bir kaide, Hem dikili bir abide, Kalır nezaket içinde, Yalnız o var karşımda. Hayatı yaşanır kılan, Elimde yazılı ferman, Gönlüme sunulmuş sultan, Yalnız o var karşımda. Ali Kaybal |
Her Şey Güzel Dünyamda
Bir dünya kurdum, bütün güzellikleri içerir, Şelaleden akan nehirler, harflerden seçilir, Sulamaya vadi bulur, şırıl, şırıl dökülür, Kelimeler eksen olur, kutuplara bölünür, Dizi, dizi gönüllerden, tatlı geçerler şimdi. Kutuplar artık sıcacık, çiçek, çiçek yeşerir, Çadır altında penguenler, karda güneşlenir, İçimden gelmiyor üşümek, heyecan titretir, Aysbergde develer sırayla gezinir şimdi. İstersem çöllerde, beyaz, beyaz pamuk ekerim, Serap olur, gelinlik içinde seni beklerim, Uzatsam ellerimi, senin düşünde ellerim, Mısır piramitlerinde gala düzenler şimdi. Rahatsız edemez, keyfe keder soramaz kimse, Habersiz giremez dünyama izin vermedikçe, Zindanları sera olur, çiçekler ekildikçe, Ayrılığı gören gözlerde, yaş dökülmez şimdi. Dermani dünya kurdu, yâr ile geçilir şevkden, Övgüler diziliyor, zevkle seçilen harflerden, Tatlı tebessümle, sevdası dökülür dillerden, Şiir olur güle, yudum, yudum içilir şimdi. Ali Kaybal |
Hikmet'le Necip Bir Olur mu
İkisi de aynı coğrafyada olsaydı eğer Hikmet aranır yerde Necip olan arşa değer. Rahmet olup dökülür yükseklerden arşa eren Yukardan inenle yüz yıkar yerlerde sürünen. Biri yurdumun yollarında gitmiş kurtulaşa Vatan kahrını çekerek yol almış var oluşa. Diğeri zevke kapılmış düşmana boyun eğmiş Düşman sarınca Ran olup çekip gitmek de neymiş. Ali Kaybal |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:17 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.